TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA VURAL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/18609)
Karar Tarihi: 11/9/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Fatih ALKAN
Başvurucu
:
Mustafa VURAL
Vekili
:
Av. Ulaş BALAMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; cinsel kimliğe yönelik gerçekleştirilen saldırılarakarşı etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle özel hayata saygıhakkının, kamu güvenine karşı suç işlemesine rağmen üçüncü kişinincezalandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Eş cinsel olduğunu belirten başvurucu, KüçükçekmeceCumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) sunduğu 27/10/2014 tarihli, suçduyurusu niteliğindeki dilekçesinde kendisine ilgi duyduğunu ileri sürdüğü M.Y.isimli kişi hakkında birtakım iddialarda bulunmuştur.
9. Söz konusu dilekçede başvurucu; şüpheli M.Y. ile bir dönem arkadaşolduklarını hatta o dönemde şüpheliden borç para aldığını, bir taşınmazı satınalma işlemine şüphelinin aracılık ettiğini ancak kendisine olan ilgisinianladığında bu kişiyle olan arkadaşlık ilişkisini sonlandırdığını belirtmiştir.Borcunu ödemesine rağmen aksini ileri süren şüphelinin kendisini sıklıklaaradığını ve mesajlar gönderdiğini ifade etmiştir. Başvurucu, özel hayatınadair birtakım bilgileri öğrenen şüpheli tarafından takip edildiğini, özelliklecinsel kimliğine ilişkin bilgileri başkalarına yaymakla ve ifşa etmekle tehditedildiğini iddia etmiştir. Başvurucu; şüphelinin isminin baş harflerinivücuduna dövme yapacak derecede kendisine takıntılı hâle geldiğini, cinselkimliğini ifşa etmek ve fotoğraflarını yayımlamak konusunda tehditlerini sürdürdüğünü,ablası ile annesine de tehdit ve hakarette bulunduğunu ileri sürerek şüpheli M.Y.nin özel hayatın gizliliği ile haberleşmeningizliliğini ihlal, tehdit ve hakaret suçlarından cezalandırılmasını talepetmiştir.
10. Ayrıca başvurucu; şüphelinin kendisini Mustafa Vural olaraktanıttığını, taşınmazını M.E. isimli bir şahsa kiraya verdiğini ve kirasözleşmesinde kendisinin (başvurucunun) imzasını taklit ettiğini belirterek butür bir eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunu ileri sürmüş veşüphelinin anılan suçtan cezalandırılmasını talep etmiştir.
11. Kolluk tarafından düzenlenen 18/12/2014 tarihli İfade Tutanağı'na göre şüpheli M.Y. başvurucuya ve ailesine karşıherhangi bir tehditte veya hakarette bulunmadığını, başvurucunun özel hayatınıngizliliğini ihlal etmediğini ve evrakta sahtecilik oluşturacak herhangi bireylemde bulunmadığını ileri sürerek üzerine atılı suçlamaları inkâr etmiştir.
12. Başsavcılık tarafından 21/1/2015 tarihinde müşteki sıfatıylabaşvurucunun ifadesi alınmış ve şikâyeti ile delilleri konusunda bilgi talepedilmiştir. Düzenlenen İfade Tutanağı'nda kirasözleşmesine ilişkin olarak başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar yeralmaktadır. İfade alma işleminden sonra başvurucu, Başsavcılığa ek beyan dilekçesisunmuş; konuyla ilgili olarak annesinin ve ablasının dinlenmesini talepetmiştir.
13. Başsavcılık tarafından 26/8/2015 tarihinde kovuşturmaya yerolmadığına karar verilmiştir. Kararda, şüphelinin üzerine atfedilen suçlarıişlemediğine yönelik savunmasının hem başvurucuyu hem de şüpheliyi tanıyan vetanık olarak dinlenen H.A. tarafından doğrulandığı, dolayısıyla kamu davasıaçmaya yeterli somut delilin bulunmadığı belirtilmiştir.
14. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı başvurucutarafından yapılan itiraz, Bakırköy 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/10/2015tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.
15. Nihai karar 2/11/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
16. Başvurucu 1/12/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Tehdit" kenar başlıklı 106.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Bir başkasını, kendisinin veyayakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırıgerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapiscezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zararauğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurunşikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasınahükmolunur..."
18. 5237 sayılı Kanun'un "Hakaret"kenar başlıklı 125. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"(1) Bir kimseye onur, şeref vesaygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edenveya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi,üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır...."
