TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA İNCE BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/50467)
Karar Tarihi: 3/4/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
Mustafa İNCE
Vekili
:
Av. Ahmet Erinç DALGIÇ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/10/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadarbirçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temelleredayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerinedevam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen biryapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (AydınYavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
10. Polis memuru olarak görev yapmakta olan başvurucu hakkındada FETÖ/PDY'ye üye olma suçuna yönelik olarakGaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) bir soruşturmabaşlatılmıştır. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 31/8/2016 tarihindegözaltına alınmıştır.
11. Başsavcılık 5/9/2016 tarihinde başvurucuyu tutuklanmasıistemiyle Gaziantep 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Gaziantep 1. SulhCeza Hâkimliği 5/9/2016 tarihinde, tutuklama talebinin reddi ile başvurucuhakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Kararıngerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
"[Başvurucunun daaralarında olduğu] Şüphelilere yüklenensuçun niteliği, suçun şüphelilerin ifadelerini etkin pişmanlık hükümlerikapsamında değerlendirilebileceği şüphelilerin samimi ikrarları, şüphelilertarafından işlendiği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutdelillerin bulunması ve mevcut delil durumuna nazaran tutuklamanın bir korumatedbiri olması hususu ile tutuklamadan beklenen hedefe haklarında adli kontrol tedbiriuygulanmak suretiyle ulaşılabileceği..."
12. Tutuklama talebinin reddi üzerine Başsavcılık bu karara6/9/2016 tarihinde itirazda bulunmuş, itirazı değerlendiren Gaziantep 2. SulhCeza Hâkimliğince itirazın kabulü ile başvurucu hakkında tutuklamaya yönelikyakalama emri çıkarılmasına karar verilmiştir. Aynı karara karşı başvurucu daadli kontrol tedbirine hükmedilmesi yönünden 9/9/2016 tarihinde itirazdabulunmuş, itirazı değerlendiren Gaziantep 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 21/9/2016tarihinde itirazın reddine karar verilmiştir.
13. Başsavcılık, çıkarılan yakalama kararı üzerine yakalananbaşvurucuyu 19/9/2016 tarihinde yeniden tutuklanması istemiyle Gaziantep 3.Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.
14. Gaziantep 3. Sulh Ceza Hâkimliğince 19/9/2016 tarihindebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgilikısmı şöyledir:
"Şüpheli üzerine atılı silahlı terörörgütüne üye olma suçunun vasıf ve mahiyeti, kanunda ön görülen cezai yaptırımmiktarı, başlayan soruşturma kapsamında toplanan delillerin niteliği, kuvvetlisuç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin mevcudiyeti, 15/07/2016tarihinde meydana gelen darbeye kalkışma olayı esnasında olayın işleniş tarzı,darbeye kalkışanların TBMM dahil bir çok kamu kurum ve kuruluşuna ait binayasaldırmaları, bu eylemler neticesinde bir çok kolluk kuvvetinin ve sivilvatandaşların hayatlarını kaybetmesi, yaşanan darbe girişimine ilişkin basınada yansıdığı üzere darbe girişiminde bulunanların girift yapısı, bu girift yapıve kalkışılan soruşturmaya konu darbeye teşebbüs suçunun ani bir şekildegerçekleşmesi, soruşturmaya konu terör örgütünün eylemlerinin ülke sathınayayılması bu sebeple birden fazla mecrada soruşturmaya konu suçun işlendiğinedair kuvvetli şüphenin varlığı, şüphelinin by lock kullanıcısı olması, şüphelinin üzerine atılı suçunlaik demokratik hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine yönelik bir suçniteliğinde bulunması, insan hakları özgürlükleri ile insan haklarıözgürlüklerinin teminatı olan laik demokratik hukuk devletinin ortadankaldırılmasının veya buna teşebbüs edilmesinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıolan 80 milyon vatandaşın hak ve hürriyetlerini kullanmasına engel olabileceğigibi ortadan kalkmasına sebep olabilecek suçlardan olması, suçlara ilişkin ivedişekilde suçun aydınlatılması için soruşturmanın selameti bakımında tedbiralınmasındaki zorunluluğun göz önünde bulundurulması gerekliliği, atılı suçunCMK [Ceza Muhakemesi Kanunu] 100/3-a-11maddesi hükmünde sayılansuçlardan olması sebebiylevar sayılan kaçma, saklanma, ihtimali dikkatealınarak ve bu aşamada adli kontrol tedbirlerine başvurulmasının yetersiznitelik taşıyıp, şüphelinin alması muhtemel cezaya nazaran tutuklama tedbirininölçülü olacağı..."
15. Başvurucu 26/9//2016 tarihinde tutuklama kararına itirazetmiş, Gaziantep 1. Sulh Ceza Hâkimliği 1/10/2016 tarihinde "Şüphelinin üzerine atılı silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliği, mevcut delil durumu, delillerin toplanmamış olması,tutuklama nedenlerinin varlığı ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalıpsuça konu olayla ilgili tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, tutuklamaşartlarının halen devam ettiği..." gerekçesiyle itirazın kesinolarak reddine karar vermiştir.
16. Başvurucu, anılan kararı 14/10/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir.
17. Başvurucu 24/10/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
18. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 16/12/2016 tarihliiddianamesi ile silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğinden bahislecezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde başvurucu hakkındakamu davası açılmıştır.
19. İddianame, Gaziantep 7. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme)tarafından 26/12/2016 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2016/33 sayılıdosyası üzerinden yargılamaya başlanmıştır.
20. Mahkeme 24/3/2017 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesinekarar vermiştir.
21. Mahkeme 4/10/2017 tarihli duruşmada başvurucunun dosyasınıntefrikine (ayrılmasına) ve Mahkemenin yeni bir esasına kaydedilmesine kararvermiştir. Bu karar üzerine başvurucu hakkındaki yargılama, MahkemeninE.2017/638 sayılı dosyası üzerinden devam ettirilmiştir.
22. Devam eden yargılama sonunda Mahkeme, 27/4/2018 tarihlikararıyla başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 1 yıl 6ay 22 gün hapis cezası tayin ederek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına(HAGB) ve başvurucunun beş yıl süreyle denetim altında tutulmasına kararvermiştir.
23. Hüküm itiraz edilmeden 8/5/2018 tarihinde kesinleşmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
24. İlgili hukuk için bkz. Abdurrahim Özkan, B. No: 2017/25586, 18/4/2018,§§ 19-25.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 3/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucu; suç işlediğine dair somut herhangi bir delilolmamasına rağmen tutuklanmasına karar verildiğini, etkin pişmanlıkhükümlerinden yararlanmak amacıyla verdiği bir takım bilgiler dikkatealınmaksızın tutuklandığını, keyfî bir şekilde özgürlüğünden mahrumbırakıldığını, isnat edilen suçla bir ilgisinin bulunmadığını, cezakanunlarındaki silahlı terör örgütü üyeliğine ilişkin hükümlerin öngörülemezbiçimde yorumlandığını, tutuklama kararındaki gerekçelerin hukuka aykırıolduğunu, kararda tutuklama nedenlerine yer verilmediğini, tutuklama kararıverilirken ölçülülük ilkesinin gözönüne alınmadığını,haberleşme özgürlüğü kapsamında kullandığı bir haberleşme programından dolayıhakkında tutuklama tedbirine başvurulduğunu, yetersiz bir kararla tutuklandığıiçin tutukluluk süresinin makul olmaktan çıktığını belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, haberleşme hürriyeti ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
27. Bakanlık görüşünde; başvurucunun FETÖ/PDY mensuplarınınaralarında haberleşmede ve örgütsel iletişimde kullandıkları kriptolu (şifreli)haberleşme programı olan ByLock'un kullanıcısı olduğunun tutuklama kararındave iddianamede belirtildiği, bu nedenle soruşturmanın ilk aşamasında başvurucuaçısından kuvvetli suç şüphesinin mevcut olduğu vurgulanarak başvurucunun bubölümdeki şikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ifade edilmiştir.
B. Değerlendirme
28. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
29. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
30. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğunhukuki olmadığına ilişkindir. Başvurucu her ne kadar tutuklamanın makul süreyiaştığından da bahsetmiş ise de başvurucunun ilk tutuklama kararının gerekçesizolması nedeniyle ve tutuklama kararının üzerinden 1 ay 15 gün gibi bir süregeçtikten sonra bireysel başvuruda bulunduğu, bu nedenle aslında bu şikayetintutuklamanın hukuki olmadığı iddiası kapsamında ileri sürüldüğü anlaşılmış vebu şikayet yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmadan başvurucunun bubölümdeki tüm iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasıbağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
1. UygulanabilirlikYönünden
32. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
33. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
2. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Genel İlkeler
34. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
35. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahaleolarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklamatedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nınilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
36. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımlatutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtininbulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcıdelillerle desteklenmesi gerekir (MustafaAli Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).
37. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesine göre de şüpheli veya sanığınkaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması,şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişimindebulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararıverilebilecektir. Maddede ayrıca, işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunmasışartıyla tutuklama nedeninin varsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yerverilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
38. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülükilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacakhususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacakolan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).
39. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikteyargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığıAnayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustakidenetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkinsüreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
40. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
41. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
42. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında, başvurucununFETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığı ifade edilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir (bkz. § 14).
43. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınsomut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programınözellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74).
44.Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesininbulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşrubir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmedetutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somutolayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.
45. Gaziantep 3. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan suça ilişkin olarakkanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına ve kaçma şüphesinin bulunmasına, isnatedilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yeralan katalog suçlar arasında olmasına ve adli kontrolün yetersiz kalacağınadayanıldığı görülmektedir (bkz. § 14).
46. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veyadoğrudan teşebbüsle doğrudan olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).
47. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (Abdurrahim Özkan, § 25) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (Abdurrahim Özkan, § 19).
48. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Gaziantep 3.Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun niteliğine atfen-kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğusöylenebilir.
49. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
50. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlarolmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırıderecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılısoruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'ninözellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi)de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çokdaha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (AydınYavuz ve diğerleri, § 350).
51. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Gaziantep 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 14) keyfîve temelsiz olduğu söylenemez.
52. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
53. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA3/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.