TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İNAN GÖK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/1936)
Karar Tarihi: 28/1/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Hikmet Murat AKKAYA
Başvurucu
:
İnan GÖK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumu disiplin kurulu kararınakarşı yapılan şikâyetin infaz hâkimliği tarafından kabul edilmesi üzerineilgili Cumhuriyet başsavcılığınca yapılan itirazın başvurucuya bildirilmemesive yeterli bir gerekçe gösterilmeden itirazın kabul edilmesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 22/12/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. UYAP'tan temin edilen bilgilere göre başvurucu,Anayasal düzeni zorla değiştirmeye çalışmaktan dolayı ağırlaştırılmış müebbethapis cezasıyla cezalandırılmıştır. Başvurucu hakkında düzenlenen 16/1/2020tarihli müddetnameye göre başvurucunun hak ederek salıverilmedenyararlanamayacağı, infazın ömür boyu devam edeceği anlaşılmıştır. Başvurucuhâlihazırda Edirne F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundatutulmaktadır.
9. 23/3/2017 tarihinde yapılan bir duruşma sonrasındabaşvurucunun Edirne F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna girişiyapılmıştır. Üst araması yapılırken başvurucunun kendisini bilerek yerebıraktığı ve odaya gitmeye direndiği anlaşılmaktadır. Düzenlenen tutanaktaayrıca başvurucunun "Sohbet hakkımız engellenemez, yayın hakkımızengellenemez." şeklinde slogan attığı, bunun yanında "Sizinlegörüşeceğiz, siz beni taşımak zorundasınız, taşımıyorsanız bırakın bu işi, bendireneceğim siz de beni ister istemez taşıyacaksınız, taşımıyorsanız bırakın buişi gidin, biz size beni odaya götürmenin hesabını soracağız."şeklinde tehditler savurduğu belirtilmiştir.
10. Edirne F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfazKurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu (Disiplin Kurulu) 31/3/2017 tarihli kararıylabaşvurucuyu 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanun'un 44. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (j) bendi veaynı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince 11 gün hücre hapsicezası ile cezalandırmıştır. Disiplin Kurulu; eylemlerin başlangıç, gelişim vesonuçlanmasının kısa sürede gerçekleştiğini ve başvurucunun daha öncekikaldırılmamış disiplin cezaları olduğunu dikkate alarak karar verdiğini debelirtmiştir.
11. Anılan karara karşı yapılan şikâyet sonrasında Edirne1. İnfaz Hâkimliğince (İnfaz Hâkimliği) duruşma açılmasına karar verilmiştir.12/10/2017 tarihli son duruşma sonrasında Cumhuriyet savcısının mütalaasınınalınması için dosya 19/10/2017 tarihinde Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmiştir.
12. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, Disiplin Kurulukararının "kanun, tüzük ve yönetmeliklere uygun olduğunu"belirterek itirazın reddine karar verilmesi yönünde 20/10/2017 tarihindemütalaada bulunmuştur. İnfaz Hâkimliğinin 1/11/2017 tarihli kararıylaCumhuriyet savcısının mütalaasına aykırı olarak şikâyet kabul edilmiş veDisiplin Kurulu kararı kaldırılmıştır. Bununla birlikte gerekçeli kararda,Cumhuriyet savcısının mütalaasının içeriğinden bahsedilmemiştir. Bu kapsamdaduruşma sırasındaki başvurucunun ifadeleri, tanık olarak dinlenilen Ceza İnfazKurumu görevlilerinin beyanları ve kamera görüntülerinin incelenmesineticesinde başvurucunun Ceza İnfaz Kurumu görevlilerine dosya kapsamında yeralan sözleri söylemesinin eyleme ve olağan akışa uygun bulunmadığı tespitedilmiştir. Bu itibarla da başvurucunun üzerine atılı kurum görevlilerinehakaret veya tehditte bulunma eylemini işlediğinin sabit olmadığı vicdanikanaatine varılmıştır. Diğer taraftan başvurucunun eyleminin kabul edilmişhâliyle 5275 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendiveya 42. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan maddelerdetanımlanan disiplin suçlarını oluşturma ihtimali bulunmakla birlikte DisiplinKurulu kararının gerekçesi yerinde görülmediğinden verilen daha ağır cezanıniptal edilmesinin gerektiği ifade edilmiştir. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılıİnfaz Hâkimliği Kanunu'nda infaz hâkimliklerinin verebileceği kararlarınsayıldığı, bunlar içinde kararın düzeltilmesi olanağının bulunmadığı, bunedenle ancak hukuksal hata bulunması hâlinde, verilen kararın iptaledilebileceği kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
13. Söz konusu karar Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına7/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. 8/11/2017 tarihinde sunulan itirazdilekçesinde; kararın itirazen kaldırılması, itirazın yerinde görülmemesidurumunda incelenmek üzere dosyanın Edirne Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesinegönderilmesi talep edilmiştir. İtiraz dilekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"İtiraz Nedenleri :Tanık beyanları, olay tutanağı ve disiplin cezası kararı içeriğine göre,şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerindegörülmemiştir."
