TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA GÜRKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7304)
Karar Tarihi: 15/4/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Yunus HEPER
Başvurucu
:
Mustafa GÜRKAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu çift taraflı maddihasarlı trafik kazasında düzenlenen kaza tespit tutanağının iptali için açmışolduğu davanın mahkemenin görevli olmadığından bahisle reddedilmesi nedeniyle mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 20/9/2013 tarihindeKars 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bireksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, 31/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, 10/10/2012tarihinde Kars ilinde çift taraflı ve maddi hasarlı bir trafik kazasınakarışmıştır. Olay yerine gelen polis ekibi “maddihasarlı trafik kazası tespit tutanağı” düzenlemiş ve tutanaktabaşvurucunun da kazada kusurlu olduğu belirtilmiştir.
6. Başvurucu kendisinin olaydakusursuz olduğunu ileri sürerek tutanağın iptali için Kars 1. Sulh CezaMahkemesine 22/7/2013 tarihinde itirazda bulunmuştur.
7. Kars 1. Sulh Ceza Mahkemesi,23/7/2013 tarihli kararı ile itirazı reddetmiştir. Mahkeme, başvurucu aleyhinebir idari yaptırım kararı bulunmadığı, kaza tespit tutanağında yapılan kusurdeğerlendirmelerine karşı itirazlarda sulh ceza mahkemelerinin görevliolmadığı, olayla ilgili olarak ilerde çıkacak ceza veya hukuk uyuşmazlıklarındailgili mahkemelerce kusura ilişkin bilirkişi raporu alınabileceği, ayrıcabaşvurucunun kaza kusur oranına karşı hukuk mahkemesinde talepte bulunabileceğigerekçelerine dayanmıştır.
8. İtiraz üzerine Kars 2.Asliye Ceza Mahkemesi, 13/8/2013 tarihli kararı ile itirazı reddetmiştir. Kararbaşvurucuya 21/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
9. Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru 20/9/2013 tarihinde yapılmıştır.
B. İlgiliHukuk
10. 13/10/1983 tarihli ve 2918sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Trafikkazalarına el koyma ve bilirkişilik:” kenar başlıklı 83. maddesişöyledir:
“Trafik kazalarına;
a) Adli yönden gereği yapılmak üzere mahalli genel zabıtaca,
b) Kazanın oluş nedenlerini, iz ve delillerini belirleyerektrafik kaza tespit tutanağı düzenlemek üzere de trafik zabıtasınca el konulur.
Trafik zabıtasının görevli olmadığı veya bulunmadığıkarayollarında meydana gelen kazalarda trafik kaza tespit tutanağı mahalligenel zabıtaca düzenlenir ve bir örneği o yerin trafik zabıtasına gönderilir.
…
Trafik zabıtası, usul kanunlarına göre görevlendirilirse,trafik kazalarında bilirkişilik yapar.
…”
11. 2918 sayılı Kanun’unKanunu’nun 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 20. maddesi iledeğiştirilen “Bu Kanundaki suçlarla ilgilidavalara bakacak mahkemeler ve yetkileri” kenar başlıklı 112.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Sürücü belgelerinin geçici olarak geri alınması hariç olmaküzere bu Kanundaki; hafif para cezasını veya bununla birlikte hafif hapiscezasını, belgelerin geri alınması ve iptali veya işyerlerinin kapatılmasıcezasını gerektiren suçlarla ilgili davalara trafik mahkemelerinde, bunların bulunmadığıyerlerde yetki verilen sulh ceza mahkemelerinde bakılır.”
12. 18/7/1997 tarihliKarayolları Trafik Yönetmeliğinin “TrafikKazalarına El Konulması” kenar başlıklı 154. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Trafik kazalarına el konulmasında aşağıda gösterilen esasve usuller uygulanır.
a) Trafik kazalarına;
1) Adli yönden gereği yapılmak üzere mahalli genel zabıtaca,
2) Kaza nedenlerini, iz ve delillerini belirleyecek “KazaTespit Tutanağı” düzenlemek üzere de trafik zabıtasınca (polis veya jandarma),el konulur.