19. 5237 sayılı Kanun'un "Özelhayatın gizliliğini ihlal" kenar başlıklı 134. maddesininilgili kısımları şöyledir:
"(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğiniihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde,verilecek ceza bir kat artırılır.
(2)(Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özelhayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse ikiyıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..."
20. 5237 sayılı Kanun'un "Özelbelgede sahtecilik" kenar başlıklı 207. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Bir özel belgeyi sahte olarakdüzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekildedeğiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır..."
21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun"Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenarbaşlıklı 160. maddesi şöyledir:
"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başkabir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamudavasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğiniaraştırmaya başlar.
(2)Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanınyapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelininlehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla veşüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür."
22. 5271 sayılı Kanun'un "Cumhuriyetsavcısının görev ve yetkileri" kenar başlıklı 161. maddesininilgili kısımları şöyledir:
"(1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruyaveya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayıyapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamugörevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî görevigereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlemyapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından sözkonusu işlemi yapmasını ister.
(2)Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları,yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyetsavcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütünemirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.
(3)Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde,sözlü olarak verir. (Ek cümle: 25/5/2005 - 5353/24 md.)Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.
(4)Diğer kamu görevlileri de, yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaçduyulan bilgi ve belgeleri, talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizintemin etmekle yükümlüdür.
..."
23. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24.maddesi şöyledir:
"Hukuka aykırı olarak kişilik hakkınasaldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasınıisteyebilir.
Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, dahaüstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkininkullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarınayapılan her saldırı hukuka aykırıdır."
24. 4721 sayılı Kanun'un 25. maddesinin birinci ve ikincifıkraları şöyledir:
"Davacı, hâkimdensaldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sonaermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitiniisteyebilir.
Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veyakararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde debulunabilir."
25. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiillebaşkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
26. 6098 sayılı Kanun'un 58. maddesi şöyledir:
"Kişilik hakkının zedelenmesinden zarargören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktarpara ödenmesini isteyebilir.
Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğerbir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özelliklesaldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasınahükmedebilir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Özel Hayata Saygı Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu; cinsel kimliğinden dolayı M.Y. isimli şüphelitarafından suç oluşturacak şekilde tehdit edildiğini, tacize ve hakareteuğradığını, cinsel kimliğinin korunması noktasında Başsavcılık tarafındanetkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini ve neticede takipsizlik kararıverildiğini belirterek özel hayata saygı hakkının, haberleşme hürriyetinin, hakarama hürriyetinin ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
29. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ... saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir..."
30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 1879/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özünü cinselkimliğine yönelen saldırılara karşı etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğiiddiası oluşturmaktadır. Bireyin cinsel kimliği, onun yaşamıylaözdeşleştiğinden kişiliğinin ayrılmaz bir unsurudur ve özel hayata saygıhakkının koruması altındadır. Neticede kimliğin bir parçası olan cinsel terciheyönelen saldırılara karşı etkili bir koruma sağlanmadığı iddiası içerenbaşvurunun bu kısmının Anayasa’nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygıhakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
31. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin özelhayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Özelhayat, fiziksel ve ruhsal özerkliği de kapsamakta; bu hak bireyleri gerekkamusal makamların gerek özel hukuk kişilerinin fiziksel ve ruhsal bütünlüğeyönelik saldırılarına karşı korumaktadır (HalimeSare Aysal [GK], B. No: 2013/1789,11/11/2015, § 48). Bireyin cinsel kimliği de onun yaşamıyla özdeşleştiğindenkişiliğinin ayrılmaz bir unsurudur. Dolayısıyla cinsel kimliğe karşı her türlüsaldırı karşısında korunmayı talep etme hakkı da özel hayata saygı hakkının birgüvencesini oluşturmaktadır.
32. Devletin kişilerin özel hayata saygı haklarını korumayükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin öngörülen güvencelere aykırı şekildebu hakka müdahale etmemelerini gerektirir.
33. Öte yandan devletin kişilerin özel hayata saygı haklarınakeyfî olarak müdahale etmemenin yanında üçüncü kişilerin saldırılarınıönlemekle yükümlü kılındığı, bu bağlamda pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğusöylenebilir. Zira Anayasa'nın 12. maddesine göre herkes kişiliğine bağlı,dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bugenel nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerin kişilik değerlerine yönelenve zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar dışlanmaktadır. Yine Anayasa'nın 5.maddesinde; bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması, maddi ve manevivarlıklarının geliştirilmesi için gerekli şartların hazırlanması devletin temelamaç ve görevlerinden biri olarak sayılmaktadır. Söz konusu düzenlemelerletemel hak ve hürriyetlerin korunması konusunda devlete birtakım pozitifyükümlülükler yüklendiği açıktır.
