TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUTLU BULUT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/20749)
Karar Tarihi: 26/9/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Mutlu BULUT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan başvurucuhakkında darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen soruşturmada uygulananyakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makulsüreyi aşması, tutukluluğa ilişkin kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulhceza hâkimliklerince karara bağlanması, gizlilik kararı nedeniyle hakkındakibelgeleri inceleyememesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması, tutukluluğun devamı kararlarına karşı yaptığıitirazların ve alınan savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının; usule aykırı şekilde yürütülen bir kısımsoruşturma işlemi nedeniyle adil yargılanma hakkı vemasumiyet karinesinin; gözaltı sürecindeki uygulamalar ve ceza infazkurumundaki kısıtlamalar nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/4/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını AnayasaMahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşıkarşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde yenidenuzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusaltemellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardırfaaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FetullahçıTerör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarakisimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çoksayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmabaşlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bineyakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıylabaşlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, 350).
10. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme (AnayasaMahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiri uygulanmış,bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veya kovuşturmamercilerince kaçak olduğu değerlendirilen yaklaşık otuz Yüksek Mahkeme üyesihakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.
11. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarda (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.
12. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklereilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzeremaddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler Selçuk Özdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).
B. Başvurucuya İlişkinSüreç
13. Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta olan başvurucu,Burdur Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülenbir soruşturma kapsamında 17/7/2016 tarihinde Burdur İl Emniyet Müdürlüğüncegözaltına alınmıştır.
14. Başvurucunun ilk ifadesi 19/7/2016 tarihinde BurdurCumhuriyet Başsavcılığında alınmıştır. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasındamüdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesindeözetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.
15. Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı aynı tarihte tutuklanmasıistemiyle başvurucuyu Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Tutuklama talepyazısının ilgili kısmı şöyledir: "FETÖ/PDYisimli silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mevcutlu olarakgönderildiği" belirtilerek"HSYK 2. Dairesinin kararından ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınıntalimatlarından da anlaşılacağı üzere kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, AHİMkararlarına göre de şüphelinin salıverilmesi halinde adaletin işleyişine zararverecek faaliyette bulunma tehlikesinin varlığı tutuklama nedenidir şeklindekararların bulunduğu, Cumhurbaşkanlığı ve Genel Kurmay Başkanlığınca Fetullahçı Terör Örgütünün artçı kalan üyelerinin yenidenbir darbeye kalkışma ihtimallerinin bulunduğu yönünde açıklamalar yapıldığı,şüphelilere atılı suçların niteliği, atılı suçun ağırlığı, adli kontrolhükümlerinin yetersiz kalacak olması, haklarında soruşturma açılan birçok hakimsavcının yurt dışına kaçmış olması, şüphelilerin de bu soruşturma ya da benzereylemde bulunma olasılıkları, suça dair yasada yazılı cezanın üsthaddi..."
16. Başvurucunun sorgusu Burdur Sulh Ceza Hâkimliğince 20/7/2016tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafiide hazır bulunmuştur.
17. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"...Hakkımda yapılan arama gözaltı vesair işlemler hukuka aykırıdır. Bu bağlamda elde edilen delillerde hukukaaykırıdır. Tarafıma istan edilen eylemin ne olduğu vene şekilde darbeye teşebbüs olduğu, darbenin hangi aşamasında ne şekilde görev aldığımbelirtilmemiştir. ...Ben sekiz yıldır C. Savcısıolarak görev yapıyorum. Benim emrimde çalışan sadece adli kolluk vardır odasadece CMK'da belirtilen talimatlarımı yerinegetirmekle yükümlüdür. Bunun dışında benim talimatımla hareket edecek silahlıkuvvet emrimde yoktur. ...Darbeye teşebbüs eden 3.000 civarında asker gözaltına alındı,benim bu terörörgütü ile her hangi bir ilgimin bağlantımın olması mümkün değildir,şansızlığım darbeye teşebbüs sırasında Ankara'da meslektaşımın düğünündebulunmamdır, ancak bu düğün sırasında sağımda ve solumda iki HSYK müfettişiolan E.P. ve M.A.A. ile Siirt Ak Parti il teşkilatından avukat arkadaşlarımbulunmaktaydı, bu koşullar altında benim darbe planına katılmamdan sözedilemez. ...CMK ya göre şüphelinin üzerine atılı suç açıklanır, tarafıma isnatedilen eylemin ne olduğu belli değil dosyada buna ilişkin hiç bir somut delilyok, darbenin planınımı yapmışım, teşebbüs aşamasınamı katılmışım,darbeden sonragörev listesinde adım mı varmış, bu konular da tarafıma verilecek hiç bir cevapve gösterilecek hiç bir somut delil yoktur, olmasımümkün değildir ...
