TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA KAYA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/19388)
Karar Tarihi: 11/9/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Eşref Uğur ŞENOL
Başvurucu
:
Mustafa KAYA
Vekili
:
Av. Deniz KAYA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tapu kütüğünde kayıtlı olmayan taşınmazın olağanüstükazandırıcı zamanaşımına dayalı olarak başvurucu adına tescil edilmesitalebinin, taşınmazın imar ve ihya edilmediği gerekçesiyle reddedilmesinedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, Antalya'nın Alanya ilçesi Okurcalar köyündebulunan sınırlarını belirttiği taşınmazı yirmi yıldan fazla süredir nizasız vefasılasız şekilde malik sıfatıyla zilyet olarak kullandığını belirterektaşınmazın adına tesciline karar verilmesi istemiyle 16/10/1991 tarihindeAlanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) Hazine aleyhine dava açmıştır.
8. Hazine tarafından karşı dava olarak açılan E.1991/446 sayılımüdahalenin men'i ve kal davası ile E.1996/346 sayılıtescil davası Mahkemece başvurucu tarafından açılan dava dosyası ilebirleştirilmiş, yargılamaya bu şekilde devam edilmiştir.
9. Mahkeme 11/7/1996 tarihinde başvurucunun tescil davasınınkısmen kabul kısmen reddine; Hazinenin müdahalenin men'ive kal karşı davasının kısmen kabul kısmen reddine; Hazinenin tescil istemininreddine karar vermiştir. Anılan karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesince (Daire),aynı yere ilişkin kadastro mahkemesinde görülen bir dava olup olmadığınınaraştırılması, varsa görevsizlik kararı verilmesi gerekçesiyle bozulmuştur.
10. Bozma kararına uyan Mahkeme, yapılan bilirkişi incelemesisonucu aynı yere ilişkin kadastro mahkemesinde devam eden başka bir davaolmadığını tespit ederek aynı şekilde hüküm kurmuştur. Daire 14/12/2000tarihinde, taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılanyerlerden olduğu fakat taşınmazın niteliğinin belirlenmesi noktasında Mahkemeceyapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye elverişli olmadığı, yenidenbilirkişi incelemesi yapılması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına kararvermiştir.
11. Mahkemece bozma kararına uyulmuş yapılan keşif ve bilirkişiincelemesi sonucunda bilirkişi raporunda ''A2'' ve ''A3'' harfleriylebelirtilen dava konusu kısımların başvurucu adına tesciline karar verilmiştir. Daire22/12/2005 tarihinde başvurucu lehine verilen tescil hükmünün bozulmasınahükmetmiştir. Kararın gerekçesinde, taşınmaz üzerine ev ve bina yapmanın imar ihya sayılamayacağı, imar ve ihyadansöz edebilmek için taşınmazın para ve emek sarfedilmeksuretiyle kültür arazisi hâlinegetirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre üzerinde tarımsal bir faaliyetyapılmadığı bilirkişi raporuyla sabit olan taşınmazın başvurucu adınatescilinin mümkün olmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesigerektiği ifade edilmiştir.
12. Mahkeme 17/6/2008 tarihinde bozma kararında belirtilengerekçelerle başvurucunun ve Hazinenin karşılıklı tescil davalarının reddinekarar vermiştir. Daire 30/4/2009 tarihinde, tescil istemlerinin reddine ilişkinkararın onamasına hükmetmiştir. Fakat davalı-karşı davacı Hazinenin aynı yereilişkin müdahalenin men'i ve kal talebi yönündenolumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadığı gerekçesiyle hükmün bu yönüylebozulmasına karar vermiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairetarafından 19/4/2010 tarihinde reddedilmiştir.
13. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılamasonucunda, davalı-karşı davacı Hazinenin aynı yere ilişkin müdahalenin men'i ve kal davasının kabulüne ve başvurucunun bukısımlara yönelik müdahalesinin men'i ve kal'ine 2/11/2012 tarihinde karar verilmiştir. Dairetarafından 5/5/2014 tarihinde bu karar onanmış, başvurucunun karar düzeltmeistemi de aynı Daire tarafından 3/9/2015 tarihinde reddedilmiştir.
14. Nihai karar 13/11/2015 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 11/12/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışmaalanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal,çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğinibelgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adınatespit edilir.''
17. 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi şöyledir:
"Orman sayılmayan Devletin hüküm vetasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masrafve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilentaşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veyahalefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.
İl, ilçe ve kasabaların imar planınınkapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz."
18. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun713. maddesi şöyledir:
"Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan birtaşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıylazilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payıüzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesiniisteyebilir.
...
Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzelkişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır.
Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir defave ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defailân olunur.
Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdakikoşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itirazyerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim tescile kararverir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği andakazanılmış olur.
Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendiadlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler.
Kararda, tescili istenilen taşınmazınniteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarcadüzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir.
