TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA NİHAT BEHRAMOĞLU VE GÜNEŞ BASIM YAYIM ORGANİZASYON VE TİCARET LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/11961)
Karar Tarihi: 11/6/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Recep KAPLAN
Başvurucular
:
1. Mustafa Nihat BEHRAMOĞLU
2. Güneş Basım Yayım Organizasyon ve Ticaret LTD. ŞTİ.
Vekilleri
:
Av. Özlem ŞEN ABAY
Av. Özgür Murat BÜYÜK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir siyasetçiye yönelik açıklamaları nedeniylegazeteci olan başvurucu aleyhine tazminata hükmedilmesinin ifade ve basınözgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/7/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Birinci başvurucu Mustafa Nihat Behramoğlu (Bu karardakibaşvurucu ibaresiyle aksi belirtilmedikçe birinci başvurucu Mustafa NihatBehramoğlu kastedilmektedir.) Nihat Behram adıyla tanınmakta olup kamuoyutarafından bilinen bir şair, yazar ve gazetecidir. Başvurucu; olay tarihinde,ikinci başvurucunun sahibi olduğu günlük Sol gazetesinde (gazete) köşe yazılarıyazmaktadır.
A. Arka Plan Bilgisi
10. Ankara'da Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Ormanı olarakbilinen bölgeden Anadolu Bulvarı'nı Konya Yolu'na bağlayacak şekilde yolgeçirilmesine ilişkin tartışmalar 1990'lı yılların başında başlamıştır. Konuylailgili olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi (Belediye) ve ODTÜ yönetiminin karşıkarşıya geldiği uzun yıllar süren dava süreçleri yaşanmıştır.
11. 2013 yılında bu konudaki tartışmalar yeniden alevlenmiştir.2013 yılı yaz aylarında yaşanan ve kamuoyunda"GeziParkı olayları" olarak bilinen sürecin de etkisiyle ODTÜ Ormanı olarakbilinen bölgeden geçecek yol çalışmasına karşı çıkan bazı gruplar, siyasi partitemsilcileri, öğrenciler ve akademisyenler tarafından Ağustos 2013 tarihindenitibaren konuyla ilgili etkinlikler düzenlenmeye ve gösteriler yapılmayabaşlanmıştır. Bu gösteriler zaman zaman şiddet eylemlerine dönüşmüş ve güvenlikgüçleri ile protestocular arasında ciddi çatışmalar yaşanmıştır.
12. Konuyla ilgili olarak ODTÜ tarafından "Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektörlüğü'nün AnadoluBulvarı'nın Devamı Olan Yol Hakkında Açıklaması" başlığıaltında 3/9/2013 tarihinde yapılan ve Belediye ile ODTÜ arasındaki ihtilaflıhususların geçmişine dair bilgiler içeren açıklamada şu hususlara yerverilmiştir:
i.Anadolu Bulvarı ve devamı olan yol,Belediye tarafından onaylanan “Ankara Nazım Planı 1990”da yer almış ve AnadoluBulvarı bu plan uyarınca 1987 ile1988 yıllarında inşa edilmiştir. ODTÜ, AnadoluBulvarı’nın devamı olan bu yolun kısmen arazisinden geçmesini kabul etmiş veyolun ODTÜ arazisinin doğu sınır bölgesinden geçeceği kabul edildiğinden1980’lerden sonra yola ayrılan bölgede ağaçlandırma yapmamıştır. Yola ayrılanarazinin bir kısmı daha sonra ilgili makamlarca I. derece doğal sit alanıolarak belirlenmiştir. Bu sit alanı kararı nedeniyle Anadolu Bulvarı’nın devamıolan yolun statüsü Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve Ankara TabiatVarlıklarını Koruma Komisyonunun görüşlerine ve Çevre ve ŞehircilikBakanlığının onayına tabidir. Anadolu Bulvarı’nın devamı olan yolun yapımısırasında ODTÜ arazisi içinde yaklaşık 3.000 ağacın yol yapımından etkilenmesisöz konusudur. Bu konu da ODTÜ mensuplarının, öğrencilerinin, mezunlarının vedoğasever Ankaralıların tepkisine neden olmaktadır.
ii. Yukarıda bahsedilen yol planlamasından farklı olarakBelediye tarafından 2007 tarihinde “Ankara Nazım Planı 2023” önerisine eklenen ikinci bir yol dahavardır. Bu ikinci yol, ODTÜ Kampüsünü ikiye bölecek bir hemzemin yol olaraktasarlanmıştır. ODTÜ, bu yol önerisine itiraz etmiş ve dava açmıştır. Dava ODTÜlehine sonuçlanmış ve bu ikinci yol önerisi iptal edilmiştir. ODTÜ, bu yoluancak tünel olarak yapılması hâlinde kabul edilebileceğini ifade etmiştir.
