TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NASRULLAH KURAN BAŞVURUSU (4)
(Başvuru Numarası: 2015/14245)
Karar Tarihi: 11/9/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
Nasrullah KURAN
Vekili
:
Av. Rezan SARICA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucutarafından avukatına gönderilmek istenen mektubun sakıncalı bulunarakmuhatabına gönderilmemesine karar verilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetininihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/8/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir. Başvurucu bakanlıkgörüşüyle ilgili beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetleşöyledir:
7. Başvurucu, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfazKurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) Devletinegemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmayaçalışmak, PKK terör örgütüne üye olmak suçlarından hükümlü olarakbulunmaktadır.
8. Başvurucu, C.Ç. isimli avukata yedi sayfadan oluşan birmektup göndermek istemiştir.
9. Söz konusu mektupta, örgüt içindeki tartışmalara yerverildiği ve önderlik olarak tanımlanan lideri anlamanın önemi vurgulanarakörgütün güncel olaylar karşısında nasıl davranması gerektiği ile örgütlenme vemücadele stratejilerine dair görüşlerin, talimatların ifade edildiğigörülmüştür.
10. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (DisiplinKurulu) 26/5/2015 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararıyla mektubungönderilmemesine karar vermiştir. Karar gerekçesinde, mektup içeriğinin terörörgütü mensuplarının örgüt faaliyetleri ile ilgili haberleşmesine yönelikolduğu değerlendirilmiştir.
11. Başvurucu anılan karara, sakıncalı görülen mektubu hukukiyardım amacıyla avukatına gönderdiğini, avukata gönderilen mektubundenetlenemeyeceğini belirtilerek itiraz etmiştir. Bursa 1. İnfaz Hâkimliği(İnfaz Hâkimliği) yapılan itirazı 17/6/2015 tarihli kararıyla reddetmiştir.Kararda; mektupta herhangi bir hukuki yardım talebi olmadığı vurgulanarakDisiplin Kurulu kararının yerinde olduğu belirtilmiştir.
12. Başvurucu tarafından İnfaz Hâkimliğinin kararına karşıBursa2. Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz 3/7/2015 tarihli kararlareddedilmiştir. Karar gerekçesinde, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasayauygun olduğuna ilişkin değerlendirmeye yer verilmiştir.
13. Nihai karar 9/7/2015 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
14. Başvurucu 10/8/2015tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında hükümlü vetutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektupların denetlenmesinedayanak oluşturan mevzuata yer vermiştir (AhmetTemiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20). Somut olay bakımındanuygulanan mevzuat ayrıca aşağıda belirtilmiştir.
16. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un"Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı"kenar başlıklı 68. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
"Hükümlü tarafından resmî makamlara veyasavunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbideğildir."
17. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz KurumlarınınYönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün(Tüzük) "Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve göndermehakkı" kenar başlıklı 91. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(4) Hükümlü tarafından resmî makamlaraveya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetimetâbi değildir. Ancak, hükümlünün savunması için avukatına gönderilen mektup,faks veya telgraflar 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2)numaralı alt bendinde belirtilen hâllerin gerçekleşmesi hâlinde, bu gönderilerhakkında da 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı altbendinde belirtilen esas ve usuller uygulanır."
18. Tüzük'ün "Avukat ve noterle görüşme"kenar başlıklı 84. maddesinin ikincifıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendi şöyledir:
"(2) 5237 sayılı Kanunun 220 nci maddesinde, İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü veBeşinci Bölümlerinde yer alan suçlardan mahkûm olan hükümlülerin avukatları ileilişkisinde avukatın savunmaya ilişkin olduğunu beyan ettiği belge ve dosyalarfiziki olarak aranabilir. Konusu suç teşkil eden fiilleri işlediğine, infazkurumunun güvenliğini tehlikeye düşürdüğüne, terör örgütü veya diğer suçörgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık ettiğineilişkin bulgu veya belge elde edilmesi halinde, Cumhuriyet başsavcılığınınistemi ve infaz hâkiminin kararıyla, bir görevli görüşmede hazırbulundurulabileceği gibi bu kişilerin avukatlarına verdiği veya avukatlarıncabu kişilere verilen belgeler infaz hâkimince incelenebilir. İnfaz hâkimibelgenin kısmen veya tamamen verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bukarara karşı ilgililer, 4675 sayılı Kanuna göre itiraz edebilirler."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
20. Başvurucu; avukatına göndermek istediği mektuba mevzuataaykırı bir şekilde el konulduğunu, avukata gönderilen mektubundenetlenemeyeceği hususunun mevzuatta açık olduğunu belirtmiştir. Başvurucu5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer alan "...savunmasıiçin avukata gönderilen mektup...denetime tabi değildir." şeklindekidüzenlemede belirtilen "savunmasıiçin" ibaresinin bir ön şart olarak kabulü hâlinde doğacakinceleme gerekliliğinin savunma hakkının özüne aykırı olacağını ifade etmiştir.Başvurucu, avukat ile müvekkili arasındaki yazışmaların denetimden geçemeyeceğini,savunma nitelikli mektubun örgütsel haberleşme olarak kabulünün mümkünolmadığını vurgulayarak ifade ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
21. Bakanlık görüşünde; Ceza İnfaz Kurumu kayıtlarında başvurucuile mektup göndermek istediği kişi arasında vekâlet ilişkisi olduğuna dair birbelge olmadığı, başvurucunun da mektup muhatabıyla vekâlet ilişkisine dairbelge sunmadığı vurgulanarak başvurucunun iddiasının savunma için avukatagönderilen mektup kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği belirtilmiştir.Ayrıca Ceza İnfaz Kurumu tarafından Abdullah Öcalan'ın hükümlülerle yaptığısohbetlerde görüşlerinin örgüt üyelerine bildirilmesine yönelik talimatverdiğine dair tutanak düzenlendiği, mektup içeriğinden bu talimatın yerinegetirildiğinin anlaşıldığı vurgulanmış ve mektup içeriği ile yargı kararlarınıngerekçelerine atıf yapılarak mektubun alıkonulmasının yasanın uygulanmasıolduğu, Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığıbelirtilmiştir.
22. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı cevabında; mektubunmuhatabı olan C.Ç.nin uzun süredir avukatlığınıyaptığını belirterek C.Ç.nin avukatı olduğunugösteren vekâletnameleri ve yetki belgelerini ibraz etmiştir. Ayrıca başvurucu,kaldığı Ceza İnfaz Kurumunda avukatların müvekkilleri ile görüşmebaşvurularının vekâletname veya yetki belgesi ile yapılmasının zorunluolduğunu, avukatı C.Ç.nin de birçok kez kendisiylegörüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına başvurduğunu bu nedenle Cezaİnfaz Kurumunda vekâlet ilişkisini gösterir belge olmadığı yönündeki iddianıngerçeği yansıtmadığını vurgulayarak C.Ç.nin avukatsıfatıyla görüşme taleplerini içerir başvuru örneklerini de dosyaya sunmuştur.
B. Değerlendirme
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermekistediği mektubun Disiplin Kurulunca sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniylehaberleşme hürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,20/5/2015, § 22; Akif İpek, B.No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; RamazanVural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015,§ 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durumbulunmamaktadır.
24. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Haberleşme hürriyeti" kenarbaşlıklı 22. maddesi şöyledir:
"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi,genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarakusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz....
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir."
25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasına göre Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarınıtemellendiremediği, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veyamüdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerdenibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
26. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerinegönderilen mektuplara ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılanmüdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir (Ahmet Temiz, §§ 28-34). Buna göre haberleşme özgürlüğüneyapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağınıoluşturan mevzuatın ulaşılabilir,yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinciolarak söz konusu müdahale meşru bir amacadayanmalı, demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır.
27. Disiplin Kurulu, başvurucu tarafından gönderilmek istenenmektubun sakıncalı olduğunu değerlendirerek alıkonulmasına karar vermiştir.Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşmehürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.
28. Haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarakyapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıylamümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlakolmadığı ve bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalargetirilebileceği açıkça düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123,30/12/2015, § 71). Bu bağlamda ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesininüçüncü fıkrası kapsamında istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa,B. No: 2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).
29. Somut olayda 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin hükümlülerinceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi vesınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu anlaşılmaktadır (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. AhmetTemiz, §§ 37-46). Öte yandan anılan Kanun'un 68. maddesinin (4) numaralıfıkrasında "savunması için avukatınagönderilen" mektubun denetlenemeyeceği belirlenmiştir. Anılandüzenlenmenin adil yargılanma hakkı kapsamında hükümlülerin ve tutuklularınkendilerini savunmalarını kolaylaştırmak amacına hizmet ettiği açıktır. Bukapsamda, hükümlü ve tutukluların avukatlarına gönderdiği mektup ve faksların savunmalarına yönelik olup olmadığıyönünde sınırlı bir incelemeden geçirilmesi gerektiği 5275 sayılı Kanun'unlafzından ve amacından anlaşılmaktadır.
30. Ayrıca Tüzük'te, anılan Kanun'auygun düzenleme yapılarken 12/10/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanunu'nun 220. maddesinde belirtilen suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, buörgütü yönetmek ve örgüte üye olmak suçlarından hükümlü olanların avukatlarınagönderdiği mektupların ve faksların infaz hâkimliği tarafından incelenebileceğihususu düzenlenmiştir. Tüzük ile getirilen inceleme usulünün, avukatagönderilen mektubun içeriğinin yukarıda belirtilen savunmaya yönelik sınırlı bir incelemeye tabi tutulmasıamacını taşıdığı açıktır. Bu kapsamda Disiplin Kurulu kararına itiraz üzerine,İnfaz Hâkimliği tarafından savunmaya yönelik içerik incelemesi yapılarak ilgilikararın denetlenmesi hâlinde de Tüzük ile öngörülen amacın gerçekleştiğininkabulü gerekir. Öte yandan mektup içeriğinin savunmaya ilişkin olmadığınıntespit edildiği durumlarda ilgili mektup veya faksın mevzuatın diğerhükümlerine göre sakıncalı olup olmadığı yönünde bir incelemeden geçirilmesigerektiği de açıktır.
31. Somut olayda Disiplin Kurulu kararı ile alıkonulan mektubun,itiraz üzerine başvurucunun savunmasına ilişkin olup olmadığı yönünde İnfazHâkimliği tarafından inceleme yapıldığı ve içeriğinin savunmaya yönelikolmadığı tespit edilerek mevzuat kapsamında sakıncalı olduğuna karar verildiğigörülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere avukata gönderilen mektubun veyafaksın, savunmaya yönelik olup olmadığı yönünde incelenmesi ve içeriğininsavunmaya yönelik olmadığının tespit edilmesi hâlinde mevzuatın diğer hükümleribağlamında değerlendirilerek sakıncalı olup olmadığına karar verilmesinin kanunile öngörüldüğü ve kanunilik kriterini karşıladığı sonucuna varılmıştır.
32. Somut olayda ilgili kararlarda mektubun sakıncalı bulunarakalıkonulma sebebi, mektup içeriğinin hukuki yardım talebi içermediğinin ve örgütmensuplarının örgütsel haberleşmesine yönelik olduğunun tespit edilmesidir. Bukapsamda başvurucunun mektubunun Disiplin Kurulunca denetlenmesi suretiylehaberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin kamu düzeninin korunması, suçişlenmesinin önlenmesi ile ceza infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğinsağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme hürriyetineilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucunavarılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ahmet Temiz, § 51).
33. Ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu olaraksuçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi ceza infaz kurumunda güvenliğinsağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumundahükümlü ve tutukluların sahip oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).
34. Somut olaya konu mektupta sık sık biz vurgusu yapılarak örgütsel kimliğe vurgu yapılırken önderlik olarak tanımlanan liderianlamanın ve ona itaat etmenin öneminin vurgulandığı, örgütün faaliyetlerineilişkin tavsiyeler ve talimat olarak algılanacak görüşlerin açıklandığıanlaşılmıştır. Ayrıca Suriye'de yaşanan gelişmeler karşısında terör örgütününnasıl hareket etmesi gerektiği yönünde talimatların da mektupta yer aldığıgörülmüştür. Somut olaya konu mektubun başvurucunun savunmasına ya da hukukiyardım talebine yönelik bir içeriğinin olmadığı, silahlı terör örgütü olduğuyargı kararlarıyla hüküm altına alınan ve başvurucunun üyesi olduğu bir örgütünmensuplarına hitaben kaleme alındığı açıktır.
35. Ceza İnfaz Kurumu tarafından düzenlenen örgüt yöneticisiningörüşlerinin ceza infaz kurumu dışına iletilmesi yönündeki talimatını tespiteden tutanak ile başvurucunun mektubun hitap kısmında tuttuğu notlarıgönderdiğini açıkça beyan etmiş olması, mektupta kullanılan üslup ve ifadelerbirlikte değerlendirildiğinde; mektubun örgüt yöneticisinin ağzıyla yazıldığıve örgüt yöneticisinin örgütsel faaliyetler ile ilgili görüşlerinin örgütmensuplarına mektup yoluyla ulaştırılmaya çalışılarak örgütsel haberleşmeninamaçlandığına ilişkin Disiplin Kurulu gerekçesinin mektup içeriğiyle uyumluolduğu anlaşılmaktadır.
36. Buna göre terör örgütü mensupları arasında haberleşme vedayanışma sağlamak amacıyla yazılan ve talimat içerenmektubun,sakıncalı görülerek elkonulması şeklindekimüdahalenin, Anayasa'nın 22. maddesi anlamında kamu düzeninin korunması ve suçişlenmesinin önlenmesi için ihtiyaç duyulan demokratik toplum düzeniningereklerine aykırı olmadığı ve müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla ölçülüolduğu sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda İnfaz Hâkimliği kararının da ilgili veyeterli gerekçeler içerdiği görülmektedir. Sonuç olarak somut olayda haberleşmehürriyetine yönelik açık ve görünür bir ihlal bulunmamaktadır.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA11/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.