TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
M.Y. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2443)
Karar Tarihi: 17/11/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
M.Y.
Vekili
:
Av. Meliha SELVİ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu,4/1/2008 tarihinde Ankara 13. İş Mahkemesinde açtığıdavanın kısmen reddedildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığınıbelirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüş, tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 11/4/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan önincelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. İkinciBölüm Birinci Komisyonunca, 22/11/2013 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölümtarafından 16/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlikve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvurukonusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 26/1/2014 tarihliyazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulangörüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, 4/1/2008 tarihindeAks Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. aleyhine Ankara13. İş Mahkemesinde açtığı davada, 1/7/2002 ilâ 4/7/2007 tarihleri arasındaShow TV Ankara bürosunda gazeteci olarak çalıştığını, 4/7/2007 tarihinde işakdinin işveren tarafından feshedildiğini belirterek, fazla çalışma, fazlaçalışma için %5 fazla ödeme ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmesinitalep etmiştir.
8. Mahkemece, 28/4/2010 tarih veE.2008/12, K.2010/350 sayılı kararla; başvurucunun kullanmadığı ya da ücretiödenmemiş yıllık izin hakkının söz konusu olmadığı, fazla çalışma ücretialacağının doğduğu gerekçesiyle, yıllık ücretli izin alacağının reddine, fazlaçalışma ücreti alacağı, hafta tatili ücreti alacağı ile ulusal bayram geneltatil ücreti alacağının kısmen kabulüne, Borçlar Kanunu’nun 44. maddesi gereği%5 fazla ödeme tutarlarından %85 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasına kararverilmiştir.
9. Temyiz üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 4/12/2012 tarih ve E.2010/28253, K.2012/40554 sayılıilamıyla, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektiricisebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesinegöre hükmün onanmasına karar verilmiştir.
10. Karar, 14/3/2013 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir.
11. Başvurucu, 11/4/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
12. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ile 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası,30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birincifıkrası ile 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi, 13/6/1952 tarih ve5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar ArasındakiMünasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un 14. maddesinin ikinci fıkrası,22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 44. maddesi.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
13. Mahkemenin 17/11/2014 tarihinde yapmışolduğu toplantıda, başvurucunun 11/4/2013 tarih ve 2013/2443 numaralı bireyselbaşvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
14. Başvurucu, işçi olarak çalıştığı dönemlerde ücretli izinalacaklarının ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, davalı aleyhineAnkara 13. İş Mahkemesinde 4/1/2008 tarihinde açtığıdava sonunda, yıllık ücretli izin alacağının reddine, hafta tatili ücreti veulusal bayram genel tatil ücreti alacağı dâhil olmak üzere fazla çalışma ücretialacaklarının kısmen kabulüne karar verildiğini, zamanaşımının mahkemece yanlışuygulandığını ve bu şekilde alacağın bir kısmının reddedildiğini, günlükçalışma ücretinin %5 fazlasının dikkate alınmasının doğru olduğunu ancak bumiktardan %85 oranında indirim yapılmasının hatalı olduğunu, bu indirimoranında mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, ücret bordrolarındakisahteliklerin tespit edilmediğini, yargılamanın 28/4/2010 tarihinde sonaerdiğini, temyiz üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 4/12/2012 tarihindehükmün onandığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek,mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
15. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,Ankara 13. İş Mahkemesinde açtığı davanın kısmen reddine karar verilmesininmülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürdüğüanlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi başvurucunun ihlal iddialarına ilişkinnitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. İhlaliddiaları, yargılama sonucunda verilen kararın adil olmadığına yönelik olup, buiddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamındadeğerlendirilmiştir. Başvurucunun makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyleadil yargılanma hakkının ihlali iddiası ayrıca değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. YargılamanınSonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
16. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
17. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
18. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
19. Anılan kurallar uyarınca, ilkeolarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olgularınkanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması veuygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esasyönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bununtek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti vesağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi vebu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleriihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindekibaşvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça AnayasaMahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013,§ 26).
