TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NEBAHAT BAYSAL GÜL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/14634)
Karar Tarihi: 28/5/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Nebahat BAYSAL GÜL
Vekili
:
Av. Karar Koray ATAK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltı sürecindeki nezarethane şartları nedeniylekötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/8/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 15/2/2019 tarihinde kötümuamele yasağının ihlal edildiği şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmikabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun kötü muamele yasağına ilişkinkısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, Fetulahçı TerörÖrgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturmaları kapsamında16/7/2016 tarihinde gözaltına alınarak Uşak ili Kaçakçılık ve Organize SuçlarlaMücadele (KOM) Şube Müdürlüğü nezarethanesine yerleştirilmiştir. Başvurucu 19/7/2016 tarihindenezarethaneden çıkarılmıştır.
7. Başvurucu, Uşak Sulh Ceza Hâkimliğince 21/7/2016 tarihindetutuklanmıştır. Tutuklama kararı verilene kadar sorgu işlemleri süresincebaşvurucu iki gün Adliye nezarethanesinde tutulmuştur. Tutuklandıktan sonra21/7/2016 başvurucu, Uşak E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmiştir.
8. Başvurucu 16/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Başvurucu 22/12/2016 tarihinde tahliye edilmiştir.
10. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 29/8/2018 tarihindebaşvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olup bu karar,verildiği tarihte kesinleşmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
11.6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun "İdari dava türleri ve idariyargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
1. (Değişik: 10/6/1994 -4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:
a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995tarihli ve E.1995/27, K.1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000 - 4577/5 md.) İdarî işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafındanaçılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tamyargı davaları,
…
2. İdari yargı yetkisi, idari eylem veişlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır…”
12. 2577 sayılı Kanun'un"Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" kenarbaşlıklı 13. maddesi şöyledir:
“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmişolanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veyabaşka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yılve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarakhaklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmenveya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen gündenitibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde busürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.
13. 5271 sayılı Kanun’un "Gözaltıİşlemlerinin Denetimi" kenar başlıklı 92. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
"Cumhuriyetbaşsavcıları veya görevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları, adlî görevleriningereği olarak, gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri,varsa ifade alma odalarını, bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden vesürelerini, gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetler;sonucunu Nezarethaneye Alınanlar Defterine kaydederler."
14.1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade AlmaYönetmeliği’nin 4., 11. 25. ve 26. maddelerinin ilgili kısımları şöyledir:
" Madde 4 - …
Nezarethane: Şüpheli veya sanıklarınhaklarındaki işlemlerin tamamlanıp adlî mercilere sevk edilinceye kadarbekletilmesi amacıyla yapılmış yerleri,
…
ifade eder.
...
Madde 11 - Üst aramasıyapılan kişinin nezarethaneye girişi, bu Yönetmeliğe ekliNezarethaneyeAlınanların Kaydına Ait Defter"e (EK-B)kaydedilerek sağlanır.
Nezarethane işlemlerinde;
a) Aynı suçla ilgisi olanlar, birbirine hasımolanlar, erkek ve kadınlar bir araya konulmazlar, çocuklar yetişkinlerden ayrıtutulurlar.
b) Nezarethanede zarurî hâller dışında beştenfazla kişi bir arada bulundurulmaz.
c) Tuvalet, temizlik gibi zorunlu ihtiyaçlarıngiderilmesi görevli memurun gözetiminde sağlanır.
d) Yiyecek ve içecekler önceden kontroledilir.
e) Gözaltına alınan kişi saldırgan bir tutumsergilemeye başladığı veya kendisine zarar vermeye kalkıştığı takdirde öncesözle kontrol altına alınmaya çalışılır. Bu mümkün olmadığı takdirde,hareketini giderecek derecede kuvvet kullanılabilir. Ancak zarurî olmadıkçagerek kendisinin gerek başkasının hayatı, vücut bütünlüğü veya sağlığıtehlikeye girmedikçe kuvvet kullanılmaz.
f) Saldırgan tutum ve davranışları kontrolaltına alınamayan kişiler tıbbî müdahalede bulunulması için sağlıkkuruluşlarına gönderilir.
g) Gözaltına alınan kişilerin yaşama haklarınıkoruyucu gerekli önlemler alınarak, bu amaçla ilgili gözetlenebilir. Gözetlemeişlemi teknik imkânlar ölçüsünde kayda alınabilir.
h) Gözaltındaki kişinin beslenme, nakil,sağlığının korunması ve gerektiğinde tedavisi, yakalandığının yakınlarına haberverilmesi giderleri ilgili birimin bağlı olduğu Bakanlığın bütçe ödeneklerindenkarşılanır.
...
Madde 25 -Nezarethaneler en az 7 metrekare genişliğinde, 2,5 metre yüksekliğinde veduvarlar arasında en az 2 metre mesafe olacak şekilde düzenlenir. Yeterli doğalışıklandırma ve havalandırma imkânları sağlanır. Ancak, şüpheli sayısınınçokluğu sebebiyle nezarethane imkânlarının yetersiz olması durumunda,nezarethaneler için öngörülen fizikî şartlara sahip başka yerler dekullanılabilir.
Nezarethanelerde gözaltına alınan kişilerinyatmaları ve oturmaları için yeteri kadar sabit ve dayanıklı oturma yerleribulundurulur.
Mevsim ve gözaltı yerlerinin maddî şartları dadikkate alınarak, geceyi gözaltında geçirecek şahıslar için yeterli miktardabattaniye ve yatak temin edilir.
Tuvalet, banyo ve temizlik ihtiyaçlarınıngiderilmesi için gerekli tedbirler alınır.
Nezarethane girişine, onaylanmış nezarethanetalimatı asılır.
İç ve dış emniyeti sağlanmış, özel surettehazırlanmış, teknik donanımlı, bağımsız yerlerin ifade alma odası olarakkullanılmasına özen gösterilir.
Mevcut nezarethane ve ifade alma odalarınınstandartlara uygun hâle getirilmesi bütçe imkânları çerçevesinde sağlanır.”
...
Madde 26 – Nezarethane ve ifade almaodalarının standartlara uygunluğunu sağlamak amacı ile kolluk kuvvetlerininyetkili birimleri tarafından denetleme yapılır.
Cumhuriyet başsavcıları veyagörevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları, adlî görevlerinin gereği olarak,gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri, varsa ifade almaodalarını, bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve sürelerini,gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetler; sonucunuNezarethaneye Alınanların Kaydına Ait Deftere kaydederler.
Yetkili ve görevli mercilerin mevzuattaöngörülen denetim yetkileri saklıdır."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 28/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
16. Başvurucu,KOMŞubedeki nezarethanenin mevsim koşullarına göre aşırı sıcak, oksijensizolduğunu, beslenme imkânının kötü olduğunu, Adliye nezarethanesinin ise soğukolduğunu, bu yerde sadece bir sandalyenin bulunduğunu, uyuma imkânı olmadığınıbelirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
17. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
18. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
19. Temel hak ve özgürlüklere saygı devletin tüm organlarınınuyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortayaçıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerinebaşvurulmalıdır. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir. İddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetimmekanizması içinde giderilememesi durumunda bireysel başvuru yoluna gidilebilir(İsmail Buğra İşlek, B. No:2013/1177, 26/3/2013, § 17; Bayram Gök,B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).
20. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesiiçin öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişininbaşvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olmasıgerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlali tespit ederek ihlalinsonuçlarını giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabaylaulaşılabilir nitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen deişlerliğe sahip bulunması gerekmektedir (FatmaYıldırım, B. No: 2014/6577, 16/2/2017, § 39). Bununla birlikte soyutolarak makul bir başarı sunma kapasitesi bulunan bir yolun uygulamada başarıyaulaşmayacağına dair şüphe, o başvuru yolunun tüketilmemesini haklı kılmaz (Sait Orçan, B.No: 2016/29085, 19/7/2017, § 36). Ayrıca yasal düzenlemeyle oluşturulan vekanunun objektif anlamına bakıldığında var olduğu hususunda bir tereddütuyandırmayan bir hukuksal yolun fiilen denenmemiş veya kullanılmamış olması,söz konusu yolun etkili olmadığı veya bulunmadığı sonucuna ulaşılabilmesibakımından yeterli olmaz.
21. Başvurucunun başvuru yollarının tüketilmesi noktasındakendisinden beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurununözellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §§ 27, 28). Ancak somutolayın koşulları itibarıyla başvuru yollarının tüketilmesinin yararsağlamayacağı durumda veya etkili olmadığının anlaşılması hâlinde anılan yollartüketilmeden yapılan bir başvuru incelenebilir (Şehap Korkmaz, B. No: 2013/8975, 23/7/2014, § 33).
22. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan insanhaysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının mutlak nitelikli olmasından ötürü buyasak açısından sağlanması gereken başvuru yolunun etkili olduğundan söz edilebilmesiiçin bunun ihlali önleyici ve bazı durumlarda cezalandırıcı olabilmesi, ayrıcagerektiğinde tamamlayıcı bir unsur olarak makul bir tazmin imkânı sunabilmesigerekmektedir. Aksi takdirde bu tür ihlaller açısından sadece tazmin yollarınınöngörülmüş olması, bu tür muamelelere maruz kalan kişilere yapılanları(kısmen/zımnen) meşrulaştırmış ve devletin tutma koşullarını Anayasa'nıngüvence altına aldığı standartlara yükseltme yükümlülüğünü kabul edilemez birşekilde azaltmış olacaktır. Bu nedenle somut başvuruda olduğu gibi insan haysiyetiyle bağdaşmayan koşullarda tutulmaşikâyetleri açısından ancak tutulma koşullarının iyileştirilmesi/düzeltilmesive ayrıca bu koşullardan kaynaklanan zararların tazmin edilmesini sağlayacakbir başvuru yolunun etkililiğinden söz edilebilir. Öte yandan devlet tarafındantazmin edici bir hukuk yoluna ilaveten bu tür muamelelerin tamamını süratlesona erdirecek etkili bir mekanizma kurulması gerekmektedir (K.A. [GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015,§§ 72, 73).
23. Bununla birlikte kişinin ihlal iddialarına konu yerdenayrılmış olması durumunda tutma hâli de sona ereceği için tutmadan kaynaklananihlalin devam ettiğinden söz edilemez. Kişinin tutuklanmasıyla birlikte ya dagözaltı sürecinin sonunda salıverilmesiyle birlikte gözaltı sürecindeki tutmahâli sona erer. Gözaltı sürecinden sonra kişinin tutuklanması ihlal iddiasınailişkin tutma hâlinin devam ettiğini göstermez. Zira kişi tutuklandıktan sonraceza infaz kurumuna gönderilmekte ve dolayısıyla tutma koşulları değişmektedir.Ayrıca ceza infaz kurumundaki tutma hâlinde kişilerin tutma koşullarına ilişkinolarak infaz hâkimliklerine başvurma imkânı bulunmaktadır. Bu itibarla gözaltısüreci sona eren kişiler yönünden artık mevcut ihlali önleyici ya da tutmakoşullarının geleceğe yönelik olarak düzeltilmesini temin edici hukuk yollarınabaşvurulması anlamını yitirmekte, bu durumda uğranılan zararları tazmin edicimekanizmaların varlığı yeterli hâle gelmektedir. Dolayısıyla gözaltı sürecisona erenlerin nezarethaneden ayrıldıkları tarihe kadar maruz kaldıkları tutmakoşullarına ilişkin şikâyetleri bakımından etkili hukuk mekanizmasının tazminatyolu olduğu söylenebilir (benzer yöndeki karar için B.T. [GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, § 49).
24. Somut olayda başvurucu 16/7/2016 tarihinde gözaltınaalınmış, nezarethanede kalmış ve 19/7/2016 tarihinde nezarethaneden çıkmıştır.Adli mercilere sevk edildikten sonra sorgu işlemleri boyunca Adliyenezarethanesinde tutulmuştur. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde tutuklanarak Uşak ETipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Somut olayda başvurucu, gözaltısürecinde kamu görevlileri tarafından -kişisel kusur/amaç, saik, kasıt ile-kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmemiş salt tutulma koşullarındanşikâyetçi olmuştur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarından(Alparslan Altan [GK], B. No:2016/15586, 11/1/2018, §§ 183-185) farklı olarak salt tutulma koşullarınedeniyle kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmaline ilişkin adli ve/veya idaribir soruşturma yürütülmesi için adli makamları harekete geçirmek üzere başvuruyapılması tüketilmesi gereken bir yol değildir. Dolayısıyla başvurucu açısındantutuklama kararından önceki tutma koşulları nedeniyle uğradığı maddi ve manevizararların giderilmesini temin edici bir mekanizmanın bireysel başvurudanönceki süreçte Türk hukukunda mevcut olup olmadığının incelenmesi gerekir.
25. Bu noktada Anayasa'nın 125. maddesi ve 2577 sayılı Kanun'un2. maddesi karşısında tazminata hükmedildiğini gösteren kararların varolmamasının olumsuz tutulma koşulları nedeniyle uğranılan zararın tazmini içinetkili bir başvuru yolunun bulunmadığı kanaatine ulaşılabilmesi bakımından tekbaşına belirleyici olmaması gerekir. Nitekim teoride böyle bir yolun var olupolmadığı irdelenmeden salt bu güne kadar böyle birdavanın açıldığını ve tazminata hükmedildiğini gösteren herhangi bir mahkemekararının bulunmadığına dayanılarak tazminata ilişkin etkili bir başvuruyolunun bulunmadığının söylenmesi hatalı sonuçlara ulaşılmasına sebep olabilir.Bu bakımdan etkili bir başvuru yolunun bulunmadığının ifade edilebilmesi içinöncelikle ulusal hukukun incelenmesi ve gözaltı süreci sona eren kişininbaşvurabileceği bir tazminat yolunun teorik düzeyde mevcut olup olmadığına bakılmasıgerekir. Öte yandan teorik düzeyde mevcudiyeti tespit edilen bir başvuruyolunun sırf -bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyatta hiç işletilmemiş olması buyolun etkisiz olduğu biçiminde yorumlanmamalıdır. Bu durumda asıl dikkatealınması gereken şey, tazminat ödendiğini gösteren karardan ziyade tazminatödenemeyeceğini ifade eden kararın var olup olmadığıdır. Teorik düzeydetazminat için elverişli bir başvuru yolunun fiilen etkisiz olduğu sonucunaancak mahkemelerin ilgili yolun tutulma koşulları nedeniyle oluşan zararlarıngiderilmesini kapsamadığı temeline dayalı olarak reddetmeleri hâlindevarılabilir (gerekli değişikliklerle birlikte bkz. B.T., § 52).
26. Gözaltında tutma, yargısal nitelik taşıyan bir kararadayanmaktadır. Ancak gözaltı işleminin gerçekleştiği nezarethanelerin yönetim,denetim ve işletilmesinin idare tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğuaçıktır. Nezarethane koşullarının ilgili ulusal ve uluslararası hukuktabelirtilen standartlara uygun hâlde bulundurulması idarenin sorumluluğundadır.
27. 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, idari işlem veeylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtelolanlar tarafından idari yargıda tam yargı davası açılabileceği belirtilmiştir.Buna göre idarenin işlem ve eylemlerinden kaynaklanan her türlü zararın idariyargıda açılacak bir tam yargı davasına konu edilmesi mümkündür. Anılan kuraldaidari işlem veya eylem türleri yönünden herhangi bir ayrım yapılmadığındanidari fonksiyona giren her türlü işlem veya eylem sebebiyle oluşan zararın tazminininbu kurala dayanılarak idari yargıda açılacak bir tam yargı davasıylaistenebilmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla herhangi bir idarieyleme ilişkin zararın idari yargıda dava konusu edilebilmesi için 2577 sayılıKanun'un 2. maddesinin yeterli bir yasal zemin oluşturduğu görülmektedir. Budurumda nezarethanedeki tutulma koşullarının hukuka uygun olmaması nedeniyledoğan zararların 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca idari yargıda tamyargı davasına konu edilmesinin olanaklı olduğu sonucuna varılmaktadır (gereklideğişikliklerle birlikte bkz. B.T., § 54).
28. Bu bağlamda idari yargıda açılacak tam yargı davasında idaremahkemesinin tutulma koşullarının ilgili ulusal ve uluslararası hukuka uygunolup olmadığını denetlemesi ve bu çerçevede tutulma koşullarının hukuka aykırıolduğunu tespit etmesi hâlinde -zararın ve bu zararla tutulma koşullarıarasında illiyet bağının da bulunması kaydıyla- tazminata hükmetme yetkisinihaiz olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (B.T., § 55).
29. Öte yandan idari yargı mercileri, bulundukları yerdenezarethanelerin fiziki koşullarını değerlendirme bakımından AnayasaMahkemesine göre daha avantajlı durumdadır. Nezarethanelerin fizikikoşullarının ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğu Anayasa Mahkemesitarafından kural olarak dosya üzerinden incelenirken derece mahkemelerinin olaymahallinde keşif yapma, bilirkişi raporu alma gibi birçok imkânı bulunmaktadır.Dolayısıyla nezarethane fiziki koşullarına ilişkin öncelikli olarak idari yargımercileri tarafından bir inceleme yapılması sadece ikincillik ilkesine uygunbir yaklaşım olmakla kalmayıp aynı zamanda bunun başvurucu bakımından lehe birdurum oluşturacağı da tartışmasızdır (gerekli değişikliklerle birlikte bkz.B.T., § 56).
30. Bu durumda 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi dikkatealındığında ulaşılabilir ve tutulma koşullarının standartlara uygun olmamasısebebiyle doğan maddi ve manevi zararların karşılanması bakımından başarı şansısunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesini haiz olduğu görülen tam yargı davası başvuru yolu tüketilmedenyapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağısonucuna varılmıştır.
31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
32. Bununla birlikte bu aşama itibarıyla oluşan durum nedeniyleeldeki başvuru ve eldeki başvuruyla aynı nitelikte olup Anayasa Mahkemesindederdest olan başvurulara konu olaylar yönünden işbu kararın ardından açılmasımuhtemel idari davaların süresine ilişkin olarak bir hususun açıklığakavuşturulması zorunluluğu doğmuş bulunmaktadır. Öncelikle vurgulanmalıdır kiidari yargı yerlerinde açılacak davaların süresine ilişkin koşulları incelemekve idari davaların süresinde açılıp açılmadığını değerlendirmek idari yargımercilerinin takdirindedir. Ancak eldeki başvuru ve bununla aynı nitelikte oluphenüz derdest olan başvurular hakkında verilen başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararlarındansonra idari yargıya başvuran kişiler yönünden dava açma sürelerinin bukişilerin mahkemeye erişim haklarının ihlaline neden olmayacak biçimdedeğerlendirilmesi gerektiği de tabiidir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA28/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.