TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NASRULLAH KURAN BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2015/15983)
Karar Tarihi: 6/2/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
M.Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
Nasrullah KURAN
Vekili
:
Av. Rezan SARICA
I. BAŞVURU KONUSU
1. Başvuru, telefonla görüşme hakkının kullandırılmamasınedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/9/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göreilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfazKurumunda (İnfaz Kurumu) devletin egemenliğialtında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışma vekamu görevlisine hakaret ve silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçlarındanhükümlü olarak bulunmaktadır.
8. İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun (Kurul) 29/6/2015tarihli kararıyla başvurucunun telefonla görüşmesi yasaklanmıştır. Kararıngerekçesinde, başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan Ceza İnfaz Kurumundabulunduğu ve tehlikeli hükümlüler sınıfında sayılması gerektiği belirtilmiştir.Ayrıca başvurucunun aynı örgüte mensup hükümlülerle ve Abdullah Öcalan ilehaftada üç kez toplantılara katıldığı, bu toplantılardaAbdullah Öcalan'ın verdiği talimat niteliğini taşıyan mesajların Ceza İnfazKurumu dışında bulunan örgüt mensuplarına telefon, mektup ve faks yolu ileulaştırılmaya çalışıldığının anlaşıldığı, bunun engellenmesi amacıyla telefonlagörüşmesinin ikinci bir değerlendirilmeye kadar kısıtlanarak yaptırılmamasınakarar verildiği ifade edilmiştir.
9. Başvurucunun anılan karara karşı itirazı, Bursa 1. İnfazHâkimliğinin (İnfaz Hâkimliği) 30/7/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.Kararda, öncelikle Kurul kararına kadar ankesörlü telefonun bozuk olması vehükümlünün belgelerinin eksik olması nedenleriyle telefonla görüşmeyapılamadığı belirtilmiştir. Öte yandan ilgili mevzuata göre başvurucunun,infaz edilen mahkûmiyet kararının niteliğine göre tehlikeli hükümlülersınıfında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilerek Kurul kararının usul veyasaya uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
10. Başvurucunun itirazı Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin21/8/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Gerekçede, İnfaz Hâkimliğikararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilmiştir.
11. Nihai karar 27/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
12. Başvurucu 21/9/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
13. İnfaz Kurumunun gönderdiği belgelerde; başvurucunun24/12/2015 tarihinde başka bir ceza infaz kurumuna sevk edildiği, 29/6/2015tarihli Kurul kararının başvurucunun bu İnfaz Kurumunda kaldığı altı aylık süreboyunca uygulandığı, hükümlünün PKK terör örgütünün faaliyetleriyle ilgilitutumunda ve konuşmalarında değişiklik olmadığı gözlemlendiğinden yeniden birdeğerlendirme yapılmadığı ve belirtilen süre boyunca telefon görüşmesinintamamen yasaklanarak görüşme yaptırılmadığı belirtilmiştir.
14. İnfaz Kurumu, hükümlülerin sohbet toplantılarında örgütselfaaliyetlere yönelik konuşmalar yapıldığı konusunda infaz koruma memurlarıtarafından düzenlenen beş tutanak göndermiştir. Ayrıca UYAP üzerinden yapılanaraştırmada İnfaz Kurumunun ilgili Kurul kararına itirazın değerlendirilmesikapsamında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına tutanak ve mektup örneklerigönderdiği anlaşılmıştır. 29/4/2015 tarihli tutanakta Abdullah Öcalan'ın diğerhükümlülere hitaben konuşurken güncel olaylarla ilgili görüşlerinin örgüt üyelerineulaştırılması yönünde talimat verdiği ve bir hükümlü tarafından gönderilen30/4/2015 tarihli mektupta da anılantalimatın yerine getirildiği hususlarının tespit edildiği görülmüştür.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
15. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Hükümlününtelefon ile haberleşme hakkı" kenar başlıklı 66. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Kapalı ceza infaz kurumlarındakihükümlüler, tüzükte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündekiücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenirve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubuhükümlüler bakımından kısıtlanabilir."
16. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) "İdare ve gözlem kurulunun görev veyetkileri" kenar başlıklı 40. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (g) bendi şöyledir:
"g) Tehlikeli hâli bulunan ya da örgütmensubu olan hükümlülerle ilgili olarak, telefon görüşmeleri ile radyo,televizyon yayınları ve internet olanaklarından yararlanma hakkınınkısıtlanmasına karar vermek,"
17. Tüzük'ün "Telefonla görüşme hakkı" kenarbaşlıklı 88. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(2) Telefonla görüşmeleri aşağıdabelirtilen esaslara göre yapılır:
a) Hükümlüler, haberleşmeveya iletişim araçlarından yoksun bırakılma veya kısıtlama cezası ile hücreyekoyma cezasının infazı sırasında olmamak koşuluyla, idarenin kontrolündebulunan ve kurumun uygun yerlerine yerleştirilen telefonlardan yararlandırılır,
...
g) Hükümlünün, kurumun güvenliğini tehlikeyedüşüren, suç oluşturan veya bir suça azmettirme ya da yardım etme sonucunudoğurabilecek konuşmalarda bulunduğu dinleme sırasında belirlendiğinde, görüşmederhâl kesilir. Bu hâlde hükümlü hakkında adlî veya idarî soruşturmaya esasolacak işlemler kurum en üst amiri tarafından yapılır,
h) Suç işlemek amacıyla kurulan silâhlı örgütün yöneticiliğini yapmaya devam eden, bukonuda herhangi bir yöntemle, kurum içi veya dışındaki kişilere talimat veyamesaj veren hükümlülere idare ve gözlem kurulu kararıyla telefon görüşmesihiçbir şekilde yaptırılmaz,
ı) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanhükümlüler, idare ve gözlem kurulunun uygun gördüğü hâllerde ve onbeş günde bir olmak üzere eşi, altsoy ve üstsoyu,kardeşleri ve vasisi ile on dakikayı geçmemek üzere görüşebilir,
..."
B. Uluslararası Hukuk
18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenarbaşlıklı 8. maddesi şöyledir:
"(1) Herkes .... yazışmasınasaygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Buhakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasaylaöngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkeninekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veyaahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli birtedbir olması durumunda söz konusu olabilir."
19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), haberleşmehürriyetine yapılan müdahalelerin demokratik toplumda zorunluluk teşkiletmesine ilişkin kriteri incelediği kararlarda öncelikle ceza infazkurumlarında bulunan kimselerin yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlıbaşına Sözleşme'nin ihlaline sebebiyet vermeyeceğini, keza ceza infaz kurumununolağan ve makul gereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanıngerekli olduğunu belirtmiştir (Mehmet NuriÖzen/Türkiye, B.No:15672/08…11/1/2011, § 51;Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.No: 5947/72, 6205/73, 7052/75, 7061/75, 7107/75, 7113/75, 7136/75, 25/3/1983, §98).
20.AİHM kararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahaleöncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını oluşturanmevzuatın ulaşılabilir, yeterinceaçık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinciolarak söz konusu sınırlandırma meşru biramaca dayalı olmalıdır. Bunun yanı sıra müdahale demokratik bir toplumdagerekli ve ölçülü olmalıdır (Silver vediğerleri/Birleşik Krallık, §§ 85-90; Klass ve diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/9/1978, §§ 42-55; Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88,25/3/1992, § 34).
21. AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumdazorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtankaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarınıiçermektedir (Silver ve diğerleri/BirleşikKrallık, § 97).
22.AİHM'e göre hükümlü ve tutuklu olanlar Sözleşme kapsamındakalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:74025/01, 6/10/2005, § 69).
23. AİHM, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucuolarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzeninkorunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda,mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğini kabul etmiştir.Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi birsınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 99-105).
24. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere AvrupaCezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 sayılı tavsiye kararlarının hükümlü ve tutuklularındış dünya ile ilişkilerine dair kısmı şöyledir:
"Dış Dünya ile İlişki
24.1. Mahpusların mümkün olabilen sıklıktamektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerleve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerinmahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.
24.2 Devam etmekte olan bir ceza soruşturması,emniyet, güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suç işlenmesinin önlenmesi vesuç mağdurunun korunması için gerekli görülmesi halinde, haberleşme veziyaretlere kısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancak adli bir mercitarafından konulan özel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu tür kısıtlamalaryine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir.
24.3. Ulusal hukuk, mahpuslarla iletişimkurması kısıtlanamayacak olan ulusal ve uluslararası kuruluşlarıbelirlemelidir,
24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyaylayeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bununiçin onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar ..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 6/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
26. Başvurucu; İnfaz Kurumuna nakledildiği günden itibarentelefonla görüşme hakkının kullandırılmadığını, ailesi dâhil kimse ilegörüşemediğini, İnfaz Kurumunda dışarıyla iletişimin tamamen kısıtlanaraktecrit uygulandığını, Kurul kararının önyargıya dayalı ve keyfî olduğunubelirtmiştir. Başvurucu, talimatların telefonla aktarılmaya çalışılması gibigerçeği yansıtmayan, somut hiçbir delili olmayan iddialarla telefonlagörüşmesinin engellendiğini, iddialar ile ilgili bir yargılama yapılmadığını daifade etmiştir. Ayrıca kendisiyle aynı durumda olanlardan farklı bir muameleyemaruz kaldığını, telefon görüşmelerinin İnfaz Kurumu tarafından dinlenildiği degözetildiğinde yakınlarıyla telefonla görüşmesinin yasaklanmasının hukukaaykırı ve ölçüsüz olduğunu ifade eden başvurucu bu nedenlerle eşitlikilkesinin, özel ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme ve ifadehürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
27. Bakanlık görüş yazısında; ilgili mevzuata atıf yapıldıktansonra başvurucunun ailesi ve avukatıyla görüşemediğine dair iddia yönündenöncelikle İnfaz Hâkimliğinebaşvurulması gerektiği,ancak başvurucunun bu yönde bir girişiminin olmadığı belirtilmiştir. AbdullahÖcalan'ın talimatlarının örgüt üyelerine ulaştırılmaya çalışıldığına dairtutanaklar hatırlatılarak Kurul kararı ile yargı kararlarının tespit vesonuçlarının yasanın uygulanması niteliğinde olduğu ve Anayasa'da yer alan hakve özgürlüklerin ihlal edilmediği vurgulanan Bakanlık görüşünde özel ve ailehayatına saygı hakkının ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğalsonuçları ile ceza infaz kurumunun düzeni, güvenliği, suçun önlenmesi meşruamacı temelindeki kamu yararı arasındaki denge gözetilerek sınırlandırıldığıifade edilmiştir.
B. Değerlendirme
28. Başvurunun değerlendirilmesinde dikkate alınacak Anayasa’nın "Haberleşme hürriyeti" kenarbaşlıklı 22. maddesi şöyledir:
"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarakusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevlihâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekizsaat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir."
29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özünün telefonlagörüşme hakkının kısıtlanmasına yönelik olması nedeniyle başvuru haberleşmehürriyeti kapsamında incelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanhaberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
31. Kamu makamlarının, bireyin haberleşme özgürlüğüne vehaberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıylahaberleşme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birliktehaberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp, meşru birtakım sınırlamalaratabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 50).
32. Somut olayda başvurucunun telefonla haberleşme hakkınınKurul kararıyla kullandırılmamasının haberleşme hürriyetine müdahaleoluşturduğu sonucuna varılmaktadır.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
33. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temelhak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,...demokratik toplum düzeninin gereklerine... ölçülülük ilkesine aykırıolamaz."
34. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme özgürlüğünesahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır.Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesiniisteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsunhaberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme bağlamındabireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişime konuolan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, elektronik posta,telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşme faaliyetlerininhaberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği kapsamında değerlendirilmesigerekir (Mehmet Koray Eryaşa,§ 49).
35. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutuklularınhaberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkının sınırlanması, hukuka uygunolarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öteyandan hükümlü ve tutukluların aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, cezainfaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasınıdevam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708,20/4/2016, § 36).
36. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infazkurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesigerekmektedir. Bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile ailehayatına saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti arasında adil bir dengesağlanmalıdır. Ancak ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal sonucu olarakidarenin müdahale konusunda takdir yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir(Mehmet Koray Eryaşa,§ 89).
37. Bu bağlamda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 22. maddesini ihlaledecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen vesomut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma,demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
38. Haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesininikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacaksınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkünolabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanundabelirtilir" denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bukurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkçadüzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Ceza infazkurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında istisnalarınuygulanacağı kamu kurumlarındandır (MehmetKoray Eryaşa, §§ 74-76).
39. Bu bağlamda, başvurucunun telefonla haberleşme hakkınayönelik kısıtlamanın, 5275 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (1) numaralı fıkrasıile Tüzük'ün 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(g) bendi ve 88. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (g), (h), (ı) bentlerindetanımlanan yetkiye ve belirlenen hükümlere dayanılarak yapıldığı, budüzenlemelerin kanunla sınırlamakoşulunu karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
40.Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru kabuledilebilmesi için bu müdahalenin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasındasayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genelsağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir (Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015,§ 47).
41. Haberleşme hürriyetine müdahalenin terör örgütü üyelerininhaberleşmesi ve örgüt faaliyetlerine ilişkin talimatların terörörgütüüyelerine aktarılmasını önlemek amacıyla yapıldığı gözetildiğinde, kamudüzeninin ve güvenliğinin sağlanması ile suç işlenmesinin önlenmesi kapsamındatelefonla görüşme hakkının sınırlandırılması şeklindeki uygulamanın meşru amaçtaşıma koşulunu karşıladığı değerlendirilmiştir.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(1)Genel İlkeler
42. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır ki bu başlıkaltındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzerebaşvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesindenbağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama biçimindeiki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütününparçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Ferhat Üstündağ, B.No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
43. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ilebaşvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaretetmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaretetmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinindiğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaranaçıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesiyönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ,§48)
44. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamındahukuka uygun olarak bir mahkûmiyet kararınabağlı olarak tutma olarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü vegüvenliği hakkı dışında (İbrahim Uysal,B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak alanıkapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptir.Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçunönlenmesi ve disiplinin temini gibi ceza infaz kurumunda güvenliğinsağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumundasahip oldukları haklar sınırlanabilir (TuranGünana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, §35).
45. Hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılan müdahaleleregerekçe olarak gösterilebilecek makul nedenlerin somut olayın tüm koşullarıçerçevesinde olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi gerekmektedir.Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmede kişinin itham edildiği suçun vetutuklama sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Mehmet Zahit Şahin, § 63).
46. Bu kapsamda başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan idari makamlar ve derecemahkemelerinin kararlarında dayandıkları gerekçelerin haberleşme hakkınıkısıtlaması bakımından demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygunluk veölçülülük ilkesine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortayakoyup koyamadığı olacaktır (Mehmet Zahit Şahin,§ 64; Ahmet Temiz, § 68).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
47. PKK'nın terör örgütü olduğu ulusal ve uluslararası makamlartarafından kabul edilmiş tartışmasız bir olgudur. Anılan örgütüngerçekleştirdiği terörist şiddet eylemleri; bölücü amaçları dolayısıylaanayasal düzene, millî güvenliğe, kamu düzenine, kişilerin can ve malemniyetine yönelik ağır tehdit oluşturmaktadır. Bu yönüyle ülkenin toprakbütünlüğünü hedef alan PKK kaynaklı terör, onlarca yıldır Türkiye'nin en hayatisorunu hâline gelmiştir (Gülser Yıldırım (2)[GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 7-18).
48. Türkiye 2015 yılı Haziran ayındanitibaren hendek olayları olarakbilinen terör saldırılarına maruz kalmıştır. Bu kapsamda PKK tarafından Şırnakil merkezi ile Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde, Hakkâri'nin Yüksekovailçesinde, Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçelerinde, Mardin'in Dargeçit,Nusaybin ve Derik ilçelerinde, Muş'un Varto ilçesinde cadde ve sokaklarahendekler kazılıp barikatlar kurularak ve bu barikatlara bomba ve patlayıcılaryerleştirilerek teröristler tarafından bu yerleşim yerlerinin bir kısmında öz yönetim adı altında hâkimiyetsağlanmaya çalışılmıştır. Çok sayıda terörist, halkın bu yerlere giriş veçıkışını engellemek istemiş; hendeklerin kapatılması ve barikatlarınkaldırılması suretiyle yaşamın normale dönmesini sağlamak amacıyla operasyonlaryapan güvenlik güçleri ile çatışmaya girmiştir. Aylarca devam eden bu operasyonve çatışmalar sırasında yaklaşık iki yüz güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş,tonlarca bomba ve patlayıcı imha edilmiştir (Gülser Yıldırım (2), §§ 28-30).
49. Somut olayda başvurucunun PKK terör örgütü üyesi olduğununyargı kararıyla belirlendiği, telefonla görüşme hakkının da hem güvenlikgüçleri hem de sivilleri hedef alan ve hendekolayları olarak bilinen terör eylemlerinin gerçekleştirildiğidönemde kısıtlandığı görülmüştür. Bu nedenle başvuruya konu telefonlahaberleşme hakkına yapılan müdahalenin,PKK'nınsilahlı terör örgütü olduğu gerçeği ile hendekolayları olarak bilinen terör eylemlerinden bağımsız olarakdeğerlendirilmesi düşünülemez.
50. Bu kapsamda Kurul ve derece mahkemelerinin kararlarıincelendiğinde, başvurucunun terör örgütü yöneticisi hükümlü Abdullah Öcalanile haftada üç gün sohbet toplantılarına katıldığı,hükümlü Abdullah Öcalan'ın bu toplantılarda terör örgütünün durumu ile ilgilideğerlendirmeler yaparak talimat niteliğinde konuşmalar yaptığı, butalimatların terör örgütü üyelerine ulaştırılmasının engellenmesi amacıylatelefonla görüşme hakkının kısıtlandığı vurgulanmaktadır. UYAP üzerindenyapılan incelemede İnfaz Kurumunun Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği28/7/2015 tarihli yazı ekinde, hükümlü Abdullah Öcalan'ın mesajlarının dışarıyailetilmesi talimatı verdiğine dair 29/4/2015 tarihli tutanağın ve İnfazKurumunda kalan diğer hükümlülerin talimatları iletmek amacıyla yazdıkları faksve mektupların sunulduğu görülmüştür. Hükümlü Abdullah Öcalan'ın terörörgütünün ve örgüt üyelerinin nasıl hareket etmesi gerektiği yönünde talimatiçeren ifadeler kullandığını tespit eden İnfaz Kurumunun ibraz ettiği tutanakiçerikleri de gözönünde bulundurulduğundatalimatların terör örgütü üyelerine telefon, mektup ve sair yöntemlerleiletilmesi suretiyle terör örgütünün İnfaz Kurumundan yönetilmeye ve yönlendirilmeyeçalışıldığı yönünde İnfaz Kurumunca ulaşılankanaatin temelsiz olmadığı anlaşılmaktadır.
51. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, hendek olayları sürecinde talimatniteliğindeki mesajların örgüt üyelerine iletildiği tespiti ve gerekçesiylebaşvurucunun telefonla görüşme hakkının kullandırılmamasının kamu düzeninin vegüvenliğinin sağlanması açısından zorunlu ve gerekli bir tedbir olarakuygulandığı anlaşılmaktadır. Ceza İnfaz Kurumunda bulunan terör örgütü yöneticikadrosunun terör örgütünün yönlendirilmesi ve yönetilmesine yöneliktalimatlarının örgüt üyelerine telefon, mektup, faks ve sair yöntemlerleiletilmesinin engellenmesi amacıyla mevzuat dâhilinde hakların kısıtlanmasının,terörörgütleri ile mücadele kapsamında kamu düzeniile güvenliğinin sağlanması amacına yönelik gerekli ve amacı gerçekleştirmeyeelverişli bir tedbir olmadığı söylenemez. Başvuru konusu olayda silahlı terörörgütü ile mücadele kapsamında zorunlu olarak uygulanan söz konusu tedbirindemokratik toplum gereklerine uygun olduğu kabul edilmelidir. Bununla birliktemüdahalenin ölçülü olup olmadığı da ortaya konulmalıdır.
52. Bu bağlamda hükümlülerin hakları ile ilgili belirlikoşullara bağlı olarak kısıtlama kararı verilirken uygulamaya dair bir sürebelirlenerek koşulların devam edip etmediği konusunda elde edilen güncel vesomut veriler gözetilmek suretiyle belirli aralıklarladeğerlendirmeyapılmasının sağlanması kısıtlama kararının sonuçlarının görülebilmesiaçısından önemlidir. Ayrıca kısıtlama kararının, somut bilgi ve belgelere bağlıolarak belirli aralıklarla değerlendirme yapılıp gözden geçirilmesininsağlanması uygulamanın ve idarenin denetimi açısından da gereklidir. Somutolayda Kurul kararında, başvurucunun telefon ile görüşme hakkındanyararlandırılmamasına yönelik olarak belli bir süre sınırı getirilmediğigörülmektedir. Öte yandan kararda ikinci bir değerlendirmeye kadar telefon ilegörüşmenin kısıtlanmasına hükmedilmiş ise de sonradan yeni bir değerlendirmeninyapılmadığı ve netice itibarıyla başvurucunun anılan karardan sonra Ceza İnfazKurumunda kaldığı altı ay boyunca telefonla görüşme hakkından yararlanamadığıanlaşılmaktadır.
53. Bu durumda başvurucu hakkındaki telefonla görüşmeyaptırılmamasına ilişkin kararın, bir süre ile sınırlanmadan ve karara dayanakoluşturan koşulların devam edip etmediğine dairbelirliaralıklarla güncel bilgi ve belgeler gözetilerek yeniden değerlendirmeyapılmadan uzun süre uygulanmasının orantısız olduğu ve ölçülülük ilkesineuygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu sebeplerle başvurucunun Anayasa'nın22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
54.Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verildiğindenbaşvurucunun diğer iddiaları yönünden değerlendirme yapılmamıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlalive sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
56. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucunavarıldığında ihlalin ortadan nasıl kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
57. Başvurucu 10.000 TL manevi tazminat verilmesine kararverilmesini talep etmiştir.
58. Başvuru konusu olayda silahlı terör örgütü ile mücadelekapsamında zorunlu olarak uygulanan söz konusu tedbirin demokratik toplumgereklerine uygun olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte telefonla görüşmeyaptırılmamasına ilişkin kararın, bir süre ile sınırlanmadan ve ikinci birdeğerlendirme yapılmadan uygulanmasının ölçülü olmadığı, dolayısıylaAnayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
59. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya takdiren net 4.000 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
60. 226.90 TL harç ve 2.475 TL vekâletücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
61. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğigözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Bursa İnfaz Hâkimliğineve Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşmehürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 226.90 TL harç ve 2.475 TL vekâletücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Bursa 1. İnfaz Hâkimliğineve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.