34. Dolayısıyla Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasındagüvence altına alınan hak kapsamında devletin -pozitif bir yükümlülük olarak-yetki alanında bulunan tüm bireylerin özel hayata saygı haklarını gerek kamusalmakamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerindenkaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Erol Kumcu, B. No: 2015/18988, 9/5/2019, §33; Ali Çığır, B. No: 2015/19298,8/5/2019, § 33).
35. Bu anlamda öncelikle devlet, uyuşmazlıkların çözümüneilişkin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Sözkonusu pozitif yükümlülük; olayın meydana gelme şekli ile etkisi, ağırlığı vesonuçları bakımından yapılacak değerlendirmelere ve olayın kim tarafından nasılgerçekleştirildiği konusunda aydınlatılmasını gerekli kılan durumların bulunupbulunmadığına göre her durumda ceza soruşturması/yargılaması yapılmasınıgerekli kılmaz. Nitekim yargısal sistem kurma yükümlülüğü -olayın koşullarınagöre- hukuki ve idari yolların devlet tarafından oluşturulmasıyla da yerinegetirilebilir. Bu bağlamda bazı durumlarda disiplin soruşturması ile dedevletin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi mümkün olabilir (Erol Kumcu, § 34; Ali Çığır, § 34).
36. Öte yandan yargısal sistem kurma yükümlülüğünün cezasoruşturması/yargılaması yapılmasını gerekli kılması, failler hakkında mutlakaceza davası açılmasını ya da onların cezalandırılmasını zorunlu hâlegetirmediği gibi başvuruculara üçüncü tarafları bir suç nedeniyle yargılatma yada cezalandırılmalarını talep etme hakkı da vermemektedir. Zira buradakastedilen sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.Ancak her durumda söz konusu yargısal sistemlerin etkili şekilde işletilmesi vesoruşturmalar ya da yargılamalar neticesinde yargısal makamlarca ulaşılan tümsonuçların temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde ilgili veyeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (ErolKumcu, § 35; Ali Çığır,§ 35).
37. Ek olarak ayrıca vurgulamak gerekir ki kişilerin cezaisorumluluğuna ilişkin hukuki sorunların incelenmesi, ceza soruşturması/kovuşturmasısürecinin mahkûmiyet kararı ile sonuçlanması, bu hâlde takdir edilecek cezanınmiktar ve mahiyetinin belirlenmesi Anayasa Mahkemesinin görev alanı içindeolmayıp bu husus esasen derece mahkemelerinin takdirindedir (Erol Kumcu, § 36; Ali Çığır, § 36).
38. Somut olayda başvurucu, özel hayatına ilişkin birtakımbilgileri öğrenen şüpheli tarafından takip edildiğini ve söz konusu bilgilerinifşa edileceği konusunda tehdit edildiğini ileri sürmüş; sorumlularıncezalandırılması ve gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla suç duyurusundabulunmuştur. Olayın özellikleri dikkate alındığında -her ne kadar başvurucununismini verdiği bir şüpheli olsa da- kamusal makamların devreye girmeleri veolayı tüm yönleriyle aydınlatmaları gerektiği değerlendirilmektedir. Başka biranlatımla olayın meydana gelme şekli ile ağırlığı gözönünealındığında devletin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün -somut olayözelinde- etkili bir ceza soruşturması yapılmasını gerekli kıldığı kanaatinevarılmıştır.
39. Bu durumda bireysel başvuru kapsamında yapılacakdeğerlendirmede dikkate alınacak husus; belirtilen çerçeve içinde yeterli usuleilişkin güvencelerin sunulduğu bir cezai takibatın yürütülüp yürütülmediğine,soruşturmanın bağımsız, özenli, süratli, etkili şekilde yapılıp yapılmadığınave ulaşılan sonuçların temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekildeilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanıp açıklanmadığına ilişkin olacaktır (Ali Çığır, § 38; Erol Kumcu, § 38). Bu başlık altındakideğerlendirmeler ise yalnızca özel hayata saygı hakkının koruma alanında olanve soruşturmaya konu edilen olaylar yönünden yapılacaktır.
40. Öncelikle somut başvuruya konu soruşturma sürecindebaşvurucunun şikâyeti üzerine Başsavcılık tarafından soruşturmaya derhâlbaşlandığı görülmektedir. Ayrıca soruşturmanın açıklığını temin edecek ve meşrumenfaatlerini koruyabilecek bir şekilde başvurucunun soruşturma sürecine dâhiledildiği anlaşılmaktadır.
