TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA TAŞTAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1337)
Karar Tarihi: 19/7/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Abuzer YAZICIOĞLU
Başvurucu
:
Mustafa TAŞTAN
Vekili
:
Av. Ersan ŞEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yargılama sonucunu etkileyecek Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin ihlal kararı bulunmasına rağmen yargılamanın yenilenmesi talebininreddedilmesi ve bu talebi değerlendiren heyette önceki yargılamada görev yapaniki hâkimin bulunması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/2/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. 1966 doğumlu olan başvurucu, Kandıra 1 No.lu F Tipi YüksekGüvenlikli Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmakta; bireyselbaşvuruya konu yargılama dosyasından verilmiş müebbet hapis cezasının infazınıyerine getirmektedir.
10. Başvurucu, suç örgütü yöneticisi olmak ve ruhsatsız silahtaşımak şüphesiyle aranması nedeniyle 29/8/1999 tarihinde Ankara Cumhuriyetsavcısı huzuruna çıkarıldığını, ifadesinden sonra serbest bırakıldığını ancakaynı gün bazı polis görevlilerinin kendisini tekrar emniyete götürdüklerini,olayı avukatının Cumhuriyet savcısına bildirdiğini ve bir gün sonra serbestbırakıldığını, salıverilme sonrası özel bir hastaneden aldığı raporunda darp vecebir izlerinin tespit edildiğini, polisler hakkında şikâyetçi olduğunubelirtmektedir.
11. Başvurucunun suç duyurusu üzerine polisler hakkındabaşlatılan soruşturma ve yargılama süreci, Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesindekötü muamele suçu yönünden delil yetersizliğinden beraat, kişiyi hürriyetindenyoksun bırakma suçu yönünden 10 ay hapis cezası ile 6/3/2006 tarihindesonuçlanmış, nihayet 20/3/2007 tarihinde Yargıtay tarafından zamanaşımınedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmiştir.
12. Başvurucu, anılan olayla ilgili Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine (AİHM) başvurmuş ve AİHM, 26/6/2012 tarihli kararı ile anılan olayve yargılama süreci ile ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme) 3. maddesinin esas ve usul bakımından ihlal edildiğine kararvermiştir.
13. Bu süreçte başvurucu hakkında 7/2/2000 tarihinde meydanagelen öldürme olayı ile ilgili olarak soruşturma başlatılmış ve AnkaraCumhuriyet Başsavcılığının 6/4/2000 tarihli ve E.2000/86 sayılı iddianamesi ilekasten öldürmeye azmettirme ve suç işlemek amaçlı örgüt yöneticisi olmaksuçlarından kamu davası açılmıştır.
14. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 27/10/2004tarihli ve E.2004/78, K.2004/105 sayılı kararı ile başvurucunun kastenöldürmeye azmettirme suçundan müebbet ağır hapis, çıkar amaçlı suç örgütüyöneticisi olmak suçundan ise 3 yıl 8 ay ağır hapis cezası ilecezalandırılmasına karar verilmiş; temyiz incelemesinden geçen dosya 31/5/2005tarihli onama kararıyla kesinleşmiştir.
15. Daha sonrasında başvurucunun yeni yasa uyarlama ve temyiztalepleri üzerine uyarlama yargılaması yapılmış ve karar, Yargıtay 1. CezaDairesinin 15/5/2013 tarihli ve E.2013/1073, K.2013/3848 sayılı ilamı ileonanmıştır.
16. Hükmün kesinleşmesinden ve polislerle ilgili yargılama dosyasıhakkındaki AİHM’in ihlal kararından sonra başvurucutarafından 26/11/2013 tarihli dilekçe ile yargılamanın yenilenmesi talebindebulunulmuştur. Mahkemenin 28/11/2013 tarihli ve 2013/799 Değişik İş sayılıkararında, hükümlü hakkında AİHM tarafından verilen kararın Mahkemedosyasındaki yargılama ile ilgili olmadığı, soruşturma aşamasında işkenceyapıldığı iddiasına dayanan yargılamaya ilişkin olduğundan yargılanmanınyenilenmesi şartlarını taşımadığı, benzer iddiaların yargılama aşamasında dadile getirildiği ve Mahkemenin yargılama sürecinde değerlendirme yaparakmahkûmiyet kararı verdiği gerekçeleriyle yargılamanın yenilenmesi talebininreddine karar verilmiştir.
