TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NAZİF ÇALIKOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5468)
Karar Tarihi: 18/6/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Nazif ÇALIKOĞLU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 5/5/2005 tarihinde İstanbul 8. İş Mahkemesindeaçtığı alacak ve tazminat davasının 2/11/2010 tarihinde zamanaşımı nedeniylereddedildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 8/7/2013 tarihinde İstanbul 7. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 26/11/2013 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
I.4. Birinci Bölümün12/12/2013 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneğigörüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 17/1/2014tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, 5/5/2005 tarihinde, bir şirket aleyhineİstanbul 8. İş Mahkemesinde açtığı davada, 21/12/1991 ilâ 17/4/2005 tarihleriarasında davalıya ait işyerinde çalıştığını, 17/4/2005 tarihinde işverentarafından iş akdinin feshedildiğini, 1/10/1992 ilâ 31/3/1995 tarihleriarasındaki dönem için düzenlenen toplu iş sözleşmesi hükümleri ile belirlenenücretlerin eksik ödendiğini ileri sürerek, ücret alacağı ve tazminatlarıntahsilini talep etmiştir.
8. Mahkeme, 2/11/2010 tarih ve E.2005/360, K.2010/922 sayılıkararla, başvurucunun alacaklarının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanınreddine karar vermiştir.
9. Temyiz üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 14/5/2013tarih ve E.2011/7272, K.2013/14363 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.
10. Karar, 5/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
11. Başvurucu, 8/7/2013tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
12. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usulekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
13. 22/5/2003 tarih ve 4857sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin son fıkrası şöyledir:
“Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.”
14. 30/1/1950 tarih ve 5521sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İş Kanununa göre işçi sayılankimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarındaistisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleriarasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğanhukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde işmahkemeleri kurulur.”
15. 5521 sayılı Kanun’un 7.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlkoturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veyavekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esashakkında hüküm verilir.”
16. 5521 sayılı Kanun’un 15.maddesi şöyledir:
“Bu Kanunda sarahat bulunmıyanhallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”
17. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgilihükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıfyaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleriuygulanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 8/7/2013 tarih ve 2013/5468 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu, 5/5/2005 tarihinde İstanbul 8. İş Mahkemesindeaçtığı alacak ve tazminat davasında beş yıl yargılama yapıldıktan sonra,alacakların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine kararverildiğini, davalı şirket ile 1/10/1992 ilâ 31/3/1995 tarihleri arasındakidönemi kapsayan toplu iş sözleşmesi düzenlendiğini, buna göre maaşına %48 zamyapıldığını, bu zammın ilk altı ay uygulandığını, ikinci altı ayda sendikatarafından muvafakati olmadan zammın geri alındığını, çalıştığı süre boyuncaişini kaybetmemek için dava açmadığını ve maaşlarının yıllarca eksiködendiğini, İstanbul 8. İş Mahkemesince delillerinin toplanmadığını vetanıklarının dinlenmediğini, bilirkişi raporunda belirtilen eksik belgelerintoplanmadığını, davalının cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunmasınarağmen Mahkemece beş buçuk yıl boyunca yargılamaya devam edildiğini, önceliklezamanaşımı definin karara bağlaması gerektiğini ve bu defi yerinde görüldüğündedavanın en geç ikinci celsede reddedilebileceğini, zamanaşımı nedeniyle davanınreddinin de yanlış olduğunu, Yargıtayın buna rağmenkararı onadığını ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi tazminat ödenmesinitalep etmiştir.
B. Değerlendirme
20. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,İstanbul 8. İş Mahkemesinde açtığı davada delillerin eksik ve hatalıdeğerlendirilmesi sonucunda davanın reddine karar verilmesinin adil yargılanmahakkını ihlal ettiğini ileri sürdüğü anlaşılmış olup bu iddialar yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu için adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamındadeğerlendirilmiştir. Başvurucunun makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyleadil yargılanma hakkının ihlali iddiası ise ayrıca incelenmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın SonucununAdil Olmadığı İddiası Yönünden
21. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
22. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
23. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
24. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası içermesi ve budurumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlaletmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No:2012/1027, 12/2/2013, § 26).
25. Somut olayda başvurucu, 5/5/2005tarihinde İstanbul 8. İş Mahkemesinde açtığı alacak ve tazminat davasında beşyıldan fazla yargılama yapıldıktan sonra, alacakların zamanaşımına uğradığıgerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, çalıştığı süre boyunca işindenolmamak için dava açmadığını ve maaşlarının yıllarca eksik ödendiğini,Mahkemece delillerinin toplanmadığını ve tanıklarının dinlenmediğini, bilirkişiraporunda belirtilen eksik belgelerin getirtilmediğini, zamanaşımı nedeniyledavanın reddinin de yanlış olduğunu, Yargıtayın bunarağmen kararı onadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
26. Başvurucuya ait davadilekçesinin davalıya tebliğinden sonra davalının süresi içinde zamanaşımıdefinde bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, başvurucunun tanık dinletmetalebinin reddine ve bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi,zamanaşımı definin ve davanın kabulü veya reddi hususundaki hukuki durumunMahkemeye ait olduğunu belirterek, başvurucunun talep ettiği alacakların hesaplanmasıiçin toplu iş sözleşmelerinin ve başvurucunun aldığı ücretlere dair belgeleringetirtilmesi gerektiğini bildirmiştir. Mahkemece raporda belirtilen eksikbelgelerin toplanmadığı anlaşılmıştır. Başvurucunun rapora itirazı üzerinealınan ek raporlarda da aynı eksikliklerin gösterildiği belirlenmiştir.Mahkeme, ücret zammının başlangıcının 1/4/1993 tarihi olup davanın 5/5/2005tarihinde açıldığı, zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddinekarar vermiştir. Dolayısıyla bilirkişinin rapor ve ek raporların belirttiğieksikliklerin tamamlanmasına gerek kalmadığı ve davanın ret gerekçesi dikkatealındığında tanık dinlenmesinin davaya katkısı olmayacağı anlaşılmıştır.
27. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün derece Mahkemesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
28. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınDerece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıtsunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
29. Açıklanan nedenlerle, başvurucutarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu vederece Mahkemesi kararının bariz bir takdir hatası içermediği anlaşıldığından,başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığıİddiası Yönünden
30. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezliknedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bubölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir
2. Esas Yönünden
31. Başvurucu, açtığı tazminat ve alacak davasının makulolmayan bir sürede tamamlandığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
32. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
33. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
34. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması,yargının görevidir.”
35. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
36. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
37. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır.
38. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzunsüren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferidendeğerlendirilmesi gerekir (B.No:2012/13, 2/7/2013, §40).
39. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
40. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süredeğerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tümgecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmeksuretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğusaptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §46).
41. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre değişebilen,başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
42. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalarailişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvurukonusu olayda işçi alacaklarının ve tazminatlarının ödenmesi amacıyla açılanbir davanın söz konusu olduğu görülmekle, 5521 ve 6100 sayılı Kanunlarda yerverilen usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medenihak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
43. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından5/5/2005 tarihidir.
44. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesininbireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisininbaşladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak süre, 23/9/2012tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibarengeçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51). Sürenin bitiş tarihi iseyargılamanın sona erdiği tarihtir.
45. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekiliarasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarındandoğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altınaalınmıştır.
46. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucuniteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerindışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konununuzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimdesonuçlandırılmasını amaçlamıştır.
47. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süreiçinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurmaödevi yükler. İşçi alacaklarının eksik ödendiği iddiasıyla açılan alacak vetazminat davasında derhal bir yargı kararı verilmesinde işçinin önemli birkişisel yararı bulunmaktadır. Bu nedenle iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesihususunda yargı organlarının özel bir itina göstermesi gerekir.
48. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makulsürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100 sayılı Kanun’un 447.maddesiyle 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde olduğu gibi daha önce yürürlüğegirmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış vebunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılamausulü getirilmiştir. Dolayısıyla işçi alacaklarının ve tazminatlarının ödenmesiamacıyla açılan davalarda takip edilmesi gereken yargılama usulü, 6100 sayılıKanun’un yürürlüğe girdiği 1/10/2011 tarihinden itibaren basit yargılama usulüolmuştur.
49. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalardauygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısabir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ilesonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).
