TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NAİL YERLİKAYA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/35854)
Karar Tarihi: 18/11/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Nail YERLİKAYA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, üç kişilik cezaevi ziyaretçi listesioluşturma talebinin reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 27/11/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel DevletYapılanması (FETÖ/PDY) terör örgütüne üye olma suç isnadıyla 13/8/2016tarihinde tutuklanarak Çorum L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Kurum)konulmuştur.
10. 18/7/2018 tarihinde OHAL uygulamasının kaldırılmasıüzerine başvurucu 27/8/2018 tarihinde üç kişilik ceza infaz kurumu ziyaretçilistesi sunarak nişanlısıyla görüşme talebinde bulunmuştur. Kurum İdare veGözlem Kurulu Başkanlığınca 17/9/2018 tarihinde başvurucunun görüşmek istediğikişi hakkında kolluk araştırması yaptırıldığı, Çorum İl Emniyet MüdürlüğüTerörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan araştırma sonucuna göre sözkonusu kişinin ziyaretçi listesine eklenmesinin uygun görülmediği belirtilerektalebin reddine karar verilmiştir.
11. Çorum İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ŞubeMüdürlüğünün 11/9/2018 tarihli yazısında başvurucunun görüşmek istediği kişihakkında Gaziantep 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmasuç isnadıyla ifadesinin alınması için yakalanması, ifadesi alındıktan sonraserbest bırakılması talimatlı yakalama kararı bulunduğu, kişinin 1/8/2018tarihinde Kastamonu'da yakalanarak gözaltına alındığı ve adli kontrol şartıylaserbest bırakıldığı ifade edilmiştir.
12. Başvurucu; nişanlısı hakkındaki sakıncalı durumun neolduğunun kendisine bildirilmediğini, talep etmesine rağmen kolluk araştırmasıyazısı ve içeriği hakkında bilgi verilmediğini, nişanlı olan iki insanıngörüşmesinin hiçbir gerekçe olmadan engellenmesinin aile kurumu, hukuk vevicdanla bağdaşmadığını belirterek Çorum İnfaz Hâkimliğine başvurudabulunmuştur. Başvurucunun şikâyeti, Çorum İnfaz Hâkimliğinin 26/9/2018 tarihlikararı ile başvurucunun Kuruma kabulünden itibaren süresi içinde ziyaretçi ismibildirmediği, ayrıca ziyaretçi listesine yazdırmak istediği kişinin kolluk araştırmasınagöre güvenlik açısından sakıncalı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiylereddedilmiştir.
13. Başvurucunun anılan karara itirazı 13/11/2018tarihinde Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesince kararın usul ve yasaya uygun olduğugerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karar başvurucuya 22/11/2018 tarihinde tebliğedilmiştir.
14. Başvurucu 27/11/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
15. Terör örgütüne üyelik suçundan dolayı yargılandığıdavada Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/1/2018 tarihli kararıyla başvurucunun7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
16. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Hükümlüyü ziyaret" kenarbaşlıklı 83. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“(1) Hükümlü, belgelendirilmesikoşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veyakayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunluhâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği enfazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzereçalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir.”
17. 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'in(Ziyaret Yönetmeliği) 5. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi şöyledir:
“Hükümlü ve tutuklular, bu Yönetmeliğin9 uncu maddesinde sayılan ve eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarıve vasisi ile kayyımı dışında kalan üç ziyaretçisinin açık kimlik veadreslerini kuruma bildirir. ....”
18. Anılan Yönetmelik'in "Ziyaret EdebilecekKişiler" kenar başlıklı 9. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Hükümlü ve tutuklular, birinci fıkradasayılanlar dışında kalan üç ziyaretçisinin adı ve soyadı ile bilmesi hâlindeadresini ceza infaz kurumuna kabulünden ve kendisine bu hususun tebliğ edildiğitarihten itibaren 60 gün içinde bildirir. Bu ziyaretçiler, ölüm, ağır hastalık,doğal afet, hükümlü ve tutuklunun nakli ya da ziyaretçinin ziyaret olanağınıortadan kaldıracak yerleşim yeri değişikliği gibi zorunlu hâller dışındadeğiştirilemez. Ceza infaz kurumu yönetimince, gerekli görülmesi hâlindebildirilen ziyaretçiler hakkında, ziyarette bulunmalarında sakınca bulunup bulunmadığıkonusunda kolluk aracılığıyla araştırma yaptırılır. Sakıncalı görülenlereziyaret izni verilmez ve yeni ziyaretçinin bildirilmesi istenir.”
V. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
20. Başvurucu, yargılama giderlerini ödeme gücündenyoksun olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
21. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Özel HayataSaygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
22. Başvurucu; talebinin herhangi bir arkadaş görüşmesiolarak algılanmaması gerektiğini, birlikte aile kuracağı nişanlısıyla görüşmeyitalep ettiğini, ülke genelinde pek çok ceza infaz kurumunda kendisiyle aynısuçtan tutuklu veya hükümlü olan kişilere görüşme hakkı tanınmasına karşınkendisinin nişanlısıyla görüşmesinin yasaklanmasının eşitlik ilkesi veayrımcılık yasağına aykırı olduğunu belirtmiştir. Nişanlısı hakkındaki kollukaraştırması yazısı ve içeriğinin tarafına bildirilmediğini, hakkındakiyargılama hâlen devam etmesine rağmen önyargılarla talebinin reddedildiğini, bunedenlerle etkili başvuru hakkı ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
23. Bakanlık görüşünde; başvurucunun görüşmeyi talepettiği kişinin terör örgütüne üye olma suç isnadıyla yakalanıp gözaltınaalındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı, dolayısıyla sözkonusu kişinin ceza infaz kurumunun güvenliği açısından sakınca teşkiledebilecek bir suç ithamı ile soruşturulmakta olduğu, başvurucunun ziyaretçilistesi oluşturma talebinin reddi şeklindeki müdahalenin mevzuata uygun olduğuve meşru amaç taşıdığı bildirilmiştir.
24. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında,bulunduğu ceza infaz kurumunda ve diğer ceza infaz kurumlarında kendisiyle aynısuçtan tutuklu veya hükümlü olanların yine aynı suçtan tutuklu/hükümlü olaneşleriyle ve diğer yakınlarıyla açık, kapalı görüş veya telefon görüşmesiyapabildiğini, dolayısıyla nişanlısının aynı suç isnadıyla yargılanmaktaolmasının Kurum güvenliği yönünden sakıncalı olacağı şeklindeki görüşün doğruolmadığını, kaldı ki Kurumun açık, kapalı görüşleri ve telefon görüşmelerinidinleyerek denetleyebileceğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca, Çorum İnfazHâkimliği kararında ziyaretçi listesi oluşturma talebinin süresinde olmadığıgerekçesine yer verildiğini, bunun da doğru olmadığını belirtmiştir. BaşvurucuKuruma kabulü sırasında kendisine ziyaretçi listesi vermesi gerektiği konusundatebligat yapılmadığını, OHAL koşullarında üç kişilik ziyaretçi hakkınınyasaklanmış olduğunu, OHAL döneminin bitmesinin ardından Kurum idaresinin bukonuda talebi olanların dilekçe vermesi yönünde duyuru yapması üzerine28/7/2018 tarihinde dilekçesini verdiğini, Kurumun da bu dilekçeyi süresindekabul ettiğini, talebinin süre yönünden değil kolluk araştırması yönündenreddedildiğinin açık olduğunu vurgulamıştır.
2. Değerlendirme
25. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak "Özel hayatın gizliliği" kenar başlıklı Anayasa'nın20. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatınasaygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz.”
26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Anayasa Mahkemesinin benzer kararları dikkate alındığında başvurucununziyaretçi listesi oluşturma isteminin reddedilmesi nedeniyle görüşme hakkınınkısıtlandığı ve bu suretle dış dünya ile sağlıklı bir ilişki kurmasınınengellendiği yolundaki iddiası Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özelhayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir (Mehmet Zahit Şahin, B. No:2013/4708, 20/4/2016, § 28; Ethem Zariç, B. No: 2014/4137,9/11/2017, § 27).
27. Öte yandan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ilerisüren başvurucunun, kendisiyle aynı durumdaki başka kişilere yapılan muameleile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ve bufarklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb.ayırımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir. Somutolayda başvurucu, benzer olaylar ile kendi durumunun aynı olduğunu ortayakoyamamıştır. Bu nedenle başvurucunun ayrımcılık yasağının ihlal edildiğineilişkin iddiası ayrıca incelenmemiştir.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. MüdahaleninVarlığı
29. Somut olayda uyuşmazlık, başvurucunun ziyaretçilistesi oluşturma talebinin reddedilmesinden kaynaklanmaktadır. Başvuruya konukararın ceza infaz kurumunda önce tutuklu daha sonra hükümlü olarak bulunanbaşvurucunun dış dünya ile iletişim kurması ve sosyal ilişkilerininsınırlandırılması yönünde etkiler doğurması nedeniyle özel hayata saygı hakkınamüdahale teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
ii. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
30. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
31. Yukarıda belirlenen müdahale, Anayasa’nın 13.maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 20.maddesini ihlal edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşruamaç taşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesineaykırı olmama kriterlerine uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (HalilBerk, B. No: 2017/8758, 21/3/2018, § 49; Süveyda Yarkın, B.No: 2017/39967, 11/12/2019, § 32; Şennur Acar, B. No: 2017/9370,27/2/2020, § 34).
(1) Kanunilik
32. Başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma talebininreddi işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri dikkate alındığındamüdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu değerlendirilmiştir(Mehmet Zahit Şahin, §§ 47-56).
(2) Meşru Amaç
33. Müdahalenin kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesigenel amacı çerçevesinde ceza infaz kurumlarında güvenliğin ve disiplininsağlanması şeklinde meşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin,§ 57).
(3) DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(a) Genelİlkeler
34. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü vetutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infazkurumunda tutulmanın kaçınılmaz bir sonucudur. Öte yandan hükümlü vetutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumuidaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devamettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, §36).
35. Hükümlü ve tutukluların ziyaret hakkıdeğerlendirilirken ceza infaz kurumunun güvenliğinin ve düzeninin sağlanmasıile hükümlü ve tutukluların dış dünyayla iletişim kurmaları ve sosyalleşmelerisuretiyle iyileştirilmesi ilkeleri arasında makul bir dengenin kurulmasıgerekir (Mehmet Zahit Şahin, § 62).
36. Hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılanmüdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek makul nedenlerin somut olayın tümkoşulları çerçevesi dâhilinde, olaya özgü olgu ve bilgilerlegerekçelendirilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmedekişinin itham edildiği suçun ve tutuklama sebeplerinin de dikkate alınmasıgerekmektedir (Mehmet Zahit Şahin, § 63). Bu bağlamda başvuru konusuolay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye nedenolan idari makamlar ve derece mahkemelerinin kararlarında dayandıklarıgerekçelerin özel hayata saygı hakkının kısıtlanması bakımından demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine uygunolduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (MehmetZahit Şahin, § 64; Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 68).
37. Demokratik bir toplumda, güvenliğin ve disiplininsağlanması amacıyla ceza infaz kurumlarına gelebilecek ziyaretçi sayısınınsınırlandırılması mümkün olmakla birlikte hükümlü ve tutukluların özneldurumlarının da dikkate alınması ve bu hususta somut olayın koşullarınıngerektirdiği esnekliğin temin edilmesi gerekir. Bu anlamda ceza infaz kurumlarındagüvenliğin ve disiplinin sağlanmasındaki kamu yararı ile tutuklu vehükümlülerin sosyal ilişkiler kurabilmelerindeki bireysel yarar arasında makulbir denge gözetilmelidir (Mehmet Sevik, B. No: 2017/24068,18/7/2019, §34).
(b) İlkelerinOlaya Uygulanması
38. Ziyaret Yönetmeliği'nde ceza infaz kurumu yönetimincegerekli görülmesi hâlinde bildirilen ziyaretçiler hakkında ziyarettebulunmalarında sakınca bulunup bulunmadığı hakkında kolluk aracılığıylaaraştırma yaptırılacağı, sakıncalı görülenlere ziyaret izni verilmeyeceği veyeni ziyaretçinin bildirilmesi isteneceği düzenlenmiştir.
39. Somut olayda başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturmaşeklindeki talebinin Kurum İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı tarafındangörüşmeyi talep ettiği kişi hakkında yapılan kolluk araştırması dikkatealınarak reddedildiği görülmektedir. Kolluğun söz konusu araştırmasında isebaşvurucunun ziyaretçi listesine eklemek istediği nişanlısının FETÖ/PDY terörörgütüne üye olma suç isnadıyla yargılanmakta olduğuna dayanıldığı anlaşılmıştır.Bununla birlikte gerek Kurum İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı kararındagerekse derece mahkemesi kararlarında başvurucunun nişanlısının söz konusu suçisnadıyla yargılanmakta olmasının ceza infaz kurumunun düzeni ve güvenliğiyönünden nasıl bir sakınca oluşturduğu, hangi gerekçeyle ziyaretçi olarakkabulüne izin verilmemesinin gerekli görüldüğü hususlarında hiçbir açıklamayayer verilmemiştir. İnfaz Hâkimliği kararında söz konusu kişinin kollukaraştırmasına göre güvenlik açısından sakıncalı olduğunun anlaşıldığıbelirtilmekle beraber "anılan suç isnadı nedeniyle yargılanıyorolmak" hususunun tek başına kurum güvenliği ve düzeni yönünden riskoluşturduğunun kabulü için yeterli bir gerekçe olduğu söylenemez. Zirabaşvurucunun da belirttiği üzere anılan suç isnadı ile tutuklu veya hükümlüolarak bulunan kişilerin aynı suç isnadından tutuklu veya hükümlü olaneşleriyle kapalı, açık görüş veya telefon yoluyla görüştürüldükleribilinmektedir. Başvurucunun görüşmek istediği nişanlısının kurum güvenliği vedüzeni bakımından nasıl bir risk oluşturacağının somut bilgilere dayalı olarakaçıklanması gerekir. Buna göre idarenin söz konusu kararında ve derecemahkemelerinin kararlarında ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğinsağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin somut bilgileredayalı olarak ortaya konulduğundan söz edilemez.