41. Başvurucunun şikâyeti doğrultusunda kolluk tarafındanşüpheli M.Y.nin 18/12/2014 tarihinde ifadesininalındığı görülmektedir. Başvurucunun iddiaları çerçevesinde gerçekleştirilenifade alma işlemi sırasında şüphelinin üzerine atılı suçlamaları inkâr ettiğianlaşılmaktadır. Öte yandan 21/1/2015 tarihinde Başsavcılığın başvurucunun daifadesini aldığı ancak başvurucunun şikâyetlerini kira sözleşmesine ilişkiniddiaları çerçevesinde dile getirdiği görülmektedir.
42. Başsavcılıkça verilen 26/8/2015 tarihli kovuşturmaya yerolmadığına dair kararda ise hem başvurucuyu hem de şüpheliyi tanıyan ve tanıkolarak dinlenen H.A.nın şüphelinin savunmasınıdoğruladığı belirtilmiş ve kamu davası açmaya yeterli somut delilin bulunmadığısonucuna ulaşılmıştır.
43. Başvuruya konu olan tüm bu süreç, olayın somut koşullarıdikkate alınarak başvurucunun iddialarıyla ve soruşturma aşamasında dilegetirdiği hususlarla birlikte değerlendirilmelidir. Olayda, şüpheli olarakbelirtilen kişinin ilgili makamlar tarafından sorgulandığı ve neticede verilenyargısal kararla söz konusu kişinin eylemlerinin suç oluşturup oluşturmadığıkonusunda değerlendirmelerin yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca suç oluşturduğuileri sürülen söz konusu eylemlerin kim tarafından, nasıl gerçekleştirildiğikonusunda kamusal makamların ceza soruşturması yoluyla aydınlatma yükümlülüğünüyerine getirmediğini söylemeye neden olacak belirsiz bir durum olmadığı gibibunun aksine bir iddiada da bulunulmadığı görülmektedir. Neticede başvurucutarafından gerçeklerin ortaya konulması talebiyle ileri sürülen iddialarkonusunda kamusal makamlarca gerekli tatbikatın yürütüldüğü, ulaşılan sonucunilgili ve yeterli gerekçelerle açıklandığı, soruşturmanın etkili bir şekildeyapılmadığı tespitinde bulunmayı gerektiren bir nedenin olmadığı kanaatinevarılmıştır.
44. Öte yandan başvurucunun kişilik haklarına saldırımahiyetindeki söz konusu iddialarının ayrıca adli yargı düzenindekimahkemelerce değerlendirilebileceği, bu doğrultuda ilgili mevzuat kapsamındakişilik haklarına yönelen saldırıların sona erdirilmesi ve zararın tazmin edilmesihususunda hukuk davası açılabileceği konusunda bir tereddüt yoktur. Dolayısıylabaşvurucunun anılan yollara başvurarak iddialarını ileri sürebilmesi vezararlarını tazmin edebilmesi de mümkündür (bkz. §§ 23-26).
45. Sonuç olarak etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğününceza soruşturması/yargılaması yapılmasını gerekli kılmasının sorumlularhakkında mutlaka ceza davası açılmasını ya da onların cezalandırılmasınızorunlu hâle getirmediği konusunda ortaya konulan ilke gözönünealındığında kamusal makamlarca üstlenilmesi gereken pozitif yükümlülüğüngerektirdiği şartların gerisinde kalınmadığı ve açık bir ihlalin bulunmadığıdeğerlendirildiğinden başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
46. Başvurucu, cinsel kimliğine yönelik haksız eylemlerin yanısıra imzasını taklit ederek adına kira sözleşmesi düzenleyen şüpheli M.Y.hakkında hukuka aykırı şekilde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralıfıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafındanihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasınınyanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin tarafolduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına dagirmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan hakihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18).
48. Sözleşme’nin 6. maddesinde, adil yargılanmaya ilişkin hak veilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ileilgili uyuşmazlıkların ve bir suçisnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerekhakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bahsedilen hâller dışındakalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular, Anayasa veSözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz.Dolayısıyla bir ceza davasında haklarında suç isnadı bulunmayan mağdur, suçtanzarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler Sözleşme’nin 6.maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır (Onurhan Solmaz, §§ 23, 24).
49. Somut olayda, başvurucu hakkında herhangi bir suç isnadınailişkin olmayan ve üçüncü kişinin cezalandırılmasına yönelik olduğu görülenihlal iddialarının adil yargılanma hakkının kapsamına girmediğianlaşılmaktadır.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA11/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.