TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA OKUMUŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/17773)
Karar Tarihi: 25/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
M.Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
Mustafa OKUMUŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutuklamaya karşı itirazhakkının etkin olarak kullanılamaması, soruşturma dosyasına erişiminkısıtlanması ve tutuklama tedbirinin makul süreyi aşması nedenleriyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının; bazı taleplerin dikkate alınmaması ve müdafiile görüşmeye birtakım kısıtlamalar getirilmesi nedenleriyle de adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 2/1/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş verilmeyeceğinibildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Tutuklamaya İlişkinSüreç
8. Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasının (PDY) yapılanması ve faaliyetleri ötedenberi toplumda tartışma konusu olmuştur. Ancak bu yapılanmaya ve faaliyetlerineilişkin olarak son yıllarda suç delillerini yok etme, devlet kurumlarının veüst düzey devlet görevlilerinin telefonlarını dinleme, devletin istihbaratfaaliyetlerini deşifre etme, kamu görevine giriş veya görevde yükselmesınavlarına ilişkin soruları önceden elde edip mensuplarına verme gibi eylemlertemelinde çok ciddi soruşturma ve kovuşturmalar yürütülmüştür (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, § 27).
9. 15 Temmuz darbe teşebbüsü öncesinde yüzlerce kişi hakkındatutuklama tedbirinin uygulandığı bu soruşturma ve kovuşturmaların genelindeFETÖ/PDY'nin bir terör yapılanması olduğunadeğinilmiş ve haklarında dava açılan kişilerin diğer bir kısım suçun yanı sıra"silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üyesi olma" ve"Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasınıengellemeye teşebbüs" suçlarından cezalandırılmaları talep edilmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 28).
10. Diğer yandan "Şemdinli", "Ergenekon","Balyoz", "Askerî Casusluk", "Devrimci Karargâh","Oda TV" ve "Şike" davaları gibi kamuoyunda yoğuntartışmalara neden olan birçok davanın -FETÖ/PDY'ninamaçları doğrultusunda- başta TSK olmak üzere farklı kamu kurum vekuruluşlarındaki örgüt mensubu olmayan kamu görevlilerini tasfiye etmek vefarklı sivil çevrelerde örgütün çıkarlarına aykırı davrandığını düşündüğükişileri etkisizleştirmek amacıyla kullanıldığı ileri sürülmüştür (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 29).
11. Kamuoyunda bilinen ismiyleşike soruşturması sürecindeki (anılan soruşturmalara ilişkinbilgiler için bkz. Aziz Yıldırım,B. No: 2014/1957, 23/7/2014, §§ 9-13) bazı eylemler dolayısıyla başvurucu dadâhil olmak üzere gazeteci, yapımcı ve emniyet görevlilerinin de aralarındaolduğu çok sayıda şüpheli hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca(Başsavcılık) bir soruşturma başlatılmıştır.
12. Başsavcılık 10/9/2015 tarihinde 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göreşüphelinin ve müdafiinin dosya içindeki belgeleriincelemelerinin ve bu belgelerden örnek almalarının kısıtlanmasına kararverilmesini İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinden talep etmiştir. Hâkimlik,şüpheli ve şüpheli müdafileri ile diğer soruşturma süjelerinin soruşturmadosyasını incelemelerinin ve örnek almalarının soruşturmanın selametinitehlikeye düşüreceği gerekçesiyle 14/9/2015 tarihinde dosya içeriğininincelenmesinin veya belgelerden örnek alınmasının kısıtlanmasına kararvermiştir.
13. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 21/4/2016 tarihindegözaltına alınmıştır.
