TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NAZİF KILIÇ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5162)
Karar Tarihi: 15/6/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Fatma KARAMAN ODABAŞI
Başvurucu
:
Nazif KILIÇ
Vekili
:
Av. Kılıç Kağan KILIÇLI
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, dere ıslah çalışmaları sırasında mülkiyeti belediyeyeait olan taşınmaz üzerindeki gecekondunun yıkılması ve ağaçların sökülmesikapsamında enkazın ve ağaçların bedelinin ödenmemesi sebebiyle mülkiyet hakkıve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 2/4/2014 tarihinde İstanbul Anadolu 27. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 22/7/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 5/1/2016 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 1/2/2016 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. İstanbul ili Kadıköy ilçesi KüçükbakkalköyMahallesi 1870 ada 2 parsel sayılı taşınmaz, Türkiye Cumhuriyeti BaşbakanlıkToplu Konut İdaresi adına kayıtlı iken 1991 yılında Kadıköy Belediye Başkanlığı(Belediye) adına tescil edilmiş olup başvurucu, anılan taşınmaz üzerinde tekkatlı bir gecekondu inşa ettirmiş ve taşınmaz üzerine çok sayıda ağaçdikmiştir.
8. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün (İSKİ)Belediyeye gönderdiği 10/7/2004 tarihli ve 4071 sayılı yazı ile Kurbağalıdere ıslah çalışmaları kapsamında atık su kaçaklarınıntamamen kesilebilmesi için derenin ve kollarının sağında ve solunda kadastral sınırları ihlal ederek yapılmış işgallerinkaldırılması, kadastral sınırların kaçak yapılaşmayakarşı muhafaza edilmesi ve tecavüzlü parsellerin kadastralsınırlarına çekilmesi talep edilmiştir.
9. Belediye İmar İşleri Müdürlüğü tarafından Belediye ZabıtaMüdürlüğüne gönderilen 17/9/2004 tarihli ve 408806 sayılı yazı ile Kurbağalıdere ıslah çalışmaları kapsamında kalan vearalarında başvurucunun da bulunduğu isimleri belirtilen kişilere aitgecekonduların boşaltılması için tebligat yapılması istenmiştir.
10. Başvurucu, sahibi bulunduğu gecekondunun bütünleyiciparçaları ile birlikte maliyet, inşaat ve yıkımın gerçekleşmesi hâlinde enkazbedelinin tespit edilmesi için Kadıköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/242Değişik İş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunmuş; bu kapsamdaalınan 8/10/2004 tarihli bilirkişi raporunda başvurucuya ait yaşları 13 ile 17arasında değişen ağaçların toplam bedeli 4.640 TL olarak tespit edilmiş;11/10/2004 tarihli bilirkişi raporunda ise başvurucuya ait bina veeklentilerinin bedeli 23.780 TL, işçilik hariç enkaz bedeli 15.457 TL olaraktespit edilmiştir.
11. Başvurucunun gecekondusu 1/12/2004 tarihinde yıktırılmış veağaçları sökülmüştür.
12. Başvurucu 1980 yılından bu yana hiçbir engelleme ilekarşılaşmadan ailesi ile birlikte yaşadığı, Belediye hizmetlerindenyararlandığı, emlak vergilerini yatırdığı gecekondusunun yıkılması veağaçlarının sökülmesi nedeniyle kendisine hiçbir bedel ödenmediğini belirterektazminat istemiyle İSKİ, Belediye ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı(Büyükşehir Belediyesi) aleyhine 14/9/2007 tarihinde Kadıköy 6. Asliye HukukMahkemesinde dava açmıştır.
13. Mahkemenin 26/6/2008 tarihli ve E.2007/365, K.2008/185sayılı kararı ile İSKİ'nin başvurucuya ait gecekondunun yıkılması veya yıkımkararı alınmasıyla ilgili hiçbir eylem ve işleminin bulunmadığı gerekçesiyleİSKİ aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, bir hizmetin ifasısırasındaki idari eylemden dolayı uğranılan zararların tahsiline ilişkindavalarda idari yargı görevli olduğundan diğer davalılar aleyhine açılan davadayargı yeri bakımından dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
14. Temyiz üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14/1/2009tarihli ve E.2008/14267, K.2009/440 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesininkararı onanmıştır.
15. Yargıtay onama ilamından sonra başvurucu, taleplerini tekrarederek İSKİ, Belediye ve Büyükşehir Belediyesi aleyhine 24/3/2009 tarihindeİstanbul 4. İdare Mahkemesinde 28.420 TL tazminat talepli tam yargı davasıaçmıştır.
16.Mahkemenin 24/11/2009 tarihli ve E.2009/450, K.2009/1572sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:
"Kamu yararı doğrultusunda yürütülen kamuhizmetinin icrası amacıyla yıkılan bina veya gecekondunun değeri için bedelödenebilmesi için üzerinde yer aldığı taşınmazın mülkiyetinin ilgiliye aitolması veya taşınmazı tapu tahsis belgesine istinaden kullanması gereklidir.Başka bir deyişle taşınmazı kullanmasını gerektiren hukuken haklı ve geçerlibir nedenin bulunması zorunludur.
Olayda, davacının gecekondusunun kamu yararıdoğrultusunda dere ıslah çalışması kapsamında yıkıldığı, gecekondunun üzerindeyer aldığı taşınmazın mülkiyetinin Kadıköy Belediyesine ait olduğu ve taşınmaziçin tapu tahsis belgesi de bulunmadığı, dolayısıyla davacının taşınmazdaişgalci olduğu, gecekondusu için korunmaya değer bir hakkının bulunmadığıgörüldüğünden tazminat ödenebilmesi için gerekli şartların oluşmadığı sonucunavarılmaktadır."
17. Temyiz üzerine Danıştay OndördüncüDairesinin 16/10/2012 tarihli ve E.2011/7919, K.2012/7175 sayılı ilamıylahükmün onanmasına karar verilmiştir.
18. Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 9/1/2014 tarihli veE.2013/4043, K.2014/749 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
19. Karar, başvurucuya 3/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
20.Başvurucu 2/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B.İlgili Hukuk
21. 20/7/1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun 2.maddesi şöyledir:
"Bu kanunda sözü geçen (Gecekondu) deyimiile, imar ve yapı işlerini düzenliyen mevzuata vegenel hükümlere bağlı kalınmaksızın, kendisine ait olmıyanarazi veya arsalar üzerinde, sahibinin rızası alınmadan yapılan izinsiz yapılarkastedilmektedir."
22. 775 sayılı Kanun'un 18. maddesinin ilgili bölümlerişöyledir:
"Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihtensonra, belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere, Hazineye, özelidarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya Devletin hükümve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak, daimiveya geçici bütün izinsiz yapılar, inşa sırasında olsun veya iskan edilmişbulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devletzabıtası tarafından derhal yıktırılır.
Yıkımsırasında lüzum hasıl olduğunda, belediyeler ilgili mülkiye amirlerinebaşvurarak yardım istiyebilirler. Mülkiye amirleri,Devlet zabıtası ve imkanlarından faydalanmak suretiyle, izinsiz yapıların yıkımkonusunda yükümlüdürler."
23. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun722. maddesi şöyledir:
"Bir kimse kendiarazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıdakendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazininbütünleyici parçası olur.
Ancak,sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zararayol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzerebunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir.
Aynıkoşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızınyapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzeresökülüp kaldırılmasını isteyebilir."
24. 4721 sayılı Kanun'un 728. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Başkasının arazisi üzerinde kalıcıolması amaçlanmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak, baraka ve benzeri hafifyapılar, bunların malikine aittir. "
25. 4721 sayılı Kanun'un 729. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Bir kimse başkasının fidanını kendiarazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasınınarazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veyataşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır."
26. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 9. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Çözümlenmesi Danıştayın,idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargıyerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, buhusustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içindegörevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihiolarak kabul edilir."
27. 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
" Görevli olmayan adli ve askeri yargımercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradanidari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareyebaşvurma şartı aranmaz."
IV.İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 15/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
29.Başvurucu, dere ıslah çalışmaları kapsamında mülkiyetiBelediyeye ait bulunan taşınmaz (arazi) üzerine kendisi tarafından inşa edilengecekondunun yıkılmasına ve bahçede bulunan ağaçların kaldırılmasına rağmengecekondu enkaz bedeli ile sökülen ağaç bedellerinin kendisine ödenmediğini, buhususta yargı mercilerinde açtığı davaların reddedildiğini, gecekonduyu 1980yılından 2004 yılına kadar hiçbir engelleme ile karşılaşmadan ailesiylebirlikte kullandığını, Belediyenin tüm hizmetlerinden yararlandığını, yıllarcabina emlak vergilerinin kendisinde tahsil edildiğini, uzun yıllar sessizkalınarak taşınmazın (arazi) kullanılmasına zımnen rıza gösterildiğini, taputahsis belgesi bulunmamasının enkaz bedeli ödenmesine engel teşkiletmeyeceğini, kendisi ile benzer durumda olan kişilere enkaz bedellerininödendiğini belirterek Anayasa'nın 10. ve 35. maddelerinde tanımlanan eşitlikilkesi ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yeniden yargılamayapılması, yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar görülmemesi hâlinde isemaddi ve manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkıyla bağlantılıolarak eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürmekle birliktebaşvurucunun hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz kaldığına dair somutbir bilgi veya belge sunmadığı görülmektedir. Bu nedenle başvurucunun ihlaliddiaları mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
31. Başvurucunun, mülkiyeti Belediyeye ait bulunan taşınmaz(arazi) üzerine kendisi tarafından inşa edilen gecekondunun yıkılmasına vebahçede bulunan ağaçların kaldırılmasına rağmen gecekondu enkaz bedeli ilesökülen ağaç bedellerinin kendisine ödenmemesi sebebiyle mülkiyet hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olmamasıve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden debulunmaması nedeniyle başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı ve Türü
32. Bireysel başvuru yoluyla mülkiyet hakkının ihlali iddiasınınileri sürülebilmesi için mülkiyetin konusu "sahip olunan bir mülk"e ihlal sonucunu doğuracak bir müdahaleninbulunması gerekmektedir. Mülkiyet hakkı kapsamında sahip olunan şey"mevcut bir şey" olabileceği gibi "mal varlığına ilişkindeğerler" de olabilir (Selçuk Emiroğlu,B. No: 2013/5660, 20/3/2014, §§ 26, 28).
33. Anayasa'nın 35. maddesinde yer verilen mülkiyet kavramı,kapsam itibarıyla 4721 sayılı Kanun'da yer alan mülkiyet kavramı ile sınırlıolmamakla birlikte taşınmaz mülkiyetinin Anayasa'nın 35. maddesindeki güvencekapsamına girdiğine kuşku yoktur (Ayşe Öztürk,B. No: 2013/6670, 10/6/2015, § 80).
34. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)ortak koruma alanındaki mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabuledilen mülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olupyasal düzenlemeler ile yargı içtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorumile ele alınmalıdır (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 10/6/2015, § 31).
35. Kamu malı niteliğindeki taşınmazlar (arazi) üzerinde şehirplanlaması ile ilgili düzenlemelere aykırı olarak inşa edilen yapılarınkullanılmasından kaynaklanan ekonomik menfaatin bazı durumlarda Sözleşme'ye ek (1) No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamındamülk teşkil etmesi mümkündür. Bu bakımdan şehir planlaması ile ilgilidüzenlemelere aykırı şekilde inşa edilmiş olması sebebiyle idari makamlarca heran yıkımı mümkün bulunmasına rağmen bu yönde bir girişimde bulunulmaması veönlem alınmaması, uzunca bir süre bu duruma sessiz kalınması ve esasen yapısebebiyle vergi tahsil etmek ve yapının kamu hizmetlerinden yararlandırılmasısuretiyle bu alanlarda sosyal ortam ve aile ortamının oluşturulmasına izinverilmesi hâlinde inşa edilen yapının kullanılmasından kaynaklanan ekonomikdeğerin Sözleşme'ye ek (1) No.lu Protokol'ün 1.maddesi çerçevesinde önemli bir mal varlığı değeri dolayısıyla bir"mülk" oluşturduğunun kabul edilmesi gerekir (Anat ve diğerleri/Türkiye,B. No: 37899/04, 26/4/2011, §§ 57-59; Öneryıldız/Türkiye, B. No: 48939/99, 30/11/2004, §§121-129).
36. Anayasa’nın 35. maddesi ve Sözleşme'yeek (1) No.lu Protokol’ün 1. maddesi benzer düzenlemelerle mülkiyet hakkına yervermiştir. Her iki düzenleme de üç kural ihtiva etmektedir. Sözleşmenin ilkcümlesi herkese mülkünden barışçıl yararlanma hakkı verirken Anayasa daha genişmanada mülkiyet hakkını tanımaktadır. Düzenlemelerin ikinci cümleleri isekişilerin hangi koşullarda mülkünden yoksun bırakılabileceğini ya da kişilereait mülkiyetin hangi koşullarla sınırlandırılabileceğini hüküm altınaalmaktadır.
37. Her iki düzenlemenin üçüncü cümleleri ise mülkiyetinkullanımının kontrolü ya da düzenlenmesine ilişkindir. Anayasa’nın 35.maddesinin son fıkrası mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırıolamayacağı şeklinde hakkın kullanımına ilişkin genel bir ilkeye yer verirken Sözleşme'ye ek (1) No. luProtokol'ün 1. maddesinin ikinci fıkrası devletlere mülkiyeti kamu yararınadüzenleme ile vergiler ve diğer katkılar ile cezaların tahsili konusundagerekli gördükleri yasaları uygulama konusundaki haklarını saklı tutarak tarafdevletlerin genel yarara uygun olarak “mülkiyetin kullanımını kontrol”yetkisine sahip olduğunu kabul etmektedir. Bununla beraber Anayasa’nın birçokmaddesi ilgili olduğu hususta devlete mülkiyetin kullanımının kontrolü ya damülkiyeti düzenleme yetkisi vermektedir.
38. Anayasa’da ve Sözleşme’de yer alanve yukarıda yer verilen üçüncü kurallar devlete mülkiyetin kullanımı veyamülkiyetten yararlanma hakkını kontrol etme ve bu konuda düzenleme yetkisivermektedir. Mülkiyeti sınırlamaya göre daha geniş takdir yetkisi veren düzenlemeyetkisinin kullanımında da yasallık, meşruluk ve ölçülülük ilkeleriningereklerinin karşılanması kural olarak aranmaktadır (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, §48). Buna göre mülkiyet hakkının düzenlenmesi yetkisi de kamu yararı amacıylave kanunla kullanılmalıdır. Bunun yanında ölçülülük ilkesi gereği mülkiyettenyoksun bırakmada aranan tazminat ödeme yükümlülüğü, davanın koşullarına göredüzenleme yetkisinin kullanıldığı her durumda gerekmeyebilir (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010,§ 91).
39. Başvuru konusu olayda yıkılan gecekondunun ve sökülenağaçların üzerinde bulunduğu taşınmazın (arazi) tapu kayıtlarına göre 1991yılında Belediye adına tescil edildiği ve mülkiyetinin Belediyeye ait olduğuhususu tartışmasız olup başvurucunun da Belediyeye ait taşınmazın (arazi)üzerinde bulunan gecekondunun yıkımı veya tahliyesi ile ağaçların kaldırılmasıişlemine dair bir şikâyeti bulunmamaktadır. Başvurucu yalnızca gecekondununyıkılması ve ağaçların sökülmesi kapsamında enkaz bedelinin ödenmemesisebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmektedir.
40. Başvurucu, Belediyeye ait taşınmaz (arazi) üzerinde bulunangecekondunun kendisi tarafından yapıldığını ve 1980 yılından 2004 yılına kadarhiçbir engelleme ile karşılaşmadan ailesi ile birlikte burada yaşadığını, tümbelediye hizmetlerinden yararlanarak bina emlak vergilerini de ödediğini iddiaetmiştir. Başvuru formu ekinde sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde24/6/2002 tarihli ihtarname içeriğinden başvurucu ile İSKİ arasında akdedilen"AK 2036861-9" sayılı abonelik sözleşmesine istinaden gecekondunun suve atık su bağlantılarının yapılmış olduğu, 1994 yılının Mayıs ayındadüzenlenen bina emlak vergisi beyannamesine göre inşaatın bitim tarihinin 1987olarak gösterildiği, Kadıköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/242 Değişik İşsayılı dosyası kapsamında alınan 11/10/2004 tarihli bilirkişi raporundagecekondunun on dört yıllık bir bina olduğunun ve yine 8/10/2004 tarihlibilirkişi raporunda ise başvurucu tarafından dikildiği belirtilen meyveli vemeyvesiz ağaçların yaşlarının 13 ile 17 arasında değiştiğinin ifade edildiğianlaşılmaktadır. Bu bakımdan gecekondunun başvurucu tarafından yaptırıldığı veuzun bir zamandan bu yana kullanıldığı hususlarının nizalıolduğu söylenemez. Kaçak olarak inşa edildiği anlaşılan gecekondunun yıkımı veizinsiz dikilen ağaçların sökülmesi için gerekli imkânlara sahip bulunanidarece uzun bir süre girişimde bulunulmadığı gibi Belediyecilik hizmetlerisunulması suretiyle bu alanda sosyal ortam ve aile çevresinin kurulmasınamüsaade edilmesi karşısında yıkılan gecekondu ve sökülen ağaçların kullanımınınbaşvurucu yönünden önemli bir ekonomik menfaat teşkil ettiği, bu yöndenbaşvurucunun mülkiyet hakkının bulunduğu kabul edilmiştir.
41. Bu bakımdan atık su ve yağmur suyu kanal inşaatı ile dereıslah çalışmalarının işlerlik kazanabilmesi bakımından kadastralsınırlar işgal edilerek yapılan kaçak yapıların ortadan kaldırılması içinbaşvurucu yönünden ekonomik değer teşkil eden gecekondunun yıkılması veağaçların sökülmesi şeklindeki müdahale, mülkiyetin kullanımınıkontrol/düzenleme suretiyle mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
42. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 35.maddelerine uygunluğunun denetlenmesi gerekmekte olup bu itibarla müdahalenin;hakkın özünedokunmama, Anayasa'nın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplerle ve kanunla sınırlandırma ve ölçülülük ilkesikapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
i. Kanunilik
43.Başvurucu tarafından mülkiyeti Belediyeye ait bulunantaşınmaz (arazi) üzerine izinsiz olarak yaptırıldığı anlaşılan gecekondunun Kurbağalıdere ıslah çalışmalarının amacına ulaşması veişlerlik kazanabilmesi için 775 sayılı Kanun kapsamında kaldırılmasına kararverildiği anlaşılmaktadır. 775 sayılı Kanun'un 18. maddesinde, bu Kanun'unyürürlüğe girdiği tarihten sonra belediye sınırları içinde veya dışında,belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi vearsalarda veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacakdaimî veya geçici bütün izinsiz yapıların -inşa sırasında olsun veya iskan edilmiş bulunsun- hiçbir karar alınmasına lüzumkalmaksızın belediye veya devlet zabıtası tarafından derhâl yıktırılacağıdüzenlenmiştir.
44. Bu bakımdan mülkiyetin kullanımını kontrol/düzenlemeşeklindeki müdahalenin 775 sayılı Kanun'un 18. maddesinde yasal dayanağıbulunmaktadır. Esasen başvurucunun bunun aksine bir iddiası da olmayıpbaşvuruya konu müdahale kanunilik unsurunu taşımaktadır.
ii. Meşru Amaç
45. Kamu yararı kavramı, genel bir ifadeyle özel veya bireyselçıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. Bütünkamusal işlemler, nihai olarak kamu yararını gerçekleştirmek hedefine yönelmekdurumundadır (AYM, E.2010/30, K.2012/7, 19/1/2012).
46. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de toplumun genelçıkarlarının büyük önem taşıdığı bölgesel planlama ve çevre korumapolitikalarının bilhassa medeni haklar söz konusu olduğunda devlete geniş birtakdir yetkisi tanıdığını belirtmiştir (Depalle/Fransa, § 84).
47. Başvurucu tarafından inşa ettirilen gecekondunun bulunduğubölgenin "Kadıköy- Maltepe ilçeleri müteferrik atık su ve yağmur suyukanal inşaatı" işi kapsamında kaldığı, Kurbağalıdere'dekiatık su kaçaklarının tamamen kesilebilmesi için Kurbağalıdere'ninve kollarının sağında ve solunda kadastral sınırlarınihlal edilerek yapılan işgallerin kaldırılması ve mevcut hatlarınişletilebilmesi için bir servis yolunun teşkil edilmesinin gerektiği İSKİtarafından Belediyeye gönderilen 10/7/2004 tarihli yazı içeriğindenanlaşılmaktadır.Yazının devamında yapılan çalışmaların amacına ulaşması ve Kurbağalıdere'yeyapılmış olan sol sahil kollektörünün işletilebilmesiiçin bu hatların geçtiği güzergâhların muhafaza edilmesi gerektiği, bu kapsamdabaşvurucuya ait yapıyı da içine alan ek planda gösterilen güzergâhtaki kadastral sınırları aşarak yapılan işgaller kollektörün işletilmesini imkânsız hâle getirdiğinden kadastral sınırların kaçak yapılaşmaya karşı muhafazaedilmesinin ve tecavüzlü parsellerin kadastralsınırlarına çekilmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda yapılan dereıslah çalışmalarının sağlıklı bir şekilde tamamlanabilmesi ve işlerlikkazanabilmesi amacıyla başvurucuya ait yapının yıkılmasına karar verildiğihususu taraflar arasında ihtilafsızdır. Kamu yararı amacıyla gerçekleştirilenalt yapı hizmetlerine sağlıklı bir şekilde işlerlik kazandırmak amacıylayapılan başvuruya konu müdahalenin meşru amaç taşımadığı söylenemez.
iii. Ölçülülük
48. Anayasa'nın 35. maddesine göre mülkiyet hakkı ancak kanunlaöngörülmüş usullerle ve kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilir. Anayasa'nın13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülklerinden mahrumbırakılmaları hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile mülkünden mahrumbırakılan bireyin hakları arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:2013/817, 19/12/2013, § 37).
49. Ölçülülük ilkesi, "elverişlilik","gereklilik" ve "orantılılık" olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. "Elverişlilik" öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenenamacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, "gereklilik" ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, "orantılılık" isebireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).
50. Temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın,demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte başka bir ifadeyle güdülen kamuyararı amacını gerçekleştirmekle birlikte temel haklara en az müdahaleye olanakveren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup olmadığının incelenmesi gerekir(AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).
51. Öte yandan mülkiyetin kullanımını düzenleyen kanun veuygulamalardan elde edilmek istenen kamu yararı ile bireysel menfaatlerarasında adil bir denge kurulması yani müdahalenin ölçülü olması gerekmekle birliktemülkiyetin kullanımını düzenleyen bu uygulamalar sebebiyle bireylerin kişiselhakları ile toplumun genel menfaati arasında dengeyi sağlamak için her zamantazminat ödenmesi zorunlu görülemez (NecmiyeÇiftçi ve diğerleri,§48)
52.Somut olayda başvurucu, yıkılan gecekonduyu 1980 yılından2004 yılına kadar idarenin herhangi bir engellemesi bulunmaksızın ve her türlübelediyecilik hizmetinden yararlanmak suretiyle kullandığını iddia etmiştir. Bukapsamda sunulan belgelerin incelenmesinden İSKİ ile başvurucu arasındaabonelik sözleşmesi bulunduğu, gecekondunun su ve atık su bağlantısınınyapıldığı, bina emlak vergisi beyannamesine göre inşaatın bitim tarihinin 1987yılı olarak gösterildiği, gecekondunun yıkılmasından önce başvurucunun talebiüzerine Kadıköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/242 Değişik İş sayılı tespitdosyası kapsamında alınmış bulunan 11/10/2004 tarihli bilirkişi raporundagecekondunun on dört yıllık bir yapı olduğunun belirtildiği, yine 8/10/2004tarihli bilirkişi raporunda başvurucunun bahçesinde bulunan ağaçların yaşının13 ile 17 arasında değiştiğinin tespit edildiği görülmüştür.
53. Bu bakımdan başvurucu adına düzenlenmiş tapu kaydıbulunmayan ve mülkiyetinin Belediyeye ait bulunduğu nizasız olan taşınmaz(arazi) başvurucu tarafından gecekondu yapılmak ve bahçe olarak düzenlenmeksuretiyle uzunca bir süre kullanılmış ve idari makamlarca bu kullanıma müdahaleedilmemiş ise de başvurucunun üzerinde hiçbir zaman mülkiyet hakkına veyakendisi için bu kapsamda şahsi hak, bu yönde bir beklenti doğuracak herhangibir belgeye dayanmaksızın araziyi kullandığı; kullanım yönünden hukuken haklıve geçerli bir nedeninin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
54. Somut olayda müdahale kamu yararı amacıyla ve 775 sayılıKanun'a uygun olarak tahliye ve yıkım kararı alınması suretiylegerçekleştirmiştir. 775 sayılı Kanun kapsamında bu Kanun'un yürürlüğe girdiğitarihten sonra belediye sınırları içinde veya dışında belediyeye ait arazi vearsalarda yapılacak daimî ve geçici bütün izinsiz yapıların belediye tarafındanderhal yıktırılacağı düzenlenmiş olup 775 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiğitarihten önce yapılan gecekondulardan farklı olarak yıkım hâlinde enkazbedelinin ödenmesini öngören bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Ancak somutolayda işgal edilen alanın boşaltılması için tebligat yapılmasından sonrabaşvurucunun enkaz bedelinin tespiti için İlk Derece Mahkemesinden deliltespiti talebinde bulunduğu, 8/10/2004 tarihinde keşif yapıldığı, yıkımişleminin ise 1/12/2004 tarihinde gerçekleştirildiği dikkate alındığındayıkım ve ağaçların sökülmesi işleminin bizzatbaşvurucunun kendisi tarafından gerçekleştirilmesine ve enkaz üzerindetasarrufta bulunmasına imkân sağlayacak bir sürenin başvurucuya tanınmadığısöylenemez. Başvurucunun gecekondunun yıkımını kendisi gerçekleştirerek enkazüzerinde tasarrufta bulunmasına, ağaçları sökerek başka bir yere taşıtma veyaağaçlar üzerinde başka şekillerde tasarrufta bulunmasına engel bir yasaldüzenleme bulunmamaktadır. Başvurucunun zararını telafi etme imkânısağlayabilecek bu haklarının kullandırılmadığına dair bir şikâyetinin debulunmadığı dikkate alındığında başvuruya konu müdahalenin başvurucu aleyhineölçüsüz ve önemli ölçüde zarara sebebiyet vereceği söylenemez.
55. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE15/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.