TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NEFİSE ERDOĞAN VE ABDURRAHMAN ERDOĞAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/4616)
Karar Tarihi: 7/2/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Recai AKYEL
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucular
:
1. Nefise ERDOĞAN
2. Abdurrahman ERDOĞAN
Vekili
:
Av. Semire NERGİZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, cinsel istismar eyleminin önlenmemesi ve eylemhakkında tayin edilen cezanın azlığı nedeniyle işkence ve kötü muameleyasağının; toplumsal olarak cinsiyet kökenli ayrımcılık yapılması, mevcutyasaların uygulanmasında cinsiyete dayalı ayrım yapılması, kadınların tarafolduğu ve özelikle cinsel şiddet konusunda yapılan yakınmalarda adli ve idarimakamların isteksiz davranması ve cinsel şiddeti önlemeye yönelik kanunlarınyetersiz olması nedenleriyle işkence ve kötü muamele yasağıyla bağlantılı eşitlikilkesinin; ölüm olayı hakkında etkili ceza soruşturması yapılmaması nedeniylede yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 31/3/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göreilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucuların 15 yaşındaki kızı H.E. 29/4/2009 tarihindeevlerinin ahırında asılı vaziyette bulunmuştur.
9. Yakınlarınca götürüldüğü Kocaköy Sağlık Ocağında H.E.nin ölüolduğu tespit edilmiş ve olayla ilgili olarak Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığınca (Cumhuriyet Başsavcılığı) derhâl soruşturma başlatılmıştır.
10. Cumhuriyet Savcısının talimatı uyarınca olay yeri 29/4/2009tarihinde 20.15-22.00 saatleri arasında kollukgörevlilerince incelenmiştir.Ardından olay yeri tespit tutanağı düzenlenmiş ve olay yerinin krokisiçizilmiştir.
Tespit tutanağında,olayın meydana geldiği ahırın evin batı duvarına bitişik olduğu, ahırınbirbirine bağlantılı üç bölümden oluştuğu, üçüncü bölümde girişin sol tarafındaköşeye bitişik olarak 55 cm yüksekliğinde hatıl (hayvan yemliği) bulunduğu,ahırın yerden yüksekliğinin 2,5 metre olduğu, üçüncü bölümün genişliğinin 5,2metre olduğu, olay yerinin üçüncü bölümün kapısının hemen arkası olduğu, odanıntavanında kuzey-güney yönünde uzanan ahşap tavan kirişlerinin bulunduğu, hatılayakın olan kirişe eski bez parçalarından yapılmış olan ve hayvan bağlamakamacıyla kullanılan, urgan olarak tabir edilen ipin bağlı olduğu, halkaüzerinde kan ve doku gibi iz ve emarenin olmadığı, ipin yerden yüksekliğinin165 cm olduğu, hatıl ve hatılın bitişiğindeki duvarda ayak izine benzer izlerinbulunduğu ancak izlerin tam olarak ayırt edilemediği, öleni olay yerinde ilkgörenin H.E.nin ablası M.E. olduğunun öğrenildiği ve olay yerinde başka iz veemare bulunmadığı belirtilmiştir.
11. H.E.nin cesedi üzerindeki ölü muayene ve otopsi işlemi30/4/2009 tarihindesaat 11.10-11.30 arasında yapılmıştır.
İşlemler sırasındaCumhuriyet savcısınca dinlenen başvurucu Abdurrahman Erdoğan, H.E.yi asıdandiğer kızı M.E.nin indirdiğini, H.E.nin intihar etmesi için nedenbulunmadığını, olayın ne şekilde meydana geldiğini bilmediğini, olayda şüphelibir durumun gözükmediğini beyan etmiştir.
Ölü muayene ve otopsiişlemi sırasında hazır bulunan Adli Tıp Uzmanı E.B., vücutta darp ve cebir izibulunmadığını, kızlık zarının kısa bir zaman önce (1-5 gün) yırtıldığını,boyunda yükselen ve yüzeyselleşen vasıfta telem izi saptanması nedeniyle asıfiilinin gerçekleştiğini, hiyoit kemik etrafında yumuşak dokularda kanamatespit edilmesi nedeniyle ası fiilinin H.E. canlı iken gerçekleştiğini veölümün asıya bağlı mekanik asfiksi etkisiyle meydana geldiğini ifade etmiştir.
Ölü muayene ve otopsiişlemleri sırasında H.E.den kan örneği, tırnak örneği ve vajinal sürüntü örneğialınmıştır.
12. Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesinin (Daire)25/8/2009 tarihli raporunda, sürüntü örneğinde sperm hücresi görülmediği,tırnak örneklerinde H.E.ye ait otozomal STR DNA profili ve H.E. dışında başkaşahıslara ait olabilecek otozomal ve Y STR DNA profili tespit edildiği, sürüntüörneğinin DNA inceleme çalışmalarına cevap vermediği belirtilmiştir.
