TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NECATİ ÖZDEMİR VE NİHAL ÖZDEMİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/15994)
Karar Tarihi: 9/1/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M.Emin KUZ
Raportör
:
Hüseyin KAYA
Başvurucular
:
1. Necati ÖZDEMİR
:
2. Nihal ÖZDEMİR
Vekilleri
:
Av. Özlem ERSAVAŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kolluk görevlisinin darp ve hakaretine maruzkalınması, bundan dolayı yapılan yargılama sonucunda hükmün açıklanmasının geribırakılması kararı verilmesi nedenleriyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 18/9/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucular evli olup İstanbul'da ikamet etmektedir.Başvurucu Necati Özdemir, Cumhuriyet savcısıyken emekliye ayrılmıştır.Başvurucular 9/7/2012 tarihinde kendilerine ait araçla hastaneye giderken yoğuntrafik nedeni ile emniyet şeridini kullanmalarından dolayı, emniyet şeridiihlallerini önleyerek emniyet şeridini açık tutmaya çalışan trafik polisi Y.Y.ile aralarında emniyet şeridinin kullanımı konusunda birtakım olaylaryaşanmıştır.
9. Olayların meydana geliş şekliyle ilgili olarak her iki tarafında farklı iddiaları bulunmaktadır:
i. Başvurucuların iddiasına göre Y.Y.niniçinde bulunduğu trafik polisi aracının emniyet şeridinde önlerinde durmasınedeni ile başvurucu Nihal Özdemir Y.Y.ye hastaneye yetişmeye çalıştıklarınıifade ederek emniyet şeridini açmasını, Y.Y. de hastaları varsa ambulansçağırmaları ve emniyet şeridini boşaltmaları gerektiğini söylemiştir. Dahasonra başvurucu Nihal Özdemir aracına dönmüş ve bir müddet daha trafik polisiaracının arkasında ilerlemiş, ancak Y.Y.nin emniyetşeridini boşaltmaları konusunda araç içinden, kaba bir üslupla anons yapmasıüzerine bu defa başvurucu Necati Özdemir trafik polisi aracının yanınagitmiştir. Başvurucu Necati Özdemir Y.Y.ye emekli savcı olduğunu, hastaneyeyetişmeye çalıştığını belirtmiştir. Y.Y.nin kendisinesöverek hakarette bulunmasına dayanamayan başvurucu Necati Özdemir, Y.Y.nin yüzüne tokat atmıştır. Y.Y. de aracından çıkarakbaşvurucu Necati Özdemir'e ve olayı ayırmaya çalışan diğer başvurucu NihalÖzdemir'e ayağıyla vurmuştur. Olay yerinde bulunan insanların kavgayı ayırdığıesnada Y.Y. silahını çekmiş, sinkaflı sözlerlehakaret ederken başvurucuları ölümle tehdit etmiş, ancak olayı ayıran kişiler Y.Y.nin elinden silahı almış ve olay bu şekilde sonaermiştir.
ii. Y.Y.nin iddiasına göre 9/7/2012tarihinde görevleri gereği yoğun trafikte emniyet şeridini boşaltmayaçalıştıkları esnada başvurucu Nihal Özdemir yanına gelerek eşinin hastaolduğunu, Kurtköy'e gitmeleri gerektiğini söylemiş; kendilerine eskortluk yapıpyapamayacağını sormuştur. Kendisi bu mevkinin uzakolduğunu ancak kendilerine ambulans çağırabileceğini belirtmiştir. Daha sonrabaşvurucu Necati Özdemir yanına gelmiş; Cumhuriyet savcısı olduğunu, eskortlukyapması gerektiğini, yanına eşini göndermesine rağmen eşine akıl verip onu gerigönderdiğini söylemiştir. Başvurucu Necati Özdemir'den kimlik ibraz etmesiniistediğinde de başvurucu, sinkaflı sözlerle hakaretedip sonra da yüzüne yumruk atmış ve boğazına sarılmıştır. Ayrıca arabadaninmeye çalışırken başvurucu Necati Özdemir aracın kapısına engel olmuş ve dörtparmağını kapıya sıkıştırarak yaralanmasına neden olmuştur. Araçtan indiğindeise her iki başvurucu birden kendisine saldırmış, başvurucu Nihal Özdemirayrıca gömleğini yırtmıştır. Başvurucuların saldırılarından korunmak için,aldığı eğitimde gösterildiği gibi silahını kılıfından çıkarmadan elinisilahının bulunduğu beline koymuş, diğer eliyle de başvuruculara gelme işaretiyapmıştır ve olay bu şekilde sonlanmıştır.
