TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NEJAT SAKAOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9403)
Karar Tarihi: 14/10/2015
R.G. Tarih – Sayı: 3/12/2015-29551
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucu
:
Nejat SAKAOĞLU
Vekilleri
:
Av. Mehmet Rıfat İNAL
Av. Hayrettin KAYA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma davasında hükmedilentazminat bedelinin ödenmemesi ve kararın kesinleşme tarihinden itibarenhükmedilen tazminata kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranınınuygulanmaması nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 20/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesinedoğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay veolgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.Bakanlığın 22/6/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarınave bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağıbildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve ekleri ile dava dosyasında yer aldığışekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, 5/4/2005 tarihinde Ankara 17. Asliye HukukMahkemesinde Ankara Valiliği (İdare) aleyhine açtığı kamulaştırmasız el atmadavasında, Ankara ili Çankaya ilçesi Topraklık mevkiinde bulunan ve kendisinemiras yolu ile intikal eden taşınmazın üzerine davalı İdare tarafındanilköğretim okulu yapıldığını belirterek söz konusu taşınmazın İdare adınatesciline karar verilmesini ve dava tarihinden itibaren yasal faizi ilebirlikte lehine 12.500 TL tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
7. Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi 15/12/2005 tarihli veE.2004/510, K.2005/425 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, söz konusutaşınmazın İdare adına tapuya tesciline; 3.033,66 TL'nin, dava tarihindenitibaren değişik oranlarda yasal faiz uygulanarak davalı İdareden tahsiledilmesine ve başvurucuya ödenmesine hükmetmiştir.
8. İlk Derece Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerineYargıtay 5. Hukuk Dairesi 29/5/2006 tarihli ve E.2006/3095, K.2006/6407 sayılıilamı ile dava konusu taşınmazın iştirak hâlinde mülkiyete tabi olduğunu, bunedenle diğer mirasçı paydaşların da davaya katılımının sağlanması gerektiğini,katılım sağlanamadığı takdirde miras şirketine mümessil tayin edilmesi veböylelikle davaya devam edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasınahükmetmiştir.
9. Bozma ilamına uyularak dosyanın tekrar incelenmesininardından Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi 7/12/2006 tarihli ve E.2006/344,K.2006/497 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, söz konusu taşınmazınİdare adına tapuya tesciline, 3.033,66 TL'nin başvurucuya ödenmesine, sözkonusu bedele dava tarihinden itibaren değişik oranlarda yasal faizuygulanmasına, başvurucunun fazlaya ilişkin talebinin reddine hükmetmiştir.
10. Temyiz incelemesi sonunda İlk Derece Mahkemesinin kararı,Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 26/2/2007 tarihli ve E.2007/1044, K.2007/2170sayılı ilamı ile onanmış; taraflarca karar düzeltme isteminde bulunulmamasıüzerine 2/4/2007 tarihinde kesinleşmiştir.
11. Başvurucu, kesinleşen Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesikararına dayanarak 24/4/2007 tarihinde Ankara 23. İcra Müdürlüğü nezdinde icratakibi başlatmış; borçlu İdareye 4/5/2007 tarihinde icra emri tebliğ edilmiş veicra takibi kesinleşmiştir.
12. Borçlu idare Ankara 23. İcra Müdürlüğüne gönderdiği7/9/2007 tarihli yazı ile kamulaştırma faslında yeterli ödenek bulunmadığındanyeterli ödenek temin edildiğinde ilgili dosyaya ödemenin yapılacağınıbildirmiştir.
13. Başvurucu hâlen ödemenin yapılmadığını belirterek20/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
14. Başvurucu 6/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunduğudilekçe ile 6/2/2014 tarihinde borçlu İdare tarafından ödemenin yapıldığınıancak borcun ödenmesinin yaklaşık yedi yıl sürdüğünü bu nedenle mağduriyetininsöz konusu olduğunu ifade etmiştir.
B. İlgili Hukuk
15. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nungeçici 6. maddesinin 1., 8., 11. ve Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, 2014/176 sayılı kararı ile iptal edilmedenönceki 13. fıkraları şöyledir:
“Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veyakamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin birihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklarakısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızasıolmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğantalepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu maddehükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikleuzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.
…
Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bumadde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkeziyönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri içinöngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı veSahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal vehizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi,belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçegelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleritoplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşenalacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde,ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garametenve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ilealacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılıKanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararıgereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yollarıda teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlemyapılabilir.
…
… Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelintahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez...
…
4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğegirdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırmasıhiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararınailişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idaretarafından kamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelercemalikleri lehine hükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icravekalet ücretleri de, idarelerce bu maddenin sekizinci fıkrasına görebütçelerden ayrılacak paydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir veişlem yapılır. Bu alacaklar için de bu maddenin on birinci fıkrası, bu fıkrakapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedincifıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalantaşınmazlar hakkında açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır…”
16. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve KontrolKanunu'nun “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş borçlar” kenar başlıklı 34.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
“Ödemeemri belgesine bağlandığı halde ödenemeyen tutarlar, bütçeye gider yazılarakemanet hesaplarına alınır ve buradan ödenir. Ancak, malın alındığı veyahizmetin yapıldığı malî yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar talep edilmeyenemanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Gelir kaydedilentutarlar, mahkeme kararı üzerine ödenir.
Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tümödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınmasırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamuidarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay vebenzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesihalinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesitalep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir.”
17. 16/5/1956 tarihli ve 1956/1-6 sayılı Yargıtay İçtihadıBirleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı şöyledir:
“Taşınmazınakamulaştırmasız el konulan malik, el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi,bu eylemli duruma razı olduğu takdirde taşınmaz bedelini isteme hakkı dabulunmaktadır. Taşınmaz sahibinin el konulan taşınmazın bedelini talep ederekdava açması halinde, taşınmazın el koyma tarihindeki bedeli değil, mülkiyethakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki değerinin belirlenerektahsiline karar verilir.”
18. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 15/11/2011 tarihli veE.2011/5396, K.2011/22096 sayılı kararında şöyle denilmektedir:
"… Kamulaştırmasız el atma davalarıuygulamada sıklıkla karşılaşılan davalardan olmakla birlikte, yasa iledüzenlenmiş değildir. Bu konuya ilişkin tek yasal düzenleme olan 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi de 10.04.2003 tarih ve2002/112 E. 2003/33 K. sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiştir.Uygulamada kamulaştırmasız el atma davaları; İBK, HGK ve Hukuk Dairelerinin içtihatlarıylayön bulmaktadır. Konunun Dairemizi ilgilendiren yönü ise, bu nevi davalardahükmedilen tazminatların zamanında ödenmemesi halinde uygulanacak faizin ne türve oranda olması gerektiği noktasındadır. Zira kamulaştırma yasası gecikmefaizini öngörmemektedir. Bu cümleden olmak üzere, HGK kararları ve Dairemizinistikrar bulmuş içtihatlarında; "Kamulaştırma bedelinin arttırılmasıilamlarında uygulanan T.C Anayasasının 4709 Sayılı Yasanın 18.maddesi iledeğişik 46/son maddesinde yer alan kamulaştırma bedelleri ile mahkemece kesinhükme bağlanan arttırma bedellerine, son fıkraya göre kamu alacakları içinöngörülen en yüksek faiz oranının uygulanacağı" hükmünden farklı olarak,"Kamulaştırmasız el atmanın hukuksal niteliği itibariyle bir haksız eylemolduğu, haksız eylemden doğan borçların, tazmini nitelikte olmaları nedeniyleuygulanacak faizin 3095 Sayılı Yasada belirlenen yasal faiz olduğubelirtilerek, uygulama bu güne kadar yasal faizin uygulanması şeklindesürdürüle gelmiştir. Ancak, Anayasa'nın 35. maddesi ile koruma altına alınmışolan mülkiyet hakkının, hak sahibinin rızasına bakılmaksızın kamulaştırmasız elatma nedeniyle ihlali halinde, toplumun genel menfaatleri ile bireyin temelhaklarının korunması arasında adil bir denge gözetilmesi gerektiğidüşüncesinden hareketle, mülkün gerçek değeriyle orantılı makul bir tazminatödenmediği sürece, bir mülkten mahrum bırakılmanın genelde aşırı bir ihlalteşkil edeceği, yasal faiz oranında gecikme faizi ödenmesinin yeterli olmadığıgörüşü gerek öğretide gerekse uygulamada ağırlık kazanmaya başlamıştır.
Bu bağlamda mülkiyete saygı hakkınınihlalinin, mahkemelerin, kamulaştırmasız el atmaya maruz kalan kişiler lehinehükmettikleri tazminat tutarının tayininde, yargılama süresi ile enflasyonarasındaki etkileşim sonucu ortaya çıkan değer kaybını dikkate almalarına imkânsağlayan yasal bir düzenlemenin olmayışından da kaynaklandığı, bu nedenle adiltatmin taleplerinin karşılanması gerektiği hususu benimsenmeye başlanmıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında idare, kendisineAnayasa tarafından tanınan olanak ve yetkileri yasaya uygun bir biçimdekullanmaksızın taşınmaza el atarak kamulaştırma ilkelerine aykırı davranamaz.Anayasa'nın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırma, Anayasa'nın 35. maddesindegüvence altına alınmış olan mülkiyet hakkına getirilmiş anayasal bir sınırlamaolmakla, Dairemizce içtihat değişikliğine gidilerek, özü ve vardığı hukukisonuç itibariyle aynı nitelikler taşıyan kamulaştırmasız el atmaya ilişkinilamlarda hüküm altına alınan tazminatlara da Anayasanın 46/son maddesindedüzenlenmiş olan kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranınınuygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır." (Aynı yöndediğer bir karar için bkz. Yargıtay 12. HD., 26/10/2011 tarihli, E.2011/5698,K.2011/20397)
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 14/10/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 20/12/2013 tarihli ve 2013/9403 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, Ankara ili Çankaya ilçesi Topraklık mevkiindebulunan taşınmazı üzerine ilköğretim okulu yapılması nedeniyle açtığıkamulaştırmasız el atma davasında hükmedilen tazminat bedelinin hâlen kendisineödenmediğini ayrıca mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren söz konusu tazminatbedeline kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanmasıgerektiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş vetazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
21. Başvuru formu ve ekleri incelendiğindebaşvurucunun, tarafı olduğu kamulaştırmasız el atma davasında lehine hükmedilentazminat miktarının ödenmemesi ve mahkeme kararının kesinleşmesindenitibaren söz konusu tazminat bedeline kamu alacakları için öngörülen en yüksekfaiz oranının uygulanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ilerisürdüğü anlaşılmıştır. Fakat başvurucu, Anayasa Mahkemesine sunduğu 6/7/2015tarihli dilekçe ile borçlu İdarenin 6/2/2014 tarihinde yaptığı ödeme sonucualacağının ödendiğini beyan etmiştir. Bu nedenle başvurucunun lehine hükmedilen tazminat miktarının ödenmediğişikâyetinin değerlendirilmesine gerek görülmemiş, bununla birlikte Mahkeme kararınınkesinleşmesinden itibaren söz konusu tazminat bedeline kamu alacakları içinöngörülen en yüksek faiz oranının uygulanmadığı yönündeki şikâyeti mülkiyethakkının ihlali iddiası başlığı altında incelenmiştir. Ayrıca başvurucununlehine hükmedilen tazminat bedelinin geç ödenmesi nedeniyle mağduriyetinin sözkonusu olduğu şikâyeti ise adil yargılanma hakkının ihlali iddiası başlığıaltında değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası
22. Başvurucu, lehine tazminata hükmedilen Mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren sözkonusu tazminat bedeline kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranınınuygulanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Anayasa'nın 46. maddesindeki düzenlemeyegöre kamulaştırma bedeli nakden ve peşin olarak ödenmelidir. Ancak tarım reformununuygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projeleriningerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması veturizm amacıyla kamulaştırılan toprak bedellerinin ödenmesitaksitlendirilebilmektedir. Kanun’un taksitle ödemeyi öngörebileceği buhâllerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde devletalacaklarına uygulanan en yüksek faiz işletilebilir. Yargıtayınistikrar kazanan içtihatlarına göre Anayasa'nın 46. maddesinde öngörülen faizoranı ancak kesinleşip de ödenmeyen kamulaştırma bedelleri için işletilebilir(Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E.2002/7971, K.2002/9752, 15/10/2002).
24. Kamulaştırmasız el atma nedeniylegörülen tazminat davaları ise niteliği itibarıyla haksız fiilden kaynaklanan davalarolduğundan dava tarihi ile kararın kesinleşme tarihi arasında mahkemelercehükmolunan tazminata yasal faiz uygulanmaktadır. Yargıtayın2011 yılına kadar içtihadı da Anayasa'nın 46. maddesinde düzenlenen devletalacaklarına uygulanan en yüksek faizin sadece kesinleşmiş kamulaştırmaalacaklarında uygulanacağı yönündedir (MukadderSağlam ve diğerleri, B. No: 2013/2511, 22/1/2015, § 61).
25. Ülkemizdeki kamulaştırmasız el atma davalarındadevlet alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanmaması AİHM tarafındaneleştirilmekle birlikte (Sarıca veDilaver/Türkiye, No: 11765/05, 27/5/2010, § 49; Ergen ve diğerleri/Türkiye, No: 35364/05,7/12/2010). Yargıtay da bu konudaki içtihadını 2011 yılından itibarendeğiştirmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, kamulaştırmasız el atma davasısonunda hükmedilen tazminatın icra takibine konu edildiği ve ilamınkesinleşmesinden itibaren alacağa hangi faiz oranının uygulanacağı hususundaİcra Hukuk Mahkemesinden temyiz yolu ile önüne gelen bir uyuşmazlıkta, icratakibi sürecinde tazminata hükmedilen mahkeme kararının kesinleşmesindenitibaren alacağa kamu alacaklarına öngörülen en yüksek faizin uygulanmasıtalebinin yerinde olduğunu kabul etmiştir (bkz. § 19).
26. Bireysel başvuruya konu somut olayda daMahkeme tarafından hükmolunan kamulaştırmasız el atma tazminatına davatarihinden itibaren yasal faiz uygulanmıştır.Başvurucuların şikâyet ettiği husus ise dava tarihinden itibarenuygulanan faiz değil, Mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren uygulanmasıgereken faizdir.
27. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"... Başvuruda bulunabilmek için olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenarbaşlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
29. Anayasa'nın148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2)numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak içinihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için idari ve yargısalbaşvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir.
30. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığıtakdirde ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derecemahkemelerine başvurulmalıdır (Bayram Gök,B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 17).
31. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil niteliktebir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarınınöncelikle genel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları ile çözümekavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerininbu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, § 18).
32. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukuk sistemindedüzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarıncabaşvurucunun, Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle vesüresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bukonuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynızamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermişolması gerekir (Bayram Gök, §19).
33. Somut başvuruya konu olayda başvurucu,lehine tazminata hükmedilen Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının Yargıtayca 26/2/2007 tarihinde onanmasının ardından Ankara23. İcra Müdürlüğü nezdinde 24/4/2007 tarihinde icra takibi başlatmış;alacağını ise 6/2/2014 tarihinde tahsil edebilmiştir. Ancak başvurucu, icratakibi sürecinde alacağına, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren kamualacaklarına öngörülen en yüksek faizin uygulanması yönünde taleptebulunduğuna, talebinin reddedildiğine ya da bu konuda bir uyuşmazlık çıkartıpbunu mahkemeler önüne taşıdığına dair Anayasa Mahkemesine herhangi biraçıklamada bulunmamıştır. Oysa başvurucunun-Yargıtayın2011 yılından itibaren değişen içtihadı göz önüne alındığında- bireyselbaşvuruya konu ettiği bu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idarive adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgive kanıtları zamanında bu makamlara sunması gerekmektedir.
34. Açıklanan nedenlerlebireysel başvurunun bu kısmına ilişkin ihlal iddialarının, başvuru yolları usulüne uygun şekildetüketilmeden başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığındandiğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası
35. Başvurucunun yargıkararı ile lehine hükmedilen tazminat bedelinin geç ödendiği şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun bu kısmının kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
36. Başvurucu, açtığı tazminat davasında kamulaştırmasız elatma nedeniyle lehine hükmedilen tazminatı icra yoluyla takip ettiğini ancaködemenin geç yapıldığını belirterek (bkz. § 14) adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
37. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
38. Anayasa’nın 138. maddesinin 4. fıkrası şöyledir:
“Yasama ve yürütmeorganları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar veidare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerinegetirilmesini geciktiremez.”
39. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:
“İdare, kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”
40. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsızbir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun veaçık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
41. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararındailgili hükmü, Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamaksuretiyle gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerekse AİHM içtihadıylaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara Anayasa’nın 36.maddesi kapsamında yer vermektedir (GüherErgun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
42. Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak aramaözgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasınıve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikteaynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren; bireyin, adaleti bulma, hakkı olanıelde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adilyargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddiave savunmada bulunma hakkını değil; yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyide kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).
43. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası; herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilmesini, bunun doğal sonucuolarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkını güvence altına almıştır.Anılan maddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, bir temel hakniteliği taşımanın ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekildeyararlanmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bubağlamda yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymazorunluluğunu ve mahkeme kararlarının değiştirilemeyeceği ile uygulanmasınıngeciktirilemeyeceğini ifade eden Anayasa’nın 138. maddesinin adil yargılanmahakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Mustafa Demirtaş, B. No: 2013/2002,30/12/2014, § 51).
44. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde kararların icrasından açıkça bahsedilmediği için AİHM, mahkemeyeerişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının yerine getirilmesi hakkınıadil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. AİHM’e göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkemeönüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını istemehaklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecinitamamlayan ve yargılamanın sonuç vermesini sağlayan bir unsurdur. Kararuygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997, § 40). Bu çerçevedeAİHM, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının lehine karar verilen tarafınzarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumunda mahkemeye erişim hakkının biranlam ifade etmeyeceğini ve yargı kararının veya hükmünün infaz edilmesinin 6.madde anlamında “dava”nın tamamlayıcı unsuru olduğunuvurgulamaktadır (Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 34).
45. Davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukukauygunluğun sağlanması, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargıkararlarına uymasını gerektirmektedir. İdareler yargı kararını uygulamayıreddediyor, ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyorsa bu durumda davadataraf olan kişinin davanın aşamaları süresince yararlandığı Sözleşme’nin 6.maddesinde öngörülen teminatlar, her türlü varlık nedenini kaybedecektir. AİHM,bu yorumuyla bir yargı yerine ulaşma hakkının, sadece teorik olarak bu hakkıntanınmasını değil, aynı zamanda o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasınayönelik meşru bir beklentiyi de koruduğunu kabul etmektedir (Arman Mazman, B.No: 2013/1752, 26/6/2014, § 60).
46. Anayasa’nın 138. maddesinde mahkeme kararlarına uyma, bukararları değiştirmeksizin yerine getirme hususunda yasama ve yürütme organlarıile idare makamları lehine herhangi bir istisna kuralına yer verilmemiştir.Yargı kararlarının ilgili kamu otoritelerince zamanında yerine getirilmediğibir devlette, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hak veözgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyladevlet, yargı kararlarının zamanında yerine getirilmesini sağlayarak bireyleraleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve bu yolla bireylerin kamuotoritelerine ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumaklayükümlüdür. Bu sebeple hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir devlette,bireylerin kamu otoritesi ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumaadına vazgeçilemez bir görev ifa eden yargı kararlarının zamanında yerinegetirilmeyerek sonuçsuz bırakılması kabul edilemez (Arman Mazman, § 61).