14. Cumhuriyet savcısının itirazının başvurucuya tebliğedilip edilmediğine ilişkin olarak Edirne 1. İnfaz Hâkimliğinden bilgiistenmiştir. Anayasa Mahkemesine gönderilen cevap yazısında söz konusu itiraz dilekçesininbaşvurucuya tebliğ edilmediği belirtilmiştir.
15. İnfaz Hâkimliği ileri sürülen itirazı yerindegörmeyerek dosyayı 8/11/2017 tarihinde itiraz merciine göndermiştir. Bu aradagerekçeli kararın bir suretinin başvurucunun infaz dosyasına, bir suretinin debaşvurucuya tebliğ edilmesi için aynı gün Edirne F tipi Yüksek GüvenlikliKapalı Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazılmıştır. Söz konusu İnfaz Hâkimliğikararı başvurucuya 16/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesindeCumhuriyet savcısının itirazı, Edirne 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/11/2017tarihli kararıyla usul ve yasaya uygun bulunmuş ve itirazın kabulü ilebaşvurucunun Disiplin Kurulu kararına yaptığı şikâyetin reddine kesin olarakkarar verilmiştir. Kararın içeriği şöyledir:
"Edirne 1. İnfaz Hakimliğinin01.11.2017 tarih 2017/1197 Esas 2017/2438 Karar sayılı kararına karşıCumhuriyet Savcısı U. Y. tarafından itirazda bulunulmuş olmakla, dosya heyetçeincelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaİnfaz Kurumunda hükümlü İnan Gök'ün; 15.05.2017 tarihli dilekçesiyle, Edirne FTipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 31.03.2017 tarih 2017/424Karar numaları kararı itirazda bulunduğu, Edirne 1. İnfaz Hakimliğinin 01.11.2017tarih 2017/1197 Esas 2017/2438 Karar sayılı kararı ile şikayetçi hükümlününşikayetinin kabulüne, Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu EğitimKurulu'nun 31.03.2017 tarih 2017/424 Karar sayılı kararının kaldırılmasınakarar verlidiği,
Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaİnfaz Kurumu hükümlüsü İnan Gök hakkında, Edirne 1. İnfaz Hakimliğince verilen01.11.2017 tarih 2017/1197 Esas 2017/2438 Karar sayılı karara CumhuriyetSavcısı U. Y. itiraz etmiş olmakla ilgili karar ve ekleri mahkeme heyetincetetkik olundu.
K A R A R :Yukarıda açıklanan gerekçelerile;
Edirne 1. İnfaz Hakimliğinin 01.11.2017tarih 2017/1197 Esas 2017/2438 Karar sayılı kararına itiraz eden CumhuriyetSavcısının itirazı usul ve yasaya uygun bulunmakla, İTİRAZIN KABULÜNE,
Hükümlünün Edirne F Tipi YüksekGüvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 31.03.2017 tarih 2017/424 Kararnumaları kararına yaptığı şikayetin reddine,
İtiraz evrakının Edirne 1.İnfazHakimliğine iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucuoybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 17.11.2017"
17. İtiraz merciinin kesin nitelikteki kararı başvurucuya27/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu 22/12/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
19. Başvurucunun hücre cezasının infaz edilipedilmediğine ilişkin olarak Edirne F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfazKurumundan 28/3/2018 tarihinde bilgi istenmiştir. Anayasa Mahkemesinegönderilen cevabi yazıdan başvurucu hakkında tesis edilen hücre cezasınıninfazına 20/3/2018 tarihinde başlandığı anlaşılmıştır.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
20. 5275 sayılı Kanunu’nun "Hücreye koyma"kenar başlıklı 44. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) Hücreye koyma cezası, hükümlününeylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açıkhavaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tekbaşına tutulması ve her türlü temastan yoksun bırakılmasıdır.
(2) Bir günden on güne kadar hücreyekoyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:
...
j) Kurum görevlilerine hakaret veyatehditte bulunmak."
21. Olayların olduğu tarihte 4675 sayılı Kanun'un "İnfazhâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şu şekildeydi:
"Şikâyet başvurusu, 5 inci maddedeyazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki alanıdışında kalan bir işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayankimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmedenreddeder; şikâyet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise omercie gönderir.
...
İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyetiyerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya dafaaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.
İnfaz hâkimi, bu Kanunda hüküm bulunmayanhallerde 4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunuhükümlerine göre inceleme ve işlemlerini yürütür ve kararını verir.
İnfaz hâkiminin kararlarına karşışikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren birhafta içinde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre acele itirazyoluna gidilebilir.
İtiraz, infaz hakimliğinin kurulduğu yerağır ceza mahkemesine (…) yapılır. İnfaz hâkimi aynı zamanda bu mahkemeninüyesi olduğu takdirde itirazla ilgili karara katılamaz."
22. 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza MuhakemesiKanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7. maddesinin (2)numaralı fıkrası şöyledir:
"Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu vediğer kanunlarda yer alan acele itirazlar hakkında Ceza Muhakemesi Kanunununitiraza ilişkin hükümleri uygulanır."
23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun "İtiraz olunabilecek kararlar" kenar başlıklı 267.maddesi şöyledir:
"(1) Hâkim kararları ile kanunungösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."
24. 5271 sayılı Kanun'un "İtirazın Cumhuriyetsavcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırma yapılması"kenar başlıklı 270. maddesi şöyledir:
"(1) İtirazı inceleyecek merci,yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafabildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğündebunların yapılmasını da emredebilir.
(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüşalınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli,sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir."
25. 5271 sayılı Kanun'un "Kararların gerekçeliolması" kenar başlıklı 34. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Hâkim ve mahkemelerin her türlükararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncumadde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar dagösterilir."
B. UluslararasıHukuk
1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsızbir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun veaçık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre hükümlüve tutuklu olanlar Sözleşme kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerintamamına kural olarak sahiptir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:74025/01, 6/10/2005, § 69).
28. AİHM, çelişmeli yargılama hakkının ilke olarak ulusalhukuk sisteminin bağımsız bir üyesi tarafından -savcı gibi- mahkemenin kararınıetkilemek üzere toplanan kanıtlar ve sunulan mütalaalarla ilgili olarak birhukuk ya da ceza davasının taraflarına bilgi verilmesi ve bu taraflara da görüşbildirme olanağının tanınması anlamına geldiğini vurgulamıştır (Göç/Türkiye,B. No: 36590/97, 9/11/2000, § 34; Sağır/Türkiye, B. No: 37562/02,19/10/2006, §§ 25-27; Miran/Türkiye, B. No: 43980/04, 21/4/2009).
29. Adil yargılanma hakkının en önemli usule ilişkingüvencelerinden biri de silahların eşitliği ilkesidir. Hem cezai hem de cezaiolmayan davalarda uygulanan bu ilke, bir davada tüm taraflara talep veaçıklamalarını diğer tarafa göre dezavantajlı olmayacak şekilde ilerisürebilmeleri için makul bir fırsat verilmesini gerektirir (Kress/Fransa,B. No: 39594/98, 7/6/2001, § 72).
30. Ancak silahların eşitliğinin denetlenmesinde esasolan, eşitlik denetimine konu olan işlemin yargılamadaki önemidir. AİHM,silahların eşitliği ilkesine uyulup uyulmadığını denetlerken somut olaydaşikâyet konusu eşitsizliğin yargılamayı fiilen ve gerçekten adaletsiz kılıpkılmadığına bakmaktadır (Kremzov/Avusturya, B. No: 12350/86, 21/9/1993,§ 75). Davanın taraflarından birinin iddiası karşısında diğer tarafa bu iddiayakarşı savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmıyorsasilahların eşitliği açısından ihlal doğabilmektedir (De Haes veGijsels/Belçika, B. No: 19983/92, 24/2/1997, § 58).
31. AİHM içtihadına göre bir mahkemenin davaya yaklaşımı,başvurucunun iddialarına yanıt vermekten ve başvurucunun temel şikâyetleriniincelemekten kaçınmalarına neden olması hâlinde Sözleşme’nin 6. maddesi davanınhakkaniyete uygun bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya,B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84-85).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
32. Mahkemenin 28/1/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
33. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. SilahlarınEşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
34. Başvurucu, Cumhuriyet savcısının itirazına dairdiyecekleri sorulmadan karar verildiğini, hangi tarihte ve hangi gerekçeyleİnfaz Hâkimliği kararına itiraz edildiğini öğrenemediğini, silahların eşitliğiilkesi gereğince Cumhuriyet savcısının mütalaa ve itirazlarının bildirilmesigerektiğini, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
35. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenarbaşlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşrû vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
36. Başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkıkapsamında, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yönündenincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
37. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireyselbaşvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiaedilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıraSözleşme'nin ve Türkiye’nin de taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokollerinkapsamına girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışındakalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvurunun kapsamındadeğildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
38. Sözleşme’nin 6. maddesinde, adil yargılanmaya ilişkinhak ve ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve birsuç isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerekhakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla bahsedilen hâllerdışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular,Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz(Onurhan Solmaz, § 23).
39. Başvuruya benzer olaylarda uygulanacak ilkelerAnayasa Mahkemesinin Cihan Yeşil (B. No: 2013/8635, 6/5/2015, § 35)kararında ortaya konmuştur. Adı geçen karara konu olayda başvurucunun yirmi günsüreyle hücreye koyma disiplin cezasının infazıyla haberleşme veya iletişimaraçlarından ve ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılması sonucu ortayaçıkacağından disiplin cezasının kişisel hak ve bu bağlamda medeni hakniteliğinde olduğu, söz konusu disiplin cezasından dolayı yaptığı şikâyetininfaz hâkimliği tarafından incelenmesinin medeni hak ve yükümlüklere ilişkinuyuşmazlık kapsamında kaldığı kabul edilmiştir. Yine Emrah Yayla ([GK],B. No: 2017/38732, 6/2/2020) kararında beş gün süreyle verilen hücre cezasınailişkin yapılan başvurunun medeni hak ve yükümlüklere ilişkin uyuşmazlıkkapsamında kaldığı kabul edilerek aynı içtihat devam ettirilmiştir.
40. Somut olayda da başvurucunun 11 gün süreyle hücreyekoyma disiplin cezasının infazı, haberleşme veya iletişim araçlarından veziyaretçi kabulünden yoksun bırakılması sonucunu ortaya çıkardığından disiplincezasının kişisel hak ve bu bağlamda medeni hak niteliğinde olduğu, söz konusudisiplin cezasından dolayı yaptığı şikâyetin İnfaz Hâkimliği tarafındanincelenmesinin de medeni hak ve yükümlüklere ilişkin uyuşmazlık kapsamındakaldığı kabul edilmiştir.
41. Diğer taraftan başvurunun ileri sürdüğü ihlaliddialarının niteliği nazara alınarak başvurunun kabul edilebilirlikkriterlerinden biri olan anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriteriyönünden de incelenmesi gerekir.
42. 6216 sayılı Kanun’un "Bireysel başvurularınkabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar başlıklı 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Mahkeme, Anayasanın uygulanmasıve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesiaçısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığıbaşvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine kararverebilir."
43. Anayasa Mahkemesi, somut olaya benzer nitelikteanayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriteri kapsamında uygulanabilecekilkeleri İbrahim Kızılkaya (B. No: 2014/2517, 5/4/2017, §§ 23-36) ve EmineDemir Özden (B. No: 2014/13769, 22/11/2017, §§ 24-33) kararlarındagöstermiştir. Ancak mevcut başvuruya konu olayın anılan kararlarla benzernitelikte olmadığı anlaşılmıştır. Nitekim somut olayda lehe verilen bir İnfazHâkimliği kararı sonrasında Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine şikâyetinkesin olarak reddedilmesiyle başvuru sonuçlanmıştır. Bu durumda başvurucununyorumlarını gerektirebilecek değerlendirmeler yapıldığı, Cumhuriyet savcısınınitirazının tebliğ edilmemesinin başvurucuyu önemli ölçüde dezavantajlı konumasoktuğu ve başvurucuya ciddi anlamda zarar verildiği kanaatine varılmıştır.
44. Dolayısıyla açıkça dayanaktan yoksun olmadığı vekabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden debulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. Genelİlkeler
45. Ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklereilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamanın tümaşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının güvencealtına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın birgereğidir. Asıl kural; tarafların eşit şartlarda yargılamaya katılımınınsağlanması, gösterdikleri kanıtlardan ve sundukları görüşlerden bilgi sahibiolabilmeleri ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının kendilerineverilmesidir (Taylan Özgür Tor, B. No: 2013/2454, 12/3/2015, § 43).Bireylerin aleyhlerine başlatılan dava ve diğer yargısal süreçlerden haberdaredilmeleri, bunlara ilişkin dilekçe ve talep yazılarının kendilerine tebliğedilmesi; savunma yapabilme, iddia ve görüşlerini dile getirebilme imkânınınkorunması bakımından büyük önem taşımaktadır (Hacı Karabulut, B. No:2017/14871, 9/10/2019,§ 30).
46. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğübir başvuruda bu konudaki ilkeleri belirlemiştir. Anılan başvuruda Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığınca düzenlenen tebliğnamenin tebliğ edilmediği şikâyetiniincelemiştir. Anayasa Mahkemesince, başvurucunun Yargıtay önündeki başarışansını zedeleyen her türlü mütalaadan haberdar edilme hakkına sahip olduğu vetebliğnamenin niteliğine rağmen başvurucuya tebliğnameye karşı yazılı görüşbildirme olanağının tanınmamasının başvurucunun silahların eşitliği veçelişmeli yargılama ilkelerini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır (GürhanNerse, B. No: 2013/5957, 30/12/2014, §§ 33-40).
47. Öte yandan adil yargılanma hakkının güvencelerindenolan çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri mutlak değildir. Bazıdurumlarda birtakım zorunluluklar veya daha üstün değerdeki bir kamusal yarargözetilerek bu ilkelerin gereklerinin belli ölçüde yumuşatılması ve bunlaraaykırı tedbirler alınması mümkündür. Dolayısıyla çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerine aykırı işlemlerin yapılması tek başına adilyargılanma hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğurmaz. Sözü edilen ilkelereaykırı işlemlerin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğinden söz edilebilmesiiçin bu aykırılığın -bir bütün olarak bakıldığında- yargılamanın hakkaniyetinizedelemiş olması gerekir (Hacı Karabulut, § 32).
48. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerineaykırılığın yargılamanın hakkaniyetini zedeleyip zedelemediğideğerlendirilirken yargılamanın bütününe bakılması gerekmektedir. Bu çerçevedeçelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine aykırılığın sonuçlarınınyargılamanın ilerleyen safhalarında giderildiği veya en azından giderilmeimkânının bulunduğu hâllerde söz konusu aykırılığın bir bütün olarakyargılamanın hakkaniyetinin zedelendiği sonucuna ulaşılamayacak ve bu durumdaadil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden söz edilemeyecektir (Hacı Karabulut,§ 33).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
49. 4675 sayılı Kanun hükümlerine göre şikâyetbaşvurularında tüketilmesi gereken son başvuru yolu itiraz aşaması olup itirazincelemesinden geçen kararlara karşı olağan bir kanun yolu bulunmamaktadır.Olayların geçtiği tarihte bu kanun yoluna ilişkin düzenlemeleri içeren 4675sayılı Kanun 6. maddesinde ise "acele itiraz" kanun yolundanbahsedilmektedir. Ancak 5320 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereği "aceleitirazlar" hakkında 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "itiraz"kanun yoluna ilişkin hükümleri uygulanacaktır.
50. Mevcut başvuru kapsamından başvurucu hakkındabaşlatılan disiplin soruşturmasına istinaden hücre cezası verildiği ve bucezaya karşı yapılan şikâyet sonucunda İnfaz Hâkimliğinin başvurucu hakkındatesis edilen hücre cezasını hukuka uygun bulmayarak kaldırdığı anlaşılmıştır.Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine Ağır Ceza Mahkemesişikâyeti kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu, itirazın ne olduğunubilmediğinden ve itiraz dilekçesinin kendisine gönderilmediğindenyakınmaktadır.
51. İtiraz dilekçesi, hâkimliğin kararının yeniden gözdengeçirilmesi sürecini başlatan ve sonuçları itibarıyla esaslı nitelikte bir usulişlemidir. Bu işlem üzerine hâkimliğin itiraz dilekçesine konu talep yönündekararını değiştirme veya istemi yerinde görmediği takdirde dosyayı ağır cezamahkemesine gönderme mecburiyeti ve sonuçta başvurucu aleyhine bir kararverilmesi ihtimali doğmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun Cumhuriyetbaşsavcılığının itirazından haberdar edilmesi, itiraz dilekçesi içeriğindekiiddialara karşı savunmalarda bulunabilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.Aksi takdirde başvurucunun Cumhuriyet başsavcılığının iddialarına karşı görüşbildirme imkânı elinden alınarak anılan merci karşısında zayıf ve dezavantajlıbir konuma düşebileceği açıktır.
52. Somut olayda İnfaz Hâkimliği kararının başvurucuyatebliğinin yapılmasından 1 (bir) gün sonra itiraz mercii Cumhuriyet savcısınınbaşvurusu üzerine şikâyeti kesin olarak reddetmiştir. Söz konusu olayda İnfazHâkimliğinin gerekçeli kararında Cumhuriyet savcısı mütalaasının içeriğine yerverilmediği, Cumhuriyet savcısının başvurucu aleyhine kanun yoluna başvurduğu,itiraz dilekçesinin başvurucuya tebliğinin yapılmadığı, bunun doğal bir sonucuolarak da makul bir süre beklenmeden başvurucu aleyhine kesin olarak kararverildiği açıktır. Dolayısıyla başvurucunun Cumhuriyet savcısının dilekçesindeyer alan görüşe karşı yargılamanın herhangi bir safhasında beyanda bulunmaimkânı olmadığı, bu koşullarda izlenen yöntemin silahların eşitliği veçelişmeli yargılama ilkelerinin gereklerine uygun olmadığı, başvurucununmenfaatlerini koruyan güvencelerin başvurucuya sağlanmadığı açıktır. Bu durum,yargılamayı bir bütün hâlinde adil olmaktan çıkarmıştır.
53. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği veçelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. GerekçeliKarar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
54. Başvurucu, itiraz mercinin kararında her ne kadar"Yukarıda açıklanan gerekçeler ile" denilse de açıklanan birgerekçe olmadığını, yasal zorunluluk olmasına rağmen hiçbir gerekçebelirtilmemesinin hak ihlali olduğunu belirtmiştir.
2. Değerlendirme
55. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararlarıgerekçeli olarak yazılır.”
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
56. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. Genelİlkeler
57. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasındaherkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli kararhakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınanadil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır.Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygunyargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu AİHM'inbirçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini dekapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,19/4/2017, § 75).
58. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütünmahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerekmahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nınbütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkınındeğerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).
59. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, taraflarınmuhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimdeincelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014,§§ 31, 34).
60. Derece mahkemeleri, kendisine sunulan tüm iddialarayanıt vermek zorunda değildir. Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabuledildiğinde davanın sonucuna etkili olması halinde, mahkeme bu hususa belirlive açık bir yanıt vermek zorunda olabilir (Yasemin Ekşi, B. No:2013/5486, 4/12/2013, § 56).
61. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunmasıgerektiği, davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açıkve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkiliolması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunmasıhâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul birgerekçe ile yanıt verilmesi gerekir. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucunaetkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıtvermemesi hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,§§ 35, 39).
62. Makul gerekçe; davaya konu olay ve olgularınmahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksaldüzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hükümarasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır (İbrahim Ataş, B.No: 2013/1235, 18/6/2013, § 24).
63. Bununla birlikte itiraz veya temyiz mercilerininyargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya aynıgerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir.Burada önemli olan husus, itiraz ya da temyiz mercilerinin bir şekilde itirazveya temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece mahkemesininkararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (Yasemin Ekşi,§ 57). Diğer bir ifadeyle itiraz veya temyiz mercilerinin itiraz veya temyizincelemesine konu mahkeme kararına ve bu karardaki gerekçelere katıldığıdurumlarda buna ilişkin kararını ayrıntılı olarak gerekçelendirmemesi, kuralolarak gerekçeli karar hakkına ve dolayısıyla adil yargılanma hakkına aykırılıkteşkil etmez (Lokman Sapan, B. No: 2013/723, 21/11/2013, § 44).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
64. Hücre cezasının kaldırılmasına ilişkin İnfazHâkimliği kararını inceleyen itiraz mercii, Cumhuriyet savcısının itirazıüzerine kabul kararı vermiş ve şikâyeti kesin olarak reddetmiştir. Somut olaydaİnfaz Hâkimliği kararının ortadan kaldırılması nedeniyle itiraz merciiningerekçe gösterme yükümlülüğünden muaf olma durumu söz konusu olamaz.
65. İtiraz mercii, şikâyetin kabul edilmesine ilişkinİnfaz Hâkimliği kararında yer alan gerekçelerin neden hukuka uygun olmadığınıbelirtmemiştir. Ayrıca gerekçeli kararın hangi kısmında hangi talebitartıştığını da açıklamamıştır. Bunun yanında kararın içeriğinde Edirne F TipiYüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu "Eğitim" Kurulu kararındanbahsedilmektedir. Dolayısıyla İnfaz Hâkimliği kararı karşısında hükme ulaşmayısağlayan sebepler ve sonuca götüren nedensellik kurgusu değerlendirmelerininyeterli açıklıkta yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durum karşısında gerek hükmündayanağını oluşturan gerekçeli kararın, gerekse dosyanın incelenmesinde anılankabul gerekçesinin adalet gereksinimini giderecek ölçü ve nitelikte, yeterli veilgili olduğu söylenemeyecektir. Sonuç olarak şikâyeti reddeden Mahkemeninkararının hakkaniyete uygun makul bir gerekçe içerdiğinden bahsedilemez.
66. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının da ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
D. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
67. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
68. Başvurucu, cezanın iptali ile beraber benzer hakihlallerine sebebiyet verilmemesi için tazminat talebinde bulunmuştur. Ayrıcaavukatı olmasa da danışmanlık desteği alması dolayısıyla tazminat istemiştir.
69. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
70. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
71. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
72. İncelenen başvuruda Cumhuriyet savcısının itirazdilekçesinin tebliğ edilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkelerinin, itiraz merciinin şikâyeti kabul ederken gerekçegöstermemesi nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.Bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlalinin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmıştır.
73. Bu durumda adil yargılanma hakkı kapsamında ihlalinsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alanbenzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gerekeniş, Edirne 3. Ağır Mahkemesince yeniden yargılama kararı verilerek AnayasaMahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren ve ihlal kararındabelirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu nedenle kararınbir örneğinin Edirne 3. Ağır Mahkemesine gönderilmesini sağlamak üzere Edirne1. İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
74. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriile gerekçeli karar hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattaleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınanadil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkeleri ile gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapacak olan Edirne 3. Ağır CezaMahkemesine (D. İş 2017/557) iletilmek üzere Edirne 1. İnfaz Hâkimliğine(E.2017/1197, K.2017/2438) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 28/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.