TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NAZAN BOZKURT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/32895)
Karar Tarihi: 13/1/2021
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Basri BAĞCI
Raportör
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Nazan BOZKURT
Vekili
:
Av. Selçuk KOZAAĞAÇLI
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, konutu terk etmeme şeklindeki adli kontroltedbirinin hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/8/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyleve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi vebelgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Olaylaraİlişkin Arka Plan Bilgisi
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde bir askerî darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihindeson bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam edenve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel DevletYapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,20/6/2017, §§ 12-25).
9. Olağanüstü hâl döneminde alınan tedbirlerden biri de "terörörgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MillîGüvenlik Kurulunca [MGK] karar verilen yapı, oluşum veya gruplaraüyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu"değerlendirilen kişilerin Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan BakanlarKurulu tarafından çıkarılan kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile kamugörevinden çıkarılmasıdır. Bu kapsamda darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmaolan FETÖ/PDY'nin yanı sıra diğer terör örgütleri ile ilgisi nedeniyle de çoksayıda kamu görevlisinin ihraç edildiği bilinmektedir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 56-60).
10. Öğretmen olarak görev yapmakta olan S.Ö. 3/10/2016tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler AlınmasıHakkında KHK ile devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK'cakarar verilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği,mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle kamugörevinden çıkarılmıştır. Akademisyen olan N.G. de hakkındaki 3/10/2016 tarihligörevden uzaklaştırma tedbirinin ardından 2/1/2017 tarihli ve 679 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında KHK ile aynıgerekçeyle kamu görevinden çıkarılmıştır.
11. Bu süreçte N.G. 9/11/2016 tarihinde Ankara'da YükselCaddesi'nde oturma eylemi yapmaya başlamıştır. S.Ö. de 23/11/2016 tarihindenitibaren bu oturma eylemine katılmıştır. Bu kişiler 11/3/2017 tarihinde,görevlerine iade edilmeleri amacıyla açlık grevi başlattıklarınıaçıklamışlardır.
12. N.G. ve S.Ö. tarafından başlatılan oturma eylemi vesonrasındaki açlık greviyle ilgili olarak kamuoyunda yoğun tartışmalar olmuş vekonu uzun süre güncelliğini korumuştur.
13. Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıncayürütülen bir soruşturma sonucunda düzenlenen 2/5/2017 tarihli iddianameyleS.Ö. ve N.G.nin de aralarında olduğu üç şüphelinin silahlı terör örgütü(DHKP/C) üyesi olma ve terör örgütünün propagandasını yapma suçlarındancezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davasıaçılmıştır. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi 23/5/2017 tarihinde iddianameninkabulüne karar vermiş ve E.2017/137 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşamasıbaşlamıştır.
14. Diğer taraftan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıncayürütülen bir diğer soruşturma kapsamında S.Ö. ve N.G. silahlı terör örgütüneüye olma ve 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri YürüyüşleriKanunu'na muhalefet suçlarından tutuklanmaları istemiyle 23/5/2017 tarihindeAnkara 5. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiş, Hâkimlik aynı tarihte bukişilerin tutuklanmasına karar vermiştir. Başsavcılık tarafından düzenlenen24/5/2017 tarihli iddianameyle S.Ö. ve N.G.nin silahlı terör örgütü (DHKP/C)üyesi olma, terör örgütünün propagandasını yapma ve 2911 sayılı Kanun'amuhalefet suçlarından cezalandırılmaları istemiyle Ankara 19. Ağır CezaMahkemesinde yeni bir kamu davası açılmıştır. Mahkeme 5/6/2017 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/161 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme aynı tarihte ayrıca davanın E.2017/137sayılı dosya ile birleştirilmesine ve yargılamaya bu dosya üzerinden devamolunmasına da karar vermiştir.
B. Başvurucuyaİlişkin Süreç
15. Başvurucu, Nüfus Müdürlüğünde memur olarak görev yapmaktaiken 23/1/2017 tarihli ve 683 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı TedbirlerAlınması Hakkında KHK ile devletin millî güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna MGK'ca karar verilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terörörgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğugerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmıştır.
16. Başvurucu da şubat ayından itibaren YükselCaddesi'nde oturma eylemi yapmaya başlamıştır.
17. Diğer taraftan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca sözkonusu oturma ve açlık grevi eylemleri ile DHKP/C (Devrimci Halk KurtuluşPartisi/Cephesi) terör örgütünün bağlantısının bulunduğu değerlendirilerek-aralarında başvurucunun da olduğu- bazı kişiler hakkında yürütülen bir diğersoruşturma kapsamında başvurucu 7/7/2017 tarihinde gözaltına alınmıştır.
18. Başvurucu, müdafii huzurunda 9/7/2017 tarihindeSavcılıkta ifadesini vermiştir. Başvurucuya ifadesi sırasında sorulan sorularve başvurucunun cevapları şöyledir:
"Soruldu: DHKP/C terör örgütüaçık alan memur yapılanması Devrimci Memur Hareketi (DMH) içerisinde faaliyetgösterdiği iddia edilen OHAL uygulamaları kapsamında KHK ile meslekten ihraçedilmeleri nedeniyle İlimizde Yüksel Caddesi üzerinde S.Ö. ve N.G.nin eylemlerebaşladığı, bu eylemleri zaman içerisinde terör örgütünün ölüm orucu şeklindekieyleme dönüştürülmesi nedeniyle şahısların tutuklanmaları üzerine, sizin diğerşüphelilerle birlikte Ankara’da söz konusu eylemleri devam ettirdiğinizanlaşılmakla; Bu eylemleri devam ettirmenizdeki amaç nedir?
Ben ihracımla ilgili tüm kurumlarabaşvurdum ancak olumlu veya olumsuz herhangi bir dönüş olmadı, Şubat 2017tarihinden itibaren Yüksel Caddesinde işimi geri istemek amacıyla benim gibiKHK kapsamında ihraç edilen ve işin isteyen diğer insanlar ile birlikte eylemyapmaya başladım. Bu eylem sırasında yapılan basın açıklamalarına katılıyorum.Açlık grevinde değilim, amacım işini istemektir. Yüksel Caddesini eylem yeriolarak seçmemin nedeni benim gibi ihraç edilen ve işini isteyen insanlarıneylem yapmasıdır. Ayrıca başka yerlerde de örneğin Dikmen Caddesi ToplumSağlığı Merkezi önünde, İşkur önünde yapılan eylemlere de katıldım. EnerjiBakanlığı önünde yapılan eylemde gözaltına alındım. 2911 sayılı yasayamuhalefet etmekten hakkımda işlem yapıldı.
Soruldu: KEC ve DMH ile olanbağlantınızı açıklayınız? Bahse konu oluşumlardaki konumunuz nedir?
Benim KEC ya da DMH ile herhangi birirtibatım yoktur. Emniyetteki ifademde bana ihraç edildikten sonra geçimiminereden sağlandığı, DHKP/C örgütünden mi para aldın gibi sorular yöneltildi.Benim çalıştığım dönemdeki maaş hesap kartımda 2600 TL bulunuyordu, şimdi ise-2600 TL bulunuyor. Banka borcumu ailem ödemeye çalışıyor, herhangi bir yerdenpara almam da söz konusu değildir.
Soruldu: Yüksel Caddesindeki yapmışolduğunuz eyleme katılmanız konusunda kimden talimat aldınız?
Ben bu konuda nerede eylem var ise benorada eyleme katılıyorum, Yüksel Caddesi üzerinde süreklilik arz eden bir eylemolduğu için katılıyorum. Nerede işimi istiyorum diyen varsa ben de oradakieyleme gitmeye çalışıyorum.
Soruldu: DHKP/C terör örgütü ileirtibatınız var mıdır? Hakkınızda bu kapsamda açılmış bir dava bulunmaktamıdır?
Benim DHKP/C terör örgütü ile birirtibatım yoktur. 2001 yılında üniversite iken Gençlik Derneklerinindüzenlediği bir YÖK protestosuna katıldığım için Ankara Sıhhıye'de gözaltınaalındım. Önce Toplantı Yürüyüş Suçundan işlem yapıldı daha sonra hakkımdasoruşturma DHKP/C terör örgütüne yardım ve yataklık yapmak olarak değiştirildi.Bu yargılamadan ben beraat ettim, ceza almadım, sabıkam da yoktur. Bundan 6 yılsonra memur oldum.
Soruldu: DHKP/C terör örgütününfikirleri ve görüşleri doğrultusunda yayın yapan, Emperyalizme ve OligarşiyeDoğru Yürüyüş dergisi ve bu dergiye ait sosyal medyanın sizlere destek vererek sahiplenmesininamacı nedir?
Ben ve benim gibi ihraç edilenlerinyapmış olduğu bu eylemi birçok basın kuruluşu, örneğin Hürriyet, Milliyet, Starhaber yapmıştır. Uluslararası yayın kuruluşları BBC, Fransa Devlet Televizyonuve birçok başka ülkenin devlet televizyonları haberleştirmiştir. Bu dergi vesosyal medya hesapları bizi haber yapmış olabilir.
Soruldu: Sosyal medya hesabınızdayapmış olduğunuz paylaşımların amacı nedir?
Benim Nazan Bozkurt isimli facebookhesabım vardır, bu hesaptaki paylaşımları ben yaptım. Burada yapmış olduğumuzeylem bittikten sonra Çevik Kuvvet polisi A.K. hocaya plastik mermi ilekarşılık vermesi bana da aynı şekilde plastik mermi ile karşılık verilmesiüzerine bu paylaşımı yaptım.
Soruldu: Yüksel Caddesinde yapmışolduğunuz eylemlerde atmış olduğunuz sloganların DHKP/C Terör örgütünün yayınorganı Emparyalizme ve Oligarşiye Karşı Yürüyüş Dergisinde belirtilen sloganlarolduğu görülmüş, bu sloganları tespit ederken DHKP/C terör örgütünün ya da buörgütün yayın organı Yükseliş isimli derginin etkisinde kaldınız mı? Gözaltınaalınma işlemi ve sonrasında örgütsel tavır takınarak görevli memurlaradirenmenizin ve örgütsel slogan atmanızın amacı nedir?
Biz İşimizi geri istiyoruz, Emekçiyizhaklıyız kazanacağız, N. S. işe geri alınsın, zafer direnen emekçinin olacaktırgibi bu tarz bütün meydanlardan atılan sloganları attık. Bu sloganları herhangibir yerden alıntı yaparak atmadık. İşimi geri istediğim için bu sloganlarıattım.
Ayrıca şunu belirtmek isterim. N. veS.nin DHKP/C terör örgütü üyesi diye iddia edilmekte, bizim de bu örgüte üyeolduğumuz iddia edilmekte, bu kişilerin hakkında devam eden bir yargı dosyasıvardır, emniyet kendisini hakim yerine koyarak bu kişileri örgüt üyesi olduğunuiddia etmiştir.
Soruldu: İkametinizde yapılan aramadaterör örgütünün fikir ve görüşleri doğrultusunda yayınlar ele geçirilmiştir.Bunlar size mi aittir? ikametinizde bulundurmanızın amacı nedir?
Aramada ele geçirilen dergi ve kitaplarbana aittir. Emperyalizme ve Oligarşiye Yürüyüş Dergisini yapmış olduğumuzeylemlerde benimle ilgili haber çıkması nedeniyle aldım ve okudum.
Üzerime atılı suçlamaları kabuletmiyorum, herhangi bir örgüt üyesi değilim, işimi geri istiyorum, ayrıca buile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınız çağırsaydı gelirdik, emniyette bizeişkence yaptılar. Başkaca bir diyeceğim yoktur."
19. Başvurucu ifadesinin alınmasının ardından Savcılıkçasilahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütünün propagandasını yapmasuçlarından konutu terk etmemek suretiyle adli kontrol altına alınmasıistemiyle Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.
20. Başvurucu; Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılansorgusunda Savcılıktaki ifadesini tekrar ettiğini, atılı suçları kabuletmediğini, kaçmasını gerektirecek bir durumun bulunmadığını, adli kontroltalebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
21. Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği 10/7/2017 tarihindekonutu terk etmemek suretiyle adli kontrol tedbiri talebinin reddine vebaşvurucunun haftanın belirli günleri karakola gelip imza atması şeklinde adlikontrole tabi tutulmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Her ne kadar şüpheliler hakkındaCMK109/3-j maddesi gereğince konutu terk etmemek adli kontrol tedbirinehükmedilmesi talep edilmiş ise de, mevcut delil durumu dikkate alınarak CMK109/3-j maddesindeki konutu terk etmemek adli kontrol tedbirinin bu aşamadaölçülü olmayacağı kanaatine varıldığından C. Başsavcılığının bu yöndekitalebinin reddine, şüphelilerin üzerilerine atılı suçun niteliği, mevcut delildurumu dikkate alınarak CMK 109/3-b ve devamı maddesindeki adli kontrolhükmünün bu aşamada ölçülü olacağı anlaşılmakla şüpheliler hakkında ayrı ayrıadli kontrol uygulanmasına,
Adli kontrol olarak şüphelilerin,haftanın her Pazartesi ve Cuma günü gün içerisinde saat:08:00-22:00 arasındaikametgahının bağlı bulunduğu karakola müracaat ederek ilde bulunduğunubelirterek beyanının tutanakla tespitine, ilgili karakol amirliğine bu konudaCumhuriyet Başsavcılığınca bilgi verilmesine, Adli kontrolün soruşturma sonunakadar devam etmesine, şüpheliler Adli kontrole uymadıkları taktirde CMK 112/1maddesince tutuklama kararı verilebileceğinin ihtarına ... [karar verildi.]"
22. Savcılık 10/7/2017 tarihinde atılı suçun vasıf vemahiyeti ile kaçma şüphesinin varlığına atıf yapmış; adli kontrol tedbirininyetersiz kalacağını, başvurucunun konutu terk etmemek suretiyle adli kontrolaltına alınmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek Ankara 4. Sulh CezaMahkemesinin kararına itiraz etmiştir.
23. İtirazı inceleyen Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği10/7/2017 tarihinde Savcılığın talebinin kabulüne ve başvurucunun terör örgütüüyesi olma ve terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından konutu terketmemek suretiyle adli kontrol altına alınmasına itiraz yolu açık olmak üzeredosya üzerinden karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"Şüpheliler ... Nazan Bozkurt'unüzerine atılı terör örgütüne üye olmak ve terör örgütü propagandası yapmaksuçlarından CMK'nın 109/3-j maddesi uyarınca konutu terk etmemek suretiyle adlikontrol altına alınmasına ... Ankara 6.Sulh Ceza Hakimliğine itirazı mümkünolmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi."
24. Başvurucu, müdafii aracılığıyla 14/7/2017 tarihindebu karara itiraz etmiştir.
25. Başvurucu bireysel başvuru dilekçesinde Ankara 5.Sulh Ceza Hâkimliği kararının itiraza tabi olmadığını belirterek bu kararüzerine 10/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
26. İtirazı inceleyen Ankara 6. Sulh Ceza hâkimi25/7/2017 tarihinde başvurucu hakkında ilk kararı veren Ankara 4. Sulh CezaHâkimliğinde de görevli olduğunu belirterek itirazın değerlendirilmesi içindosyanın Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesine karar vermiştir.
27. Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği 25/7/2017 tarihindeAnkara 5. Sulh Ceza Hâkimliğince verilen kararın kesin olduğunu belirterekkarar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
28. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 24/8/2017 tarihliiddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve terörörgütünün propagandasını yapma suçlarından cezalandırılması istemiyle kamudavası açılmıştır. İddianamede suçlamaya esas alınan olgular şöyleözetlenebilir:
- İddianamede 1997 yılında düzenlenen ilk kurultaysonrası DHKP/C mensubu/sempatizanı devlet memurları tarafından kurulduğudeğerlendirilen Devrimci Memur Hareketi (DMH) isimli yapılanmanın son süreçteDHKP/C terör örgütü adına 2010 yılı itibarıyla Kamu Emekçileri Cephesi (KEC)adı altında faaliyetlerini sürdürdüğü belirtilmiştir.
-DHKP/C terör örgütünün memur alan yapılanması olan DMH(Devrimci Memur Hareketi) içinde faaliyet gösterdiği iddia edilen ve olağanüstühâl kapsamında yayımlanan KHK’lar ile meslekten ihraç edilmelerinin akabindeAnkara’da açlık grevine başlayan N.G. ve S.Ö. isimli şahısların terör örgütününaçık alan yapılanmalarının desteği ile eylemlerine aralıksız devam ettikleri,bu eylemlerin hak arama talebinden çıkarak terör örgütünün eleman devşirmeçalışmalarına dönüştüğü, müzahir kitleyi bir arada tuttuğu ileri sürülmüştür.
-N.G. ve S.Ö. isimli şahıslardan ayrı ve adı geçenşahısların eylemlerine benzer olarak başvurucu tarafından da Ankara’daeylemlerin yapıldığı ileri sürülmüştür.
- Açlık grevi/oturma eylemi/basın açıklaması eylemlerinekatılan şüpheli şahısların faaliyetlerinin Kamu Emekçileri Cephesi (KEC) adıaltında yapıldığı, yapılan bu eylemlerin DHKP/C terör örgütünün yayın organlarıtarafından sahiplenildiği belirtilmiştir. Bu kapsamda;
i. DHKP/C terör örgütünün yayın organı olduğu iddiaedilen Yürüyüş dergisinde kazanılmış bölge olarak görülen Yüksel Caddesi’ndekieylemlere destek mahiyetinde çağrılar yapıldığı, eylemler esnasında kullanılansloganların örgüt sloganı olarak sahiplenildiği belirtilmiştir.
ii. DHKP/C terör örgütünün görüş ve fikirleridoğrultusunda internet üzerinden yayın yapan Halkınsesi TV ve KEC'in sosyalmedya hesaplarından şüphelilerin yakalanarak gözaltına alınmaları akabindesahiplenildiği ileri sürülmüştür.
iii. 8/7/2017 tarihinde İstanbul'da "Ankara’dakiGözaltılar Serbest bırakılsın! Mücadeleyi Engelleyemezsiniz" ibareliHalk Cephesi imzalı pankart asılarak şüpheli şahısların DHKP/C terör örgütütarafından sahiplenildiği belirtilmiştir. Halk Cephesi isimli oluşumun DHKP/Cterör örgütünün alt yapılanması olduğu yönünde Yargıtay 9. Ceza Dairesincekarar verildiği ileri sürülmüştür.
iv. 8/7/2017 tarihinde İstanbul'un Okmeydanı semtinde"Direnenlere Saldırmaktan Vazgeçin İrademizi Sınamayın"ibareli DHKC/Dev-Genç imzalı pankart asılarak gözaltında bulunan şüphelişahısların DHKP/C terör örgütünün silahlı kanadı DHKC tarafından sahiplenildiğive devlet görevlilerinin tehdit edildiği, konuyla ilgili örgüte müzahirinternet sitesinde tehditkâr bir bildiri yayımlandığı belirtilmiştir.
- İddianameye göre başvurucunun da yer aldığışüphelilerin bu eylemlerdeki amacının DHKP/C terör örgütünün açık alanyapılanması KEC'in talimatları doğrultusunda sözde kazanılmış bölgeolarak görülen Yüksel Caddesi'ni kaybetmemek, N.G. ve S.Ö.nün taleplerini kabulettirmek, kamuoyu oluşturmak ve şahısların tutuklanmalarını protesto etmekolduğu değerlendirilmiştir.
- İddianamede başvurucunun adresinde yapılan aramadaDHKP/C terör örgütünün yayın organıolduğu ileri sürülen "Bağımsızlık DemokrasiSosyalizm İçin Yürüyüş" isimli derginin 281., 481., 496., 495.(yasaklama ve toplatma kararı bulunduğu), 254., 255. sayılarına, DHKP/C terörörgütünün yayın organı olduğu ileri sürülen "Emperyalizme ve OligarşiyeKarşı Yürüyüş" isimli derginin 18. sayısına, Tavır yayınlarına aitA.K.nın yazdığı "Canan ve Zehra" isimli kitaba (yasaklama vetoplatma kararı bulunduğu), "Ne Kitaplar" yayınlarına ait"And Dağlarından Anadolu’ya Devrimci Müzik Geleneği ve SıyrılıpGelen-Grup Yorum" isimli kitaba, Boran yayınlarına ait "BüyükDireniş-1 122 Şehit" isimli kitaba (yasaklama ve toplatma kararıbulunduğu), Boran yayınlarına ait "Kızıldere Destanı" isimlikitaba el konulduğu belirtilmiştir.
-İddianamede sonuç olarak şüphelilerin sürdürdüklerieylemlerin DHKP/C terör örgütüne özgü bir eylem olduğu, söz konusu eylemlerinülke genelinde örgütün organizesinde bir kampanya şeklinde yürütüldüğü, ülkegenelinde yapılan eylemlerin örgüte müzahir internet sitelerindesahiplenildiği, şüphelilerin eylemlerinin terör örgütünün talimatıyla yapıldığıve bu nedenle şüphelilerin DHKP/C terör örgütü içinde faaliyet yürütmeksuretiyle bu örgütün üyesi oldukları ve örgüt adına zincirleme şekilde terörpropagandası yaptıkları ileri sürülmüştür.
29. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi 8/9/2017 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/48 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır.
30. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi 19/10/2017 tarihliduruşmada başvurucu hakkında verilen konutu terk etmemek suretiyle adli kontrolkararının kaldırılmasına, başvurucunun her hafta cumartesi günü ikametgâhına enyakın karakola imza vermek suretiyle adli kontrol altına alınmasına kararvermiştir.
31. Savcılık 22/1/2020 tarihli duruşmada esas hakkındakimütalaasını sunmuştur. Savcılık, mütalaasında iddianamedeki hususlarıyinelemiştir. Savcılık 22/1/2020 tarihli duruşmada esas hakkındaki mütalaasınısunmuş ve mütalaasında iddianamedeki hususları yinelemiştir.
32. Dava ilk derece mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
33. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. EsraÖzkan Özakça, [GK] B. No: 2017/32052, 8/10/2020, §§ 36-52.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 13/1/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
35. Başvurucu; Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafındanmevcut delil durumu dikkate alınarak konutu terk etmeme tedbirine başvurulmasıtalebinin reddedilmesine rağmen itiraz üzerine Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinceyineaynı delil durumu gerekçe gösterilerek bu tedbire başvurulmasının çelişkiliolduğunu, kişi özgürlüğünü ciddi derecede sınırlayan bu tedbirin hiçbir hukukidayanağının bulunmadığını, açlık grevinde bulunduğu sırada bu tedbirebaşvurulmasının ölçülü olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
36. Başvurucu ayrıca Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğininverdiği karara karşı Cumhuriyet savcısının yaptığı itirazın duruşmasız olarakdeğerlendirildiğini, itiraz üzerine hakkında daha ağır bir karar verildiğini,kendisinin itirazının ise sonuçsuz kaldığını belirterek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
37. Bakanlık görüşünde; başvuruya konu koruma tedbirininkanuni bir dayanağının olduğu, bu tedbire başvurucunun duruşmalara gelmesini veyargılamanın bir an önce bitirilmesini sağlamak amacıyla başvurulduğu ifadeedilmiştir. Bakanlığa göre tedbir kararı verilmeden önce başvurucunundinlenilmesi, delillere karşı diyeceklerinin başvurucuya sorulması vesonrasında itiraz imkânı sağlanmasından dolayı başvurucu usule ilişkingüvencelerden yararlanmıştır.
38. Bakanlık ayrıca adli kontrol tedbirlerinintutuklamaya göre kişi özgürlüğünü daha az kısıtladığına ve kişitutuklanmaksızın muhakemenin yapılabilmesini sağladığı için tutuklama yerinegeçmek üzere ihdas edildiğine dikkat çekmiştir. Bakanlık, tutuklamayaalternatif bir koruma tedbiri olan adli kontrolün bu özelliği ile tutuklamayaancak istisnai hâllerde başvurulması kuralının işlerlik kazanmasına katkıdabulunduğuna değinmiş; dolayısıyla başvurucuya isnat edilen suçun kanunlardaöngörülen cezasının ağırlığı dikkate alındığında onun yargı sürecine katılımınısağlamak için tutuklama tedbirine göre daha hafif olan söz konusu tedbirehükmedilmesinin -derece mahkemelerinin geniş takdir payı da düşünüldüğünde-elverişli ve gerekli bir tedbir olduğunu değerlendirmiştir.
B. Değerlendirme
39. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği"kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birincicümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti vegüvenliğine sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılanve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Bu itibarla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinde güvencealtına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
1. UygulanabilirlikYönünden
41. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinkullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik veya olağanüstühallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla,durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veyatamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırıtedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlardada, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşamahakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan,düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz;suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncayakadar kimse suçlu sayılamaz."
42. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme, Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).
43. Anayasa Mahkemesi Esra Özkan Özakça kararındaolağanüstü hâl döneminde DHKP/C terör örgütüyle bağlantılı bir suç dolayısıylauygulanan konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin hukukiliğininincelenmesinde Anayasa'nın 15. maddesini dikkate almıştır. Buna göre incelemesırasında öncelikle tedbirin Anayasa'nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzereilgili maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecekve aykırılık saptanması hâlinde Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Esra Özkan Özakça,§§ 64-66). Eldeki başvuruda da anılan karardaki değerlendirmeden ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır.
2. Kabul Edilebilirlik Yönünden
44. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan bu bölümdeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
3. Esas Yönünden
a. MüdahaleninVarlığı
45. Anayasa Mahkemesi Esra Özkan Özakça kararında;konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin kişilerin fizikselözgürlük alanını yalnızca ikamet ettiği konutun içiyle sınırlandırması,elektronik kelepçe takılmak suretiyle infazının söz konusu olması, gün boyuncakesintisiz olarak devam etmesi ve tedbir şartlarının ihlali hâlinde kişihakkında tutuklama tedbirinin uygulanmasına karar verilebilmesi nedeniyleanılan tedbirin -niteliği, uygulanış şekli ve özellikleri itibarıyla- hareketserbestisi üzerindeki sınırlayıcı etkisinin derece ve yoğunluk olarak seyahathürriyetine nazaran oldukça ileri bir boyutta olduğu ve kişi hürriyeti vegüvenliği hakkına müdahale teşkil ettiği sonucuna ulaşmıştır (Esra ÖzkanÖzakça, §§ 68-76). Eldeki başvuruda da anılan karardaki değerlendirmedenayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
b. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
i. Genelİlkeler
46. Genel ilkeler için bkz. Esra Özkan Özakça, §§78-84.
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
47. Başvurucu, terör örgütü üyesi olma ve terör örgütününpropagandasını yapma suçlarından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu'nun 109. maddesi uyarınca adli kontrol tedbirine tabitutulmuştur. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan adli kontrol tedbirininkanuni dayanağı bulunmaktadır.
48. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan adli kontroltedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce önkoşul olan "suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti" bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
49. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleriincelendiğinde başvuruya konu tedbirin dayanağını oluşturan suçlamalarıntemelinde, olağanüstü hâl döneminde alınan tedbirler kapsamında- devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK'ca karar verilen yapı, oluşum veyagruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahutbunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle KHK ile kamu görevinden çıkarılmasıüzerine Yüksel Caddesi'nde gerçekleştirilen oturma eylemlerinin olduğugörülmektedir. Soruşturma mercileri; başvurucunun da dâhil olduğu bazı kişilertarafından gerçekleştirilen bu eylemlerin esasen DHKP/C terör örgütünün emir vetalimatları doğrultusunda örgütün amacına hizmet etmek ve propagandasını yapmakmaksadıyla gerçekleştirildiğini ileri sürmüş ve başvurucuya da ifadesisırasında bu yönde sorular yöneltmiştir (bkz. § 18).
50. Bu bağlamda yöneltilen suçlamalara ilişkin olaraksoruşturma mercilerince DHKP/C ile bağlantılı olduğu değerlendirilenoluşumların faaliyetlerine, başvurucunun S.Ö. ve N.G. tarafından -kamugörevinden çıkarılmaları sonrasında- başlatılan oturma eyleminin vesonrasındaki açlık grevinin bir hak arama yolu olmaktan çıkarak terör örgütününamaçlarına hizmet eden bir faaliyete dönüşmesine, başvurucunun da sonradandâhil olduğu bu eylemlerin DHKP/C terör örgütünün yayın organları tarafındansahiplenilmesine, bu kapsamda bir dergide, internet üzerinden yayın yapan birtelevizyon kanalında ve sosyal medya hesaplarında açıklamalar yapılmasına vemesajlar paylaşılmasına, ayrıca bazı gösterilerde pankartlar taşınmasınadeğinildiği görülmektedir (bkz. § 28).
51. Belirli koşullarda ifade özgürlüğünün görünümlerindenbiri olarak kabul edilebilecek olan oturma veya açlık grevinde bulunmaeylemlerinin başlı başına bir suç konusu edilmemesi gerektiği açıktır. Bununlabirlikte bu eylemlerin icra edilmesinin terörle bağlantılı bir faaliyetolduğuna ilişkin olguların bulunması ya da eylemler sırasında terör örgütününcebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerine yönelik övgü, meşrulaştırma ya dateşvik etme niteliğinde davranışlar sergilenmesi durumunda bu tür faaliyetlerinsuç olarak değerlendirilmesi söz konusu olabilir (Esra Özkan Özakça, §89).
52. Bu bağlamda başvurucunun suça konu edilen vedolayısıyla hakkındaki konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin dayanağınıoluşturan oturma ve açlık grevi eylemlerinin DHKP/C terör örgütününtalimatlarıyla ve bu örgütün amaçları doğrultusunda gerçekleştiğine dairsoruşturma mercilerince dayanılan olgular genel olarak bu örgüt ile bağlantılıolduğu değerlendirilen bazı platformlarda söz konusu eylemlerin savunulması vedesteklenmesidir. Buna karşılık başvurucunun bu eylemleri örgütsel bir ilişkiiçinde gerçekleştirdiğine veya bunun başvurucu bakımından örgütsel bir tavırolarak sergilendiğine yönelik olarak soruşturma belgelerinde somut bir olguyaveya tespite yer verilmemiştir. Yine suçlamaya dayanak olarak gösterilen yayınve açıklamaların yapılmasına başvurucunun ne şekilde bir katılımının olduğu dabelirtilmemiştir (benzer yönde bkz. Esra Özkan Özakça, § 90).
53. Başvurucu; Yüksel Caddesi'ndeki oturma eyleminekatılmasının kamu görevinden çıkarılması dolayısıyla gerçekleştiğini, bueylemlere temel olarak işten çıkarılmasını protesto etmek, ihraç edilen veişini isteyen diğer insanlara destek olmak amacıyla katıldığını, bunu bir hakarama yolu olarak seçtiğini ifade etmektedir. Somut olayın koşullarındabaşvurucunun eylemleri değerlendirilirken olayların gelişiminin gözardıedilmemesi gerekmektedir. Bu bağlamda soruşturma mercilerince yapılantespitlere göre kamu görevinden çıkarılan kişilerden N.G. 9/11/2016 tarihindeanılan yerde oturma eylemi yapmaya başlamış, S.Ö. de 23/11/2016 tarihindenitibaren bu oturma eylemine katılmıştır. Bu süreçte kendisi de kamu görevindençıkarılan başvurucunun bu eylemlere katıldığı yönünde bir tespit ve iddiabulunmamaktadır. Başvurucu kendisinin de meslekten ihraç edilmesi üzerine şubatayında oturma eylemlerine iştirak etmiştir.
54. Başvurucuda ele geçirilen kitap ve dergileriniçerikleri hakkında bir değerlendirme yapılmamış, dergi içeriğinde yer alanaçıklamaların ve yazıların hangi sebeplerle terörizmi, terörü ve şiddetimeşrulaştırdığı, övdüğü ya da bunları teşvik ettiği ortaya konulmamıştır. Öteyandan bir kısmı hakkında yasaklama ve toplatma kararı bulunduğu ileri sürülenyayınların savunulması ya da propagandası amaçlanmadıkça salt bu yayınlarınbulundurulmasının kuvvetli suç şüphesi oluşturmadığını belirtmek gerekir. Somutolayda da başvurucunun bu yayınları savunduğu ya da terör örgütününpropagandası amacıyla kullandığı gösterilememiştir.
55. Bu itibarla eldeki belgelere göre somut olaydabaşvurucu yönünden suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin soruşturmamakamlarınca yeterince ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.
56. Anayasa Mahkemesince varılan bu sonuç karşısındakonutu terk etmeme tedbiri bakımından meşru bir amacın bulunup bulunmadığınınveya bu tedbirin ölçülü olup olmadığının incelenmesine gerek görülmemiştir.Yine söz konusu tedbirin esasına ilişkin olarak hak ihlalinin bulunduğununtespit edilmiş olması nedeniyle tedbire hükmedilirken duruşma yapılmadığına vetedbire yönelik itirazın incelenmediğine yönelik şikâyetlerin de ayrıcaincelenmesine gerek olmadığı değerlendirilmiştir.
57. Açıklanan gerekçelerle suç işlediğine dair kuvvetlibelirtiler ortaya konulmadan başvurucu hakkında konutu terk etmeme tedbirininuygulanmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak olağandönemde Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olduğu sonucunavarılmıştır.
58. Bununla birlikte anılan tedbirin Anayasa'nınolağanüstü dönemlerde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını vesınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığınınincelenmesi gerekir.
4. Anayasa'nın15. Maddesi Yönünden
59. Somut olayda Anayasa Mahkemesince soruşturmamakamlarının suç işlediğine dair belirtileri somut olgularla ortaya koymadanbaşvurucu hakkında anılan tedbire başvurdukları sonucuna varılmıştır. Bu itibarlaAnayasa'nın olağanüstü hâl döneminde temel hak ve özgürlüklerinkullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesininbaşvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik olarak Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen güvencelere aykırı bu müdahaleyi meşrukılmadığı değerlendirilmiştir (benzer yönde bkz. Esra Özkan Özakça, §§97-103).
60. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiylebirlikte değerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
Kadir ÖZKAYA bu görüşe katılmamıştır.
5. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
61. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
62. Başvurucu, uygun görülen bir tazminata hükmedilmesitalebinde bulunmuştur.
63. Başvuruda, konutu terk etmeme şeklindeki adli kontroltedbirinin hukuka aykırı olması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncüfıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Başvurucu hakkındaki davadakonutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri 19/10/2017 tarihinde sonaermiştir. Dolayısıyla bu yönüyle ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması içintazminat ödenmesi dışında yapılması gereken bir hususun bulunmadığıanlaşılmaktadır.
64. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olanmanevi zararları karşılığında başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 3.600 TL vekâletücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirininhukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirininhukuka aykırı olması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasındagüvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNEKadir ÖZKAYA'nın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 25. Ağır CezaMahkemesine (E.2017/48) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 13/1/2021 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Başvuru, konutu terk etmeme adli kontrol tedbirininhukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
Mahkememiz çoğunluğu tarafından başvurucu hakkındauygulanan konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin hukukiliği bağlamındakuvvetli suç belirtisinin bulunmadığı gerekçesiyle Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrası kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğinekarar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki terörle bağlantılı suçlarailişkin soruşturma ve kovuşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi veözellikle kişilerin kaçmalarının engellenmesinde tutuklama tedbiri ile konututerk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri dışındaki koruma tedbirlerininyetersiz kalabileceği akılda tutulmalıdır. Ayrıca terör suçlarından soruşturulankişilerin bu örgütlerin yapısı ve bağlantıları dolayısıyla yurt dışınakaçmasının ve yurt dışında barınmasının diğer kişilere göre daha kolay olduğugöz önüne alınmalıdır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yıldırım Ataş,B. No: 2014/4459, 26/10/2016, § 60; Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272;Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 78, 79).
Bunun yanı sıra terör suçlarınınsoruşturulması/kovuşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıyabırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar vegüvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla vesuçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye nedenolabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz.Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214).
Başvurucu hakkındaki somut olayı belirtilen çerçeveiçerisinde değerlendirdiğimde,08.10.2020 günlü ve 2017/32052 başvuru numaralıkararda kullandığım karşı oyda belirttiğim nedenlerle başvurucu hakkındauygulanan konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin anayasaya uygunolduğu kanaatine ulaşmaktayım.
Bu nedenle başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının İHLAL EDİLDİĞİNE ilişkin karara iştirak edemedim.
Başkan
Kadir ÖZKAYA