TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA ŞAHİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/18774)
Karar Tarihi: 22/3/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
M. Emin ŞAHİNER
Başvurucu
:
Mustafa ŞAHİN
Vekili
:
Av. Adil AKTAY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve değerkaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının, idare lehine vekâlet ücretinehükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve yargılamanın uzun sürmesinedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucuya ait Karaman'ın Ermenek ilçesi Ardıçkayaköyünde bulunan 221 ada 22 parsel numaralı taşınmaza yönelik olarak Enerji veTabii Kaynaklar Bakanlığının Ermenek Barajı ve Hidroelektrik Santrali TesisleriProjesi kapsamında Bakanlar Kurulunca 31/1/2009 tarihinde acele kamulaştırmakararı alınmıştır.
9. İdare, Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesinden (Mahkeme) 26/4/2011tarihinde başvurucuya ait taşınmaza acele kamulaştırma yoluyla el konulması vekamulaştırma bedelinin tespiti talebinde bulunmuştur. Mahkeme 17/6/2011 tarihlikararı ile bilirkişi raporuna dayanarak el koyma bedelini 18.940,21 TL olarakbelirleyip bu bedelin başvurucuya ödenmesine ve bahsedilen taşınmaza acele elkonulmasına karar vermiştir.
10. İdare tarafından 12/12/2012 tarihinde açılan kamulaştırmabedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında Mahkemece bilirkişiincelemesi yaptırılmış, bilirkişilertaşınmazınözelliklerini gözeterek ve net gelir yöntemine göre 2012 yılı fiyat, masraf veverim verilerini kullanarak taşınmazın toplam değerini 30.142,17 TL olarakbelirlemiştir.
11. Mahkeme 9/5/2012 tarihli kararıyla taşınmazın kamulaştırmabedeli olan 30.142,17 TL'den acele kamulaştırma kararı sonrası ödenen bedelinmahsubu ile bakiye 11.201,96 TL'nin başvurucuya ödenmesine, taşınmazın idareadına tapuya kayıt ve tesciline karar vermiştir.
12. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesince18/11/2014 tarihinde onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynıDairenin 28/9/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
13. Nihai karar, başvurucuya 27/10/2015 tarihinde tebliğedilmiştir.
14. Başvurucu 26/11/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Ali Şimşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073,6/7/2017, §§ 18-33.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 22/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
17. Başvurucu öncelikle kamulaştırma bedelinin düşükbelirlendiğini iddia etmiştir. Başvurucuya göre bilirkişi tarafındankamulaştırma bedeli tespit edilirken yalnızca taşınmazın bulunduğu ilçeninverileri yerine komşu ilçelerin tarım müdürlüğü verileri dikkate alınarak hesapyapılması nedeniyle taşınmaz bedeli olması gerekenden düşük hesaplanmıştır.Başvurucu ayrıca, derece mahkemelerince belirlenen kamulaştırma bedelinin değerkaybına uğratıldığını belirtmiştir. Başvurucu, bu gerekçelerle mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
18. Anayasa Mahkemesi, daha önce Karaman'ın Ermenek ilçesindeyapılan aynı kapsamdaki kamulaştırma işlemleri yönünden benzer şikâyetleriçeşitli bireysel başvurularda incelemiş ve karara bağlamıştır (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,6/2/2014; Ali Şimşek ve diğerleri).
19. Başvurucu ilk olarak kamulaştırma bedelinin düşükbelirlendiğinden yakınmaktadır. Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri uyarıncakamu yararı bulunması, kamulaştırma kararının yasada gösterilen esas veusullerine uyulması, gerçek karşılığın peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanınanayasal ögeleridir. Kamulaştırılan taşınmazın gerçek karşılığı olan bedelinintespiti ise uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bukonudaki uzman dairelerinin yetki ve görevindedir. Mülkiyet hakkına yapılanmüdahale ile ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden Anayasa Mahkemesininyapacağı tespit, orantılılık incelemesinden ibarettir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No:2013/2511, 22/1/2015, § 49; AbdülkerimÇakmak ve diğerleri, B. No: 2014/1964, 23/2/2017, § 52).
