TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUZAFFER AKKANAT BAŞVURUSU
Başvuru Numarası: 2013/2339
Karar Tarihi: 7/5/2015
R.G. Tarih- Sayı: 25/6/2015-29397
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucu
:
Muzaffer AKKANAT
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, çalıştığı kamubankasının, engelli olması nedeniyle kendisini terfi ettirmediğini ve yükselmesınavı hakkında bilgi edinme başvurusunda bulunması nedeniyle il dışına tayinedildiğini, tayinler nedeniyle emekli olmak zorunda kaldığını, söz konusuuygulamalar nedeniyle açtığı tazminat davasının bozma dışı kalan hususlar açısındankesinleştiğini ve aleyhine sonuçlandığını belirterek, eşitlik ilkesinin ihlaledildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 8/4/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyonasunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca, 29/12/2014 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 20/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 25/3/2015 tarihli yazısında,Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerineatfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, bir kamubankasının merkez teşkilatında engelli kadrosunda yönetmen yardımcısı olarakçalışmakta iken, 26/9/2004 tarihinde yönetmenliksınavına katılmış, sınavın yazılı aşamasında başarılı olmuş, ancak mülakatsınavında 59,70 puan alarak başarısız sayılmıştır.
8. Başvurucu, mülakattaayrımcılık yapılarak elendiğini ileri sürdüğü bu sınava ilişkin bilgi edinmehakkı çerçevesinde bilgi ve belge talep etmiştir.
9. Başvurucu 17/3/2005tarihinde Eskişehir şubesine yönetmen yardımcısı olarak atanmış, itiraz etmesiüzerine görev yeri Ankara Dikmen şubesi olarak değiştirilmiştir.
10. Başvurucu daha sonra 10/3/2008 tarihinde Kütahya ili Domaniç şubesine aynıunvanla atanmış, başvurucunun 2/7/2008 tarihi itibarıyla emekliye ayrılacağınıbildirmesi üzerine atama işleminden vazgeçilmiştir.
11. Başvurucu, emekliliktenvazgeçtiğini bildirmesi üzerine, 12/6/2008 tarihindeKütahya iline aynı unvanla atanmıştır.
12. Başvurucu 17/6/2008ve 21/11/2008 tarihli dilekçeleriyle sağlık nedenlerini ve engelli olduğuhususunu da belirterek merkez teşkilatında bir göreve atanmayı talep etmiş,istemi reddedilmiştir.
13. Başvurucu 15/1/2009tarihinde emekli olmuştur.
14. Başvurucu 24/11/2009tarihinde açtığı davada; engelli olması nedeniyle eşitlik ilkesine aykırı birşekilde yönetmenlik sınavı mülakatında elendiğini, sonraki yükselme sınavlarınaçağrılmayarak görevde yükselmesinin engellendiğini, isteği dışında farklışubelere atamasının yapıldığını, bu uygulamalar sonucunda sağlığının iyicekötüye gittiğini, tayin baskısı altında bırakıldığını ileri sürerek yerdeğiştirme tazminatı, yolda geçen süre için izin ücreti, yıllık izin ücreti,fazla çalışma ücreti, Kütahya ilinde konaklama bedeli, yönetmen ve bölüm müdürüunvanının verilmemesinden kaynaklı tazminat, 65 yaşına kadar çalışma karşılığıtazminat, ayrımcılık, kötü niyet ve ihbar tazminatları ile maddi ve manevitazminata karar verilmesini talep etmiştir.
15. Ankara 19. İş Mahkemesi, 30/3/2012 tarihli ve E.2009/1621, K.2012/237 sayılıkararıyla, davacının yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ayrımcılıktazminatı ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, diğer istemlerinreddine hükmetmiştir.
16. Tarafların temyiz istemiüzerine karar, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 24/1/2013tarihli ve E.2012/10838, K.2013/822 sayılı ilâmıyla bozulmuştur. İlâmgerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Davacı, işverenin yerini değiştirmesi nedeniyle manevi tazminat veayrımcılık tazminatı talebinde bulunmuş, Mahkemece davacının Ankara’daçalışmakta iken Eskişehir’e atamasının yapıldığı, atamanın norm kadroçalışmaları kapsamında yapıldığına dair delil bulunmadığı, nakil hakkının iyiniyet ve eşitlik ilkelerine aykırı kullanıldığıgerekçesiyle talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somutolayda davacı, işverenin yerini değiştirmesi nedeniyle manevi tazminat veayrımcılık tazminatı talebinde bulunmuş ise de, dava konusu olayda manevitazminatın koşulları oluşmamıştır. Bu olay nedeniyle davacı ile davalıarasında, cismani bütünlüğe veya kişiliğe yapılan bir saldırı söz konusudeğildir. Dosya içeriğine göre, davacı 17/3/2005’teAnkara’dan Eskişehir Şubesine atanmış, itirazı üzerine ataması durdurularakAnkara Şubesinde görevlendirilmiştir. Dava tarihi ise 24/11/2009olup, atamanın üzerinden dört yılı aşkın bir süre geçmiştir. Somut olayda ispatyükü davacıya ait olup, davacı atama nedeniyle zarar gördüğü iddiasını daispatlayamamıştır. Buna göre manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayıgerektirir."
