TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MÜZEYYEN NERGİZ VE SEMİRE NERGİZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9687)
Karar Tarihi: 17/3/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Gökçe GÜLTEKİN
Başvurucular
:
1. Müzeyyen NERGİZ
2. Semire NERGİZ
Vekili
:
Av. Semir GÜZEL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, vekâlet ücretialacağının tahsili istemiyle açılan alacak davasında, Mahkemece alınanbilirkişi raporlarında belirlenenden çok daha düşük miktarda alacağahükmedilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle eşitlikilkesinin, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular, 27/12/2013tarihinde Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçeve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyonasunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Başvurucu Semire Nergiz tarafından yapılan 2013/9688 numaralı bireyselbaşvuru dosyası aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle birleştirilmiş,incelemeye 2013/9687 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden devamedilmiştir.
4. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca 19/11/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 9/7/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucular, serbest avukatolarak çalışmakta iken Türk Telekomünikasyon A.Ş. (Türk Telekom) ile aralarındadüzenlenen vekâlet sözleşmesinin hukuka aykırı olarak feshedildiği iddiasıyla17/7/2003 tarihinde Diyarbakır Barosu Hakem Heyetine başvurmuşlardır.
8. Baro Hakem Heyetlerininkaldırılması üzerine başvuru dosyası Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinegönderilmiş, Mahkemenin E.2004/1046 sayılı dava dosyasında vekâlet ücretialacağına ilişkin alacak davasına devam edilmiştir.
9. Mahkemenin 29/12/2006tarihli ve E.2004/1046, K.2006/552 sayılı kararıyla, taraflar arasındaakdedilen vekalet sözleşmesinin kusur sorumluluğuna dayanmadan feshedildiği,sözleşmenin tek taraflı olarak sona erdirilmesinin haksız yere azil olarakdeğerlendirildiği, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 174.maddesine göre vekilin takip ettiği dava ve icra dosyalarında talep edilenvekalet ücretinin haksız azil durumunda vekile ödenmesi gerektiği, alınan27/1/2004 havale tarihli bilirkişi raporu sonucuna göre haksız azil nedeniyle192.589,98 TL vekâlet alacağının tahakkuk ettiği belirtilerek davanın kabulünekarar verilmiştir.
10. Temyiz üzerine, Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 2/2/2009 tarihli ve E.2008/8842, K.2009/868 sayılı ilamıyla,taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre; sözleşmenin sona erdiği tarihitibarıyla başvurucuların tahsilatla sonuçlandırdığı, henüz tahsilatlasonuçlanmayan ancak tahsilatı mümkün hale gelen veya tahsilatının mümkün halegeldiği kabul edilebilecek dosyalar ile tahsilat yapılmasının mümkün olmadığıanlaşılan dosyalardan dolayı ücret talep edebileceği, sözleşmenin sona erdiğitarih itibarıyla sonuçlanmayan ve devam edip sonucu belli olmayan dosyalarhakkında taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 4. maddesine görebaşvurucuların isteyebilecekleri ücret ile başvurucuların sarf ettiği emek vemesaileri nazara alınarak hak ve nezafet kurallarına göre uygun bir miktarahükmedilmesi gerektiği, sözleşme ile belirlenen ücretin 1136 sayılı Kanun’un164. maddesinin 4. fıkrasında ifade edildiği anlamda ve asgari ücret tarifesialtında bir ücret olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, başvurucularıntalep edebileceği alacağın tespit edilmesi amacıyla ek bilirkişi raporualınması veya yeni oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiği belirtilerek,İlk Derece Mahkemesinin kararı bozulmuştur.
11. Mahkemece bozmaya uyularakyürütülen yargılamada ek bilirkişi raporu alınmıştır. 11/1/2010 tarihli ekbilirkişi raporunda, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi kararı uyarınca dava konusuolayda haksız fesihten bahsedilemeyeceği, buna karşın sözleşmenin davalıtarafından tek yanlı olarak sona erdirilmesi halinde ödenecek ücretin, TürkiyeBarolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) hükümlerine görebelirlenen tutarın altında olamayacağına ilişkin 1136 sayılı Kanun’un 164.maddesinin taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri ile birliktedeğerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, başvuruculara 117.636,050 TL vekâletücreti alacağı ödenmesi yönünde tespite varılmıştır.