Özel kanun hükümleri saklıdır."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, başvuruya konu taşınmazı yirmi yıldan fazlasüredir nizasız ve fasılasız şekilde malik sıfatıyla zilyet olarak kullandığınıbelirtmektedir. Başvurucuya göre 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi kapsamındatapuya kayıtlı olmayan taşınmazın olağanüstü zamanaşımı sonucunda zilyetlikyoluyla kazanımı için gerekli koşullar sağlanmış olmasına rağmen derecemahkemelerince bu yöndeki davası reddedilmiştir.
21. Diğer taraftan başvurucu, bu taşınmaza komşu olan parsellerhakkında açılan davalar sonucunda davacıların lehine tescil kararı verildiğini,zilyetliğinde olan taşınmazın da komşu parsellerle aynı toprak yapısına sahipolmasına rağmen aleyhine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğundanyakınmıştır. Başvurucu sonuç olarak bu gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
22. Anayasa’nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
24. Başvuru formunda yer alan iddialar incelendiğindebaşvurucunun temel şikâyetinin, taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanımı içingerekli şartları sağlamış olmasına rağmen derece mahkemelerince taşınmazın imarve ihya edilerek kültür arazisi hâline getirilmediği gerekçesiyle talebininreddedilmesi ve taşınmazın adına tescil edilmemesine yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle başvurucu, derece mahkemelerince tesciltalebinin reddine dair karar oluşturulması sonucunda mülkiyet hakkının ihlaledildiğinden yakınmıştır. Buna göre başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğineyönelik ihlal iddialarının, tescil davası sonucunda verilen karara yönelikolduğu anlaşılmakla ihlal iddialarının bu çerçevede incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
25. Anayasa ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1.maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımındanyetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup Anayasa Mahkemesi ancak bu tarihtensonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurularıinceleyebilecektir. Bu açık düzenlemeler karşısında anılan tarihten öncekesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki kapsamınıngenişletilmesi mümkün değildir. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisiyleilgili bu düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle bireyselbaşvurunun tüm aşamalarında resen dikkate alınması gerekir (Ahmet Melih Acar, B. No: 2012/329,12/2/2013, § 15; G.S., B. No:2012/832, 12/2/2013, § 14).
26. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisini doğru olarakbelirleyebilmek için kesinleşen nihai işlem ve kararın tarihinin yanı sıragerçekleştiği iddia edilen müdahalenin zamanını da doğru tespit etmek gerekir.Bu tespit yapılırken müdahaleyi oluşturan olaylar ve ihlal edildiği iddiaolunan hakkın kapsamı birlikte değerlendirilmelidir (Zeycan Yedigöl [GK], B. No:2013/1566, 10/12/2015, § 31).
27. Somut olayda başvurucu ve Hazinenin karşılıklı olarakbirbirlerine karşı açmış oldukları tescil davaları bulunmaktadır. Bunun yanındaHazine, başvurucu aleyhine aynı yere ilişkin müdahalenin men'ive kal davası açmıştır. Bahse konu davalar Mahkemece birleştirilerekyargılamaya devam edilmiştir. Derece mahkemesi kararından da anlaşıldığıüzerine bu taşınmazın bir kısmı üzerinde başvurucuya ait yapılar, muz ve zeytinağaçları bulunmaktadır.
28. Derece mahkemesince mahallinde yapılan keşifler ve alınanbilirkişi raporları neticesinde, taşınmaz üzerinde tarımsal bir faaliyetyapılmadığı, tespit ve tescil dışı bırakılan taşınmazın imar ihya yoluylakazanımı için gerekli koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. Mahkeme bugerekçelerle başvurucu ve Hazine tarafından karşılıklı olarak açılan tescildavalarının 17/6/2008 tarihinde reddine karar vermiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi30/4/2009 tarihinde kararı onamıştır. Fakat aynı kararda Hazinenin bu taşınmazayönelik müdahalenin men'i ve kal talebine ilişkinolumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği gerekçesiyle hükmün bu yönüylebozulmasına hükmedilmiştir. Başvurucunun tescil davasına yönelik karar düzeltmetalebi de aynı Daire tarafından 19/4/2010 tarihinde reddedilmiştir.
29. Tüm bunlara göre başvurucunun karar düzeltme istemininYargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından 19/4/2010 tarihinde reddi üzerine tesciltalebinin reddine dair verilen hükmün kesinleşmiş olduğunu belirtmek gerekir.Bu aşamadan sonra derece mahkemelerince müdahalenin önlenmesi ve kal davasıyönünden yargılamaya devam edilmiş ise de taşınmazın adına tesciledilmemesinden yakınan başvurucunun, müdahalenin önlenmesi ve kal davasısonucunda verilen karar sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkinbir şikâyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
30. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesinin zaman bakımındanyetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup Anayasa Mahkemesi ancak bu tarihtensonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurularıinceleyebilecektir. Başvurucunun taşınmazın adına tescil edilmemesi nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiası yönünden ise nihai kararın19/4/2010 tarihinde kesinleştiğinde tereddüt bulunmamaktadır. Bu açıkdüzenlemeler karşısında anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai karara yönelikihlal iddialarının bireysel başvuru kapsamında incelenmesi mümkün değildir.
31. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun mülkiyet hakkının ihlaledildiğine yönelik iddiasının zamanbakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA11/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.