TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NASRULLAH KURAN BAŞVURUSU (5)
(Başvuru Numarası: 2018/6319)
Karar Tarihi: 23/2/2022
R.G. Tarih ve Sayı: 5/4/2022-31800
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Basri BAĞCI
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
Nasrullah KURAN
Vekili
:
Av. Rezan SARICA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda açlık grevi yapanbaşvurucuya disiplin cezası verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 27/2/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, başvuruya konu olayların meydana geldiğitarihte terör suçlarından hükümlü olarak Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda(Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.
9. Başvurucu 20/10/2017 tarihinde Ceza İnfaz Kurumunahitaben bir dilekçe yazmıştır. Başvurucu; önder olarak nitelendirdiği AbdullahÖcalan'ın (A.Ö.) bulunduğu ceza infaz kurumunda tecrit edildiğini, A.Ö.nünüzerindeki tecritin kaldırılması, sağlık ve güvenlik koşullarının sağlanmasıamacıyla 21/10/2017-23/10/2017 tarihleri arasında açlık grevi yapacağınıbelirtmiştir. Disiplin cezası kararından anlaşıldığına göre başvurucu ile birlikteterör suçlarından tutuklu ya da hükümlü olan sekiz kişi daha benzergerekçelerle ve aynı tarihlerde açlık grevi yapacaklarını Ceza İnfaz Kurumunabildirmiştir. Başvurucu ve diğer mahpusların açlık grevine başlaması üzerinehaklarında disiplin soruşturması başlatılmıştır.
10. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı(Disiplin Kurulu) 27/10/2017 tarihinde başvurucu ve diğer mahpusların 2 aysüreyle haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma disiplincezasıyla cezalandırılmalarına karar vermiştir. Disiplin Kurulu, açlık grevinedeniyle başvurucu ve diğer yedi mahpusun eyleminin 13/12/2004 tarihli ve 5275sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'daki disiplincezası olarak karşılığının 1 ile 3 ay arası bazı etkinliklerden yoksun bırakmacezasını gerektirdiğini hatırlatmıştır. Bununla birlikte Disiplin Kurulu,başvurucu ve diğer mahpusların daha önce yaptıkları bir eylemden dolayı verilenbaşka bir disiplin cezası kesinleştikten sonra söz konusu cezanın kaldırılmasıiçin gerekli süre içinde yeniden disiplin cezasını gerektiren bir suçişlediklerini tespit etmiş ve haklarında bir üst cezanın uygulanmasıgerektiğine karar vermiştir. Disiplin Kurulu, mahpusların eylemine karşılıkolan bir üst cezanın ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma olduğunubelirtmiş ancak Ceza İnfaz Kurumunda ücret karşılığı çalışan mahpusunbulunmaması nedeniyle başvurucu ve diğer mahpuslara iki üst disiplin cezasıolan 2 ay süreyle haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma cezasınınverilmesine karar vermiştir.
11. Disiplin Kurulu; eylemin esasına yönelik olarak isebaşvurucu ve diğer mahpusların açlık grevine başladığının tespit edildiğini,söz konusu eylemin disiplin cezasını gerektirdiğini belirtmiştir. Başvurucu sözkonusu karara karşı Silivri 1. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyettebulunmuştur. İnfaz Hâkimliği, disiplin soruşturması için öngörülen sürelereuyularak disiplin soruşturmasının bitirildiğini, eylemin sübutuna ve cezanınuygulanış şekline ilişkin kabulde bir isabetsizlik bulunmadığını belirterekbaşvurucunun şikâyetini reddetmiştir.
12. Başvurucu, İnfaz Hâkimliği kararına itiraz etmiştir.Silivri Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygunolduğundan bahisle itirazı reddetmiştir. Ret kararı başvurucuya 6/2/2018tarihinde tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu 27/2/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
14. 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesinin (1) numaralıfıkrasının olay tarihindeki hâli şöyledir:
"Hükümlü hakkında kurumda, düzenlibir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun,tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığıdavranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlıkderecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır."
15. 5275 sayılı Kanun'un 38. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"(1) Çocuklar haricindekihükümlüler hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göreşunlardır:
a) Kınama.
b) Bazı etkinliklere katılmaktanalıkoyma.
c) Ücret karşılığı çalışılan iştenyoksun bırakma.
d) Haberleşme veya iletişim araçlarındanyoksun bırakma veya kısıtlama.
e) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma.
f) Hücreye koyma."
16. 5275 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (2) numaralıfıkrasının (g) bendi şöyledir:
"(2) Bazı etkinliklere katılmaktanalıkoyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:
…
g) Açlık grevi yapmak. "
17. 5275 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"(2) Bir eylemden dolayı verilendisiplin cezası kesinleştikten sonra bu cezanın infazı tamamlanıp kaldırılmasıiçin dördüncü fıkrada belirtilen süreler geçinceye kadar yeniden disiplincezasını gerektiren bir eylemde bulunan hükümlü hakkında, her defasında bir üstceza uygulanır."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Anayasa Mahkemesinin 23/2/2022 tarihinde yapmışolduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
19. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. İfadeÖzgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
20. Başvurucu; İmralı Kapalı Ceza İnfaz KurumundanSilivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiğini, her iki ceza infaz kurumundada tecrit koşullarında barındırıldığını, ailesiyle görüşmesinin tamamenyasaklandığını, avukatıyla görüşmesinin ise bazen tamamen yasaklandığını, bazensınırlı koşullarda yaptırıldığını belirtmiştir. Bu açıklamalar sonrasındabaşvurucu, başta İmralı Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda uygulanan tecrit olmaküzere tüm ceza infaz kurumlarında uygulanan tecritlere karşı tepkisini dilegetirmek amacıyla başvuruya konu açlık grevini yaptığını ifade etmiştir.
21. Bundan başka başvurucu; üç gün süren açlık grevininCeza İnfaz Kurumunun güvenliğini tehdit etmediğini, disiplin cezası ilecezalandırılmasının orantısız bir müdahale olduğunu açıklamış ve ifadeözgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu son olarak disiplincezasına konu eylemin ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma cezasınıgerektirdiğini ancak kendisine haberleşme veya iletişim araçlarından yoksunbırakma disiplin cezasının tatbik edildiğini, kanunilik ilkesine aykırıbir uygulama yapıldığını, keyfî hareket edildiğini savunmuş ve haberleşmeözgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmiştir.
22. Bakanlık görüşünde, başvurucunun eyleminin niteliğinedair bazı açıklamalar yapılmış; bunun yanında somut olayla bağlantılı olarakAnayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına değinilmiş veinceleme yapılırken tüm açıklamaların dikkate alınması gerektiğibelirtilmiştir.
23. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında genelhatlarıyla başvuru formunda belirttiği hukuki iddialarını tekrarlamıştır.
2. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumlarında yapılan açlık grevlerinin birifade yöntemi olabileceğini kabul etmiştir (Mehmet Ayata, B. No:2013/2920, 7/7/2015, § 24; Kahraman Güvenç (3), B. No: 2013/3551,14/4/2016, § 31). Bu kapsamda başvurucunun açlık grevine başvurması nedeniylehakkında verilen disiplin cezasının bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamındadeğerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
25. Anayasa’nın 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yaymahakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veyafikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamudüzeni, kamu güvenliği, ... suçların önlenmesi, ... gereğine uygun olarakyerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir...
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. MüdahaleninVarlığı
27. Anayasa Mahkemesi çok sayıda kararında ifadeözgürlüğünün demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemde olduğunu belirtmiştir (BekirCoşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No:2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38). Herkes gibi hükümlü ve tutuklular da Anayasa veAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalantemel hak ve hürriyetlerin tamamına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri,B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65) ve bu bağlamda ifade özgürlüğüne de sahiptir(Murat Karayel (5), B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27).
28. Başvurucunun açlık grevine başvurması nedeniylehakkında disiplin cezası uygulanmasının ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleolduğu kabul edilmelidir (Mehmet Ayata, § 29; Kahraman Güvenç (3), §36).
ii. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
29. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz.”
30. Öte yandan ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığıve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci maddesinde öngörülen sebeplerlesınırlandırılabileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumundabulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanmasıgibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilirgerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara sınırlamagetirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29). Bununla birlikte ifade özgürlüğünemüdahalede bulunulurken Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen 13. maddesi gözönündebulundurulmalıdır. Dolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin Anayasa'yauygun olabilmesi için müdahalenin kanuna, Anayasa’nın 26. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanması vedemokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmaması gerekmektedir.
31. Buna göre öncelikle müdahalenin kanuni dayanağının bulunupbulunmadığı incelenmelidir. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğerölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın ifade özgürlüğünün ihlal edildiğisonucuna varılabilecektir (kanunilik şartına başka bağlamlarda dikkat çekenkararlar için bkz. Tuğba Arslan [GK], B. No: 2014/256, 25/6/2014, § 82; HalkRadyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. [GK], B. No: 2014/19270, 11/7/2019, §35; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 36; HayriyeÖzdemir, B. No: 2013/3434, 25/6/2015, §§ 56-61; Hüseyin Ercan, B.No: 2018/11352, 8/9/2021, §§ 35, 36).
32. Anayasa Mahkemesi daha önce pek çok kez temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasında kanunilik ölçütünün ilk olarak şeklî birkanunun varlığını gerekli kıldığını belirtmiştir (Tuğba Arslan, § 96; FikriyeAytin ve diğerleri, B. No: 2013/6154, 11/12/2014, § 34). Bir yasama işlemiolarak kanun Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) iradesinin ürünüdür ve TBMMtarafından Anayasa’da öngörülen kanun yapma usullerine uyularak yapılanişlemlerdir. Bu anlayış temel hak ve özgürlükler alanında önemli bir güvencesağlar (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No:2014/920, 25/5/2017, § 54; Halk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. [GK],B. No: 2014/19270, 11/7/2019, § 36).
33. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerinve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfîmüdahaleyi engelleyen ve hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletininen önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,6/2/2014, § 60).
34. Bir uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarının veözellikle müdahalenin kanuni dayanağını oluşturan kanun hükümlerininyorumlanması derece mahkemelerinin takdirindedir. Derece mahkemelerince ifadeözgürlüğüne yapılan müdahalenin kanuni dayanağını oluşturduğu ifade edilenhükümlerle ilgili olarak geliştirilen yorumların isabetli olup olmadığınıdenetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte derecemahkemelerinin yorumlarının kanunun açık lafzıyla çeliştiği veya kanun metnidikkate alındığında bireyler tarafından öngörülmesinin mümkün olmadığı sonucunaulaşıldığı hâllerde ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin kanuni dayanağınınbulunmadığı kanaatine varılması mümkündür (Hüseyin Ercan, § 36; mahkemeyeerişim hakkı yönünden benzer değerlendirme için bkz. Ziya Özden, B. No:2016/67737, 19/11/2019, § 59).
35. Başvurucu hakkında açlık grevi yapması nedeniyledisiplin cezası uygulanmıştır (bkz. § 10). 5275 sayılı Kanun incelendiğindebaşvurucunun eyleminin karşılığında bazı etkinliklerden alıkoyma disiplincezasının öngörüldüğü anlaşılmıştır(bkz. § 16). Ancak eylemi gerçekleştirenmahpusun daha önce bir disiplin cezası alması ve ceza kesinleşip infazedildikten sonra cezanın kaldırılması için öngörülen süre içinde mahpusun disiplincezasını gerektiren yeni bir eylem işlemesi durumunda hakkında bir üst disiplincezasının uygulanabileceği belirtilmiştir (bkz. § 17). Disiplin Kurulubaşvurucunun başvuruya konu eyleminin bu nitelikte olduğunu kabul etmiştir(bkz. § 10).
36. 5275 sayılı Kanun'da açlık grevi yapma eylemi içinöngörülen bir üst disiplin cezası, ücret karşılığında çalışılan işten yoksunbırakmadır (bkz. § 15). Ancak Disiplin Kurulu, Kurumda ücret karşılığı bir işteçalışan mahpusun bulunmadığını belirtmiş; bu gerekçeyle başvurucu hakkındaeyleminin karşılığı olan disiplin cezasının iki üst disiplin cezasıniteliğindeki haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma disiplincezasını uygulamıştır (bkz. § 10).
37. Başvurucunun temel şikâyetlerinden biri eylemininkarşılığında uygulanan disiplin cezasının iki üstünde yer alan disiplincezasının kanuni temeli olmamasına rağmen tarafına uygulanmasıdır (bkz. § 21).Açlık grevi yapan mahpuslara eylemin disiplin cezasını gerektirdiğinin kabulühâlinde uygulanacak disiplin cezası bazı etkinliklere katılmaktan alıkoymadır.5275 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilenşartların varlığı hâlinde ise mahpuslara ücret karşılığında çalışılan iştenyoksun bırakma disiplin cezası verilebilecektir. Ancak ilgili mevzuatincelendiğinde bir disiplin eylemine 5275 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2)numaralı fıkrasında belirtilen şartların gerçekleşmesi durumunda iki üstdisiplin cezasının uygulanması imkânının idareye tanındığı tespit edilmemiştir.
38. Kamu otoritesinin ve bunun bir sonucu olan ceza vermeyetkisinin keyfî ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi,kanunilik ilkesinin katı bir şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir. Budoğrultuda kamu otoritesini temsil eden yasama, yürütme ve yargı erklerinin builkeye saygılı hareket etmeleri, suç ve cezalara ilişkin kanuni düzenlemelerinsınırlarının yasama organı tarafından belirgin bir şekilde çizilmesi, yürütmeorganının sınırları kanunla belirlenmiş bir yetkiye dayanmaksızın düzenleyiciişlemleri ile suç ve ceza ihdas etmemesi, cezaları uygulamakla görevliidarelerin ve işlemin hukuka uygunluğunu denetleyen yargı organlarının isekanunlarda belirlenen suç ve cezaların kapsamını yorum yoluyla genişletmemesigerekir (benzer değerlendirmeler için bkz. Karlis A.Ş., B. No: 2013/849,15/4/2014, § 33; Cem Burak Karataş [GK], B. No: 2014/19152, 18/10/2017,§96).
39. Dolayısıyla somut olayda 5275 sayılı Kanun'un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen şartların varlığı hâlindeKanun'da, bir üst disiplin ceza uygulanmasına imkân verilmesine rağmen iki üstdisiplin ceza uygulanmasına olanak tanınmadığı, idarenin kanuna dayanmayarakeylemin karşılığı olan disiplin cezasının iki üstü niteliğindeki cezayı başvurucuhakkında uyguladığı anlaşılmıştır. Bu durumda başvurucu hakkında açlık grevieylemine haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma disiplin cezasıuygulanmasının kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Varılan sonuca göre müdahalenin meşru bir amacının veya demokratik toplumdüzeninin gereklerine aykırı olup olmadığının değerlendirilmesine gerekgörülmemiştir.
40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesindegüvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
42. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 5.000 TL tazminattalebinde bulunmuştur.
43. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerinceyapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve AnayasaMahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararındabelirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (6216 sayılı Kanun'un 50.maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yenidenyargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya vediğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri EnisBerberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
44. Öte yandan ihlalin niteliği dikkate alınarakbaşvurucuya 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Silivri1. İnfaz Hâkimliğine (E.2017/6402, K.2017/7066 sayılı karar) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
F. 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 23/2/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.