TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA ALKANAT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/4781)
Karar Tarihi: 22/6/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör Yrd.
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucu
:
Mustafa ALKANAT
Vekili
:
Av. Murat PATIR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 16/9/2010tarihinde açtığı işe iade davasının makul sürede sonuçlanmadığını ve anılandönemde başka bir işte çalışamadığını belirterek, adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 3/4/2014 tarihindeİstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyonasunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca 10/6/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölümtarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından6/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 10/12/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, iş akdininfeshedilmesi üzerine, 16/9/2010 tarihinde işe iade davası açmıştır.
8. Bakırköy 1. İş Mahkemesi,1/12/2011 tarihli ve E.2010/720, K.2011/898 sayılı kararıyla davanın kabulüne,feshin geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine hükmetmiştir.
9. Davalı işverenin temyiziüzerine karar, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 12/7/2012 tarihli ve E.2012/2029,K.2012/16539 sayılı ilâmıyla, teknik araştırmayı gerektiren bir konuda yalnızcatanık anlatımı ile sonuca gidildiği gerekçesiyle bozulmuştur.
10. Bozma sonrasında dosyayıdevralan Bakırköy 17. İş Mahkemesi bozmaya uyarak yaptığı inceleme sonucunda7/11/2013 tarihli ve E.2013/713, K.2013/104 sayılı kararıyla, davanın kabulüneve başvurucunun işe iadesine hükmetmiştir.
11. Davalı işverenin temyiziüzerine karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 10/2/2014 tarihli ve E.2014/1522,K.2014/2732 sayılı ilâmıyla onanarak kesinleşmiştir.
12. Onama kararı başvurucuya19/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu, 3/4/2014tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
14. 12/1/2011 tarihli ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ve 447. maddesinin (1)numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.maddesinin birinci fıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi, 22/5/2003tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin üçüncü fıkrası (bkz. B.No: 2014/1981, 18/9/2014, §§ 17–22).
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 22/6/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 3/4/2014 tarihli ve 2014/4781numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu, 16/9/2010 tarihinde açtığı işe iade davasının 4857 sayılıKanun’un 20. maddesinde yer alan üç aylık sürenin çok üzerinde bir süredesonuçlandığını ve anılan süre içinde başka bir işte çalışamadığını, bu nedenlemaddi ve manevi zarara uğradığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
17. Anayasa Mahkemesi,başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukukinitelendirmeyi kendisi yapar. Başvurucunun, işeiade davası süresince çalışamadığı ve bu nedenle maddi ve manevi zararauğradığı iddiaları, Anayasanın 48. maddesinde düzenlenen çalışma hürriyetininihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir. Başvurucunun, makul süredeyargılama yapılmadığına ilişkin ihlal iddiaları ayrıca değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Çalışma ve Sözleşme Hürriyetinin İhlali İddiası
18. Başvurucu, 16/9/2010tarihinde açtığı işe iade davası süresince başka bir işte çalışamadığını ve bunedenle maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek, çalışma hürriyetininihlal edildiğini ileri sürmektedir.
19. Anayasa’nın 148. maddesinin(3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir …”
20. 6216 sayılı AnayasaMahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
21. Anayasa’nın 148. maddesinin(3) numaralı fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralıfıkrası hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurununesasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilenhakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinkapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049,26/3/2013, § 18).
22. Anayasa’nın 48. maddesindeyer alan çalışma ve sözleşme hürriyeti, Anayasa’da güvence altına alınmış temelhak ve özgürlüklerden olmakla beraber, Sözleşme ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokollerden herhangi birinin kapsamına girmemektedir.
23. Açıklanan nedenlerle,başvuru konusu çalışma ve sözleşme hürriyetinin ihlaline yönelik iddialarınAnayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından,başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin“konu bakımından yetkisizlik”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiası
24. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda, başvurucunun yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetininaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının,kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
25. Başvurucu, 16/9/2010tarihinde açtığı işe iade davasının makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
26. Anayasa ve Sözleşme’ninortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adilyargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanmahakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
27. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
28. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolayda, iş akdinin feshi üzerine açılan işe iade davasının söz konusu olduğugörülmekle, 4857 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerinegöre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konualan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
29. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 16/9/2010tarihidir.
30. Sürenin bitiş tarihi iseyargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut yargılama faaliyeti açısındansürenin bitiş tarihinin, Yargıtay9. Hukuk Dairesinin onama kararını verdiği 10/2/2014 tarihi olduğuanlaşılmaktadır.
31. Makul sürede yargılanmahakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede önemli bir ölçüt olanbaşvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriteri çerçevesinde, gerek bireylerin ekonomik geleceği gerekçalışma barışı açısından arz ettiği önem nazara alındığında, işuyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel biritina göstermesi gerekmektedir. Bu nedenle kanun koyucu iş hukukunun çalışanıkoruyucu niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerindışında, sözlü yargılama usulüne tabi özel bir iş yargılaması sistemi ihdasederek iş davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce, mümkün olduğunca hızlı,basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/772,7/11/2013, § 59).
32. 6100 sayılı Kanun’un 447.maddesiyle, daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seriyargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına dauygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulüyazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa birincelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecekdava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772,7/11/2013, §§ 64-65).
33. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde; yargılamanın, iş ilişkisinden kaynaklananuyuşmazlıkların niteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunundavadaki menfaati de dikkate alındığında makul görülemeyecek derecede uzun birsüre olan üç yıl dört ayda tamamlandığı, yargılama süresinin uzamasında büyükoranda delillerin toplanması aşamasında geçen sürelerin ve celse aralarınınuzun tutulmasının etkili olduğu görülmektedir.
34. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin İş Mahkemesi önündegörüldüğü anlaşılmakla, 4857 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ilemedeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılamafaaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 4857sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30.maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortayakoyduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 13).
35. 4857 sayılı Kanun’unöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati teminetmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir (B. No: 2013/772, 7/11/2013, §§ 59-82).
36. Başvuruya konu davada yeralan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerininniteliği çerçevesinde davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısındanfarklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu üçyıl dört aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucunavarılmıştır.
37. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
38. Başvurucu, yargılamanınmakul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 100.000,00TL maddi ve 5.000,00 TL manevitazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
39. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
40. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin üç yıl dört aylık yargılama süresi nazara alındığında,yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında, başvurucuya net 2.250,00 TLmanevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
41. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddiaedilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
42. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Çalışma ve sözleşme hürriyetinin ihlaliyönündeki iddiasının “konu bakımındanyetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yargılamanın makul süredesonuçlandırılmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 2.250,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
22/6/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.