14. Başsavcılık 22/4/2016 tarihinde başvurucuyu tutuklanmasıistemiyle İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Tutuklama talepyazısında, ilk olarak Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasının (PDY) genel özelliklerine ilişkinbirtakım bilgilere yer verilmiştir. Tutuklama talep yazısının devamında FETÖ/PDY'nin amaçlarından birinin de futbol dünyasında sözsahibi olmak olduğu, bu kapsamda önemli futbol kulüplerine yönelik olarakbirtakım faaliyetlerde bulunulduğu, bu faaliyetlerin başında kamuoyunda şike soruşturması olarak bilinensoruşturmanın geldiği, bu soruşturmanın -tanık beyanlarından anlaşıldığınagöre- FETÖ/PDY'nin üst düzey sorumluları tarafındankararlaştırıldığı ve örgütün amaçları doğrultusunda yürütüldüğü belirtilmiştir.Tutuklama talep yazısında ayrıca şikesoruşturmasının başlaması ile birlikte başkaca delil yöntemlerinebaşvurulmadan öncelikle -ilgili mevzuata aykırı bir şekilde- iletişimin tespititalebinde bulunulduğu, şüpheli olarak adı geçen herkese suç örgütü kurmak veyayönetmekten eylem isnat edilerek iletişim tespiti yoluna başvurulmasına ilişkinmevzuatta öngörülen yasağın aşıldığı, şike eyleminin ceza hukuku mevzuatımızdahenüz suç olarak düzenlenmediği bir dönemde bu suçtan iletişim tespitiyapıldığı, içeriği suç oluşturmayan konuşmaların rapor hâline getirilerekiletişimin tespiti talebinde bulunulduğu, hakkında iletişimin tespiti talebindebulunulduğu hâlde bir kısım kişilerin adına fezlekede yer verilmediği ifadeedilmiştir.
15. Tutuklama talep yazısında başvurucu yönünden yapılandeğerlendirmede ise özetle başvurucunun bu soruşturmanın yürütüldüğü dönemdeiletişimin tespiti ve kayda alınmasına dayanak oluşturan on adet rapordaimzasının ve bir adet Savcılık üst yazısında parafının bulunduğu, ayrıca ilkiletişimin tespiti kararı talep yazısında ilgili raporları İstanbul EmniyetMüdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube müdürüne sunan kişi olduğu ifadeedilmiştir.
16. Başvurucunun sorgusu İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinde23/4/2016 tarihinde yapılmıştır. Savcılığın talep yazısı sorgu işlemi öncesinde İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafındanbaşvurucuya okunmuştur. Sorgu tutanağında başvurucuya isnat edilen suçunanlatıldığı da belirtilmiştir. Bu sırada başvurucunun avukatı da hazırbulunmuştur. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...2010 aralıkta başladım Temmuz 2011yılına kadar görev yaptım, benim fezlekede falan hiçbir şekilde parafım yoktur,ben Proje 3 bürosuna gittim, ordan silah mühimmatbürosuna gittim, sonra da infaz bürosuna gittim, Proje 3 te mahallelerdekiküçük çaplardaki örgütlerin tespiti yapılıyordu, orda fazla çalışmadım, sonrasilah ve mühimmat bürosuna geçtim, sonra da infaz bürosunda çalıştım, benimmahkemeye yazılan hiçbir yazıda parafım yoktur, sadece şubeye sunulan O.A. grubuile ilgili bir rapor var sadece orda bir parafım var, eğer benim yazmış olduğumbu raporların teknik büro tarafından değiştirilmeden aynı şekilde mahkemeyesunuldu ise benim bunda bir suçum yoktur, sadece içeriklerde bazı eksikliklervardır, ben Artvin Botçka İlçe Emniyet müdürüyüm,salı günü operasyonu 2-3 saat sonra öğrenince telefonla emniyeti arayarakteslim olmak istediğimi söyledim, görev yaptığım yerden kaçmak istesem 2-3saatte yürüyerek dış ülkelere kaçardım, 1400 km likyolu karayolu ile katederek teslim olmaya geldim,eşim de hastadır ve tedavi görmektedir, hiçbir şekilde kaçmam gibi bir durumsöz konusu değildir, serbest bırakılmayı talep ederim..."
17. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği sorgu sonucunda başvurucununsilahlı terör örgütüne üye olma ve haberleşmenin gizliliğini ihlal etmesuçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Lider, yönetici ve üyelerinin birkısmının firari olduğu, bir kısmının da çeşitli soruşturmalardan tutuklubulunduğu, FETÖ/PYD terör örgütünün her alanda var olma iradesi doğrultusundabir kısım yöneticilerince futbol alanında da etkinliğe kavuşma adına sosyal,ekonomik olarak topluma etkisi büyük olan bir kulübü ele geçirmeye yönelikiradenin oluştuğu, bu irade doğrultusunda alınan karar ve talimatlar ileTürkiye Cumhuriyeti Yasalarında soruşturmaya başlandığı esnada henüz suç olaraktanımlanmayan ve iddia olunan şike eyleminden dolayı Fenerbahçe Spor KulübününBaşkanının ve bir kısım yöneticilerinin, Futbol Federasyon Başkanının ve birtakım spor kulübü yöneticilerinin ve futbol camiasına ilişkin isimleri yasadışıyollarla silahlı örgüt lideri, yöneticileri kurduğu iddiasıyla teknik ve fizikitakibe maruz bırakıldığı, birbirleriyle doğrudan bağlantısı olmayan FenerbahçeSpor Kulübü Başkanı ve Futbol Federasyon Başkanının silahlı suç örgütüyleilişkiliymiş gibi gösterilerek söz konusu takibe ve silahlı örgüt iddialarınazemin hazırlandığı, hedeflerine aldıkları ve haklarında yeterli delil olmayanveya yasal olarak herhangi bir suç isnat edilemeyecek şahısları masumiyetkarinesine muhalif olarak silahlı suç örgütü haline dönüştürmek ve budoğrultuda yargılanmalarını sağlamak amacıyla gerekçesiz bir şekilde şüphe arzetmeyen görüşmeleri örgütsel bağlantı gibigösterdikleri, herhangi bir şekilde doğrudan irtibatları olmayan O.A.P.'le kulüp başkanı A.Y.ıirtibatlı ve örgütsel bağlantılı kılmak adına, dönemin Federasyon Başkanıyla odönem kulüp başkanlığı yapan şahısların hiçbir tapeve HTS kaydına dayanmayan ve iddiadan ibaret olan görüşmelerini soruşturmayavasıta kıldıkları, sözde örgütsel bağlantıyı sağlayan dönemin FederasyonBaşkanı M.Ö. hakkında takipsizlik kararının verildiği, 6222 sayılı yasaçıkmadan önce suç teşkil etmeyen eylemlere ilişkin yerel mahkemece CMK 223/2-amaddesi gereğince unsurların oluşmaması nedeniyle dolandırıcılık yönündenberaat kararı verildiği, bilahare İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince ilgilisoruşturmaya yönelik beraat kararı verildiği,birtakım soruşturmalara konu olduğu ve kamuoyunca FETÖ/PYD'ninbeyin organı olarak bilinen Taraf, Bugün, Zaman, Samanyolu TV gibi yayınorganlarıyla bu operasyon doğrultusunda içlerinde firari örgüt yöneticilerininde bulunduğu kişilerce soruşturmaya yönelik algı yönetimi yapıldığı, toplumnezdinde bu soruşturmaya meşruiyet kazandırılmaya çalışıldığı, firari E.D.'nın 11.07.2011 tarihli yazısında 'şike bir milattır ve herşey tepeden tırnağa yeniden şekillenir' içeriğiyle buşike operasyonunun ve ardından örgütçe yapılacak diğer operasyonların imasınıiçerir yazı yazıldığı, bu doğrultuda sanıkların firari ve tutuklu olan diğerörgüt üyeleriyle fikir ve eylem birliği içeresinde hareket ettiği, müsnet suçlara yönelik kuvvetli suç şüphesinin bulunduğuanlaşılmakla şüpheliler... Mustafa Okumuş ...'ınyukarda anlatıldığı üzere Organize Suçlar Şube Müdürlüğünde bu konuyla ilgiliolarak etkin görevlerde bulundukları, çoğu dinleme raporlarına imza ve parafattıkları, bu soruşturmanın genişletilmesine yönelik eylemlerinin aktif vebelirleyici olarak yer alması, bu doğrultuda müsnetsuçları işlediklerine yönelik kuvvetli suç şüphesinin bulunması, müsnet silahlı terör örgütüne üye olma suçunun kanundaöngörülen ceza miktarı, suçun işleniş şekli nazara alınarak müsnethaberleşmenin gizliliğini ihlal etmek ve silahlı terör örgütüne üye olmaksuçlarından ...CMK.100 [Ceza Muhakemesi Kanunu] ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrıtutuklanmalarına...[karar verildi.]"
18. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği 23/5/2016 tarihinde,Başsavcılığın talebi üzerine başvurucunun da aralarında bulunduğu çok sayıda şüphelinintutukluluk durumunu incelemiş ve haberleşmeningizliliğini ihlal etme suçundan tutukluluğun uzatılması talebinin reddi ileşüphelilerin bu suçtan tahliyelerine, silahlı terör örgütüne üye olma suçundanise tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir. Tahliyeye ilişkin karargerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Her ne kadar şüpheliler ...MustafaOkumuş, ...hakkında TCK [Türk Ceza Kanunu] 132/1-1.cümle uyarınca haberleşmenin gizliliğiniihlal etmek suçundan tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi talepedilmiş ise de, atılı suçun suç tarihi 2010 olup, TCK 'nın132/1-1.cümlesindeki suçun anılan tarihte cezası 6 aydan 2 yıla kadar olup, CMK100/son gereğince üst sınırı nazara alındığında tutuklama yasağı bulunduğundanbu nedenle tutuklama kararı verilemeyeceğinden tüm şüphelilerin haberleşmeningizliliğini ihlal etmek suçundan tutukluluğun uzatılması talebin reddi ileşüphelilerin bu suçtan ayrı ayrı tahliyesine...[karar verildi.]"
19. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutukluluğun devamınailişkin kararının gerekçesinin ilgili kısmı ise şöyledir:
"...İstanbul 2.Sulh Ceza Hakimliği'nin2016/135 ve 2016/145 sayılı sorgularındaki tutuklamaya ilişkin somutgerekçelerinin halen geçerli olduğu ve atılı suçun CMK 100 maddesindekitutuklama nedenleri var kabul edilen suçlardan oluşu nedeniyle CMK 100 ve 108.maddeleri gereğince şüphelilerin ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına ...[kararverildi.]"
20. İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği, Başsavcılığın talebiüzerine 21/8/2016 tarihinde yaptığı inceleme sonucunda başvurucunun tutuklulukhâlinin devamına karar vermiştir.
21. Başvurucu 29/8/2016 tarihinde bu karara itiraz etmiştir.
22. İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği 23/9/2016 tarihinde buitirazı yerinde görmemiş ve itirazın değerlendirilmesi amacıyla dosyayıİstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğine göndermiştir.
23. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği 26/9/2016 tarihinde itirazınreddine karar vermiştir. Bu karar başvurucuya bulunduğu ceza infaz kurumutarafından 26/10/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
24. Başvurucu 11/11/2016 tarihinde Başsavcılık aracılığıylaİstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğine başvurarak tahliyesine karar verilmesini talepetmiştir. Başsavcılık da 17/11/2016 tarihinde aynı Hâkimlikten başvurucununtutukluluk durumunun gözden geçirilmesi ve tutukluluğun devamına kararverilmesi isteminde bulunmuştur. Hâkimlik, başvurucunun ve Başsavcılığıntaleplerini 17/11/2016 tarihinde birlikte değerlendirmiştir. Dosya üzerindenyapılan bu değerlendirme sonucunda tahliye talebinin reddi ile tutuklulukhâlinin devamına karar verilmiştir.
