TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA COŞĞUN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7873)
Karar Tarihi: 20/5/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Mustafa COŞĞUN
Vekili
:
Av. Cavit ÇALIŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, askeri öğrencilik statüsüne son verilmesi üzerinemaddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle açtığı davada Anayasa’nın 36.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş,maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 4/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyonasunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 2/5/2014 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüşiçin Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş,Adalet Bakanlığı görüşünü 5/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı görüşü, başvurucuya 13/6/2014 tarihinde tebliğedilmiş olup, başvurucu, karşı görüşlerini 18/6/2014 tarihinde sunmuştur.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Kara Harp Okulunda askeri öğrenci olarak öğrenimgörmekte iken kalp rahatsızlığı nedeniyle sağlık kurulu raporuna dayanılarakokul ile ilişiği kesilmiştir.
9. Başvurucu, askeri öğrenciliğe engel rahatsızlığı nedeniyle okulaalınmaması gerektiği halde okula alındığını, bu nedenle emsallerine görehayatta geri kaldığını, sağlık hizmetindeki kusur nedeniyle bu durumun meydanageldiğini iddia ederek, uğradığını ileri sürdüğü 80.000 TL maddi ve 10.000 TLmanevi zararının tazmini istemiyle 27/7/2011 tarihinde Askeri Yüksek İdareMahkemesi (AYİM) İkinci Dairesinde dava açmıştır.
10. Yapılan yargılama ve başvurucunun uğradığı zararın tespiti içinyaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, AYİM İkinci Dairesinin 13/2/2013tarihli ve E.2011/1113, K.2013/178 sayılı kararı ile; bilirkişi raporu uyarıncabaşvurucuya 35.829 TL maddi, 3.000 TL manevi tazminat verilmesine, fazlayailişkin taleplerin reddine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarıüzerinden nispi olarak hesap edilen 4.631,19 TL avukatlık ücretinin davalıidareden alınarak başvurucuya verilmesine, 659 sayılı Genel Bütçe KapsamındakiKamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesineİlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 14. maddesi gereğince reddedilenmaddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hesap edilen 5.548,81 TLavukatlık ücretinin de başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesine, davalıidare tarafından savunmaya ek olarak gönderilen belgelerin aynı gizlilikderecesi ile iadesine hükmolunmuştur.
11. Başvurucu, AYİM kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ilerisürerek kararın düzeltilmesini talep etmiş, AYİM İkinci Dairesinin 11/9/2013tarihli ve E.2013/958, K.2013/936 sayılı kararıyla talebin reddine kararverilmiş ve karar, 8/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
12. Başvurucu, 4/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
13. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfadeÖzgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1.maddesi ile 1602 sayılı Askeri Yüksek İdari Mahkemesi Kanunu’nun 46. maddesinindördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:
“Ancak,tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usulkuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmeksuretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasınailişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğedilir.”
14. 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi şöyledir:
“Dairelerveya Daireler Kurulu, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemelerikendiliklerinden yapabilecekleri gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzumgördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesinitaraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların,ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerinbulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.
Taraflardanbiri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde bunun verilecek kararüzerindeki etkisi, görevli daire veya kurulca önceden takdir edilir, arakararında bu husus ayrıca belirtilir.
Ancak,istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetiningüvenliğine ve yüksek menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği veyüksek menfaatleri ile birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan,Genelkurmay Başkanı veya ilgili Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, sözkonusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir.
(Değişik dördüncüfıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Dava dosyasındaki bilgive belgeler taraf ve vekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafındangetirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs vemakamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veyaidarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf vevekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlükdosyasındaki dava konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.
(Ek fıkra:19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerineincelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıylataraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, tarafve vekillerine incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafındankarartılarak ayrıca gönderilir.
(Ek fıkra:19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili,karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecekunsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz,mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemeninbelirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerkarşı tarafa incelettirilebilir.
(Ek fıkra:19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilenve gizlilik derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkemeharicinde, diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlarhakkında ilgili kanun hükümleri saklıdır.”
15. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı KHK’nın 14. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ileicra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlartarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehineneticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerdeilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehinevekalet ücreti takdir edilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 20/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 4/11/2013 tarihli ve 2013/7873 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
17. Başvurucu, mahkeme kararının hüküm kısmında iadesine karar verilenve davalı idare tarafından savunma ekinde sunulan belgelerin hükme esasalındığı halde bu belgelerin tarafına tebliğ edilmemesi nedeniyle adilyargılanma hakkının, Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklerinözlerine dokunulmaksızın ilgili maddelerde belirtilen nedenlere bağlı olarakancak kanunla sınırlanabileceğini, bu sınırlamanın ölçülü olması gerektiğini,Anayasa'nın 36. maddesinin de 13. madde kapsamında kaldığını, 36. maddede isesınırlamaya ilişkin bir hüküm bulunmadığını ve bu çerçevede bu özgürlüğünkanunla dahi sınırlandırılamayacağını, ayrıca Anayasa'nın kanun hükmündekararname çıkarma yetkisini düzenleyen 91. maddesinin birinci fıkrasındaAnayasa'nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temelhakların kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceğinin hüküm altınaalındığını, aksi düşünülse bile kanun hükmünde kararname düzenlemesinin ölçülüolmadığını, bu şekilde hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş,5.866,8 TL maddi ve 5.000 TL manevi zararının tazminine karar verilmesini talepetmiştir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder. Başvurucunun, davalı idare tarafından savunma dilekçesinin ekindesunulan belgelerin incelettirilmediği yönündeki iddiasının silahların eşitliğive çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiası başlığında, aleyhehükmedilen avukatlık ücretine yönelik iddiasının ise mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiği iddiası başlığı altında incelenmesi değerlendirilmiştir.
a. SilahlarınEşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkesinin İhlal Edildiği İddiası
19. Başvurucu, mahkeme kararının hüküm kısmında iadesine kararverilen ve davalı idare tarafından savunma ekinde sunulan belgelerin hükme esasalındığı halde bu belgelerin tarafına tebliğ edilmemesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
20. Bakanlık görüş yazısında, AYİM’in,davayı karara bağlarken iadesine karar verdiği belgeleri değerlendirerek hükümkurmadığını, dolayısıyla anılan belgelerin hükme esas alınmadığını, diğertaraftan başvurucunun yargılama safhasında bu yönde bir itirazının dabulunmadığını belirtmiş ve bu durumun değerlendirilmesi gerektiğinibelirtmiştir.
21. Başvurucu cevap dilekçesinde, iadesine karar verilen belgelerindava dosyasına sunulduğundan dahi haberinin olmadığını, ancak gerekçeli kararile belgelerin sunulduğunu öğrendiğini belirtmiştir.
22. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
23. Sözleşme’nin “Adil yargılanmahakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
24. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil olmaküzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamındakabul edilmekte olup, bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanmahakkı gibi, adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgilihükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadıışığında yorumlamak suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibiilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013,§ 38).
25. AİHM, hükme esas olan ve gizli olduğu belirtilen belgeleretarafların erişiminin kısıtlanmasını ihlal sebebi saydığı birçok kararındanbiri olan Miran/Türkiye kararında, Askeri Yüksek İdari Mahkemesinde görülendavada "gizli" ibarelibelgelere başvuranın erişiminin imkânsız olmasına ilişkin şikayetyönünden Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal edildiğinekarar vermiştir (Miran/Türkiye,B. No: 43980/04, 21/4/2009). AİHM, benzer bir kararında da “gizli” ibareli belgelere erişiminsağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırıolduğu gerekçesiyle Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlaledildiğini hükme bağlamıştır (GünerÇorum/Türkiye, B. No: 59739/00, 31/10/2006, §§, 21-30).
26. 6000 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52.maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş ve maddeye beşinci ve altıncıfıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede, dava dosyasındaki bilgi vebelgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu, ancak mahkeme tarafındangetirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs vemakamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veyaidarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf vevekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlükdosyasındaki dava konusu haricindekilerin taraf ve vekillerineincelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek niteliktekibilgi ve belgeler, bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olandiğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek suretlerinin,ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacıtaraf veya vekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmayaesas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, buitirazın, mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemeninbelirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi vebelgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır (Bülent Karataş, B. No: 2013/6428,26/6/2014,§ 75).
27. Başvuru konusu olayda, başvurucu tarafından, sağlık sorunlarınınbulunması nedeniyle askeri okula girmesinin mümkün olmamasına rağmen idareninkusuru neticesinde okula kaydının yapıldığı ve daha sonra okul ile ilişiğininkesilmesi sonucunda emsallerine göre hayatta geri kaldığı gerekçesiyle uğradığımaddi ve manevi zararların tazmini istemiyle AYİM İkinci Dairesinde davaaçılmış, Daire idarenin hizmet kusurunun olduğu sonucuna ulaşarak başvurucununuğradığı maddi zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırmış ve bilirkişiincelemesi neticesinde tespit edilen maddi zarar ile takdir ettiği manevizararın davalı idareden alınarak başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.
28. Görüldüğü üzere, başvuruya konu uyuşmazlıkta davalı idareninhizmet kusurunun varlığı tespit edilmiş, maddi zararın miktarına yönelik kısmıiçin bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve bu rapor hükme esas alınarakuyuşmazlık hakkında karar verilmiştir. Davanın hiçbir aşamasında dava dosyasınasunulan belgelerin değerlendirildiğine yönelik bir bilgi bulunmadığı gibibaşvurucu tarafından eğer ilk derece yargılaması sırasında söz konusu belgelertebliğ edilmiş olsaydı mahkeme önünde dile getiremediği hangi ilave tezleriileri süreceğine ilişkin olarak da bir açıklamada bulunulmamıştır.