50. Başvuru konusu olayda, başvurucu tarafından toplu işsözleşmelerinden kaynaklanan alacak ve tazminatların ödenmesi amacıyla 5/5/2005tarihinde İstanbul 8. İş Mahkemesinde dava açılmıştır. Davalı, cevap dilekçesiile zamanaşımı definde bulunmuş, Mahkemece 2/11/2010 tarihinde alacaklarınzamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davanınaçıldığı tarihten, hüküm verildiği tarihe kadar dört yıl altı ayı aşkın birsüre geçmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 14/5/2013 tarihindehüküm onanmış ve karar düzeltme yolu kapalı olan hüküm anılan tarihtekesinleşmiştir. Bu durumda iki dereceli yargılama sisteminde davanın sekiz yılıaşkın bir süre devam ettiği anlaşılmaktadır.
51. İlk derece mahkemesinde davanın açıldığı 5/5/2005tarihinde, aynı konuda, tarafları farklı olan yirmi beş ayrı dava açıldığı veyargılamalarının aynı şekilde devam ettiği anlaşılmaktadır. Yargılama sırasındatarafları farklı olan, fakat konuları aynı olan İstanbul 2., 3. ve 6. İşMahkemelerindeki dava dosyalarının sonuçlanmaları beklenilmiş ve Mahkemece uzunbir süre başka bir usuli işlem yapılmamıştır. Anılandava dosyalarının sonuçlanmasından sonra Mahkemece bilirkişi raporu alınmasınakarar verilmiştir. Bilirkişi, raporda, zamanaşımı definin olduğunu, davanınkabulü veya reddi hususundaki takdirin Mahkemeye ait olduğunu, ancak alacak vetazminatların hesaplanması için toplu iş sözleşmeleri ile başvurucunun maaş vediğer ücretlerinin araştırılması gerektiğini bildirmiştir. Başvurucu vekilininrapora itiraz etmesi üzerine ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Ek raporunalınmasından sonra başvurucu vekilinin itirazı üzerine ikinci ek raporalınmıştır. İlk raporda belirtilen eksiklikler tamamlanmadan ek raporlarınalınmasına karar verildiği görülmektedir. Akabinde başvurucu vekilinin, ikinciek raporun da sonuç kısmını kabul etmediğini bildirerek davanın kabulünü talepettiği, Mahkemece aynı duruşmada davanın reddine karar verildiği belirlenmiştir.
52. Başvurucu vekilinin yargılama süresince bir duruşmayamazeret bildirerek katılmadığı, Mahkemece mazeret kabul edilerek duruşmanınertelenmesine karar verildiği, bu duruşma dışında başvurucunun mazereti veyakusuru nedeniyle ertelenen duruşmanın olmadığı anlaşılmıştır. İlk derecemahkemesi nezdindeki duruşma aralıklarının ortalama üç ay olduğuanlaşılmaktadır.
53. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konutoplu iş sözleşmesinden kaynaklandığı ileri sürülen tazminat ve alacaklarınödenmesi amacıyla açılan dava; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddiolayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, tarafsayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır.Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usulihaklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemliölçüde sebep olduğu da söylenemez.
54. Başvurunun konusu olan tazminat ve alacak davasındayargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde, davalınıncevap dilekçesinde zamanaşımı defini ileri sürmesine rağmen, ilk derecemahkemesince farklı mahkemelere ait dava dosyalarının sonuçlanmasınınbeklenildiği ve bilirkişi rapor ve ek raporlarının alındığı, sonuç olarak yargılamanıntemyiz süreciyle beraber makul olmayan bir süre olan sekiz yılı aşkın birsüreçte tamamlandığı görülmektedir. İşçi alacağı ve iş hukukuna dayalı tazminatdavalarının niteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunundavadaki menfaati dikkate alındığında, bu sürenin makul olmadığı açıktır.
55. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
56. Başvurucu, alacak ve tazminat davasının reddedilmesi veuzun süren yargılama nedeniyle 275.000,00 TL tazminat ödenmesini talepetmiştir.
57. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
58. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde debulunulmuş olup, mevcut başvuruda makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyleAnayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber,tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağıbulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebinin reddinekarar verilmesi gerekir.
59. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği nazara alındığında, başvurucuya yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında takdiren7.650,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
60. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
61. Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Yargılamanın sonucunun adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
3. Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya 7.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
C. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
18/6/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.