TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NEBİ KARATAŞ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/13001)
Karar Tarihi: 8/3/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucular
:
1. Nebi KARATAŞ
Vekili
:
Av. Mehmet Türker KÜÇÜK
2. Durmuş ÖCAL
3. Ayşe ÖCAL
4. Yılmaz ÖCAL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, karar düzeltme talebinin süre yönünden reddedilmesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2.Başvurular 5/8/2014 tarihinde yapılmıştır.
3.Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. E.2014/13002 sayılı bireysel başvuru dosyasının hukukiirtibat nedeniyle E.2014/13001 sayılı başvuru dosyası ile birleştirilmesinekarar verilmiştir.
6.Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmamışlardır.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
10. Başvurucular Mersin ili, Mut ilçesi, YazalanıMahallesi'nde bulunan taşınmazın toplam 4 dönümlük kısmını 20 yıldan fazlasüredir kullandıklarını, kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenlemülkiyet hakkını elde ettiklerini belirterek Mut Asliye Hukuk Mahkemesinin(Mahkeme) E.2010/352 ve E.2010/354 sayılı dosyalarında tapu iptali ve tescildavası açmışlardır.
11. Mahkeme, 20/1/2012 tarihli kararı ile E.2010/354 sayılıdosyayı, E.2012/352 sayılı dosya ile birleştirmiştir.
12. Mahkeme, 2/3/2012 tarihli kararla 20/11/2001 tarihli ve 4721sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesindeki yasal şartlarıngerçekleşmediğini belirterek başvurucuların davalarını reddetmiştir.
13. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin16/12/2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
14. Başvurucular onama kararını 12/2/2014 tarihinde tebellüğetmişler, başvurucular vekili Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) yoluyla27/2/2014 tarihli iş emri ile karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
15. Aynı Dairenin 20/5/2014 tarihli ilamında, Yargıtay onamakararının 12/2/2014 tarihinde usulüne uygun olarak davacılar vekiline tebliğedildiği, davacılar vekilinin 28/2/2014 tarihli dilekçesi ile karar düzeltmeisteğinde bulunduğu, karar düzeltme süresinin, 27/2/2014 tarihi çalışma saatibitimi olduğu, tebliğ tarihinden karar düzeltme dilekçesinin verildiği tarihekadar Kanun'da belirtilen 15 günlük karar düzeltme süresinin geçtiği,süresinden sonra yapılan karar düzeltme isteminin geçersiz olduğu belirtilerektalebin reddine karar verilmiştir.
16. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin karar, başvurucularvekiline tebliğ edilmemiş, başvurucular vekilinin kararı öğrendiğini bildirdiği8/7/2014 tarihine göre bireysel başvurunun süresinde yapıldığı tespitedilmiştir.
IV.İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Kanun Hükümleri
17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun geçici 3. maddesi şöyledir:
"(1) Bölge adliye mahkemelerinin,26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile BölgeAdliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’deilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkinyürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamatarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında,kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunlayapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasınadevam olunur.
(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerinegörev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır."
18. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk MuhakemeleriUsulü Kanunu'nun 431. maddesi şöyledir:
"Temyiz dilekçesi, kararı veren bölgeadliye mahkemesi hukuk dairesine veya Yargıtayınbozması üzerine hüküm veren ilk derece mahkemesine yahut temyiz edeninbulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derecemahkemesine verilebilir.
Temyiz dilekçesi kararı veren mahkemeden başkabir mahkemeye verilmişse temyiz defterine kaydolunurve durum derhâl kararı temyiz edilen mahkemeye bildirilir.
Temyiz edene ücretsiz bir alındı belgesiverilir."
19.Mülga 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Yargıtay kararlarına karşı tefhim veyatebliğden itibaren 15 gün içinde aşağıdaki sebeplerden dolayı karar düzeltilmesiistenebilir:
..."
20.6100 sayılı Kanun'un 445. maddesi şöyledir:
"Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP),adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulanbilişim sistemidir. Dava ve diğer yargılama işlemlerinin elektronik ortamdagerçekleştirildiği hâllerde UYAP kullanılarak veriler kaydedilir ve saklanır.
Elektronik ortamda, güvenli elektronik imzakullanılarak dava açılabilir, harç ve avans ödenebilir, dava dosyalarıincelenebilir. Bu Kanun kapsamında fizikî olarak hazırlanması öngörülen tutanakve belgeler güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda hazırlanabilir vegönderilebilir. Güvenli elektronik imza ile oluşturulan tutanak ve belgelerayrıca fizikî olarak gönderilmez, belge örneği aranmaz.
Elektronik ortamdan fizikî örnek çıkartılmasıgereken hâllerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkimveya görevlendirdiği yazı işleri müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir.
Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre günsonunda biter.
Mahkemelerde görülmekte olan dava, çekişmesizyargı, geçici hukuki koruma ve diğer tüm işlemlerde UYAP’ınkullanılmasına dair usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir."
21. 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun5. maddesi şöyledir:
"Güvenli elektronik imza, elle atılanimza ile aynı hukukî sonucu doğurur.
Kanunların resmî şekle veya özel bir merasimetabi tuttuğu hukukî işlemler ile teminat sözleşmeleri güvenli elektronik imzaile gerçekleştirilemez."
22.6/8/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleriile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin YürütülmesineDair Yönetmeliğin (Yönetmelik) 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Taraf ve vekilleri ile diğer ilgililer güvenlielektronik imza ile imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla birimlere elektronikortamda bilgi ve belge gönderebilirler.
Gelen evraktan sorumlu personel, UYAPüzerinden birimlere gönderilen ve iş listesine düşen belgeleri derhâl ilgilikişiye ya da doğrudan dosyasına aktarır. Onay gerektiren evrak ilgilinin işlistesine yönlendirilir.
...
Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre günsonunda biter. Elektronik ortamda yapılacak işlemlerin, ertesi güne sarkmamasıaçısından saat 00:00'a kadar yapılması zorunludur.
..."
23. Yönetmelik'in 208. maddesinin (9) numaralı fıkrası şöyledir:
"Taraf vekillerince UYAP üzerindengüvenli elektronik imza ile kanun yolu başvuru dilekçesi gönderilebilir. Buişler için ayrıca elle atılmış imzalı belge istenmez. Avukatların UYAP AvukatBilgi Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçesi gönderebilmeleri içingüvenli elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Kanun yolu harçları avukattarafından elektronik ortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılır. Ayrıca buişlemlerin Barokart veya kredi kartı gibi ödemearaçlarıyla yapılması sağlanabilir. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin sistemekaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronikortamda erişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur."
24. 3/4/2012 tarihli ve 28253 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren mülga Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 5.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Taraf ve vekilleri ile diğer ilgililer güvenlielektronik imza ile imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla mahkemeler veya hukukdairelerine elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebilirler.
Gelen evraktan sorumlu personel, UYAPüzerinden mahkeme veya hukuk dairelerine gönderilen ve iş listesine düşenbelgeleri derhal ilgili kişiye ya da doğrudan dosyasına aktarır. Hâkiminonayını gerektiren evrak hâkimin iş listesine yönlendirilir.
...
Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre günsonunda biter. Elektronik ortamda yapılacak işlemlerin, ertesi güne sarkmamasıaçısından saat 00:00’a kadar yapılması zorunludur.
Fizikî ortamda yapılan işlemlerde süre mesaisaati sonunda biter."
25. Mülga Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 48.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenlielektronik imza ile kanun yolu başvuru dilekçesi gönderilebilir. Bu işler içinayrıca elle atılmış imzalı belge istenmez. Avukatların UYAP Avukat BilgiSistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçesi gönderebilmeleri için elektronikimza sahibi olmaları gerekir. Kanun yolu harçları avukat tarafından elektronikortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılır. Ayrıca bu işlemlerin Barokart veya kredi kartı gibi ödeme araçlarıyla yapılmasısağlanabilir. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihteyapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamdaerişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur.
Elektronik ortamda kanun yolu başvurusu saat00:00’a kadar yapılabilir."
..."
2. Yargıtay Kararı
26. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/1/2014 tarihli veE.2013/14-742, K.2014/16 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
..Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargıİlk Derece Ceza Mahkemeleri Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine DairYönetmelik ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ilgili genelgesine göre UYAP'a kaydedilerek elektronik ortama aktarılan belgelerleilgili kayıt tarihinin ilgili işlemler yönüyle havale tarihi olarak esasalınması gerekmektedir.
..."
.
B. Uluslararası Hukuk
27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleriile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarınesası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız birmahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesiniisteme hakkına sahiptir...”
28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişimhakkının, Sözleşmenin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçasıolduğunu (bkz. Lawyer Partners A.S./Slovakya, B.No: 54252/07, 16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak veyükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı yeri önünegetirme hakkının güvence altına alındığını (bkz. Golder/ Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36)belirtmiştir. Yine AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinde, mahkeme kararlarına karşıkanun yolu başvurusunda bulunma hakkının güvence altına alınmadığını, ancakdevletin kendi takdirine bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunmahakkı tanıması durumunda bu incelemeyi yapan mahkeme önünde uygulanan muhakemeusulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (bkz. Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, §26).
29. Bu değerlendirmeye benzer şekilde AİHM, bir hukuk davasındabölge adliye mahkemesi ilamına yönelik itirazın süre yönünden reddedilmesinedeniyle yapılan başvuruyu mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirererek kanun yolu incelemesinde uygulanacakusulün Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinibelirtmiştir (bkz. Mushta/Ukrayna, B. No: 8863/06, 18/11/2010, §39).
30. AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakımsınırlandırmaların kabul edilebileceğini ancak sınırlamaların meşru bir amacayönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasındamakul bir orantısallık ilişkisinin bulunmadığıdurumlarda kısıtlamaların Sözleşme'nin 6. maddenin birinci fıkrasına uygunolmayacağını belirtmiştir (bkz. Ashıngdane/BirleşikKrallık,B.No: 8225/78, 28/5/1985, § 57).
31. Osu/İtalya (B.No: 36534/97, 11/7/2002, §§ 36-40) davasında, uyuşturucu kaçakçılığı yapan suçörgütüne üye olduğu gerekçesiyle hakkında 7 yıl hapis cezası verilen başvurucu,kararı sonradan öğrendiğini belirterek Yargıtayagecikmiştemyiz başvurusunda bulunmuş, Yargıtay ilgili kanun hükmüne rağmen talebinsüresinde yapılmadığı gerekçesiyle istemi reddetmiştir. AİHM bu başvuruda, davaaçma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesinin kabuledilebileceğini, ancak öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarakyanlış uygulanması ya da hesaplanması nedeniyle kişilerin dava açma ya da kanunyollarına başvuru hakkını kullanamamaları hâlinde mahkemeye erişim hakkınınihlal sonucunun ortaya çıkacağını belirterek somut olayda Yargıtayınret kararının kanun hükmünün neden uygulanmadığına ilişkin gerekçe içermediğinibu açıdan öngörülebilir olmadığını belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinekarar vermiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 8/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
1. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
33. Başvurucular, başvuru konusu davada ilk derece mahkemesininkararının Yargıtayca onandığını, onama kararının12/2/2014 tarihinde vekillerine tebliğ edildiğini, karar düzeltme dilekçesininavukatları aracılığı ile UYAP sisteminden Mahkemeye 27/2/2014 tarihindegönderildiğini; ancak, Mahkemenin dilekçeyi 28/2/2014 tarihinde işlemekoyduğunu, Yargıtayın da süresinde karar düzeltmetalebinde bulunmadıkları gerekçesiyle taleplerini reddettiğini, Yargıtayın ret kararıyla karar düzeltme haklarınınellerinden alındığını belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve tazminat talebindebulunmuşlardır.
34. Bakanlık, Yargıtay onama ilamının 12/2/2014 tarihindebaşvuruculara tebliğ edildiğini, başvurucular vekilinin UYAP üzerinden2286198849 iş numarası ile 27/2/2014 tarihinde karar düzeltme dilekçesigönderdiğini, bu açıdan Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararın,başvurucuların mahkemeye erişim hakkının özünü etkileyecek şekilde engelleyipengellemediği hususundaki değerlendirme yetkisinin Anayasa Mahkemesine aitolduğunu belirtmiştir.
2. Değerlendirme
35. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
36. Başvurucuların şikâyetinin özünün, karar düzeltme talebininesasının Yargıtayca incelenmemesine yönelikolmasından dolayı iddia, adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alanmahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı
38. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir.
39. Anayasa'nın 36. maddesine 2001 yılı değişiklikleriyleeklenen "adil yargılanma" ibaresine ilişkin gerekçede, tarafolduğumuz uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınan adil yargılanmahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'nin 6.maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkının güvencelerinden birini demahkemeye erişim hakkı oluşturmaktadır.
40. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişimhakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisinisavunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşıhaklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin enetkili yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM,E.2014/76,K.2014/142, 11/9/2014).
41. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde,mahkemeye erişim hakkının, biruyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekildekarara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeyebaşvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başkaifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalarınmahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini (ÖzkanŞen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52), ilk derece mahkemesine davaaçma hakkının yanında itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurmaimkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkının da bu kapsamdadeğerlendirilmesi gerektiğini (Ali Atlı,B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49) belirtmiştir.
42. Süre yönünden karar düzeltme talebinin reddedilmesininmahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
43. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
44. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
45. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebedayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
46. Başvuru konusu olayda, Yargıtay Dairesinin, karar düzeltmetalebini 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesinde öngörülen sürede yapılmadığıgerekçesiyle reddettiği anlaşılmaktadır.
47. Yargıtay Dairesinin bu hükmü esas alarak verdiği retkararına göre yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
(2) Meşru Amaç
48. Başvurucuların karar düzeltme başvurusu süresinden sonrayapıldığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Kanun yollarına başvurmanın belli birsüreye bağlanmasına ilişkin kuralların, mahkemelerin gereksiz yere meşguledilmemesi, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak vekararlara karşı hukuk düzenine karşı olan güvenin sarsılmasını önlemek amacıylavâzedildiği, bu açıdan meşru bir amaca yönelik olduğuanlaşılmıştır.
(3) Ölçülülük
49. Karar düzeltme talebinin reddedilmesi nedeniylebaşvurucuların mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığıve başvurucuya ağır bir yük getirip getirmediği hususlarınındeğerlendirilmesigerekir.
(a) Genel İlkeler
50. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde,Mahkemeye erişim hakkının, kural olarakmutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabileceği, bu hususta devletlerin takdirhakları gereği bazı düzenlemeler yapabileceği, bununla birlikte getirileceksınırlandırmaların hakkın özünü zedeleyecek nitelikte olmaması, meşru bir amaçizlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yükoluşturmaması gerektiği belirtilmiştir (MesutGüzel, B. No: 2014/5876, 22/9/2016, § 31). Bu kapsamda dava açmayıimkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça dava açma ya da kanun yollarına başvuruiçin belli sürelerin öngörülmesinin, hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğiolduğu ve tek başına bu durumun mahkemeye erişim hakkına aykırılıkoluşturmayacağı belirtilmiştir (Remzi Durmaz,B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).
51. Anayasa Mahkemesi, bir yerin Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından verilen idari yaptırım kararına karşı başka yerin CumhuriyetBaşsavcılığı vasıtasıyla süresinde yapılan itirazda, sulh ceza mahkemesince,dilekçenin fiilen mahkemeye ulaştığı tarihin esas alınarak itirazınreddedilmesi nedeniyle yapılan başvuruyu mahkemeye erişim hakkı kapsamındaincelemiş, başvurucunun bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığını aracı kılarakbaşvuruda bulunmasının usul kurallarına aykırı olmadığını, bu açıdanbaşvurucunun bu konuda özensiz veya ihmalkâr davrandığının söylenemeyeceğini, mahkemeninusul kurallarının uygulanmasındaki açık hatasınınbireyin mahkemeye erişim hakkından yararlanamaması ve kendisine uygulananyaptırımın hukukiliğini inceletememesi sonucunu doğurduğunu belirterekmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718,2/10/2013,§§ 35-38).
(b) İlkelerin Olaya Uygulanması
52. Başvurucular, yasal süre içerisinde karar düzeltme talebindebulunmalarına rağmen Yargıtay tarafından taleplerinin reddedildiğini belirterekkarar düzeltme haklarınınengellendiğini iddiaetmişlerdir.
53. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele,başvurucuların karardüzeltme talebinin kanun yoluincelemesine konu yapılmamasının, mahkemeye erişim hakkına orantısız birmüdahale oluşturup oluşturmadığıdır.
54. Başvurucular, 27/2/2014 tarihli dilekçelerinde ayrıntılı birşekilde itirazlarınıdile getirerekkarardüzeltme talebinde bulunmuş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, başvurucuların talebini15 günlük sürede ileri sürülmediğini belirterek reddetmiştir.
55. Başvuru konusu olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 1086sayılı Kanun'un 440. maddesinde, Yargıtay kararlarına karşı tefhim veyatebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme talebinde bulunulabileceğibelirtilmiştir.
56. 6100 sayılı Kanun'un 445. maddesinde, elektronik ortamdagüvenli elektronik imza kullanılarak dava açılabileceği, harç ve avansınödenebileceği dava dosyalarının incelenebileceği, Kanun kapsamında fizikîolarak hazırlanması öngörülen tutanak ve belgelerin güvenli elektronik imzaylaelektronik ortamda hazırlanarak gönderilebileceği belirtilmiştir.
57. Yine başvuru konusu olay tarihinde yürürlükte bulunan mülgaHukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 5. ve 48. maddelerinde, taraf vevekilleri ile diğer ilgililerin, güvenli elektronik imza ile imzalamaksuretiyle UYAP vasıtasıyla mahkemeler veya hukuk dairelerine elektronik ortamdabilgi ve belge gönderebilecekleri, taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenlielektronik imza ile kanun yolu başvuru dilekçesinin gönderilebileceği, bu işleriçin ayrıca elle atılmış imzalı belge istenmeyeceği, avukatların UYAP AvukatBilgi Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçesi gönderebilmeleri içinelektronik imza sahibi olmalarının gerekli olduğu, kanun yolu harçlarınınavukat tarafından elektronik ortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılacağı,kanun yolu başvurusunun, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte yapılmışsayılacağı belirtilmiştir.
58. Başvuru formuna ekli belgeler ve UYAP sisteminden yapılanincelemede, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 16/12/2013 tarihli onama ilamının12/2/2014 tarihinde başvuruculara tebliğ edildiği, başvurucular vekilinin UYAP'tan 27/2/2014 tarihi saat 12.20'de 2286198849 iş emirnumarası ile karar düzeltme talebinde bulunduğu, yine aynı tarih saat 12.30'daMut Mahkemeler veznesine karar düzeltme harcını yatırdığı, Mut Asliye HukukMahkemesi görevlilerince karar düzeltme dilekçesinin aynı gün saat 13.01'degörülmesine rağmen dilekçe ile ilgili işleme28/2/2014 günü saat 9.47'debaşlanıldığı anlaşılmıştır.
59. Başvurucunun karar düzeltme talebi, Yargıtay 8. HukukDairesinin 20/5/2014 tarihli ilamında belirtilen "...somut olayda 12/02/2014 tarihinde Yargıtay onama kararıusulüne uygun olarak davacılar vekiline tebliğ edilmiştir. Davacılar vekili,28/02/2014 tarihli dilekçesi ile karar düzeltme isteğinde bulunmuştur. Karardüzeltme süresi, 27/02/2014 tarihi çalışma saati bitimi olup tebliğ tarihindenkarar düzeltme dilekçesinin verildiği tarihe kadar Kanunda belirtilen 15 günlükkarar düzeltme süresi geçmiş bulunmaktadır. Süresinden sonra yapılan karardüzeltme istemi geçersizdir." gerekçesi ile reddedilmiştir.
60. Yukarıda belirtilen tespitler ışığında 12/2/2014 tarihindeYargıtay 8. Hukuk Dairesinin 16/12/2013 tarihli ilamını tebellüğ edenbaşvurucuların UYAP sistemi üzerinden ilama karşı 27/2/2014 tarihinde karardüzeltme talebinde bulunmalarına rağmen dilekçenin Mahkeme görevlileritarafından yasal süre dolduktan bir gün sonra yani 28/2/2014 tarihinde işlemekonulması nedeniyle bu tarihi esas alarak karar düzeltme dilekçesini süreyönünden reddetmesinin öngörülebilirlik sınırları içerisinde olduğunun değerlendirilemeyeceğini,Mahkeme yazı işlerinin gecikmesinden kaynaklanan uygulamanın yanlış bir olguyadayanılarak açık bir hata ile gerçekleştirildiği ve başvurucuların kanun yolunukullanması imkânını ortadan kaldırdığı, başvurucular üzerinde ağır bir yüke sebepolduğu, başvurucuların katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşruamaçlarla orantısız olduğu; dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucunaulaşılmıştır.
61. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeyeerişim haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
62. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
63. Başvurucular zararları karşılığı 131.905,20 TL madditazminata karar verilmesi talebinde bulunmuşlardır.
64. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunaulaşılmıştır.
65. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin Yargıtay ilgili Dairesine gönderilmek üzere Mut AsliyeHukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
66. Başvurucular Durmuş Öcal, Ayşe Öcal ve Yılmaz Öcalaçısından, dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvuruculara ödenmesine; başvurucu Nebi Karataş açısındandosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretindenoluşan toplam 2006,10 TL yargılama giderinin başvurucu Nebi Karataş'aödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıylailgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere Mut Asliye Hukuk Mahkemesine(E.2010/352, K.2012/101) GÖNDERİLMESİNE,
D. Yeniden yargılama kararı verilmekle başvurucuların tazminattaleplerinin REDDİNE,
E. a) 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucularDurmuş Öcal, Ayşe Öcal ve Yılmaz Öcal'a MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
b) 206,10 TL harç ve 1800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuNebi Karataş'a ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.