TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NAZİKER ONBAŞI VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/18224)
Karar Tarihi: 9/5/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 12/6/2018-30449
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucular
:
1. Naziker ONBAŞI
2. Özlem AÇIKGÖZ
3. Pınar ARSLAN
Vekili
:
Av. Murat Kemal GÜNDÜZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, maden kazası sonucu meydana gelen ölümolayına ilişkin etkili ceza soruşturması yapılmaması nedeniyle yaşam hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 20/11/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlikve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
8. Başvurucuların 2015/5646 numaralı bireysel başvurudosyasının 2014/18224 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine,incelemenin 2014/18224 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerindenyürütülmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
10. Başvurucuların erkek kardeşi M.Y. 7/1/2013 tarihinde,Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı bir iktisadi devlet teşekkülü olanTürkiye Taşkömürü Kurumuna (TTK) bağlı Kozlu Taşkömürü İşletme Müessesesi(Müessese) bünyesinde faaliyet gösteren maden ocağında meydana gelen degaj (anigaz ve kömür püskürmesi) ve metan gazı zehirlenmesi sonucu hayatınıkaybetmiştir.
11. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca olaya ilişkinsoruşturma başlatılmıştır. Başvurucular da verdikleri dilekçe ile olaydasorumlulukları bulunduğunu ileri sürdükleri kişiler hakkında şikâyetçiolmuşlardır. Başvurucuların şikâyetçi oldukları kişiler arasında yüklenicifirma yöneticileri ve çalışanları, TTK yöneticileri, Müessese yöneticileri veçalışanları, ihale kararı alınan tarihteki Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı,olay tarihindeki Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ile Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanlığı yöneticileri bulunmaktadır.
12. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca kazanın meydanageliş şekli ile olayda sorumluğu bulunan kişilerin tespiti için iki ayrıbilirkişi raporu alınmıştır.
A. 30/4/2013Tarihli Bilirkişi Raporu
13. Bir iş güvenliği uzmanı, bir yüksek elektrikmühendisi ve üç maden mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporundakitespitler özetle şöyledir:
i. Ani gaz, kömür ve kayaç püskürmesi (degaj) olaylarımadencilik tarihinde 1880'li yıllardan itibaren bilinen ve madenciliksektöründe karşılaşılan önemli problemlerden biri olup degaja sebebiyet verenarazi basıncının büyüklüğünün tespit edilebilmesi için çeşitli yöntemlergeliştirilmiştir.
ii. Otuz ikisi olayın meydana geldiği Kozlu'da olmaküzere Zonguldak Havzası'nda 2013 yılına kadar toplam altmış dört degaj olayı yaşanmışve üç yüzün üzerinde kişi hayatını kaybetmiştir. 7/1/2013 tarihinde meydanagelen degaj olayı da Zonguldak Havzası'nda meydana gelenlerin en büyükleriarasındadır.
iii. Kazanın gerçekleştiği alanda ani degaj tehlikesininolduğu bilinmekte ve bu alanda yapılan çalışmalarda alınması gereken önlemlerinilgili mevzuat uyarınca yürütülmesi gerekmektedir. Degaj tehlikesinin mevcutolduğunun yüklenici firma ile imzalanan sözleşmede de belirtildiğianlaşılmaktadır.
iv. Degaja meyilli bir alan içinde yürütüldüğününbilinmesi nedeniyle çalışmanın başından itibaren kontrol sondajları, pilotsondajlar ve rahatlatma sondajları yapılmıştır. Ancak yapılan sondajlarınyeterli olup olmadığı konusunda tereddütler bulunmaktadır. Tutulan raporlardanve kurum tarafından yükleniciye yazılan tenkit yazılarından yeterli sayıda venitelikte sondaj yapılmadığı anlaşılmakta, sondajların föylerde belirtilenuzunluklarda yapılmadığı yönünde ifade veren tanık beyanları bulunmaktadır.
v. En son yapılan iki pilot sondajda da takımın sıkışmasına,göçükler meydana gelmiş olmasına ve bu durumun degaj olasılığının kuvvetli birgöstergesi olmasına karşın degaj tehlikesi fark edilmemiştir. Olayın en önemlisebeplerinden birisini bu husus oluşturmaktadır. Degaj olasılığı algılanamadığıiçin degaja meyilli bir kesimde uygulanması gereken önlemlerin hiçbirinebaşvurulmamıştır. Degaj olasılığının fark edilmemiş olmasına sahada işiyürütmekte olan çalışanların, teknik ekibin ve TTK'nın bu işi denetlemeklegörevlendirdiği Yapı Denetim Grubu çalışanlarının riski algılayacak,değerlendirecek ve çalışmaları ona göre yönlendirecek bilgi, birikim, eğitim vetecrübelerinin olmaması yol açmıştır.
vi. Olayın meydana geldiği yerde metan sensörleribulunmakta olup bu sensörler sesli ya da ışıklı uyarı yapmamakta, ölçümsonuçlarını yalnızca izleme merkezine aktarmaktadır. Konuya ilişkin herhangibir acil durum planına da rastlanmamıştır.
vii. Kazanın meydana geldiği sırada yapılmakta olan iş,kömür üretiminin ayrılmaz unsuru ve TTK'nın asli işidir. İşin verildiğiyüklenici ise TTK'dan daha uzman olmayıp teknolojik olarak farklı bir donanımada sahip değildir.
viii. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafındanKozlu Müessesesine, yüklenici firmanın iş güvenliği ve işçi sağlığına ilişkinmevzuat hükümlerine titizlikle uyulması konusunda uyarılması ve bu konuda dahasık denetlenmesi, gerektiğinde sözleşmenin feshi dâhil olmak üzere işlemyapılması konusunda önerilerde bulunulmuştur.
ix. İşin ihale edilmesi sırasında bilgi, beceri, donanım,personel ve tecrübe gibi hususlar değerlendirilmemiştir. Yüklenici firmanınanılan işe yönelik bir tecrübesi bulunmamaktadır.
x. Olayın meydana geldiği işyerinde bazı hizmetleridareye, bazı hizmetler yükleniciye ait olup aynı altyapıyı kullanan iki farklıkurum ve iki farklı statüye sahip personel bulunmakta; ortak bir denetimmekanizması oluşturulmaması nedeniyle yer altında iki başlı bir sistem kurulmuşolmaktadır. Bu durum, riski artırmıştır.
xi. Yapılan işin denetiminde eksiklikler bulunmaktadır.Öncelikle yüklenicinin sözleşme kapsamında kendisinin faaliyet gösterdiğialanları her an ve her aşamada teknik olarak ve iş sağlığı güvenliği açısındandenetleme zorunluluğu bulunmasına karşın yüklenici tarafından denetim içinyeterli sayıda ve nitelikte denetleme elemanı bulundurulmamıştır. İş güvenliğiuzmanı istihdam edilmemiş, teknik nezaretçi atama zorunluluğu olmasına rağmenbu yükümlülük yerine getirilmediği için kurum kendi elemanlarından biriniteknik nezaretçi olarak atamıştır. TTK Kozlu Müessesesi ve Genel Müdürlüğe bağlıteknik elemanlar tarafından da kendi sorumlulukları gereği farklı zamanlardadenetimler yapılmış, bu denetimlerde iş sağlığı ve güvenliği açısındaneksiklikler tespit edilmiş ancak bu denetimlerin sonucunda tutulan raporlar vetenkit yazılarının herhangi bir caydırıcı etkisi olmamıştır. Müessesenin işsağlığı ve güvenliği açısından acil ve yakın bir risk gördüğünde faaliyetleridurdurma yetkisi bulunmasına rağmen bu konuda herhangi bir yaptırımıolmamıştır. Denetimin üçüncü ayağı olarak Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanlığınca yapılan denetimlerde sondajların eksikliğinden söz edilmektedir.
xii. Her bir damarın degaja yatkınlığı konusunda birsınıflandırmanın yapılması gerekirken TTK tarafından yüklenici firmaya yalnızcaalanın degaja yatkın bir bölge içinde kaldığı bilgisi verilmiş olup tümdamarların gaz içerikleri ve degaja yatkınlığı konusunda bir bilgi ve belgeverilmemiştir. Bu nedenle de TTK'nın sorumluluğu bulunmaktadır.
xiii. Yüklenici firmanın bir kurtarma organizasyonu ve bukonuda yetişmiş elemanı bulunmadığı gibi anılan eksikliğin tamamlanmasınailişkin olarak kurum tarafından da bir uyarıda bulunulmamıştır.
xiv. Bilirkişi raporunda kusur durumlarına ilişkin olarakise TTK'nın kendi uzmanlık alanında olan bir işi teknolojik olarak yenilikgetirmeyen bir yüklenici firmaya vermiş olması, madende yüklenici firma ve TTKarasında iki başlılık meydana getiren hatalı bir sistem kurulmuş olması vekömür damarlarının gaz içerikleri ile degaja yatkınlıklarına ilişkin TTKtarafından yüklenici firmaya yeterli bilgi verilmemiş olması nedenleriyle TTKYönetim Kurulu Başkanı ve üyeleri ile genel müdürünün kusurlu olduğubelirtilmiştir. Hatalı şekilde kurulan sisteme onay veren Bakanlıklar ve diğerkurumlara da kusur izafe edilebileceği belirtilmiştir. Bunun dışında raporda,Kozlu Müessesesi yöneticilerinin, yüklenici firma yöneticileri ve çalışanlarıile teknik denetçinin kusurları bulunduğu belirtilmektedir.
B. 5/12/2013Tarihli Bilirkişi Raporu
14. Bir elektrik mühendisi, üç yüksek maden mühendisi vebir hukukçu tarafından hazırlanan bilirkişi raporundaki tespitler özetleşöyledir:
i. Sekiz kişinin ölümü ve bir kişinin yaralanması ilesonuçlanan kaza 7/1/2013 tarihinde S. İnşaat ve Ticaret A.Ş.nin yükleniciolarak çalışmakta olduğu TTK Kozlu Taşkömürü İşletme Müessesesine ait kömürocağının -630 katı doğu rekup galerinin sürülmesi sırasında ani degaj sonucumeydana gelmiştir.
ii. Alt işverene verilen iş, asıl işverenin uzmanlıkalanına girip işin verildiği şirketin bu iş konusunda bir uzmanlığıbulunmamaktadır.
iii. İhaleye çıkıldığı anda hazırlık galerisininsürüleceği kömür ocağında degaj tehlikesinin olduğu bilinmektedir. Ani degajtehlikesinin giderilmesi için uygulanacak işlem, gazlı kömür damarlarına metandrenajı uygulanmasıdır. Bu işlem pahalı bir işlem olup yoğun emek ve büyük biryatırımla gerçekleştirilebilir. Gerek Kozlu Taşkömürü İşletme Müessesesindegerek TTK Genel Müdürlüğüne bağlı diğer müesseselerde metan drenajı uygulamasıbulunmamaktadır. Bu nedenle ani degaj tehlikesini azaltmak ve riski kontroledebilmek için ilerleme, sondajlarla birlikte gerçekleştirilmektedir. Busondajların sayısı ve uzunlukları Genel Emniyet Şartnamesi'nde, Maden veTaşocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Alınacak İşçi Sağlığı ve İşGüvenliği Önlemlerine İlişkin Tüzük'te belirlenmiştir. Ancak kazanın meydanageldiği kömür ocağında sondajlar bu kurallara uygun şekilde yapılmamıştır.
iv. Bilirkişi raporunda kusur durumlarına ilişkin olarak,işi ihaleye çıkaran ve sözleşmede imzası bulunan TTK Genel Müdürlüğü YönetimKurulu üyeleri ile TTK Kozlu İşletme Müessesesi yöneticilerinin kusur vesorumluluklarının bulunduğu, yüklenici firma yöneticilerinin asli kusurluolduğu, teknik nezaretçi, vardiya mühendisleri, sondör ve barutçununsorumluluklarının bulunduğu kanaatine varılmıştır.
v. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından,Bakanlıklar ve TTK Yönetim Kurulu üyeleri ile diğer kurumlara atfedilenkusurların meydana gelen degaj/püskürme olayına doğrudan etkisinin olupolmadığı şeklinde soru yöneltilmiştir. Raporda, sözleşmede imzası bulunan TTKYönetim Kurulu üyelerinin kusurlarının bulunduğunun değerlendirildiği ancak bukusur ile degaj/püskürme olayı arasında birebir illiyet bağı bulunmadığıbelirtilmiştir.
C. Soruşturmaİzni Süreci
15. Yürütülen soruşturma işlemleri kapsamındabaşvurucuların da şikâyetçi oldukları TTK Genel Müdürü R.D., Yönetim Kuruluüyeleri B.İ., M.Y., M.A., M.Ş., Ç.O. hakkında Enerji ve Tabii KaynaklarBakanlığından soruşturma izni talebinde bulunulmuştur.
16. 10/2/2014 tarihli ön inceleme raporunda özetle sözkonusu işin ihale ile yaptırılmasının kurumdaki istihdam politikası ile teknikve ekonomik zorunluluk ve avantajlar dikkate alınarak ilgili makamların onay vekararlarına dayanılarak gerçekleştirilmiş olduğu, söz konusu işin ihale ileyaptırılması kararı ile yaşanan degaj/püsürme olayı arasında bir illiyet bağıbulunmadığı gerekçesiyle soruşturma izni verilmemesinin uygun olacağıbelirtilmiştir.
17. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 25/2/2014tarihinde soruşturma izni verilmemesine dair karar vermiştir. Anılan kararZonguldak Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiştir. Kararın başvurucularatebliğ edildiğine ilişkin olarak dosya kapsamında bilgi ve belgebulunmamaktadır.
18. Anılan karara karşı Zonguldak CumhuriyetBaşsavcılığınca, kusurlu şahısları ve kusur sebeplerini belirten bilirkişiraporları karşısında TTK Yönetim Kurulu Başkanı ve üyeleri hakkında soruşturmaizni verilmesi gerekirken bu kişilerin kusurları ile degaj olayı arasındailliyet bağı bulunmadığı, dolayısıyla ilgililerin suç teşkil eden bireylemlerinin bulunmadığı gerekçeleriyle soruşturma izni verilmemesi işlemininyasaya uygun olmadığı gerekçesiyle itiraz edilmiştir. Ankara Bölge İdareMahkemesinin 1/7/2014 tarihli kararıyla itirazın reddine karar verilmiştir.
19. İtirazın reddi üzerine Zonguldak CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından 19/9/2014 tarihinde TTK Genel Müdürü R.D., YönetimKurulu üyeleri B.İ., M.Y., M.A., M.Ş., Ç.O. hakkında inceleme yapılmasına yerolmadığına karar verilmiştir.
20. Başvurucular, anılan kararın 22/10/2014 tarihindekendilerine tebliğ edilmesinin ardından 20/11/2014 tarihinde soruşturma izniverilmemesi işlemine yapılan itirazın reddi kararı hakkında bireysel başvurudabulunmuşlardır.
D. KovuşturmayaYer olmadığına Dair Karar
21. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca 19/9/2014tarihinde kusurlu görülmeyen diğer yirmi iki şüpheli hakkında kovuşturmaya yerolmadığına karar verilmiştir. Anılan karara karşı yapılan itiraz, ZonguldakSulh Ceza Hâkimliğinin 12/1/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
22. Anılan kararın 26/2/2015 tarihinde tebliğ edilmesininardından başvurucular 30/3/2015 tarihinde, başvuru süresi içinde bireyselbaşvuruda bulunmuşlardır.
E. Devam EdenSüreç
23. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca 19/9/2014tarihinde anılan olaya ilişkin olarak on kişi hakkında taksirle ölüme veyaralanmaya sebep olma suçundan cezalandırılmaları istemiyle iddianamedüzenlenmiştir.
24. Anılan iddianamenin kabulü ile başlayan yargılamasürecinin derdest olduğu anlaşılmaktadır.
IV. İLGİLİHUKUK
25. 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadiTeşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin ilgili maddelerinin ilgilibölümleri şöyledir:
"Madde 2 – ...
1. Kamu iktisadi teşebbüsü"Teşebbüs"; iktisadi devlet teşekkülü ile kamu iktisadi kuruluşununortak adıdır.
2. İktisadi devlet teşekkülü"Teşekkül"; sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticariesaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan, kamu iktisadi teşebbüsüdür.
3. (Değişik: 24/11/1994 - 4046/34 md.)Kamu iktisadi kuruluşu "Kuruluş"; sermayesinin tamamı Devlete aitolup tekel niteliğindeki mal ve hizmetleri kamu yararı gözeterek üretmek vepazarlamak üzere kurulan ve gördüğü bu kamu hizmeti dolayısıyla ürettiği mal vehizmetler imtiyaz sayılan kamu iktisadi teşebbüsüdür.
4. Müessese; sermayesinin tamamı biriktisadi devlet teşekkülüne veya kamu iktisadi kuruluşuna ait olup, ona bağlıişletme veya işletmeler topluluğudur.
...
7. İşletme; müesseselerin ve bağlıortaklıkların mal ve hizmet üreten fabrika ve diğer birimleridir.
...
Madde 5 –
1. Teşebbüs organları, yönetim kurulu vegenel müdürlüktür.
2. Yönetim Kurulu, teşebbüsün en yüksekseviyede yetkili ve sorumlu karar organıdır.
3. Genel Müdürlük, teşebbüsün yetkili vesorumlu yürütme organıdır.
Madde 6 –
1. Yönetim kurulu bir başkan ve beşüyeden oluşur.
2. Genel müdür yönetim kurulu başkanıdır...
...
Madde 15–
Sermayesinin tamamı Devlete aitteşebbüsler, işletmelerini müessese halinde teşkilatlandırabilirler.
...
Madde 17 –
1. Müessesenin organları, yönetimkomitesi ve müessese müdürlüğüdür.
2. Yönetim Komitesi, müessesenin enyüksek seviyede karar organıdır.
3. Müessese müdürlüğü, müesseseninyetkili ve sorumlu yürütme organıdır.
Madde 18 –
1. Yönetim komitesi bir başkan ve dörtüyeden oluşur.
2. Yönetim komitesinin başkanı müessesemüdürüdür.
3. Yönetim komitesinin üyelerimüessesenin üst seviyedeki yöneticileri arasından, teşebbüs genel müdürününteklifi üzerine yönetim kurulunca atanır.
4. Müessese yönetim komitesiüyeliklerine atanacakların, teşebbüs yönetim kurulu üyelerinin nitelik veşartlarına sahip olmaları gerekir.
...
Madde 20 –
1. Müessese müdürü, teşebbüs müdürününteklifi üzerine yönetim kurulunca atanır.
2. Müessese müdürü olarak atanabilmekiçin, en az dört yıl kamu kurum ve kuruluşlarında olmak üzere toplam asgarisekiz yıl başarı ile çalışmış olmak ve genel müdürde aranan diğer nitelikleresahip bulunmak gerekir.
Madde 21 –
1. Müessese Müdürü; müesseseyi, kanun,tüzük ve yönetmelik hükümleri ile yönetim kurulu ve yönetim komitesi kararlarıdoğrultusunda yönetir.
26. 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadiTeşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun HükmündeKararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun HükmündeKararname'nin "Teşebbüs personelinin yükümlülük ve sorumlulukları"kenar başlıklı 11. maddesinin (d) bendi şöyledir:
"(d) Görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işledikleriiddia olunan suçlardan dolayı teşebbüs genel müdürü ve yönetim kurulu üyelerihakkında takibat yapılabilmesi için ilgili Bakanın izni alınması şarttır."
27. 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve DiğerKamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un "Amaç"kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Bu Kanunun amacı, memurlar vediğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayıyargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecekusulü düzenlemektir."
28. 4483 sayılı Kanun'un "Ön inceleme" kenarbaşlıklı 5. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"İzin vermeye yetkili merci, buKanun kapsamına giren bir suç işlediğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılışekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatır."
29. 4483 sayılı Kanun'un "Ön inceleme yapanlarınyetkisi ve rapor" kenar başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Ön inceleme ile görevlendirilenkişi veya kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciinbütün yetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda CezaMuhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler; hakkında inceleme yapılanmemur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileridahilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren birrapor düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunarlar. Ön incelemebirden çok kişi tarafından yapılmışsa, farklı görüşler raporda gerekçeleriyleayrı ayrı belirtilir.
Yetkili merci bu rapor üzerinesoruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu kararlardagerekçe gösterilmesi zorunludur."
30. 4483 sayılı Kanun'un "İtiraz" kenarbaşlıklı 9. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Yetkilimerci, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararınıCumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamugörevlisine ve varsa şikayetçiye bildirir.
Soruşturma izni verilmesine ilişkinkarara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi;soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığıveya şikayetçi, izin vermeye yetkili merciler tarafından verilen işleme koymamakararına karşı da şikâyetçi itiraz yoluna gidebilir. ...
.... verilen kararlar kesindir."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
31. Mahkemenin 9/5/2018 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
32. Başvurucular, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığıncaalınan 30/4/2013 ve 5/12/2013 tarihli bilirkişi raporlarında TTK Yönetim KuruluBaşkanı ve üyelerine açıkça kusur izafe ediliyor olmasına karşın anılan kişilerhakkında soruşturma izni verilmemesine karar verilmesi ve bu karara karşıyapılan itirazın gerekçesiz bir şekilde reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkınınusul boyutunun, adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
33. Başvurucular ayrıca, Zonguldak CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilenşüphelilerin de olayda sorumluluklarıbulunduğunu belirterek bu kişiler hakkındadava açılmaması nedeniyle de yaşam hakkının usul boyutunun, adil yargılanmahakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
34. Bakanlık görüşünde; Anayasa Mahkemesinin çeşitlikararlarına atıfta bulunulmuş; olaya ilişkin derhâl soruşturma başlatılarakdelillerin toplandığı, soruşturma izni verilmemesi işlemine yapılan itirazınreddine ilişkin kararın gerekçesiz olduğunun ileri sürülmesine karşın itirazmercilerinin kararlarının, kararını inceledikleri merci ile aynı fikirdeolduğuna ilişkin basit atıf içermesinin yeterli olduğu belirtilmiştir.
35. Başvurucular; Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında,Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesi kararlarının eksik ve hatalıalıntılanarak başvuruya ilişkin kabul edilemezlik kararı verilmesi gerektiğişeklinde görüş yansıtıldığını, alt derece mahkemesiyle aynı görüşte olduğu hâldetemyiz ve itiraz merciinin bu karara atıf yapmasının yeterli görüldüğünü ancakBölge İdare Mahkemesinin başvuruya konu kararının ilk derece mahkemesisıfatıyla verilmiş olması nedeniyle gerekçe içermesi gerektiğinibelirtmişlerdir.
B. Değerlendirme
36. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi vemanevi varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkına sahiptir."
37. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri"kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların iddiaları, yakınlarının ölümüyle ilgili olarak etkiliceza soruşturması yürütülmemesine ilişkindir. Bu nedenle söz konusu iddialarıntamamı, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamındadevlete ait etkili soruşturma yükümlülüğü kapsamında incelenmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. KovuşturmayaYer olmadığına Dair Karar Yönünden
39. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusuşikâyetini öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
40. Bir ceza soruşturması veya ceza yargılaması sürecindekovuşturmaya yer olmadığı, beraat, mahkûmiyet veya hükmün açıklanmasının geribırakılması kararlarıyla farklı zamanlarda neticelenmiş aşamalar bulunmasıdurumunda anılan aşamaların tek bir olay bazında farklı kişilerinsorumluluklarına yönelik olduğu gözetildiğinde soruşturmaların bir bütün olarakdeğerlendirilmesi gerekebilecektir (S.D., B. No: 2013/3017, 16/12/2015,§ 69).
41. Anayasa'nın yaşam hakkını güvence altına alan 17.maddesi ile devletin temel amaç ve görevlerini belirten 5. maddesi birliktedeğerlendirildiğinde, meydana gelen ölüm olaylarının sorumlularınınbelirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir cezasoruşturması yürütülmesi gerekmektedir. Ancak yürütülen bu soruşturma, belirlibir kişinin sorumlu olup olmadığıyla sınırlı olmamalı; olayın tüm yönleriniortaya koyacak kapsamda ve nitelikte olmalıdır. Nitekim soruşturmanın etkiliolup olmadığına ilişkin değerlendirme -somut olayın kendine özgü koşulları dikkatealınarak- belirli bir kişi hakkında verilen kararla sınırlı olarak değilyürütülen soruşturma bir bütün olarak incelendikten sonra yapılabilecektir (GülcanKeleş ve diğerleri, B. No: 2014/797, 22/03/2017, § 30).
42. Somut olaya bu çerçevede bakıldığında başvurucularher ne kadar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayla ilgili olarak yürütülensoruşturmada bazı kişiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına kararverildiğini ileri sürerek bireysel başvurularda bulunmuşlarsa da olaya ilişkinolarak bazı şüpheliler hakkında iddianame düzenlendiği, iddianamenin kabulüylebaşlayan yargılama sürecinin devam ettiği, bu davada yapılan araştırmasonucunda olayda sorumlulukları bulunan kişiler tespit edilerek haklarında kamudavasının açılmasının sağlanmasının her zaman mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Bukapsamda haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişilerin desorumluluklarının tespit edilmesi hâlinde kamu davası açılması önünde bir engelbulunmadığı anlaşılmaktadır.
43. Dolayısıyla başvuru konusu olayda, kanunda öngörülenyargısal başvuru yollarının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmişolduğundan söz edilemez.
44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Soruşturmaİzni Verilmemesi İşlemi Yönünden
45. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği yaşamınıkaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayınedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucular,müteveffanın kardeşleridir. Bu nedenle somut olayda başvuru ehliyeti açısındanbir eksiklik bulunmamaktadır.
46. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 25/2/2014tarihli soruşturma izni verilmemesi kararının başvuruculara tebliğ edildiğineilişkin olarak dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bakanlıktarafından da anılan kararın başvuruculara tebliğ edildiğine ilişkin bir bilgive belge sunulmamıştır. Bu durumda başvurucuların anılan karardan ZonguldakCumhuriyet Başsavcılığının 19/9/2014 tarihli inceleme yapılmasına yerolmadığına dair kararının tebliğ edildiği 22/10/2014 tarihinde haberdarolduklarının kabulü gerekmektedir. Başvurucular, anılan tarihten sonra otuzgünlük başvuru süresi içinde başvuruda bulunmuşlardır. Bu durumda somut olaydasüre aşımı bulunmamaktadır.
47. Öte yandan başvurucular, yaşam hakkının kasten ihlaledildiğini ileri sürmemiş olup somut olayda başvurucuların yakınlarının ölümünekasten sebebiyet verildiği izlenimi edinilmesini gerektirecek bir unsur dasaptanmamıştır.
48. Aşağıda genel ilkeler kısmında açıklandığı üzerekasıtlı olmayan eylemler nedeniyle meydana gelen ölüm ve yaralanmalara ilişkinher olayda etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün yerine getirilmesi içinmutlaka etkili bir ceza yargılaması yürütülmesi gerekmemektedir. Ancak eylemkasıtlı olmasa dahi ölüm olayı kamu makamlarının muhakeme hatası, dikkatsizliğiaşan bir kusuru sonucu yani olası sonuçların farkında olmalarına rağmen sözkonusu makamların kendilerine verilen yetkiler kapsamında tehlikeli birfaaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterliönlemleri almaması sonucu meydana gelmiş ise mutlaka etkili bir cezasoruşturması yürütülmesi gerekecektir.
49. Bu durumda kabul edilebilirlik açısından çözümlenmesigereken bir husus da -somut olayda- yaşam hakkı kapsamında devletin"etkili bir yargısal sistem kurma" yönündeki pozitif yükümlülüğününmutlaka etkili bir ceza soruşturması yürütülmesini gerektiripgerektirmediğidir.
50. Kasıtlı olmayan fiiller nedeniyle meydana gelen ölümolaylarına ilişkin olarak soruşturma yükümlülüğü her olayda mutlaka ceza davasıaçılmasını gerektirmemektedir. Bu tür durumlarda mağdurlara hukuki, idari vehatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (bkz. §57). Ancak kasıtlı olmayan fiiller nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarındakamu makamlarının muhakeme hatası, dikkatsizliği aşan bir kusuru olduğu yaniolası sonuçların farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerineverilen yetkiler kapsamında tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleribertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda -ilgililerdiğer hukuk yollarına başvurmuş olsalar dahi- kişilerin hayatının tehlikeyegirmesine neden olanlar hakkında bir ceza soruşturması yürütülmesi gerekir(bkz. § 58).
51. Bu noktada öncelikle kömür madeni işletme işinin buişte çalışanlar başta olmak üzere kişilerin yaşamı ile vücut bütünlüğübakımından birtakım riskler içermesi sebebiyle tehlikeli bir faaliyet olduğubelirtilmelidir. Bu durumda devletin yaşamı koruma yükümlülüğü kapsamında,anılan hizmetin yerine getirilmesinde kişilerin yaşamı ile vücut bütünlüğününkorunması, ölüm ve yaralanma olaylarının önüne geçilmesi için gereklitedbirleri alması bir zorunluluktur.
52. Dosya bir bütün olarak incelendiğinde önceki yıllardameydana gelen benzer olaylarda birçok kişinin yaşamını yitirdiği ve kazanın gerçekleştiğialanda ani degaj tehlikesinin olduğunun bilindiği, bilirkişi raporlarına göre,var olan bu riske karşı önlem alınmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
53. Öngörülebilir bir riskin bulunduğu ve bu riskinbertaraf edilmesi için alınması gereken birtakım önlemler olduğu anılandurumda, etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğü bakımından somut başvurudamutlaka etkili bir ceza soruşturması yürütülmesi gerekliliği bulunmadığısöylenemez.
54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
55. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitifyükümlülüklerinin usule ilişkin yönü, doğal olmayan her ölüm olayınınsorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabileceketkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirmektedir. Yürütülecek busoruşturmanın temel amacı yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekildeuygulanmasını, kamu görevlilerinin müdahalesiyle veya onların sorumluluklarıaltında meydana gelen ya da diğer bireylerin filleriyle gerçekleşen ölümlernedeniyle ilgililerin hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 54).
56. Yaşam hakkına ilişkin usule yönelik bu yükümlülükolayın niteliğine bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikte soruşturmalarlayerine getirilebilir. Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölümolaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitinive cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütmeyükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminatdavaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi; ihlaligidermek, dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 55).
57. Kasıtlı olmayan fiiller nedeniyle meydana gelen ölümolaylarına ilişkin soruşturma yükümlülüğü açısından farklı bir yaklaşımbenimsenebilir. Bu kapsamda yaşam hakkının veya vücut bütünlüğünün ihlalinekasten sebebiyet verilmediği durumlarda pozitif yükümlülük her olayda mutlakaceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinleilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 59).
58. Bununla birlikte kasıtlı olmayan fiiller nedeniylemeydana gelen ölüm olaylarında kamu makamlarının muhakeme hatası, dikkatsizliğiaşan bir kusuru olduğu veya olası sonuçların farkında olmalarına rağmen sözkonusu makamların kendilerine verilen yetkiler kapsamında tehlikeli birfaaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterliönlemleri almadığı durumlarda -ilgililer diğer hukuk yollarına başvurmuşolsalar dahi- kişilerin hayatının tehlikeye girmesine neden olanlar hakkındabir ceza soruşturması yürütülmesi gerekir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 60).
59. Diğer taraftan ceza soruşturmasının amacı, yaşamhakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların hesapvermesini sağlamak olmakla birlikte bu yükümlülük kesin olarak bir sonuç eldeetmeyi değil uygun araçların kullanılmasını gerektirir. Anayasa'nın 17. maddesibaşvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırmahakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevide yüklemez (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).
60. Kamu görevlilerinin görevlerini devlet adına ifaetmeleri ve görevlerinin ifası ile ortaya çıkan birtakım durumlarla bağlantılıolarak sık sık şikâyet edilme ve soruşturma tehdidi altında olma riski ilekarşı karşıya olmaları nedeniyle haklarında adli soruşturma yürütülmesininbelirli bir makamın iznine bağlanması hukuk devletinde makul görülebilir (HidayetEnmek ve Eyüpsabri Tinaş, B. No: 2013/7907, 21/4/2016, § 106).
61. Nitekim Anayasa’nın 129. maddesinin altıncıfıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddiaedilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılmasının -kanunla belirlenenistisnalar dışında- kanunun gösterdiği idari mercinin iznine bağlı olduğu hükümaltına alınmıştır (Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, § 107).
62. Anayasa'nın bütünlüğü ilkesi çerçevesinde Anayasakurallarının bir arada ve hukukun genel ilkeleri gözönünde tutularakuygulanması zorunlu olduğundan etkili soruşturma yükümlülüğünü ve kamugörevlilerinin soruşturulmasının izin şartına bağlı olmasını düzenleyenkurallar bütününün birbiriyle uyumlu bir şekilde yorumlanması gereklidir (HidayetEnmek ve Eyüpsabri Tinaş, § 108).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
63. Somut olayda başvurucuların erkek kardeşi M.Y.,Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı bir iktisadi devlet teşekkülü olanTTK'ya bağlı Kozlu Taşkömürü İşletme Müessesesi bünyesinde faaliyet gösterenmaden ocağında meydana gelen degaj ve metan gazı zehirlenmesi sonucu hayatınıkaybetmiştir.
64. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitifyükümlülüklerinin usule ilişkin yönü, meydana gelen ölüm olayının tümyönleriyle ortaya konulmasını ve sorumluluğun belirlenmesine imkân tanıyanetkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirmektedir.
65. Başvuruya konu olaya ilişkin olarak ZonguldakCumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. Yürütülen soruşturmaişlemleri kapsamında iki bilirkişi heyeti raporu alınmıştır. Anılan bilirkişiraporlarında, kazanın meydana geliş nedenleri ve olayda sorumluluklarıbulunanların kimler olduğu hususları incelenmiştir. Buna göre soruşturmadosyası kapsamında kurumun uzmanlık alanında olan bir işin bu konuda uzmanlığıya da tecrübesi olmayan bir alt işverene verilmesi, denetimi zorlaştıran veriski artıran hatalı bir sistem kurulması nedenleriyle TTK Yönetim KuruluBaşkanı ve üyelerinin, olayda sorumlulukları bulunduğuna ilişkinbirtakımveriler bulunmaktadır.
66. Bu veriler kapsamında Zonguldak CumhuriyetBaşsavcılığınca anılan kişiler hakkında soruşturma izni istenmiştir.
67. Bunun üzerine yaptırılan ön incelemede, soruşturmaizni istenen kişilere atfedilen kusur ile kaza arasında doğrudan illiyet bağıbulunmadığı gerekçesiyle soruşturma izni verilmemesinin uygun olduğu yönündegörüş bildirilmiştir.
68. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafındansoruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir. Soruşturma izni verilmemesinedeniyle anılan kişiler yönünden adli sürecin sona ermesi söz konusudur.
69. Bu durumda 4483 sayılı Kanun kapsamında soruşturmaizni alınması prosedürünün soruşturmanın etkililiği üzerine sonuçlarınındeğerlendirilmesi gerekmektedir.
70. Soruşturma izni prosedürü, kamu görevlilerinin görevlerisebebiyle işledikleri suçlardan dolayı ileri sürülen iddia ve şikâyetlernedeniyle gereksiz ithamlarla karşılaşmamaları ve bu şekilde kamu görevlerininaksamaması için kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri iddiaolunan suçlar bakımından ceza soruşturmasına geçilmeden önce bir ön incelemeyapılması ve ceza soruşturması yürütülmesini gerekli kılacak bir durum bulunupbulunmadığına ilişkin bir ön değerlendirme yapılması amacını taşımaktadır. Bukapsamda soruşturma izni prosedürü, anılan amacın ötesinde ceza yargılamasınınişleyişini geciktirecek ve soruşturmanın etkin olarak yürütülmesine engelolacak şekilde ya da kamu görevlilerinin ceza soruşturmasından muaf tutulduğuizlenimini oluşturacak şekilde uygulanmamalıdır.
71. Tehlikeli bir faaliyet kapsamında, kişilerin yaşamıile vücut bütünlüğü üzerinde ortaya çıkan risklerin en aza indirilmesi vegerekli önlemlerin alınması konusunda sorumluluğu bulunan kişilerin tespitedilebilmesi ve tespit edilen sorumluluklar karşısında devletin göstereceğiyargısal tepki, benzer olayların yaşanmaması bakımından da önem taşımaktadır.
72. Somut olayda soruşturma izni verilmemesi kararınınbilirkişi raporunda belirtilen "kusur ile degaj/püskürme olayı arasındabire bir illiyet bağı bulunmadığı" yönündeki tespite dayandırıldığıanlaşılmaktadır.
73. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından,Bakanlıklar ve TTK Yönetim Kurulu üyeleri ile diğer kurumlara atfedilenkusurların meydana gelen degaj/püskürme olayına doğrudan etkisinin olupolmadığı şeklinde soru yöneltilmiştir. Raporda, sözleşmede imzası bulunanYönetim Kurulu üyelerinin kusurlarının bulunduğunun değerlendirildiği ancak bukusur ile degaj/püskürme olayı arasında bire bir illiyet bağı bulunmadığıbelirtilmiştir. Gerek Cumhuriyet Başsavcılığının sorusunun gerek bilirkişiraporunda yapılan tespitin kusur ile kaza arasında doğrudan sebep-sonuçilişkisi bulunup bulunmadığına yönelik teknik bir meseleye ilişkin olduğuanlaşılmaktadır. Ceza hukuku anlamında eylem ile sonuç arasında bir illiyetbağı bulunup bulunmadığının belirlenmesi ise ancak yargısal merciler tarafındanyapılabilecektir.
74. Yaşam hakkı kapsamında devletin sahip olduğu etkilisoruşturma yükümlülüğü, sorumluların belirlenmesini ve gerekiyorsacezalandırılmasını sağlayabilecek bir ceza soruşturması yürütülmesinigerektirmektedir. Kamu makamlarının bilirkişi raporları ile tespit edilenkusurlu davranışlarının bulunduğu somut olayda, tespit edilen kusur ilegerçekleşen netice arasında ceza hukuku anlamında bir illiyet bağı bulunupbulunmadığının ilgili idare kurullarınca karara bağlanarak adli sürecin sonaerdirilmesi etkili soruşturma ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
75. Öte yandan soruşturma izni verilmemesi işlemlerinekarşı yapılan itirazları değerlendiren idare mahkemelerince yapılacak olan incelemeve değerlendirmelerin de soruşturma izni prosedürünün ceza yargılamasınınişleyişini geciktirecek ve soruşturmanın etkin şekilde yürütülmesine engelolacak şekilde uygulanmasına ya da kamu görevlilerinin ceza soruşturmasındanmuaf tutulduğu izlenimi oluşmasına izin vermeyecek şekilde yapılmasına özengösterilmesi gerekmektedir.
76. Somut olayda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıncasoruşturma izni verilmemesi işlemine karşı yapılan itirazın Bölge İdareMahkemesince "ön inceleme raporu ve eki belgelerin hazırlıksoruşturması yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı"gerekçesiyle reddedildiği, Ankara Bölge İdare Mahkemesince yapılan incelemenin,soruşturma izni prosedürünün ceza yargılamasının işleyişini geciktirecek vesoruşturmanın etkin şekilde yürütülmesine engel olacak ya da kamugörevlilerinin ceza soruşturmasından muaf tutulduğu izlenimini oluşturacakşekilde uygulanmaması gerekliliği yönünden bir değerlendirme içermediğianlaşılmaktadır.
77. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğindehakkında soruşturma izni istenen kamu görevlilerinin kusurları bulunduğununtespit edilmiş olmasına karşın ancak adli merciler tarafından yapılması gerekenbir değerlendirme sonucunda kusur ile sonuç arasında illiyet bağı bulunmadığıgerekçesiyle soruşturma izni verilmemesinin ve bu şekilde adli sürecin sonaermesinin meydana gelen ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza soruşturmasıyürütülmesi önünde engel teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
78. Olayda etkili bir ceza soruşturması yürütülmesi gerektiğineyönelik tespit, anılan kişiler hakkında yürütülecek adli sürecin mutlaka birdava açılması ya da açılan davanın belli bir hükümle sonuçlanması gerektiğianlamına gelmeyip sorumluların tespit edilmesi ve hesap vermelerini sağlayacakuygun araçların etkili şekilde kullanılması gerekliliğine işaret etmektedir.
79. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesindegüvence altına alınan yaşam hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
80. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
81. Başvurucular, ihlalin tespiti ve her biri için 30.000TL manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
82. Başvuruda, yaşam hakkının usule ilişkin boyutununihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
83. Yaşam hakkının usule ilişkin boyutunun ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereAnkara Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
84. Yeniden yargılama yapılması için dosyanın ilgilimahkemeye gönderilmesine karar verilmesinin tespit edilen ihlal için yeterligiderim sağlaması nedeniyle başvurucuların manevi tazminat taleplerinin reddinekarar verilmesi gerekir.
85. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderininbaşvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar yönündenbaşvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Soruşturma izni verilmemesi işlemi yönünden yaşamhakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının usul boyutununihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Ankara Bölge İdare Mahkemesine (E.2014/331, K.2014/346) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvuruların tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucularınMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Enerji ve Tabii KaynaklarBakanlığına GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 9/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.