40. Bu durumda başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturmatalebinin reddedilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahaleninilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığı, müdahalenin demokratik toplumdüzeninde gerekli bir müdahale olmadığı sonucuna varılmıştır.
41. Öte yandan İnfaz Hâkimliği kararında başvurucununziyaretçi listesi oluşturma talebini Kuruma kabulünden itibaren altmış günlüksüre içinde yapmadığı gerekçesine de yer verilmiştir. Olayın koşulları içindebu gerekçenin de değerlendirilmesi gerekmektedir.
42. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Sevik kararında5275 sayılı Kanun'da ziyaretçi isim listesinin bildirilmesi için herhangi birhak düşürücü süre öngörülmediği, Ziyaret Yönetmeliği'nde belirtilen sürenin hakdüşürücü değil düzenleyici süre olarak yorumlanabileceği vurgulanmıştır. Anılankararda, idarenin ve derece mahkemelerinin Ziyaret Yönetmeliği'ndeki altmışgünlük sürenin hak düşürücü olduğu şeklindeki yorumlarının başvurucunun cezainfaz kurumunda kaldığı süre boyunca ziyaretçi belirleme ve kabul etmehakkından yararlanamaması sonucuna yol açtığı, başvurucunun talebinin saltaltmış günlük sürenin geçtiğinden bahisle reddedilmesinin özel hayata saygıhakkı ile kamu güvenliği amacı arasında adil denge sağlamaktan uzak olduğubelirtilmiştir (Mehmet Sevik, §§ 36, 37).
43. Somut olayda idare tarafından başvurucunun talebininsüre yönünden değil kolluk araştırması sonucuna göre reddedildiği açıktır.Başvurucunun talebinin süresinde olmadığı gerekçesi İnfaz Hâkimliği kararındayer almıştır. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Sevik kararında belirtildiğiüzere derece mahkemesinin Ziyaret Yönetmeliği'ndeki altmış günlük sürenin hakdüşürücü olduğu şeklindeki yorumu başvurucunun ceza infaz kurumunda kaldığısüre boyunca ziyaretçi belirleme ve kabul etme hakkından yararlanamamasısonucuna yol açmıştır. Bu şekilde ziyaret hakkına getirilen kısıtlamanınhükümlü ve tutukluların dış dünyayla iletişim kurması ve sosyalleşmesisuretiyle iyileştirilmesi ilkelerine uygun düştüğü söylenemez (Mehmet Sevik,§ 37). Bu nedenle başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma talebininreddedilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin bu gerekçeyönünden de demokratik toplum düzeninde gerekli bir müdahale olmadığı sonucunavarılmıştır.
44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 20.maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. maddesi Yönünden
45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
46. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 200.000 TL tutarındamanevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
47. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
48. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
49. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59;Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
50. İncelenen başvuruda ulaşılan ihlal, asıl olarakidarenin işleminden kaynaklanmış ancak derece mahkemelerinin de özel hayatasaygı hakkına ilişkin güvenceleri gözetmeyen ve bu bağlamda ilgili ve yeterligerekçe içermeyen kararlar vererek ihlali gideremedikleri anlaşılmıştır.Dolayısıyla ihlalin hem idarenin işleminden hem mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
51. Bu durumda özel hayata saygı hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun şekilde yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemeye gönderilmesine kararverilmesi gerekmektedir.
52. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için özel hayata saygı hakkının ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özelhayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Çorum İnfaz Hâkimliğine (E.2018/1560, K.2018/1562) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE, 18/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.