20. Somut olayda ise Yargıtay 18. Hukuk Dairesi gerekçesiniönceden ortaya koyarak Ermenek ilçesindeki arazilerin kamulaştırılmasındagerçek değere ulaşmak için mevki kavramını ilçe düzeyinden daha geniş yorumlamıştır.2006 yılından beri istikrarlı olarak uygulanan bu yöntem bireyler içinerişilebilir ve bilinebilir olup başvuru konusu olayda 2010 yılında açılankamulaştırma bedelinin tespiti davasında başvurucu açısından bahsedilenyerleşik içtihat öngörülebilir durumdadır. Dolayısıyla Yargıtay DairesininErmenek ilçesi için belirlediği mevki kavramını daha geniş yorumlayan bedeltespiti yöntemi 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11.maddesinin (f) bendine açıkça aykırı olmadığı gibi ikna edici gerekçesi ilekeyfî olmaktan da uzaktır (Tahsin Erdoğan, §§64-70).
21. Başvurucu ayrıca, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklıolarak kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratıldığını ileri sürmüştür.
22. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninorantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıcaödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçendönemde gerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir derecede değerkaybetmemiş olması gerekir (Mehmet Akdoğanve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59). Ödenen tutarlarınenflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi yani kamulaştırmatarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafiedecek biçimde faiz uygulanması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısındadeğer kaybetmesini önleyebilecek bir araçtır (MehmetAkdoğan ve diğerleri, § 42).
23. Yapılan incelemede başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninölçülü olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için Mahkemece tespit edilengerçek değer ile başvurucuya yapılan ödemelerin enflasyon etkisi arındırılmışsonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenen kamu yararıile başvurucunun mülkünden mahrum kalması arasında makul dengenin sağlanıpsağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmede önemli olan,yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerinden başvurucununmaruz kaldığı yükü belirlemektir (Ali Şimşekve diğerleri, § 66).
24. Başvuru konusu davanın açıldığı 12/12/2012 tarihindekideğerlere göre tespit edilen 30.142,17 TL kamulaştırma bedelinin 18.940,21TL'si daha önce 17/6/2011 tarihinde acele el koyma kararı ile ödenmiştir. Aceleel koyma kararı sonrası ödenen 18.940,21 TL mahsup edildikten sonra bakiye11.201,96 TL’nin başvurucuya ödenmesine 10/3/2014 tarihli kararlahükmedilmiştir.
25. Merkez Bankası verilerine göre alacağa hak kazanıldığı 2012yılı 12. ayındaki 100 TL'nin ödemenin yapıldığı 2014 yılı 3. ayı itibarıylaenflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 111,23 TL'dir. Bu durumdabaşvurucuya ödenmesi gereken 11.201,96 TL tutarındaki kamulaştırma bedelialacağının 2014 yılı 3. ayıitibarıyla Merkez Bankasıverileri kullanılarak enflasyon karşısında değer kaybının giderilmiş karşılığı12.460,16 TL’dir.
26. Dolayısıyla yukarıdaki verilere göre başvurucunun mülkiyethakkı kapsamında değerlendirilen 11.201,96 TL tutarındaki alacağının değerkaybını telafi edecek fark 1.258,20 TL'dir. Buna karşılık derecemahkemelerince, başvurucunun alacağına 12/4/2013 tarihinden itibaren yasal faizişletilmesine karar verilmiş olup bu doğrultuda başvurucuya yalnızca 914,26 TLtutarında faiz ödemesi yapıldığı görülmektedir. Bu durumda başvurucununalacağında meydana gelen değer kaybı %3,075'tir.
27. Bu koşullar altında somut olaya bakıldığında taşınmazmalikine ödenen faizin aradan geçen sürede kamulaştırma bedelinin uğradığıdeğer kaybını büyük ölçüde karşıladığı anlaşılmaktadır. Yukarıda tespit edilendüzeydeki küçük bir farklılığın ise (%5'ten daha az) hesaplama yöntemisebebiyle oluşabilecek yanılma (hata marjı) kapsamında kaldığıdeğerlendirilmelidir. Ayrıca Mahkeme kararıyla tespit edilen kamulaştırmabedeli, kararla birlikte taşınmaz malikine ödenmiştir. Bu durumda kamulaştırmabedelinin ödenmesi sürecindeki gecikmenin -bu sürede uğranılan zararınkarşılanması amacıyla ödenen faiz miktarı da gözetildiğinde- başvurucuya aşırıbir külfet yüklemediği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlaledilmediğinin açık olduğu sonucuna varılmıştır.
28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu, lehine hükmedilen tazminatın bir bölümünü vekâletücreti olarak ödemek zorunda kalmasından şikâyet etmiştir.