20. Başvuru konusu olaydabaşvurucu, işçi olarak çalıştığı dönemlerde ücretli izin alacaklarının ve fazlaçalışma ücretinin ödenmediğini, davalı aleyhine Ankara 13. İş Mahkemesindeaçtığı dava sonunda, yıllık ücretli izin alacağının reddine hafta tatili ücretive ulusal bayram genel tatil ücreti alacağı dâhil olmak üzere fazla çalışmaücreti alacaklarının kısmen reddine karar verildiğini, zamanaşımının mahkemeceyanlış uygulandığını ve bu şekilde alacağın bir kısmının reddedildiğini, günlükçalışma ücretinin %5 fazlasının dikkate alınmasının doğru olduğunu ancak bumiktardan %85 oranında indirim yapılmasının hatalı olduğunu, ücretbordrolarındaki sahteliklerin tespit edilmediğini belirterek, adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
21. Başvurucu, davalı işverenaleyhine 11/7/2007 tarihinde Noterden gönderdiğiihtarname ile tüm alacaklarının iki gün içinde ödenmesini talep etmiştir.İhtarname 12/7/2007 tarihinde işverene tebliğ edilmiş,ancak başvurucuya ödeme yapılmamıştır.
22. Başvurucu, 4/1/2008 tarihinde Ankara 13. İş Mahkemesinde açtığı davada,iş akdinin işveren tarafından feshedildiğini belirterek, gazeteci olarakçalışması karşılığında, fazla çalışma, fazla çalışmasının %5 fazlası ve yıllıkizin ücreti alacaklarının 12/7/2007 tarihinden itibaren yasal faiziyleödenmesini talep etmiştir. Mahkeme, başvurucunun tanıklarını dinlemiş,başvurucu, bir kısım tanıklarının dinlenmesinden feragat etmiştir. Mahkemece,başvurucuya ait ücret bordroları incelenmiş ve bilirkişiden rapor alınmıştır.Raporun okunmasından sonra başvurucu ıslah dilekçesi vererek talep sonucunuartırmıştır. Davalının zamanaşımı definde bulunması üzerine Mahkeme, ıslahtarihi olan 28/1/2010 tarihinden itibaren geriye doğrubeş yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınarak hesaplama yapılması içinbilirkişiden ek rapor almış ve fazla çalışma ücreti alacağının %5 fazlasınıhesaplayarak, bu miktardan 818 sayılı mülga Kanun'un 44. maddesi uyarınca %85oranında hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle fazla çalışma ücreti alacağınınkısmen kabulüne, alacakların, 15/7/2007 tarihinden itibaren yasal faiziyletahsiline karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 4/12/2012 tarihinde hüküm onanmıştır.
23. 5953 sayılı Kanun’un ikinci fıkrasındabelirtilen "günlük yüzde beş fazlası"ibaresi nedeniyle, ücret veya fazla çalışma olarak zamanında ödenmeyen meblağınkısa zamanda yüksek miktarlara ulaşabildiği anlaşılmaktadır. Çalışma koşulları bakımındanişçilerden farklı bir konumda olan ve kamuoyunu doğru bilgilendirme görevleribulunan gazetecileri işveren karşısında korumak amacıyla getirildiği anlaşılanitiraz konusu bu kuralla, gazetecilerin bazı alacaklarının zamanındaödenmesine, gecikme halinde ise belli miktarda ilave yapılarak tahsiline imkânsağlanmıştır. Fazla çalışma ücretiyle normal ücretin yüzde beş fazlasıylaödenmesine ilişkin bu kuralın, "zamanında"ödenmeme koşuluna bağlı olarak uygulanabilir olduğu açıktır. Ayrıca,bu düzenlemenin basın özgürlüğü yönünden önemli bir işlev gördüğü deyadsınamaz. Gazetecinin görevinin haber alma, verme, basma ve yayma gibi kamudüzenini yakından ilgilendiren niteliği de göz önüne alındığında kuralın başlıbaşına çalışma barışını bozacak nitelikte olduğu söylenemez (B. No: 2013/8613, 28/5/2014, § 33).
24. 5953 sayılı Kanun’un 14. maddesindeöngörülen %5 fazla ödeme tartışmalara neden olmuş ve özellikle indirimuygulanıp uygulanamayacağı sorunu ortaya çıkmıştır. Günlük yüzde beş fazlasıylaödeme kuralı, yüksek bir oran içermesi sebebiyle, vaktinde ödenmeyen ücretlerbakımından karşılıklı kusur durumları gözetilerek, 818 sayılı mülga Kanun’un44. maddesi uyarınca bir indirime gidilmesi gerekmektedir. 5953 sayılıKanun’da, bazı alacakların gününde ödenmemesi halinde günlük yüzde beşfazlasıyla ödenmesi gerektiği yönündeki düzenleme ile hedeflenen, gazetecininücret ve diğer işçilik haklarının gününde ödenmesini sağlamaktır. İşverenin,Kanun hükmüne uyması durumunda günlük yüzde beş fazla ödeme bakımından biryaptırım gündeme gelmez. Buna karşın ödemelerin gecikmesi halinde günlük yüzde beşfazla ödeme kuralı yıllık çok yüksek oranlara ulaşabilmektedir. Söz konusuhüküm gazeteci yönünden de bir zenginleşme aracı olarak kullanılmamalıdır.Fazla saatlerde çalışma karşılığı olan asıl alacaklardan yapılan indirimoranında, günlük yüzde beş fazla ödeme miktarlarının da indirilmesi gerektiğiaçıktır. Günlük yüzde beş fazla ödeme miktarları, gerçekleşen ve kabulü gerekenasıl alacak miktarlarının gününde ödenmemesinden kaynaklanmış olmakla, yukarıdasözü edilen gerekçelerle günlük yüzde beş fazla ödeme tutarlarından oransalindirime gidilmelidir (YHGK, 23/6/2010 tarih veE.2010/9-305, K.2010/336; B. No: 2013/8613, 28/5/2014, § 34).
