TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NAZMİYE YEŞİLYURT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/24182)
Karar Tarihi: 9/7/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Recai AKYEL
Basri BAĞCI
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucu
:
Nazmiye YEŞİLYURT
Vekili
:
Av. Mehmet Zeki YEŞİLYURT
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, özlük haklarına ilişkin olarak açılan davanınreddi nedeniyle mülkiyet hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle deadil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 14/8/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alanailişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesinekarar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Ücretli öğretmen olan başvurucunun ders ücretlerinedair 19/2/2010 tarihinde açtığı dava aleyhine olarak 19/4/2018 tarihinde kesinhükme bağlanmıştır.
9. Ret gerekçesinde ücretli öğretmenlerin ancaköğretmen sayısının yetersiz olması durumunda ek ders ücreti karşılığında dersokutmakla görevlendirildiği, ek ders okutmanın ücretli öğretmenlerin asli göreviolduğu ve ilgili mevzuat uyarınca ek ders ücretlerinin ancak kadrolu öğretmenveya yönetici olarak çalışmakla birlikte normal öğretim programı dışında görevyapan öğretmenlere ödenebileceği dikkate alındığında başvurucuya ek dersücretinin %25 fazlasıyla ödenmesinin hukuki dayanağının bulunmadığı ifadeedilmiştir.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
10. Mahkemenin 9/7/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. MülkiyetHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
11. Başvurucu, hukuka uygun olduğuna karar verilen işlemnedeniyle mülkiyet hakkının ihlal ediliğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
12. Bir anayasal hak ihlali iddiasının AnayasaMahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesi için başvurucutarafından dayanılan hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerden olması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(Sözleşme) ve buna ekTürkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamında yer alması, ayrıca başvurucununihlal iddiasına temel alınan hakkın kapsamına giren korunmaya değer birmenfaatinin bulunması gerekir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351,18/9/2013, § 31).
13. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden birkimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (MustafaAteşoğlu ve diğerleri, B. No: 2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenleöncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektirenmülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukukidurumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382,16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).
14. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkımevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırdasahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma beklentisi -kişinin bu konudakimenfaati ne kadar güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramıiçinde değildir. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyutbir temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değilmülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak bellidurumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı eldeetmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkıgüvencesinden yararlanabilir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478,25/7/2017, §§ 41, 53; Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, §§ 52-54).
15. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklentiolmayıp belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksekolduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da ayni menfaatle ilgilihukuki bir işleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (SelçukEmiroğlu, B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk, § 42).Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma kapsamında olan meşrubeklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddiaedilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit, mevzuat hükümlerive yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti.,B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37). Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veyasadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşrubeklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi,§ 37).
16. Başvurucu, işlem nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri sürmektedir. Yargı makamları işlemi hukuka uygun bulmuştur.Buna göre yargı makamları önünde iddiasını ispat edemeyen ve belirli bir kanunhükmüne ya da istikrarlı bir içtihada dayanmayan başvurucunun Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamına giren bir ekonomikdeğeri veya en azından böyle bir değeri elde etme yönünde meşru beklentisininbulunmadığı anlaşılmaktadır.
17. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 35.maddesi kapsamına giren korunmaya değer bir menfaati bulunmadığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizliknedeni ile kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
18. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
20. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihiolarak davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğuzaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği,yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiğitarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45,47).
21. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirkenyargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgilimakamların yargılama sürecindeki tutumu, başvurucunun yargılamanın süratlesonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (SelahattinAkyıl, § 41).
22. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzerbaşvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında 8 yıllık yargılama süresininmakul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
25. Başvurucu, ihlalin tespitiyle yargılamanınyenilenmesi ve tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
26. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
27. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararıkarşılığında net 14.000 TL manevi tazminatın başvurucuya ödenmesine kararverilmesi gerekir.
28. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkonu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makulsürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 14.000 TL tazminat ödenmesine,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.294,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 16. İdareMahkemesine (E.2010/262, K.2010/1670) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 9/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.