13. H.E.nin kardeşi M.E. olaydan yaklaşık altı ay sonra19/10/2009 tarihinde, İlçe Jandarma Komutanlığına müracaat ederek ek ifadevermiştir. Başvurucunun verdiği ifade şu şekildedir:
"Bence kardeşim kendisini asmadı önce öldürüldü sonra ipe asıldıçünkü kardeşim kendini asacak tipte bir insan değildi. Olayın olduğu günneşeliydi. Ben olaydan bir hafta önce [H.E.nin] durgun olduğunu gördüm. [H.ye] neyin var diye sorduğumda kendisi bana dağda hayvanotlatırken amcamın oğulları olan [H.E.] ile [V.E.nin] yanınagelerek kendisine zorla tecavüz ettiklerini annem ve babama söylememesi için ölümletehdit ettiğini söyledi. Hatta [H.]bu olayları annem ve babama anlatmamam için bana yalvardı. Ben de korkumdan buolayı kimseye anlatmadım. Bu tecavüz olayı olaydan 1,5-2 ay önce olduğunudüşünüyorum. Hatta olaydan 1 hafta önce de [amcamın oğlu] [H.yi] tek başına bizim ahırda gördüm. Ne yapıyorsun diyesorduğumda kendisi bana beni bırak bir daha buraya gelmiyecem diye yalvardı veçekti gitti. Daha sonra kardeşi [M.E.] yanıma gelerek [amcamın oğlu] [H.nin] niyetinin kötü olduğunu söyledi. Ben de korkumdan buolayları hiç kimseye anlatamadım. Kardeşim öldükten bir kaç gün sonra amcamınkızı [Z.] gelip bana [amcamınoğlu] [H.nin] dayısı olan [A.] isimli şahıs tecavüz olaylarını duyduğu içinakrabalarını arayıp [kardeşim] [H.yi] öldürmelerini söylemiş. Hatta olayın olduğu gün annem [H.] ve [Ö.]oğlu [M.yi] bizim evde görmüş.Annem kuzuları dışarıya salmak için dışarıya çıkmış. Geri geldiğinde evdekimseyi görmemiş. Bu arada bu olayda iki [M.] ismi geçtiği için bir karışıklık olmaması için [Ö.] oğlu [M.]ile [H.E.nin] kardeşi [M.nin] olduğunu da belirteyim. Ben olayın olduğu gün ahıragirdiğimde [kardeşim] [H.] asılıhalde idi fakat boynundaki ip genişti, boğazını sıkmamıştı. Boynundaki ipingenişliği vücudunun tümü geçecek şekilde genişti ve ayakları da yere basılışekildeydi ve şüphelendim, bu olayın intihar olabileceğini düşünmüyorum. Bunuyapan kişilerin yukarıda anlattığım sebeblerden dolayı [H.E.], [V.E.],[Ö.] oğlu [M.E.] ile [A.E.] isimli şahıslarolduğunu düşünüyorum ve bu şahıslardanşikâyetçiyim"
M.E.nin 5/5/2009 tarihlikolluk ifadesinde; yukarıda bahsi geçen hususlarla ilgili herhangi bir beyandabulunmayıp kardeşinin neden öyle bir eylemde bulunduğunuanlamadığından,herhangi bir intihar notu bulmadıklarından ve kardeşinin bir başkasıylaevlendirilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığından bahsettiği görülmüştür.
14. Başvurucu Nefise Erdoğan 19/10/2009 tarihinde İlçe JandarmaKomutanlığına müracaat ederek ifade vermiştir. Başvurucunun verdiği ifade şuşekildedir:
"Bence kızım asılmadan önce öldürüldü sonra ipe asıldı diyedüşünüyorum, çünkü kızım kendini asacak tipte bir insan değildi olayın olduğugün neşeliydi. Olaydan önce kızım [M.E.]bana [H.yi] tek başına bizimahırda gördüğünü söyledi ben ve eşime ilk etapta hırsızlık için gelmiş olabileceğinidüşündük. Daha sonra kızım eşim ve benden korktuğu için [H.nin] niyetinin kötü olduğunu bize söyleyemediği içinolaydan sonra söyledi, niyetinin kötü olduğunu da [H.nin] kardeşi [M.nin] söylediğini söyledi. Ayrıca olayın olduğu gün ben kuzuları dışarıçıkartırken [H.] ile [Ö.] oğlu [M.yi] bizim evde gördüm. Ben kuzuları tarlaya bırakıp geldikten sonraikisinin evde olamdığını gördüm. Kızım öldüğü gün de [H.nin] dayısı olan [A.] isimli şahıs tecavüz olaylarını duyduğu içinakrabalarını arayıp [kızım] [H.nin]öldürülmesi gerektiğini söylemiş. Bu olayların intihar olabileceğinidüşünmüyorum. Bunu yapan kişilerin yukarıda anlattığım sebeplerden dolayı [H.E.], [V.E.],[Ö.] oğlu [M.E.] ile [A.E.] isimli şahıslar olduğunu düşünüyorum ve bu şahıslardanşikâyetçiyim."