47. 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. maddenin on birincifıkrası, 9/10/1956 ile 4/11/1983 tarihleri arasındaki kamulaştırmasız elatmalar nedeniyle mahkemelerce hükmedilen tazminatların tahsili amacıylaidarelerin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceği hükmünü içermektedir.Kanun'da bu amaçla idarelerin bütçelerinden belli bir pay ayrılması veödemelerin bu paylar üzerinden yapılması, ayrılan payın hükmedilen tazminatmiktarını karşılamaması hâlinde ödemelerin gelecek yıllara aktarılarak taksitleve garameten yapılması öngörülmüştür. Taksitlendirmehâlinde kanuni faiz ödenmesi de kurala bağlanmıştır (AYM, E.2010/83,K.2012/169, 1/11/2012). Ancak bireyin mülkiyet hakkına hukuka aykırı olarakmüdahale eden idarenin, kesinleşen mahkeme kararlarıyla hükmedilen alacaklarıveya tazminatları ödememekte ısrar etmesi hâlinde adil yargılanma hakkıkapsamında yargı kararlarının yerine getirilmesi hakkı ihlal edilmiş olur. Bunedenle 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. maddenin on birinci fıkrasıkesinleşen mahkeme kararlarıyla hükmedilen alacak veya tazminatları ödememesebebi olamaz (Arman Mazman,§ 68)
48. Yargı kararlarının yerine getirilmesinde yaşanangecikmelerin-başvurucuların adil yargılanma haklarına bir müdahale olduğu kabuledilmekle beraber- hangi süreye ulaştığında hak ihlali sayılacağının; davanınkonusu, bir alacağın veya tazminatın ödenmesiyse alacak veya tazminatınmahiyeti, başvurucunun kararın icrasındaki menfaati, yargı kararının icrasınınbaşvurucu için önemi, ödeme ile sorumlu idarenin bütçe imkânları ve ödemekonusundaki tutumu, alacak veya tazminatın ödemenin gecikmesi nedeniyle değerkaybedip kaybetmediği, davanın kararın icra safhasıyla beraber toplam süresiile kararın icrasında geçen süre gibi koşullara göre incelenmesi gerekir (Arman Mazman, B.No: 2013/1752, 26/6/2014, § 66).
49. Başvurucu da yapılan ödemenin maddikayıplarını telafi etmediği yönünde bir iddiada bulunmamakta, kararınicrasından sonra şikâyetini kararın geç icra edilmesi nedeniyle hakkının ihlaledildiği şeklinde sürdürerek maddi tazminat talep etmektedir.
50. Başvuru konusu olayda İdare, okul yapmak üzerebaşvurucuya ait taşınmaza kamulaştırmasız el atmış olduğundan tazminat ödemekdurumunda kalacağını bilecek durumdadır. İdarenin kesinleşmiş mahkeme kararıylaödemek zorunda olduğu borcu konusunda ise başvurucuya bir ödeme planı vermediğianlaşılmaktadır. Ödenmesi gereken borç, ödenmesini aşırı derecede zorlaştıracakbir miktar değildir. Buna karşın İdare ödemeyi, yargı kararının 2/4/2007tarihinde kesinleşmesinden yaklaşık yedi yıl sonra 6/2/2014 tarihindeyapmıştır.
51. Sonuç olarak yukarıda sayılan hususlar göz önündebulundurulduğunda başvuruya konu olayda kamulaştırmasız el atılan taşınmaznedeniyle tazminat ödenmesi yönünde kesinleşmiş yargı kararının üzerindenyaklaşık yedi yıl geçtikten sonra tazminat bedelinin ödenmiş olmasının,başvurucunun yargı kararlarının yerine getirilmesi hakkını ihlal ettiğinekanaatine ulaşılmıştır.
52. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
53. Başvurucu, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlaledildiğinin tespit edilmesini, 7.686,23 TL maddi tazminata hükmedilmesini ve butazminata bireysel başvuru tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülenen yüksek faiz oranının uygulanmasını talep etmiştir.
54. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar"kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"Esasinceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğinekarar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimiyapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.
Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlalive sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
55. 6216 sayılı Kanun’un 50.maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esasinceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş ancakyerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
56. Başvuru konusuolayda başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucunaulaşılmıştır. Bununla birlikte başvuruya konu olan ve Mahkeme kararı ilekesinleşmiş tazminat miktarının başvurucuya ödendiği dikkate alındığındabaşvurucunun manevi tazminat talebi bulunmaması nedeniyle ihlalin tespitidışında sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yönelik başka bir giderim yolubulunmadığı anlaşılmaktadır.
V. HÜKÜM
Açıklanan nedenlerle;
A. Başvurucunun,
1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği şikâyetinin başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yargı kararının yerine getirilmemesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİR olduğuna,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucunun diğer taleplerinin REDDİNE,
D. 198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına
14/10/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.