TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA KEMAL ATİLLA POZAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/97)
Karar Tarihi: 27/10/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 9/11/2016 - 29883
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Akif YILDIRIM
Başvurucu
:
Mustafa Kemal Atilla POZAN
Vekili
:
Av. Emin AÇIKSÖZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi sonucuhükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilkişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 23/2/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, 8/6/2012 tarihinde eşi ile birlikte uçakla Ankara’danİstanbul’a seyahat etmiş ve Sabiha Gökçen Havaalanına inmiştir.
6. Havaalanından çıkışta güvenlik görevlisiyle yaşanan tartışmanedeniyle başvurucu hakkında Pendik Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbulAnadolu 16. Sulh Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) tehdit ve hakaret iddialarıylakamu davası açılmıştır.
7. Yargılama aşamasında müşteki, başvurucunun eşi ve olay yerinegelen iki güvenlik görevlisi tanık olarak dinlenmiştir.
8. Mahkeme 18/7/2013 tarihinde, toplanan belgeler ve dinlenentanık beyanları doğrultusunda başvurucunun hakaret suçundan mahkûmiyetinehükmetmiş; sonrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) kararvermiştir. Tehdit suçlamasından ise beraat hükmü kurulmuştur.
9. Başvurucu, hakaret suçuna ilişkin karara karşı İstanbulAnadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesine itiraz etmiştir. Asliye Ceza Mahkemesi16/12/2013 tarihinde başvurucunun itirazını reddetmiştir.
10. Ret kararı başvurucuya 2/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
11. Başvurucu3/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
12. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun231. Maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılanyargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlîpara cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geribırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifadeeder.
(6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasınakarar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum vedavranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususundakanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamununuğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyletamamen giderilmesi,
gerekir.(Ek cümle: 22/7/2010 – 6008/7 md.) Sanığınkabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilmez.
(…)
(12) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıkararına itiraz edilebilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
13. Mahkemenin 27/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
14. Başvurucu, müşteki güvenlik görevlisinin imzasını taşıyanbir tutanak ve olay anında orada olmayan tanık beyanları dışında hiçbir somutdelil olmamasına rağmen hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş olmasının veİstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, yapmış olduğu itirazıreddetmesinin Anayasa’nın 36. Maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkı ileeşitlik ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
15. HAGB, sanığa yüklenen suça ilişkin yargılama sonunda cezayahükmedilmesi hâlinde hükmün açıklanmasının belirli koşulların gerçekleşmesinebağlı olarak ertelenmesi anlamına gelmektedir. Kanunda belirtilen koşullarıngerçekleşmesine karşın sanığın kabul etmemesi hâlinde hükmün açıklanmasınıngeri bırakılmasına karar verilemeyeceği 5271 sayılı Kanun’un 231. Maddesinin(6) numaralı fıkrasının son cümlesinde ifade edilmektedir. Bu kapsamda sanığın,yargılamanın hukuki kesinliği ifade eden bir hükümle sonuçlanmasını ya dacezaya hükmedilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını tercihetme imkânı bulunmaktadır (Ali Gürsoy,B. No: 2012/833, 26/3/2013, § 19).
16. HAGB kararı, yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir kararniteliğinde olmayıp ceza yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerindenbiridir. 5271 sayılı Kanun’un 231. Maddesinin (10) ve (11) numaralıfıkralarında belirtildiği üzere denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suçişlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarakdavanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi veyaöngörülen yükümlüklere aykırı davranılması hâlinde hükmün açıklanmasına kararverilir (Ali Gürsoy, § 21).
17. 5271 sayılı Kanun’un 231. Maddesinin (12) numaralıfıkrasında, HAGB kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabileceğidüzenlenmiştir. Bununla birlikte ancak denetim süresi içinde kasıtlı yeni birsuç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasıyla veya bu süre içinde kasıtlı yenibir suç işlenmemesi hâlinde düşme kararıyla yargılama nihai olarak sonaerdiğinde hüküm niteliği olan bu kararlara karşı kanun yoluna başvurulabilir veesasa ilişkin itirazlar bu aşamada ileri sürülebilir (Ali Gürsoy, § 22).
18. Hakaret suçunda olduğu gibi hapis cezası ile adli paracezasının kanunda seçimlik ceza olarak kabul edilmesi hâlinde mahkemece hapiscezasına hükmedildiği takdirde hapis cezası ertelenebileceğinden bu şekildeverilen hükmün temyiz edilmesi mümkündür.5271 sayılı Kanun’un 231. Maddesinin(6) numaralı fıkrasına göre sanık kabul etmediği takdirde HAGB kararı verilmez.Bu durumda ilk derece mahkemesince temyizi mümkün karar verilebilecektir. Başkabir deyişle haklarında HAGB kararı verilmesini kabul eden sanıklar, verilenkararın Yargıtayda yapılacak esas ve usulincelemesini talep etme hakkından vazgeçmişlerdir. Somut olayda başvurucu,yargılama sonunda hakkında HAGB kararı verilmesine rıza göstermiştir.Dolayısıyla başvurucu, söz konusu karar ile ortaya çıkan menfaatlerdenyararlanmayı tercih etmiştir (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Adnan Erkuş/Türkiye, B. No: 61196/11,4/12/2012, § 22).