17. Anılan ilâm 19/3/2013 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu manevi tazminat dışında kalan kısımlariçin 8/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
18. Davalı tarafından 22/4/2013tarihinde, bozma kararında değerlendirildiği anlaşılan ayrımcılık tazminatıhakkındaki sonucun sehven yazılmadığı ileri sürülerek maddi hatanındüzeltilmesi dilekçesi verilmiştir.
19. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 31/10/2013tarihli ve E.2013/19144, K.2013/22885 sayılı ilâmıyla, davalının temyizitirazları yönünden manevi tazminat ve ayrımcılık tazminatı açısındandeğerlendirme yapıldığı ve bozmadan önceki takrir raporları ile dosya içeriğitekrar incelendiğinde ayrımcılık tazminatının da açıkça reddine kararverildiğinin anlaşıldığı belirtilerek, kararın yazımında düşülen maddi hatasebebiyle yukarıda belirtilen Yargıtay ilâmı kaldırılmış ve İlk DereceMahkemesi kararının ayrımcılık tazminatı ile manevi tazminata ilişkin kısımlarıbozulmuştur. İlâm gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygungerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlikbulunmamasına göre davacının tüm, davalının ise aşağıdaki bent dışındaki temyizitirazlarının reddi gerekir.
Davacı,işverenin yerini değiştirmesi sebebiyle manevi tazminat ve ayrımcılık tazminatıtalebinde bulunmuş, mahkemece davacının Ankara’da çalışmakta iken Eskişehir’eatamasının yapıldığı, atamanın norm kadro çalışmaları kapsamında yapıldığınadair delil bulunmadığı, nakil hakkının iyiniyet veeşitlik ilkelerine aykırı kullanıldığı gerekçesiyle talebin kısmen kabulünekarar verilmiştir.
Somutolayda davacı, işverenin yerini değiştirmesi sebebiyle manevi tazminat veayrımcılık tazminatı talebinde bulunmuş ise de dava konusu olayda ayrımcılık vemanevi tazminat isteklerinin şartları oluşmamıştır. Bu olay sebebiyle davacıile davalı arasında, cismani bütünlüğe veya kişiliğe yapılan bir saldırı sözkonusu değildir. Dosya içeriğine göre, davacı 17/3/2005'teAnkara’dan Eskişehir Şubesine atanmış, itirazı üzerine ataması durdurularakAnkara Şubesinde görevlendirilmiştir. Dava tarihi ise 24/11/2009olup, atamanın üzerinden dört yılı aşkın bir süre geçmiştir. Somut olayda ispatyükü davacıya ait olup, davacı atama sebebiyle zarar gördüğü iddiasını daispatlayamamıştır. Şartları oluşmayan ayrımcılık tazminatı ile manevi tazminattaleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisiusul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir."
20. Ankara 19. İş Mahkemesi, 11/12/2013 tarihli ve E.2013/388, K.2013/1142 sayılıkararıyla bozmaya uyarak ayrımcılık tazminatı ile manevi tazminata ilişkinistemleri reddetmiş, bozma konusu yapılmayan alacakların ise önceki hüküm gibikabulüne hükmetmiştir.
21. Anılan karar, Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin 20/5/2014 tarihli ve E.2014/13622,K.2014/13459 sayılı ilâmıyla onanmıştır.
B. İlgiliHukuk
22. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun“Eşit davranma ilkesi” başlıklı5. maddesi şöyledir:
“İşilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefîinanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz.
…
İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdakifıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücretitutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talepedebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır.
20 nci maddehükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırıdavrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığıihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işverenböyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
23. Mahkemenin 7/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun8/4/2013 tarih ve 2013/2339 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
24. Başvurucu, çalıştığı kamu bankasının, engelli olması nedeniyle kendisiniterfi ettirmediğini ve yükselme sınavı hakkında bilgi edinme başvurusundabulunması nedeniyle il dışına tayin edildiğini, tayinler nedeniyle emekli olmakzorunda kaldığını, söz konusu uygulamalar nedeniyle açtığı tazminat davasınınbozma dışı kalan hususlar açısından kesinleştiğini ve aleyhine sonuçlandığınıbelirterek, eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
25. Anayasa Mahkemesi,başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukukinitelendirmeyi kendisi yapar. Başvurucunun, engelliolması nedeniyle terfi ettirilmediği ve yükselme sınavı hakkında bilgi edinmebaşvurusunda bulunması nedeniyle il dışına tayin edildiği, tayinler nedeniyleemekli olmak zorunda kaldığı iddiaları eşitlik ilkesinin ihlali iddiası altındadeğerlendirilmiş, başvurucunun, açtığı tazminat davasının aleyhine sonuçlandığıiddiaları yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına yönelik olup, bukapsamda değerlendirilmiştir.
1. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiği İddiası
26. Başvurucu, engelli olmasınedeniyle terfi ettirilmediğini ve yükselme sınavı hakkında bilgi edinmebaşvurusunda bulunması nedeniyle il dışına tayin edildiğini, tayinler nedeniyleemekli olmak zorunda kaldığını belirterek, eşitlik ilkesinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
27. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10.maddesi şöyledir:
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasidüşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
...
