TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUSTAFA BAYSAL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/58482)
Karar Tarihi: 11/9/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Engin GÜNDÜZ
Başvurucu
:
Mustafa BAYSAL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumu tarafından sakıncalıbulunan mektubun alıcısına gönderilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetininihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 7/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde21/7/2016 tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilanedilmesine karar verilmiştir. Darbe teşebbüsüne ilişkin süreç, OHAL ilanı, OHALdöneminin gerektirdiği tedbirlere ilişkin detaylı açıklamalar AnayasaMahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK] B. No: 2016/22169,20/6/2017, §§ 12-20, 47-66) kararında yer almaktadır.
9. 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasındaterör örgütü (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması, FETÖ/PDY)üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklanarak Sivas E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna(İnfaz Kurumu) konulan başvurucu 24/8/2016 tarihinde bir gazeteciye gönderilmeküzere mektup yazmıştır.
10. Başvurucu mektubunda, 15 Temmuz akşamı Hâkimler veSavcılar Yüksek Kurulunun (HSYK-9/7/2018 tarihinden sonra Hâkimler ve SavcılarKurulu adını almıştır.) bazı üyelerinin Ankara Hâkimevinde yaptığı toplantısonrasında kendisi de dâhil olmak üzere açığa alınan hâkim ve savcılara aitliste dayanak alınarak bu kişiler hakkında yürütülen arama, gözaltı vetutuklama işlemlerinden söz etmiş, bu işlemlerin dayanaksız olduğunu iddiaetmiştir. Başvurucu iddiasını doğrulamak için duyduğu bazı olaylarıaktarmıştır. Buna göre görev yeri olan Sivas'ta bir savcının ifade aldığısırada Başsavcının odaya girerek hâkim ve savcılara ait soruşturma dosyalarındasomut delil bulunmadığını, bu kişilerin açığa alınmaları sebebiyle sorguya sevkedildiğini söylediğini, bu beyanın da tutanak altına alındığını belirtmiştir.Başvurucu mektubunun son bölümünde, temel insan haklarının öneminden bahsedereksanal ve hukuksuz olarak nitelediği soruşturma işlemleri nedeniyle oluşan hakihlallerinin ileride hazineye önemli bir yük getireceği iddiasında bulunmuştur.
11. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının(Disiplin Kurulu) 11/10/2016 tarihli kararıyla; mektubun birinci sayfasındaSivas Cumhuriyet başsavcısı, ikinci sayfasında ise Başsavcılık makamı, sulhceza hâkimliği ve HSYK olmak üzere çeşitli kişi ve kurumları hedef gösterenifadelerin yer alması sebebiyle sakıncalı olduğu değerlendirilen mektuba elkonulmasına karar verilmiştir. Mektup, Disiplin Kurulunda karar alınmadan öncemevzuat hükümleri uyarınca inceleme yapılmak üzere Sivas CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilmiş, Başsavcılık tarafından da HSYK'ya iletilmiştir.HSYK mektubu 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkındaki Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrası ve 116. maddesiuyarınca işlem yapılmak üzere İnfaz Kurumuna iade etmiştir.
12. Başvurucu Disiplin Kurulu kararına karşı Sivas İnfazHâkimliği (İnfaz Hâkimliği) nezdinde şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfazHâkimliği 4/11/2016 tarihli kararıyla başvurucunun şikâyetini, mektupiçeriğinin 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrası hükmüneaykırı olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
13. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itirazyoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesi 30/11/2016tarihli kararıyla İnfaz Hâkimliğinin kararındaki gerekçeye atıf yaparak kararınusul ve yasaya uygun olduğundan bahisle başvurucunun itirazının reddine kararvermiştir.
14. Nihai karar başvurucuya 6/12/2016 tarihinde tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 7/12/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
16. İlgili hukuk için bkz. Ahmet Temiz, B. No:2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
17. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
18. Başvurucu; mektubunda tutuklanması sürecindeki keyfî uygulamalarıve hukuka aykırılıkları yazdığını, bunların açıklanmasının savunma hakkıyanında ifade hürriyeti kapsamına girdiğini, kişi ve kurumları hedefgöstermediğini ileri sürmüştür. Yaptığı itirazların gerekçe gösterilmedenreddedildiğini belirten başvurucu, düşünce ve haberleşme hürriyetinin ihlaledildiğini iddia etmiştir.