19. Somut olayda yargılama sonunda verilen kararların temelhakları ihlal ettiği iddiası -somut olayın özelliği de nazara alındığında-temyiz incelemesinde de ileri sürülebilecek iddialardandır. Başvurucunun talebiüzerine HAGB kararı verildiği ve istinaf/temyiz yoluna başvurmayı mümkün kılanbir karar verilmesinin tercih edilmediği anlaşılmaktadır.
20. Açıklanan nedenlerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR ve Osman AlifeyyazPAKSÜT bu görüşe katılmamışlardır.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksunluk nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA SerdarÖZGÜLDÜR ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ünkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasınaOYBİRLİĞİYLE 27/10/2016 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
Çoğunluk kararında, başvurucunun (sanığın) ceza yargılamasısırasında “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na(HAGB) muvafakat etmesi nedeniyle, verilen kararın temyizi imkânından(Yargıtay’da yapılacak esas ve usul incelenmesini talep etme hakkından) feragatetmiş sayılacağı, mevcut bu “rıza” ve “tercih” nedeniyle adil yargılanma hakkıyönünden bir inceleme yapılamayacağı belirtilerek, başvurun açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Oysa, başvurunun somutunda olduğu gibi, adil yargılanma hakkınınönemli ölçüde ihlâlinin sözkonusu olduğu hallerdesırf HAGB kararı verildi diye bu ağır ihlallerin inceleme konusu dışındabırakılması, bireysel başvuru ile amaçlanan ve dayanağını Anayasadan alan değeryargısıyla örtüşmeyecektir. Bu bakımdan, her başvurunun özelliğideğerlendirilerek, adil yargılanma hakkının ağır ihlâlinin sözkonusuolduğu durumlarda, HAGB kararının mevcudiyetine karşın bu yönde bir incelemeyapılması gerekli bulunmaktadır.
Başvurunun somutunda adil yargılanma hakkının ağır biçimdeihlâline yol açan aşağıdaki ihlâllerin mevcut olduğu görülmektedir:
1. Başvurucu Baroya kayıtlı avukat olup bir kamu görevi ifaetmektedir. Havaalanı güvenlik görevlisine karşı tehdit ve hakaret suçlarınıişlediği iddiası ile ilgili olarak ne emniyette ne de Savcılıkta ifadesialınmamış; doğrudan bu suçlardan hakkında iddianame düzenlenerek kamu davasıaçılmıştır. Soruşturma aşamasında şüpheli sıfatıyla hiç ifadesine başvurulmadanhakkında kamu davası ikame edilmesi savunma hakkının ağır derecede ihlâlimahiyetindedir.
2. Olayın tek görgü tanığı başvurucun yanında olan eşidir ve oda aşamalardaki ifadesinde iddiaların doğru olmadığı yolunda beyanda bu lunmuştur. Mahkemece müştekinin talebi üzerine dinlenengüvenlik görevlisi diğer iki tanık ise olayın cereyanıyla ilgili görgüye dayalıbir bilgilerinin olmadığını belirtmişlerdir. Mahkûmiyet kararıbukonuda müşteki güvenlik görevlisince düzenlenen bir tutanağa dayandırılmışsa da; tek taraflı olarak düzenlenen bu tutanağın her türlükuşkudan uzak ve mahkûmiyete yeterli bir delil olarak kabulü mümkünbulunmamaktadır. İşaret edilen bu olgular mahkûmiyet kararının bariz takdirhatasına dayalı olduğunu ortaya koyucu mahiyettedir.
3. Olay anını kaydeden kamera kayıtları mahkeme dosyasında yeralmasına karşın, bu kaydın deşifresi yapılmamış; gerekçeli kararda da bu konuhiç tartışılmamıştır. Oysa başvurucunun bu konuya ilişkin açık talepleri mevutolup, bu önemli delil değerlendirme dışında bırakılmıştır.
4. Başvurucunun güvenlik görevlisi hakkında Savcılık nezdindeyaptığı suç duyurusu, “soyut iddia dışında delil bulunmadığı” gerekçesiyleSavcılıkça Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı Verilmek suretiyle akim kalmıştır.Oysa aynı “soyut iddia” başvurucu bakımından mahkûmiyet için yeterligörülmüştür. Bu açık çelişki dahi mevcut yargılamanın sıhhati bakımından önemlibir çelişkinin varlığını ortaya koymaktadır.
5. Başvurucu bireysel başvuru dilekçesinde HAGB uygulaması ileilgili herhangi bir değerlendirmede bulunmamış; sadece adil yargılanma hakkınınihlâli iddiasını ve buna ilişkin nedenleri sıralamıştır. Bu bakımdanbaşvurucunun bu yöndeki iddialarının hiç incelenmemesi ve konunun farklı bir usuli çerçevede ele alınması hak kaybına yol açıcımahiyettedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, başvurucunun adil yargılanmahakkının
ağır biçimde ihlâl edildiği veAnayasa’nın 36 ncı maddesi uyarınca bu hususuntespiti gerektiği kanaatine vardığımızdan; çoğunluğun aksi yöndeki kararınakatılamıyoruz.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT