TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA ADNAN ÇOBANOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/2595)
Karar Tarihi: 21/3/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 25/4/2019-30755
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Mustafa Adnan ÇOBANOĞLU
Vekili
:
Av. Metin KARAÇAĞLAYAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, temyiz talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/2/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Bireysel Başvuru Tarihinden Önceki Süreç
8. Başvurucu 14/3/2003-8/11/2005 tarihleri arasında TürkiyeYüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (Hastane) başhekim olarak görevyapmıştır.
9. Hastane tarafından 29/12/2003 tarihinde açık ihale usulü ile 2004 yılı gece vardiyası personelinin taşınması işiihalesi yapılmış; başvurucu, başhekim olarak İhale Komisyonukararını onaylamıştır.
10. Sağlık Bakanlığının 12/11/2008 tarihli müfettiş raporundaihalenin yaklaşık maliyetinin mevzuata aykırı olarak belirlendiğinin ve busuretle Hastanenin zarara uğratıldığının belirtilmesi üzerine başvurucu ve birkısım İhale Komisyonu üyesi hakkında Sağlık Bakanlığı tarafından Ankara 23.Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) alacak davası açılmıştır.
11. Dava dilekçesinde başvurucunun adresi "(...) Rd. PORTLANDOR- (...)" olarak belirtilmiş; bu adrese Bakanlık kanalıylaçıkarılan tebligat, başvurucunun adreste bulunamadığı gerekçesiyle bila ikmal iade edilmiştir.
12. Yargılamada 4/11/2010 tarihli celsede davacı tarafa,davalının adresini bildirmek üzere süre verilmiş; davacı vekili 7/12/2010tarihli dilekçe ekindeki başvurucuya ait nüfus cüzdanı fotokopisinde belirtilen"(...) Cleveland OH, (...), USA" adresini dosyaya sunmuştur.
13. Mahkeme 7/4/2011 tarihli duruşma ara kararı gereği Türkiye'ninLos Angeles Başkonsolosluğu vasıtasıyla başvurucunun "(...) Rd. PORTLAND OR- (...)"adresine tebligat çıkarmış, tebligat bila ikmal iadeedilmiştir.
14. Mahkeme, Ankara İl Sağlık Müdürlüğüne adres araştırması içinyazı yazmış; İl Sağlık Müdürlüğü tarafından bildirilen "(...) Sk. No:(...)Maltepe Ankara" adresine çıkarılan tebligat bilaikmal iade edilmiştir.
15. Bu arada diğer davalılar G.A. ve S.K. 8/3/2012 tarihlidilekçelerinde, içinde başvurucunun da yer aldığı adının ve adresi "(...) Cad. (...) Apt. 21 Kat.(...)Daire (...) Ankara" olarak geçen Ankara 13. Asliye CezaMahkemesinin 6/10/2011 tarihli ve E.2010/647, K.2011/256 sayılı kararı ileAnkara Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesini dosyaya sunmuştur.
16. Başvurucunun "(...) Sk. No:(...) MaltepeAnkara" adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi üzerineMahkeme, başvurucunun Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) adresini araştırmış;gelen nüfus kaydında yurt dışı adresin"Beachwood USA" olduğubelirtilmiştir.
17. Yine UYAP üzerinden yapılan araştırmada başvurucunun yurtiçi adresinin "(...) Cad. (...) Apt. 21Kat.(...) Daire (...) Ankara" olduğubelirtilmiştir.
18. Bu arada davacı vekili dosyaya sunduğu 25/4/2012 tarihlidilekçesinde başvurucunun yurt dışı iş adresini "(...) Cleveland, OH, (...), USA" olarak belirtmiştir.
19. Mahkeme 12/6/2012 tarihli celsede "başvurucunun MERNİS adresinin Amerika'da olduğu, daha önce yurtdışı tebligatının yapılması için yazışmalar yapıldığı ancak tebligatlarınyapılamadığını" belirterek dava dilekçesi ve duruşma günününilanen tebliğine karar vermiştir.
20. Mahkeme 19/2/2013 tarihli kararında, ihale nedeniyle Hazineadına oluşan 16.998,25 TL zararın başvurucu ve diğer sorumlu kişilerdenmüştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiştir.
21. Bu arada başvuru konusu alacak davasından önce başvurucu veihalede kusuru olduğu iddia edilen sorumlular hakkında 5/1/2004 tarihindegörevi kötüye kullanma suçundan dava açılmış, Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi6/10/2011 tarihinde zamanaşımı nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasınakarar vermiştir.
22. Mahkemenin gerekçeli kararı başvurucuya ilanen tebliğedilmiş, diğer davalıların temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (Daire)23/9/2014 tarihli kararında hükmü onamıştır.
23. Karar düzeltme talebi üzerine Daire 12/3/2015 tarihinde,olay tarihinde yürürlükte bulunan 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga BorçlarKanunu 43. ve 44. maddeleri uyarınca tazminat miktarında uygun bir indirimyapılması gerektiği gerekçesiyle onama kararını kaldırarak hükmü temyiz edendiğer davalılar yararına bozmuştur.
24.Bozma kararına uyan Mahkeme 4/6/2015 tarihli kararında 8.499TL tazminatın diğer davalılardan tahsiline hükmetmiş, başvurucu hakkında19/2/2013 tarihinde kurulan hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasınayer olmadığına karar vermiştir.
25. Davacı tarafın temyizi üzerine dosya Yargıtayagönderilmiş; bu sırada başvurucu yargısal süreçten yeni haberdar olduğunubelirterek 2/2/2016 tarihinde hükmü temyiz etmiş ve 10/2/2016 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. Bireysel Başvuru Tarihinden Sonraki Süreç
26. Daire 28/2/2017 tarihli kararında; dosya kapsamına görebaşvurucu hakkında verilen hükmün kesinleştiğini belirterek temyiz dilekçesininreddine karar vermiş ancak bir üye, başvurucunun 12/6/2012 tarihinde alınanUYAP kaydında yurt içi MERNİS adresinin gösterildiğini, bu adresin başvurucuvekilince verilen temyiz dilekçesinde güncel adres olduğunu, Mahkemece yurtdışı tebligatları iade olunan başvurucunun öncelikle yurt içi MERNİS adresinetebligat yapılması gerekirken bu yapılmadan ilanen tebligat aşamasınageçilmesinin doğru olmadığını, bu durumun hukuki dinlenilme ve savunma hakkınıortadan kaldırdığını belirterek karara muhalif kalmıştır.
27. Hüküm, karar düzeltme yoluna başvurulmaksızın 13/6/2017tarihinde kesinleşmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Kanun Hükümleri
28. 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinenen son adresinde yapılır.
Bilinen en son adresin tebligata elverişliolmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adreskayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarakkabul edilir ve tebligat buraya yapılır."
29. 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
"Gösterilen adres muhatabın adres kayıtsistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adrestensürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, oyerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veyamemurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtivaeden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnameninkapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır."
30. 7201 sayılı Kanun'un 28. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"Adresimeçhul olanlara tebligat ilanen yapılır.
Yukarıki maddeler mucibince tebligat yapılamıyan veikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamıyankimsenin adresi meçhul sayılır.
Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğmemuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran merci,muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekligördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir.''
31. İlanen tebligat kararının verildiği tarihte yürürlükte olan11/9/1959 tarihli ve 10303 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Tebligat Tüzüğü'nün (Tüzük) 46. maddesi şöyledir:
"Adresi meçhul olanlara tebligat ilanenyapılır.
Bu Tüzük hükümlerine göre tebligat yapılamıyan ve 13 üncü maddemucibince yapılan soruşturmaya rağmen ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamıyan kimsenin adresi meçhul sayılır.
Adresi meçhul olması halinde keyfiyet tebliğmemuru tarafından mahalle veya köy muhtarına tebliğ mazbatasına şerhverdirilmek suretiyle tesbit edilir. Bununla berabertebliği çıkaran merci, lüzum görürse, muhatabın adresini resmi veya hususimüessese ve dairelerden veya zabıta vasıtasiyle tahkikve tesbit ettirebilir.
İlan, tebligatta başvurulacak sonçaredir."
32. 25/1/2012 tarihli ve 28184 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Tebligat Kanununun Uygulanmasına DairYönetmelik'in (Yönetmelik) 48. maddesi şöyledir:
''(1) Bu Yönetmelik hükümleri uyarıncakendisine tebligat yapılamayan, tebliğ memuru tarafından adresi tespitedilemeyen, adres kayıt sisteminde de yerleşim yeri adresi bulunmayan kişininadresinin tespiti için tebligatı çıkaran merci tarafından adres araştırmasıyapılır.
(2)Tebligatı çıkaran merci, muhatabın adresini öncelikle resmî veya özel kurum vedairelerden, bunlardan sonuç alınamadığı takdirde kolluk vasıtasıylaaraştırabilir ve tespit ettirebilir. Yapılan araştırmalara rağmen muhatabınadresinin tespit edilememesi halinde adres meçhul sayılır.
(3)Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır.
(4)İlânen tebligat, bu maddedeki usuller izlendikten sonra başvurulacak sonçaredir.''
33. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun geçici 3. maddesi şöyledir:
"(1) Bölge adliye mahkemelerinin,26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile BölgeAdliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devamolunur.
(2)Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyizyoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılıKanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasınadevam olunur.
(3) BuKanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemeleringöreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayanhükümleri uygulanır."
34. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk MuhakemeleriUsulü Kanunu'nun 432. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Temyiz süresi onbeşgündür.
...
Temyiz, kanuni süre geçtikten sonra yapılırveya temyizi kabil olmayan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkemetemyiz isteminin reddine karar verir...
..."
2. Yargısal Kararlar
35.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 15/10/2018 tarihli veE.2018/4809, K.2018/7977 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10.maddesi, tebligat yapılacak şahsın bilinen en son adresine tebligatyapılacağına, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığınınanlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıtsisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adresi olarak kabuledilerek tebligatın buraya yapılacağını hüküm altına almıştır. Aynı Kanunun 28.maddesi gereğincekendisine tebligat yapılamayan veikametgahı, meskeni veya işyeri bulunamayan tebligat muhatabının, adresi meçhulsayılır. İlan yolu ile tebligat, başvurulacak en son yol olduğundan, mahkeme,muhatabın adresini resmi ve özel Kurum ve dairelerden veya zabıta aracılığıylasoruşturarak tespit ettirebilir.
..."
36. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16/10/2018 tarihli veE.2016/8964, K.2018/8050 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"...
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 28. maddesigereğince, kendisine tebligat yapılamayan ve ikametgahı, meskeni veya işyeri debulunamayan kimsenin adresi meçhul sayılır. Adresin meçhul olması halindekeyfiyet, tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmeksuretiyle tespit edilir. Bununla beraber, tebliğ çıkaran mercii, muhatabınadresini resmi veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorarve zabıta vasıtası ile tahkik ve tespit ettirir.
Bu araştırmalardan sonra ilanen tebligatlailgili işlemlerin nasıl yapılacağı ise, Tebligat Kanunu'nun 29 ve 30. maddeleriile ilanen tebligatın yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan TebligatTüzüğü'nün 46 ve 47. maddelerinde düzenlenmiştir. Tebligat Kanunu'nun ilanailişkin 28. maddesi ile Tebligat Tüzüğü'nün 46. maddesindeki hükümlere uyularakçok yönlü araştırma (resmi ve hususi müessese ve dairelerden örneğin seçimkurullarından, vergi dairesinden) yapılarak, bundan sonuç alınamaması halindeilanen tebliğe gidilmesi gerekir. İlanen tebligat, başvurulacak son yoldur. Bunedenle adres araştırmasının geniş bir çerçeve içerisinde ele alınıpsoruşturmanın çok yönlü yapılması zorunludur.
..."
B. Uluslararası Hukuk
1. İlgili Sözleşme
37. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ...konusunda karar verecek olan ,...birmahkeme tarafından davasının ...görülmesini istemek hakkına sahiptir..."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
38. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişimhakkının başvuru yapılabilmesi konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını vedava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkilifırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple kanundakiya da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zararverdiği durumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa (k.k.),B. No: 51307/99, 23/1/2003).
39. AİHM, dava hakkını süre sınırına bağlayan iç hukukhükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özelliklemahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte ve kendisinin rolünün bu yorumunetkilerinin Sözleşme ile uyumlu olup olmadığının tespitiyle sınırlı olduğunuifade etmektedir. Süre sınırı getiren kuralların uygun adalet yönetiminingüvence altına alınması amacına dayandığına işaret eden AİHM, bu kurallarınveya bunların uygulanmasının ilgililerin ulaşılabilir başvuru yollarınamüracaatlarını engelleyecek mahiyette olmaması gerektiğini değerlendirmektedir.AİHM, bu bağlamda her bir olayın somut başvuru yolunun özellikleri ışığında veSözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının amaç ve hedefleriçerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,§ 20).
40. Bunun yanında bir mahkemeye başvuru hakkının yasal birtakımşartlara tabi tutulması kabul edilebilir olsa da mahkemeler usul kurallarınıuygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek aşırışekilcilikten, diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenen usul kurallarınınortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı gevşeklikten kaçınmalıdır(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
41. Mahkemenin 21/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
42. Başvurucu, ilanen tebligatın usulsüz olduğunu, dosyadatebligat yapılabilmesi için yurt içi ve yurt dışı güncel adresleri mevcutolduğu hâlde ilanen tebligat yapılarak davaya katılımının engellendiğini,Yargıtay aşamasındayken davadan haberdar olduğunu, bu nedenle temyizbaşvurusunda bulunduğu hâlde Yargıtayın temyizdilekçesini reddettiğini belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yenidenyargılama yapılmasına karar verilmesini talepetmiştir.
B. Değerlendirme
43. Anayasa’nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanmahakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
45. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).
46. Her ne kadar başvurucu başvuru konusu davadan haberdarolduğunu iddia ettiği tarihte hükmü temyiz etmiş ve temyiz incelemesisonuçlanmadan 10/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuş ise de bireyselbaşvuru incelemesi sonuçlanmadan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28/2/2017tarihinde onama kararı verdiği ve hükmün 13/6/2017 tarihinde kesinleştiğianlaşılmıştır. Bu açıdan başvuru konusu davadaki süreç bir bütün olarakdeğerlendirilmiş, başvurucunun olağan kanun yollarını tükettiği sonucunaulaşılmıştır.
47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Hakkın Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı
48. Anayasa'nın36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36.maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nintaraf olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan adilyargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No:2014/13156, 20/4/2017,§34).
49. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesive kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesiiçin ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerdenyararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:2013/8896, 23/2/2016, § 33).
50. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
51. Başvurucu hakkında verilen kararın kesinleştiğinden bahisle Yargıtayca temyiz dilekçesinin reddedilmesinin mahkemeyeerişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
52. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırıolamaz."
53. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkinolarak Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme,haklı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygunolup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
54. Başvuru konusu olayda 1/6/1990 tarihli ve E.1989/3, K.1990/4sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu kararı gereği YargıtayDairesi, başvurucunun temyiz talebini 1086 sayılı mülga Kanun'un 432. maddesinegöre kesin karara karşı temyiz talebinde bulunulamayacağı gerekçesiylereddetmiştir.
55. Yargıtay Dairesinin bu hükmü esas alarak verdiği retkararına göre yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
56. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının neolduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafındanmüteaddit defa incelenmiştir.Anayasa Mahkemesi buincelemelerinde, dava açılmasında süre koşulu öngörülmesinin en genel ifadesiyleAnayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir gereği olanistikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna işaret etmiştir(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AyşeYıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017, §§ 54, 55; Fatma Altuner, B.No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii veTicaret Limitet Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).
57. Başvurucunun temyiz talebi, hakkındaki kararın kesinleştiğigerekçesiyle reddedilmiştir. Kesinleşmiş kararlara karışı yeniden olağan kanunyoluna başvurulamamasının hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşıhukuk düzenine karşı olan güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla vazedildiği, buaçıdan meşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmıştır.
iii. Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
58. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişliliköngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; MehmetAkdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
59. Tebligat, yetkili makamlarca birtakım hukuki işlemlerin buişlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere kanuna uygunşekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapıldığınınbelgelendirilmesi işlemidir. Usulüne uygun işlemlerin kendisine bağlanan hukukisonuçları doğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerekir. Usulüne uygunolarak yapılan tebligat, Anayasa'da güvence altına alınmış olan iddia vesavunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak aramahürriyetinin önemli güvencelerinden biridir (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014).
60. Yetkili makamların tebliğ işlemlerini yürütürken gerekliözeni göstermemesi nedeniyle tebliğin muhatabı, tebliğ konusuna vâkıfolamayabilir. Böyle bir durumda kişinin herhangi bir kusuru bulunmadığı hâldekişiyi tebligata bağlanan sonuçtan sorumlu tutmak hakkın varlığını anlamsızkılabilir ve bu suretle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüzhâle getirebilir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673,25/7/2017, § 65; Ertuğrul Dalbaş, B. No: 2014/7805, 25/10/2017,§ 64).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
61. Somut olayda Yargıtay Dairesi, dava dilekçesi ve 19/2/2013tarihli kararın başvurucuya usulüne uygun tebliğ edilerek kararınkesinleştiğini kabul etmiş; başvurucunun temyiz talebini reddetmiştir. Retkararının yargılamanın sürüncemede bırakılmasının önlenmesi ve makul süredetamamlanması amacına yönelik elverişli ve gerekli olduğu değerlendirilebilirancak gözönüne alınması gereken asıl hususmüdahalenin orantılı olup olmadığıdır.
62. Başvurucu, tebligat yapılabilmesi için yurt içi ve yurt dışıadreslerinin dosyada mevcut olduğunu ancak bu adreslere tebligat çıkarılmadanilanen tebligat yoluna gidilerek davanın sonuçlandırıldığını; bu suretlemahkemeye erişiminin engellendiğini iddia etmiştir.
63. 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesinde; tebligatın tebliğyapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, bilinen en son adresintebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlindemuhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin bilinen en sonadres olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı belirtilmiştir.
64. Yine 7201 sayılı Kanun'un 28. maddesinde; kendisine tebligatyapılamayan ve ikametgâhı, meskeni veya işyeri de bulunamayan kimseninadresinin meçhul sayılacağı, adresin meçhul olması hâlinde keyfîyetintebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyletespit edileceği, bununla beraber tebliğ çıkaran mercininmuhatabın adresini resmî veya özel kurum müessese ve dairelerden gerekligördüğüne soracağı, zabıta vasıtası ile tahkik ve tespit ettireceğibelirtilmiştir.
65. İlanen tebligat kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Tüzük'ün 46. ve Yönetmelik'in 48. maddelerinde, ilanentebligatın adresi meçhul olanlara karşı son çare olarak başvurulması gerekenbir yol olduğu, tebligatı çıkaran mercinin muhatabınadresini öncelikle resmî veya özel kurum ve dairelerden araştırması, bunlardansonuç alamadığı takdirde kolluk vasıtasıyla araştırma yapmak suretiyle adresitespit ettirebileceği belirtilmiştir.
66. Yargısal içtihatlarda bu duruma değinilerek ilanen tebligatkararı verilmeden önce çok yönlü araştırma -resmî ve özel kurum ve dairelerden,örneğin seçim kurullarından, vergi dairesinden- yapılması, bundan sonuçalınamaması hâlinde bu yola başvurulması gerektiği, ilanen tebligatınbaşvurulacak son yol olduğu, bu nedenle adres araştırmasının geniş bir çerçeveiçinde ele alınıp soruşturmanın çok yönlü yapılmasının zorunlu olduğubelirtilmiştir (bkz. §§ 35, 36).
67. Kanun ve yargısal uygulamalara göre yargısal mercilerin sonçare olarak öngörülen ilanen tebligat yoluna başvurmadan önce yargılamada tarafolanların tebligata yarar adreslerini tespit etmeleri ve buna göre tebliğişlemini gerçekleştirmeleri hususunda azami dikkat ve özeni sergilemelerigerekmektedir. Somut olayda Yargıtayca temyiztalebinin reddedilmesi kararı, esasen yargısal süreçte dava dilekçesinin tebliğişlemlerinin mevzuat ve yargısal uygulamalar çerçevesinde ne ölçüde sağlıklıyürütüldüğü hususuyla doğrudan ilgilidir.
68. Bu noktada bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği,mevzuatın yorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmaklabirlikte bu yorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının AnayasaMahkemesince incelenebileceği tabiidir. Mahkemeye erişim hakkı yönündenyapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları çerçevesinde olacaktır.
69. Başvurucu yurt dışında yaşadığını, Türkiye'ye geldiğindekaldığı ve babasının da o tarihlerde yaşadığı evin adresinin "(...) Cad. (...) Apt. 21 Kat.(...)Daire (...) Ankara" yurt dışında görev yaptığı hastaneninadresinin "(...) Cleveland OH, (...),USA", MERNİS'te kayıtlı adresinin iseBeachwood USA olduğunu, buna karşın yargılamadaısrarla "(...) Rd.PORTLAND OR- (...)" adresine tebligat çıkarıldığını iddiaetmiştir.
70. Mahkeme ilk olarak Bakanlık kanalıyla "(...) Rd. PORTLANDOR- (...)" adresine tebligat çıkarmış, tebligatın bila ikmal iade edilmesi üzerine 4/11/2010 tarihliduruşmada davacı tarafa davalının adresini bildirmesi için süre vermiş, davacıvekili 7/12/2010 tarihli dilekçe ekindeki başvurucuya ait nüfus cüzdanıfotokopisinde "(...) Cleveland OH,(...), USA" adresini dosyaya sunmasına rağmen MahkemeTürkiye'nin Los Angeles Başkonsolosluğu aracılığıyla yine "(...) Rd. PORTLANDOR- (...)" adresine tebligat çıkarmıştır.
71. Tebligatın iadesi üzerine Mahkeme Ankara İl SağlıkMüdürlüğüne adres araştırması için yazı yazmış, İl Sağlık Müdürlüğü tarafındanbildirilen "(...) Sk.No:(...) Maltepe Ankara"adresine çıkarılan tebligat da bila ikmal Mahkemeyeiade edilmiştir.
72. Mahkemece başvurucunun MERNİS'tekiadres bilgilerini araştırılmış, gelen nüfus kaydında yurt dışı adresinin "Beachwood USA" olduğubelirtilmiş, yine UYAP üzerinden yapılan araştırmada yurt içi adresinin "(...) Cad. (...) Apt. 21 Kat.(...)Daire (...) Ankara" olduğu belirtilmiştir.
73. Yine bu süreçte dosyanın diğer davalıları G.A. ve S.K.8/3/2012 tarihli dilekçelerinde, Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 6/10/2011tarihli ve E.2010/647, K.2011/256 sayılı kararı ile Ankara CumhuriyetBaşsavcılığının iddianamesini dosyaya sunmuştur. İhale ile ilgili olarak içindebaşvurucunun da aralarında olduğu sorumlular hakkında görevi kötüye kullanmaksuçundan 30/9/2010 tarihinde açılan davada Mahkemenin zamanaşımı nedeniyledavanın ortadan kaldırılmasına kararı verdiği anlaşılmıştır. Bu dosyada yurtdışına 11/2/2011 tarihinde yazılan talimatta başvurucunun adresinin "(...) Dr. Apt., (...) BeachwoodOH, A.B.D" olarak belirtildiği ve savunmasının alındığı, yinegerekçeli kararda ve iddianamede başvurucunun yurt içi adresinin "(...) Cad. (...) Apt. 21 Kat.(...)Daire (...) Ankara" olarak belirtildiği anlaşılmıştır.
74. Bunun yanında davacı vekilinin Mahkemeye sunduğu 25/4/2012tarihli dilekçesinde başvurucunun yurt dışı iş adresinin "(...) Cleveland OH, (...), USA" olduğunubelirtmiştir.
75. Mahkeme, dosya kapsamında tespit edilen bu adres bilgilerinerağmen "(...) Rd.PORTLAND OR- (...)" ve "(...) Sk. No:(...)Maltepe Ankara" adreslerine tebligat çıkarmakla yetinmiş; enson 12/6/2012 tarihli celsede "davalıMustafa Adnan Çobanoğlu'nun MERNİS adresinin Amerika'da olduğu, daha önce yurtdışı tebligatının yapılması için yazışmalar yapıldığı ancak tebligatınyapılamadığını" belirterek duruşma gününün ilanen tebliğinekarar vermiştir.
76. Mahkemenin yargısal süreçte ilanen tebligat kararından öncebaşvurucunun tebligata yarar açık adresleri dosyada mevcut olduğu hâlde buadreslere tebligat çıkarmadığı, bu konuda yapılması gerekli hatta zorunlu olanaraştırmayı yapmadığı anlaşılmıştır.
77. Buna göre somut davada, başvurucunun tespit edilen yurt dışıve yurt içi adreslerine tebligat çıkarılmadan ya da bu adreslere çıkarılantebligatların bila ikmal dönme ihtimalinde dahi kanunve yargısal içtihatlarda belirtildiği üzere yeterli araştırma yapılmadanyargılamanın sonlandırılması ve Yargıtayın da budoğrultuda tebliğ işlemlerinin usule uygun olduğunu belirterek başvurucununtemyiz talebini reddetmesi, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri bağlamındaöngörülebilirlik sınırları içinde değerlendirilemeyecektir. Bu açıdan yapılanuygulamanın başvurucunun mahkemeye ulaşma imkânını ortadan kaldırdığı, busuretle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin orantısız olduğu sonucunaulaşılmıştır.
78. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3.6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
79. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
80. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler tayin edilmiştir.
81. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının tayin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzerekararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
82. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi, Anayasa Mahkemesininihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzeregereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
83. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinintespitiyle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.
84. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun temyiz hakkını kullanmaimkânını kısıtlayacak bir yorum yapılarak temyiz talebinin reddine kararverilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunavarmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin Daire kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
85. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Buna göre yeniden yapılacak yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda Daire tarafından yapılması gereken iş,temyiz isteminin reddi yolundaki kararını kaldırarak temyiz istemini -usuleilişkin diğer meselelerde de bir eksiklik söz konusu değilse- esastanincelemekten ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin dosyanın Yargıtaya gönderilmesini sağlamak üzere Ankara 23. AsliyeHukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
86. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TLyargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 23. Asliye HukukMahkemesine (E.2015/202, K.2015/299) GÖNDERİLMESİNE,
D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE21/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.