17. Ret kararına yapılan itiraz üzerine Ankara 12. Ağır CezaMahkemesinin 24/12/2013 tarihlive 2013/303 Değişik İşsayılı kararı ile itiraz reddedilmiştir.
18. Nihai karar, başvurucuya 10/1/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
19. Başvurucu 3/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun23. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Yargılamanın yenilenmesi halinde, öncekiyargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz.”
21. 5271 sayılı Kanun’un 311. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(e) ve (f) bendi şöyledir:
“Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava,aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluylatekrar görülür:
...
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortayakonulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte gözönüne alındıklarında sanığın beraatini veya dahahafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesinigerektirecek nitelikte olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve AnaHürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyleverildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanınyenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihtenitibaren bir yıl içinde istenebilir…”
22. 5271 sayılı Kanun’un 319. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanundabelirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecekyasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamışise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir.”
23. 5271 sayılı Kanun’un 321. maddesi şöyledir:
“(1) Yargılamanın yenilenmesi isteminde ilerisürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311 inci Maddenin birincifıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314 üncü Maddesinin birinci fıkrasının (a)bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükmehiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassızolması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir.
(2) Aksi hâlde mahkeme, yargılamanınyenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir.
(3) Bu Madde gereğince verilen kararlara karşıitiraz yoluna gidilebilir.”
24. 4/11/2004 tarihli ve 5252 sayılı Türk Ceza KanunununYürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“(1) 1 Haziran 2005 tarihinden öncekesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak, Türk Ceza Kanununun lehe olanhükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da kararverilebilir.”
B. Uluslararası Hukuk
25. Sözleşme'nin 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Adil yargılanma hakkı
1. Herkes, … cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsızbir mahkeme tarafından davasının … görülmesini istemek hakkına sahiptir. …
…”
26. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesi bakımından bir mahkemenin"bağımsız" olup olmadığı incelenirken üyelerinin atanma biçimi vegörev süreleri, dıştan gelecek baskılara karşı mevcut güvencelerin olupolmadığı ve bir bağımsızlık görüntüsü verip vermediğine bakılması gerektiğinitekrarlamaktadır (Çıraklar/Türkiye,B. No: 70/1997/854/1061, 28/10/1998, § 38). Yine aynı kapsamda AİHM, birmahkemenin "tarafsızlığı"nı tespit ederkenöznel bir sınamaya, belli bir olayda, belli bir yargıcın kişisel kanı vedavranışları ile nesnel bir sınamaya yani hiçbir şüpheye mahal vermeksizinyargıca yeterli güvence verilip verilmediğine bakılarak belirlenmesigerektiğini belirtmektedir (Şahiner/Türkiye, B. No: 29279/95, 25/9/2001, §§35, 36).
27. Dolayısıyla AİHM “tarafsızlık” kavramının iki yönüne vurguyapmaktadır. Yargı yeri, kişisel ön yargı veya eğilimden sübjektif olaraksıyrılmalı ve objektif bakış açısından bununla ilgili haklı kuşkuları ortadankaldıracak yeterli güvenceler sunmalıdır. Bu çerçevede bağımsızlık ile objektiftarafsızlık arasında yakın bir bağ bulunmakta ve bunları birbirinden ayrıtutarak değerlendirmek zorlaşmaktadır (Grieves/Birleşik Krallık [BD], B. No: 57067/00, 16/12/2003, § 69).
28. Sonuç olarak AİHM, yargı makamının bağımsızlık vetarafsızlığını belirlemede yargılanan kişinin görüşlerinin belirleyiciolmamakla birlikte önemli olduğunu ve sorunun çözümünün başvurucunun şüphesininobjektif olarak haklı görülüp görülmeyeceği noktasında toplandığını ortayakoymaktadır (Hauschildt/Danimarka, B. No: 10486/83, 24/5/1989, §48).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 19/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tarafsız MahkemedeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
30. Başvurucu; yargılamanın yenilenmesi talebinin değerlendirilmesinde,uyarlama yargılamasında görev yapan hâkimlerin görev alması nedeniyleAnayasa’nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
31. Bakanlık; yargılamanın yenilenmesinin olağanüstü bir kanunyolu olduğunu, şikâyet konusu asıl yargılamanın 15/5/2013 tarihli Yargıtayonama kararı ile kesinleştiğini ve bireysel başvuru süresi geçtikten sonramüracaat edildiğinden başvurunun kabul edilemez olduğunu belirtmiştir. Öteyandan Bakanlık, başvurucunun iddialarını itiraz makamına yaptığı başvurusundadile getirmediğinden başvuru yollarını tüketmeden bireysel başvurudabulunduğuna vurgu yapmıştır.