29. Sonuç olarak somut olayda silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkesinin ihlal edilmediği anlaşılmaktadır.
30. Açıklanan nedenlerle, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkesine yönelik açık bir ihlal olmadığından, başvurunun bu kısmının, diğerkabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. MahkemeyeErişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası
31. Başvurucunun, aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin mahkemeyeerişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksunolmayıp, başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından, bu şikâyetyönünden başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
32. Başvurucu, ıslah imkânınınve haksız çıkan taraf lehine nispi avukatlık ücretine hükmedilmesine yönelikbir düzenlemenin olmadığı dönemde dava açtıklarını ve dava açarken o döneminşartlarına göre dava konusu miktarı belirlediklerini, dava devam ederkenyürürlüğe giren 659 sayılı KHK’deki düzenleme ile öngörmedikleri bir şekildeavukatlık ücreti ödemeye mahkûm edildiklerini, bu durumun hak arama özgürlüğünüihlal ettiğini iddia etmiştir.
33. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin daha önce bu konu hakkında kararverdiğini belirterek, başvurucunun bu şikayetihakkında görüş sunmayacağını bildirmiştir.
34. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” başlıklı 36. maddesi şöyledir:
“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma(Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adilyargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbirmahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”
35. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyenveya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkemekararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkınıihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
36. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılanveya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarınınhükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahaleoluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleridisipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir. Ancak, busınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalıve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararınıngerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacakşekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş olması gerekir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §61-62).
37. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlıkücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkınayönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesiiçin kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olmasıgerekir. Başvuru konusu olayda dava açılmadan önce 2/11/2011 tarihindeyayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğudavaların, idarenin bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve avukatlartarafından takibi öngörülmüş olup, davanın reddi halinde idare lehine avukatlıkücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksiz başvurularınönlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin fuzuli yere meşguledilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıyla başvurucularabelli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamuotoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayıimkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi halindebaşvurucuya yüklenecek olan avukatlık ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir(Serkan Acar, B. No: 2013/1613,2/10/2013, § 38 - 39).
38. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyanbaşvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlıkücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirlidava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeyebaşvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda, davanın özelkoşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişimhakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (ÖzkanŞen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 54).
39. Başvurucunun tam yargı (tazminat) davasını açtığı 27/7/2011tarihi itibarıyla yürürlükteki usulhükümlerinde, dava dilekçesinde belirtilen talep konusu miktarınsonradan ıslah yoluyla değiştirilmesini öngören bir düzenleme bulunmamaklabirlikte dava sonucunda haksız çıkan davacının, her halükardadavalı idare lehine, reddedilen miktar üzerinden nispi avukatlık ücretiödemesini gerektiren düzenlemenin bulunduğu anlaşılmaktadır.
40. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi vebenzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesindebelirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hakkazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veyaöngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bubelirsizliğin, talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluylaaşılması da 1602 sayılı Kanun gereği davanın açıldığı 27/7/2011 tarihiöncesinde mümkün olmadığından, hak kaybına uğramak istemeyen davacıların,tazminat taleplerine ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneklerininolmadığı görülmektedir.
41. Başvurucunun da bu nedenle, AYİM’eaçtığı davada uğrağı zarar için 80.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminattalebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. AYİM, başvurucu lehine toplam 38.829 TLmaddi ve manevi tazminata ve 4.631,19 TL avukatlık ücretine hükmettikten sonra,başvurucunun reddedilen fazlaya ilişkin tazminat talepleri üzerinden de davalı idarelehine 5.548,81 TL avukatlık ücreti ödemesine karar vermiştir.
42. Buna göre, başvurucunun dava açtığı sırada ıslah imkânınınolmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek tuttuğu, hakkazandığı toplam 43.460,19 TL tazminat ve avukatlık ücreti karşısında 5.548,81TL de bir avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğü altına girdiği anlaşılmaktadır.
43. Başvurucu aleyhine avukatlık ücreti ödenmesini öngörendüzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Budüzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesigerekir.
44. Somut olayın koşulları bir bütün halinde değerlendirildiğinde,başvurucunun dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybınauğramamak amacıyla talebini yüksek tuttuğu, hak kazandığı 43.460,19 TL tazminatve vekâlet ücreti karşısında 5.548,81 TL avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğüaltına girdiği anlaşılmaktadır. Buna göre, toplam kazanılan tutarın yaklaşık % 13’ü oranında avukatlık ücretinin karşı tarafa ödenmesineilişkin AYİM kararının hükmedilen tazminat miktarını anlamsız kıldığı,başvurucunun tazminat alacağının tamamından ya da önemli bir kısmından mahrumkaldığı ve bu durumun başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik birmüdahale oluşturduğu ve ölçüsüz olduğu söylenemez.
45. Açıklanan nedenlerle, yapılan müdahale ölçülü olduğundanbaşvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişimhakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Aleyhe avukatlık ücretine hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlalettiğine ilişkin iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına,
20/5/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.