TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA KEMAL SUNGUR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2507)
Karar Tarihi: 6/3/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Raportör
:
Özcan ÖZBEY
Başvurucu
:
Mustafa Kemal SUNGUR
Vekili
:
Av. Yasin TEKAKÇA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, Türk SilahlıKuvvetlerinden (TSK) dini inançları nedeniyle ilişiğinin kesildiğini, YüksekAskeri Şura (YAŞ) kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğunu, 6191 sayılıSözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile 926 sayılı Türk SilahlıKuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32. maddenin sağladığı haklardanyararlanmak üzere yaptığı başvurunun kabul edildiğini, ancak emsallerindenfarklı olarak, kendisine statü dışında olduğu döneme ait aylık ve özlükhaklarının ödenmesi yönünde yaptığı talebin reddedildiğini, Askeri Yüksek İdareMahkemesinin (AYİM) tek dereceli ve son karar mercii olduğunu, subay sınıfındanolan üyelerin seçim ve atanma usullerinin hâkimlik teminatı ve yargıbağımsızlığına aykırılık teşkil ettiğini, Mahkemenin kararlarına karşı itirazve temyiz yolunun bulunmadığını, karar düzeltme başvurusunun aynı heyetçeincelendiğini, bu talebin reddedilmesi halinde ayrıca para cezasınahükmedildiğini, bu nedenlerle Anayasa’nın 2., 10.,17., 19., 20., 24., 25., 26., 36., 38. ve 60. maddelerinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 15/4/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 17/7/2013tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, TSK bünyesinde subay statüsünde görev yapmaktaiken, YAŞ kararı ile 5/11/1987 tarihinde resen emekliedilmiştir.
6. Başvurucunun, 10/3/2011 tarih ve6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile 926 sayılıKanun’a eklenen geçici 32. maddeden yararlanmaistemi ile Milli Savunma Bakanlığı’na yaptığı başvuru, 13/5/2011 tarihindekabul edilmiştir.
7. Başvurucu, 17/10/2011 tarihlidilekçesi ile anılan Bakanlıktan 5/11/1987 – 13/5/2011 tarihleri arasındakisürelere ait aylıklar ile diğer mali haklarının yasal faiziyle birlikteödenmesini talep etmiştir.
8. Söz konusu idarenin talebe cevap vermeyerek zımnenbaşvuruyu reddetmesi üzerine, başvurucu tarafından, işlemin iptali istemiyle AYİM’e dava açılmıştır.
9. AYİM Üçüncü Dairesi, 22/11/2012tarih ve E.2012/1038, K.2012/2286 sayılı kararla, “… Geçici 32’nci madde ile getirilen haklar söz konusu kanun maddesimetninde ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Bununla birlikte madde, görev (statü)dışında geçirilen süreye ilişkin aylık ve diğer mali hakların ödenmesineyönelik bir düzenlemeyi içermemektedir. Bu konu yasama iradesine taalluk edenbir husus olduğundan, bunun eksik düzenleme olarak kabulünün mümkün olmadığıdeğerlendirilmiş, Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir. YAŞkararıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesildiği tarihten, 926 sayılıKanun’a eklenen geçici 32. madde hükümlerindenyararlandırılmasına karar verildiği tarihe kadar geçen döneme ilişkin aylık vediğer mali haklarının ödenmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır...”gerekçesine yer vererek, yasal dayanaktan yoksun gördüğü davayı reddetmiştir.
10. Bunun üzerine başvurucu, karar düzeltme istemindebulunmuştur. AYİM Üçüncü Dairesi, 21/3/2013 tarih veE.2013/376, K.2013/381 sayılı kararı ile istemi reddetmiş ve bu nedenle 203 TLpara cezasının başvurucudan alınmasına karar vermiştir.
11. Bu karar, başvurucuya 6/4/2013tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucu, 15/4/2013 tarihli dilekçesi ile 30gün içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
12. 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesi ve 4/7/1972 tarihve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 4.,8., 9., 10., 63., 66. ve 67. maddeleri.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
13. Mahkemenin 6/3/2014 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 15/4/2013 tarih ve 2013/2507 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
14. Başvurucu, TSK’den dini inançları nedeniyle ilişiğininkesildiğini, YAŞ kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olmasının hak aramahürriyetini engellediğini, bu işlemden dolayı Anayasa’nın 2.,17., 19., 20., 24., 25., 26 ve 38. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
15. Başvurucu ayrıca, 6191 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32. maddenin sağladığı haklardan yararlanmaküzere yaptığı başvurunun kabul edildiğini, ancak emsallerinden farklı olarak,kendisine statü dışında olduğu döneme ait aylık ve özlük hakları ile OYAK aidatve nemalarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi yönünde yaptığı talebinreddedildiğini, anılan maddede mali ve özlük haklarının tazminine ilişkin birkural bulunmadığını, ancak yasa koyucunun iradesinin söz konusu haklarınverilmesi yönünde olduğunu, AYİM’in tek dereceli veson karar mercii olduğunu, subay sınıfından olan üyelerin seçim ve atanmausullerinin hâkimlik teminatı ve yargı bağımsızlığına aykırılık teşkilettiğini, Mahkemenin kararlarına karşı itiraz ve temyiz yolunun bulunmadığını,karar düzeltme başvurusunun aynı heyetçe incelendiğini, bu talebin reddedilmesihalinde ayrıca para cezasına hükmedildiğini, bu nedenlerle Anayasa’nın 10., 36. ve 60. maddelerinin ihlal edildiğini iddia ederek,ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. YAŞ Kararına İlişkin İddia Yönünden
16. Başvurucu, dini inançlarından dolayı YAŞ kararı ileTSK’den ilişiğinin kesilmesi ve bu işleme karşı yargı yolunun kapalı olmasınedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
17. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihindensonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireyselbaşvuruları inceler.”