15. Tanık Z.E. 20/10/2009tarihinde kendiliğinden İlçe Jandarma Komutanlığına giderek bilgi sahibisıfatıyla ifade vermiştir. Z.E.nin ifadesi şu şekildedir:
"Ben [H.E.nin] amcasının kızı olurum. Ben Hani ilçesi Sergen köyünde ikamet ederim.Amcam Abdurrrahman Erdoğan ise Kocaköy Ambar köyü Kandisik mezrasında oturur.Bu nedenle pek bir araya gelip görüşemeyiz. [H.E.nin] intiharı ile ilgili gönüllü olarak gelip şimdianlatacağım ifademi vereceğim. Bu hususta bildiklerim şunlardır. 29/4/2009tarihinde avlumuzu süpürüyordum. Yani Sergen köyünde. Saat 12:00-13:00 sıralarıidi. Çünkü öğle yemeğini yemiştim. Bizim evin duvar komşusu olan babamınamcasının oğlu olan [A.E.]oturmaktadır. Baba ismi ise biz [H.]deriz, anne ismi ise [F.dir].Buşahıs öğle saatlerinde evinin penceresi açık olduğundan duyabiliyordum. Yükseksesle birisi ile telefon görüşmesi yapmaktaydı. İstemeden kulak misafiri oldum.[A.] telefonda konuştuğu kişiye“Sen konuşamıyorsun. Ben sana iki gün evvel ne dedim? Sana dedim kandırınkendisi intihar etsin. İntihar etmiyorsa sen intihar ettir. İntihar etmese bub.k açığa çıkar. Hepimiz rezil oluruz.” diye konuşuyordu. Daha sonra penceredenbeni fark etti. Hemen pencereyi kapattı. Bu konuşmayı anneme anlattım. Akşamınada [H.E.nin] intihar ettiğiniduyduk ve hemen aklıma bu konuşma geldi. [A.nın] bu kızın intiharında parmağı olabileceğini düşündüm.Daha sonra yaklaşık bir hafta sonra idi. [A.nın] eşi [B.]geldi. Bana “Beni [A.] gönderdi.Telefon konuşması duyduğunu ve heryerde bunu anlattığını, bu telefonkonuşmasını yapmadığını, sağda solda bu şekilde konuşmasın dedi” diyerek banauyarıda bulundu. Daha sonra [H.nin]babası bu konuştuğumuzu duydu, bize geldi. Ben de aynen duyduğumu anlattım. Bukonuşmadan sonra [A.] bize geldi.Bana “Benim için telefonda intihar ettirin konuşması yaptırın diye konuştuğumuduymuşsun. Doğrudur ancak bu konuşma [H.] için değildi. Onun bu işle alakası yoktur.” dedi. Ben de “Madem öyleakrabalarımızdan intihar eden bir tek [H.dir]. Başka kimse niye intihar etmedi?” dedim. Bana yinebu konuşmayı kabul ettiğini ancak [H.yi] kast etmediğini söyledi ve çekip gitti. Bu konuşmayı annem ve babam daduydular. [A.] bu konuşmasınıbana göre amca çocuklarım [H.], [V.] veya [M.E.] ile olabileceğidir. Çünkü [A.] bu kişilerin dayısıdır. Buna danıştılar ve çıkış yolu aramışolabilirler. Bu isimler [H.nin]ölümünden sonra bu işten sorumlu kişiler oldukları, akrabalar arasında isimlerigeçen kişiler olduklarından bu düşünceye kapıldım."
16. Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Diyarbakır 1. SulhCeza Mahkemesi 30/10/2009 tarihinde A.E., M.E., Ö. oğlu M.E., H.E. ve V.E.denkan örnekleri alınmasına ve alınan kan örneklerinden elde edilecek DNAprofilleri ile ölen H.E.nin tırnak aralarında bulunan biyolojik örnekten eldeedilen DNA profilinin karşılaştırılmasına ve bu amaçla Adli Tıp Kurumuncamoleküler genetik inceleme yapılmasına karar vermiştir.
17. Dairece yapılan moleküler genetik inceleme üzerinedüzenlenen 26/11/2009 tarihli raporda, 25/8/2009 tarihli raporda tespitedildiği bildirilen karışık otozomal STR DNA tiplemelerinin; Ö. oğlu M.E. vebaşka şahıslara ait otozomal STR DNA profilleri içerdikleri ve bu karışıkotozomal STR DNA tiplemelerinin V.E., H.E., A.E. M.E.ye ait otozomal STR DNAprofilleriyle uyumsuz olduğu belirtilmiştir. Ayrıca raporda, sadece erkekbireylerde bulunan, babadan oğula değişmeden katılan, aynı soyağacındaki erkekbireylerde (baba, oğul, amca) aynı özellikleri taşıyan Y kromozomu üzerindekiY-STR DNA bölgelerinin aynı olduğu bilgisinden hareketle şüpheli şahıslarınaynı soyağacında bulunan bireyler olmalarından dolayı, tespit edildiğibildirilen Y-STR DNA tiplemelerinin şüpheli şahısların tümüne ait Y-STR DNAtiplemeleri ile uyumlu olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen tırnak örneklerindenelde edilen Y-STR DNA tiplemelerinin aidiyet yönünden mukayese edilemediğiifade edilmiştir.
18. Cumhuriyet Başsavcılığı 12/1/2010 tarihinde A.E.nin şüphelisıfatıyla ifadesini almıştır. Tanık Z.E.nin bilgi sahibi sıfatıyla verdiğiifadenin kendisine okunduğu A.E.nin verdiği ifade ise şöyledir:
"Ben bu şahsın beyanını kabul etmem. Kendisiyle 3-4 yıl önce tavukmeselesi nedeniyle bir tartışmamız olmuştu. Bu sebeble kendisiyle küstük. Busebeble kendisi bu küstüğümüzden dolayı bu tip beyanlarda bulunmuştur.Anlattığı olaylar doğru değildir. Bu konuşmaların duyulmasından sonra eşimin bubayanın evine gidip gitmediğini bilmiyorum. Kendim bu kızın evi ne gittim.Kendisine sen niye bu şekilde konuşuyorsun bana iftira atıyorsun dediğimde; bensenin telefon konuşmanı duydum ama kimle konuştuğunu bilemem. Diye cevapverince bende evden ayrıldım. Hatta kendisine madem kimle konuştuğumubilmiyorsun niye bana iftira atıyorsun dedim. Ben kendisine bu konuşma [H.] ile ilgili değildir şeklinde bir beyanda dabulunmadım. Bu konuşmayı yaparkende evlerinde babası [M.] ile annesi [H.] de vardı. Kesinlikle suçlama asılsızdır. Ben olay günü yeğenim olan [H.E.] ile [V.]ve [M.E.yle] telefon konuşmasıyapmadım. Ancak akşam saatlerinde Diyarbakır'da oturan akrabam [E.E.] bana amca kızımın öldüğünü söylemek için telefonaçmıştı. Bu telefon sonrasında da yeğenim [H.E.] beni aradı. Ve bu durumu bildirdi telefonkonuşmalarım bundan ibarettir. Bu bayan bana olan küskünlüğünden bu şekildealeyhime beyanlarda bulunmuştur. İsimlerini verdiğim şahısların bentelefonlarını bilmem. Telefonları benim telefonumda da kayıtlı değildir. Benimkimlik bilgilerimin tespiti sırasında vermiş olduğum telefon numarası benimüzerime kayıtlı değildir. Bu telefon hattını Hani'de bir arkadaşıma aldırdım. Zannediyorumaçık hat olarak alındı. Kesinlikle suçlamaları kabul etmem. Olay günü de benHani ilçesi Sergen köyündeydim."
19. Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Diyarbakır 2. SulhCeza Mahkemesi 14/1/2010 tarihinde şüpheliler A.E., M.E. ve H.E.ye ait mobiltelefon hatlarının 15/4/2009 ile 15/5/2009 tarihleri arasındaki iletişimlerinintespitine karar vermiştir.
20. Cumhuriyet Başsavcılığı 22/1/2010 tarihli iddianamesiyle,organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve bir suçu gizlemek,delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya dayakalanmamak amacıyla çocuğa karşı kasten öldürme suçlarını işlediği iddiasıylasuça sürüklenen çocuk V.E. Hakkında Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinezdinde kamu davası açmıştır.
21. Cumhuriyet Başsavcılığı 16/3/2010 tarihli iddianamesiyle,şüpheli H.E.nin organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarısuçunu, şüpheli A.E.nin azmettirmek suretiyle bir suçu gizlemek, delilleriniortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıylaçocuğa karşı kasten öldürme suçunu, şüpheli Ö. oğlu M.E.nin organ sokmaksuretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve bir suçu gizlemek, delilleriniortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıylaçocuğa karşı kasten öldürme suçlarını işledikleri iddiasıyla Diyarbakır 2. AğırCeza Mahkemesi(Ağır Ceza Mahkemesi) nezdinde kamu davası açmıştır.
22. Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi 22/4/2010 tarihlikararla davanın diğer şüpheliler hakkındaki dava ile birleştirilmesine kararvermiş, böylece suça sürüklenen çocuk ile şüpheliler hakkındaki davalarınkovuşturması birlikte yapılmıştır.
23. Tanık Z.E. 10/5/2010 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesincedinlenmiş ve sanık A.E. aralarında husumet bulunmadığını söylemiştir.
24. 2/7/2010 tarihli duruşmada ölen H.E.nin kardeşi olan katılanM.E. ile tanık Z.E.nin annesi H.E. dinlenmiştir. M.E.nin ifadesi şöyledir:
"Olay günü ben ve kardeşim [H.] sabahın erken saatlerinde kalktık, ben evin dışişlerini yapıyordum, kardeşim [H.]ise evin iç temizliğini yapıyordu, öğle saatlerine kadar evin temizlik işleriile uğraştık, yemeği yedikten sonra öğleden sonra tarlaya otları biçmeyegittim, akşam ezanına yakın eve geldim, annem bana H.nin evde olmadığınısöyledi, [H.yi] aradık ancakbulamadık, annem ahıra girince bağırmaya başladı ve bende ahıra gittiğimde [H.nin] ipe asılmış cansız bedenini gördüm, bu olayla ilgiliolarak kardeşim [H.] kendisiniasmadı ancak öldürüldü çünkü kendisini asacak tipte insan değildi olaydan birhafta önce [H.nin] durgunolduğunu görmüştüm, ben de [H.ye]neyin var diye sorduğumda [H.]bana “dağda hayvan otlatırken amcamın oğulları olan [H.] ve [V.E.nin] yanıma gelerek tecavüz ettiler annem ve babama söylememem için ölümletehdit ettiler” diye söylemişti, [H.] bunları annem ve babama anlatmamam için yalvarmıştı, ben de bu olayıkimseye anlatamadım, bu tecavüz olayının ise kardeşim [H.ye] ölüm olayından bir buçuk ya da iki ay önce olduğunudüşünüyorum, bu olaydan bir hafta önce [amcamın oğlu] [H.yi] tek başına bizim ahırda görmüştüm, kendisine neyapıyorsun diye sorduğumda [H.]“ben hırsızlığa gelmiştim, beni bırak bir daha buraya gelmeyeceğim” diyeyalvardı ve çekip gitti sanık [M.E.]yanıma gelerek sanık [H.nin]niyetinin kötü olduğunu söyledi, sanık [H.] benim eve gidip söylemem durumunda beni öldürmekletehdit etmişti, bende bunu korkumdan dolayı bu olaylarıhiç kimseye anlatamadım,Birkaç gün sonra amcamın kızı [Z.]gelip bana [H.nin] dayısı olansanık [A.E.den] tecavüzolaylarının duyduğu için akrabalarını arayıp [H.yi] öldürmelerini söylediğinibana anlattı, ben bu olayınintihar olacağının düşünmüyorum."
Tanık H.E.nin ifadesi iseşöyledir:
"Benim olaya ilişkin görgüye dayalı bir bilgim yoktur, kızım [Z.] banamaktülün öldüğü gün öğleyin sanık [A.nın] birisiyle telefondan konuştuğunu telefondaki birşahsa “Kendisini ikna edin intihar etsin eğer ikna edemiyorsanız siz öldürün”şeklinde konuştuğunu söyledi, öğle civarlarında söylemişti, aynı gün isemaktülün öldüğünü duydum."
25. Ağır Ceza Mahkemesi, H.E.nin ablası olan katılan M.E. iletanık Z.E.nin beyanlarını, ölü muayenesi ve otopsi tutanağını ve Dairecedüzenlenen 26/11/2009 tarihli raporu dikkate alarak 21/1/2011 tarihli kararla,azmettirmek suretiyle bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veyaişlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla çocuğa karşı kastenöldürme suçunu işlediği gerekçesiyle A.E.nin ağırlaştırılmış müebbet hapiscezasıyla cezalandırılmasına; organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinselistismarı suçunu işledikleri gerekçesiyle H.E.nin 10 yıl, V.E.nin ise 8 yılhapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Ayrıca aynı kararda, suçunonun tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle V.E.nin bir suçugizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya dayakalanmamak amacıyla çocuğa karşı kasten öldürme suçundan beraatine ve31/10/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle M.E. hakkındaki davaların düşürülmesinehükmedilmiştir.
26. Ağır Ceza Mahkemesince verilen karar gerek suça sürüklenençocuk ve sanıklar müdafilerince gerekse başvurucu Nefise Erdoğan vekilincetemyiz edilmiştir. Başvurucu Nefise Erdoğan temyiz incelemesinin duruşmalıyapılmasını talep etmiştir.
27. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesi; duruşmatalep yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle başvurucu Nefise Erdoğan'ın duruşmatalebini reddetmiş ve 12/6/2012 tarihli kararla, maktule H.E.yi öldürmeyeazmettirme suçunu işlediğine dair, olaydan yaklaşık altı ay sonra ortayaçıkarak ilk kez beyanda bulunan ve sanık ile aralarında husumet bulunduğuanlaşılan tanık Z.nin beyanları dışında, mahkûmiyetine yeterli kesin veinandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle A.E. hakkında verilen mahkûmiyethükmünün bozulmasına, diğer hükümlerin ise onanmasına karar vermiştir.
28. H.E. 17/7/2012 tarihinde Ordu Cumhuriyet Başsavcılığına birdilekçe yazmış ve "...Suç ortağım olan[A.E.] ağırlaştırılmış müebbet aldı.Dosyamız Yargıtaydayken kendisi Kırıkkale Kapalı Cezaevinden tahliyeedilmiştir. [A.E.] ile dosyamızbir. Kendisine Yargıtaydan tahliye gitmesine rağmen bana hâlâ dosyam ile ilgilibir haber ulaşmadı." diyerek yargılandığı dava ile ilgili bilgitalep etmiştir. Dilekçe aynı gün H.E.nin tutulduğu Oltu E Tipi Kapalı Cezaİnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından UYAP aracılığıyla Ağır Ceza Mahkemesinegönderilmiştir.
29. Yargıtay bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sonunda AğırCeza Mahkemesi 7/12/2012 tarihli kararıyla yüklenen suçun sanık tarafındanişlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle A.E.nin beraatine karar vermiştir.
30. Başvurucular vekilinin talebi üzerine Yargıtay 1. CezaDairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda karar 26/2/2014 tarihindeonanmıştır.
31. Nihai karar, başvurucular tarafından 27/3/2014 tarihindeöğrenilmiş olup yasal süresi içinde, 31/3/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunulmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
32. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Tanımlar" kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;
...
b) Çocuk deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi, ...anlaşılır."
33. 5237 sayılı Kanun'un "Azmettirme"kenar başlıklı 38. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ilecezalandırılır."
34. 5237 sayılı Kanun'un "NitelikliHâller" kenar başlıklı 82. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) Kasten öldürme suçunun;
...
e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacakdurumda bulunan kişiye karşı,
...
h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesinikolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,
...
İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ilecezalandırılır."
35. 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi KanunununYürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesi uyarınca bölge adliyemahkemelerinin faaliyete başladığı tarihe kadar yürürlükte olan 4/4/1929tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 318. maddesişöyledir:
"Ağır cezaya mütaallik hükümlerde Temyiz Mahkemesi tetkikatınımaznunun temyiz istidasındaki talebi üzerine veya dilerse resen duruşma icrasısuretiyle yapar. Duruşma gününden maznuna veya talebi üzerine müdafiine haberverilir. Maznun duruşmada hazır olabileceği gibi kendisini vekaletnameyi haiz birmüdafi ile de temsil ettirebilir.
Maznun mevkuf ise bizzat ispatı vücut etmek talebinde bulunamaz."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
36. Mahkemenin 7/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. İşkence ve KötüMuamele Yasağının ve Bu Yasakla Bağlantılı Olarak Eşitlik İlkesinin İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
37. Başvurucular; kızlarının ölmeden önce cinsel istismarauğradığını, bu nedenle işkence ve insanlık dışı ve onur kırıcı muamele görmemeve şiddete uğramama hakkının ihlal edildiğini, şiddete karşı koruyucu veönleyici etkin mekanizmaların üretilmediğini, bazı sanıklar hakkında verilencezaların yetersiz olduğunu ileri sürmüştür. Öte yandan başvurucular;kızlarının yaşadığı cinsel şiddeti ailesine ve yargı mercilerineanlatamadığını, şiddetle tek başına baş edemediğini, toplumsal olarak cinsiyetkökenli ayrımcılık yapıldığını, mevcut yasaların uygulanmasında cinsiyetedayalı ayrım yapıldığını, kadınların taraf olduğu ve özellikle cinsel şiddet konusundayapılan yakınmalarda adli ve idari makamların isteksiz davrandığını ve cinselşiddeti önlemeye yönelik kanunların yetersiz olduğunu iddia etmişlerdir. Sonolarak başvurucular, sanıklar ile suça sürüklenen çocuğun tutukluluksürelerinden de söz ederek işkence ve kötü muamele yasağı ile bu yasaklabağlantılı olarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini öne sürmüştür.
2. Değerlendirme
38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisininbaşlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem vekararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,§ 17).
39. Somut olayda H.E., V.E. ve M.E.nin organ sokmak suretiyleçocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davasıaçılmış; Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda H.E. ve V.E. hakkındaverilen mahkûmiyet kararları ile M.E.nin ölmesi nedeniyle hakkında açılandavanın düşürülmesine dair karar Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 12/6/2012 tarihlikararıyla onanmıştır (bkz. §§ 20, 21, 24 ve 25). Bu nedenle, "organ sokmaksuretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı" suçu yönünden verilenkararların tamamı Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı23/9/2012 tarihinden önce, 12/6/2012 tarihinde kesinleşmiştir. H.E. ve V.E.hakkında verilen mahkûmiyet kararlarının 23/9/2012 tarihinden sonra yerinegetirilmesinin kararın kesinleşmesi üzerinde herhangi bir etkisibulunmamaktadır (Y.C.K., B. No:2012/889, 26/3/2013, § 19).
40. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Yaşam Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
41. Başvurucular; kızları H.E.nin cinsel istismar suçunu işleyenkişilerce suçun açığa çıkmaması için öldürüldüğünü, H.E.nin tırnakları arasındaM.E.nin DNA'sının bulunduğunu, M.E.nin tek başına H.E.yi öldürmesinin mümkünolmadığını, A.E.nin azmettirici olduğuna dair pek çok delil bulunmasına rağmensanık A.E.nin beraatine karar verildiğini, tanık Z.E. ile sanık A.E. arasındahusumet bulunmadığını, husumet iddiasının sadece A.E. tarafından dilegetirildiğini iddia etmişlerdir. Ayrıca başvurucular, olaydan altı ay kadarsonra adli mercilere ifade verse de Z.E.nin bildiklerini aynı gün annesineanlattığını, bu hususun Z.E.nin annesi tarafındanduruşmada doğrulandığını,H.E.nin kardeşi katılan M.E.nin de duruşmada olaydan birkaç gün sonra Z.E.ninA.E.nin yaptığı telefon görüşmesinden kendisine söz ettiğini beyan ettiğini önesürmüşlerdir. Öte yandan başvurucular, H.E.nin ceza infaz kurumunda ikenyazdığı 17/7/2012 tarihli dilekçede A.E.den "suç ortağı" olarakbahsettiğini ve kasten öldürme suçu nedeniyle kimsenin cezalandırılmadığınıileri sürmüş ve yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
42. Son olarak başvurucular; cinsel istismar suçu nedeniylecezalandırılan H.E. ve V.E.nin kızları H.E.nin ölümü nedeniylecezalandırılmaması, delillerin hatalı değerlendirilmesi, etkili bir cezasoruşturması yürütülmemesi ve duruşmalı temyiz taleplerinin Yargıtayca reddedilmesinedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasında bulunmuştur.
2. Değerlendirme
43. Anayasa’nın “Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkınasahiptir."
44. Anayasa’nın "Devletintemel amaç ve ödevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgilibölümü şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların adil yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddialarının özü, kızlarınınölümüyle ilgili olarakyürütülen soruşturmanın etkisizliğidir. Bu nedenle başvurucuların söz konusuiddiaları da Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkıkapsamında incelenmiştir.
46. H.E.nin ölümüne kamu makamlarının karıştığına ya da sözkonusu ölümün makamların ihmali sonucu meydana geldiğine dair başvurucularınbir iddialarının olmadığı ve aksi yönde karar verilmesini gerektirecek somutbilgi veya bulgunun da bulunmadığı dikkate alınarak inceleme, yaşam hakkınınetkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutuna hasredilmiştir.
47. Yaşama hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybedenkişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyleölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 41).Başvuru konusu olayda başvurucular ölen H.E.ninebeveynidir. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından başvuruda bir eksiklikbulunmamaktadır.
48. Öte yandan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğineilişkin iddianındiğer kabul edilemezlik nedenleri yönünden de incelenmesigerekir.
49. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerininkorumaya ilişkin maddi yönü yanında usule ilişkin yönü de bulunmaktadır. Buyükümlülük, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini vegerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyigerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkilibir şekilde uygulanmasını ve varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).
50. Diğer taraftan ceza soruşturmasının amacı, yaşama hakkınıkoruyan hukuk kurallarının etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumlularınhesap vermesini sağlamak olmakla birlikte bu yükümlülük, kesin olarak bir sonuçelde etmeyigerektirmez. Anayasa'nın 17. maddesi, başvuruculara üçüncü kişileribir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devletetüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi yüklemez (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).
51. Yaşama hakkına ilişkin ceza soruşturmasının etkiliolabilmesi için öncelikle soruşturma makamlarının resen harekete geçerek ölümolayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütündelilleri tespit etmeleri gerekir. Soruşturmada ölüm olayının nedeni veyasorumlu kişilerin belirlenmesi imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkilisoruşturma yükümlülüğüne aykırılık oluşturabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 57).
52. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardanbiri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamudenetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşrumenfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarısağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 58).
53. Bunların yanında soruşturmaların makul bir süratleyürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda soruşturmanın ilerlemesine engel olangüçlükler bulunabilir. Ancak böyle bir durumda dahi yetkililerin süratlehareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi, hukukun üstünlüğüne olan inancınkorunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamaha gösterildiği veya kayıtsız kalındığıgörünümü verilmemesi açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359,10/12/2014, § 96).
54. Olaya ilişkin soruşturmada, yukarıda genel ilkeler bölümündeifade edilen soruşturmaların makul bir süratle yürütülmesi gerekliliğikonusunda başvurucular tarafından herhangi bir iddia ileri sürülmediği gibi bukonularda bir eksikliğin de bulunmadığıgörülmektedir.
55. Başvurucular duruşmalı temyiz taleplerinin Yargıtaycareddedildiğini belirterek soruşturmaya etkin biçimde katılamadıklarından yakınsalarda Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada katılan sıfatıyla yer almışlar,yargılamada dinlenmişler, iddia ve taleplerini sunma fırsatı yakalamışlar veverilen beraat kararlarını da temyiz edebilme imkânı bulmuşlardır. Ayrıcabaşvurucuların, önceki aşamalarda ileri sürmedikleri iddia ve talepleriduruşmasız yapılması nedeniyle temyiz aşamasında dile getiremediklerine ilişkinherhangi bir iddiaları da bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurucuların meşrumenfaatlerini korumak için yargılama sürecine gerekli olduğu ölçüdekatıldıkları sonucuna varılmıştır.
56. Öte yandan soruşturmanın ölüm olayını aydınlatabilecek vesorumluların belirlenmesini sağlayabilecek etkinlikte yürütülüpyürütülmediğinin de değerlendirilmesi gerekir. Ancak değerlendirme yapılmadanönce Anayasa Mahkemesinin doğrudan, ilgili soruşturma ve yargılama makamlarınınyerine geçecek şekilde delillerin değerlendirmesini kendisinin yapmasının veyayürütülmesi gerekli olan soruşturma işlemlerini belirlemesinin söz konusuolamayacağı belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle Anayasa Mahkemesinin görevi, bumakamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları değerlendirmenin yerine kendideğerlendirmesini koymak değildir (HıdırÖztürk ve Dilif Öztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2016, § 185). Bukonuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar, ilk elden olayları inceleyen yetkiliadli ve idari mercilerdir. Bunun aksine bir durum, ancak olaya ilişkin kesinikna edici nitelikte bulguların varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319,16/7/2014, § 58).
57. Bununla birlikte soruşturma makamlarınca olayın sebebininobjektif analizinin yapılması ve soruşturma sonucunda alınan kararın eldeedilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olmasıda gerekmektedir (Cemil Danışman,§ 99).
58. Somut olayda başvurucuların kızı H.E.nin ölümüyle ilgiliyürütülen ceza soruşturmasında tespit edilen failler hakkında kamu davasıaçılmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi; başvurucuların kızı H.E.nin tırnaklarıarasından elde edilen otomozal STR DNA tiplemelerinin sanık M.E.ye ait otomozalSTR DNA profilini içerdiğini nazara alarak H.E.nin sanık M.E. tarafındanöldürüldüğüne kanaat getirmiş ancak M.E.nin 31/10/2010 tarihinde ölmesinedeniyle M.E. hakkındaki davanın düşürülmesine karar vermiştir. Ağır CezaMahkemesi ayrıca, tanık Z.E.nin beyanlarını nazara alarak azmettirmek suretiylebir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesinikolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla çocuğa karşı kasten öldürme suçunuişlediği gerekçesiyle sanık A.E.nin mahkûmiyetine hükmetmiş; suçu işlediğininsabit olmaması nedeniyle suça sürüklenen çocuk V.E.nin ise bir suçu gizlemek,delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya dayakalanmamak amacıyla çocuğa karşı kasten öldürme suçundan beraatine kararvermiştir. Beraat ve davanın düşürülmesine dair karar Yargıtay 1. CezaDairesince onanmış, A.E. hakkında verilen mahkûmiyet kararı ise maktuleHavva'yı öldürmeye azmettirme suçunu işlediğine dair, olaydan yaklaşık altı aysonra ortaya çıkarak ilk kez beyanda bulunan ve sanık ile aralarında husumetbulunduğu anlaşılan tanık Z.E.nin beyanı dışında, mahkûmiyetine yeterli kesinve inandırıcı delil bulunmadığı hâlde sanığın atılı suçtan beraati yerineyazılı şekilde mahkûmiyetine karar verildiği gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmaüzerine yapılan yargılama üzerine A.E. hakkında da isnat edilen suçuişlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ve verilenkarar, H.E.nin suç ortağından söz ettiği 17/7/2012 tarihli dilekçenin de içindebulunduğu dava dosyasını inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince onanmıştır (bkz.§§ 8-30).
59. Başvuru bu bağlamda değerlendirildiğinde soruşturmada,başvurucularıniddialarının aksine elde edilen delillerin kapsamlı, nesnel vetarafsız bir analizine dayalı olarak sonuca ulaşılmadığını söyleyebilmeyimümkün kılan bir durum söz konusu değildir. Bu konuda başvurucuların aksiyöndeki iddiaları doğrultusunda kesin ikna edici nitelikte birbilgi ve bulgu daelde edilememiştir.
60. Başvuruya konu soruşturma sonucunda verilen kararlardaolayın gerçekleşme koşullarının ve toplanan delillerin ayrıntılı bir şekildetartışıldığı, Yargıtay incelemesi aşamalarında da başvurucuların ileri sürdüğütemyiz sebeplerinin değerlendirilip yerinde görülmediğinin belirtildiği, başvurucularınsonuca etkili herhangi bir delilin toplanmadığı yönünde bir iddialarınınolmadığı gibi soruşturmanın eksikliğine neden olabilecek herhangi bir hususunda bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple başvurucuların kızına yönelik eylemincezasız kaldığına dair iddia yönünden yetkili makamlardan kaynaklanan herhangibir eksiklik bulunmadığı ve yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüneilişkin usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktanyoksun olduğu kanaatine varılmıştır.
61. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. İşkence ve kötü muamele yasağının ve bu yasakla bağlantılıeşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usulboyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA7/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.