TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA KIVRAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3175)
Karar Tarihi: 20/2/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Raportör
:
Elif KARAKAŞ
Başvurucu
:
Mustafa KIVRAK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 3. sınıf emniyetmüdürlüğünden 2. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirilmemesi ve bu işlemingerekçesi olan hakkındaki kamu davasının makul sürede sonuçlandırılmamasınedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının veAnayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında tanımlanan masumiyet karinesininihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 15/4/2013 tarihindeSarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyonasunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, 6/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. Emniyet amiri olarak görevyapmakta iken “görevli memura hakaret”suçundan Eşme Cumhuriyet Başsavcılığının 29/3/2005 tarih ve 2005/162 sayılıiddianamesi ile hakkında kamu davası açılan başvurucunun, Eşme Asliye CezaMahkemesi kararıyla 2 ay 20 gün hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılmasınakarar verilmiştir.
6. Başvurucunun temyizi üzerineanılan karar Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 24/6/2008 tarih ve E.2008/6664,K.2008/14420 sayılı kararıyla bozulmuş, bozma kararına uyan yerel mahkemetarafından bu kez 21/5/2010 tarih ve E.2008/373, K.2010/210 sayılı kararlahükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedilmiştir. Karar, 22/6/2010tarihinde kesinleşmiştir.
7. 12/5/2010 tarihinde EmniyetGenel Müdürlüğünce elektronik ortamda yayınlanan Emniyet Teşkilatı 2010 yılıdeğerlendirme dönemi terfi sonuçlarına göre başvurucu, 3. sınıf emniyetmüdürlüğünden 2. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi ettirilmemiştir.
8. Başvurucunun Emniyet GenelMüdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu tarafından terfi ettirilmemesine ilişkinişlemin iptali istemiyle açtığı dava, Manisa İdare Mahkemesinin 4/3/2011 tarihve E.2010/1205, K.2011/482 sayılı kararıyla davacının 2. sınıf emniyet müdürlüğürütbesine terfi ettirilmemesine yönelik kararda hukuka aykırılık görülmediğigerekçesiyle reddedilmiştir.
9. Başvurucu tarafından temyizedilen karar, Danıştay 12. Dairesinin 5/3/2012 tarih ve E.2011/4020,K.2012/1300 sayılı kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme talebi de aynı Dairenin19/2/2013 tarih ve E.2010/8239, K.2013/736 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Bukarar başvurucuya 4/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
B. İlgiliHukuk
10. 4/6/1937 tarih ve 3201sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun “Terfî ve atama” başlıklı 55. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
“Polis Amirleri, rütbe sırası ile Komiser Yardımcısı,Komiser, Başkomiser, Emniyet Amiri, 4 üncü Sınıf Emniyet Müdürü, 3 üncü Sınıf Emniyet Müdürü,2’nci Sınıf Emniyet Müdürü, 1 inci Sınıf Emniyet Müdürü ve Sınıf Üstü EmniyetMüdürüdür.
Bu rütbelere terfiler, bu maddede öngörülen sınav ve eğitimşartı saklı kalmak üzere, kıdem ve liyakata göreyapılır.
…
Taksirli suçlar hariç, paraya çevrilse veya tecil edilsedahi alınan hapis cezaları, aylıksız izinde geçen süreler, uzun ve kısa sürelidurdurma cezaları ile meslekten ve memuriyetten men cezaları, ceza sürelerikadar rütbe terfiini geri bıraktırır. Her olumsuz sicil, rütbe terfiini bir yılgeciktirir.
…”
11. Aynı maddenin son fıkrasıuyarınca çıkarılan ve 10/8/2001 tarih ve 24489 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfilerive Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmeliğin “Yüksek Değerlendirme Kurulunun değerlendirme ve kararusulü” başlıklı 25. maddesi şöyledir:
“Yüksek Değerlendirme Kurulu üyeleri; 22’nci maddebelirtilen terfi edecek personel hakkında;
a) Bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, adlimercilerce verilen kararlar ve bu kararlara dayanak olan fiillerini,
b) Bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, disiplinkurullarınca verilen disiplin cezalarına veya soruşturma bilgilerini ve busoruşturmalara dayanak olan fiil ve hareketlerini,
c) Performans değerlendirme, ödül ve başarı belgesibilgilerini,
d) Meslek içerisindeki bilgi, beceri ve davranışlarını,değerlendirerek edinecekleri kanaate göre oy çokluğu ile karar verirler.
…”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
12. Mahkemenin 20/2/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 15/4/2013 tarih ve 2013/3175numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
13. Başvurucu, hakkında EşmeAsliye Ceza Mahkemesinde açılan kamu davasında hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verildiğini ve bu kararın ceza hükmünde olmadığını,dolayısıyla rütbe terfiine engel teşkil edecek bir durumunun bulunmadığını,buna rağmen terfi ettirilmemesinin mevzuata aykırı olduğunu, 2007 yılıdeğerlendirme döneminde terfi ettirilirken 2010 yılında terfi ettirilmediğini,hakkında açılan kamu davasının makul sürede sonuçlandırılmadığını ve bu nedenleterfi değerlendirmesinde 2 ay 20 günlük mahkûmiyet kararının esas alındığını,İdare Mahkemesi kararının verildiği tarihte sonuçlanmış ve kesinleşmiş olmasınarağmen Mahkemece kamu davasının temyiz aşamasında devam etmekte olduğubelirtilerek kesinleşmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararınındikkate alınmadığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının ve 38. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen masumiyetkarinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, mahrum kaldığı özlük haklarınınödenmesi talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
14. Başvurucu, hakkında açılankamu davasının makul sürede sonuçlandırılmadığından, 2. sınıf emniyetmüdürlüğüne terfi ettirilmemesi üzerine açtığı davada verilen kararın hukukaaykırı olduğundan ve idare mahkemesinin hakkında verilen hükmün açıklanmasınıngeri bırakılması kararını dikkate almaksızın karar vermiş olması nedeniylemasumiyet karinesinin ihlal edildiğinden şikâyet etmektedir. Başvuru,belirtilen iddialara göre üç başlık altında incelenecektir.
1. Kamu Davasının Makul Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiasıYönünden
15. Başvurucu, hakkında açılankamu davasının yedi yılda sonuçlandırıldığını, hükmün açıklanmasının geribırakılmasına dair kararın makul bir süre içinde verilmemesi nedeniyle terfiedemediğini, zira terfisinin devam eden bir yargılamanedeniyle gerçekleşmediğini ileri sürmüştür.
16. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’ungeçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlemve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”
17. Anılan hüküm uyarıncaAnayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihiolup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlaraleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa Mahkemesininyetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları daiçerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/947, 12/2/2013, §16).
18. Başvuru konusu olayda,başvurucu hakkında “görevli memura hakaret”suçundan açılan kamu davasında Eşme Asliye Ceza Mahkemesinin 27/9/2007 tarih veE.2005/50, K.2007/154 sayılı kararı ile başvurucunun mahkumiyetine kararverilmiştir. Söz konusu karar, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 24/6/2008 tarih veE.2008/6664, K.2008/14420 sayılı kararıyla bozulmuş, bozmaya uyan yerelmahkemenin 21/5/2010 tarih ve E.2008/373, K.2010/210 sayılı kararıyla hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına hükmedilmiştir. Karar, 22/6/2010 tarihindekesinleşmiştir.
19. Açıklanan nedenlerle,başvurunun, makul sürede yargılama yapılmadığı iddiasına konu kararın 23/9/2012tarihinden önce kesinleştiği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğerkabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Yargılamanın Adil Olmadığı İddiası Yönünden
20. Kamu görevlisi olanbaşvurucunun terfi ettirilmemesine yönelik uyuşmazlığın “medeni hak ve yükümlülük” kapsamında vedolayısıyla adil yargılanma hakkı bakımından Anayasa Mahkemesinin konubakımından yetkisi kapsamında yer aldığı açıktır.
21. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesigereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
22. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
23. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır (B. No:2012/665, 13/6/2013, § 20).
24. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esasyönünden incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
25. Başvuru konusu olaydabaşvurucu, hakkında açılan kamu davasında hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verilmesine ve dolayısıyla üzerine atılı suç nedeniyleherhangi bir ceza almamış olmasına rağmen terfi ettirilmemesinin mevzuataaykırı olduğunu, kamu davasının devam ettiği 2007 yılı değerlendirme dönemindeterfi ettirilirken 2010 yılında terfi ettirilmemesinin hukuka aykırı olduğunuiddia etmiş, ilk derece mahkemesi ise davacıdan kıdem sırasına göre daha sonragelen ve terfi eden beş emsal emniyet müdürüne ait belgeler ile davacının sicildurumu bir arada değerlendirildiğinde takdir ve taltifleri genel olarakdavacıdan daha fazla olan kişilerin terfi ettirildiği ve bu kişilerin sicildurumlarının davacının durumuna yakın olduğu, ayrıca davacının Kuruldagörüşülme tarihi itibarıyla adli yargı yerinde 2 ay 20 gün hapis ve paracezasına mahkûm edildiği ve bu davanın temyiz yargılamasının devam ettiği, buhaliyle davacının terfi ettirilmemesi şeklinde oluşan kanaatte objektifliktenuzaklaşıldığına dair bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.Başvurucunun iddialarının mevzuatın yorumlanmasına, delillerindeğerlendirilmesine ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğuanlaşılmaktadır.
26. Adil yargılanma hakkıbireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulününadil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvurudaadil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucununyargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığıveya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendidelillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözümekavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediğiveya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olanunsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe veyabariz takdir hatasına ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir. Somutolayda başvurucunun yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmadığı, aksineterfi ettirilmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada verilenkararın sonucunun adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır (B.No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).
27. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, derece mahkemesi kararının açık bir keyfilik veya bariz takdir hatasıda içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin, “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
3. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiği İddiası Yönünden
28. Başvurucu, hakkındaki cezadavasının İdare Mahkemesi kararının verildiği tarihte sonuçlanmış vekesinleşmiş olduğu halde, Mahkemenin gerekçesinde adli yargı yerindemahkûmiyetine karar verildiğinin ve bu davanın temyiz aşamasında devam etmekteolduğunun belirtildiğini, böylece lehine olan hükmün açıklanmasının geribırakılması kararı dikkate alınmaksızın davasının reddedildiğini belirterekmasumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
29. Bireysel başvuruincelemesinde, bir ihlal iddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkialanına girip girmediğinin tespitinde Anayasa ve Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı esas alınmaktadır (B. No:2012/1049, § 18, 26/3/2013).
30. Başvurucunun ihlal iddiasınakonu olan masumiyet karinesi, Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü, Sözleşme’ninise 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenmektedir.
31. Anayasa’nın 38. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlusayılamaz”
32. Sözleşme’nin 6. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasalolarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”
33. Masumiyet (suçsuzluk)karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadansuçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak,kişinin masumiyeti “asıl”olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup, kimseyesuçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmensabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçluolarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (B. No: 2012/665,13/6/2013, § 26).
34. Bu çerçevede, masumiyetkarinesi kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyetkararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadı mahkûmiyete dönüşenkişiler açısından ise, artık “hakkında suçisnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için masumiyet karinesiiddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır (B. No: 2012/665, 13/6/2013, §27). Ancak suç isnadı mahkûmiyete dönüşse bile söz konusu mahkûmiyet hükmühukuksal anlamda kesinleşmediği sürece masumiyet karinesinin devam ettiğininkabulü gerekir. Çünkü bu durumda Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü veSözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkraları anlamında kişinin suçluluğusabit olmamıştır ve bu nedenle suçlu sayılamaz.
