TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUZAFFER GÖLEN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3430)
Karar Tarihi: 10/6/2015
R.G. Tarih- Sayı: 14/7/2015-29416
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Selami ER
Başvurucu
:
Muzaffer GÖLEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, işçi olarak çalıştığı kamu kurumundan mahalliidareler genel seçiminde belediye başkanı seçilmesi nedeniyle istifa ettiği vebelediye başkanlığı görevinin sona ermesinden sonra emekli olduğu halde dahaönce çalıştığı iş yerindeki çalışma süresinin kıdem tazminatındadeğerlendirmeye alınmaması üzerine açtığı davanın, feshin haklı nedenedayanmadığı gerekçesiyle reddedilmesi sonucu mülkiyet, seçme, seçilme ve siyasifaaliyette bulunma haklarının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ilerisürerek maddi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 20/5/2013 tarihinde Bingöl 2. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 6/9/2013 tarihindekabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 7/11/2013 tarihinde kabul edilebilirlikve esas incelemesinin birlikte yapılmasına, bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının 6/1/2014 tarihli görüş yazısı,13/1/2014 tarihinde başvurucunun vekiline tebliğ edilmiş, ancak başvurucununvekili Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde ibrazetmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ile ilgili dava dosyasında yeraldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu 3/6/1985-1/4/2004 tarihleri arasında TürkiyeElektrik Dağıtım Anonim Şirketi (TEDAŞ) Genel Müdürlüğü-Bingöl İl Müdürlüğübünyesinde teknisyen olarak görev yapmıştır.
8. Başvurucu, 2004 yılı mahalli idareler genel seçimindeKarlıova İlçesi Belediye Başkanlığına aday olmuş ve seçimi kazanması üzerinedaha önce çalıştığı kurumdaki görevinden istifa ederek belediye başkanlığıgörevine başlamıştır.
9. Başkanlık görevinin sona ermesinin ardından başvurucu,emeklilik işlemlerini yapmak üzere emekli sandığına başvurmuş, 6/11/2009tarihinde işlemleri tamamlanmış, ancak TEDAŞ bünyesinde çalıştığı süre emekliikramiyesi ödemesinde değerlendirmeye alınmamıştır.
10. Başvurucu, 8/12/2009 tarihli dilekçesiyle TEDAŞ GenelMüdürlüğüne durumu bildirerek kendisine kıdem tazminatı ödemesi yapılmasınıtalep etmiştir. Genel Müdürlüğün 21/12/2009 tarihli cevabi yazısında “seçim nedeniyle istifanın kıdem tazminatı almayaengel olduğu” belirtilerek talebi reddedilmiştir.
11. Başvurucu 5/1/2010 tarihinde Bingöl 1. Asliye HukukMahkemesi nezdinde kıdem tazminatı alacağı davası açmıştır.
12. Mahkeme, iş mahkemesi sıfatıyla verdiği 1/10/2010 tarihlive E.2010/9, K.010/898 sayılı kararıyla başvurucunun sözleşmesini kanundasayılı haklı nedenlerle feshetmediğinden kıdem tazminatı almaya hakkazanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
13. Temyiz başvurusu üzerine talebi inceleyen Yargıtay 9.Hukuk Dairesi, 11/3/2013 tarihli ve E.2010/51196, K.2013/3897 sayılı kararıyla,ilk derece mahkemesi hükmünün onanmasına karar vermiştir.
14. Bu karar başvurucuya, 24/4/2013 tarihinde tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu, 20/5/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun “İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı”başlıklı 24. maddesi şu şekildedir:
“Süresi belirli olsun veya olmasın işçi,aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirimsüresini beklemeksizin feshedebilir:
I. Sağlık sebepleri:
a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılmasıişin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeliolursa.
b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudanbuluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ilebağdaşmayan bir hastalığa tutulursa.
II. Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayanhaller ve benzerleri:
a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada busözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlargöstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemeksuretiyle işçiyi yanıltırsa.
b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerindenbirinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlardabulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.
c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerindenbirine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse,yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir,kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsigerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsızağır isnad veya ithamlarda bulunursa.
d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişilertarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesinerağmen gerekli önlemler alınmazsa.
e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanunhükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,
f) Ücretin parça başına veya iş tutarıüzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceğisayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasınagöre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa,yahut çalışma şartları uygulanmazsa.
III. Zorlayıcı sebepler:
İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazlasüre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa.”
17. 4857 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasışu şekildedir:
“Bu Kanunun 120 nci maddesi ile yürürlükte bırakılan 1475 sayılı İşKanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 ncibendi ile onbirinci fıkrasında, anılan Kanunun 16, 17ve 26 ncı maddelerine yapılan atıflar, bu Kanunun 24,25 ve 32 nci maddelerine yapılmış sayılır.”
18. 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı mülga İş Kanunu’nunyürürlükte bulunan “Kıdem tazminatı”başlıklı 14. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:
1.İşveren tarafından bu Kanunun 17 ncimaddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında,
2. İşçitarafından bu Kanunun 16 ncımaddesi uyarınca,
3.Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle,
4.Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilikveya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;
Feshedilmesiveya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ilesona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işebaşladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamısüresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarındakıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzeri"nden ödeme yapılır.
…”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 10/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 20/5/2013 tarih ve 2013/3430 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, işçi olarak çalıştığı TEDAŞ GenelMüdürlüğündeki işinden mahalli idareler genel seçiminde belediye başkanıseçilmesi nedeniyle istifa ettiği ve belediye başkanlığı görevinin sonaermesinden sonra emekli olduğu halde daha önce çalıştığı iş yerindeki çalışmasüresine bağlı kıdem tazminatının kendisine ödenmemesi üzerine açtığı davanınfeshin haklı nedene dayanmadığı gerekçesiyle reddedildiğini belirterek, seçilmehakkını kullanmasıyla çalışmasına bağlı maddi haklarından yoksun bırakıldığını,memurların aynı nedenle istifa etmeleri halinde hak kayıplarının olmadığını,seçilme hakkını kullanmasının haklı fesih sayılması gerektiğini belirterekmülkiyet ve seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarıyla eşitlikilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve 23.828,47 TL kıdem tazminatınınfesih tarihinden itibaren faiziyle birlikte kendisine ödenmesi talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkinnitelendirmesi ile bağlı olmayıp, somut dava ve buna bağlı olaylarınözelliklerine göre olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder.Başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiası seçme, seçilme ve siyasifaaliyette bulunma hakkıyla bağlantılı olarak kabul edilemezlik incelemesindedeğerlendirilmiş, mülkiyet hakkıyla ilgili şikâyeti ise ayrıca incelenmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Seçme ve Seçilme Hakkı Yönünden
22. Başvurucu, işçi olarak çalıştığı TEDAŞ GenelMüdürlüğündeki işinden mahalli idareler genel seçiminde belediye başkanıseçilmesi nedeniyle istifa ettiği gerekçesiyle çalışma süresine bağlı kıdemtazminatının kendisine ödenmediğini, seçilme hakkını kullanmasıyla çalışmasınabağlı maddi haklarından yoksun bırakıldığını, memurların aynı nedenle istifaetmeleri halinde hak kayıplarının olmadığını belirterek seçme, seçilme vesiyasi faaliyette bulunma haklarıyla eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
23. 1982 Anayasası’nın “Seçme,seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları” başlıklı 67.maddesinin 1.fıkrası şu şekildedir:
“Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlarauygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içindesiyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.”
24. Serbest seçim hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne(Sözleşme) Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinde; “Sözleşmeci Taraflar yasama organının seçimi için, halkın görüşleriniözgürce ifade etmesinin güvence altına alındığı koşullarda, makul aralıklarlave gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt ederler.” şeklindedüzenlenmiştir.
25. Mahalli idare seçimleri ile ilgili olarak, seçme, seçilmeve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiği iddiaları daha öncebireysel başvuruya konu olmuştur. Parlamento seçimleri haricinde, kapsam ve güçbakımından yeterli yasama yetkisine sahip olmayan mahalli idarelerle ilgiliseçimlerin, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında yer aldığı kabuledilmiş olup, bu kapsamdaki başvuruların “konubakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmiştir (B. No: 2014/5425, 23/7/2014, §§ 29-37; B. No: 2014/11717,4/11/2014, §§ 14-24).
26. Anayasa’nın 127. maddesi gereği bir mahalli idareniteliğinde olan Karlıova Belediye Başkanlığı seçimiyle ilgili ihlaliddialarını içeren somut başvuruda farklı karar verilmesini gerektiren bir yönbulunmadığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “konu bakımındanyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
27. Başvurucunun, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenleneneşitlik ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddiasının, soyut olarakdeğerlendirilmesi mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yeralan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir(B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).
28. Başvurucunun, eşitlik ilkesinin ihlali iddialarının,başvurunun temelini oluşturan seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkıçerçevesinde ve bu hakla bağlantılı olarak ele alınması zorunluluğu vardır. Buçerçevede, başvurucunun seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkıkapsamına giren bir güvenceye yönelik müdahale bulunmaması nedeniyleayırımcılık yasağının somut başvuru açısından uygulanabilmesi mümkün değildir.
29. Sonuç itibariyle, başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesinedayanan ihlal iddialarının konusu da, Anayasa'dagüvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerinkoruma alanı dışında kalmaktadır.
30. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin 'konu bakımından yetkisizlik'nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Mülkiyet Hakkı Yönünden
31. Başvurucu, işçi olarak çalıştığı TEDAŞ GenelMüdürlüğündeki işinden mahalli idareler genel seçiminde belediye başkanıseçilmesi nedeniyle istifa ettiğini ve emekli olduktan sonra daha önceçalıştığı iş yerindeki çalışma süresine bağlı kıdem tazminatının kendisineödenmemesi nedeniyle maddi haklarından yoksun bırakıldığını ve mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
32. Bu durumda öncelikle başvurucunun başvuruya konu davadaAnayasa ve Sözleşmenin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı kapsamındakorunmaya değer bir menfaatinin bulunup bulunmadığının tartışılmasıgerekmektedir.
33. Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
34. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar başlıklı1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
35. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ekprotokollerinin kapsamına da girmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18).
36. Anayasa ve Sözleşmenin ortak koruma alanında yer alanmülkiyet hakkı, mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Birkişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün, mülkiyetini kazanma hakkı,kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasa ve Sözleşme'yle korunan mülkiyet kavramı içerisinde değildir.Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda, bir "ekonomik değer" veya icrası mümkünbir "alacak" iddiasınıelde etmeye yönelik "meşru bir beklenti",Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkıgüvencesinden yararlanabilir (Bkz., B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 36-37).
37. Meşru beklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş icraedilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüneveya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı biryargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir.Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkıkapsamında savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü içinyeterli değildir (Bu konudaki AİHM kararları için bkz. Kopecky/Slovakya, B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 52; Saghinadze/Gürcistan,B. No: 18768/05, § 103, 27/5/2010; SA Dangeville/Fransa, B. No: 36677/97, 16/4/2002,§§ 44-45).
38. Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme’nin ortak korumakapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuksisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup, bu tanımamevzuat hükümleri ve yargı kararları ile yapılmaktadır.
39. Başvuruya konu somut olayda başvurucu, işçi olarakçalıştığı TEDAŞ Genel Müdürlüğündeki işinden emekliliğe hak kazanacak süreyidoldurmadan mahalli idareler genel seçiminde belediye başkanı seçilmesinedeniyle istifa etmiş ve belediye başkanlığı döneminin bitmesiyle emekliolmaya hak kazanarak emekli olmuştur. Başvurucu daha önce 4857 sayılı Kanunagöre işçi statüsünde çalıştığı iş yerindeki çalışma süresine bağlı kıdemtazminatının kendisine ödenmesi talebi ilgili iş yeri ve Mahkemece haklınedenle iş akdini feshetmediği gerekçesiyle reddedilmiş ve reddedilen karartemyiz sürecinde onanarak kesinleşmiştir.
40. Mülga 1475 sayılı Kanun’un yürürlükte olan 14. maddesinegöre işçinin kıdem tazminatına hak kazanması için, emeklilik süresinidoldurarak emekli olması, iş sözleşmesinin muvazzaf askerlik hizmeti nedeniyleveya işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedilmesi veya işçitarafından haklı nedenle feshedilmesi şartlarından biri aranmaktadır. Başvurucuçalıştığı iş yerinden emeklilik için gerekli süreyi doldurmadan belediyebaşkanlığı seçimlerini kazanması sebebiyle istifa ederek belediye başkanlığıgörevini yürütmüştür.
41. 4857 sayılı Kanun’un 24. maddesinde işçinin haklı nedenlederhal fesih sebepleri; sağlık sebepleri, ahlak ve iyiniyetkurallarına uymayan haller ve benzerleri ile zorlayıcı sebepler olaraksayılmıştır. Zorlayıcı sebepler ise işçinin çalıştığı işyerinde bir haftadanfazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler olarak tarifedilmiştir. Kanunun lafzından başka bir işe başlamak veya seçimle siyasi birgöreve seçilmek haklı fesih sebebi sayılmadığı gibi, Yargıtay içtihatlarında dabelediye başkanı seçilmenin haklı fesih sebebi sayıldığı bir içtihadarastlanılmamıştır. Başvurucu da bahsedilen iddiasını destekleyecek bir yargıkararı sunmamıştır.
42. Bu durumda ilgili Kanun hükümleri ve Yargıtay içtihatlarınagöre somut başvuru konusu olayda mülkiyet hakkı kapsamında kıdem tazminatıhakkına bağlı meşru beklentinin mevcut olmadığı, somut başvuruya konu davada dabaşvurucunun bu iddiasını Mahkeme önünde kanıtlayamadığı ve Mahkemeninbaşvurucunun kıdem tazminatı alacağı iddiasını reddettiği anlaşılmaktadır.
43. Sonuç olarak, başvuru konusu olayda mülkiyet hakkına konuolabilecek bir "ekonomik değeri"veya en azından bu şekildeki bir değeri elde etme yönünde "meşru beklentisi" bulunmayan başvurucununAnayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamına girenkorunmaya değer bir menfaati bulunmadığı anlaşılmıştır.
44. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeni ile kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun, “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEBİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindebırakılmasına,
10/6/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.