25. Hâkimliğin bu kararı başvurucuya bulunduğu ceza infaz kurumutarafından 25/11/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
26. Başvurucu 30/11/2016 tarihinde bu karara itiraz etmiş,İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliğince 2/12/2016 tarihinde itirazın kesin olarakreddine karar verilmiştir.
27. UYAP üzerinden yapılan incelemede bu kararın başvurucuyatebliğ edildiğine dair bir kayda rastlanmamıştır.
28. Başvurucu 2/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
29. Başsavcılığın 1/12/2016 tarihli iddianamesiyle başvurucununda aralarında olduğu şüphelilerin silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, silahlıterör örgütüne üye olma, resmî belgede sahtecilik, haberleşmenin gizliliğiniihlal etme, iftira, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kişiler arasındaki aleniolmayan konuşmaları dinleme ve kaydetme, özel hayatın gizliliğini ihlal etme,özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etme suçlarını işlediklerindenbahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamudavası açılmıştır.
30. İddianame, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme)tarafından 9/12/2016 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2016/62 sayılıdosyası üzerinden yargılamaya başlanmıştır.
31. Mahkeme 30/5/2019 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesinekarar vermiştir.
32. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilkderece mahkemesinde derdesttir.
B. İlgili Süreç
33. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusaltemellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardırfaaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FETÖ/PDY olarak isimlendirilen biryapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 12-25).
34. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbegirişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 51; Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
IV. İLGİLİ HUKUK
35. İlgili hukuk için bkz.Erdal Tercan (GK), B. No: 2016/15637, 12/4/2018, §§ 45-74.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
36. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
37. Başvurucu; lehine olan birtakım hususların araştırılmasınıtalep ettiği hâlde bu talebinin dikkate alınmadığını, bazı hukuki yollarabaşvurabilmesi için gerekli olan belgeleri talep etmesine rağmen belgelerinkendisine verilmediğini, hâkimin reddi talebinde bulunmasına rağmen bu talebinindeğerlendirilmediğini, müdafiiyle görüşmesine gün vesaat sınırlaması getirildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
38. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
40. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
41. Somut olayda başvuruya konu yargılamanın devam ettiği tespitedilmiştir (bkz. § 32). Bu kapsamda başvurucunun bu başlık altındakişikâyetlerine ilişkin hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizinbireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltı SüresininAşıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
43. Başvurucu; hakkındaki gözaltı kararını öğrenmesi üzerine kendiliğindenİstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne giderekteslim olduğunu, bir günlük gözaltı süresi dolmasına rağmen gözaltınınuzatılması kararı olmadan hukuksuzca beş saatfazladan tutulduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
44. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillikniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
45. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
46. Somut olayda başvurucu yönünden gözaltı süresinin aşıldığınailişkin iddiayla ilgili olarak yukarıda anılan kararlarda varılan sonuçlardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın Hukuki Olmadığınaİlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucu; tutuklama yasağı olan bir suçtan datutuklanmasına karar verildiğini, tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu, somutolayda hakkındaki suç isnatları ile ilgili olarak kuvvetli suç şüphesi iletutuklama nedenlerinin bulunmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
49. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanundagösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
50. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığınayönelik bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasıbağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. Genel İlkeler
51. İlgili genel ilkeler için bkz. Hüseyin Korkmaz (B. No: 2014/16835, 18/7/2018, §§ 67-72)başvurusu hakkında verilen karar.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
52. Başvurucu, yürütülen bir soruşturma kapsamında silahlı terörörgütüne üye olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarıncatutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirininkanuni dayanağı bulunmaktadır.
53. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
54. Somut olayda başvurucu hakkındaki tutuklama talep yazısındave tutuklama kararında genel olarak yapılan değerlendirmede FETÖ/PDY'nin amaçlarından birinin de futbol dünyasında sözsahibi olmak olduğu, bu kapsamda önemli futbol kulüplerine yönelik olarakbirtakım faaliyetlerde bulunulduğu, bu faaliyetlerin başında kamuoyunda şike soruşturması olarak bilinensoruşturmanın geldiği, bu soruşturmanın -tanık beyanlarından anlaşıldığınagöre- FETÖ/PDY'nin üst düzey sorumluları tarafındankararlaştırıldığı ve örgütün amaçları doğrultusunda yürütüldüğü, şike soruşturmasının başlaması ilebirlikte başkaca delil yöntemlerine başvurulmadan öncelikle -ilgili mevzuataaykırı bir şekilde- iletişimin tespiti talebinde bulunulduğu, daha şikeeyleminin suç olmadığı dönemde bu suçtan iletişimin tespiti yapıldığı, suçunsuru olmayan konuşmalar rapor hâline getirilerek iletişimin tespiti talebindebulunulduğu, hakkında iletişimin tespiti talebinde bulunulduğu hâlde birtakımkişilerin adına fezlekede yer verilmediği ifade edilmiştir (bkz. §§ 14,15, 17).
55. Tutuklama talep yazısında ve tutuklama kararında başvurucuyönünden yapılan değerlendirmede ise başvurucunun bu soruşturmada aktif olarakgörev aldığı, bu kapsamda soruşturmanın yürütüldüğü dönemde iletişimin tespitive kayda alınmasına dayanak oluşturan on adet raporda imzasının ve bir adetSavcılık üst yazısında parafının bulunduğu, ayrıca ilk iletişimin tespitikararı talep yazısında ilgili raporları İstanbul Emniyet Müdürlüğü OrganizeSuçlarla Mücadele Şube müdürüne sunan kişi olduğu belirtilmiştir (bkz. §§ 15,17).
56. Şike soruşturmasınınözellikleri (bkz. §§ 11, 14) başvurucunun soruşturma sürecindeki konumu iletutuklamaya karar veren Sulh Ceza Hâkimliğinin atıf yaptığı deliller vebunların içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde soruşturma mercilerininbaşvurucunun suç işlediğine dair kuvvetli belirtilerin soruşturma dosyasındamevcut olduğu yönündeki kabullerinin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
57.Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşuluyerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığınındeğerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede tutuklama kararının verildiğiandaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somut olayın tüm özelliklerinindikkate alınması gerekir.
58. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken, işlendiği iddia olunan suça ilişkin olarakkanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına ve suçun işleniş şekline dayanıldığıgörülmektedir (bkz. § 17).
59. FETÖ/PDY'nin neredeyse ülkedekitüm kamu kurum ve kuruşlarında örgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkedefaaliyet göstermesi ve ciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunması, buyapılanma ile ilgili olarak soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışınakaçmasını ve yurt dışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. AydınYavuz ve diğerleri, § 272). Ayrıca başvurucunun tutuklanmasına esasalınan silahlı terör örgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içindeki ağırcezai yaptırım öngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 35) isnat edilensuça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işareteden durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Yine anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 35).
60. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul 2.Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden tutuklama nedenlerinin olgusaltemellerinin olmadığı söylenemez.
61. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151).
62. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipiyapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat veteslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkate alındığında busoruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 350).
63. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğusonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
64. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasının hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
3. Tutuklamaya Karşıİtiraz Hakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddialar
a. Tutukluluğun DevamıKararına Yönelik İtirazın Kısa Süre İçinde İncelenmemesine İlişkin İddia
i. Başvurucunun İddiaları
65. Başvurucu; İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğince 21/8/2016tarihinde tutukluluğunun devamına karar verildiğini, bu karara süresi içindeitiraz ettiğini ancak İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğince kanuni süre dikkatealınmaksızın talebinin bir ay sonra üst merciyegönderildiğini belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliğihaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
ii. Değerlendirme
66. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
67. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
68. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, hürriyetikısıtlanan kişinin durumu hakkında karar verilmesini talep etmesi hâlinde butalebin karara bağlanması için belirli bir süre öngörülmemişse de kısa sürede karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.Kararın gerekensüratle alınıp alınmadığı, her davanın kendi özel koşullarına göre değerlendirilir(Ulaş Kaya ve Adnan Ataman, B. No: 2013/4128, 18/11/2015, § 71).
69. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin(5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiğitarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekmektedir.
70. Somut olayda başvurucunun şikâyetine konu ettiği kararİstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/8/2016 tarihli kararıdır. Başvurucu bukarara 29/8/2016 tarihinde itiraz etmiş, İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği23/9/2016 tarihinde itirazı yerinde görmeyerek incelenmek üzere itiraz merciinegöndermiştir. İtiraz mercii olan İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği 26/9/2016tarihinde itirazın reddine karar vermiş ve bu karar 26/10/2016 tarihindebaşvurucuya bulunduğu ceza infaz kurumunda tebliğ edilmiştir.
71. Başvurucu 26/10/2016 tarihi itibarıyla itirazının geçdeğerlendirildiğini öğrenmiştir. Bu nedenle başvurucunun İstanbul 3. Sulh CezaHâkimliğinin 21/8/2016 tarihli kararına karşı yaptığı itirazın geçdeğerlendirildiği şikâyetini 26/10/2016 tarihinden itibaren otuz gün içindeyapması gerekmektedir. Otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra 2/1/2017tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı bulunduğu anlaşılmıştır.
72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Tutukluluk İncelemesiSonunda Verilen Kararların Yakınlarına Tebliğ Edilmediğine İlişkin İddia
i. Başvurucunun İddiaları
73. Başvurucu, hakkında verilen tutukluluğun devamına ilişkinkararların yakınlarına tebliğ edilmediğini belirterek adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
ii. Değerlendirme
74. Başvurucunun bu şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
75. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurununincelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye'nin taraf olduğu Sözleşme'yeek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme'nin ortakkoruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular, bireyselbaşvuru kapsamında değildir (Onurhan Solmaz,B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
76. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, her ne sebepleolursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye tutuklanmasının yasallığı hakkındasüratle karar verebilecek ve tutulması kanuni değilse salıverilmesinehükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Anılan Anayasa hükmü,esas olarak tutukluluğun yasallığına ilişkin itiraz başvurusu üzerine birmahkeme nezdinde yürütülmekte olan davalardaki tahliye talepleri veyatutukluluğun uzatılması kararlarının incelenmesi açısından bir güvence oluşturmaktadır(Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 30). Bunagöre başvurucunun tutukluluğun devamı kararlarından haberdar olması ve bukararlara karşı etkin şekilde itiraz edebilmesi için anılan kararlarınbaşvurucuya tebliğ edilmesi/bildirilmesi gerekir ve bu husus Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında güvence altına alınmıştır.
77. 5271 sayılı Kanun'un"Tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi" kenarbaşlıklı 107. maddesinin (1)numaralı fıkrasında tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin herkarardan tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye hâkimin kararıylagecikmeksizin haber verileceği hususu düzenlenmiştir.
78. Somut olayda başvurucu tutukluluğun devamına ilişkinkararların yakınlarına tebliğ edilmediğinden şikâyet etmektedir. Anayasa'nın19. maddesinin sekizinci fıkrasındaki düzenleme başvurucunun tutuklama veyatutukluluğun devamı kararlarından haberdar edilerek bu kararlara karşı etkinşekilde itiraz edebilmesini amaçlamaktadır. Tutukluluğun devamına dairkararların başvurucunun yakınlarına tebliğinin başvurucunun bu kararlara etkinşekilde itiraz edebilmesi için gerekli olduğu söylenemez. Dolayısıylatutukluluğun devamına ilişkin kararların başvurucunun yakınlarına tebliği hususuAnayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında koruma altınaalınmamıştır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ali Efendi Peksak,B. No: 2017/29428, 17/7/2019, § 95).
79. Dolayısıyla 5271 sayılı Kanun'un 107. maddesine göreyapılacak olan bildirim/tebliğ Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası ilehürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz edebilme hakkıkapsamında değerlendirilemez (Ali Efendi Peksak, § 96).
80. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Tutukluğun DevamınaDair Karara Yapılan İtirazın Sürüncemede Bırakıldığına İlişkin İddia
i. Başvurucunun İddiaları
81. Başvurucu; İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğince 17/11/2016tarihinde tutukluluğunun devamına karar verildiğini, bu karara süresi içindeitiraz ettiğini ancak itirazına ilişkin olarak bir karar verilmediğini, eğerverilmiş ise kendisine bu kararın gönderilmediğini belirterek adil yargılanmaile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
ii. Değerlendirme
82. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
83. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§§ 16, 17).
84. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilerin, yakalama ve tutuklama işleminekarşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumundamaddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkânsağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğa itirazın geç değerlendirildiği yada sürüncemede bırakıldığı şikâyetleri ile ilgili olarak bireysel başvurununincelendiği tarih itibarıyla tahliyesine karar verilmiş ya da hükümlü hâlegelmiş başvurucular yönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendinde öngörülen yoluntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliyeolmuş başvurucular yönünden bkz. CaferYıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; Yaşar Saçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018,§§ 37-40;hükümlü hâle gelmiş başvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B. No: 2015/2394,31/10/2018, §§ 57-60). Somut olayda tahliyesine karar verilen başvurucunun bukapsamda kalan iddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren birdurum mevcut değildir.
85. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
d. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
i. Başvurucunun İddiaları
86. Başvurucu; tutukluluğa itirazda bulunabilmesi için gerekliolan birtakım belgelerin tarafına verilmediğini hatta kanunen verilmesi zorunluolan belgelerin dahi kendisine verilmesinden imtina edildiğini belirterek adilyargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
ii. Değerlendirme
87. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
88. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişiminkısıtlanması durumlarının kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarınakarşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçok başvuruda incelemiş vesoruşturma sürecinde tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurlarınbaşvurucuya bildirilmiş olması durumunda bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Günay Dağ ve diğerleri, §§ 168-176; Hidayet Karaca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, §§ 248-257). Somut olay bakımından soruşturma dosyasıincelendiğinde tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurlarınbaşvurucuya bildirildiği ve tutukluluk durumuna karşı itirazlarını sunmakonusunda yeterli imkânın tanındığı anlaşıldığından anılan kararlardanayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.
89. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
90. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin kararlarıngerekçeden yoksun olduğunu, bu kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgularadayalı olarak açıklanmadığını, kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadanmakul, ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerle tutukluluğunun hukuka aykırı birşekilde devam ettirildiğini belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti vegüvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
91. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
92. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin yedinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
93. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§§ 16, 17).
94. Anayasa Mahkemesi tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgiliYargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam AbdurrahmanAk, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45; Ahmet Kubilay Tezcan, B.No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somut olayda 30/5/2019 tarihinde tahliyesinekarar verilen başvurucu yönünden anılan içtihatlardan ayrılmayı gerektirir birdurumun olmadığı anlaşılmıştır.
95. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınbaşvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gözaltı süresinin aşılması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
4. Tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazın kısa süreiçinde incelenmemesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutukluluk incelemesi sonunda verilen kararların yakınlarınatebliğ edilmemesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın konu bakımındanyetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Tutukluğun devamına dair karara yapılan itirazın sürüncemedebırakılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 25/9/2019tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.