TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA MENDEŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/1349)
Karar Tarihi: 30/10/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Mustafa MENDEŞ
Vekili
:
Av. Hüseyin AYGÜN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğudeğerlendirilen ve bir terör örgütü olduğu kabul edilen FetullahçıTerör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması ile bağlantılı olarak yürütülensoruşturmada uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makulsüreyi aşması, tutukluluğa ilişkin kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulhceza hâkimliklerince verilmesi ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasınedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltı sürecindeki bazıuygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/12/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl bugüne kadar birçok kezuzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam edenve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12).
8. Mardin Valiliği emrinde vali yardımcısı olarak görev yapmaktaolan başvurucu, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılısuçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında 26/4/2017 tarihinde Mardin İlEmniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alınmıştır.
9. Başvurucu, bir gün gözaltında tutulmuş ve 27/4/2017 tarihindeMardin Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifadesi şuşekildedir:
"... Ben kesinlikle Fetö/PDYisimli terör örgütünün üyesi değilim. Eşim N.M. İzmir'lidir.Ankara Üniversitesinde aynı kampüste eğitim gördük. Kendisi anasınıfıöğretmenidir. Halen görevinin başındadır. Kendisiyle tanışmamız aynı dönem,aynı kampüste eğitim görmemizden dolayıdır. Hakkımda beyanda ve teşhistebulunan ve başkomiser olduğu tarafıma söylenen E.O.A.isminde birini tanımam. Hakkımda niçin beyan ve teşhiste bulundu bilmiyorum.Birilerine ağabeylik yapacak kadar dini bilgi ve birikime sahip değilim. Biryanlışlık olduğunu düşünüyorum. Geçmişte sadece bu yapıyla iltisaklı Malatya'dabulunan Hügem isimli dershaneye üniversiteye hazırlıkdöneminde gittim. O dönem öğrenciler iki dershaneye gidiyordu. Ötekisi çokpahalı olduğu için ailem ve ben bu dershaneye gitmeyi uygun bulduk. Gitmemiz detamamen eğitim ve ekonomik durumumuzla ilgiliydi. Dershanede ayrıca başarılıbir dershaneydi. Ağabeyim N.F.M. Marmara İlahiyat mezunudur. İstanbul Medeniyetüniversitesindeki görevinden ihraç edildikten sonra bildiğim kadarıyla kendisipasaportuyla İngiltere ülkesine gitti. Ben kendisini kaçak değil diyebiliyorum. Üniversite tarafından ihraç edildikten sonra KHK ile de ihraçlistesine girdi. Akabinde ben burada artık yaşayamam İngiltere ülkesinde işkuracağım diye gitti. Kendisinin bylock isimliprogramı kullandığını da yeni duydum. Bildiğim kadarıyla kendisi sosyal birinsandır. FETÖ/PDY yapısına yakınlığını görmedim. Mesleğim icabı İngiltere'yebir defa dil eğitimi için gittim. İngiltere'deyken eşimde yanımdaydı.İngiltere'deyken bir kez ailemle beraber İtalya'ya gezmeye gittim. Ayrıca birdefasında tek bir seyahat ile Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Avusturya'nınbaşkentlerine ailecek gezmeye gittik. Hayatımın hiçbir döneminde Amerikaülkesine gitmedim. Ben kesinlikle bu terör örgütü ile anılmak istemiyorum.Eğitim ve ekonomik durum sebebiyle gittiğim dershane dışında bu yapıylailtisaklı hiçbir şeyin içerisinde yer almadım. Bahsi geçen E.O.A.'nın kim olduğunu bilmiyorum. Keşke bilseydim. Kendisinegörevim icabı zararım mı dokundu, birine mi benzetti bilemiyorum, beyanına göre10-14 yıl sonra internet sitesinde veya başka bir şekilde gördüğü resimden2000'li yıllardaki bir adamı bana nasıl benzetti onu da çözebilmiş değilim. Birinsan birine bu kadar kötülük yapamaz. Ben kesinlikle kendisine veyaakrabalarından birine görevim gereği verdiğim bir karar sebebiyle zararverdiğimi, bu şekilde de bu dosyaya dahil edildiğimi düşünüyorum. Ama şu daolabilir, işi daha doğrusu bu tür idari ve adli soruşturmaları saptırmak içinyalan beyanda da bulunmuş olabilir. Ben üzerime atılı suçlamaları kabuletmiyorum."
10. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı gün silahlı terörörgütü FETÖ/PDY üyesi olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu Mardin1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.
11. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:
"... Ben bu konu ile ilgili daha öncekolluk aşamasında ve Savcılıkta ayrıntılı ifade vermiştim, vermiş olduğumifadeler doğrudur, aynen tekrar ederim. Üzerime atılı suçlamayı kabuletmiyorum. Ben kesinlikle FETÖ/PDY isimli terör örgütünün üyesi değilim. Öncekiifadelerime ekleyecek başka bir şey yoktur. Tutuksuz yargılanmak üzere serbestbırakılmamı talep ediyorum."
12. Mardin 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 27/4/2017 tarihinde "şüphelinin üzerine atılı silahlı terör örgütüneüye olma suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterensomut olguların bulunması, mevcut delil durumu, kaçma şüphelerinin yoğunşekilde bulunması, verilmesi beklenen ceza ile ölçülü olduğu kanaati" belirtilerekbaşvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir.
13. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı 2/5/2017 tarihli kararıylabaşvurucu hakkında yürüttüğü soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayıGaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
14.Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 26/7/2017 tarihli iddianamesi ilebaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahislecezalandırılması istemiyle başvurucu hakkında aynı yer Ağır Ceza Mahkemesindekamu davası açılmıştır.
15. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütününkuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saiklekurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına vehangi tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir. Devamında isebaşvurucu yönünden değerlendirmeler yapılmıştır.
16. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekseörgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY terör örgütü hiyerarşisiiçinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular şöyleözetlenebilir:
i. Yayladere Kaymakamı iken görevlendirildiği Mardin Valiliğiemrinde vali yardımcısı olarak geçici görev yaptığı sırada 17/04/2017 tarihindegörevinden uzaklaştırılması,
ii. Oğlu olan M.Z.M.nin FETÖ/PDYsilahlı terör örgütüne müzahir okullarda 2014-2017 yılları arasında öğrenimgördüğünün tespit edilmesi,
iii. Hakkında aynı nitelikteki suçtan soruşturma yürütülenE.O.A. isimli kişinin Sivas İl Emniyet Müdürlüğünde 6/8/2016 tarihinde şüphelisıfatıyla -etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek-verdiği ifadesinde "... PolisAkademisinde okuduğum son dönemlerde devre arkadaşlarımla sohbete gitmeye başlatık, sohbet gurubumuzda U.K., R.A., E.K., M.A., S.K.,N.Y. ve K.G. vardı, başımızda sohbet abisi olarak kendisini Halit kod ismi iletanıtan bir şahıs vardı, daha sonradan yapmış olduğum araştırma sonucunda buşahsın Van ili Çaldıran ilçesi kaymakamı olan Mustafa Mendeşolduğunu öğrendim. Halit kod isimli şahıs bir dönem sohbet verdikten sonrayerine Levent isimli başka birisi geçti ..." şeklinde anlatımdabulunması ve ifade sonrasında fotoğraf üzerinden başvurucuyu teşhis etmesi,
iv. Şüpheli E.O.A.nın ifadesinde adıgeçen diğer kişiler hakkında da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturmabaşlatılmış olması.
17. İddianamede kod isim kullanılması ve başvurucuya yöneltileneylemlere ilişkin olarak yapılan hukuki değerlendirmelerin ilgili bölümlerişöyledir:
" ... FETÖ/PDY örgütlenmesi; gizlilik,hiyerarşik yapılanma, pelür kağıtları ile haberleşme, özgeçmiş raporu verme(CV) ve kod adı kullanma gibi özellikleri ile yasadışı terörist örgütlenmelerintaktiklerini kullanmaktadır...
... Dini unsurları temel alarak hareketettiğini iddia eden FETÖ/PDY'nin, dini değerlerizamana ve şartlara göre kendi idealleri doğrultusunda yorumlaması, ülkesi vedevleti ile barışık olmak yerine devleti kendisine hasım olarak görmesi, açıkve şeffaf olmak yerine bir istihbarat örgütü gibi "kod isimler, özelhaberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar" kullanması, yönetimkadrosunun faaliyetleri yurt dışından idare etmesi ve hasımlarını saf dışıetmek için her türlü baskı, şantaj ve yasadışı yöntemi kullanması, çeşitliyabancı misyon temsilcileriyle mahiyeti bilinmeyen görüşmelerde bulunması, sözkonusu yapının casusluk faaliyetlerini de kapsayan organize olmuş bir örgütolduğunu ortaya koyan unsurlardır...