19. Bakanlık görüşünde; ceza infaz kurumunun düzeni,disiplini, güvenliği ve yönetimi hususlarındaki değerlendirme takdir hakkınınsomut olayın özelliklerine göre ceza infaz kurumuna ve mahkemelere bırakıldığı,başvurucunun kişi ve kurumları hedef gösterdiği değerlendirilen mektubununmuhatabına gönderilmemesine karar verilmesinin Anayasa'nın 22. maddesianlamında kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla ihtiyaçduyulan demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı ve müdahaleninulaşılmak istenen amaçla orantılı olduğu, bu kapsamda Disiplin Kurulu, İnfazHâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi kararlarının ilgili ve yeterli gerekçeleriçerdiği belirtilmiştir.
20. Bakanlık görüşüne karşı verilen cevapta, başvurununhaberleşme hürriyeti yanında ifade hürriyeti yönünden de incelenmesi gerektiği,mektupta cezaevi ve gözaltı koşullarında yaşanan olaylara dair tespit, tahlilve düşüncelerin ifade edildiği, mektup içeriğinin doğru olduğu belirtilmiştir.
B. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddiasının özü, göndermek istediği mektubun DisiplinKurulunca sakıncalı görülerek muhatabına gönderilmemesine karar verilmesinedeniyle haberleşme hürriyetinin engellenmesine ilişkindir. AnayasaMahkemesinin önceki kararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyetikapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B.No: 2013/1201, 20/5/2015, § 22; Akif İpek, B. No: 2013/9456, 24/6/2015,§ 23; Ramazan Vural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız,B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275,6/10/2015, § 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek birdurum bulunmamaktadır.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığıanlaşılan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
23. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacakAnayasa'nın "Haberleşme hürriyeti" kenar başlıklı 22.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Herkes, haberleşme hürriyetinesahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suçişlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veyabaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçınabağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplerebağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmışmerciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğinedokunulamaz. ...
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir."
24. Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz (§§ 28-34) kararındahükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara cezainfaz kurumlarının ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelere ilişkingenel ilkeler belirtilmiştir.
25. Disiplin Kurulu, başvurucunun göndermek istediğimektubun sakıncalı olduğunu değerlendirerek mektuba el konulmasına kararvermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucununhaberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.
26. Anılan müdahale Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı veAnayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçeAnayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın,Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma,demokratik toplum gereklerine uygun olma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamakoşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, §36).
27. Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz kararında,somut olayda da uygulanan 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin, hükümlülerinceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetiminin vesınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilikölçütünü karşıladığı tespit edilmiştir (Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öteyandan haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesinin ikincifıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacaksınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkünolabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnalarınuygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir." denilerekbu kuralın da mutlak olmadığı ve bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunlasınırlamalar getirilebileceği açıkça düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122,K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda ceza infaz kurumları, Anayasa'nın22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında istisnaların uygulanacağı kamukurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, §§74-76).
28. Somut olayda Disiplin Kurulunca mektubun alıkonulma sebebiolarak 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasına göre mektupiçeriğinin sakıncalı olması gösterilmiştir. İlgili Kanun maddesinde kurumunasayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör veçıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerineneden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri,tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların hükümlüye verilmeyeceği,hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Bukapsamda başvurucunun mektubunun, Disiplin Kurulunca denetlenmesi suretiylehaberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin, kamu düzeninin korunması, suçişlenmesinin önlenmesi ile ceza infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğin sağlanmasıamaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme hürriyetine ilişkin 22.maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır(Ahmet Temiz, §§ 47-51).
29. Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz (§§ 58-68)kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilenmektuplara ceza infaz kurumlarının ilgili kurulları tarafından yapılanmüdahalelerde demokratik toplum gereklerine uygun olma ve ölçülülük ilkesiyönünden genel ilkelere yer verilmiştir. Buna göre demokratik toplum düzeniningerekleri gözetilmeli, sınırlamada öngörülen meşru amaç ile sınırlandırma aracıarasında orantısızlık bulunmamalı, sınırlandırmayla ulaşılabilecek genel yararile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil birdenge kurulmasına özen gösterilmelidir.
30. Ayrıca mektup gönderme ve almanın ceza infazkurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısındaen önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde bulundurarak ceza infazkurumu yetkilileri, dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerindemahkûmlara yardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği sunmalıdır (MusaKaya (2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, § 66).
31. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmazsonucu olarak kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesineyönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü vetutukluların sahip oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana,B. No: 2013/3550,19/11/2014, § 35). Bu kapsamda mektubun tamamında ya da mektupiçeriğinin bir kısmında yer alan ifadelerin 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesindeyer verilen sebeplerden hangisi nedeniyle sakıncalı bulunduğunun ceza infazkurumunun ilgili kurulları tarafından mektuptaki somut ifadeler gösterilmeksuretiyle gerekçelendirilmesi gerekmektedir.
32. Somut olayda öncelikle mektubun bütünlüğü dikkatealınarak hangi maksatla yazıldığının ortaya konulması gerekmektedir. Başvuruyakonu mektup başvurucunun, darbe girişimi sonrasında açığa alınan hâkim vesavcılar hakkındaki gözaltı ve tutuklama süreçlerine yönelik eleştiri veyorumlarını içermektedir. Başvurucu söz konusu mektupla kendisinin de aynıkapsamda gözaltına alınarak tutuklandığından söz ederek bu süreçte bizzatyaşadığını ileri sürdüğü bir kısım olaylar ile başkalarından duyduğunubelirttiği birtakım olayları, değerlendirmelerini de ekleyerek bir gazeteciylepaylaşmak istemiştir. Esasında paylaştığı yorumlar ve aktardığı olaylar, sözkonusu dönemde kamuoyunda tartışılan, hukuki değerlendirmelere konu olan ya dasoruşturma ve yargılama mercileri önünde dile getirilen hususlarla benzerdoğrultudadır. İçerik, dil ve üslup yönünden değerlendirildiğinde mektubunherhangi bir tahkir, tehdit ve propaganda amacı taşımadığı, hukuki yorum veeleştiri getirme amacıyla kaleme alındığı sonucuna ulaşılmıştır.
33. Buna karşılık Disiplin Kurulu kararında, başvuruyakonu mektupta kişi ve kurumları hedef gösterici ifadeler bulunduğudeğerlendirilmiştir. Ne var ki mektupta geçen kişi ve kurumlarla ilgili ifadelerin,bu kişi ve kurumlara karşı hukuk dışı eylemsel bir faaliyeti teşvik ettiği,onları kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırarak yıpratmayı amaçladığı söylenemez.Kaldı ki hedef gösterildiği gerekçesiyle mektubun iletildiği kurumlartarafından başvurucu hakkında adli veya idari nitelikte bir işlem deyapılmamıştır. Dolayısıyla mektupta bahsi geçen kişi ve kurumların hedefgösterilmesi söz konusu değildir.
34. Bu kapsamda başvuruya konu mektuba yönelik yapılanmüdahalede, kamu makamlarınca mektuba özgü kabul edilebilir makulgerekliliklerin ilgili ve yeterli gerekçelere dayanılarak ortaya konulmadığısonucuna varılmış; başvurucunun göndermek istediği mektuba el konulmasısuretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin amaçlanan hedefleraçısından aşırı, dolayısıyla orantısız olduğu ve bu bağlamda demokratik toplumgereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkelerine uygun olmadığı kanaatinevarılmıştır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
37. Başvurucu 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesini talep etmiştir.
38. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, Anayasa Mahkemesince bir temel hakkın ihlaledildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl ortadan kaldırılacağınınbelirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir (Mehmet Doğan, §§57-60).
39. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesigerekir. Buna göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veyayasama işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygungiderim yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan,§ 57).
40. Kamu makamlarınca mektuba el konulması ilgili ve yeterligerekçelere dayanılarak ortaya konulmadığından başvurucunun Anayasa'nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğisonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
41. Başvuruya konu mektubun yazıldığı tarihten itibarenaradan uzunca bir süre geçtiği gözönüne alındığında yeniden yargılamayapılmasında hukuki bir yarar bulunmamaktadır.
42. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvencealtına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesisebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya takdiren net 2.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
43. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlaledildiği gözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Sivas İnfazHâkimliğine ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi için Adalet Bakanlığınagönderilmesine karar verilmesi gerekir.
44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harçtanoluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınanhaberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderininBAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Sivas İnfazHâkimliğine (4/11/2016, E.2016/1679, K.2016/1733) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının giderilmesiiçin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.