Trafik zabıtasının görev alanı dışında kalan yerler ile elkoyamadığı durumlarda, trafik kaza tespit tutanağı, örneğine uygun olarakmahalli zabıta tarafından düzenlenir ve bir örneği o yerin trafik zabıtasınagönderilir.”
13. Karayolları TrafikYönetmeliğinin 21/3/2012 tarihinde değiştirilen “Trafik Kazalarına İlişkin İşlemler” kenar başlıklı 156.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Trafik kazaları ile ilgili olarak yapılacak işlemlerdeaşağıdaki usul ve esaslar uygulanır.
a) Trafik kazası tespit tutanağının düzenlenmesi
1) Örneğine uygun olarak; kaza yerinin durumu, iz vedeliller, kazaya karışan sürücüler, varsa ölü veya yaralılar, hasar veya zarar,gün ve saat ile gerekli görülen diğer hususlar belirtilmek üzere düzenlenir veolay yerinin durumu bir krokide gösterilir. Tutanağa kazazedelerin olayyerindeki ölüm veya yaralanma durumu işlenir.
Trafik Kazası Tespit Tutanağı; soruşturma evrakına eklenmek,dosyasında saklanmak ve sayısına göre taraflara verilmek üzere yeter sayıdadüzenlenir.
Trafik kazası tespit tutanağının düzenlenmesi ile tutanaktayer alan bilgilerin bir veri tabanında toplanmasına ve bu bilgilerin ilgilitaraflarla paylaşımına ilişkin usul ve esaslar Emniyet Genel Müdürlüğüncebelirlenir.
2) Trafik kazası tespit tutanağı düzenlemeye 154 üncü maddenin (a) bendi gereğince trafik zabıtası vegenel zabıtanın görevli personeli yetkilidir.
Tutanaklar en az iki görevli tarafından düzenlenir. Hafifyaralanmalı veya hasarlı kazalarda tek görevli tarafından rapor şeklinde de düzenlenebilir.
Ancak, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait araçların karıştığıtrafik kazalarında bir askeri temsilcinin bulundurulması mecburidir.
3) Tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusuroranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralınıihlal ettiğini belirtirler.
…”
14. Karayolları TrafikYönetmeliğinin 21/3/2012 tarihinde değiştirilen “Trafik Kazalarına İlişkin İşlemler” kenar başlıklı 156.maddesinin ilgili kısmının önceki hali şöyledir:
“3) Tutanak düzenleyenler, taraflar için kusur oranı belirtirler(…)”
15. Anayasa’nın “Uyuşmazlık Mahkemesi” kenar başlıklı 156.maddesi şöyledir:
“Uyuşmazlık Mahkemesi, adlî, idarî ve askerî yargı mercileriarasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir.
Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluşu, üyelerinin nitelikleri veseçimleri ile işleyişi kanunla düzenlenir. Bu mahkemenin Başkanlığını AnayasaMahkemesince, kendi üyeleri arasından görevlendirilen üye yapar.
Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.”
16. Uyuşmazlık Mahkemesinin9/4/2012 tarih E.2012/102, K.2012/92 sayılı kararın gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“… Bu düzenlemelere göre, maddi hasarlı kaza tespittutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıklarınçözümüne esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir belge olup, idariişlem niteliği de bulunmayan bu belgenin, adli yargı yerlerinde çözümlenecekuyuşmazlıkların görümü sırasında o mahkemelerce değerlendirilecek olduğundan,maddi hasarlı kaza tespit tutanağına yönelik davanın idari yargı yerindegörülmesi olanağı bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacı vekili tarafından; maddi hasarlı trafik kazatespit tutanağına itirazen açılan ve idari yargıyerinde görülmesi olanağı bulunmayan davanın görüm ve çözümünde adli yargıyerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır…”
17. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin20/5/2013 tarih E.2013/3973, K.2013/7268 sayılı kararın gerekçesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatıntahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğineilişkindir.
Kaza tespit tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerliolan resmi belge niteliğindedir. Kaza tespittutanağında belirtilen olgu ile bilirkişi raporunun çelişmesi halinde buçelişkinin giderilmesi gerekir. Somut olayda resmi görevlilerce düzenlenen08.09.2010 tarihli kaza tutanağında davacı araç sürücüsünün kusursuz olduğu,davalı araç sürücüsünün geçme kurallarına riayet etmemekten kusurlu olduğubelirtilmiştir.
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan vehükme esas alınan 17.10.2012 günlü bilirkişi raporunda ise davalı araçsürücüsünün kavşaklarda geçiş önceliğine uymamaktan % 75,davacı araç sürücüsünün ise kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamaktan % 25oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Kaza tespit tutanağı ve bilirkişiraporu arasında çelişki bulunması halinde bunun giderilmesi gerekir. Kazatespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasında çelişki giderilmeden eksikinceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece İstanbul Teknik Üniversitesi veyaKarayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti gibi kurumlardan seçilecek kusurkonusunda uzman bilirkişiden dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı ve öncekibilirkişi raporunun da irdelendiği tarafların olaydaki kusur durumları yönündenayrıntılı, açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli kaza tespit tutanağı ilebilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi gideren bir rapor alınarak sonucuna görekarar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğrugörülmemiştir.”
18. Yargıtay 17. HukukDairesinin 23/10/2013 tarih E.2013/14278, K.2013/14207 sayılı kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemineilişkindir. Kaza tespit tutanağında çevreden alınan bilgiye göre davalı sürücüMurat Aslan'ın kırmızı ışık ihlalinde bulunduğu bu nedenle %100 kusurlu olduğubelirtilmiş, davacı vekili %100 kusura dayanarak işbu davayı açmıştır. Davalı İsmayil vekili, sürücünün kırmızı ışıkta geçtiğine dairdelil olmadığını, davacı tarafın kırmızı ışık ihlalinde bulunduğunu, davalısürücünün yeşil ışıkta geçtiğini belirterek delil listesi ibraz etmiş vetanıklarının dinlenmesini talep etmiştir. Mahkemece davalı vekili tarafındanbildirilen tanıklar dinlenmeden kusur yönünden bilirkişi incelemesi yapılmışhükme esas alınan bilirkişi raporunda aksi sabit olana kadar geçerli kazatutanağı dışında ışık ihlaline ilişkin delil olmadığından davalı Murat Aslan'ınkırmızı ışıklı trafik işaretinde geçtiği ve %100 kusurlu olduğu kabuledilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece davalı İsmayil vekili tarafından bildirilen tanıkların ve tutanaktanıklarının (gerektiğinde) usulüne uygun biçimde dinlenmeleri daha sonra kusurtespitini yapan bilirkişiden tarafların kusur durumunda değişiklik olupolmayacağı hususunda ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesigerekirken yazılı olduğu biçimde davalı tarafın savunma hakkının kısıtlanmasınayol açacak şekilde bildirilen tanıklar dinlenmeden hüküm kurulması doğrugörülmemiştir.”
19. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin4/10/2012 tarih E.2011/13761, K.2012/14278 sayılı kararın gerekçesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Dosya içeriğine göre; davalı cevap dilekçesiyle kazadadavacının da kusuru olduğunu ileri sürerek kaza tespit tutanağına itiraz etmişve delilleri arasında bilirkişi incelemesi talep etmiş olmasına rağmen, mahkemecekusura ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadan dava dilekçesinde ileri sürülenolgulara göre maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin eksik incelemeyle hükümkurulması doğru olmamıştır.
Bu belirlemelere göre yerel mahkemece yapılacak iş; taraflarınkusur durumu usulünce belirlendikten sonra, uğranılan maddi zarara ilişkinbilirkişi raporu alınmalı, sonucuna göre maddi ve manevi tazminat hususunda birkarar verilmelidir. Tarafların kusur durumu belirlenmeden eksik incelemeylekarar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.”
20. Yargıtay 11. HukukDairesinin 30/1/2007 tarih E.2006/13872, K.2007/1062 sayılı kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Dava, haksız eyleme dayalı ve 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanunu kapsamında kalan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, kaza ile ilgili olarak kusur raporu alınmaksızınkarar verilmiş ise de; 2918 Sayılı KTK’nun83 ncü maddesine göre düzenlenen trafik kaza tespittutanağı, tarafların kusurları bakımından hüküm kurmaya yeterli olmayıp, HUMK’un 275 ve 276 ncı maddelerigereğince seçilecek uzman bilirkişi aracılığıyla, tarafların kusurderecelerinin tespiti ile sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekildeeksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 15/4/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 20/9/2013 tarihli ve 2013/7304numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
22. Başvurucu,
i. Çift taraflı ve maddihasarlı bir trafik kazasına karıştığını, kendisinin olayda tamamen kusursuzolduğunu, olay yerine gelen polis ekibinin “maddihasarlı trafik kazası tespit tutanağı” düzenlediğini ve tutanaktakendisinin de kusurlu olduğu tespitini yaptıklarını,
ii. Kaza tespit tutanağınıniptal edilmesi için Kars 1. Sulh Ceza Mahkemesine başvurduğunu, UyuşmazlıkMahkemesi kararına göre bu tür davalara bakma görevinin sulh ceza mahkemelerineait olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesinin görevli olmadığından bahisleitirazı reddettiğini,
iii. Bu nedenlerle Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyetinin, 37. maddesindegüvence altına alınan kanuni hâkim güvencesinin, 40. maddesinde yer alan temelhak ve hürriyetlerin korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu yargılanmanın yenilenmesine kararverilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
23. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Her ne kadar başvurucu İlkDerece Mahkemesinin görevli olmadığından bahisle kaza tespit tutanağına yaptığıitirazı reddetmesi nedeniyle Anayasa’nın 36., 37. ve 40. maddelerinin ihlaledildiğini ileri sürmüş ise de şikayetlerin özü başvurucunun mahkemeye erişimhakkına ilişkindir. Bu nedenle başvurunun, mahkemeye erişim hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
24. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”
25. 30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
26. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülenişlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudanetkilenenler tarafından yapılabilir.”
27. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca,Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkeseAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Dolayısıylamedeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişiler bireysel başvuru yönünden davaehliyetine sahiptir (Büğdüz Köyü Muhtarlığı, B. No: 2012/22,25/12/2012, § 24.).
28. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup,anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre; bir kişinin Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunmasıgerekmektedir. Bu önkoşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ilerisürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı, başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, buihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak”ve “doğrudan” etkilenmiş olmasıve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur”olduğunu ileri sürmesi gerekir (Onur Doğanay,B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).
29. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 34. maddesinde yer alan“mağdur” kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya da ihmalden doğrudanetkilenen kişinin kast edildiğini belirtmiştir (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,28/10/1999, § 50).
30. Başvurucu, UyuşmazlıkMahkemesinin kararına rağmen Sulh Ceza Mahkemesinin kaza tespit tutanağınıniptali talebini reddetmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi, başvurucu aleyhine bir idari yaptırımkararı bulunmadığı, kaza tespit tutanağında yapılan kusur değerlendirmelerinekarşı itirazlarda sulh ceza mahkemelerinin görevli olmadığı, olayla ilgiliolarak çıkacak uyuşmazlıklarda yargılamayı yapacak olan yargı yeri tarafındankusura ilişkin bilirkişi raporu alınabileceği gerekçeleri ile talebireddetmiştir.
31. 2918 Sayılı Kanun veKarayolları Trafik Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine göre maddi hasarlı kazatespit tutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukukiuyuşmazlıkların çözümüne esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir resmi belge niteliğindedir. Bu sebeple sonraki bilirkişiincelemelerinde de esas alınacaktır. Buna karşın tutanaktaki bilginin aksinintanık anlatımları ve diğer delillerle kanıtlanması mümkündür. KarayollarıTrafik Yönetmeliği’ne göre kaza tespit tutanaklarında 21/3/2012 tarihinden öncekusur oranına ilişkin görüş yer almaktaydı. Fakat Karayolları TrafikYönetmeliği’nde yapılan değişiklikten sonra tutanakta taraflar için kusur oranıbelirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlalettiği belirtilmekle yetinilmektedir. Öte yandan 21/3/2012 tarihinden önce,kaza tespit tutanağında yer verilen kusur durumuna ilişkin görüşler bilirkişigörüşü olarak kabul edilmemekte, çıkacak uyuşmazlıklarda kusur durumunun ayrıcabilirkişi aracılığıyla saptanması gerekmekteydi. Başka bir deyişle kaza tespittutanağı yalnızca ispat vasıtası olarak önem taşımaktadır.
32. Kaza tespit tutanaklarınakarşı kanunda doğrudan bir itiraz yolu düzenlenmiş değildir. Uygulamada,tazminat davası açılması veya ceza soruşturmasının başlatılması durumunda kazatespit tutanağına itiraz hâkime veya Cumhuriyet savcısına yapılmaktadır. Ayrıcadoktrinde, henüz dava söz konusu değilse, kaza ile ilgili delillerin tespitimaksadıyla delil tespiti isteyerek, kaza yerindeki maddi deliller ile varsatanık anlatımlarının tespiti ve kusur durumunun belirlenmesinin istenebileceğikabul edilmiştir (bkz. Hasan Tahsin Gökcan, Karayolları Trafik Kanununa Göre Hukuki Sorumluluk,Tazminat, Sigorta ve Rücu Davaları, Ankara, 2014, s.1450-1465).Bundan başka Yargıtay da kaza tespit tutanaklarının tek başına hüküm kurmakiçin yeterli olmadığını, ancak aksi ispat edilemediği sürece maddi durumubelirleyen kanıt olduğunu kabul etmektedir.
33. Somut olayda başvurucu, SulhCeza Mahkemesinden kaza tespit tutanağının iptali talebinin reddedilmesininmahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.
34. Yukarda anlatılanlarışığında ilk olarak, başvurucunun ileri sürdüğü Uyuşmazlık Mahkemesinin kararıuyuşmazlığın tarafları ve ilgili merciler bakımından kesindir ve söz konusukararda somut uyuşmazlığın çözümünün adli yargı mercilerine ait olduğuna kararverilmiştir (§ 18). İkinci olarak başvurucunun karıştığı maddi hasarlı trafikkazası nedeniyle uğradığı zararı sigorta poliçesine dayanarak sigortaşirketinden veya karşı taraftan istemesi mümkün olduğu halde hukukmahkemelerinde böyle bir dava açmamıştır. Başvurucunun, açacağı böyle birdavada kaza tespit tutanağında belirtilen kusur oranına itiraz ederek birbilirkişi raporu ile kusur oranının yeniden tespitini istemesinin mümkün olduğuanlaşılmaktadır (§ 20-23).
35. Buna karşın başvuruya konukaza nedeniyle henüz ne bir ceza soruşturması başlatılmış ne de bir hukukdavası açılmıştır. Yargıtay içtihatlarına göre tek başına hüküm kurmak içinyeterli olmayan ve yalnızca ispat vasıtası olan kaza tespit tutanağınıntutulması ve iptal isteminin reddedilmesinden dolayı, başvurucunun güncel birhakkının ihlal edildiğinden söz edilemez. Başvuru tarihi itibariyle işleminmağduru olmayan başvurucunun, bu işlem aleyhine bireysel başvuru yapma hakkıbulunmamaktadır.
36. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun mağdur sıfatı taşımadığı anlaşıldığından, başvurunun diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “kişi yönünden yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
Başvurunun,“kişi yönünden yetkisizlik” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılamagiderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 15/4/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.