35. Öte yandan, ceza davasınınherhangi bir nedenle düştüğü, belirli bir süre sonra şarta bağlı olarakdüşeceği veya sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmaksızın davanın ertelendiğidurumlarda kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğini kabul etmekgerekir. Çünkü bu durumlarda ortada henüz verilmiş bir mahkûmiyet hükmübulunmamaktadır (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 27).
36. Masumiyet karinesi, cezayargılaması kapsamında bir usul güvencesi olmasına rağmen, buna ilişkinkorumanın uygulanabilir ve etkili şekilde sağlanabilmesi için beraat eden veyabir şekilde hakkındaki ceza yargılaması devam etmeyen kişilere, kamugörevlileri veya otoriteleri tarafından bunlar gerçekte suçlularmış gibimuamele edilmesinin önlenmesi gerekir. Bu kapsamda ceza davasını takip eden “ceza yargılaması niteliğinde olmayan herhangi bir yargılamada” da (hukuk, disiplin gibi),masumiyet karinesine özen gösterilmelidir. Bununla birlikte ceza yargılamasındamahkûmiyetle sonuçlanmamış aynı olaylara dayanılarak bir kişinin disiplinsuçundan suçlu bulunması veya hakkında tazminata karar verilmesi masumiyetkarinesini otomatik olarak ihlal etmez. Bu kapsamda “karar vericilerin kullandıkları dil” kritik önem taşır (benzer yöndeki AİHM kararıiçin bkz. Allen/Birleşik Krallık [BD], B. No: 25424/09,12/7/2013, §§ 92-105 ve 120-126).
37. Buna göre, ceza davası dışındafakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idariuyuşmazlıklarda, henüz kesinleşmemiş mahkûmiyet kararına dayanılması masumiyetkarinesi ile çelişebilir. Buna karşılık, idari uyuşmazlığın çözümüne esasteşkil etmesi bakımından salt kişinin yargılanmış olmasından ve mahkûmiyetinedair karardan söz edilmesi, masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden sözedebilmek bakımından yeterli değildir. (Bkz. B. No:2012/665, 13/6/2013, § 29).Bunun için kararın gerekçesinin bütün halinde dikkate alınarak mahkemecekişinin suçlu olduğuna dair bir yargıda ya da imada bulunulup bulunulmadığınınincelenmesi gerekir.
38. Öte yandan, ceza muhakemesihukuku ve idare hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Kamugörevlisinin davranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunugerektirebileceği gibi sicil, terfi, atama gibi işlemlerin tesisinde de idarecetakdir yetkisi çerçevesinde göz önünde bulundurulabilir. Böyle durumlarda cezamuhakemesi ile idarece yürütülen işlemler farklı süreçlere tabidir. Cezamuhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi işlemediğine dair hükümlerdışında, ceza mahkemesi hükmü idare makamları açısından doğrudan bağlayıcıdeğildir (Bkz. B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 30).
39. Bireysel başvuruya konu olanİdare Mahkemesi kararının gerekçesi şöyledir:
“Emniyet Teşkilatının üst düzey yönetici kademelerininbelirlenmesinde, meslekte geçirilen sürenin başlı başına belirleyiciolamayacağı; bu kamu hizmetinin kadrolarının oluşturulmasında mesleki liyakatinde kıdem öğesiyle beraber önemli bir yer tuttuğu; dolayısıyla aynı kıdeme sahippersonel arasında daha liyakatli olanların tespitinde haklarında devam eden rütbe terfiine engel adli veidari soruşturmaların bulunması, …önceki hizmetlerinde aldığı idari ve adli cezaların niteliği, bekleme süresiiçindeki sicil not ortalamasının yüksekliği şeklindeki unsurların belirleyiciolacağı açık olup, bu değerlendirme biçimi yerleşik yargısal içtihatlarla dakabul edilmektedir (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/1/2000 tarihli,E.1999/765, KR.2000/87 sayılı kararı).