32. Son olarak Bakanlık, yargılamanın yenilenmesi talebinideğerlendiren Mahkeme Heyetinin asıl yargılamayı yapan heyet olmadığını,uyarlama yargılamasının davanın esasına ilişkin bir yargılama olmadığını veyeniden yargılama talebinin incelenmesinde tarafsızlık açısından bir sorunoluşturmayacağını belirtmiştir.
33. Başvurucu, Bakanlık görüşlerine karşı önceki beyanları ileuyumlu açıklamalar yapmış; AİHM ve Anayasa Mahkemesinin benzer konulardakiuygulamalarına vurgu yaparak iddia ve taleplerini yinelemiştir.
2. Değerlendirme
34. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşrûvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
35. Anayasa’nın “Mahkemelerinkuruluşu” kenar başlıklı 142. maddesi şöyledir:
“Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri,işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.”
36. Sözleşme’nin 6. maddesinde adil yargılanma hakkının birunsuru olarak davanın tarafsız bir mahkemede görülmesini isteme hakkındanaçıkça söz edilmiştir. Fakat Anayasa’nın 36. maddesinde mahkemelerintarafsızlığından açıkça bahsedilmemekle beraber -Anayasa Mahkemesi içtihadıuyarınca- bu hak da adil yargılanma hakkının zımni bir unsuru olarak kabuledilmektedir (AYM, E.2002/170, K.2004/54, 5/5/2004). Ayrıca mahkemelerintarafsızlığı ve bağımsızlığının birbirini tamamlayan iki unsur olduğu nazaraalındığında -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- Anayasa'nın 138., 139. ve140. maddelerinin de tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (AYM, E.2005/55, K.2006/4, 5/1/2006; E.1992/39, K.1993/19,29/4/1993).
37. Genel olarak tarafsızlık, davanın çözümünü etkileyecek birön yargı, tarafgirlik ve menfaate sahip olunmaması, davanın tarafları karşısındave onların leh ve aleyhlerinde bir düşünce veya menfaate sahip olunmamasınıifade eder (Tahir Gökatalay,B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 61).
38. Birey olarak hâkimlerin yargılamayı yürüttükleri aynı olaylailgili olarak önceden verdikleri kararlar nedeniyle bir fikir veyadüşüncelerinin olmaması, o konuyla ilgili kanaatlerini açıklamamış olmamalarıtarafsız kalmanın bir unsuru olarak kendisini göstermektedir (Murat Ayna, B. No: 2014/15986, 25/6/2015,§ 38).
39. Son olarak Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruincelemelerinde Anayasa normunu uyguladığı ve bu kapsamda anayasal denetimyaptığı, yerindelik denetiminin kanun yolu inceleme mercilerinin görevi olduğuunutulmamalıdır. Kanuna aykırı uygulama veya kararlar, Anayasa ve Sözleşmegüvencesi altındaki temel hak ve özgürlüklerle ilgili olmadığı ve onları ihlaletmediği sürece bireysel başvuru kapsamında incelenmediğinde tereddütbulunmamaktadır.
40. 5271 sayılı Kanun’un 23. maddesinin (3) numaralı fıkrasıgereğince, yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev alan hâkimaynı işte görev alamaz. Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olupolmadığına ilişkin kararın aynı mahkemece fakat asıl kararı veren başkan veüyeler dışındaki hâkimlerden oluşturulan heyetçe verilmesi gerekir. Keza aynıhâkimlerin itirazı inceleyecek olan yargılama heyetinde de görev alamayacağı bukuralın doğal sonucudur (Murat Ayna,§ 39).