10. Tarafların birbirlerinden şikâyetçi olmaları üzerineİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) olay tarihinde adlitahkikat başlatmıştır. Ayrıca başvurucular, Y.Y. hakkında görevi kötüye kullanma, silahlı tehdit, kasten yaralama ve hakaretsuçlarını işlediği iddiasıyla 13/7/2012 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığınaşikâyet dilekçesi vererek suç duyurusunda bulunmuşlardır.
11. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen talimat ile Şişliİlçe Emniyet Müdürlüğünce başvurucuların şüpheli sıfatıyla üç müdafiinin hazır bulunmasıyla; Y.Y. ile polis aracındabulunan diğer polis memuru M.Y.M.nin ise müştekisıfatı ile ifadeleri alınmıştır. Ayrıca olayı gördüğü değerlendirilen O.D. ve H.Ç.nin de bilgi veren sıfatıyla ifadeleri alınmıştır.Başvurucular ve Y.Y. yukarıda belirtilen iddialarını alınan ifadelerinde detekrar etmişlerdir. M.Y.M. ise Y.Y. nin iddialarınıtekrar eder biçimde bir ifade vermiştir.O.D.ifadesinde; başvurucu Necati Özdemir'in sürücüsü olduğu araçtan inerek trafikpolisi Y.Y.nin yanına gittiğini, daha sonra Y.Y.yeyumruk attığını, trafik polislerinin araçtan indiğini ancak Necati Özdemir'evurmadıklarını, çevredeki vatandaşların da yardımı ile olayın yatıştırıldığınıgördüğünü belirtmiştir. H.Ç. ise ifadesinde; başvurucu Nihal Özdemir'in trafikaracının yanına giderek Y.Y. ile konuştuğunu, polis megafonu açık kaldığındankonuşmayı duyduğunu, Y.Y.nin "Hanımefendi biz yolu açmaya çalışıyoruz"dediğini, daha sonra Necati Özdemir'in trafik polisi aracının yanına giderekaraç içinde bulunan Y.Y.ye vurduğunu, çevredeki vatandaşlarla birlikte olayıayırmak için uğraştıkları sırada Necati Özdemir'in "Ben savcıyım, sicilini ver, sürdüreceğim seni, o.çocuğu, ananı avradını sinkaf edeceğim" şeklinde tehdit vehakarette bulunduğunu, başvurucuların her ikisinin de Y.Y.ye saldırıp gömleğiniyırttığını, olayı zor ayırdıklarını, Necati Özdemir'in kendisine "Ben savcıyım lan, beni bırak"dediğini, kendisinin de "Her gelen bensavcıyım deyip polise iki tokat atsa polis nasıl görev yapacak"şeklinde karşılık verdiğini, olayın bu şekilde sonlandığını belirtmiştir.
12. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucular ve Y.Y.hakkında düzenlenen geçici adli raporlar olay tarihi itibarıyla teminedilmiştir. Y.Y. hakkında düzenlenen adli raporda Y.Y.ningömleğinin yırtık olduğundan da bahsedilmiştir. 24/7/2012 tarihinde isetarafların kati adli raporları, Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafındandüzenlenmiştir. ATK'nın düzenlemiş olduğu kati adliraporlardaki tespitler şöyledir:
i. Y.Y. hakkında düzenlenen geçici adli raporda belirtilen göğüsön duvarında eritemli alan (deri kızarıklığı), bilateral(dirsek iç ve dış yüzeyi) ön kol ve biseps (ön kol kası) iç yüzden koltuk altınavaran eritem,burun üzerinde 1 cm'lik eritemli alan, sağ el 2., 3. ve 4. parmak DIP (parmakların tırnağaen yakın olan eklemi) eklem dış yüzde abrazyonlar (sıyrıklar) mevcutolduğu tespitleri doğrultusunda yumuşak doku lezyonlarına neden olanyaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafifnitelikte olduğu anlaşılmıştır.