12. Mahkeme, yeni bilirkişiheyeti oluşturularak rapor düzenlenmesine karar vermiştir. Düzenlenen 30/6/2010tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasında imzalanan vekalet sözleşmesinin3. maddesinin üçüncü fıkrasında sözleşmenin feshedilmesi halinde vekileödenecek ücretin; sözleşmenin 4. maddesine göre belirleneceğinin ifadeedildiği, 4. maddenin birinci fıkrası uyarınca aylık net vekalet ücretininbelirlenmesinde AAÜT hükümlerinin uygulanması gerektiği, ilgili sözleşmenin 4.maddesinin beşinci fıkrasında avukat tarafından takip edilen, davalının lehineveya aleyhine açılan her türlü dava ile yapılacak icra takiplerinde ve butakiplere bağlı olarak açılacak davalarda karşı taraftan tahsil edilenavukatlık ücretinin de bir kısmının ödeneceğinin belirtildiği, buna göre başvuruculara83.631,33 TL vekâlet ücreti ödenmesi gerektiği tespit edilmiştir.
13. Mahkemece tekrar ekbilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, 11/5/2011 tarihli bilirkişiraporunda; 10/1/2011 tarihli rapordaki hesaplamanın en doğru ve Mahkemeyetakdir hakkı veren bir rapor olduğu ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra, Yargıtayın bozma ilamında taraflar arasında düzenlenensözleşmenin 3. ve 4. maddelerine atıf yaptığı, sözleşmesinin 3. maddesininüçüncü fıkrasına göre sözleşmenin feshedilmesi halinde vekile ödenecek ücretin;sözleşmenin 4. maddesine göre belirleneceğinin ifade edildiği, sözleşmenin 4.maddesinde avukat tarafından takip edilen, davalının lehine veya aleyhineaçılan her türlü dava ile yapılacak icra takiplerinde tahsil edilen avukatlıkücretinin, Türk Telekom A.Ş. avukatlarının tabi olduğu Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına ve Ödenmesine İlişkinEsaslar çerçevesinde belirleneceği hususunun yer aldığıaçıklanmıştır. Buna göre sözleşmeile karşı tarafa açıkça tek taraflı düzenleme yapma hakkı tanınmadan bu şekildeyapılan atıfları sözleşmenin bir parçası olarak görmenin tereddütlekarşılandığı belirtilerek VekaletÜcretlerinin Dağıtımına ve Ödenmesine İlişkin Esaslar’ınLimit başlıklı 3. maddesindeödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarının tespitinde 14/7/1964 tarihli ve 657sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 146. maddesinin esas alınacağı, buna göreher bir başvurucunun vekâlet ücreti alacağının 8.232,00 TL olduğu tespitedilmiştir.
14. Mahkemece, 6/9/2011 tarihlive E.2009/201, K.2011/872 sayılı kararla; taraflar arasındaki sözleşmenin sonaerdiği tarih itibarıyla, bu sözleşmenin 3. maddesinin son fıkrası ilesözleşmenin 4. maddesi uyarınca başvurucuların ücret isteme hakkına sahipoldukları, sözleşmenin sona erdiği tarih itibarıyla başvurucuların tahsilatlasonuçlandırdığı veya henüz tahsil edilmeyen ancak tahsili mümkün hale gelen vetahsilat yapılabileceği kabul edilebilecek dosyalar ile tahsilat yapılmasınınmümkün olmayacağı anlaşılan dosyalardan dolayı sözleşmenin 4. maddesine göreisteyebilecekleri ücretin yıllık 4.116,00 TL olduğu, iki yıl süren sözleşmeyegöre başvurucuların ayrı ayrı 8.232,00 TL alacak hakkının bulunduğu, sözleşmeninsona erdiği tarih itibarıyla sonuçlanmayan ve sonucu belli olmayan dosyalariçin başvurucuların harcadığı emek ve mesainin dikkate alındığı, 4. maddeyegöre isteyebilecekleri ücrete göre %10 oranında hak ve nesafetindirimi yapıldığı belirtilerek, toplam 15.640,80 TL vekâlet ücreti alacağınınödenmesine karar verilmiştir.
15. Temyiz üzerine Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 26/2/2013 tarihli ve E.2012/6334, K.2013/4381 sayılı ilamıylaİlk Derece Mahkemesinin kararı onanmıştır.
16. Karar düzeltme istemi, aynıDairenin 10/10/2013 tarihli ve E.2013/13765, K.2013/24933 sayılı ilamıylareddedilmiştir.
17. Başvurucular, 27/12/2013tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
B. İlgiliHukuk
18. 1136 sayılı Kanun’un “Vekâlet ücreti” kenar başlıklı 164.maddesinin 4. fıkrası şöyledir:
“Avukatlık asgarîücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınmasıhalinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir.(Değişiküçüncü ve dördüncü cümle:13/1/2004 – 5043/5 md.)Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılıücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığıveya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmününgeçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgariücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeyeyetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göreilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerininyüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarakbelirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgariücret tarifesi uygulanır.”
19. 657 sayılı Kanun’un26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve ÖzelBütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun HükmündeKararname ile yapılan değişiklikten önceki 146. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
...
“(Değişik fıkra:14/1/1988 - KHK - 311/1 md.)Ancak, 2/1/1961 tarihli ve 196 sayılı Kanunun 2 ncimaddesi, 7/6/1926 tarihli ve 904 sayılı Kanuna 30/1/1957 tarihli ve 6893 sayılıKanunla eklenen ek 5 inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları, 19/07/1972tarihli ve 1615 sayılı Kanunun 161 inci maddesi, 13/01/1943 tarihli ve 4358sayılı Kanunun değişik 14 üncü maddesi ve 02/02/1929 tarihli ve 1389 sayılıKanun ile Katma Bütçeli Kurumların, İl Özel İdareleri ve Belediyeler ilebunlara bağlı birliklerin davalarını sonuçlandıran avukat ve saireye verilecek vekalet ücretine ilişkin sair kanunhükümleri saklıdır. (Değişik cümle 20/03/1997-KHK -570/8 md.) Şu kadar ki, vekalet ücretinin yıllıktutarı, hukuk müşavirleri ve avukatlar için 10000, diğerleri için 6000 göstergerakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacakaylık brüt tutarının oniki katını geçemez. Bu esasagöre yapılacak dağıtım sonunda artan miktar merkezde bir hesapta toplanarakMaliye ve Gümrük Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğe göre diğer avukatlararasında, yukarıdaki miktarı aşmamak üzere eşit olarak dağıtılır.”
20. Davanın tarafları arasındaimzalanan Türk Telekom Vekâlet Sözleşmesinin “SözleşmeninSüresi” kenar başlıklı 3. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
…
“Sözleşmenin isterAvukat isterse Türk Telekom tarafından yenilenmemesi, feshedilmesi veyakendiliğinden feshedilmiş olması halinde, Avukat üzerindeki dosyaları,kendisine teslim edilmiş tüm evrak ve belge asılları ile birlikte yazılı ihbartarihinden itibaren varsa gerekli hukuki işlemleri de tekemmül ettirmeksuretiyle bir ay içinde eksiksiz ve bir yazı ilişiğinde Türk Telekom’a teslimetmek ve o tarihe kadar yaptığı işleri rapor düzenlemek suretiyle bildirmek vesöz konusu işlerin hesabını vermek zorundadır.
Bu takdirde müstahakolacağı ücret iş bu sözleşmenin 4. maddesine göre belirlenir.”
21. Davanın tarafları arasındaimzalanan Türk Telekom Vekâlet Sözleşmesinin “Ücret”kenar başlıklı 4. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Avukat, düzenleyeceği serbest meslek makbuzukarşılığında, AAÜT’nin birinci kısım dördüncübölümünde belirtilen miktarda aylık net ücret ödenecektir. Avukatın görevebaşladığı ay ile görevi bıraktığı aya ait ücretler kıstolarak ödenecektir.
Avukat tarafındantakip edilen, Türk Telekom’un leh veya aleyhine açılanher türlü dava ile yapılacak icra takiplerinde ve bu takiplere bağlı olarakaçılacak davalarda karşı taraftan tahsil edilen avukatlık ücretleri, TürkTelekom Avukatlarının tabi olduğu Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına ve Ödenmesineİlişkin Esaslar’ın hükümleri dairesinde Avukataödenecektir.”
22. Anayasa Mahkemesinin,10/7/2004 tarihli Resmi Gazete’deyayımlanan E.2003/98, K.2004/31, K.T. 3/3/2004 tarihli kararıyla iptal edilen; 1136sayılı Kanun’un 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanun ile değiştirilen 167.maddesi şöyledir:
“Avukatlıksözleşmesinden ve vekâlet ücretinden kaynaklanan her türlü anlaşmazlıklar,hukukî yardımın yapıldığı yer barosu hakem kurulunca çözümlenir.”
