TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NEJDET SAKAOĞLU VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9404)
Karar Tarihi: 18/11/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucular
:
1. Nejdet SAKAOĞLU
2. Servet SAKAOĞLU
3. Nevzat SAKAOĞLU
4. Nejmi SAKAOĞLU
5. Nahide SAKAOĞLU
6. Sabahat TOVAÇ
7. Hüseyin Fazıl TOVAