TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA OZGAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/17682)
Karar Tarihi: 8/3/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucular
:
1. Mustafa OZGAN
2. Sinan OZGAN
3. Meliha DİLBAZ
4. Solmaz OZGAN
Vekili
:
Av. Ertan GÜNDÜZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ortaklığın giderilmesi davası sonucunda taşınmazınsatışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verildiği hâlde,görevlendirilen satış memuru tarafından taşınmazın satışa çıkarılmayarakmahkeme kararının uygulanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının; icra safhası dadahil yargılamanın yedi yıl sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/11/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
7. Başvuruculardan Mustafa Ozgan 1966doğumlu olup Hemmingen'de (Almanya); Sinan Ozgan, MelihaDilbaz ve Solmaz Ozgan sırasıyla 1971, 1965 ve 1948 doğumlu olup Kayseri iliMelikgazi ilçesinde ikamet etmektedirler.
8. Başvurucular, Kayseri ili Melikgazi ilçesi Tacettin VeliMahallesi'nde kain 5202 ada 6 parsel numaralı taşınmazın, murisleri adınakayıtlı bulunan 79/2400 hissesinin iştirak hâlinde malikidirler. Aynıtaşınmazın 3/50 hissesi Melikgazi Belediyesine (Belediye) aittir.
A. Ortaklığın Giderilmesi Davası
9. Melikgazi Belediyesi tarafından 8/1/2008 tarihinde Kayseri 2. Sulh HukukMahkemesinde (Mahkeme) toplam 47 hissedar aleyhine ortaklığın giderilmesidavası açılmıştır. Davalılardan 15'inin adresi bilinmediğinden davadilekçesinde gösterilmemiştir.
10. Mahkemece, tapu sicilinde soyadı yazılmadığı için açıkkimlikleri tespit edilemeyen on bir davalıya kayyım atanmak üzere davacıvekiline süre verilmiş, adresi bilinmeyen davalıların adreslerininaraştırılması için müzekkereler yazılmış, vefat ettiği tespit edilen hissesahiplerinin mirasçılarına davetiyeler gönderilmiş, taşınmazın üstünde bulunanyapı üzerinde hak iddia edenlerin müdahale talepleri için gerekli işlemleryapılmış, Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesinden bir dosya incelenmek üzereistenmiş, Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde yapılan kayyım atanmatalebinin sonuçlanması beklenmiş, kayyım vekilinin vekaletname eksiklikleriningiderilmesi için süre verilmiş, tebligat yapılamayan davalılar veya mirasçılarınayeniden tebligat yapılması için gereken işlemler yapılmıştır.
11. Mahkemece taraf teşkilinin sağlanmasından sonra 9/6/2010tarihinde taşınmaz mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Teknikbilirkişi tarafından Mahkemeye sunulan 10/6/2010 tarihli raporda ortaklığın,taşınmazın satışı suretiyle giderilmesi gerektiği kanaati ifade edilmiştir.Mülk bilirkişisi ve inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti tarafındandüzenlenen 29/6/2010 tarihli raporda ise taşınmazın değeri 1.448.422,44 TLolarak tespit edilmiştir.
12.Mahkeme 13/7/2010 tarihli kararıyla davanın kabulü iletaşınmazın, üzerindeki yapı ile birlikte satılmak suretiyle ortaklığıngiderilmesine karar verilmiştir. Mahkeme, satış memuru olarak Sulh HukukMahkemeleri Yazı İşleri Müdürünü (satış memuru) görevlendirmiştir.
13. Anılan karar bazı davacılara, adreslerinin belli olmamasınedeniyle ilanen tebliğ edilmiştir. En son tebligatın 21/9/2012 tarihindeyapılmasından sonra yasal süresinde temyiz isteminde bulunulmadığından karar2/10/2012 tarihinde kesinleşmiştir.
B. İcra Safhası
14. Davacı belediye vekili tarafından 17/10/2012 tarihindeMahkemeden taşınmazın satılarak paraya çevrilmesi talep edilmiştir.
15. Söz konusu talep üzerine Mahkemece 18/10/2012 tarihindesatış işlemlerinin yapılması için dosya satış memuruna gönderilmiştir.
16. Satış memuru tarafından 14/11/2012 tarihinde Melikgazi TapuMüdürlüğü ile Melikgazi Belediye Başkanlığından taşınmazın imar durumu ile tapukayıtları istenmiştir. Satış memurunca 25/3/2013 tarihinde mahallinde keşif vebilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi tarafından düzenlenen aynı tarihli raporda taşınmazın bedeli2.136.037,20 TL olarak belirlenmiştir.
17. Başvurucuların iddiasına göre satış henüz gerçekleşmemiştir.
18. Başvurucular 11/11/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun698. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amacaözgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğübulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir.”
20. 4721 sayılı Kanun’un 699. maddesi şöyledir:
“Paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmaylasatılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleştirilir.
Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa,paydaşlardan birinin istemi üzerine hâkim, malın aynen bölünerekpaylaştırılmasına, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesihâlinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına kararverir.
Bölme istemi durum ve koşullara uygungörülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadanbölünmesine olanak yoksa, açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın paydaşlararasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasınabağlıdır.”
21. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü MuhakemeleriHakkında Kanun'un mülga 569. maddesi şöyledir:
“İki taraf izalei şüyu için gerek haddi zatindesatış lazım gelip gelmediğinin ve gerek bunun şeklinde ihtilaf ederlerse davasulh hakimi huzurunda ikame olunur.
Dava, alakadarlardan her birine ayrı ayrıtebliğ olunur.”
22. 1086 sayılı Kanun'un mülga 570. maddesi şöyledir:
“İzalei şüyu için satış yapmak üzere hakimaşağıdaki fasıl hükmüne tevfikan hareket etmek üzere bir memur tayin eder.”
23. 1086 sayılı Kanun'un mülga 571. maddesi şöyledir:
“Menkul ve gayrimenkul malların müzayedesi icra Kanununa tevfikanyapılır.”
24. 12/1/2011 tarihli ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 4. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
“(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunundeğer veya tutarına bakılmaksızın;
...
b)Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığıngiderilmesine ilişkin davaları,
...
görürler.”
25. 6100 sayılı Kanun’un 332. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“(2) Paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi için satış yapılması gerekenhâllerde, hâkim satış için bir memur görevlendirir. Taşınır ve taşınmazmalların satışı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır. ”
26. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 16.maddesi şöyledir:
“Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcrave İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasındanveya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir.Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.
Bir hakkın yerine getirilmemesinden veyasebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir.”
27. 2004 sayılı Kanun’un 17. maddesi şöyledir:
“Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirse şikayet olunan muamele yabozulur, yahut düzeltilir.
Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiğiişlerin icrası emrolunur.”
28. 2004 sayılı Kanun’un 123. maddesi şöyledir:
“Taşınmazlar, satış talebinden nihayet üç ay içinde icra dairesi tarafındanaçık artırma ile satılır.”
29. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 25/2/2008 tarihli veE.2008/460, K.2008/3343 sayılı kararı şöyledir:
“HUMK’un 571. maddesine göre ortaklığın satışyolu ile giderilmesine karar verilen hallerde satış işlemleri sulh hakimininatayacağı satış memuru tarafından yapılır.
Somut olayda sulh hukuk mahkemesince satışınAnkara Gayrimenkul İcra Müdürlüğünce yapılmasına karar verilmiş ve şikayetekonu kıymet takdir işlemi Ankara Gayrimenkul satış 22. İcra Müdürlüğünceyapılmıştır.
Şikayetçi N. A. tarafından 17.7.2007 tarihlikıymet takdir raporuna karşı Ankara (2) İcra Mahkemesi nezdinde şikayettebulunulmuş, icra mahkemesince keşif yapılarak yazılı şekilde (şikayetinreddine) karar verildiği tespit edilmiştir.
Ancak, Sulh Hukuk Mahkemesinin şüyuun satışsuretiyle giderilmesi kararı üzerine satışa ilişkin şikayetler (icra mahkemesitarafından değil) şuyuun giderilmesine karar verilmişolan sulh hukuk mahkemesi tarafından incelenir.
(HUMK’un 571. m.göre) sulh hukuk mahkemesi satışa ilişkin şikayetleri İİK’nagöre ve icra mahkemesi sıfatıyla inceler. İcra mahkemesince re’sengörevsizlik karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek yazılı biçimdesonuca gidilmesi isabetsizdir.”
30. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26/9/2016 tarihli veE.2016/15882, K.2016/19723 sayılı kararı şöyledir:
“İİK.nun 4/son maddesine göre; "İcra yetkisini haiz sulhmahkemelerinin muamelelerine karşı vuku bulacak şikayet ve itirazların icramahkemesi, o mahkemenin hakimidir". Ayrıca 6100 sayılı HMK'nun4/b maddesi uyarınca, ortaklığın giderilmesi davalarına sulh hukuk mahkemesincebakılır ve aynı Kanun'un 322/2. maddesi gereğince de, taşınır ve taşınmazmalların satışı, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır. HMK'nun 322/2. maddesine göre satış memuru, davaya bakansulh hukuk mahkemesince tayin edildiğinden, onun işlemlerine karşı şikayetlereve açılacak ihalenin feshi davalarına da sulh hukuk mahkemesince bakılmasıgerekmektedir. Satışın icra müdürlüğünce yapılmış olması, ihalenin icrai takiple ilgili olmaması ve icra müdürünün satışmemuru sıfatı ile işlem yapması nedeni ile sonuca etkili değildir.”
31. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 11/1/2016 tarihli veE.2015/31208, K.2016/210 sayılı kararı şöyledir:
“6100 sayılı HMK'nun 322/2. maddesinde; paylaştırmave ortaklığın giderilmesi için satış yapılması halinde hakimin satış için birmemur görevlendireceği, satışın ise İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göreyapılacağı hükme bağlanmıştır.
Bu maddeye göre, satış memuru davaya bakansulh hukuk mahkemesince tayin edildiğinden, onun işlemlerine karşı şikayetleriinceleme görevi de sulh hukuk mahkemesine aittir. ”
32. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 19/6/2007 tarihli veE.2007/10389, K.2007/12534 sayılı kararı şöyledir:
“H.U.M.K.’nun 569. maddesi uyarıncaortaklığın giderilmesi davasına Sulh Hukuk Mahkemesi bakar ve aynı Kanunun 571.maddesi gereğince de ihale işlemleri İ.İ.K.’nunhükümlerine göre yapılır. H.U.M.K.’nun 570. maddesinegöre, satış memuru davaya bakan Sulh Hukuk Mahkemesince tayin edildiğinden onunişlemlerine karşı şikayetler ve açılacak ihalenin feshi davalarına da SulhHukuk Mahkemesince bakılır. İhalenin icra müdürlüğünce yapılması satışın icrai takiple ilgili olmaması ve icra müdürünün satışmemuru sıfatı ile işlem yapması nedeni ile bu duruma etkili değildir. ”
33. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 19/2/2007 tarihli veE.2006/24887, K.2007/2591 sayılı kararı şöyledir:
“HUMK’ nun 571. maddesi gereğince ortaklığınsatış yolu ile giderilmesine karar verilen hallerde satış işlemleri İİK’nun hükümlerine göre yapılır. (Sulh hakiminin atayacağısatış memuru tarafından satış işlemleri yapılır.). Ne var ki, incelenen satışdosyasında, ortaklığın giderilmesi davası aşamasında, dava koşulları içingerekli ve geçerli olan 22.05.2003 tarihli kıymet takdirleri ile yetinilereksatış memurluğunca yeniden satışa esas olmak üzere kıymet takdiri yapılmadığıgörülmüştür. İİK’ nun 128/2. maddesi gereğince vesatışa hazırlık işlemleri sırasında (icra dairesi) satış memuru taşınmazınkıymetini ehil bilirkişiler aracılığı ile tayin ve tespit ettirir. Zira bukıymet takdiri sonucu İİK’nun 129. maddesindeöngörülen ve satışın en az hangi bedelle yapılacağını saptayan önemli birişlemdir.
Dairemiz, süregelen içtihatlarında dabenimsendiği üzere; satış dosyasında kıymet takdiri yapılmaksızın, ortaklığıngiderilmesi davası sırasında yapılan kıymet takdiri ile satışa gidilmesi başlıbaşına ihalenin feshi nedenidir. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce açıklanan gerekçe ileihalenin feshine karar vermek gerekirken şikayetin reddine karar verilmesiisabetsizdir.”
34. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26/4/2007 tarihli veE.2007/4870, K.2007/8299 sayılı kararı şöyledir:
“Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmesi üzerinebu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereğigörüşülüp düşünüldü :
HUMK.’nun571.maddesi gereğince, ortaklığın satış yolu ile giderilmesine karar verilenhallerde taşınmaz ihalelerinin İİK.’nun hükümlerinegöre yapılması, İİK.’nun 128/2.maddesine göre de,taşınmaz kıymetinin bilirkişi aracılığıyla ve satış memurunca belirlenmesi,satış sırasında daha önce belirlenen ve kesinleşen kıymetin esas alınmasıgerekir. Satış memuru tarafından anılan husus yerine getirilmeden, yöntemincetaşınmaza yeniden kıymet takdir edilmeden, Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığıngiderilmesi davası ile ilgili yasal koşullarının araştırılmasına ait keşifsırasında saptanan kıymet üzerinden taşınmazın satışa çıkarılması Yasaya aykırıdır.Anılan konu tek başına ihalenin fesih nedeni olup, bu hususun şikayeti süreyebağlı olmadığı gibi, mahkemece re’sen göz önündetutulmalıdır. ”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
35. Mahkemenin 8/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiği İddiasıYönünden
1.Başvurucuların İddiaları
36. Başvurucular, paydaşı bulundukları taşınmaza ilişkin olarakBelediye tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davası sonucunda Mahkemece13/7/2010 tarihli kararla ortaklığın, taşınmazın satışı suretiyle giderilmesinekarar verildiği hâlde, görevlendirilen satış memuru tarafından taşınmazınsatışa çıkarılmadığını belirtmişlerdir. Başvurucular, davacı Belediye vekilince17/10/2012 tarihinde Mahkemeye, taşınmazın satışı talebiyle yapılan başvuruüzerine satış memurunca 25/3/2013 tarihinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişiincelemesi sonucu taşınmazın bedelinin tayin edildiğini, ancak aradan geçen birbuçuk yıla rağmen henüz satışa çıkarılmadığını ifade etmişlerdir. Satışmemuruna sözlü olarak satışın ne zaman gerçekleştirileceği sorulduğunda satıştarihinin belli olmadığı cevabının verildiğini ileri süren başvurucular, yediyıl boyunca arsalarını kullanamadıkları gibi satış bedelini de elde edememektendolayı mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden şikâyet etmişlerdir.
2. Değerlendirme
37. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvurudabulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal içinkanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamınıntüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini önceliklederece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesikoşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz veRecep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 26).
38. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte birhukuk yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının önceliklederece mahkemelerinde, olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır.Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetimmekanizması çerçevesinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§16-20).
39. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesiiçin öncelikle hukuk sisteminde, hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişininbaşvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olmasıgerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun, iddia edilen ihlalin sonuçlarınıgiderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir nitelikteolması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip bulunmasıgerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudanbeklenemeyeceği gibi, hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalinsonuçlarını düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şekli koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir vekullanılabilir olmaktan uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğubulunmamaktadır (Fatma Yıldırım,B. No: 2014/6577, 16/2/2017, § 39).
40. Somut olayda,başvurucuların paydaşı olduğu taşınmaza ilişkin olarak Belediye tarafından 4721sayılı Kanun'un 698. ve 699. maddeleri uyarınca açılan ortaklığın giderilmesidavası sonucunda Mahkemece 13/7/2010 tarihli kararla ortaklığın, taşınmazınsatışı suretiyle giderilmesine karar verilmiş, ancak satış memuru olarakgörevlendirilen yazı işleri müdürü tarafından taşınmazın satışaçıkarılmadığından şikâyet edilmiştir.
41. 1086 sayılı Kanun'un mülga 569. maddesinin birinci fıkrasıile mer'i 6100 sayılı Kanun'un 4. maddesinde ortaklığın giderilmesine ilişkindavaların sulh hukuk mahkemesinde açılacağı hükme bağlanmıştır.
42. 1086 sayılı Kanun'un mülga 570. maddesi ile 6100 sayılıKanun'un 332. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde, ortaklığıngiderilmesi için satış yapılması gereken hâllerde, hâkimin satış için bir memurgörevlendireceği belirtilmiştir.
43. 1086 sayılı Kanun'un mülga 571. maddesi ile 6100 sayılıKanun'un 332. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca,taşınır ve taşınmaz malların satışı 2004 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılır.
44. Gerek 1086 sayılı Kanun'un mülga hükümleri gerekse 6100sayılı Kanun'un ilgili hükümleri dikkate alındığında, ortaklığın giderilmesineilişkin uyuşmazlıkları çözümlemekle görevli olan sulh hukuk mahkemesince,ortaklığın, taşınmazın satılması suretiyle giderilmesine karar verilmesidurumunda, aynı zamanda satış işlemlerini gerçekleştirmek üzere bir satışmemuru görevlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Kanun hükümleri ve Yargıtayuygulamaları dikkate alındığında sulh hukuk mahkemesince, ortaklığın,taşınmazın satışı suretiyle giderilmesine karar verilmekle yargılama safhasısona ermekte, satış memurunca satış işlemlerinin gerçekleştirilmesine ilişkinişlemler ise anılan kararın infazına ilişkin görülmektedir. Dolayısıyla satışmemurunca gerçekleştirilen satış işlemleri yargılama safhasından bağımsız olupkararın icrası aşamasına ilişkindir.
45. Sulh hukuk mahkemesi kararının icrasıyla görevli satışmemuru, satış işlemlerini 2004 sayılı Kanun hükümlerine göre tatbik edecektir.Yukarıda değinilen Yargıtay içtihadı dikkate alındığında (bkz. § 29-34), satışişlemlerine karşı 2004 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca şikâyet yolunamüracaat edilmesi mümkün olup bu şikâyetleri incelemekle görevli olan yargıyeri, icra hukuk mahkemesi değil, ortaklığın, taşınmazın satışı suretiylegiderilmesi kararını veren sulh hukuk mahkemesidir. Dolayısıyla satış memuruncagerçekleştirilen işlemlere karşı 2004 sayılı Kanun'un 16. maddesinde belirtilensebeplere istinaden satış kararı veren sulh hukuk mahkemesine şikâyet yolunagidilmesi mümkündür.
46. 2004 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca, İcra ve İflasdairelerinin (satış memurunun) yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalifolmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı, şikâyet edilenmuamelenin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde, bir hakkın yerinegetirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı ise herhangibir süre sınırı olmaksızın icra mahkemesine (satış kararı veren sulh hukukmahkemesine) şikâyet yoluna başvurulabilir.
47. Başvuru konusu olayda başvurucular, satış memurununtaşınmazı satışa çıkarmamasından şikâyet etmektedirler. 2004 sayılı Kanun'un16. maddesinde öngörülen şikâyet mekanizmasının, taşınmazın satışaçıkarılmamasından kaynaklanan şikâyetlerin giderilebileceği erişilebilir birhukuk yolu olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla başvurucuların, satışıngerçekleştirilmemesinden dolayı herhangi bir süre sınırı olmaksızın, satışkararı veren sulh hukuk mahkemesinde şikâyet yoluna başvurmalarının mümkünolduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
48. 2004 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca, şikâyetin icramahkemesince (sulh hukuk mahkemesince) kabul edilmesi durumunda şikâyet olunanmuamele bozulabileceği veya düzeltilebileceği gibi, memurun sebepsiz yapmadığıveya geciktirdiği işlerin icrası da emredilebilir. Bu itibarla, şikâyetyolunun, başvurucuların istedikleri sonucu elde etmelerine elverişli olduğuanlaşılmaktadır.
49. Somut olayda, başvurucuların bireysel başvuruda bulunmadanönce 2004 sayılı Kanun'un 16. maddesinde öngörülen satış kararını veren sulhhukuk mahkemesine şikâyet yoluna başvurduklarına ilişkin herhangi bir bilgi vebelge dosyada bulunmamaktadır.
50. Açıklanan nedenlerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğineilişkin şikâyetin, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizinbaşvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiği İddiası Yönünden
51. Başvurucular, yargılamanın yedi yıl sürmesi nedeniyle makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
52. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılanmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
53. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken, sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılamasıdevam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyleilgili kararını verdiği tarih esas alınır (GüherErgun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).
54. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
55. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda icra aşamasını da kapsayacakşekilde yaklaşık dokuz yıl iki ay süren yargılama süresinin makul olmadığısonucuna varmak gerekir.
56. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
57. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
58. Başvurucular taşınmazın satılmaması nedeniyle 800.000 TLmaddi, 50.000 TL manevi tazminat talep etmektedirler.
59. Başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğusonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle, taşınmazın satılmaması dolayısıylauğranıldığı öne sürülen maddi zarara ilişkin tazminat isteminin reddigerekmektedir.
60. Başvurucuların makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
61. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 7.200 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
72. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedenleriyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara ayrı ayrı net 7.200 TL manevi tazminatÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesine(E.2008/35) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.