13. Nihayet 18/10/2013 tarihinde Belediye ekipleri, ODTÜ Ormanıolarak bilinen bölgeden geçecek yol çalışması için güvenlik güçleri eşliğindeçalışma başlatmışlardır. Konuyla ilgili olarak Belediye tarafından 19/10/2013tarihinde yapılanaçıklamada, yol çalışmalarıylailgili gerekli izinlerin alındığı ve çalışmalara ilişkin yasal bir engelbulunmadığı ifade edilmiştir.
14. ODTÜ tarafından 19/10/2013 tarihinde "18 Ekim 2013 Cuma Gecesi ODTÜ Yerleşkesine YapılanMüdahale ile İlgili Rektörlük Açıklaması" başlığı altındayapılan açıklamada ise yol çalışmalarıyla ilgili yasal süreçler henüztamamlanmamasına rağmen Belediye görevlilerinin ve iş makinelerinin izinsizolarak ODTÜ yerleşkesine girdiği belirtilmiş, bu tutumun kabul edilemezbulunduğu ve kınandığı ifade edilmiştir.
15. Ciddi toplumsal olaylar yaşanmasına neden olan vekamuoyunda, siyaset dünyasında ve medyada uzun süren tartışmalara konu olan yolçalışmaları tamamlanarak ODTÜ yolu adıyla da bilinen 1071 Malazgirt Bulvarı25/2/2014 tarihinde hizmete açılmıştır.
B. Başvuru Konusu Olay
16. Başvurucu tarafından gazetenin 27/10/2013 tarihli nüshasında"Vızzzzgelir" başlıklı bir yazı kaleme alınmıştır. Oldukça kısa olanve sadece bir paragraftan oluşan yazının ilgili kısımları şu şekildedir:
"...Şuna bak yolsuzluk şampiyonuGökçek'in yol yapma bahanesi ile ODTÜ ormanına yönelik hayat düşmanısaldırısını Hacı Bozdağ orman kanuncusu ruhu ile savunup eklemiş, her hizmetinçevreye dokunan bir yanı vardır..."
17. Olayların yaşandığı tarihte Ankara Büyükşehir Belediyebaşkanı olan İbrahim Melih Gökçek (davacı) söz konusu yazıda geçen "yolsuzluk şampiyonu" şeklindekiifadelerin kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle manevi tazminat davasıaçmıştır.
18. Davayı gören Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi aşağıdakigerekçelerle temyiz yolu açık olmak üzere davanın kısmen kabulüne karar vermişve başvurucuları 1.250 TL manevi tazminat ödemeye mahkûm etmiştir:
"..27/10/2013 tarihli yazıda BüyükşehirBelediye Başkanı olan davalı hakkında ... ifadelerine yer verildiği , sarfedilen sözlerin katlanılması gayrikabil nitelikte olup, eleştiri sınırlarınıaştığı, öz ile biçim arasındaki dengenin muhafaza edilmediği, davacının kişilikhaklarını ihlal eder nitelikte olduğu ve dolayısıyla manevi tazinatınkoşullarının oluştuğu anlaşıldığından tarafların mali ve içtimai durumları vegazetenin tirajı da nazara alınarak davanın kısmen kabulüne kısmen reddinekarar verilmesi yönünde mahkememizde tam ve sağlam bir vicdani kanaat hasılolmuş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."
19. İlk derece mahkemesinin temyiz yolu açık olmak üzere verdiğibu karara karşı başvurucuların yaptığı başvuru, Yargıtayca13/5/2015 tarihinde temyize konu olan tutarın Kanun'da öngörülen düzeyeulaşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Red kararıbaşvuruculara 17/6/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
20. Başvurucular 20/7/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
21. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” kenar başlıklı 49. maddesişöyledir:
“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasınazarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralıbulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de,bu zararı gidermekleyükümlüdür.”
B. Uluslararası Hukuk
22. İfade özgürlüğünün demokratik toplumdaki önemi, ifadeözgürlüğü ve itibarın korunmasını isteme hakkı arasındaki ilişki vesiyasetçilerin itibar haklarının korunmasıyla ilgili uluslararası hukukkaynaklarının derli toplu verildiği bir karar için Koray Çalışkan (B. No: 2014/4548, 5/12/2017, §§ 17-23)kararına bakılabilir.
23. Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM),demokratik bir toplumda basının oynadığı temel rolün altını birçok kezçizmiştir. AİHM'e göre basının -görev vesorumluluklarının bilincinde olarak- kamu yararını ilgilendiren her konuyuiletme görevi vardır. AİHM, basının böyle konularda bilgi ve fikir yaymadanibaret olan görevine kamunun bu fikir ve bilgileri alma hakkı eklendiğinihatırlatmıştır. AİHM’e göre bu görevi olmasa basın,vazgeçilmez kamusal “gözetleyici” (watchdog) rolünü oynayamaz (Bladet Tromsø ve Stensaas/Norveç [BD], B. No: 21980/93, 20/5/1999,§§ 59, 62;Pedersen ve Baadsgaard/Danimarka[BD], B. No: 49017/99, 17/12/2004, § 71; VonHannover/Almanya (No. 2) [BD], B.No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 102).
24. AİHM, Radio France/Fransa (B. No: 53984/00,30/3/2004, § 37) kararında basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakınilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve hattakışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini belirtmiştir:
"Mahkeme "görev ve sorumluluklar"ın, ifade özgürlüğünün doğasındankaynaklandığını yineler. 10. madde tarafından kamusal yararlara ilişkinmeselelerin aktarılması içingazetecilere sağlanangüvencenin şartı, gazetecilik etiğine uygun olarakonlarınkesin ve güvenilir bilgi sağlamak konusunda iyi niyet sahibi olmalarıdır(örneğin bkz.Bladet Tromsø and Stensaas/Norveç,§ 65;Colombani ve diğerleri/FransaB. No:51279/99,25/06/2002, §65). Ne var ki basınözgürlüğü belli dereceye kadar abartmaya hatta kışkırtmaya (provocation)izin verir (bkz. özellikle, Bladet Tromsø and Stensaas/Norveç,§ 59)..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 11/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
26. Başvurucular; bir siyasetçiye yönelik eleştiri mahiyetindekipaylaşımlarından dolayı aleyhlerine tazminata hükmedilmesi nedeniyle ifadeözgürlüğünün, bilirkişi incelemesi yapılması yönündeki taleplerinin reddi iledavada aleyhlerine karar verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
27. Bakanlık görüşünde;
i. Anayasa Mahkemesi ve AİHM'in konuya ilişkin içtihatlarından hareketle, somutbaşvuruda değerlendirilmesi gereken hususun başvurucunun ifade özgürlüğü ilemüştekinin şeref ve itibar hakkı arasında adil bir dengenin gözetilipgözetilmediği olduğunu,
ii. Siyasal bir rolü olan kişilere karşıyöneltilen eleştirinin kabul edilebilir sınırlarının sıradan bir kişiye göredaha geniş olduğunu ancak AİHM'in bir kişinin kamutarafından tanınan bir kişi olması veya kamusal bir tartışma bağlamındaeleştirilmiş olması hâlinde bile özel hayatına saygı gösterilmesi ve özelhayatının korunması konusunda meşru bir beklentisinin olduğunu kabul ettiğini,
iii. Öte yandan kişinin “belli bir olaytemelinde, somut argümanlar kullanılarak ve belli bir disiplin çerçevesinde”eleştirilmesi ile “hiçbir somut argüman ve illiyet unsuru bulunmaksızın hakaretiçeren söz ve eylemlere muhatap olması” arasındaki ayırımı sağlıklı oluşturmakgerektiğini, bu ayırım oluşturulurken uygulayıcıların kullanacakları temelölçütlerin “somut, rasyonel, ölçülebilir ve denetlenebilir” olmasına özengöstermek gerektiğini, toplumda hâkim olan örf, gelenek, ahlak, estetik gibideğer yargılarının da bu ölçme ve değerlendirme mekanizmasında dikkate alınmasıgerektiğini,
iv. Bir söz veya davranışın “bağlamı”önemli olmakla birlikte “toplumdaki karşılığı”nın dahukuki yorum ve değerlendirmelerde gözönündebulundurulması gerektiğini; bu ayrım doğru bir şekilde yapılmaz ise sosyal vesiyasal hayatta hiçbir karşılığı bulunmayan, kabul edilebilir eleştirisınırlarını aşan, hakarete varan ifadelerin hukuki koruma şemsiyesi altındameşruiyet kazanma tehlikesi bulunduğunu,
v. Siyasal hayatta rol alan kişilereyöneltilen eleştiri daha geniş olmakla birlikte bu durumun eleştiri sınırlarınıaşarak hakaret içeren söz ve ifadelerin kullanılabileceği şeklinde aslayorumlanamayacağını, dolayısıyla siyasetçilerin veya kamuoyu önünde daha fazlaolan tanınmış ve meşhur kişilerin kişisel şeref ve itibar haklarını yok edecekveya anlamsız kılacak söz veya davranışların adil denge kurulurken ifadeözgürlüğü bağlamında daha fazla korumayı hak edeceği şeklinde kesin birkanaatin ön yargılı bir değerlendirme olacağını,
vi. Anayasa Mahkemesinin;
- Nilgün Halloran(B. No: 2012/1184, 16/7/2014) başvurusunda, başvurucunun “aşağılık duygularının yansısı” şeklindehakaret içeren elektronik ileti göndermesi nedeniyle derece mahkemesincetazminata mahkûm edilmesini,
- Emin Aydın (B. No: 2013/2602, 23/1/2014)başvurusunda ise gazeteci olan başvurucuya bir ilin ilçe emniyet müdürünükastederek “ucuz olmak” şeklindekaleme aldığı köşe yazısı nedeniyle verilen adli para cezasını ve hükmünaçıklanmasının geri bırakılması kararını ifade özgürlüğüne ölçüsüz bir müdahaleolarak değerlendirmediğini,
vii. AİHM'in de;
- Pakdemirli/Türkiye (B. No: 35839/97,22/2/2005) başvurusunda başvurucu tarafından kullanılan bazı kelimelerin(yalancı, iftiracı, Çankaya'nın şişmanı, dar kafalı, lastikleri patlasın, öbürdünyaya gidince Allah affetmez), siyasi bir eleştiri olmaktan çok bir hakaretve beddua tufanı olduğunu belirttiğini; polemik gibi görünen ve belli ölçüdeasılsız bir kişisel saldırı içeren bu sözlerin siyasi bir tartışma içindeki birgörüş kapsamında çözümlenebilmesinin zor olduğunu ifade ettiğini,
- Jalbă/Romanya (B. No: 43912/10, 18/2/2014)kararında bir kamu görevlisinin itibarının yeterince korunmamış olmasınedeniyle ihlal kararı verdiğini,
- Janowski/Polonya ([BD], B. No: 25716/94, 21/01/1999) kararında birgazetecinin hakaret nedeniyle cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlaletmediğine karar verdiğini,
viii. başvuruya konu ifadelerin o dönemdekamuoyunun ciddi manada ilgisini çeken ve üzerinde birçok tartışma yaşanan birolay kapsamında kullanıldığını; bu kapsamda bu ifadelerin kullanılış biçiminin,hedeflenen gayenin, olayın gelişiminin ve tarafların tutumunun da dikkatealınmasının yerinde olacağını;
ix. yazıdaki ifadelerin o tarihte gündemdeolan toplumsal tartışmaya ve bu tartışmaya katkı sağlamak amacıyla kalemealındığı belirtilen yazıya katkı sağlayıp sağlamadığının, görüşün açıklanmasıiçin kullanılmasının gerekli olup olmadığının ve siyasi dahi olsa üçüncüşahısların kişilik haklarının tecavüzü niteliğinde bulunup bulunmadığıhususlarının Anayasa Mahkemesince değerlendirilmesinin uygun olacağını,
x. ayrıca mevcut başvuruda şikâyete konuyaptırım kararının orantılılık açısından da incelenmesi gerektiğini ifadeetmiştir.
28. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında esasolarak başvuru formunda ileri sürdükleri iddiaları tekrar etmişlerdir.Başvurucular ayrıca, bazı AİHM kararlarından örnekler sunarak Bakanlığınyarışan haklar arasında önceliğin şeref ve itibarın korunmasına verilmesi gerektiğive kendi aleyhlerine hükmedilen tazminatın orantılı görülebileceği yönündekideğerlendirmelerine katılmadıklarını ifade etmişlerdir.
B. Değerlendirme
29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının Anayasa'nın 26.maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
30. Anayasa’nın “Düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Herkes, düşünce vekanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarakaçıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesiolmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması,...başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıylasınırlanabilir…
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
31. Somut başvuruda, ilk derece mahkemesince verilen karardabaşvurulabilecek kanun yolunun hatalı gösterilmesi nedeniyle başvurucununtemyiz başvurusu reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında;ilk derece mahkemelerinin bir davanın taraflarını kanun yoluna ilişkinmeselelerde hatalı yönlendirmesi hâlinde oluşan hukuki belirsizliğin onlarınaleyhine yorumlanamayacağına karar vermiştir (Temyiz sürelerinin hatalıgösterilmesine ilişkin başvurular yönünden bkz. Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No:2012/855, 26/6/2014, §§ 28-50; Kommersan Kombassan Mermer Maden İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.ve diğerleri, B. No: 2013/7114, 20/1/2016, §§ 30-57). Bu nedenle somutbaşvuru bakımından etkili olmayan temyiz yoluna başvuru konusunda başvurucu ilkderece mahkemesi kararı nedeniyle yanılgıya düşmüş olduğundan başvurununsüresinde yapıldığının kabulü gerekir.
32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeözgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
33. Köşe yazısında kullanılan ifadeler nedeniyle başvurucuların1.250 TL tazminat ödemesine karar verilmiştir. Söz konusu Mahkeme kararı ilebaşvurucuların ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
34. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak vehürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratiktoplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
35. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesindedüzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,demokratik toplumdüzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygunolup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
36. 6098 sayılı Kanun’un “Sorumluluk”kenar başlıklı 49. maddesinin “kanunla sınırlama” ölçütünü karşıladığı sonucunavarılmıştır.
ii. Meşru Amaç
37. Başvurucuların tazminat ödemeye mahkûm edilmesine ilişkinkararın "başkalarının şöhret veya haklarının korunması"nayönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucunavarılmıştır.
iii.Demokratik Toplum DüzenininGereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
(a) Demokratik ToplumDüzeninin Gerekleri Kavramı
38. Anayasa Mahkemesi "demokratik toplum düzeniningerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kezaçıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, toplumsalbir ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde olmalıdır.Bu koşulları taşımayan bir tedbir, demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (BekirCoşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan,B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerinin böyle bir ihtiyacınbulunup bulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır.Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir.
(b) Ölçülülük
39. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi birsınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğindeolup olmadığının da incelenmesi gerekir(AYM, E.2007/4,K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran Reşit Bekir [GK],B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 63; BekirCoşkun §§ 53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıcabkz. Tansel Çölaşan, §§ 54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72). Bu sebeplemevcut başvuruda hükmedilen tazminatın davacının maruz kaldığı düşünülenzararıyla makul bir ölçülülük ilişkisi içinde olması gerekir.
(c) Basın Özgürlüğü
40. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifadeözgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli olan ve Anayasa'nın 28.maddesinde yer alan basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlutemellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi içingerekli temel şartlardan birini oluşturduğunudahaönce pek çok kez ifade etmiştir (Mehmet AliAydın, § 69; Bekir Coşkun,§§ 34-36). Bu bağlamda ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerlive demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun, §§ 34-36). Basın özgürlüğünün kamuoyunaçeşitli fikir ve tutumların iletilmesi ve bunlara ilişkin bir kanaatoluşturması için en iyi araçlardan birini sağladığı açıktır (İlhan Cihaner (2),B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63).
(d)İfade ÖzgürlüğününKapsamı
41.Öte yandan Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrası, ifadeözgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirmemiştir. İfade özgürlüğü;siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları gibi hertürlü ifadeyi kapsamına almaktadır (ErgünPoyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 37; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,15/2/2017, § 40). Bu itibarla bir gazetede yer alan köşe yazısında yer alanbilgiler başkaları açısından “değersiz” veya “yararsız” görülse bile kişilerin subjektif değerlendirmelerinden bağımsız olarak ifadeözgürlüğünün korumasındadır.
(e) Basının Ödev veSorumlulukları
42. Demokratik bir toplumda basına, siyasetçileri ve kamugörevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmaklabirlikte Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri tamamen sınırsız bir ifadeözgürlüğünü garanti etmemiştir. Anayasa'nın 12. maddesinin "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesineve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder."biçimindeki ikinci fıkrası, kişilerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetlerikullanırken ödev ve sorumluluklarına da gönderme yapmaktadır. 26. maddeninikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğününkullanımına basın için de geçerli olan bazı "görev ve sorumluluklar"getirmektedir (Basının görev ve sorumluluklarına ilişkin bkz. Orhan Pala, B. No: 2014/2983, 15/2/2017, §46; Erdem Gül ve Can Dündar [GK],B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 89; R.V.Y.A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67; Önder Balıkçı, § 43).
43. Bu görev ve sorumluluklar "başkalarının şöhret ve hakları"nın zarar görme ihtimalinin bulunduğu veözellikle adı verilen bir şahsın itibarının söz konusu olduğu durumlarda özelönem arz eder (Orhan Pala, § 47).Basın özgürlüğü; ilgililerin meslek ahlakına saygı göstermelerini, doğru vegüvenilir bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareket etmelerinizorunlu kılmaktadır. Kötü niyetli olarak gerçeğin çarpıtılması kabul edilebilireleştiri sınırlarını aşabilir. Dolayısıyla haber verme görevi zorunlu olaraködev ve sorumluluklar ile basın kuruluşlarının kendiliğinden uymaları gerekensınırlar içermektedir (Orhan Pala,§ 48; Medya Gündem Dijital YayıncılıkTicaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 42, 43; Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015,§§ 53, 54; İlhan Cihaner(2), §§ 60, 61).
44. Söz konusu sorumlulukların kapsamı, başvurucunun koşullarınave ifade özgürlüğünü kullandığı vasıtalara göre değişir. Anayasa Mahkemesibasın özgürlüğüne yapılan müdahalelerin "demokratik bir toplumda gerekli"olup olmadığını incelerken meselenin bu yönünü görmezden gelmeyecektir.
(f) Bireyin Şeref ve İtibarının Korunması
45. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifadeözgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda basının uymasıgereken görev ve sorumluluklardan biri de başkalarının şöhret veya haklarınınkorunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve manevibütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17. maddesinin birincifıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), § 44). Devlet, bireyin şeref veitibarına keyfî olarak müdahale etmemekle ve üçüncü kişilerin saldırılarınıönlemekle yükümlüdür (Nilgün Halloran, § 41; AdnanOktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, § 45; Önder Balıkçı, § 44). Buna ilave olarakAnayasa Mahkemesi siyasetçilerin, kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetkikullanan görevlilerin gördükleri işlev nedeniyle daha fazla eleştiriyekatlanmak durumunda olduğunu ve bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çokdaha geniş olduğunu her zaman vurgulamıştır (Siyasetçilerle ilgili olarak bkz. Ergün Poyraz (2), § 58; kamusal yetkikullanan görevlilerle ilgili olarak bkz. NilgünHalloran, § 45; tanınan bir Cumhuriyetbaşsavcısı ile ilgili olarak bkz. İlhan Cihaner (2), § 82; tanınan ve siyasetehazırlanan bir kamu görevlisi ile ilgili olarak bkz. Önder Balıkçı, § 42).
46. Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruya benzer başvurularda,aleyhine tazminata hükmedilmesi nedeniyle başvurucunun müdahale edilen ifadeözgürlüğü ile başvurucunun konuşmasındaki iddialar ve ifadeler nedeniyledavacının müdahale edilen şeref ve itibar hakkının korunması arasında adil birdengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirir (Nilgün Halloran, § 27; İlhan Cihaner (2), §49). Bu, soyut bir değerlendirme değildir.
(g) Çatışan HaklarArasında Dengeleme
47. Çatışan haklar arasında dengeleme yapılabilmesi için mevcutolaya uygulanabilecek olan kriterlerden bazıları şu şekilde sayılabilir:
1- Yayında kamu yararı bulunup bulunmadığı, genel yarara ilişkinbir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı
2- Toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı
3- Haber veya makalenin yayımlanma şartları
4- Haber veya makalenin konusu, bunlarda kullanılan ifadelerintürü, yayının içeriği, şekli ve sonuçları
5- Habere yönelik kısıtlamaların niteliği ve kapsamı
6- Haberde yer alan ifadelerin kim tarafından dile getirildiği
7- Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük derecesi ile ilgilikişinin önceki davranışları
8- Kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısındasahip oldukları hakların ağırlığı
48. Anayasa Mahkemesi başvurunun koşullarına göre bazılarıyukarıda sayılan kriterlerin gerektiği gibi değerlendirilipdeğerlendirilmediğini denetler (Nilgün Halloran, § 41; ErgünPoyraz (2), § 56; Kadir Sağdıç,§§ 58-66; İlhan Cihaner(2), §§ 66-73). Bunun için başvurucu tarafından yazılan yazının-yayımlandığı bağlamdan kopartılmaksızın- olayın bütünselliği içindedeğerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran, § 52; ÖnderBalıkçı, § 45).
(h) İfade Özgürlüğüne Yapılan MüdahaleninGerekçesi
49. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerintemel ekseni, derece mahkemelerinin müdahaleye neden olan kararlarındadayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından “demokratiktoplum düzeninin gerekleri”ne ve “ölçülülük”ilkelerine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığıolacaktır (Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan § 56; Ahmet Temiz (6), B. No: 2014/10213,1/2/2017, § 36). İfade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesinceortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahalelerAnayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir.
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
50. Başvuruya konu yazıda ele alınan konu, ODTÜ Ormanı'ndabulunan arazi içinden çok sayıda yetişmiş ağacın kesilmesi suretiylegerçekleştirilecek olan bir yol çalışmasına ilişkin olup bu konunun kamusalçıkarları ilgilendiren meseleler arasında olduğu ve yazının çerçevesinin baskınbir şekilde kamusal meseleler alanında kaldığı açıktır.
51. Diğer taraftan başvuruya konu yazının konusu oluşturan olay,tarafların yaşamının diğer bireylere kapalı ve mahrem alanına ilişkin olmayıpsiyasi alanda yer almaktadır. Gerçekten de ODTÜ Ormanı olarak bilinen bölgedenyol geçirilmesine ilişkin çalışmalar basında ve kamuoyunda geniş yankı bulmuş,bu mesele üzerine haftalar süren bir tartışma süreci yaşanmıştır. Anılançalışmalar siyasi aktörler, köşe yazarları, akademisyenler gibi çok farklıtoplum kesimlerince farklı açılardan değerlendirilmiş; lehte ve aleyhtedeğerlendirmelere konu olmuştur.
52. Bu çerçevede kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılmakta olanbir konuya ilişkin olarak yazılan yazının kamusal faydası yüksek bir tartışmayakatkı sunduğunda kuşku bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle başvurucunun davakonusu yazıda kendi bakış açısından Türkiye'de gündemde olan ve bu yönüylekamunun bu konudaki fikir ve bilgileri alma hakkının da önemli olduğu biricraatı eleştirmesinin genel olarak kamu yararını ilgilendiren bir meseleyleilgili olduğu konusunda şüphe yoktur. Öte yandan başvuru konusu yazı, yolçalışmasına ilişkin tartışmaların devam ettiği ve konunun güncelliğini koruduğubir tarihte yazılmıştır.
53. Eldeki başvurunun çözümlenmesinde gözönündetutulması gereken bir diğer husus hem başvurucu hem de davacının toplumsalkonumlarıdır. Bir yanda gazeteci kimliğine sahip ve görüşleri yaygın kitlelertarafından takip edilen başvurucu, diğer yanda ise tanınmış bir siyasetçi olanve olay tarihinde Ankara Büyükşehir Belediye başkanı sıfatına sahip davacıbulunmaktadır. Bu çerçevede kamuoyunca bilinen bir siyasetçi olarak davacınınicraatlarının gazeteci kimliğiyle siyasi meseleler üzerinde yazılar yazanbaşvurucunun sıkı ve yakın denetimi altında olması tabiidir.
54. Bu sebeple eldeki başvuruya konu olayda davacıya yönelikolarak kullanılan sözlerin onu incittiği söylense bile Ankara BüyükşehirBelediye başkanı ve tanınmış bir siyasetçi olan davacının üstelik çokçatartışılan bir icraatla ilgili olarak kendisine yönelik eleştirilere sıradaninsanlara göre daha fazla hoşgörü göstermesi gerekir.
55. Başvurucunun, tazminat ödemesine neden olan yazısındakullandığı "yolsuzluk şampiyonu" ifadesiyledavacıyı sert bir şekilde eleştirdiği kabul edilebilir. Bununla birlikte ilkolarak bu tür başvurularda basının yerine geçip belli bir durumda kullanılacakhaber yapma şeklinin ne olacağını belirlemek yargı mercilerinin görevideğildir. İkinci olarak ise basın özgürlüğünün -demokrasi ile yakın ilişkisinindoğal sonucu olarak- bir dereceye kadar abartıya ve provoke etmeye izin verecekşekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir (Benzer değerlendirmeleriçin bkz. Ali Kıdık,B. No: 2014/5552, 26/10/2017, § 77).
56. Öte yandan ilk derece mahkemesi kararında başvuruya konuyazının yayımlanmasının davacının hayatına kayda değer bir etkisinin olduğugösterilmemiştir. Yazının davacının özel hayatı ile ilgisinin olmadığı, kabahakaret içermediği ve keyfî kişisel saldırı boyutuna da ulaşmadığıgözetildiğinde geriye başvurucunun yazıyı yazarken kullandığı polemik içerenagresif usulü kalmaktadır. Bu noktada ifade özgürlüğünün sadece haber vefikirlerin içeriğini korumadığı, haber ve fikirlerin iletilme usulünü dekoruduğu gözetilmelidir (Benzer değerlendirmeler için bkz. Ali Kıdık, §78).
57. İlk derece mahkemesi, başvurucunun yazısındaki sözlerindavacının şeref ve itibarına karşı hangi surette saldırı oluşturduğu vetazminat ödemeyi gerektiği hususunda yeterli bir değerlendirme yapmaksızınyazının bir bütün olarak katlanılamaz nitelikte olduğu, yazıda eleştirisınırlarının aşıldığı, öz ile biçim arasındaki dengenin muhafaza edilmediği veyazının davacının kişilik haklarını ihlal eder nitelikte olduğu sonucunaulaşmıştır.
58. İlk derece mahkemesi; başvurucunun yazısının yazıldığıkoşulları, davacının siyasi kimliğini, yazıya konu olan meselenin kamusalniteliğini, kamuoyunda bu konuda süregelen bir tartışma olduğunu ve halkınkamusal meselelere ilişkin bilgi alma hakkını dikkate almadan başvurucularıtazminat ödemeye mahkûm etmiştir.
59. Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında ilk derece mahkemesinindavacının şeref ve itibar hakkını koruma amacının demokratik bir toplumdabasının oynadığı temel rol de gözetildiğinde başvurucuların Anayasa'nın 26. ve28. maddeleri kapsamındaki ifade ve basın özgürlüğü haklarına uygulanansınırlamaların haklı çıkarılması için yeterli olmadığı ve daha ağır basan birtoplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği kanaatine ulaşılmıştır. İlk derecemahkemesince ifade ve basın özgürlüğünün korunması ile özel hayatın bir unsuruolan şeref ve itibar hakkının korunması arasında adil bir denge kurulmamıştır.Bu kapsamda ilk derece mahkemesince, başvurucular aleyhine hükmedilen tazminatkararı için gösterilen gerekçeler ilgili ve yeterli kabul edilemez.
60. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 26. ve 28.maddelerinin birinci fıkralarında güvence altına alınan ifade ve basınözgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
61. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
1. Genel İlkeler
62. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasınagöre esas inceleme kapsamında, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği vevarsa ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı belirlenmektedir. Aynı Kanun’un 50.maddesinin (1) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 79.maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ise ihlal kararı verilmesi hâlinde,gerekli görüldüğü takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir. Buna göre ihlal sonucuna varıldığında ilgilitemel hak ve hürriyetin ihlal edildiğine karar verilmesinin yanında “ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağınınbelirlenmesi”, diğer bir ifadeyle “ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedil[mesi]” de gerekir.
63. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetinihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işleminve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebepolduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülendiğer tedbirlerin alınması gerekmektedir.
64. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1)numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğinehükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerekişlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasılgiderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgilimercilere gönderir (Bkz. Şahin Alpay (2)[GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 57).
65. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Bunagöre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasamaişlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderimyolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır.
66. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir.
67. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesiyle işaret edilen yeniden yargılama kavramı, ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanınyenilenmesi kurumundan belli yönlerden farklılık taşımaktadır.Kuşkusuz ki Anayasa Mahkemesinin yeniden yargılamaya hükmettiği durumlarda daderece mahkemesi kesin hükme bağlanmış bir uyuşmazlığı yeniden ele almaktadır.Bu yönüyle ilgili usul kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesimüessesesi ile Anayasa Mahkemesince yeniden yargılamaya hükmedilmesi arasındabir farklılık bulunmamaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesinin, tespit edilenihlalin giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hallerde,ilgili usul kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklıolarak yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hallerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür.
68. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gerekenşey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafındanbir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlaligideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespitedilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin birişlemden veya yerine getirilmeyen usuli bireksiklikten kaynaklanıyorsa söz konusu usul işleminin, hak ihlalini giderecekşekilde yeniden (veya daha önce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icapetmektedir. Buna karşılık ihlalin, idari işlem veya eylemin kendisinden ya da(derece mahkemesince yapılan veya yapılmayan usul işlemlerinden değil de)derece mahkemesi kararının sonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesitarafından tespit edildiği hallerde derece mahkemesinin, usule dair herhangibir işlem yapmadan doğrudan mümkün olduğunca dosya üzerinden önceki kararınınaksi yönünde karar vererek ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir.
2. İlkelerin Olaya Uygulanması
69. Başvurucular; ihlalin tespiti ile birlikte yeniden yargılamayapılmasını ve her biri için ayrı ayrı 10.000 TL maddi 5.000 TL manevi olmaküzere toplam 30.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.
70. Başvurucuların, ifade ve basın özgürlüklerinin ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
71. Anayasa Mahkemesi köşe yazısında kullanılan ifadelernedeniyle başvurucuların 1.250 TL tazminat ödemesine karar verilmesinindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu nedenlebaşvurucuların ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucunavarmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
72. Bu durumda ifade ve basın özgürlüklerinin ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılmasıgereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması venihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeplekararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 25. Asliye HukukMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
73. Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesi ihlale yol açan yargılama sürecine muhatap olanbaşvurucuların bu sürede uğradığı bütün zararları gidermemektedir. Üstelikihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasınakarar verilmekle birlikte başvurucunun muhatap olduğu yargısal süreç devametmektedir. Dolayısıyla eski hâle getirmekuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi içinifade ve basın özgürlüklerinin ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle veyeniden yargılama suretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvuruculara müştereken net 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
74. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
75. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,10 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,10 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altınaalınan ifade özgürlüğü ile Anayasa'nın 28. maddesinin birinci fıkrasındagüvence altına alınan basın özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerininihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2013/461, K.2014/307)GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvuruculara müştereken net 4.000 TL manevi tazminatÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 226,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE11/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.