Bu kapsamda oluşturulan terfi sistemi açısından davacınındurumu, 2010 yılında 2. sınıf emniyet müdürlüğünde terfiyihak eden personel listesi, terfi kararı verilen personel listesi, terfi ettirilmeyenpersonel listesi, davacıdan kıdem sırasına göre daha sonra gelen ve terfi edenbeş emsal emniyet müdürüne ait belgeler ile ilgilinin sicil durumu bir aradadeğerlendirildiğinde; soruşturma ve disiplin bilgileri ile takdir ve taltiflerigenel olarak davacıdan daha fazla olan kişilerin terfi ettirildiği, kendindensonra yer alıp terfi eden bu personellerin de sicil durumlarının davacınındurumuna yakın olduğu, ayrıca davacının Kuruldagörüşülme tarihi itibarıyla adli yargı yerinde 2 ay 20 gün hapis vepara cezasına mahkûm edildiği ve bu davanıntemyiz yargılamasının devam ettiği, bu haliyle idarenin davacınınilk defa girdiği değerlendirmede terfi ettirilmemesi şeklinde oluşan kanaatteobjektiflikten uzaklaşıldığına dair bir hususun bulunmadığı sonucunavarılmıştır.
Varılan bu sonuca göre, davacının 2. sınıf emniyet müdürlüğürütbesine terfi ettirilmemesine yönelik kararda hukuka aykırılıkgörülmemiştir.”
40. Görüldüğü üzere İdareMahkemesi kararında, dava konusu terfi ettirilmeme işleminin hukuka uygunolduğu sonucuna ulaşılırken, ceza davasının sonucundan bağımsız olaraksoruşturma ve disiplin bilgilerinin, takdir ve taltif belgelerinin ve sicildurumlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde varılan kanaate göre işlemtesis edildiğine vurgu yapılmaktadır.
41. Mahkeme kararında ek gerekçeolarak yer alan “ayrıca davacının Kuruldagörüşülme tarihi itibarıyla adli yargı yerinde 2 ay 20 gün hapis ve paracezasına mahkûm edildiği ve bu davanın temyiz yargılamasının devam ettiği”ifadesinin ise Mahkeme tarafından başvurucunun suçlu olduğunu kabul ya da imaeden bir gerekçe olduğu söylenemez. Zira anılan ifadede başvurucunun mahkûmedildiği bilgisinin yanında davanın temyiz yargılamasının devam ettiğinden debahsedilmesi, yargı kararının sonucundan ziyade devam eden yargısal sürecedikkat çekildiğini göstermektedir. Danıştay İdari Dava Dairelerinin liyakatdeğerlendirilmesinde devam eden adli, idari soruşturmaların gözetileceğiyönündeki kararına atfen Mahkeme tarafından başvurucunun suçluluğuna dairherhangi bir yargıda bulunulmaksızın salt bu sürecin vurgulanmış olmasının tekbaşına masumiyet karinesini ihlal ettiği söylenemez.
42. Öte yandan, anılan ifade ilebaşvurucu hakkındaki kamu davasının terfi değerlendirme kurulunun karartarihindeki aşamasına işaret edilmekte olup, idare mahkemesinin kararıtarihindeki hukuki durumun kastedilmediği açıktır. Dolayısıyla mahkemetarafından terfi ettirilmemeye ilişkin işlem tarihindeki hukuki durumunbelirtilmiş olması başvurucunun iddia ettiği şekilde hakkındaki hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın göz ardı edildiği anlamınagelmemektedir.
43. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun iddiaları çerçevesinde masumiyet karinesinin ihlal edilmediğininaçık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurunun,
1.Ceza davasının makûl sürede sonuçlandırılmadığıiddiasına ilişkin kısmının “zaman bakımındanyetkisizlik”,
2. Yargılamanın adil olmadığı iddiasınailişkin kısmının “açıkça dayanaktan yoksunolması”
3.Masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkin kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması”
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
20/2/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.