Çocuklar, yaşlılar,özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gazileriçin alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.
…
Devlet organları veidare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarakhareket etmek zorundadırlar.”
28. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) “Ayrımcılık yasağı”kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:
“Bu Sözleşme’detanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din,siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığaaidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalıhiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”
29. Anayasa'nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvurabilir."
30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenarbaşlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
31. Başvurucunun, Anayasa’nın10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve Sözleşme'nin 14. maddesindedüzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddialarının, anılanmaddelerdeki ifadeler dikkate alındığında, soyut olarak değerlendirilmesimümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hakve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyleayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için, ihlaliddiasının, kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda ayrımcılığa maruzkaldığı sorularına cevap verebilmesi gerekmektedir (Onurhan Solmaz, B.No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).
32. Başvuru konusu olayda,engelli olarak kamu bankasında çalışan başvurucu tarafından, müdür olmayıhedeflemişken çalıştığı bankanın ayrımcılık yapması sonucu görevdeyükselemediği ve emekli olmak zorunda kaldığı, emekli olmasına neden olanuygulamaların Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altına alınan eşitlik ilkesiniihlal ettiği ileri sürülmekte ise de başvuru dilekçesinin içeriğinden, sözkonusu ayrımcılığın hangi temel hak ve özgürlüğün kullanımına yönelik olarakgerçekleştiğinin belirtilmediği ve eşitlik ilkesinin ihlali iddiasının Anayasave Sözleşme kapsamındaki hak ve hürriyetlerden herhangi biri ile bağlantısınınkurulmadığı anlaşılmaktadır.
33. Her ne kadar somut olayda,başvurucunun şikâyet ettiği hususlar sonucu emekli olmak zorunda kalmasınınçalışma hakkı yönünden ele alınabileceği düşünülebilirse de yukarıda yerverilen Anayasa ve Kanun hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan birbireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlaledildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanısıra Sözleşmenin ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına dagirmesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanıdışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18). Bireyin dilediği alanda çalışma özgürlüğü ve çalışma hakkı Anayasa'nın48. ve 49. maddelerinde güvence altına alınmış olmakla birlikte Sözleşme'de düzenlenen haklardan değildir.
34. Sonuç itibarıyla,başvurucunun Anayasa’nın 10. maddesine dayanan ihlal iddiasının konusu,Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak veözgürlüklerin ortak koruma alanı dışında kalmaktadır. Bu olgulara göre ortadaortak koruma kapsamında bir hak bulunmadığından eşitlik ilkesinin ihlaledildiği iddialarının incelenmesi mümkün değildir.
35. Açıklanan nedenlerlebaşvurunun bu kısmının, konu bakımından Anayasa’da güvence altına alınmış temelhak ve özgürlüklerden, Sözleşme ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerkapsamındaki herhangi biri ile bağdaşır nitelikte olmadığı anlaşıldığından başvurunun,diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
36. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“… Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır.”
37. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
38. Anılan hükümler uyarıncabireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletintüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir.Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (İsmailBuğra İşlek, B.No: 2013/1177, 26/3/2013, § 16).
39. Bu nedenle AnayasaMahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun AnayasaMahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari veyargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgive kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte davave başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §17).
40. Başvurucu, açmış olduğudavanın manevi tazminat dışında kalan kısımlar yönünden kesinleştiğinibelirterek, yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığını ileri sürmüşse deyapılan incelemede, davalıtarafından, bozma kararında maddi hata bulunduğu belirtilerek maddi hatanındüzeltilmesi dilekçesi verildiği, istemin kabul edilerek anılan Yargıtayilâmının kaldırıldığı ve İlk Derece Mahkemesi kararının ayrımcılık tazminatıile manevi tazminata ilişkin kısımları yönünden bozulduğu, Ankara 19. İşMahkemesinin bozmaya uyarak ayrımcılık tazminatı ile manevi tazminata ilişkinistemleri reddedip, diğer istemler yönünden yeniden hüküm kurduğu, dolayısıylayargılamanın başvuru tarihinde kesinleşmiş olmadığı ve devam ettiğianlaşılmıştır.
41. 6216 sayılı Kanun’un 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, ihlale neden olduğu ileri sürülenişlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuruyollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması, başkabir deyişle bireysel başvuru yapıldığı tarihte başvuru koşullarının tamamınınsağlanmış olması gerekir. Bununla birlikte bir başvuru yolu yoksa ya da olanbaşvuru yolları etkili değilse Mahkeme somut olayın koşullarını dikkate alarakbir başvurunun incelenmesine karar verebilir. Başvuru konusu olay dikkatealındığında başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasınıgerektiren bir durumun olmadığı görülmektedir.
42. Açıklanan nedenlerle,yargısal başvuru yollarının tamamı tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından,başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin “başvuru yollarınıntüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Eşitlikilkesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasının “konubakımından yetkisizlik”,
2. Yargılamanınsonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemesi”,
nedenleriyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
7/5/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.