23. 12/1/2011 tarihli ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesi.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
24. Mahkemenin 17/3/2016tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 27/12/2013 tarihli ve2013/9687 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
25. Başvurucular, 17/7/2003 tarihindevekâlet ücreti alacağından kaynaklanan uyuşmazlığın çözülmesi amacıylaDiyarbakır Barosu Hakem Heyetine başvurduklarını, Baro Hakem HeyetiKurullarının kaldırılması üzerine Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesindevekâlet alacağının tahsiline ilişkin alacak davasına devam ettiklerini,Mahkemece, alınan bilirkişi raporlarında belirlenenden çok daha düşük miktardaalacağa hükmedildiğini, alınan son ek bilirkişi raporunda bilirkişi heyetininilk raporlarındaki görüşlerinin devam ettiğini ifade ettiklerini veyargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, eşitlik ilkesinin,mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
26. Başvurucuların, DiyarbakırBarosu Hakem Heyetinde başlattıkları ve Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesindesürdürdükleri vekâlet alacağının tahsiline ilişkin alacak davasına Mahkemecealınan bilirkişi raporlarında belirlenenden çok daha düşük miktarda alacağahükmedildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını, belirterek,eşitlik ilkesinin, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğiniileri sürdükleri anlaşılmıştır.
27. Somut olayda olduğu gibi,özel kişiler arasındaki mülkiyet ihtilafları açısından, çoğu zaman mülkiyethakkına klasik müdahale biçimlerinden biri söz konusu olmamakla beraber, bu hakkapsamında da yetkili makamlar için geçerli olan usulîözen yükümlülüğü, gerekli usulî güvenceleri sunanyargısal prosedürleri sağlamak ve bu suretle yargısal ve idari makamların özelkişiler arasındaki bir uyuşmazlıkta etkili ve adil bir karar vermesini teminetme sorumluluğunu ifade etmektedir (MehmetYavuz, B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 53).
28. Anayasa Mahkemesi,başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukukinitelendirmeyi kendisi yapar. Başvurucular tarafından eşitlik ilkesinin ve mülkiyethaklarının ihlal edildiği hususundaki iddialarının yargılamanın sonucunadayandırıldığı anlaşıldığından anılan ihlal iddiaları, adil yargılanma hakkıkapsamında yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiası çerçevesindeincelenmiş, eşitlik ilkesinin ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündekiiddianın ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Mehmet Yavuz, § 53). Başvurucunun makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ise ayrıcadeğerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
29. Anayasa'nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda,kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
30. 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkçadayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
31. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncüfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilenkanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireyselbaşvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
32. Başvurucular, Diyarbakır 3.Asliye Hukuk Mahkemesinde yürütülen vekâlet ücreti alacağının tahsiline ilişkinaçtıkları alacak davasında, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarındabelirlenenden çok daha düşük miktarda alacağa hükmedildiğini belirterek adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
33. Yapılan yargılama sırasındatanık dinletme hakkı da dahil olmak üzere delillerin ibrazı vedeğerlendirilmesi ile delillere ilişkin temel usuligüvencelere riayet edilmesi, adil yargılanma hakkının somut görünümleriarasında yer almaktadır. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ilerisürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır.Bununla birlikte, belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisiesasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunmave inceleme yöntemlerini denetlemek Anayasa Mahkemesi'nin görevi kapsamındaolmayıp, Mahkemenin görevi delillere ilişkin bazı temel kuralların gözetilmesisuretiyle başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığınındeğerlendirilmesidir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriışığında, taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma veinceletme noktasında da uygun imkanların tanınması ve delillere ilişkinhakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesigerekir (I.Y., B. No: 2012/1213,7/7/2014, § 27).
34. Derece mahkemelerinezdindeki yargılamalarda izlenilen delil kuralları ve bunların yorumlanmasıkural olarak belirtilen hususların değerlendirilmesi açısından daha elverişlikonumda olan söz konusu mahkemelere aittir. Bununla birlikte, delillerinincelenme ve değerlendirilme yönteminin açık bir hakkaniyetsizlik veya keyfilikihtiva etmesi veya bu değerlendirmelerin "silahların eşitliği" ve "çelişmeli yargılama" ilkelerigözetilerek yapılmaması durumunda, adil yargılanma hakkının gereklerineuygun bir delil değerlendirilmesinden söz edilemez (Uğur Büke,B. No: 2013/4177, 22/1/2015, § 30).