2. Değerlendirme
30. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun vekâlet ücretine ilişkinşikâyetinin mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
32. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğal sonucuolarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altınaalınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisibir temel hak niteliği taşımasının ötesinde Anayasa’nın 40. maddesi uyarıncadiğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2011/33, K.2012/54, 11/4/2012;AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013;E.2013/64, K.2013/142, 28/11/2013; E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014;E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 18).
33. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer almaktadır (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,2/10/2013, § 28; Özkan Şen, B.No: 2012/791, 7/11/2013, § 51; Ş.Ç.,B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; KenanYıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).
34. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlıkkapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekildekarara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Mahkemeye erişim hakkı,hak arama özgürlüğünün bir gereği olmakla birlikte hak arama özgürlüğününvarlığının kabulü için tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimietkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı önemli ölçüde zorlaştırıcı veyacaydırıcı nitelikte olan (AYM, E.2013/40, K.2013/139, 28/11/2013), kişininmahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını (Özkan Şen, § 52) ya da kişinin bizatihimahkemeye başvurmuş olmasını anlamsız hâle getiren sınırlamalar mahkemeyeerişim hakkını ihlal edebilir (İbrahim CanKişi, B. No: 2012/1052, 23/7/2014, § 31).
35. Vekâlet ücreti yargılama gideri olup bununla davacı veyadavalının o dava nedeniyle aldıkları hukuki yardım karşılığında avukataödedikleri ücretin telafisi amaçlanmaktadır (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014). Dava aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belliolmayan bu ücret yükümlülüğü, bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ileilişkilidir (Serkan Acar, B. No:2013/1613, 2/10/2013, § 38).
36. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına görekazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine vekâlet ücretinehükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkiletmektedir (Serkan Acar, § 39; Muhbet Adanır ve diğerleri, B. No: 2014/10261,8/12/2016, § 101).
37. Anayasa’nın 36. maddesinde hak arama özgürlüğü için herhangibir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekildesınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. AnayasaMahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak veözgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemişhak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM, E.2010/83,K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; HüseyinDayan, B. No: 2013/5033, 13/4/2016, § 46).
38. Mutlak olmayan ve sınırlandırılabilen mahkemeye erişimhakkına ilişkin sınırlandırmaların kanuni olması, hakkın özünü zedeleyecekşekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar, § 38; İbrahim Can Kişi, § 36).
39. Başvuru konusu olayda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı CezaMuhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesi ve 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı ResmîGazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılıGenel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde HukukHizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesinin(1) numaralı fıkrası ile 2014 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)uyarınca başvurucu aleyhine reddedilen kısım üzerinden vekâlet ücretinehükmedilmiştir. Dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğuanlaşılmaktadır.
40. İdare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin amacınıngereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece kamukaynaklarının etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekildekullanılmasının sağlanması olduğu ifade edilebilir. Kamu kaynaklarının etkili,verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekilde kullanılmasının teminine yönelikdüzenleme yapılması da hukuk devleti ilkesinin bir gereği olup bu sebepleyapılan müdahalenin meşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmıştır (Murat Kara ve diğerleri, B. No: 2014/6042,9/3/2017, § 70).
41. Bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucularınreddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık ücretini karşıtarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşullarıçerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarınıanlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel koşullarıçerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkınınasgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan Şen,§ 54).
42. Başvuru konusu olayda Mahkemece dava kabul edilerek taraflaryararına 2014 yılı AAÜT uyarınca 1.500 TL maktu vekâlet ücretinehükmedilmiştir. Bu durumda derece mahkemelerince hükmedilen kamulaştırma bedeliile karşılaştırıldığında ve başvurucu yararına da vekâlet ücretine hükmedildiğidikkate alındığında başvurucu aleyhine hükmedilen 1.500 TL maktu vekâletücretinin ölçüsüz olduğu söylenemez. Ayrıca bu düzenleme ile satın almausulünün de teşvik edildiği gözetilmelidir. Bu nedenle mahkemeye erişim hakkınayönelik açık bir ihlalin bulunmadığı anlaşılmıştır.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
44. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
45. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılamasıdevam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esasalınır (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).
46. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
47. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 2 yıl 9 ay 16günlük yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varmak gerekir.
48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Başvurucunun Diğerİddiaları
49. Başvurucu, özel yaşama saygı ve konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğini öne sürmekte ise de somut başvurunun konutdokunulmazlığı ve özel yaşama saygı hakkıyla bir ilgisi görülmediğinden buhaklar yönünden bir inceleme yapılmamıştır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Başvurucunun diğer iddialarının incelenmesine GEREKOLMADIĞINA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA22/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.