... Örgütmensupları, tedbir alarak haberleşme araçlarını değiştirdikleri gibi isimzikretmekten imtina etmekte, "abi" ya da "hocam" şeklindegenel ifadeler kullanılmaya özen gösterilmekte, il ve ilçe imamları ise genelolarak "Kod" isim kullanmaktadırlar...
... Her öğrenciye 'kod' adı verilmektedir.'Paralel Devlet' dediğimiz yapılanma içerisinde, aslında bölgesindenbirimlerine kadar herkes 'kod isim' kullanmıştır...
... Buyapı içinde devlet kurumlarında faaliyet gösteren şahıslar genelde KOD ADkullanırlardı bu sebeple bizim bildiğimiz isimler doğru isimler de olmayabilir.Bu kod isim uygulaması her kurumda olabilir. "
... şüpheli Mustafa Mendeş'inhakkında verilen itirafçı beyanı ile kod adı kullandığının ve sohbet abiliğiyaptığının, ayrıca oğlu olan M.Z.M.'yi FETÖ/PDYsilahlı terör örgütüne müzahir okullara 2014-2017 yılları arasında gönderdiği,bu haliyle şüphelinin silahlı terör örgütü FETÖ/PDY adına süreklilik veçeşitlilik arz eden eylemlerde bulunmak suretiyle organik bağ kurarak üzerineatılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği tüm dosya kapsamındananlaşılmakla ..."
18. Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesi 11/8/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne kararvermiş ve E.2017/217 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamış, aynıgün yapılan tensip incelemesi ile başvurucunun tutukluluğunun devamına kararverilmiştir.
19. Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesi 23/11/2017 tarihinde yaptığı ilk duruşmadabaşvurucunun savunmasını tespit ettikten sonra yetkisizlik kararı vererekdosyanın Erzurum Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ve başvurucununtutukluluk hâlinin kaldırılarak tahliyesine karar vermiştir.
20. Başvurucu, tahliye kararından sonra 25/12/2017 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
21. Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan tensip incelemesiile birlikte 19/1/2018 tarihinde karşı yetkisizlik kararı verilerek dosyanınyetkili ve görevli mahkemenin belirlenmesi için Yargıtay 5. Ceza DairesiBaşkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
22. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 7/3/2018 tarihli kararıyla Gaziantep10. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/11/2017 tarihli yetkisizlik kararınınkaldırılmasına karar vermiş ve yargılamaya Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinin(Mahkeme) E.2018/145 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir.
23. Mahkemece 26/6/2018 tarihli duruşmada başvurucunun savunmasıalınmış ve tanık O.I. dinlenilmiştir. Adı geçen tanığın ifadesinin ilgilikısımları şöyledir:
"Segbisekranında gördüğüm sanık Mustafa Mendeş'tir, ben 2015Eylül 2016 Eylül tarihleri arasında Van merkezde bulunan Hacıbekir ilkokulundaöğretmen olarak görev yaptım, bu dönemde fetö/pdy örgütü içerisinde Van ilinde görev yapan kaymakamlardansorumluydum, bu görev kapsamında takibini yaptığımız kaymakamların moralmotivasyonunu ve örgütten ayrılmaması için takibini yapıyordum, sanık Mustafa Mendeş'te bu şekilde takibini yaptığım kaymakamlardanbirisiydi, kendisi sanırım Van Çaldıran'da görev yapıyordu, biz sanıklagörüşmelerimizi tek yapıyorduk, ben sorumluluğumda bulunan tüm kaymakamlarlatek görüşüyordum, benim sorumluluğumda daha önce ifademde anlattığım 5-6kaymakam vardı, görüşmeler ayda yada 2 ayda bir oluyordu, görüşmelerin tarihinive yerini bir önceki toplantıda belirliyorduk, yani her toplantıda bir sonrakitoplantının yerini ve zamanını belirtiyorduk, zaten görüşmelerin tamamı benimevimde oluyordu, bu görüşmede genel olarak görüştüğüm kişinin bir sorunu olupolmadığını soruyordum, ardından da Kur'an ve risale okuyorduk, zorunluolmamakla birlikte himmet olarak para verirlerse alıyordum, sanığın veripvermediğinden tam emin değilim ancak verdi olarak hatırlıyorum, o dönemde ben telegram olarak bildiğimiz bir programı kullanmıştım,sonradan bu programın bylock programı olduğunuöğrendim, sanık bylock kullanmıyordu, kendisiyle bylock üzerinden hiçbir görüşme yapmadım, kendisiyle 2016yılı nisan yada mayıs ayına kadar görüşmelerimiz devam etti, görüşmelerimizdesanığın göreviyle ilgili herhangi bir talep ve talimat ve bilgi alışverişiolmadı, sadece dini ve güncel konularda konuşuyorduk, beni sanıklairtibatlandıran kişi H. isimli kişidir, bu kişi benim üstüm konumundaydı veErzurum'da öğretmen olarak çalışıyordu, kendisini ben Emniyet Müdürlüğündeteşhis ettim ..."
24. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaGaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
25. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenarbaşlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
26. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerekaçıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus karardabelirtilir."
27.5271 sayılı Kanun'un "Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi" kenarbaşlıklı 153. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:
"(2) Müdafiindosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanınamacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkimkararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkinyürütülen soruşturmalarda verilebilir:
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanununda yer alan;
...
7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
...
(3)Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişiraporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adliişlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(4)Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosyaiçeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak vebelgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir."
28. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt"kenar başlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2)Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapiscezası verilir."
29. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
30. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerinkesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabilir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
32. Başvurucu; suç işlediğine dair somut bir kanıt bulunmamasınave tutuklama tedbiri için mevzuatta öngörülen koşullar gerçekleşmemesine rağmentutuklandığını, söz konusu örgütle ilişkilendirilmesinin hukuksuz olduğunu veyaptığı itirazların basma kalıp ifadeler kullanılarak reddedildiğini belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
33. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
34. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
35. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
36. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da,savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişininyaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayısuçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez;suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
37. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma iddiasıdır. Anayasa Mahkemesianılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgiliolduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57; AydınYavuz ve diğerleri, §§ 237, 238).
38. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Genel İlkeler
39. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
40. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahaleolarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklamatedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nınilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmave ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
41. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımlatutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtininbulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcıdelillerle desteklenmesi gerekir (MustafaAli Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).
42. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemekamacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinegöre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesiniuyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın davranışlarınındelilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkalarıüzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüpheoluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıcaişlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
43. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamalarınölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamdadikkate alınacak hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemive uygulanacak olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).
44. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123).
45. Bununla birlikte yargı mercilerinin belirtilen hususlardakitakdir aralığını aşıp aşmadığı Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. AnayasaMahkemesinin bu husustaki denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınaraközellikle tutuklamaya ilişkin süreç ve tutuklama kararının gerekçeleriüzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve CanDündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124). Nitekim 5271 sayılıKanun'un 101. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, tutuklamaya ilişkinkararlarda kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını vetutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren delillerin somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterileceği belirtilmiştir (Halas Aslan, § 75; Selçuk Özdemir, § 67).
iii. İlkelerin OlayaUygulanması
46. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
47. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
48. Somut olayda başvurucu hakkında verilen tutuklama kararındasuç şüphesinin varlığına ilişkin olarak dosyada somut delillerin olduğu ifadeedilmiş (bkz. § 12) fakat buna ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir.
49. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede; başvurucununFETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındırantanık anlatımına, 17/04/2017 tarihinde görevinden uzaklaştırılmasına ve oğlununFETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir okullarda 2014-2017 yılları arasındaöğrenim görmesine dayanılmıştır (bkz. § 16).
50. Soruşturma dosyasında, eski emniyet mensubu olduğu anlaşılanve FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bir şüpheli hakkında yürütülen birsoruşturma kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğinibelirterek verdiği ifadesinde, kaymakam olarak görev yapmakta olan başvurucununFETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelikanlatımlarda bulunduğu görülmektedir. Tanık kendisiyle birlikte sohbettoplantılarına katılan diğer kişilerin isimleriyle birlikte, sonradan ÇaldıranKaymakamı olduğunu öğrendiği, kod isim kullandığını ve sohbet abisi olduğunubelirtiği başvurucudan da bahsetmiştir (bkz. §§ 16,17). Ayrıca kovuşturmaaşamasında Mahkemece dinlenen tanık da başvurucuyu teşhis ederek, kendisiyleörgütsel amaçla görüşmeler yaptığını ve hatta kendisinden himmet adı altındapara aldığını ifade etmiştir (bkz. § 23). Bu itibarla başvurucu yönünden suçşüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğu görülmektedir. NitekimAnayasa Mahkemesi, Selçuk Özdemir başvurusundaFETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı şüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarakgörev yapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve buyapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarını başvurucu yönünden suçşüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir, § 75; benzer yöndeki karariçin bkz. Metin Evecen, B. No:2017/744, 4/4/2018, § 58).
51. Soruşturma mercilerince başvurucu hakkındaki FETÖ/PDYyapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran tanıkanlatımlarının, somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetlibelirti olarak kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.
52. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.
53. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya doğrudanteşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda,delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlikiçinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersizkalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüssırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçmaimkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenensuçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 271, 272; SelçukÖzdemir,§§ 78, 79).
54. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 28) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (Aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 19; Gülser Yıldırım (2), § 148).
55. Somut olayda Mardin 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliğine, kaçma şüphesinin bulunmasına, suça ilişkinKanun'da öngörülen yaptırımın ağırlığı ile ölçülü olmasına dayanıldığıgörülmektedir (bkz. § 12).
56. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Mardin 1. SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerininolgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
57. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
58. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (Aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılısoruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'ninözellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi)de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çokdaha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (AydınYavuz ve diğerleri, § 350).
59. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Mardin 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 12) keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
60. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurununbu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
61. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19. maddelerde)yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
2. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkinİddia
a. Başvurucunun İddiaları
62. Başvurucu; herhangi bir delil olmadığı halde yedi ay tutuklukaldığını, ilk derece mahkemesince verilen tutukluluğun devamı kararlarınıngerekçelerinin ilgili ve yeteri olmadığını ve tutukluluğun makul süreyiaştığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
63. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
64. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
65. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerincedüzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur.Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 17).
66. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
67. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 23/11/2017tarihinde tahliyelerine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığına ilişkin iddiaları, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamındaaçılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucular lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu; başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
68. Açıklanan gerekçelerle yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
69. Başvurucu, atılı suçla ilgili fiillerin ve somut delillerinkendisine gösterilmediğini ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelereerişiminin engellendiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
70. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
71. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucuların bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
72. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararının hakkındaolağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren darbe teşebbüsü kapsamında bir faaliyetekatıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada verilmiş olması nedeniyle bukararın hukuki olup olmadığının, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlama kararının vebu kararın uygulamasının Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecektir.
ii. Genel İlkeler
73. Anayasa Mahkemesi 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesine göreverilen kısıtlama kararlarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve özellikletutuklu kişilerin tutukluluğa yönelik itirazda bulunma hakları üzerindekietkisini birçok kararında incelemiş ve anılan kararlarda inceleme yöntemineilişkin ilkelerini belirtmiştir (Günay Dağve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 168-176; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 105-107;Erdem Gül ve Can Dündar, §§ 46-48; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,§§ 248-257).
74. Anayasa'nın 19. maddesinin dördüncü fıkrası, yakalanan veyatutuklanan kişiye yakalama veya tutuklama sebeplerinin ve haklarındakiiddiaların hemen yazılı olarak bildirilmesini, yazılı bildirimin mümkünolmaması hâlinde sözlü olarak derhâl; toplu suçlarda ise en geç hâkim huzurunaçıkarılıncaya kadar bildirilmesini öngörmektedir (Günay Dağ ve diğerleri, §168).
75. Diğer taraftan Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasıuyarınca, hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında kararverilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir. Fıkrada öngörülen bu usulde, adil yargılanma hakkının bütüngüvencelerini sağlamak mümkün değil ise de iddia edilen tutmanın koşullarınauygun somut güvencelerin yargısal nitelikli bir kararla sağlanması gerekir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).
76. Özellikle üçüncü kişilerin temel haklarını korumak, kamumenfaatini gözetmek veya adli makamların soruşturma yaparken başvurduklarıyöntemleri güvence altına almak gibi amaçlarla soruşturma aşamasında bazıdelillere erişim yönünden kısıtlama getirilmesi gerekebilir. Bu nedenlesoruşturma evresinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla müdafinindosya inceleme yetkisinin kısıtlanmasının demokratik toplum düzeni bakımındangerekli olmadığı söylenemez. Ancak dosyaya erişim hakkına getirilecekkısıtlamanın kısıtlama kararıyla ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olması,savunma hakkının yeterince kullanılmasını engelleyecek nitelikte bulunmamasıgerekmektedir (AYM, E.2014/195, K.2015/116, 23/12/2015, § 107).
77. Yakalanan bir kişiye, yakalanmasının temel maddi ve hukukisebepleri teknik olmayan ve anlayabileceği basit bir dilde açıklanmalı; böylecekişi, uygun görürse hürriyetinden yoksun bırakılmasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında kanuna uygunluğuna itiraz etmek üzeremahkemeye başvurma imkânına sahip olabilmelidir. Anayasa'nın 19. maddesinindördüncü fıkrası, yakalama veya tutuklama sırasında verilen bilgilerinyakalanan veya tutuklanan kişiye isnat edilen suçların tam bir listesiniiçermesini, bir başka deyişle hakkındaki suçlamalara esas tüm delillerinbildirilmesini ya da açıklanmasını gerektirmemektedir (Günay Dağ ve diğerleri, § 175).
78. İfadesi ya da savunması alınırken başvurucuya erişimikısıtlanan belgelerin içeriğine ilişkin sorular sorulmuş ve başvurucununtutukluluk kararına yönelik itirazında bu belgelerin içeriğine atıfta bulunmuşolması durumunda başvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden belgelereerişiminin olduğunun, içerikleri hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğunun vebu nedenle de tutukluluk hâlinin gerekçelerine yeterli biçimde itiraz etmeimkânını elde ettiğinin kabulü gerekmektedir. Böyle bir durumda kişi,tutukluluğa temel teşkil eden belgelerin içeriği hakkında yeterli bilgiyesahiptir (Hidayet Karaca, § 107).
iii. İlkelerin OlayaUygulanması
79. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 26/7/2017tarihli iddianameden anlaşıldığı üzere başvurucu hakkında yürütülen soruşturmadosyasına ilişkin olarak dosyayı incelemesinin veya belgelerden örnek almasınınsoruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle müdafininsoruşturma dosyasını inceleme yetkisinin kısıtlanmasına karar verilmiştir.Bununla birlikte Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabuledildiği 11/8/2017 tarihi itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılı Kanun'un 153.maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermişbulunmaktadır.
80. Başvurucuya yöneltilen suçlamaya ilişkin olgular temelde kodisim kullanarak sohbet abiliği yapmak suretiyle FETÖ/PDY yapılanmasıylairtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran tanık anlatımıolmasıdır. Başvurucunun kolluk görevlilerince alınan ifadesi incelendiğindekendisine isnat edilen suçlamalara ilişkin olarak açıklamada bulunulduğu ve busuçlamalara konu eylemlerle ilgili sorular yöneltildiği, başvurucunun da isnatedilen eylem ve suçlamalara karşı savunma yaptığı, başvurucunun savunmasındasuçlamayı kabul etmediği görülmektedir.
81. Diğer taraftan Mardin 1. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılansorgu sırasında başvurucuya yüklenen suçun anlatıldığı ve bu sıradabaşvurucunun müdafiinin de hazır bulunduğu anlaşılmıştır.Başvurucu, suçlamalardan ve suçlamaların dayanaklarına ilişkin bilgi vebelgelerden haberdar olduktan sonra müdafiiylebirlikte hâkim önünde savunmasını sözlü olarak dile getirmiş, bu savunmasındada kolluktaki anlatımları doğrultusunda suçlamaları kabul etmemiştir.
82. Ayrıca başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (3)numaralı fıkrasına aykırı olarak kuralda belirtilen ifadelerini içerentutanaklar, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adliişlemlere ilişkin tutanaklara erişiminin kısıtlandığı yönünde bir şikâyeti debulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiininisnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilereerişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
83. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafiine bildirilmiş ve başvurucuya bunlarakarşı savunmasını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında birkaçay süren soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlılık kararı nedeniylebaşvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığınınkabulü mümkün görülmemiştir (Benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Deniz Özfırat,B. No: 2013/7929, 1/12/2015, § 91).
84. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararınedeniyle tutukluluğa itiraz bağlamında savunma hakkının kısıtlandığı iddiasınailişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmınında açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
85. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi suretiyleyapılan müdahalenin Anayasa'da (özellikle 19. maddenin sekizinci fıkrası) yeralan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
4. Sulh CezaHâkimliklerinin Bağımsız ve Tarafsız Hâkim İlkelerine Aykırı Olduğuna İlişkinİddia
a. Başvurucunun İddiaları
86. Başvurucu; tutukluluğa ve yapılan itirazlara ilişkin kararveren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız mahkeme güvencesinisağlamadığını, bu mahkemelerin yürütme organının bir aracı hâline geldiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
i. UygulanabilirlikYönünden
87. Olağanüstü hâl ilanına konu olaylar kapsamında suçlananbaşvurucunun tutuklanmasına karar verildiği tarihte olağanüstü hâl devametmektedir. Bu itibarla başvurucu hakkında tutuklama tedbirinin uygulanmasınakarar veren yargı mercilerinin bağımsız ve tarafsız olup olmadığınınincelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu incelemesırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasına karar veren mercininbaşta Anayasa'nın 19. maddesi olmak üzere diğer maddelerinde yer alangüvencelere aykırı davranıp davranmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanmasıhâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıpkılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
88. Anayasa'nın 9. maddesinde, yargı yetkisinin bağımsızmahkemelerce kullanılacağı açıkça hükme bağlanmış; 138. maddesinde isemahkemelerin bağımsızlığından ne anlaşılması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre "Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargıyetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez;genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz."Bağımsızlık; mahkemenin bir uyuşmazlığı çözümlerken yasamaya, yürütmeye,davanın tarafları ile çevreye ve diğer yargı organlarına karşı bağımsızolmasını, onların etkisi altında olmamasını ifade etmektedir (AYM, E.2014/164,K.2015/12, 14/1/2015).
89. Bir mahkemenin idareye ve davanın taraflarına karşı bağımsızolup olmadığının belirlenmesinde üyelerinin atanma şekli ve onların görevsüreleri, dış baskılara karşı teminatların varlığı ve mahkemenin bağımsızolduğu yönünde bir görüntü sergileyip sergilemediği önem arz etmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134,16/5/2013, § 28).
90. Anayasa'nın 36. maddesinde, mahkemelerin tarafsızlığındanaçıkça bahsedilmemekle birlikte Anayasa Mahkemesi içtihadı uyarınca davanıntarafsız bir mahkemede görülmesini isteme hakkı adil yargılanma hakkının zımnibir unsurudur. Ayrıca mahkemelerin tarafsızlığı ve bağımsızlığının birbirinitamamlayan iki unsur olduğu dikkate alındığında -Anayasa'nın bütünlüğü ilkesigereği- Anayasa'nın 138., 139. ve 140. maddelerinin de tarafsız bir mahkemedeyargılanma hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulması gerektiği açıktır (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 60).
91. Mahkemelerin tarafsızlığı kavramı, görülecek davalarkarşısında bizzat mahkemenin kurumsal yapısı ile davaya bakmakla görevlihâkimin tutumu üzerinden açıklanmaktadır. Öncelikle mahkemelerin kuruluşu veyapılanmasıyla ilgili yasal ve idari düzenlemelerin tarafsız olmadığıizlenimini vermemesi gerekir. Esasında kurumsal tarafsızlık, mahkemelerinbağımsızlığı ile bağlantılı bir konudur. Tarafsızlık için öncelikle bağımsızlıkön koşulu gerçekleşmeli ve ek olarak kurumsal yönden de taraf görüntüsü verecekbir yapılanma oluşmamalıdır (AYM, E.2014/164, K.2015/12, 14/1/2015).
92. Mahkemelerin tarafsızlığını ifade eden ikinci unsur,hâkimlerin görülecek davaya ilişkin öznel tutumlarıyla ilgilidir. Davayabakacak olan hâkimin davanın taraflarına karşı eşit, yansız ve ön yargısızolması, hiçbir telkin ve baskı altında kalmadan hukuk kuralları çerçevesindevicdani kanaatine göre karar vermesi gerekir. Aksi yöndeki davranışlar isehukuk düzenince disiplin ve ceza hukuku alanındaki yaptırımlara tabikılınmıştır (AYM, E.2014/164, K.2015/12, 14/1/2015).
93. Genel bir kanuni düzenlemeye dayanılarak ve Hâkimler veSavcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından yapılan atama sonucunda sulh cezahâkimlerinin -soruşturma aşamasında tutuklama tedbirine ilişkin karar vermek dedâhil olmak üzere- kanun ile verilen görevleri yaptıkları anlaşılmaktadır.Bağımsızve tarafsız olmadıkları iddia edilen sulh ceza hâkimliklerinin Cumhuriyetsavcısının taleplerini reddederek şüpheliler lehine kararlar da verdikleribilinmektedir. Bu itibarla bazı soyut varsayımlardan hareket ederek ilgilihâkimlerin bağımsız ve tarafsız davranmadıklarını kabul etmek mümkün değildir(Benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. HikmetKopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, § 114; Hidayet Karaca, § 78, Mehmet Baransu (2), §§ 64-78;Mehmet Hasan Altan [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, §§160-172).
94. Nitekim Anayasa Mahkemesi; sulh ceza hâkimlerinin de diğertüm hâkimler gibi HSYK tarafından atandıkları ve Anayasa'nın 139. maddesindeöngörülen hâkimlik teminatına sahip bulundukları, diğer tüm mahkemelerde olduğugibi Anayasa'nın öngördüğü biçimde mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlikteminatı esaslarına uygun olarak teşkilatlandırıldıkları, bunların yapılanmasıve işleyişinde tarafsız davranamayacakları sonucuna ulaşılmasını gerektirenherhangi bir unsur bulunmadığı, ayrıca somut, nesnel ve inandırıcı delillerlehâkimin tarafsızlığını yitirdiğinin ortaya konması durumunda davaya bakmasınıengelleyen usul hükümlerinin de bulunduğu gerekçeleriyle sulh cezahâkimliklerini ihdas eden kanun hükmünün iptali istemini reddetmiştir (AYM,E.2014/164, K.2015/12, 14/1/2015).
95. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğuna ilişkinkarar veren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmadığı iddiasınailişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
96. Buna göre başvurucunun sulh ceza hâkimliğincetutuklanmasının bu hakka dair -başta 19., 37., 138., 139. ve 140. maddelerolmak üzere- Anayasa'da yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığıgörüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiası
97. Başvurucu; bir günlük gözaltı süresi içinde kelepçeli olarakbekletildiğini, uyumasının engellendiğini, banyo imkanı tanınmadığını vetuvalette yıkanmak zorunda kaldığını, yetersiz beslendiğini, tutanaktutulmaksızın ve müdafii olmaksızın defalarca mülakatadı altında psikolojik sorgu ve işkenceye uğradığını, kolluk ve savcılıkifadelerinden sonra halka defalarca teşhir edildiğini belirterek insanhaysiyetiyle bağdaşmayan muameleye tabi tutulma yasağının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
98. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
99. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı veAnayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğunailişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmayapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını sağlamaya da elverişli olmalıdır (Tahir Canan, § 25).
100. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğükapsamında, işkence veya kötü muameleyi gösteren yeterli kesin belirtilermevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsa dahi- şikâyetya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasının sağlanmasıgerektiği açıktır (Tahir Canan, §25).
101. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muamele iddialarınailişkin olarak başvurucu, genel olarak gözaltında iken kamu görevlileritarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltıkoşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdekiiddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gözaltına alındığıandan itibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundanşikâyetçi olduğu görülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarınınyetersizliğinden bahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötümuamelenin kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulmakoşullarından mı kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusuiddiaların Anayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi vebelge bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarınınbaşvurucunun anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalindenkaynaklanıp kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortayakonması gerekmektedir.
102. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bu konudakikanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereiletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini veçözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
103. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kötü muamele yasağınınihlal edildiği iddiasıyla ilgili olarak idari ve/veya yargısal başvuru yollarıtüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız hâkimilkelerine aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA ,
5. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA30/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.