35. Başvuru konusu olayda,Mahkemece 29/12/2006 tarihli kararla, taraflar arasında akdedilen vekaletsözleşmesinin kusur sorumluluğuna dayanmadan feshedildiği, sözleşmenin tektaraflı olarak sona erdirilmesinin haksız yere azil olarak değerlendirildiği,1136 sayılı Kanun’un 174. maddesine göre vekilin takip ettiği dava ve icradosyalarında talep edilen vekalet ücretinin haksız azil durumunda vekileödenmesi gerektiği, alınan bilirkişi raporu sonucuna göre haksız azil nedeniyle192.589,98 TL vekâlet alacağının tahakkuk ettiği belirtilerek davanın kabulünekarar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2/2/2009tarihli ilamıyla karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yargılamayadevam edilmiştir ( § §9-10).
36. Mahkemece yürütülenyargılamada, yeni bir bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, 30/6/2010tarihli, başvuruculara 83.631,33 TL vekâlet ücreti ödenmesi gerektiği tespitiniiçeren rapor yeterli görülmemiş ve 11/5/2011 tarihli ek bilirkişi raporualınmasına karar verilmiştir. İlgili raporda; önceki bilirkişi raporlarındavekâlet ücreti hesaplamasında dikkate alınmayan sözleşmenin 4. maddesininatıfta bulunduğu ve avukatlık ücretinin hesaplanmasında, Türk Telekomavukatlarının tabi olduğu VekâletÜcretlerinin Dağıtımına ve Ödenmesine İlişkin Esaslar’ınLimit başlıklı 3. maddesiçerçevesinde hesaplama yapılarak her bir başvurucunun vekâlet ücreti alacağının8.232,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Mahkemenin 6/9/20111 tarihli kararıyla,anılan bilirkişi raporu doğrultusunda sözleşmenin sona erdiği tarih itibarıyla sonuçlanmayanve sonucu belli olmayan dosyalar için başvurucuların harcadığı emek ve mesainindikkate alındığı, 4. maddeye göre isteyebilecekleri ücrete göre %10 oranındahak ve nesafet indirimi yapıldığı belirtilerek,toplam 15.640,80 TL vekâlet ücreti alacağının ödenmesine karar verilmiştir.Temyiz üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 26/2/2013 tarihli ilamıyla İlkDerece Mahkemesinin kararı onanmıştır. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin10/10/2013 tarihli ilamıyla reddedilmiştir ( §§11-16).
37. Somut başvuru açısından,Mahkemece yürütülen yargılama sırasında 27/1/2004 tarihli, 30/6/2010 tarihli ve6/9/2011 tarihli olmak üzere üç adet rapor tanzim edilmiş, Mahkemece Yargıtay13. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda taraflar arasında imzalanansözleşmenin 4. maddesinin atıfta bulunduğu ve avukatlık ücretinin hesaplanmasında,Türk Telekom avukatlarının tabi olduğu VekaletÜcretlerinin Dağıtımına ve Ödenmesine İlişkin Esaslar’ınLimit başlıklı 3. maddesiuyarınca düzenlenen 6/9/2011 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak kararverilmiştir. Bu kapsamda başvurucuların "silahlarıneşitliği" ve "çelişmeliyargılama" ilkelerine aykırı olarak delillerini sunma,inceletme ve itiraz etme hususlarında uygun olanakların sağlanmadığına ilişkinbir veri bulunmadığı gibi, Mahkemenin delilleri değerlendirmesinde açık birhakkaniyetsizlik veya keyfilik bulunduğuna dair bir bulguya da rastlanmadığıanlaşılmaktadır.
38. Açıklanan nedenle,başvurucular tarafından ileri sürülen bu iddiaların kanun yolu şikâyetiniteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi ve Yargıtay kararlarının bariz takdirhatası veya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun bukısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığıİddiası
39. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesisonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bukısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
40. Başvurucular, Türk Telekomile aralarında düzenlenen vekâlet sözleşmesinin hukuka aykırı olarakfeshedildiği iddiasıyla 17/7/2003 tarihinde Diyarbakır Barosu Hakem Heyetineyaptıkları başvuru dosyasının, Baro Hakem Heyetlerinin kaldırılması sonucundaDiyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiğini ve şikayetlerine vekâletücretine ilişkin alacak davası olarak devam ettiklerini, yargılamanın makul süredesonuçlandırılmadığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
41. Medeni hak ve yükümlülüklereilişkin yargılamaların makul sürede sonuçlanmadığı yönündeki iddialar daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesince makul süredeyargılanma hakkının adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olduğu kabuledilerek, bir davadaki yargılama süresinin makul olup olmadığının tespitindedavanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgilimakamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızlasonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alınacağıbelirtilmiş (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34–59) ve bu kapsamda yapılan incelemeler sonucumakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik kararlar verilmiştir(bkz. Gülseren Gürdal ve diğerleri,B.No:2013/1115, 5/12/2013; Semira Babayiğit ve diğerleri, B.No:2013/3283,19/12/2013; Haydar İzgi,B.No:2012/673, 19/12/2013).