18. Anılan Kanun hükmü uyarınca AnayasaMahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem vekararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Mahkemeninzaman bakımından yetkisine ilişkin bu düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup,anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları da içerecek şekildeyetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).
19. Başvurucunun, temel hak ihlalinesebep olduğunu iddia ettiği 5/11/1987 tarihli idari işlemin, 6216 sayılı Kanun’un 76.maddesi ile geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası dikkate alındığında,23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş olduğu görülmektedir. AnayasaMahkemesinin, bu tarihten önce kesinleşen kamu gücü işlemlerini bireyselbaşvuru yoluyla denetleme yetkisi bulunmamaktadır.
20. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu işlemin 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından, başvurunun “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. AYİM Kararına İlişkin İddialarYönünden
21. Başvurucu, davasının Mahkemece reddedilmesi nedeniyleAnayasa’nın 10., 36. ve 60. maddelerinin ihlaledildiğini belirtmiş ise de, bu yöndeki tüm iddiaların adil yargılanma hakkıkapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. MahkemeninMevzuatı Yanlış Yorumladığı İddiası
22. Başvurucu, 926 sayılı Kanun’aeklenen geçici 32. maddesinin sağladığı haklardan yararlanmasına rağmen,kendisine statü dışında olduğu döneme ait aylık ve özlük hakları ile OYAK aidatve nemalarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi yönünde yaptığı talebinreddedildiğini, anılan maddede mali ve özlük haklarının tazminine ilişkin birkural bulunmadığını, ancak yasa koyucunun iradesinin söz konusu haklarınverilmesi yönünde olduğunu, Mahkemece talebinin bu şekilde yorumlanmayarak adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
24. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlardainceleme yapılamaz.”
25. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenarbaşlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
26. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireyselbaşvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği vebu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
27. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncüfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilenkanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireyselbaşvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
28. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (B. No: 2012/828, 21/11/2013, § 21).
29. Diğer taraftan adil yargılanma hakkı bireylere, davasonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olupolmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adilyargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılamasürecinde haklarına saygı gösterilmediği, bu süreçte karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekildeitiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı yada uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesitarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararınınoluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal yada bariz takdir hatası veya açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuşolması gerekir (B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).
30. Somut olayda başvurucu, işlemin hukuka aykırı olduğunubelirtmiş, AYİM ise söz konusu maddenin, görev (statü) dışında geçirilen süreyeilişkin aylık ve diğer mali hakların ödenmesine yönelik bir düzenlemeyiiçermediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
31. Buna göre, başvurucunun iddialarının esas itibarıyladerece Mahkemesi tarafından Kanun hükmünün yorumlanmasında isabet olmadığına vedolayısıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmekte ise de; yapılanincelemede, derece Mahkemesince yürütülen yargılama sırasında başvurucunun, buyoruma ilişkin iddialarını Mahkemeye sunabildiği ve Mahkemece bunların yeterlidüzeyde değerlendirildiği (§ 9) anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, somut olayda tümbilgi ve belgeler dikkate alınarak yapılan yargılama ve kurulan hükümde bariztakdir hatası veya açık keyfilik tespit edilmemiştir.
32. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun iddialarının kanunyolu şikâyeti niteliğinde olduğu ve derece mahkemesi kararlarının bariz takdirhatası veya açık keyfilik içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. AskeriYüksek İdare Mahkemesinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığı İddiası
33. Başvurucu, subay sınıfından olan üyelerin seçim ve atanmausullerinin hâkimlik teminatı ve yargı bağımsızlığına aykırılık teşkilettiğini, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının kararabağlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir.
34. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önceincelenirken belirtildiği üzere, AYİM’in oluşumu,statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa veilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleriyönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun olmadığı,kararlarından dolayı idareye hesap verme durumunda bulunmadıkları, disiplineilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığıgörülmektedir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29).Diğer yandan, sınıf subayı üyelerin en fazla dört yıllık bir süre ile görevyapmaları, disiplin konularında Disiplin Kuruluna tabi kılınmaları, görevsüreleri zarfında idari veya askeri yetkililerce herhangi bir değerlendirmeyetabi tutulmamaları, bu subayların idareye karşı bağımsızlıklarınıgüçlendirmiştir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 30;benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. MustafaYavuz ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 29870/96, 25/5/2000; Bek/Türkiye, B. No: 23522/05, 20/4/2010).