Silahlı terör örgütüne üye olmak suçu yönündensuçun oluşması için öncelikle bir örgütün varlığı, örgüt mensupları arasındahiyerarşik bir bağın bulunması, bu hiyerarşik bağ içerisinde kimin ne şekildehangi eylemleri yapacağının belirlenmiş olması gerekir bu bizzat Ceza Genelkurulu kararıdır. Örgüt üyeliği için emir ve talimatı veren örgüt mensubununkim olduğu, emir ve talimatın konusu, emiri alan kişi, emrin ne şekilde yerine getirildiğihususlarınında açık olması gerekiyor. Bu husustaYargıtay 9.Ceza Dairesinin ve ceza genel kurulunun kararlarında belirtilmiştir.Dosyada buna ilişkin hiç bir somut veri yoktur. Fasonbir istihbarat raporu söz konusudur o raporda kesin bilgi ve iddia içermiyor bukişi şu dur diyemiyor, değerlendirilmiştir şeklinde belirtiyor. AİHMiçtihatlarına göre istihbarat raporlarına dayanılarak hüküm kurulumazhakkımdaki iddialar adliyede yer alan jurnalci dediğimiz dedikoducu meslektaştarafından dile getirilmiştir. ...Terör örgütünün hiç birzaman hiç bir yapısına dahil olmadım evlerinde, okullarında kalmadım. Hiç bir şekilde bunlarla bağlantılı dernek, vakıflara(himmet deniyormuş) himmet adı altında bağışta bulunmadım. Hesap hareketlerimincelendiğinde de bu ortaya çıkacaktır..."
18. Burdur Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun silahlı terörörgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarındantutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...suçların vasıf ve mahiyeti, mevcutdelil durumu, şüphelilerinüzerlerine atılı suçlarıişledikleri hususunda haklarında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterensomut olguların bulunması, delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması, işinönemi ve verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile de ölçülü olacağı veadli kontrol uygulamasının şu aşamada yeterli olmayacağı anlaşıldığından CMK100 maddeleri gereğince tutuklanmasına... [kararverildi.]"
19.Başvurucu müdafii 21/7/2016tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Isparta Sulh Ceza Hâkimliğinceitirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.
20. Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı 21/7/2016 tarihli kararıylabaşvurucu hakkında yürüttüğü soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayıAnkara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
21. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 11/1/2017 tarihli kararıylabaşvurucu hakkında yürüttüğü soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayıAntalya Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
22. Antalya 2. Sulh Ceza Hâkimliği 8/3/2017 tarihinde yaptığıinceleme sonucunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir.
"...atılı suçu işlediğine dair kuvvetlişüphenin devam ediyor olması, tutukluluk nedenlerinin ortadan kalkmamış olması,suçun vasıf ve mahiyeti, kanuni cezası ve tutuklulukta geçirdiği süre gözönüne alınarak CMK 108. maddesi uyarınca tutuklulukhallerinin devamına... [karar verildi.]"
23. Başvurucu, anılan kararın kendisine 15/3/2017 tarihindetebliğ edildiğini ve itiraz etmesine karşın itiraz sonucunun kendisine tebliğedilmediğini beyan etmiştir.