ii. Başvurucu Necati Özdemir hakkında düzenlenen geçici adliraporda belirtilen sağ ön kol iç yüzde 4 cm'likçizik, sol kolda iki adet 1 cm ve 2 cm'lik çizikler, sternum(göğüs kemiği) üzeri palpasyonla(elle dokunularak yapılan muayene) hassasiyet, sağ ayak bileğinde yaygın ödem palpasyonlahassasiyet olduğu, röntgenlerde patoloji saptanmadığı tespitleri doğrultusundayumuşak doku lezyonlarına neden olan yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ilegiderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
iii. Başvurucu Nihal Özdemir'de herhangi bir haricî travmatik lezyon saptanmamıştır.
13. Olay yerini gören herhangi bir kamera kaydı olup olmadığısoruşturma makamınca araştırılmış, ancak elde edilen tek kamera kaydının olayyerini göstermediği tespit edilmiştir.
14. Cumhuriyet Başsavcılığınca 2/10/2012 tarihinde Y.Y. veM.Y.M. hakkında görevi kötüye kullanma ve iftira suçlarından kamu davası açmakiçin yeterli delil elde edilemediği gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığınadair ek karar verilmiştir. Ayrıca aynı tarihte başvurucular ile Y.Y. hakkında,karşılıklı olarak tehdit, hakaret ve kasten yaralama suçlarından iddianametanzim edilmiş ve İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesince (Mahkeme) iddianameninkabulü ile kamu davası açılmıştır.
15. Ek kovuşturmaya yer olmadığı kararına başvurucular itirazetmiştir. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi 30/11/2012 tarihli kararıylaCumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usuleve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazı reddetmiştir.
16. Mahkemece yapılan yargılamada başvurucular ile Y.Y.nin savunması, M.Y.M., O.D. ve H.Ç.nintanık sıfatıyla ifadeleri alınarak Y.Y. hakkında yapılan idari tahkikat evrakıdosya arasına alınmıştır. Tanıklar adli soruşturma kapsamında verdikleriifadelerini kovuşturmada da tekrarlamışlardır. Ancak H.Ç. önceki ifadesine ekolarak tarafları ayırmalarının ardından başvurucuların olay yerinden ayrılmayaçalıştıkları esnada Y.Y.nin silahını çıkarmadan elinisilahına attığını ve "Bir yeregidemezsiniz" dediğini duyduğunu belirtmiştir.
17. Yapılan yargılama sonucunda Mahkemece 14/4/2015 tarihindebaşvurucu Nihal Özdemir hakkında üzerine atılı kasten yaralama suçundan,başvurucu Necati Özdemir ve Y.Y. hakkında ise üzerlerine atılı tehdit suçundanher türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğigerekçesiyle beraat kararı verilmiştir. Mahkeme, Y.Y.ye hakaret suçundan sonuç olarak 580 TL, kastenyaralama suçundan 2.000 TL adli para cezası vermiş ve hükmün açıklanmasınıngeri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Başvurucu Necati Özdemir hakkındaise kasten yaralama suçundan 2.240 TL, kamu görevlisine görevinden dolayıhakaret suçundan 4.700 TL adlipara cezasına hükmedilmiş, daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyetleri bulunduğuiçin HAGB kararı verilmemiştir.
18. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Disiplin soruşturma raporu ve eklerinde mevcutifadeler ile tanıkların mahkeme huzurunda vermiş bulundukları ifadeler ilekatılan sanıkların anlatımları birlikte değerlendirildiğinde, tanıkların bazıanlatımlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, katılan sanık [Y.]gözetilmek suretiyle eklemeler yapıldığı kanaati hasıl olduğundan beyanlarakısmen itibar edilmek suretiyle...
...Güvenlik şeridinden çıkması için anonsyapmasına sinirlenen katılan sanık Necati'nin aracından inerek ekip otosununyanına gittiği ve katılan [Y.] ile ile tartıştığı,her iki sanığın da birbirlerine karşılıklı hakarette bulundukları, sanıkNecati'nin [Başvurucu] diğer katılan sanık [Y.]'ye yumrukla vurduğu, araçtan inen sanık [Y.]'nin de katılan sanık Necati'ye tekme ile vurduğu, diğerkatılan sanık Nihal [Başvurucu] ve tanıkların müdahaleederek tarafları ayırdığı, böylece katılan sanıklar Necati ve [Y.]'nin birbirlerine karşı karşılıklı darp ve karşılıklıhakaret suçlarını işledikleri anlaşılmış...
Katılan sanıklar ve tanıkların sairbeyanlarına itibar edilmeyerek katılan sanık Nihal'in katılan sanık [Y.]'yi darp ettiği, katılan sanık [Y.] ninde katılan sanık Nihal'i darp ettiği hususu ile, yine katılan sanıklar [Y.] veNecati'nin birbirlerini tehdit ettiklerine dair isnatlar yönünden, sanıklarıncezalandırılmasına elverişli nitelikte her türlü şüpheden uzak kesin niteliktebir delil elde edilememiş olması ve şüpheden sanık yararlanır ilkesigözetilerek bu suçlardan ayrı ayrı beraatlerine kararverilmiş, katılan sanıklar Necati ve [Y.] için tesis edilen hakaret ve kastenyaralama suçları yönünden suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman,suç konusunun önem ve değeri, fiilin özelliği, suçun işlenmesinde kullanılanaraçlar, sanığın kastının yoğunluğu, tehlikenin ağırlığı nazara alınaraksanıkların eylemlerine uyan sevk maddeleri uyarınca alt sınırdan ayrılmayıgerektiren hususlar dosyada mevcut olmadığından sanıkların kişisel, sosyal veekonomik durumuna göre sanıkların takdiren vetercihen alt sınırdan adli para cezası tercih edilerek tecziyeleri cihetinegidilmiş, yargılama sürecindeki davranışları gözetilerek lehlerine takdiriindirim yapılmış, sanık Necati'nin daha önce kasıtlı suçlardan mahkumiyetibulunması nedeniyle tesis edilen cezai hükümler yönünden CMK'nun231/5 maddesi uygulanmamış, diğer katılan sanık [Y.] yönünden ise daha öncesabıka kaydının bulunmaması nedeniyle hakkında CMK'nun231/5 maddesi uygulanmak suretiyle..."
19. Y.Y. tarafından başvurucu Nihal Özdemir'e karşı kastenyaralama, başvurucu Necati Özdemir'e karşı ise tehdit suçlarını işlediğiiddialarına ilişkin olarak verilen beraat kararları ile başvurucu NecatiÖzdemir hakkında verilen adli para cezaları başvurucular tarafından,başvurucular hakkında verilen beraat kararı ise Y.Y. tarafından temyiz edilmiştir.Başvurunun incelendiği tarih itibarıyla temyiz incelemeleri henüzsonuçlanmamıştır.
20. Öte yandan başvurucu Necati Özdemir tarafından Y.Y. hakkındaverilen HAGB kararına karşı itirazda bulunulmuştur. İstanbul 20. Ağır CezaMahkemesinin 7/7/2015 tarihli kararı ile söz konusu itiraz reddedilmiş ve bukarar başvurucuya 10/9/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
21. Başvurucular 18/9/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
22. Ayrıca idare tarafından Y.Y. hakkında başvuruya konueylemleri nedeni ile idari soruşturma açılmıştır. Söz konusu idari soruşturmakapsamında yukarıda (bkz. § 11) belirtilen tanıkların ifadeleri de alınmıştır.Tanıklar benzer mahiyette ifade vermişler, ancak M.Y.M. buradaki ifadesinde Y.Y.nin de başvurucu Necati Özdemir'e hakaret ettiğini vekavganın sona ermesinden hemen sonra silahını kılıfından çıkardığını, silahıkendisinin elinden aldığını belirtmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş KuruluBaşkanlığının 15/11/2012 tarihli disiplin soruşturma raporu ile "iş sahiplerini ya da herhangi bir nedenle emniyetbinalarına gelen ya da getirilenleri dövme" eyleminigerçekleştirdiği gerekçesi ile Y.Y.ye "12ay uzun süreli durdurma" cezası verilmesi teklif edilmiş, ancaksonuç olarak İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 2/4/2013 tarihlikararıyla görev sırasında veya dışında yasaklanan tutum ve davranışlardabulunma suçundan uyarma cezası verilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
23. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı 86.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kasten başkasınınvücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına nedenolan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindekietkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmasıhalinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan biryıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.
(3)Kasten yaralama suçunun;
…
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevinedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzkötüye kullanılmak suretiyle,
…
işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır."
24. 5237 sayılı Kanun'un "Hakaret"kenar başlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Bir kimseye onur,şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olguisnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığınasaldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ilecezalandırılır.
...
(3)Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
...
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı biryıldan az olamaz.
(4) Hakaretinalenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
..."
25. 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nunolay tarihi itibarıyla yürürlükte olan 82. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Emniyet örgütümensuplarına verilecek disiplin cezaları şunlardır:
A) Uyarma: Memura, görevinde daha dikkatlidavranması gerektiğini yazıyla bildirmektir.
...
D) Uzun süreli durdurma: Memurun bulunduğukademede ilerlemesinin 12, 16, 20 veya 24 ay durdurulmasıdır.
...
Disiplin cezası verilmesine neden olmuş eylemya da durumun, cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içindeyinelenmesinde bir derece daha ağır ceza uygulanır. Aynı derece cezayıgerektiren, fakat ayrı fiil ve durumlar nedeniyle verilen disiplin cezalarınınüçüncü uygulanmasında bir derece ağır ceza verilir.
..."
26. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun231. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(5) Sanığa yüklenensuçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha azsüreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmünaçıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuçdoğurmamasını ifade eder.
(6)Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmolmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ileduruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suçişlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamununuğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyletamamen giderilmesi,
gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verilmez.
(8)Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beşyıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur…
…
Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(10)Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestliktedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geribırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.
(11)Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestliktedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmüaçıklar…
(12)Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir."
B. Uluslararası Hukuk
1. Uluslararası Mevzuat
27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) "İşkence yasağı" kenar başlıklı3. maddesi şöyledir:
"Hiç kimse işkenceye,insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muamelelere tabi tutulamaz."
28. 18/6/2003 tarihli ve 25142 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren 16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Medenive Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 7. maddesi şöyledir:
"Hiç kimse işkenceye yada zalimane, insanlık dışı ya da küçük düşürücü muamele ya da cezalandırmayamaruz bırakılamaz. Özellikle, hiç kimse kendi özgür rızası olmadan tıbbi ya dabilimsel deneylere tabi tutulamaz."
2.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muameleyasağının demokratik toplumların en temel değeri olduğunu vurgulamıştır.Terörle ya da organize suçla mücadele gibi en zor şartlarda dahi Sözleşme'ninmağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence, insanlık dışı ya da onurkırıcı ceza veya işlemlerden men ettiğini belirtmiştir. Kötü muamele yasağınınSözleşme'nin 15. maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusaltehlike hâlinde dahi hiçbir istisnaya yer vermediğini içtihatlardahatırlatmıştır (bkz. Selmouni/Fransa [BD], B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 119).
30. Bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunu söyleyebilmekiçin eylemin minimum ağırlık eşiğiniaşması beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997,§ 55; Erdoğan Yağız/Türkiye, B.No: 27473/02, 6/3/2007, §§ 35-37; Gäfgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010,§§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No:13134/87, 25/3/1993, § 30).
31. AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialardasoruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini,ancak iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usullesoruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05,45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91). AİHM’in içtihadındatanımlanan etkinlik için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız,kamu denetimine açık olmasını, yetkili makamların titizlikle ve çabukluklaçalışmasını gerektirmektedir (Mammadov (Jalaloglu)/Azerbaycan, B. No: 34445/04,11/1/2007, § 73; Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, §55).
32. AİHM Berliński/Polonya (B. No: 27715/95 ve 30209/96,20/9/2002, §§ 62-65) kararında, kolluk görevlilerine karşı etkin bir fizikidirenme sergilenmesi ve şiddet eyleminde bulunulması sonrası kollukgörevlilerinin de orantılı bir güç kullanımına gitmesini Sözleşme'nin 3.maddesine aykırı bulmamıştır. Karara konu olayda, üyesi olmadıkları sporsalonundan çıkmayan iki vücut geliştirme sporcusunun sayıca üstün altı kollukgörevlisinin yasal sözlü talimatına uymayarak spor salonundan çıkmayıp yakalamaişlemine etkili şekilde direnmeleri ve iki kolluk görevlisine tekme atmalarıdurumu söz konusudur. Polis memurları bu durum sonrası cop ve biber gazıkullanmış, başvurucuları silahla tehdit ederek kontrol altına alabilmişlerdir.Olay nedeniyle başvurucular ağır şekilde yaralanmış ve başvuruculardan biridört gün hastanede yatmak durumunda kalmıştır. AİHM kolluk görevlilerinin uyguladığıgücün orantılı olduğu sonucuna varırken polis memurlarının sayısal üstünlüğünügözetmiş, ancak başvurucuların da vücut geliştirme sporcusu olmaları hasebiylefiziki bir avantaj sahibi olduklarına vurgu yapmıştır. AİHM Rehbock/Slovenya (B. No: 29462/95, 28/11/2000, §§ 72, 78) kararındaise önceden planlandığı için risklerin minimize edilebileceği bir operasyonkapsamında sayıca üstünlüğü bulunan onüç polismemurunun silah taşımayan ve fiziki saldırıda da bulunmayan üç şüpheliye karşıgüç kullanmasını orantılı bulmamış ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğisonucuna varmıştır.
33. AİHM Özen vediğerleri/Türkiye (B. No: 29272/08, 23/2/2016, §§ ) kararında, biradli vaka nedeniyle polis karakolunda bulunan yakınlarının yanına gelen vetoplam sayıları on kişiye ulaşan başvurucular ve arkadaşları ile polismemurları arasında yaşanan kavgada, polislere karşı fiziki şiddete başvuran veen az bir tabanca taşıdıkları tespit edilen başvurucular ile arkadaşlarınakarşı kolluk kuvvetince uygulanan gücün orantılı olduğu ve kötü muameleyasağının ihlal edilmediği sonucuna varmıştır. AİHM bu kararda kollukpersonelince uygulanan gücün orantılı olduğu sonucuna varırken polise karşıfiziki şiddete başvuran kişi sayısının fazlalığına, Rehbock/Slovenya kararına da atıf yaparak olayın kolluk tarafındanönceden planlanan bir operasyon kapsamında olmayıp ani gelişmesine vebaşvuruculardaki yaralanmalarının hafif nitelikte olmasına dikkat çekmiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 9/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucu NihalÖzdemir Yönünden
1. Başvurucuya KarşıGerçekleştirildiği İddia Olunan Eylem Yönünden
35. Başvurucu, trafik polisi olan Y.Y.ninkendisini darbettiğini iddia etmiş; bu konuda cezayargılaması yapılmış ve Mahkeme tarafından her türlü şüpheden uzak, kesin veinandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi ile Y.Y. hakkında beraat kararıverilmiştir. Başvurucu tarafından bu karar temyiz edilmiş, henüz temyizincelemesi tamamlanmamıştır.
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurulabilmesi için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
37. Somut olayda, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındagüvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiası hususunda cezayargılaması tamamlanmamıştır.
38. Açıklanan gerekçelerle olağan kanun yolları tüketilmeksizinbaşvurucu Nihal Özdemir tarafından yapılan başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Başvurucunun GözüÖnünde Eşinin Darbedilmesi İddiası Yönünden
39. Başvurucu, gözü önünde eşinin polis memurunun Y.Y.nin darp ve hakaretine maruz kalması nedeniyle kendisiaçısından Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınankötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
40. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasıkapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasıgerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkatealınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel veruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörlerönem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır.Muamelenin gerginlik ve duygu yoğunluğunun olduğu bir anda meydana gelipgelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,17/7/2014, § 83).
41. Somut olayda, başvurucunun eşi hakkında düzenlenen adlirapora (bkz. § 12) göre Necati Özdemir'in basit bir tıbbi müdahale ilegiderilebilecek şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır. Başvurucu hakkındadüzenlenen adli raporda ise herhangi bir psikolojik travmadan bahsedilmemiş, başvurucubu durumun aksini ortaya koyan herhangi bir belgeyi de sunmamıştır. Ayrıcaolayın ani olarak gelişmesi, dinlenen tanık ifadeleri, mahkeme kararında vurguyapılan ve başvuru formunda da kabul edilen ilk şiddet eyleminin başvurucununeşinden gelmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde başvurucununeşinin gözü önünde polis memurunun darp ve hakaretine maruz kalması nedeniylekötü muameleye uğradığı iddiası açısından yukarıda belirtilen asgari eşiğinaşılmadığı sonucuna varılmıştır.
42. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kötü muameleye uğradığıyönündeki iddiasının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Başvurucu NecatiÖzdemir Yönünden
1. Başvurucunun İddiaları
43. Başvurucu; olay tarihinde hastane randevusuna yetişebilmekiçin yoğun trafikte emniyet şeridini kullanması nedeni ile tartışma yaşadığıTrafik Polisi Y.Y.nin kendisini darbettiğinive hakarette bulunduğunu iddia etmiştir. Başvurucu, iddiasıyla ilgili yargılamasonucunda Y.Y. hakkındaki ceza için HAGB kararı verilmesinin hukuka aykırıolduğunu, zira olay tarihinden önceki başka bir olay nedeniyle Y.Y. hakkındakasten yaralama suçundan HAGB kararı verildiğini belirtmiştir. Y.Y. hakkındaverilen HAGB kararının kendisine karşı gerçekleşen haksız eylemi cezasızbıraktığını, Y.Y.nin kolluk görevlisi olmasınedeniyle soruşturmanın etkin şekilde yürütülemediğini de belirterekAnayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muameleyasağı ile bu hakla bağlantılı olarak Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altınaalınan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
a. UygulanabilirlikYönünden
44. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasışöyledir:
"Kimseye işkence veeziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veyamuameleye tabi tutulamaz."
45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun kendisine karşı işlendiğiniiddia ettiği tehdit suçuna ilişkin olarak temyiz incelemesi devam ettiğindenbuna dair şikâyetler inceleme dışı tutulmuştur. Ayrıca başvurucunun eşitlikilkesinin ihlali iddiası soruşturmanın etkin şekilde yürütülmediği şikâyetinedayandığından bu hususta ayrıca inceleme yapılmayarak söz konusu şikâyet,Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muameleyasağı çerçevesinde incelenmiştir.
b. Kabul EdilebilirlikYönünden
46. Bireyin, bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırıolarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabitutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması halinde, Anayasa’nın17. maddesi, “Devletin temel amaç vegörevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikteyorumlandığında etkili resmi bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir (Tahir Canan,§ 25).
47. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla toplanandelillerin değerlendirilmesi ve hukuk kuralların yorumu ile bu doğrultuda cezatayin etme takdiri kural olarak mahkemelere aittir. Ancak görülmekte olan birdavadaki delilleri değerlendirmek kural olarak derece mahkemelerin işiolduğundan Anayasa Mahkemesinin görevi, bu mahkemelerin maddi olaylara ilişkinyaptıkları değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 96).
48. Bununla birlikte başvuru konusu eylemin Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağıkapsamında kalıp kalmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
49. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasınınkapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasıgerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup, her olayda asgari eşiğin aşılıpaşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bubağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti,yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır. Değerlendirmeyealınacak bu unsurlara muamelenin amacı ve kastı ile ardındaki saik deeklenebilir. Ayrıca kötü muamelenin, heyecanın ve duyguların yükseldiğibağlamda meydana gelip gelmediğinin tespiti de dikkate alınması gereken diğerfaktörlerdir (Cezmi Demir ve diğerleri, §83).
50. Somut olayda, başvurucu ile Y.Y. arasında cereyan edenhadisenin trafikte anlık gelişen bir olay olduğu, kamu otoritesince öncedenplanlanan bir idari ya da adli karardan kaynaklanmadığı, olay öncesindetarafların birbirini tanımadığı anlaşılmaktadır. Ayrıcayargılamasürecinde hakaret eylemini ilk olarak hangi tarafın gerçekleştirdiği husunda kesin olarak bir tespit yapılamamış olsa da tümyargılama safhalarındaki ifadelerden ve başvuru formundan da anlaşılacağı üzerekasten yaralama eyleminin ilk olarak başvurucu tarafından Y.Y.ninyüzüne yumruk atmak suretiyle gerçekleştirildiği hususunda bir ihtilafbulunmamaktadır. Mahkemenin kabulüne göre de başvurucu ilk şiddet içeriklieylemi gerçekleştirmesinin hemen ardından araçtan inmeye çalışan Y.Y.nin elini araç kapısına sıkıştırmış ve şiddet eyleminiısrarla devam ettirmiştir. Adli rapor içerikleri de Mahkemenin kabulünüdoğrular niteliktedir. Daha sonra başvurucu ile Trafik Polisi Y.Y. arasındakarşılıklı olarak, hafif düzeyde yaralama eylemi meydana gelmiştir. Budoğrultuda başvurucu hakkında düzenlenen adli raporda (bkz. § 12) başvurucununağır şekilde bir yaralanmasının olmadığı, kolları ve bacaklarında meydana gelenbasit sıyrıklar nedeniyle hafif şekilde yaralandığı tespitleri bulunmaktadır.Öte yandan Y.Y. hakkında başvuruya konu olay nedeniyle idari soruşturma açılmışve soruşturma sonucunda Y.Y.ye başvurucuya karşı gerçekleştirmiş olduğueylemden ötürü uyarma cezası da verilmiştir.
51. Öte yandan yapılacak incelemede gözönündebulundurulması gereken bir başka önemli husus başvurucunun yaşanan olay öncesindeve olay esnasında emekli Cumhuriyet savcısı olduğunu söylemesidir. Yargılamadaalınan ifadelerin bir kısmında başvurucunun "emekli" ifadesini de kullandığı belirtilirken diğer birkısım ifadede emekli ibaresinden bahsedilmemektedir. Her iki durumda dabaşvurucunun kolluk görevlilerine Cumhuriyet savcısı olduğunu söyleyerekkamusal hiyerarşide bir üstünlük kurma çabası içinde olduğu söylenebilecektir.Kuşkusuz bu durum normal bir vatandaşın devletin üniformalı kolluk görevlisikarşısındaki durumuna göre farklılık yaratacaktır. Zira başvurucu mesleğinevurgu yaparak polis memurunun sahip olduğu kamusal gücün aynısı hatta dahafazlasıyla donanımlı olduğunu da belirtmiş olmaktadır.
52. Ayrıca yukarıda yer verilen AİHM kararlarında (bkz. §§32-33) da belirtildiği üzere, kolluk görevlisine karşı fiziki şiddet içereneylemlere karşı kolluk görevlisinin de şiddetle orantılı sayılabilecek şekildegüç kullanımı ile karşılık vermesi durumunda kötü muamele yasağının ihlalindenbahsedilemeyecektir. Somut olayda, başvurucunun Y.Y.ninyüzüne yumruk atması ve devamında elini araç kapısına sıkıştırması karşısındapolis memurunun da fiziki şiddetle mukabelede bulunması söz konusudur. Her ikitarafın da düzenlenen sağlık raporlarına göre basit şekilde yaralandıklarıanlaşılmaktadır. Ayrıca olay kolluk tarafından önceden planlanan bir operasyonkapsamında ya da kolluğun sayısal üstünlüğe sahip olduğu bir ortamda da cereyanetmemiştir. Tüm bu hususlar birlikte dikkate alındığında Y.Y.ninbaşvurucuya karşı orantısız bir şekilde kamusal güç kullandığısöylenemeyecektir.
53. Sonuç olarak başvurucu ile Y.Y. arasında meydana gelenolayın; sıkışık trafikte anlık ortaya çıkması, başvurucunun olaydan önce veolay sırasında mesleğini öne çıkararak devlet görevlisi karşısındakidezavantajlı durumunu tersine çevirmesi, fiziki temasla yaralama içeren ilkşiddet eyleminin başvurucudan gelmesi ve bu eylemin ısrarla devam ettirilmesi,başvurucu ve Y.Y.nin birbirlerine uyguladıklarıfiziki gücün şiddeti, süresi ve kapsamı ile sonuç olarak ortaya çıkanyaralanmaların mahiyeti bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kötü muameleyasağı için aranan (bkz. § 49) asgari ağırlık eşiğinin olayda aşılmadığıdeğerlendirilmektedir.
54. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncüfıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Başvurucu Nihal Özdemir yönünden, kendisine karşıgerçekleştirildiği ileri sürülen eylem nedeniyle kötü muamele yasağının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Başvurucu Nihal Özdemir yönünden, eşine karşıgerçekleştirilen eylem nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Başvurucu Necati Özdemir yönünden kötü muamele yasağınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.