35. Açıklanan nedenlerle, somut olayda mahkemenin bağımsız vetarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından, başvurunun bu bölümünün “açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. KararDüzeltme Talebinin Reddedilmesi Sonucunda Para Cezasının Verilmesi İddiası
36. Başvurucu, karar düzeltme talebiyle yaptığı başvurununreddedilmesi üzerine, ayrıca aleyhine para cezasına hükmedilmiş olmasınınmahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini söylemiştir.
37. Somut olayda başvurucu, karar düzeltme istemindebulunmuş, Mahkemece talebi reddedilerek, başvurucu aleyhine toplam 203 TL paracezasına hükmedilmiştir.
38. 1602 sayılı Kanun’un 67. maddesinin dördüncü fıkrasında, “Yargılamanın iadesi ve kararın düzeltilmesiistekleri kanunda yazılı sebeplere dayanmıyor ise isteğin reddine karar verilirve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bu husustaki hükümlerine göre paracezasına da hükmolunur.” kuralına yer verilmiştir.
39. Anılan maddeyle karar düzeltme isteminin reddi halindebaşvurucu aleyhine para cezasına hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Bukural, mahkemeye erişim hakkı ile ilişkili bir düzenlemedir. Ancak, mahkemeyeerişim hakkı mutlak bir hak değildir. Bazı sınırlamalara tabi tutulabilir.Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylecemahkemelerin fuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul süredebitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Buyükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisiiçindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya daaşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğisöylenemez (B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38, 39).Diğer bir ifadeyle, yükletilen para cezası miktarının, bu hakkı, özünüzedeleyecek şekilde kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülüolması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir. Dolayısıyladavayı kaybetmesi halinde başvurucuya verilecek olan para cezası miktarı buçerçevede değerlendirilmelidir.
40. Buna göre, adli sürecin istismarı gerekçesiyle paracezası verilmesi, ilke olarak adil yargılanma hakkına aykırı değildir. Adaletindoğru idaresini sağlamak ve kötü niyetli başvuruları önlemek açısından bunitelikte düzenlemelerin yapılması meşru ise de, uygulanacak para cezasımiktarı, mahkemeye erişim için bir engel olarak kabul edilebilecek kadar yüksekolmamalıdır. (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Maillard/Fransa, B. No: 35009/02, 6/12/2005,§§ 35, 37; Topaloğlu/Türkiye, B.No: 38388/04, 3/7/2012; Dalar/Türkiye,B. No: 35957/05, 21/2/2012, § 52).
41. Somut iddia bu ilkeler kapsamında incelendiğinde,başvurucunun davasının reddedilmesi sonucunda 203 TL para cezası ödemekleyükümlü tutulmasına karar verilmiş ise de, hükmolunan bu miktarın, gözetilenmeşru amaç ile korunmak istenen hak açısından orantılı olduğu ve başvurucuüzerinde ağır bir yük oluşturmadığı görülmüştür. Dolayısıyla söz konusuyaptırımın mahkemeye erişim hakkına bir engel teşkil etmediği sonucunavarılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle, Mahkemece karar düzeltme istemininreddine karar verilmesi üzerine, başvurucu aleyhine para cezasınahükmedilmesinin açık bir ihlal niteliğinde olmadığı anlaşıldığından,başvurucunun bu yöndeki iddiası da “açıkçadayanaktan yoksun” bulunmuştur.
d. İkiDereceli Yargılamanın Bulunmaması İddiası
43. Başvurucu AYİM’in tek derecelive son karar mercii olduğunu, kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyizmerciinin olmadığını, karar düzeltme taleplerinin aynı daire tarafındanincelendiğini, bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ilerisürmüştür.
44. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve AİHS’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
45. Başvurucunun başvuru dilekçesinde ifade ettiği AYİMnezdinde temyiz, yani iki dereceli yargılanma hakkı, Anayasa’da güvence altınaalınmış temel hak ve özgürlüklerden olmadığı gibi, AİHS ve buna ek Türkiye’nintaraf olduğu protokollerden herhangi birinin kapsamına da girmemektedir (B. No:2012/1334, 17/9/2013, § 40).
46. Açıklanan nedenlerle, başvurukonusu ihlal iddialarının Anayasa ve AİHS’ninortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından, başvurunun bubölümünün “konubakımından yetkisizlik” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun;
1. YAŞ kararına ilişkin kısmının “zaman bakımından yetkisizlik”,
2. Mahkemenin mevzuatı yanlış yorumladığı, Mahkemenin bağımsızolmadığı ve karar düzeltme talebinin reddedilmesi sonucunda para cezasıverilerek mahkemeye erişim hakkının engellendiği iddialarına ilişkin kısmının “açıkçadayanaktan yoksun olması”,
3. İki dereceli yargılama hakkıyla ilgili kısmının “konu bakımından yetkisizlik”,
nedenleriyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
6/3/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.