24. Başvurucu 10/4/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
25. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 8/12/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesindedava açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ve ByLock programına ilişkin açıklamalarınyer aldığı iddianamede başvurucu hakkında yapılan değerlendirme özetleşöyledir:
" ...FETÖ/PDY silahla terör örgütününhiyerarşik yapısına dahil olan şüphelinin;
1) Şüpheli Mutlu BULUT'aait 0506...07 numaralı gsm hattı üzerinde Antalya İlEmniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğügörevlilerince yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen 4/10/2017 tarihli HTSraporu,
2) Burdur İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerincetanzim edilen 4/7/2016 tarihli rapor,
3) Ankara İl Emniyet Müdürlüğünden gönderilenşüpheli Mutlu BULUT'a ait 12/5/2017 tarihli tespit vedeğerlendirme tutanağı,
4) Şüphelinin FETÖ/PDY örgüt üyesi olduğunugösterir olay ve davranışlarını anlatan etkin pişmanlık kapsamında ifade verenşüpheliler U.D. ve A.N.D.nin beyanları ve teşhistutanakları,
6) Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ÜçüncüDairesinin 26/11/2015 tarih 2015/14559 sayılı kararı,
7) Şüphelinin FETÖ/PDY örgüt üyesi olduğunugösterir olay ve davranışlarını anlatan etkin pişmanlık kapsamında ifade verenşüpheliler A.K.,M.O.,Ö.E.Y.ninbeyanları ve tüm soruşturma kapsamında elde edilen deliller gözetildiğindeFETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmıştır. "
26. İddianamede, yukarıdaki değerlendirmeye esas olmak üzereAnkara Cumhuriyet Başsavcılığından gönderilen veriler üzerinde yapılan incelemeneticesinde 197695 İD numaralı ByLock kullanıcısıolduğu belirtilen başvurucu hakkında tanık beyanları bulunduğu ilerisürülmüştür. Bu kapsamda başvurucuyla ilgili olarak ifadeleri alınan tanıkbeyanlarının ilgili kısımları şöyledir:
- U.D. beyanında; Siirt merkezde savcı olan Mutlu Bulut ilegörüşmeye başladığını, bu görüşmelerin H.S.K. ve bazen de C.Ü.nün evinde olduğunu, bu görüşmelerinde Kur'anokunması, namaz kılınması, sohbet edilmesi şeklinde faaliyetlerin olduğunuifade etmiş ve başvurucuyu teşhis etmiştir.
- A.N.D. beyanında; kura çekmeden önce kura çektikleri yerdekendileriyle irtibata geçileceğinin söylendiğini, daha sonra kendisinin Siirtmerkeze gittiğini, Siirt'te görev yaptığı sırada kendisiyle FETÖ/PDYyapılanmasından H.S.K. isimli şahsın irtibata geçtiğini, kendisine ve eşineailece tanışacaklarını, küçük grupları olacağını, grup hâlinde görüşeceklerinisöylediğini, grup sorumlusunun H.S.K. olduğunu, bu grupta kendisi ve eşiylebirlikte H.S.K. ile eşi G.K., Mutlu Bulut ile eşi E.B., C.Ü. ile eşi F.Ü.nün olduğunu ifade etmiş ve başvurucuyu teşhisetmiştir.
- A.K. beyanında; Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu seçim günüsandık başında cemaatçiler adına çalışan, sandık başında bekleyen ve seçimitakip edenlerin Hâkim C.K. ve Savcı Mutlu Bulut olduğunu, Siirt Ağır CezaBaşkanı Z.G.nin sözde bağımsız adaylara açıktançalıştığını, kendisinden oy isteyip istemediğini hatırlamadığını ancak isminiverdiği bu üç adayın bağımsız adaylar için yani cemaatin adayları için açıktançalıştığını ifade etmiştir.
- M.O. beyanında; Mutlu Bulut'un tutuklandığını duyunca geçmişdönemlerde hem Sayın Cumhurbaşkanı'na hem de Ak Parti Siirt İl Başkanı F.Ö.Ç.yeTwetter üzerinden hakaret eden ve o dönem Siirt İlJandarma Alay Komutanlığında istihbarat binbaşı olarak görev yapan E.M. isimlikişinin aklına geldiğini, bu binbaşıyı bir keresinde Mutlu Bulut'un odasında gördüğünüve bu duruma anlam veremediğini, Mutlu Bulut'un ihraç olduğunu öğrenince butanışıklığın FETÖ'den olduğunu düşünmeye başladığınıifade etmiştir.
- Ö.E.Y. beyanında; hazırlanmış olduğu 2006 Kasım sınavınıniptal edildiğini, birkaç aylık bir boşluk olunca memleketine gittiğini,sonrasında Ankara'ya döndüğünü, Sokullu semtinde, Yargıtay lojmanlarına yakınbir bölgede, açık adresini hatırlayamadığı bir apartman dairesinde çalışmayadevam ettiğini, bu çalışma evinde Mutlu Bulut, H.S.K., N.T. ve soy isminihatırlayamadığı, sınavı kazanamayıp avukatlığa devam eden Ankaralı M. ilebirlikte kaldıklarını, murakıp olarak idari yargı hâkim adayı olan, ismini İ.olarak hatırladığı şahsın evlerine gelip gittiğini, 2007 yılı Mart ayında yapılansınava kadar bu şekilde çalıştıklarını ifadeetmiştir.
27. Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 3/1/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne kararvermiş, E.2018/3 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamış, aynı günyapılan tensip incelemesinde "sanıkMutlu BULUT’un savunması, Bylocktespit ve değerlendirme tutanağı,tanık beyanları,arama el koyma tutanakları, HTS analiz raporları ile tüm dosya kapsamı gözönüne alındığında, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunuişlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerinbulunması, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun 5271 Sayılı CMK.’nın 103/3 maddesinde düzenlenen katalog suçlardan olması,sanığa yüklenen suçun 5237 Sayılı TCK'da öngörülen cezasının alt ve üst sınırları,sanığın tutuklulukta geçirdiği süre dikkatealındığında Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13. maddesinde yer alan veölçülülük ilkesi uyarınca daha hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbirininuygulanmasının bu aşamada davaya konu suç ve sanık açısından yetersizkalacağı" şeklindeki gerekçeyle tutukluluğunun devamına kararverilmiştir.
28. Mahkemece 16/2/2018 tarihinde yapılan duruşmada başvurucununsavunması alınmış ve benzer gerekçelerle tutukluluk hâlinin devamına kararverilmiştir. 3/4/2018, 15/5/2018/, 11/7/2018, 6/9/2018, 7/11/2018, 9/1/2019,15/2/2019 tarihli duruşmalarda da benzer gerekçelerle başvurucunun tutuklulukhâlinin devamına karar vermiştir.
29. Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesi 8/3/2019 tarihli kararıylabaşvurucunun silahlı terörörgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasıylacezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Kararın ilgikısımları şöyledir:
"...
...sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütününbir üyesi olarak, örgütün ideolojisi ve stratejisi doğrultusunda hareketettiği, ByLock iletişim sisteminin, yukarıdaaçıklanan somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütümensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütününbir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüttalimatı ile bu ağa dahil olunduğu anlaşılan ve gizliliği sağlamak içinhaberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespit eden Yargıtay16. Ceza Dairesi 14.07.2017 T. 2017/1443 E., 2017/4758 K. sayılı emsaliçtihadında da açıklandığı üzere, kişinin örgütle bağlantısını gösteren somutdelil niteliğinde olduğu, sanığın üzerine atılı FETÖ-PDY silahlı terör örgütüneüye olma suçunu işlediği mahkememizce kabul edilmiş, sanığın inkara yöneliksavunmasına, yukarıda açıklandığı üzere delillerin mahiyeti ve ispat gücüanlamında mahkememizde bir tereddüt bulunmadığından itibar edilmemiştir."
30. Başvurucunun hükme karşı yaptığı istinaf talebi AntalyaBölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 10/7/2019 tarihli kararıyla esastanreddedilmiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaYargıtay'da temyiz aşamasındadır ve başvurucunun tutukluluk durumu devametmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
31. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Salih Sönmez (B. No: 2016/25431,28/11/2018, §§ 33-56) başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 26/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddialar
1. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu; soruşturma sürecinde suç teşkil eden fiil veeylemlerinin açıklanmadığını, yasak sorgu yöntemleri kullanılarak ifadesininalındığını ve savunma hakkının kısıtlandığını belirterek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
34. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
36. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
37. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederkenbireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davası açılmıştır.Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıylabaşvurucu hakkındaki kovuşturmanın devam ettiği görülmektedir. Başvurucununbaşvuru formunda dile getirdiği şikâyetlerini yargılamada ve sonrasındaistinaf/temyiz aşamalarında ileri sürebilme ve bu aşamalarda inceletme imkânıbulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama ve istinaf/temyizsüreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlalişikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiğigörülmüştür.
38. Açıklanan gerekçelerle ilk derece mahkemeleri veistinaf/temyiz mercileri önünde devam eden başvuru yolları tüketilmeden temelhak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltında KötüMuameleye Maruz Kalındığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
39. Başvurucu; halkın yoğun olduğu sağlık kuruluşlarında vatanhaini imajı verilerek elleri kelepçeli bir şekilde teşhir edildiğini belirterekgözaltına alındıktan sonra tutuklanıncaya kadar kendisine yapılan bazıuygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
40. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
41. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı veAnayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğunailişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmayapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını sağlamaya da elverişli olmalıdır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25).
42. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğükapsamında, işkence veya kötü muameleyi gösteren yeterli, kesin belirtilermevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsa dahi- şikâyetya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasının sağlanmasıgerektiği açıktır (Tahir Canan, §25).
43. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak insani olmayangözaltı koşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ve gözaltı süresince kamugörevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir.İddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andanitibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçiolduğu görülmektedir. Bu kapsamda başvurucu, gözaltında tutma koşullarınınyetersizliğinden bahsetmişse de maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muameleninkamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulmakoşullarından mı kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusuiddiaların Anayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi vebelge bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarınınbaşvurucunun anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalindenkaynaklanıp kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortayakonması gerekmektedir. Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir adlive/veya idari bir merciye ilettiğine dair bilgi veyabelge sunmadığı da gözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısal yollarıtüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır (Benzer yöndeki birkarar için bkz. Alparslan Altan [GK],B. No: 2016/15586, 11/1/2018, § 183).
44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Ceza İnfaz KurumundaKötü Muameleye Maruz Kalındığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
45. Başvurucu, tutuklandıktan sonra ceza infaz kurumundaodaların kapasitesi üzerinde, kötü ve kısıtlı şartlarda kaldıklarını belirterektutuklandıktan sonraki bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
46.Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınanayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hakihlallerinin düzeltilmesi, idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenletemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 16).
47. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddiaedilen hak ihlallerinin yetkili idari ve yargısal mercilerce düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuruyolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Builke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlarasunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekliözeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
48. Somut olayda, benzer yöndeki bir başvuru olan Mehmet Baransu(B. No: 2015/8046, 19/11/2015 §§ 12-18) başvurusunda Anayasa Mahkemesincebelirtildiği üzere başvurucunun şikâyetlerini iletebileceği ve yapıldığınıiddia ettiği kötü muameleye derhâl son verilmesini isteyebileceği idari veyargısal mercilerin bulunduğu görülmektedir. İlgili hükümler kapsamındabaşvurucu, şikâyetlerini öncelikle yetkili bu idari ve yargısal mercilereiletip tutulma yeri ve koşulları sebebiyle kötü muameleye maruz bırakıldığınıileri sürebilecek, bu koşulların en kısa zamanda uygun hâle getirilmesinive/veya kötü muamele iddiasına konu işlemin infazının durdurulmasını ya daertelenmesini isteyebilecekken bu yollara başvurmamıştır.
49. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabuledilemezliğine karar verilmesi gerekir.
C. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Yakalama ve GözaltınınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
50. Başvurucu; suçüstü hâli bulunmamasına karşın yetkisizmercilerce hukuka aykırı olarak hakkında yakalama ve gözaltı kararı verildiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
51. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
52. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen tazminatdavası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucunavarmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK],B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
53. Somut olayda, başvurucu yönünden yakalama ve gözaltıtedbirlerinin hukuki olmadığına ilişkin iddialarla ilgili olarak anılankararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
55. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan delillerolmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartmatehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
56. Başvurucu ayrıca görevinden kaynaklanan güvencelere riayetedilmeksizin tutuklandığını iddia etmiştir. Başvurucuya göre tutuklanmasınakarar verildiği tarihte Cumhuriyet savcısı olması dolayısıyla hakkındasoruşturma veya kovuşturma yapılabilmesi için 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılıHakimler ve Savcılar Kanunu'na göre gerekli özel şartlar oluşmadan soruşturmayürütülmüş, yetkisiz ve görevsiz mercilerce hukuka aykırı olaraktutuklanmıştır.
57. Bakanlık görüşünde; başvurucunun şikâyetlerine yönelikincelemenin Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında yapılması ve bu kapsamdayapılacak incelemede olağanüstü hâl şartlarının dikkate alınması gerektiği,şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğubelirtilmiştir.
58. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında özetle hakkındauygulanan tutuklama tedbirinin koşullarının bulunmadığını belirterek başvurudilekçesindeki iddialarını tekrar etmiş ve Bakanlık görüşünü kabul etmediğiniifade etmiştir.
b. Değerlendirme
59. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
60. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
61. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
62. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemekkaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasıkısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülengüvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
63. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir,§ 57).
64. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
65. İlgili genel ilkeler için bkz. Salih Sönmez (aynı kararda bkz. §§ 99-104).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
66. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğuiddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olmasuçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
67. Diğer taraftan başvurucu, 2802 sayılı Kanun'da Cumhuriyetsavcılarıyla ilgili olarak öngörülen usule ilişkin güvencelerin hiçbirineriayet edilmeksizin, yetkili ve görevli olmayan mahkemece tutuklandığını iddiaetmektedir.
68. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında bu şikâyetleriincelemiştir. Bu kararlarda kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerindegörülmeyerek uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunduğu kabuledilmiştir (Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§53-59; Salih Sönmez, §§ 107-121).Somut başvuruda da aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak anılan kararlardavarılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
69. Yukarıda yer verilen veya atıf yapılan kararlarda dabelirtildiği üzere başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün dedevam eden darbe teşebbüsünün savuşturulması sonrasında hakkında çıkarılanyakalama kararı uyarınca yakalanarak, gözaltına alınıp darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargı makamlarınca silahlı bir terörörgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesi olma suçundan tutuklandığı dikkatealındığında başvurucuya isnat edilen silahlı terör örgütü üyesi olma suçuyönünden suçüstü hâlinin bulunduğu yönünde soruşturma mercilerince yapılandeğerlendirmelerin olgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulümümkün görülmemiştir. 2802 sayılı Kanun'un 94. maddesi gereğince soruşturmanıngenel hükümlere göre yapılacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu soruşturmadatutuklama tedbirine genel yetkili yargı organı olarak sulh ceza hâkimliklerincekarar verilebilecektir. Bu durumda başvurucunun görev yaptığı yerdeki sulh cezahâkimliğince tutuklanmasının olgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfîolduğunun kabulü mümkün görülmemiştir.
70. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucununCumhuriyet savcısı olması nedeniyle Anayasa veya 2802 sayılı Kanun'dankaynaklanan güvenceler uygulanmaksızın kanuna aykırı olarak tutuklandığıiddiası yerinde değildir. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
71. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
72. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianame ve mahkemelerceverilen tutukluluk hâlinin değerlendirilmesine dair kararlarda, başvurucununFETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığı ifade edilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olduğu ve hakkında tanık beyanları bulunduğubelirtilmiştir (bkz. §§ 25-27).
73. Anayasa Mahkemesi ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLockuygulamasını kullanmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti olarak kabuledilmesi, anılan programın özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutumolarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir;§ 74, Neslihan Aksakal, B. No:2016/42456, 26/12/2017, § 57).
74. Soruşturma ve kovuşturma dosyasında, beyanda bulunantanıklarca başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmayamensup olduğuna yönelik anlatımlarda bulunulduğu görülmektedir (bkz. § 26). Buitibarla başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerinbulunduğu görülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Selçuk Özdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlananbazı şüphelilerin ifadelerinde hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucununFETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelikanlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirtiolarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir,§ 75; benzer yöndeki karar için bkz. MetinEvecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, § 58).
75. Soruşturma mercilerince başvurucu hakkındaki FETÖ/PDYyapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran tanıkanlatımlarının ve başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının somut olayınkoşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabuledilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.
76. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.
77. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.
78. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veyadoğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271-272; Selçuk Özdemir,§§ 78-79).
79. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 31) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 19; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 148).
80. Somut olayda Burdur Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin olarak kanunda öngörülen yaptırımınağırlığına, delillerin karartılması ile kaçma şüphesinin varlığına dayanıldığıgörülmektedir (bkz. § 18).
81. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Burdur SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine vedelilleri karartma ihtimaline yönelen tutuklama nedenlerinin olgusaltemellerinin olduğu söylenebilir.
82. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
83. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsü veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmalarınkapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri(gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisinekutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkatealındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor vekarmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz vediğerleri, § 350).
84. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Burdur Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 18) keyfîve temelsiz olduğu söylenemez.
85. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
86. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddeler) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
87. Başvurucu; tahliye taleplerinin kabul edilmediğini,tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeden yoksun olduğunu, bukararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanmadığını,kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını ve adli kontrolün yetersizkalma nedenlerinin gösterilmediğini, tutukluluğa yönelik itirazlarının dagerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, dolayısıyla somut hiçbir nedengösterilmeden matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul süreyi aştığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
88.Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
89. Başvurucunun tutukluluğunun uzun sürdüğü ve makul süreyiaştığına ilişkin şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınankişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
90. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği, AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
91. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımındanbireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesincemahkûmiyet hükmü verilmiş ise -hüküm kesinleşmemiş olsa da- 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473,25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B.No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).
92. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra 8/3/2019 tarihinde mahkûmiyetine karar verilen (bkz. § 29)başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolu; başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır.
93. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığınaİlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
94. Başvurucu; tutuklanması ve devamındaki süreçte gizlilikkararı gerekçe gösterilerek dosyaya erişiminin engellendiğini, tarafına hiçbirbilgi, belge ve tanık beyanı verilmemek suretiyle savunma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
95.Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
96. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Bu itibarla başvurucuların bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
97. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelikolarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrumbırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçokkararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya tutuklanankişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddialarınbildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilensuçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamdabaşvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilipbilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ vediğerleri, §§ 168-176; HidayetKaraca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 248-257).
98. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa ilişkinkararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa ilişkindilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğuna temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
99. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Tutukluluğun DevamıYönündeki Kararlara Karşı İtiraz Sonucunda Verilen Kararların TebliğEdilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
100. Başvurucu, tutukluluğun devamı kararlarına karşı yaptığıitiraz sonucunda verilen kararların tebliğ edilmediğini belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
101. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun bu başlık altındaki şikâyetlerinin Anayasa'nın 19.maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaincelenmesi gerekmektedir.
102. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
103. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (k) bendi, yakalanan veya tutuklanan kişilere yakalama ve tutuklamaişlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamalarıdurumunda maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerineimkân sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla tahliyesine karar verilen başvurucular yönünden anılan yoluntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Cafer Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018,§§ 37-40; Yaşar Saçlı, B. No:2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40).
104. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilkderece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla kişinintutukluluk hâli sona erer (Korcan Polatsü, B. No:2012/726, 2/7/2013, § 33). Başvurucu hâlihazırda tahliye olmuş ya da hükümlühâle gelmiş ise tutukluluğa ilişkin kararların tebliğ edilmemesi dolayısıylaAnayasa Mahkemesince verilecek bir ihlal kararı başvurucunun serbest kalmasısonucunu doğurmayacak, ayrıca serbest bırakma talebine ilişkin başvuru hakkıbakımından da bir etki sağlamayacaktır. Bu durumda yalnızca hak ihlalinintespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle yetinilecektir.Dolayısıyla bu tür ihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânınısağlayan başvuru yollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlindebireysel başvuruda bulunulması gerekir.
105. Anayasa Mahkemesi, yukarıda atıf yapılan Cafer Yıldızve Yaşar Saçlıkararlarında kişinin tahliye edilmesi hâlinde asıl dava sonuçlanmamış da olsabu şikâyetler bakımından 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır. Somut olayda başvurucu tahliye edilmemiş ancak ilk derecemahkemesinin 8/3/2019 tarihli kararıyla mahkûm edilmiştir. Mahkûmiyet kararıylabirlikte tahliye kararında olduğu gibi tutukluluk hâli sona erdiği için 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davasının bu durumda daetkili bir yol olduğu kabul edilmelidir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumuna uygun, telafikabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
106. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
6. Tutukluluğa İtirazİncelemesinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
107. Başvurucu, tutukluluğun devamı kararlarına karşı yaptığıitirazların incelenmesi sırasında alınan Savcılık görüşlerinin kendisine tebliğedilmediğini belirterek silahların eşitliği ilkesi bağlamında kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
108. Anayasa Mahkemesi,Devran Duran (aynı kararda bkz. §§ 106-112) kararında; tutuklulukincelemeleri sırasında alınan savcılık görüşünün şüpheli veya sanıklarabildirilmemesinin anayasal önem taşımadığını, içeriğinde başvurucunun cevapvermesini gerektirmeyen ve daha önce ileri sürülmemiş yeni bir olgudanbahsedilmeyen durumlarda savcılık görüşünün başvurucuya bildirilmemesininönemli bir zarara da neden olmadığını ifade etmiştir.
109. Somut olayda, tutukluluk incelemeleri sırasında alınansavcılık görüşünün bildirilmediği ileri sürülmüşse de başvuru formu veeklerinde başvurucu, bu görüş yazısında kendisinin cevap vermesini gereklikılan ve daha önce haberdar olmadığı yeni bir olgu bulunduğunu dile getirmemiştir.Ayrıca tutukluluğun devamı kararlarının Savcılık görüşüne dayanılarak verildiğiyönünde bir tespit de bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun iddialarıbakımından anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.
110. Açıklanan gerekçelerleanayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle başvurunun bukısmının kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
7. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
111. Başvurucu; tutuklanmasına karar verildiği tarihten itibarenkendisi ve müdafii dinlenilmeden, tutuklulukincelemelerinin dosya üzerinden yapıldığını belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
112. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§§ 16, 17).
113. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise-ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (SalihSönmez, §§ 166-177).
114. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 16/2/2018tarihinde mahkeme önüne çıkarılan başvurucunun tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolu, başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır.
115. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketmeden bireysel başvuru yaptığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
8. Tutuklamaya Karşıİtiraz Hakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
116. Başvurucu; tutuklama kararını ve tutukluluğa itirazın reddikararını veren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız, tarafsız ve etkili bir başvurumercii olmadığını, bu nedenle tutuklamaya karşı etkili başvuru hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
117. Sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim güvencesinisağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğaitirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksunbırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğineilişkin iddialar Anayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş, bu kararlardasulh ceza hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusuiddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231,17/5/2016, §§ 64-78, 94-97).
118. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
119. Başvurucu, ayrıca tutukluluğa karşı yaptığı itirazın etkiliolmayan merci tarafından makul süre incelemesi aşılarak reddedildiğini iddiaetmiştir. Ancak buna ilişkin herhangi bir tarih ve mahkeme zikretmemiş,dolayısıyla bu şikâyetin soyut olarak yapıldığı anlaşılmıştır.
120. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarına ilişkinolarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Masumiyet Karinesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden
1. Başvurucunun İddiaları
121. Başvurucu; yetkililerin yaptığı açıklamalarla suçlu ilanedildiğini, hakkında bir hüküm ya da henüz bir dava yokken suçluluk algısıoluşturulduğunu belirterek masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
122. Masumiyet (suçsuzluk) karinesi, kişinin suç işlediğine dairkesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvencealtına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti asıl olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına aitolup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse,suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleritarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz.Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir suç isnadı bulunan vehenüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, §§ 26, 27).
123. Anılan karine, bir kimsenin suçluluğu hükmen sabit oluncayakadar kamu yetkilileri tarafından suçlu ilan edilmesine karşı korumasağlamaktadır. Öte yandan Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınanifade özgürlüğü, bilgi edinme ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu nedenleAnayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyetkarinesi, yürütülmekte olan bir ceza soruşturması hakkında yetkililerinkamuoyuna bilgi vermesini engellemez. Ancak masumiyet karinesine saygı gösterilmesisöz konusu olduğundan Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası, bilginingereken bütün dikkat ve ihtiyat gösterilerek verilmesini gerekli kılar (Nihat Özdemir [GK], B. No: 2013/1997, 8/4/2015, § 22).
124. Darbe teşebbüsünün devam ettiği sırada yapılan bazıaçıklamalarda, darbe teşebbüsünde bulunan FETÖ/PDY ile irtibatı olan vearalarında hâkimler ile diğer kamu görevlilerinin de bulunduğu kişiler hakkındagözaltı kararlarının verildiği belirtilmiştir. Anılan açıklamada başvurucununismine yer verildiği yönünde bir iddia dile getirilmediği gibi bu yönde birolgu da tespit edilememiştir.
125. Somut olayda -başvurucunun ismini zikretmeksizin- darbeteşebbüsünün yaşandığı sırada bu teşebbüs kapsamındaki faaliyetlerle veteşebbüsün arkasındaki yapılanma olduğu değerlendirilen FETÖ/PDY mensubukişilerle ilgili olarak soruşturma başlatıldığının ve bazı şüpheliler hakkındagözaltına alma kararı verildiğinin kamuoyuna açıklamasının başvurucunun suçluolarak nitelendirilmesi veya suçlu muamelesine tabi tutulması olarak kabulümümkün değildir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mustafa Başer ve Metin Özçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 115-117; Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, §§ 180, 181). Kaldı ki bir kişi hakkında soruşturmabaşlatıldığının kamuoyuna duyurulması, tek başına masumiyet karinesineaykırılık teşkil etmez (Erdal Tercan,B. No: 2016/15637, 12/4/2018, § 81).
126. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun masumiyet karinesininihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınbaşvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Yakalama ve gözaltı kararının hukuka aykırı olması nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
6. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Tutukluluğun devamı kararlarına karşı itiraz sonucu verilenkararların tebliğ edilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Tutukluluğa itiraz incelemesinde alınan savcılık görüşününbildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemdenyoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
10. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
11. Tutuklamaya karşı itiraz hakkının etkin olarakkullanılamaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2)numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMENMUAF TUTULMASINA 26/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.