41. Öte yandan uyarlama yargılaması, 5252 sayılı Kanun hükümleriçerçevesinde ve aynı Kanun’un 9. maddesindeki usul takip edilerek yerinegetirilmektedir. Uyarlama yargılamasında, her zaman yeniden delildeğerlendirmesi veya uyuşmazlığın esasının incelenmesi söz konusu değildir.Asıl yargılama sonucunda kesin yargı hâline gelmiş bir hükümde sonradanyürürlüğe giren ve lehte hükümler içeren yasaya dayalı bulunan uyarlamayargılaması, her iki yasanın ilgili tüm hükümleri önceki hükümde sabit kabuledilen olaya uygulanmak suretiyle belirlenmesinden veya lehe bir değişiklikolmadığı tespit edildiğinde eski hükmün aynen korunmasından ibarettir. Şayethükümlü lehine olduğu öngörülen yeni düzenleme, uyarlama yargılamasında derhâluygulanabilme özelliği taşıyor ve dosyada delil değerlendirmesini veya eyleminnitelendirilmesini gerektirmiyorsa duruşma açılmadan lehe uygulamayapılabileceği de öngörülmüştür. Dolayısıyla uyarlama yargılamasının somutolaya göre değişiklik gösteren bir nitelik taşıdığı kabul edilmelidir.
42. Somut olayda başvurucu hakkındaki yargılamanın Mahkemenin27/10/2004 tarihli kararıyla sona erdiği, kararın 31/5/2005 tarihindekesinleştiği ve kesin yargının oluştuğu ilgili kararda Başkan M.O.K., Üye R.Ç.ve Üye H.Ş.nin imzalarının bulunduğu görülmektedir.Daha sonra uyarlama incelemesinin de 27/9/2005 tarihli ek karar ile aynı Heyettarafından dosya üzerinden yapıldığı, kesinleşmiş hükümde yer alan kastenöldürmeye azmettirme suçundan verilen “müebbet ağır hapis” cezasının “müebbethapis” cezasına dönüştürülmesine karar verildiği, başka sanıklar tarafındanyapılan temyiz başvurusu sonucunda kararın bozulduğu anlaşılmaktadır. Yargıtaybozma kararı sonrasında Mahkemenin 27/4/2010 tarihli kararı ile başvurucuhakkında önceki kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi ve mükerrer kararverilmesine neden olunmaması gerekçe gösterilerek herhangi bir kararverilmediği fakat Yargıtayın 21/4/2011 tarihli bozmailamında, ilk uyarlama kararının resen temyize tabi olması nedeniylekesinleşmediği ve 27/4/2010 tarihli kararın başvurucu yönünden hukuksaldeğerden yoksun olduğu belirtilerek kasten öldürmeye azmettirme suçundanverilen ve “müebbet hapis cezası” olarak yeniden uyarlanan cezanın onanmasına,diğer suçtan verilen ceza hakkında uyarlama yapılmaması gerekçesiylebozulmasına karar verdiği görülmüştür. Anılan bozma kararı sonrasındaMahkemenin Başkan D.Ö., Üye H.O. ve Üye M.K.’danoluşan Heyetle 2/2/2012 tarihinde verdiği kararla sadece çıkar amaçlı suçörgütü yöneticisi olmak suçundan verilen 3 yıl 8 ay ağır hapis cezasının 2 yıl1 ay hapis cezasına dönüştürülmesine karar verildiği, yapılan temyiz başvurususonucunda kararın 15/5/2013 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
43. Başvurucunun yargılamanın yenilenmesi talebini inceleyenMahkeme Heyetinin Başkan D.Ö., Üye M.K. ve Üye S.M. tarafından oluşturulduğu veoyçokluğuna sahip üyelerin “çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi olmak” suçundanverilen cezada lehe kanun uygulaması yapan 2/2/2012 tarihli karara katılmışoldukları görülmektedir. Somut olaydaki uyarlama yargılamasında; başvurucuhakkında kesin yargıya dönüşen suçlarla ilgili delil değerlendirmesiyapılmadığı, nitelikleri değişmeyen suçlarla ilgili sadece lehe ceza miktarıbelirlenerek sonuç cezada değişiklik yapıldığı, ayrıca kasten öldürmeyeazmettirme suçu ile ilgili hem asıl hem de uyarlama yargılamasını farklı birheyetin yaptığına şüphe yoktur.
44. Bu durumda başvurucu hakkında yargılamanın yenilenmesitalebinin reddi yönünde karar veren Heyette görev alan iki hâkim ile Mahkemenin2/2/2012 tarihli ve “çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi olmak” suçu ile ilgilicezada uyarlama kararını veren heyetteki iki hâkimin aynı kişiler olduğugörülmekte ise de uyarlama kararının delil değerlendirmesi ve eyleminnitelendirilmesi ile ilgili olmadığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın yenilenmesitalebinin reddine ilişkin kararın itiraz incelemesi, başkan ve üyeleri farklıhâkimlerden oluşan farklı bir mahkeme tarafından yapılmıştır.
45. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının bir hak ihlalininbulunmadığının açık olması nedeniyle diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. YargılamanınYenilenmesi Talebinin Reddedilmesinin Adil Yargılanma Hakkını İhlal Ettiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
46. Başvurucu, sonradan ortaya çıkan AİHM kararındaki ihlaltespiti doğrultusunda yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesininAnayasa’nın 36. maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkını ihlal ettiğiniileri sürmüştür.
47. Bakanlık; başvurucunun ibraz ettiği AİHM kararının somutolayla doğrudan ilgili olmadığını, kötü muamele iddiasına ilişkin usulsüzgözaltı işleminin başvurucunun somut olayla ilgili soruşturma beyanından sonrameydana geldiğinin anlaşıldığını, mahkemece taleplerin değerlendirilerekdosyayla ilgisi olmadığının tespit edildiğini belirtmiştir.
2. Değerlendirme
48. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesigereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
50. Anılan Kanun hükmünde, açıkça dayanaktan yoksun başvurularınAnayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksunbaşvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kuralabağlanmıştır.
51. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde Ankara 11. Ağır CezaMahkemesinin 27/10/2004 tarihli, K.2014/105 sayılı kararı ile başvurucununkasten öldürmeye azmettirme ve çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi olmaksuçlarını işlediği sabit görülerek mahkûmiyetine karar verildiği; bu hükümlerinYargıtay 1. Ceza Dairesinin 31/5/2005 tarihli kararıyla onandığı ve uyarlamayargılamalarının yapılarak lehe kanun uygulaması ile cezaların belirlendiğigörülmektedir.
52. Başvurucu, şikâyet konusu davadan ayrı devam eden vekendisine yönelik kötü muamele ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmasuçlarından Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesine açılan davada kötü muamele suçuyönünden beraat kararı verilmesinin AİHM tarafından yapılan incelemesindeSözleşme’nin 3. maddesi kapsamında usul ve esastan ihlal kararı verildiğini, bukararın başvuru konusu dosyayı doğrudan ilgilendirdiğini, sonucunudeğiştirebileceğini ve yeniden yargılama nedeni yapılması gerektiğini ilerisürerek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Mahkeme, AİHM tarafındanihlal kararı verilen olayın başvuru konusu olayla ilgili olmadığı veyargılamanın yenilenmesini gerektirecek yeni bir durum bulunmadığı gerekçesiyletalebi reddetmiştir. Anılan karar, yapılan itirazın reddedilmesiyle 24/12/2013tarihinde kesinleşmiştir.
53. Yargılamanın yenilenmesi taleplerinde bahsedilen hususunyeni delil kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin veya talepkonusu dosya ile ilgili olup olmayacağının takdiri esasen derece mahkemelerineaittir. Diğer bir anlatımla başvurucunun belirttiği AİHM kararının ve delilintek başına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirilmesindebaşvurucunun beraatını veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektireceknitelikte “yeni” ve “önemli” olup olmadığının takdiri derece mahkemelerineaittir. Çünkü AİHM kararının, başvuru konusu dosyanın doğrudan AİHM’e taşınması sonucu verilmiş bir karar olmadığıanlaşılmaktadır.
54. Bunun istisnası, derece mahkemelerinin tespit vesonuçlarının bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veyaaçık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesinceesas yönünden incelenemez (Onur Gür,B. No: 2012/828, 21/11/2013, § 21).
55. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi isteminin İlk DereceMahkemesince reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte olupiddiaların özü Mahkemenin hukuk kurallarını yorumlamada ve olaylarıdeğerlendirmede isabet edemediğine ilişkindir. Dolayısıyla başvuru bu hâliylekanun yolu incelemesi talebi niteliğinde olup yargılamanın yenilenmesitalebiyle ilgili anılan Mahkeme kararlarının açıkça hukuka aykırı olarak kabuledilmesini gerektiren bir olgu ile bu kararlarda bariz takdir hatası veya açıkbir keyfîlik oluşturan bir durum da tespitedilememiştir.
56. Açıklanan nedenlerle kanun yolu incelemesi talebiniteliğinde olan başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,19/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.