TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NADİR GÜNDOĞAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/9337)
Karar Tarihi: 19/7/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Nadir GÜNDOĞAN
Vekili
:
Av. Rasim AYHANER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tapu iptali ve tescil davasında usul ve kanunaaykırı karar verilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/6/2014 tarihinde yapılmıştır.
3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 56 yaşında olup Eskişehir'in Mahmudiye ilçesindeikamet etmektedir.
9. Başvurucunun iddiasına göre babası İ.G.nin11/12/1982 tarihinde vefatıyla tüm mirasçılar 22/3/1985 tarihli rızai taksim sözleşmesi (sözleşme) düzenleyerek muristenintikal eden taşınmazları paylaşmışlardır.
10. Başvurucu 20/12/2001 tarihinde Mahmudiye Asliye HukukMahkemesine açtığı davada, sözleşmeyle taşınmazların mirasçılar arasındapaylaştırıldığını ancak taksimin tapuya yansıtılmadığını belirterek sözleşmehükümlerine göre taşınmazların tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesinitalep etmiştir.
11. Mahmudiye Asliye Hukuk Mahkemesi 5/3/2009 tarihli kararındadavaya dayanak teşkil eden belgenin mahiyeti ve itibar edilebilir nitelikteolup olmadığı hususunun öncelikle halledilmesi gerektiğini, bahsi geçenbelgenin Mahmudiye Asliye Ceza Mahkemesinin E.1996/61, K.1998/51 sayılı davadosyasına konu olduğunu, bu dosyada davacı Nadir Gündoğan'ın özel evraktasahtecilik suçu nedeniyle sanık olarak yargılandığını, davalılardan N.G.nin ceza davasına müdahil olarak katıldığını,yargılamada rızai taksim senedinin Adli Tıp KurumuBaşkanlığı Fizik/Grafoloji İhtisas Dairesince incelendiğini, Adli Tıp Kurumuraporunda 22/3/1985 tarihli senette pulların üzerine gelecek şekilde atılanimzaların ve parmak izi mürekkebinin pulların üzerine ve dışına yoğun birşekilde dağıldığını, pulların yapıştırılmasında kullanılan yapıştırıcınedeniyle oluşan kayganlık sonucunda sağlıklı bir şekilde incelemeyapılamadığını, dolayısıyla bunların hangi şahısların eli ürünü olduğuhususunun tespit edilemediği görüşüne yer verildiğini, Mahmudiye Asliye CezaMahkemesince bu rapora itibar edilerek delil yetersizliğinden N.G.nin beraatine kararverildiğini, davacının taksimin varlığını, taksime bütün paydaşların veyayetkili temsilcilerinin katıldığını, haricî taksimin hiç bozulmadığınıkanıtlayamadığını, taksim sözleşmesinin Mahmudiye Asliye Ceza MahkemesininE.1996/61, K.998/51 sayılı dosyasında bulunan Adli Tıp Kurumu Fizik Grafolojiİhtisas Dairesinin 1/6/1998 tarihli raporuna göre taraflara ait olupolmadığının tespitinin mümkün olamayacağının kesinlik kazandığını, bu açıdan busenede dayanılarak iptal, tescil talebini kabul etmenin mümkün olamayacağınıbelirterek davayı reddetmiştir.
12. Bu arada Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunun 15/6/2012tarihli kararı ile Mahmudiye Adliyesi kapatılmış, dosyaÇiftelerAsliye Hukuk Mahkemesine (Mahkeme) devredilmiştir.
13. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin (Daire)24/9/2012 tarihli kararıyla onanmıştır.
14. Karar düzeltme talebi Dairenin 10/4/2014 tarihli kararıylareddedilmiştir.
15. Ret kararı 13/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş vebaşvurucu 11/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 19/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığınaİlişkin İddia
17. Başvurucu, 22/3/1985 tarihli sözleşme ile ilgili yargılamadabilirkişi incelemesi yapılmadığını, Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında alınanbilirkişi raporuyla yetinilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu açıdanbilirkişi incelemesi talebinin Mahkemece değerlendirilmemesinin hukukidinlenilme hakkını ihlal ettiğini, yine keşif sırasında dinlenen tanıkbeyanları, taksimin varlığını ispatladığı hâlde Mahkemenin bu beyanları da gözardı ederek karar verdiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
18. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdaaçık bir keyfîlik içermesi ve bu durumunkendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmişolmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz, Recep Gündüz, B. No:2012/1027, 12/2/2013, § 26).
19. Başvurucunun ihlal iddialarının, yukarıda belirtilen içtihatkapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğindedir. Somut olayda Mahkeme, başvurucuve davalı tarafın iddia ve savunmalarını incelemiş, ilgili Kanun hükümlerinisomut olay çerçevesinde değerlendirmek ve davanın esasıyla ilgili olduğugerekçesiyle Adli Tıp Kurumu raporuna itibar etmek suretiyle (bkz. § 11)davanın reddine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddialarıincelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından hukukkurallarının ve delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabetolmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğuanlaşılmaktadır.
20. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
21. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
23.Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılamasıdevam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esasalınır (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).
24. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
25. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında başvuru konusu davada yaklaşık 12 yıl 3aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…”
28. Başvurucu yeniden yargılama ve 40.000 TL manevi tazminatakarar verilmesi talebinde bulunmuştur.
29. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
30. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya net 16.800 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
31. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç, 1.800 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 2006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianınKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 16.800 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 206,10 TL harç, 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Çifteler Asliye Hukuk Mahkemesine(Kapatılan Mahmudiye Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2001/92, K.2009/13 sayılıdosyası) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE19/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.