TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NAZİFE ONAY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/33436)
Karar Tarihi: 16/12/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Nazife ONAY
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, konutu terk etmeme adli kontrol tedbirininhukuka aykırı olması ve adli kontrol tedbirine karar verilirken duruşma yapılmamasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/8/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Olaylaraİlişkin Arka Plan Bilgisi
6. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihindeson bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam edenve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel DevletYapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,20/6/2017, §§ 12-25).
7. Olağanüstü hâl döneminde alınan tedbirlerden biri de "terörörgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MillîGüvenlik Kurulunca [MGK] karar verilen yapı, oluşum veya gruplaraüyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu"değerlendirilen kişilerin Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan BakanlarKurulu tarafından çıkarılan kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile kamugörevinden çıkarılmasıdır. Bu kapsamda darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmaolan FETÖ/PDY'nin yanı sıra diğer terör örgütleri ile ilgisi nedeniyle de çoksayıda kamu görevlisinin ihraç edildiği bilinmektedir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 56-60).
8. Öğretmen olarak görev yapmakta olan S.Ö. 29/10/2016tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı TedbirlerAlınması Hakkında KHK ile terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğinekarşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca (MGK) karar verilen yapı,oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatıolduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Akademisyen olan N.G.hakkında ise 3/10/2016 tarihinde görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanmış,sonrasında 6/1/2017 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 679 sayılı OlağanüstüHal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında KHK ile aynı gerekçeyle kamugörevinden çıkarılmıştır.
9. Bu süreçte N.G. 9/11/2016 tarihinde Ankara'da YükselCaddesi üzerinde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde oturma eylemi yapmayabaşlamıştır. S.Ö. de 23/11/2016 tarihinden itibaren bu oturma eyleminekatılmıştır. Bu kişiler 11/3/2017 tarihinde görevlerine iade edilmeleriamacıyla açlık grevi başlattıklarını açıklamışlardır.
10. N.G. ve S.Ö. tarafından başlatılan İnsan HaklarıAnıtı önünde oturma eylemi ve sonrasındaki açlık greviyle ilgili olarakkamuoyunda yoğun tartışmalar olmuş ve konu uzun süre boyunca güncelliğinikorumuştur.
11. Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıncayürütülen bir soruşturma sonucunda düzenlenen 2/5/2017 tarihli iddianameyleS.Ö. ve N.G.nin de aralarında olduğu üç şüphelinin silahlı terör örgütü üyesi(DHKP/C) olma ve terör örgütünün propagandasını yapma suçlarını işlediklerindenbahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamudavası açılmıştır. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi 23/5/2017 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/137 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır.
12. Diğer taraftan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıncayürütülen bir diğer soruşturma kapsamında S.Ö. ve N.G. 23/5/2017 tarihinde,silahlı terör örgütüne üye olma ve 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı veGösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçlarından tutuklanmaları istemiyleAnkara 5. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiş; Hâkimlik aynı tarihte bukişilerin tutuklanmasına karar vermiştir. Başsavcılık tarafından düzenlenen24/5/2017 tarihli iddianameyle S.Ö. ve N.G.nin silahlı terör örgütü üyesi(DHKP/C) olma, terör örgütünün propagandasını yapma ve 2911 sayılı Kanun'amuhalefet suçlarını işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle Ankara19. Ağır Ceza Mahkemesinde yeni bir kamu davası açılmıştır. Mahkeme 5/6/2017tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/161 sayılı dosyaüzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme ayrıca aynı tarihte davanınE.2017/137 sayılı dosya ile birleştirilmesine ve yargılamaya bu dosya üzerindendevam olunmasına da karar vermiştir.
B. Başvurucuyaİlişkin Süreç
13. Başvurucu öğretmen olarak görev yapmakta iken7/2/20107 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 686 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaBazı Tedbirler Alınması Hakkında KHK ile terör örgütlerine veya devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK'ca karar verilen yapı, oluşum veyagruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğugerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmıştır.
14. Diğer taraftan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca sözkonusu oturma ve/veya açlık grevleri ile DHKP/C terör örgütünün bağlantısınınbulunduğu değerlendirilerek -aralarında başvurucunun da olduğu- bazı kişilerhakkında yürütülen bir diğer soruşturma kapsamında başvurucu 6/7/2017 tarihindegözaltına alınmıştır.
15. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 9/7/2017 tarihindebaşvurucunun ifadesi alınmıştır. İfade alma işlemi sırasında başvurucununmüdafii de hazır bulunmuştur.
16. Başvurucu ifadesinin alınmasının ardından silahlıterör örgütüne üye olma ve terör örgütünün propagandasını yapma suçlarındankonutu terk etmemek suretiyle adli kontrol altına alınması istemiyle Ankara4.Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.
17. Başvurucu, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılansorgusunda Savcılıktaki ifadesini tekrar ettiğini, atılı suçları kabuletmediğini belirtmiş; ev hapsi şeklindeki adli kontrol talebinin reddini talepetmiştir.
18. Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği 10/7/2017 tarihinde,konutu terk etmemek suretiyle adli kontrol tedbiri talebinin reddine vebaşvurucunun haftanın belirli günleri karakola gelip imza atması şeklinde adlikontrol yükümlülüğüne tabi tutulmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmışöyledir:
"Her ne kadar şüpheliler hakkındaCMK109/3-j maddesi gereğince konutu terk etmemek adli kontrol tedbirinehükmedilmesi talep edilmiş ise de, mevcut delil durumu dikkate alınarak CMK109/3-j maddesindeki konutu terk etmemek adli kontrol tedbirinin bu aşamadaölçülü olmayacağı kanaatine varıldığından C. Başsavcılığının bu yöndekitalebinin reddine, şüphelilerin üzerilerine atılı suçun niteliği, mevcut delildurumu dikkate alınarak CMK 109/3-b ve devamı maddesindeki adli kontrolhükmünün bu aşamada ölçülü olacağı anlaşılmakla şüpheliler hakkında ayrı ayrıadli kontrol uygulanmasına,
Adli kontrol olarak şüphelilerin,haftanın her Pazartesi ve Cuma günü gün içerisinde saat:08:00-22:00 arasındaikametgahının bağlı bulunduğu karakola müracaat ederek ilde bulunduğunubelirterek beyanının tutanakla tespitine, ilgili karakol amirliğine bu konudaCumhuriyet Başsavcılığınca bilgi verilmesine, Adli kontrolün soruşturma sonunakadar devam etmesine, şüpheliler Adli kontrole uymadıkları taktirde CMK 112/1maddesince tutuklama kararı verilebileceğinin ihtarına ... [karar verildi]."
19. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 10/7/2017 tarihindeatılı suçun vasıf ve mahiyeti ile kaçma şüphesinin varlığına atıf yaparak imzaatma şeklindeki adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağını belirtmiş ve bunedenle başvurucunun konutu terk etmemek suretiyle adli kontrol altınaalınmasına karar verilmesi için karara itiraz etmiştir.
20. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 10/7/2017 tarihinde,dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda Başsavcılığın itirazının kabulü ilebaşvurucunun terör örgütü üyesi olma ve terör örgütünün propagandasını yapmasuçlarından konutu terk etmemek suretiyle adli kontrol altına alınmasınakarar vermiştir.
21. Başvurucu, bireysel başvuru dilekçesinde Ankara 5.Sulh Ceza Hâkimliği kararının itiraza tabi olmadığını ve bu kararı 16/7/2017tarihinde öğrendiğini belirterek14/8/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
22. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirikararı başvurucunun nüfusa kayıtlı olduğu Malatya'daki adresine 21/7/2017tarihinde tebliğ edilmiştir. Malatya Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından23/7/2017 tarihinde yapılan denetimde başvurucunun konutunda bulunmadığı tespitedilmiştir.
23. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı adli kontrol kararınıihlal ettiği gerekçesiyle 27/7/2017 tarihinde Sulh Ceza Hakimliğindenbaşvurucunun tutuklanmasını talep etmiştir.
24. Başvurucu sorgusunda "Benim Ankara ilindebildirdiğim adrese bu tebligat yapılmadı. Sadece önceki adresime ev hapsikararının gönderildiğini duydum ancak sonrasında bir bilgim olmadı. Benimyukarıda bildirmiş olduğum adresim doğrudur ve bu adresten banaulaşılabilir." şeklinde beyanda bulunmuştur. Ankara 5. Sulh CezaHâkimliği 27/7/2017 tarihinde başvurucunun tutuklanması talebini reddetmiştir.Kararın gerekçesi şöyledir:
"Şüphelinin Ankara 4. Sulh CezaHakimliği'nin 9/7/2017 tarihli 2017/287 sorgu sayılı kararı ile hakkında adlikontrol kararı verildiği, bu adli kararında şüphelinin "...Altındağ/ANKARA" adresini ikamet olarak beyan ettiği, soruşturma dosyasıkapsamında da denetimli serbestlik hizmetleri yönetmeliğinin 57/1-2.fıkralarıuyarınca bu adrese yapılan tebligatın bulunmadığı, bu hususun savunma vemüdafiilerce de ayrıca dile getirildiği anlaşılmakla yasal şartlaroluşmadığından şüpheli hakkındaki tutuklama talebinin reddine ... [karar verildi.]"
25. Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ekiplerince28/7/2017 tarihinde başvurucuya elektronik kelepçe takmak üzere başvurucununbelirttiği adrese gidilmiş ancak başvurucu konutta bulunamamıştır. Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı adli kontrol kararını ihlal ettiği gerekçesiyle 6/8/2017 tarihindebaşvurucuyu tutuklanması istemiyle tekrar Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.
26. Başvurucu, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğindekisorgusunda "Bildirdiğim gibi adresim ... Altındağ/Ankara'dır.Sorgularımda adresimi belirtmeme rağmen bana herhangi bir elektronik kelepçeverilmedi. Adli kontrolle ilgili bana herhangi bir tebligat yapılmadı. Benbildirdiğim Ankara adresinde adli kontrol tedbirinin infaz edilmesini talep ediyorum.Hakkımda verilen adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep ediyorum. Halendevam ettiğim haftada 2 gün imza atma şeklinde adli kontrol yükümlülüğümbulunmaktadır. Düzenli şekilde imzalarımı atıyorum. Eğer hakimlik aksi kanaatteise ev hapsine ilişkin adli kontrol yükümlülüğünün Ankara ilinde devam etmesinitalep ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
27. Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği 6/8/2017 tarihindebaşvurucunun tutuklanması talebinin reddine ve konutu terk etmeme şeklindekiadli kontrolün aynen devamına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Hakimliğimizin 9/7/2017 tarihli ve2017/287 sorgu sayılı kararı ile şüpheli hakkında CMK'nın 109/3-b maddesiuyarınca haftada 2 gün imza atma yönünde adli kontrol kararı verildiği, sorguesnasında şüphelinin ... Altındağ/Ankara adresini ikametgah adresi olarakbildirdiği, Hakimliğimiz kararına yapılan itiraz üzerine Ankara 5. Sulh CezaHakimliği'nin 10/07/2017 tarih ve 2017/724 sorgu sayılı kararı ile adli kontrolkararımızın kaldırılarak şüpheli hakkında CMK'nın 109/3-j maddesi uyarıncakonutu terketmeme yönünde adli kontrol kararı verildiği, şüphelinin 27/7/2017tarihinde adli kontrol yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle tutuklanmatalebiyle Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğine sevkedildiği ve 27/7/2017 tarih ve2017/818 sorgu sayılı Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği kararı ile tutuklamatalebinin reddine ve daha önce verilen CMK'nın 109/3-j maddesi uyarınca konututerketmeme suretiyle adli kontrol tedbirinin devamına karar verildiği,şüphelinin alınan MERNİS kaydında ikametgah adresinin ... Altındağ/Ankaraolduğunun anlaşıldığı, şüphelinin Hakimliğimize ve Ankara 5. Sulh CezaHakimliğine bildirmiş olduğu MERNİS adresine yapılan herhangi bir tebligatınbulunmadığı anlaşıldığından şüpheli savunması dikkate alınarak yasal şartlaroluşmadığından şüpheli hakkındaki tutuklama talebinin reddine ... [karar verildi]."
28. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 7/8/2017 tarihindebaşvurucunun ikamet adresi ve MERNİS'te (Merkezi Nüfus İdare Sistemi) kayıtlıadresine adli kontrol tedbirinin uygulanmasına yönelik tebliğ yapıldığınıbelirterek bu karara itiraz etmiş ve başvurucu hakkında tutuklamaya yönelikyakalama emri düzenlenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
29. Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince itiraz yerindegörülerek 7/8/2017 tarihinde başvurucu hakkında yakalama emri çıkarılmıştır.
30. Savcılık yakalanan başvurucuyu tutuklanması istemiyle9/8/2017 tarihinde sulh ceza hâkimliğine sevk etmiştir.
31. Başvurucu, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğindeki sorgusunda"Ben evde beklemem gerektiğini bilmiyordum, evde beklemem yönünde banaherhangi bir tebligat yapılmadı, telefonuma 27/7/2017 tarihinde el konulduğuiçin evde bulunan arkadaşım A.K. bana haber verememiş olabilir, evde bulunmamgerektiğini bilseydim evde beklerdim, bu nedenle tutuklama talebinin reddinitalep ediyorum, aynı zamanda ev hapsi bizi sosyal yaşamımızdan koparıyor,benliğimizden almak istiyor, hiçbir insana sunulacak bir tedbir değildir, gündeiki kez imzamı atıyorum ve Yüksel Caddesinde sürekli olarak bulunuyorum, kaçmagibi bir niyetim yoktur, serbest bırakılmayı talep ediyorum" şeklindebeyanda bulunmuştur.
32. Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği 9/8/2017 tarihindebaşvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Şüpheli Nazife Onay'ın üzerineatılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suç için kanunda öngörülencezanın alt ve üst haddi, şüphelinin 27/07/2017 tarihinde adli kontrolyükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle tutuklanma talebiyle Ankara 5. Sulh CezaHakimliğine sevk edildiği, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27/7/2017 tarih ve2017/818 sorgu sayılı kararı ile tutuklama talebinin reddine ve daha önceverilen CMK'nın 109/3-j maddesi uyarınca konutu terketmeme suretiyle adlikontrol tedbirinin devamına karar verilmesine ve kararın yüzüne karşıokunmasına rağmen 28/7/2017 tarihli Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğüyazısından anlaşıldığı üzere şüphelinin ısrarla adli kontrol yükümlülüğünüyerine getirmeyerek konutunu terk ettiği anlaşıldığından, CMK'nın 112. maddesiuyarınca ısrarla adli kontrol yükümlülüğüne uymaması nedeniyle kaçma şüphesininbulunması dikkate alınarak, bu aşamada açıklanan nedenlerle adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı kanaatiyle şüphelinin üzerine atılı suçun CMK100/2-11 maddesi hükmündeki suçlardan olması da değerlendirilerek CMK’nın 100.maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5. maddesindeki tutuklama şartlarıkapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelininCMK'nın 101 maddeleri uyarınca tutuklanmasına... [karar verildi.]"
33. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 24/8/2017 tarihliiddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütününpropagandasını yapma suçlarından cezalandırılması istemiyle hakkında kamudavası açılmıştır.
34. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi 8/9/2017 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/287 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır.
35. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi 19/10/2017 tarihliduruşmada başvurucunun tahliyesine, yurt dışına çıkış yasağı ve her haftacumartesi günü ikametgâhına en yakın karakola imza vermek suretiyle adlikontrol altına alınmasına karar verilmiştir.
36. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
37. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. EsraÖzkan Özakça, [GK] B. No: 2017/32052, 8/10/2020, §§ 36-52.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
38. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Konutu Terk Etmeme Şeklindeki Adli Kontrol TedbirininHukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
39. Başvurucu; Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafındanmevcut delil durumu dikkate alınarak konutu terk etmeme tedbirine başvurulmasıtalebinin reddedilmesine rağmen itiraz üzerine Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinceyine mevcut (aynı) delil durumunun gerekçe gösterilerek bu tedbirebaşvurulmasının çelişkili olduğunu, kişi özgürlüğünü ciddi derecede sınırlayanbu tedbirin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
40. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti vegüvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncüfıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti vegüvenliğine sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılanve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
a. Genelİlkeler
41. Müdahalenin varlığıyla ilgili genel ilkeler için bkz.Esra Özkan Özakça, §§ 78-84.
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
42. Anayasa Mahkemesi gün boyunca kesintisiz olarak devamettirilen konutu terk etmeme tedbirinin niteliği, uygulanış şekli veözellikleri itibarıyla hareket serbestisi üzerindeki sınırlayıcı etkisininderece ve yoğunluk olarak seyahat özgürlüğüne göre oldukça ileri bir boyuttaolduğu ve dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale teşkilettiği sonucuna varmıştır (Esra Özkan Özakça, §§ 68-76).
43. Somut olayda da başvurucu hakkında konutu terk etmemeşeklinde adli kontrol tedbirine hükmedilmiştir. Ancak gerek başvurucununaçıklamaları gerekse Malatya ve Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce24/7/2017 ve 28/7/2017 tarihlerinde yapılan denetimlerde başvurucunun konututerk etmeme adli kontrol tedbirine uymadığı tespit edilmiştir (bkz. §§ 22, 25).Bunun haricinde başvurucunun 6/8/2017 ve 9/8/2017 tarihlerinde yapılansorguları sırasında yaptığı açıklamalardan da konutu terk etmeme şeklindekiadli kontrol tedbirine uymadığı anlaşılmaktadır (bkz. §§ 26, 31). Nitekimbaşvurucu adli kontrol tedbirine uymadığı için 9/8/2017 tarihindetutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucunun gün boyunca kesintisiz olarak evdençıkmaması gibi bir durum söz konusu değildir. Sonuç olarak başvurucunun kişihürriyeti ve güvenliği hakkına müdahalede bulunulmamıştır.
44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddiasına ilişkinolarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekmektedir.
B. Konutu Terk Etmeme Şeklindeki Adli Kontrol TedbirineKarar Verilirken Duruşma Yapılmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun iddiaları
45. Başvurucu, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin verdiğikarara Cumhuriyet savcısının yaptığı itirazın duruşmasız olarakdeğerlendirildiğini ve itiraz üzerine hakkında daha ağır bir karar verildiğinibelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
46. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasışöyledir:
“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”
47. Başvurucunun bu şikâyetleri Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.
48. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası,herhangi bir nedenle özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye, özgürlüğündenyoksun bırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasailişkin koşullar ile ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkıtanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleri ile ilgili olarakyetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin, adli nitelik taşıması veözgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olanteminatları sağlaması gerekir. Ayrıca tutulmanın yasaya aykırı olup olmadığınınhâkim önünde etkili olarak incelenmesini talep etme ve tutmanın gerekli olupolmadığının yetkililer tarafından hızlı bir şekilde tespit edilmesini istemehakkını da teminat altına almaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:2012/1158, 21/11/2013, §§ 64-66).
49. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasıözgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere usule ilişkin birtakım güvencelersağlamaktadır. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasındaki "hürriyetikısıtlanan kişi" tabiri bu fıkradaki güvencelerin fiziki olarakhürriyeti kısıtlanmış kişilere yönelik olduğunu göstermektedir. Somut olaydabaşvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakılmadığı dikkate alındığında Anayasa'nın19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan güvenceler yönünden bir ihlaloluşmadığı sonucuna varılmıştır.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddiasına ilişkinolarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının da açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekmektedir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Konutu terk etmeme tedbirinin hukuka aykırı olmasıdolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Konutu terk etmeme tedbirine karar verilirken duruşmayapılmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 16/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.