TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA KÜRÜN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/68)
Karar Tarihi: 6/2/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Mustafa KÜRÜN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hatalı enjeksiyon sonucu sakat kalınması nedeniylemaddi ve manevi varlığın korunması hakkının; yargılamanın uzun sürmesinedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/1/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş sunulmayacağınıbildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu 2003 yılında boyun tutulması şikâyetiyle SivasDevlet Hastanesinde muayene olmuş ve kendisine kas gevşetici iğne tedavisireçete edilmiştir. Başvurucuya işyeri hekimi F.M.K. tarafından ard arda iki günde iki kez iğne yapılmıştır. İşyeri hekimiF.M.K. tarafından birinci gün yapılan enjeksiyon sonrasında başvurucununherhangi bir sıkıntısı olmamış ancak ikinci gün yapılan enjeksiyonun hemensonrasında sağ bacağında uyuşma meydana gelmiştir. Başvurucu hemen NumuneHastanesinin Acil Bölümüne götürülmüş, burada görev yapan doktorlar S.Ö. ve E.Ttarafından iğne yerinin sağ kalçada net olarak belli olduğu ve iğnenin doğruyere yapılmış olduğu ancak enjeksiyon nöropatisi nedeniyle sinir zedelenmesi meydanageldiği tespit edilmiştir.
9. Çeşitli sağlık kuruluşlarında tedavi olmasına karşınenjeksiyona bağlı olarak gelişen sinir zedelenmesi nedeniyle başvurucunun sağbacağında kalıcı sakatlık meydana gelmiştir.
A. Ceza Yargılamasına İlişkin Süreç
10. Başvurucu, enjeksiyonu uygulayan işyeri hekimi F.M.K.hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuhakkında Adli Tıp Kurumundan (ATK) bilirkişi raporu alınmıştır. ATK tarafındanbaşvurucunun tedavilerine ilişkin tıbbi belgelere yer verilmek ve başvurucununmuayenesi de yapılmak suretiyle inceleme yapılmıştır. ATK'nın4/1/2006 tarihli raporunda, enjeksiyona bağlı sağ bacak güçsüzlüğününenjeksiyon ile illiyetinin bulunduğu, davalı doktorunkusurlu olduğu bildirilmiştir.
11. Bunun üzerine Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davasıaçılmıştır. Mahkeme enjeksiyon sonrasında başvurucuyu muayene eden NumuneHastanesinin Acil Bölümünde görev yapan doktorlar S.Ö. ve E.T.yi tanık olarak dinlemiştir. Doktorlar, iğneyerinin net olarak belli olduğunu ve iğnenin doğru yere yapılmış olduğunutespit ettiklerini beyan etmişlerdir.
12. Mahkeme, Yüksek Sağlık Şurasından bilirkişi raporu almıştır.Yüksek Sağlık Şurasının 15-16/1/2009 tarihlerindeki toplantısında oyçokluğuylaalınan kararda dosyadaki tıbbi belgeler ve ATK tarafından verilmiş olan4/1/2006 tarihli raporun incelendiği, iğnenin yetkili bir kişi tarafındanuygulandığı ve doğru yere yapıldığının tespit edildiği, ortaya çıkanrahatsızlığın enjeksiyonun komplikasyonu olduğunun anlaşıldığı, işyeri hekimi F.M.K.nın kusursuz olduğubildirilmiştir.
13. Azlık oyu kullanan bir üye tarafından ise başvurucudameydana gelen rahatsızlıkta enjeksiyon uygulamasının gereken özen ve dikkat ileyapılmamasının rol oynadığı, bu nedenle işyeri hekiminin kusurlu olduğu görüşüsavunulmuştur.
14. Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Yüksek Sağlık Şurasınınraporunda belirtilen işyeri hekimi F.M.K.nınkusursuz olduğu görüşünü dikkate alarak "taksirlebir kimsenin duyu veya organlarından birinin işlevini yitirmesine nedenolma" suçundan sanığın beraatinekarar vermiştir.
15. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 26/7/2011 tarihli ilamı ilekararın bozularak kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine kararverilmiştir.
B. Tazminat Davasına İlişkin Süreç
16. Başvurucu işyeri hekimi ve işveren firmaya yönelik olarak7/7/2004 tarihinde Sivas İş Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davasıaçmıştır.
17. Mahkeme, ATK'dan bilirkişi raporualmıştır. ATK 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunca verilen 23/8/2010 tarihli bilirkişiraporunda ATK'nın 4/1/2006 tarihli ve Yüksek SağlıkŞurasının 15-16/1/2009 tarihli raporları ile başvurucunun tedavilerine ait tümtıbbi belgelerin incelendiği, başvurucunun 5/4/2010 tarihinde muayene edildiğibelirtilmiştir. Raporda ayrıca başvurucuda gelişen bulguların enjeksiyon nöropatisiile uyumlu olduğu ancak tıbbi belgelerde enjeksiyonun yanlış uygulandığına dairkayıt bulunmadığı, enjeksiyonun doğru bölgeye uygulanması durumlarında da ödem, hematomgibi kitle oluşturan nedenlerle veya difüzyonyoluyla ilacın sinire nüfuzu sonucu toksiketkiyle nöropatiningelişebileceği, gelişen nöropatininenjeksiyon uygulamalarının beklenebilir komplikasyonu olarak değerlendirildiği,hizmet kusuru bulunmadığı bildirilmiştir.
18. Başvurucunun bu rapora itirazı üzerine Mahkemece ATK GenelKurulundan bilirkişi raporu alınmıştır.
19. ATK Genel Kurulunun 6/9/2012 tarihli raporunda, başvurucudagelişen nöropatininenjeksiyon uygulamalarının beklenebilir komplikasyonu olarak değerlendirildiğive hizmet kusuru tespit edilmediği belirtilmiştir.
20. Yapılan yargılama sonucunda, Sivas İş Mahkemesinin13/11/2013 tarihli kararı ile dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde ATKGenel Kurulu tarafından verilen bilirkişi raporunun hükme esas alındığı ve davalılarayönelik kusur bulunmadığı ifade edilmiştir.
21. Bu karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 4/11/2014 tarihlikararıyla onanmıştır. Nihai karar başvurucu vekiline 4/12/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
22. 5/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
23. Anayasa Mahkemesi, yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilenbireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları TazminatKomisyonu Başkanlığına (Tazminat Komisyonu) başvuru imkânının getirilmesineilişkin mevzuata önceki içtihadında yer vermiştir (Ferat Yüksel, B. No: 2014/13828, 12/9/2018, §§ 11-14).
B. Uluslararası Hukuk
24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"kenar başlıklı 8. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Herkes özel ve aile hayatına,konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir."
25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kişilerin fiziksel veruhsal bütünlüklerinin korunması, kendilerine uygulanan tedaviye dâhilolmaları, bu hususta rıza göstermeleri ve maruz kaldıkları sağlık risklerinideğerlendirmelerine yardımcı olan bilgilere erişimlerinin Sözleşme'nin 8.maddesi kapsamı içerisinde yer aldığını kabul etmektedir (Trocellier/Fransa (k.k.), B. No: 75725/01, 5/10/2006; İclal Karakoca ve Hüseyin Karakoca/Türkiye(k.k.), B. No: 46156/11, 21/5/2013).
26. AİHM kararlarına göre devletler,gerek kamu gerekse özel sağlık kuruluşları tarafından yerine getirilen sağlıkhizmetlerini, hastaların yaşamları ile fiziksel ve ruhsal bütünlüğününkorunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekildedüzenlemek zorundadır (Vo/Fransa [BD], 53924/00, 8/7/2004, § 90; Calvelli ve Ciglio/İtalya [BD], 32967/96, 17/1/2002, § 49).
27. AİHM'e göre taraf devletler,uygulanması planlanantıbbi işlemin öngörülebilir sonuçları hakkında doktorların hastalara öncedenbilgi vermelerini sağlayacak gerekli düzenleyici tedbirleri almak zorundadır.Bunun bir sonucu olarak hastanın önceden bilgilendirilmesi söz konusu olmadanöngörülebilir nitelikte bir riskin ortaya çıkması durumunda, ilgili devlethastaya bilgi verilmemesinden doğrudan sorumlu tutulabilmektedir (Şerif Gecekuşu/Türkiye (k.k.), B. No:28870/05, 25/5/2010).
28. Tıbbi bir hatanın ve hastane hizmetlerindeki eksikliklerinsorumluluğunun Sözleşme'nin 8. maddesi kapsamında doğrudan devlete aftedilmesi için yeterli olup olmaması hususunda AİHM,farklı tıbbi bilirkişi raporlarında ve hatta iç yargı organlarının kararlarındaher türlü tıbbi hata ve ihmalin ihtimal dışı bırakıldığı bir davada (Yardımcı/Türkiye, B. No: 25266/05,5/1/2010, § 59 ) her halükârda bu sonuçları sorgulamanın veya sahip olduğutıbbi bilgilerden hareketle bilirkişilerin vardığı sonuçların doğruluğuhakkında tahminlere dayalı olarak fikir yürütmenin görevleri arasındaolmadığına işaret etmiştir (Tysiąc /Polonya, B. No: 5410/03, 20/3/2007, §119, Yardımcı/Türkiye, § 59).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 6/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişinin Maddi veManevi Varlığını Koruma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu; hatalı enjeksiyon sebebiyle malul ve çalışamazduruma geldiğini, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, yapılanyargılamada üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından ve nörolojiuzmanlarından yeniden bilirkişi raporu alınması yönündeki talebininreddedildiğini belirtmiştir. Başvurucu bu nedenlerle adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
32. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinmaddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğubelirtilmekte olup söz konusu düzenleme Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesindeözel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinselbütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir.
33. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında, kasıt söz konusuolmaksızın hekim kusuru nedeniyle vücut bütünlüğünün zarar gördüğü şeklindekitıbbi ihmale dair şikâyetleri Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasındadüzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamındaincelemiştir (Melahat Sönmez, B.No: 2013/7528, 9/9/2015; Ahmet Sevim,B. No: 2013/474, 9/9/2015; Hilmi Düzgüner, B. No: 2014/9690, 11/5/2017).
34. Anılan kararlar doğrultusunda somut olayda başvurucununtıbbi ihmale dayalı tüm şikâyetlerinin Anayasa'nın 17. maddesinin birincifıkrasında düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamındaincelenmesi gerekmektedir.
a. Genel İlkeler
35. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin maddive manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.Bu kapsamda anılan Anayasa hükmü ile kişinin maddi ve manevi varlığınınbütünlüğü gerek kamusal yetkilerle donatılmış kişilerin gerekse özel kişilerinmüdahalelerine karşı güvence altına alınmıştır (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 40).
36. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, esas olarak bireylerinmaddi ve manevi varlığına karşı devlet tarafından yapılabilecek keyfîmüdahalelerin önlenmesidir. Bunun yanı sıra devletin tıbbi müdahalelernedeniyle kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili olarak koruma ve saygıgösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır (Ahmet Acartürk, B. No: 2013/2084,15/10/2015, § 49). NitekimAnayasa’nın 56. maddesinde de belirtildiği üzere pozitif yükümlülük, sağlıkalanında yürütülen faaliyetleri de kapsamaktadır (İlker Başer ve diğerleri, B. No: 2013/1943, 9/9/2015, § 44).
37. Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevivarlıklarını koruma hakkı kapsamında gerek kamu gerekse özel sağlık kuruluşlarıtarafından yerine getirilen sağlık hizmetlerini hastaların yaşamları ile maddive manevi varlıklarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesinisağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (AhmetAcartürk,§51).
38. İlke olarak tıbbi ihmallere ilişkin şikâyetler konusundatemel başvuru yolu, hukuki sorumluluğu tespit adına takip edilecek olan hukukveya idari tazminat davası yoludur (Nail Artuç, B. No: 2013/2839, 3/4/2014, § 38).
39. Maddi ve manevi varlığı koruma hakkı kapsamında hukukisorumluluğu ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminatdavalarının makul derecede dikkatli ve özenli inceleme şartını yerine getirmesigerekmektedir. Derece mahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri yargılamalardaAnayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik ve özenle birinceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının da AnayasaMahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira derece mahkemeleritarafından bu konuda gösterilecek hassasiyet, yürürlükteki yargı sisteminindaha sonra ortaya çıkabilecek benzer hak ihlallerinin önlenmesinde sahip olduğuönemli rolün zarar görmesine engel olacaktır (YasinÇıldır, B. No: 2013/8147, 14/4/2016, § 57; Tevfik Gayretli, B. No: 2014/18266,25/1/2018, § 32).
40. Diğer taraftan belirtmek gerekir ki olayların oluşumunailişkin delillerin değerlendirilmesi öncelikle idari ve yargısal makamlarınödevidir. Aynı şekilde başvuru dosyasında bulunan tıbbi bilgi ve belgelerdenhareketle bilirkişilerin vardığı sonuçların doğruluğu hakkında fikir yürütmekAnayasa Mahkemesinin görevi değildir (MehmetÇolakoğlu, B. No: 2014/15355, 21/2/2018, § 47). Ancak kişinin maddive manevi varlığını koruma hakkı kapsamında yerine getirmek zorunda olduğu usulyükümlülüklerinin somut olayda yerine getirilip getirilmediğinin nesnel birşekilde değerlendirilmesi için ilgili anayasal kurallar bağlamında derecemahkemelerinin kendilerine tanınmış takdir yetkileri çerçevesinde hareket edipetmediklerinin denetlenmesi gerekir. Bu bağlamda müdahaleyi haklı göstermekiçin öne sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığı incelenmelidir (Murat Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015§ 44).
41. Bu bağlamda derece mahkemelerinin gerekçeleri, taraflarınkanun yoluna başvuru imkânını etkili şekilde kullanabilmesini sağlayacaksurette ayrıntılı olarak ortaya konulmalı; ulaşılan sonuçlar yeterliaçıklıktaki bilimsel görüş ve raporlar gibi somut, nesnel verileredayandırılmalıdır (Murat Atılgan,§ 45).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
42. Anayasa Mahkemesi yukarıda değinilen Anayasa'nın 17. maddesikapsamında devlete düşen pozitif yükümlülüklerin somut olay bağlamında yerinegetirilip getirilmediğini denetlemek durumundadır (Tevfik Gayretli, § 36). Bu sebeple başvuruya konu olay,devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına ilişkinpozitif yükümlülüğü kapsamında incelenmiştir.
43. Somut olayda İş Mahkemesi ilgili doktorun kusurununbulunmadığı yönünde görüş bildiren ATK Genel Kurulu raporuna dayanarak davanınreddine karar vermiştir. Hükme esas alınan ATK Genel Kurulu raporundatarafların iddialarına ve kişi hakkında düzenlenen tıbbi belgelerdeki bulgularayer verildiği, daha önceki bilirkişi raporlarında bildirilen çelişkiligörüşlerin de değerlendirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
44. Buna göre derece mahkemesince yapılan yargılamada tıbbiihmal iddialarının araştırılması ve durumun açıklığa kavuşturulması için alınanuzman bilirkişi raporunda yeterli somut bulgu ve tespitlere yer verilerekbaşvurucunun iddialarının ayrıntılı bir biçimde tartışıldığı ve karşılandığıgörülmektedir.
45. Yargılama sürecinde bir avukat tarafından temsil edilenbaşvurucunun, bilirkişi raporuna ve kararlara karşı kanuni yollara başvurabildiği,başvurucunun itirazı üzerine yeniden bilirkişi raporu alındığı ve bu surettemeşru çıkarlarının korunması için söz konusu davaya gerekli olduğu ölçüdeetkili katılımının sağlandığı, dava dosyasını inceleyip ayrıca bilgi ve belgesunabildiği, toplanan delillerden haberdar edildiği anlaşılmaktadır.
46. Sonuç olarak başvurucunun ileri sürdüğü iddialar hakkındaalınan ATK Genel Kurulu raporuna dayanılarak verilen derece mahkemesi kararı,konuyla ilgili ve yeterli bir gerekçe içermektedir. Bu durumda uyuşmazlığınçözümü için esaslı olan iddiaların derece mahkemelerince Anayasa'nın 17.maddesinin gerektirdiği özen ve derinlikte incelendiği anlaşılmaktadır. Sonuçolarak somut olay bakımından kamu makamlarının pozitif yükümlülüklerinin yerinegetirilmediği söylenemeyeceğinden kişinin maddi ve manevi varlığının korunmasıhakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.
47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlaledilmediğine karar verilmesi gerekir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanmahakkının güvencelerinden olan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
49. 1/7/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış BazıBaşvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici maddeeklenmiştir.
50. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesiya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Tazminat Komisyonu tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
51. Anayasa Mahkemesi Ferat Yüksel kararında; yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilenbireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânınıngetirilmesine ilişkin yolu, ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterligiderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyereketkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, § 26).
52. Ferat Yüksel kararında özetle; anılan başvuruyolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesiolduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılanbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
53. Mevcut başvurunun bu kısmı yönünden söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi vemanevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE6/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.