25. Somut olayda Mahkemece,bilirkişi raporu da dikkate alınarak başvurucu lehine hükmedilen alacaküzerinden indirim yapıldığı belirlenmiştir.
26. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
27. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınDerece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıtsunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
28. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik deiçermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. YargılamanınMakul Sürede Tamamlanmadığı İddiası
29. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
30. Başvurucu, Ankara 13. İş Mahkemesinde açtığı alacakdavasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
31. Anayasa ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18),Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortayaçıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar,Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının daunsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığıbirçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadıışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§38–39).
32. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
33. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, işçi alacaklarınıntahsili amacıyla açılan davada, 5521 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yeralan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hakve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 49).
34. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından4/1/2008 tarihidir.
35. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut başvuru açısından bu tarih, Mahkemeceverilen kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği 4/12/2012tarihidir.
36. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekiliarasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarındandoğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altınaalınmıştır.
37. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucuniteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerindışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konununuzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimdesonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/4701, 23/1/2013,§ 47).
38. Bunun yanı sıra 6100 sayılı Kanun’un 447. maddesiyle dahaönce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usullerikaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzerebasit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü yazılı yargılamausulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyanve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabuledilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772, 7/11/2013,§ 64-65).
39. Başvuruya konu yargılama sürecinin İş Mahkemesi önündesürdüğü görülmekle, yukarıda bahsedildiği üzere, 5521 sayılı Kanun’da yer alanözel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. ve 447. maddelerininuyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğuanlaşılmaktadır (§ 10).
40. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,başvurucu, 4/1/2008 tarihinde Ankara 13. İşMahkemesinde açtığı davada, iş akdinin işveren tarafından feshedildiğinibelirterek, gazeteci olarak çalışması karşılığında, fazla çalışma, fazlaçalışmasının %5 fazlası ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmesini talepetmiştir. Mahkeme, başvurucunun tanıklarını dinlemiş, başvurucu, bir kısımtanıklarının dinlenmesinden feragat etmiştir. Mahkemece, başvurucuya ait ücretbordroları incelenmiş ve bilirkişiden rapor alınmıştır. Raporun okunmasındansonra başvurucu 28/1/2010 tarihinde ıslah dilekçesivererek talep sonucunu artırmıştır. Davalının zamanaşımı definde bulunmasıüzerine Mahkeme, ıslah dilekçesi ve zamanaşımı defi dikkate alınarak hesaplamayapılması için bilirkişiden ek rapor almış ve fazla çalışma ücreti alacağının%5 fazlasını hesaplayarak, bu miktardan 818 sayılı mülga Kanun'un 44. maddesiuyarınca %85 oranında hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle 28/4/2010tarihinde fazla çalışma ücreti alacağının kısmen kabulüne, alacakların,15/7/2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar vermiştir. Temyizüzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 4/12/2012tarihinde hüküm onanarak aynı tarihte kesinleşmiştir.
41. 5521 ve 4857 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılamausullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul süredetamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış veAnayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmeteden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No:2013/772, 7/11/2013, §§ 59-82; B. No: 2013/4701, 23/1/2014, §§ 35-51).
42. Başvuruya konu iş hukukunadayalı alacak davasının incelenmesinde; hukuki meselenin çözümündeki güçlük,maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller,taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında, somutbaşvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığıve söz konusu dört yıl on bir ay süren yargılama sürecinde makul olmayan birgecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
43. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
44. Başvurucu, 400.000,00 TLmaddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesini talep etmiştir.
45. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenarbaşlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
46. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin dört yıl on bir ay devam eden yargılama süresi nazaraalındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net4.400,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
47. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddiaedilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
48. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâletücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun;
1. Yargılamanınsonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının“açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
3. Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 4.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğertaleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
17/11/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLEkarar verildi.