42. Başvuru konusu olay, AsliyeHukuk Mahkemesi nezdinde açılan alacak davasına ilişkindir. 1086 sayılı mülgaHukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndayer alan usul hükümlerine göre yürütülen ve medeni hak ve yükümlülükleri konualan somut yargılama faaliyetinin makul süre değerlendirmesi için başlangıcı, uyuşmazlığı kararabağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı tarihtir. (Güher Ergun ve diğerleri, § 50). Somutolayda, 1136 sayılı Kanun’un 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanun iledeğiştirilen 167. maddesi uyarınca Baro Hakem Kuruluna başvuruda bulunulduğu,ilgili kanun hükmünün Anayasa Mahkemesinin 10/7/2004 tarihinde Resmi Gazetedeyayımlanan E.2003/98, K.2004/31, K.T. 3/3/2004 kararıyla iptal edilmesi üzerineyargılamaya Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2004/1046 sayılı davadosyasında devam edildiği, Diyarbakır Barosu Hakem Kuruluna yapılan başvuru ileMahkemenin E.2004/1046 sayılı dosyasında yürütülen yargılamanın birbirinindevamı niteliğinde olduğu anlaşıldığından, makul süre değerlendirmesininbaşlangıç tarihi olarak Baro Hakem Kuruluna başvurunun yapıldığı 17/7/2003tarihinin esas alınması gerekir.
43. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir (Güher Ergun ve Diğerleri,§ 52). Bu kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiştarihinin, başvurucuların karar düzeltme talebinin Yargıtay 13. HukukDairesince reddedildiği 10/10/2013 tarihi olduğu anlaşılmaktadır.
44. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun vekâlet ücretine ilişkinalacak davası olduğu, Mahkemece verilen 29/12/2006 tarihli kararının Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin2/2/2009 tarihli ilamıyla bozulduğu, Mahkemece bozmaya uyularak yargılamayadevam edildiği, 30/6/2010 tarihli ve 6/9/2011 tarihli bilirkişi raporlarınınalındığı, Mahkemenin 6/9/20111 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulüne kararverildiği, temyiz üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 26/2/2013 tarihliilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararının onandığı, karar düzeltme isteminin,aynı Dairenin 10/10/2013 tarihli ilamıyla reddedildiği anlaşılmıştır.
45. Başvurunun değerlendirilmesisonucunda, başvuruya konu alacak davasının, hukuki meselenin çözümündekigüçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılanengeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktanuzak olduğu anlaşılmıştır. Başvurucuların tutum ve davranışlarıyla ve usuli haklarını kullanırken özensiz davranmasıylayargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep oldukları da söylenemez. Dolayısıylasomut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığıve on yıl üç aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğusonucuna varılmıştır.
46. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
47. Başvurucular, adilyargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edilmesi nedeniyle ihlalin tespitini,yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini ayrıca maddi ve manevi tazminatödenmesini talep etmişlerdir.
48. 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenarbaşlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
49. Başvurucuların tarafıoldukları uyuşmazlığa ilişkin on yıl üç aylık yargılama süresi nazaraalındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında her birbaşvurucuya ayrı ayrı net 8.300,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesigerekir.
50. Başvurucular tarafındanmaddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ileiddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
51. Başvurucular tarafındanyapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşanyargılama giderinin ayrı ayrı başvuruculara ödenmesine, 1.800,00 TL vekâletücretinden oluşan yargılama giderinin ise müştereken başvuruculara ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucuların,
1.Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkınınİHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvuruculara ayrı ayrı net8.300,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğertaleplerinin REDDİNE,
C. Yargılama gideri kapsamında198,35 TL başvuru harcının başvuruculara ayrı ayrı ÖDENMESİNE, 1.800,00 TLvekâlet ücretinin ise başvuruculara müştereken ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin AdaletBakanlığına gönderilmesine,
17/3/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.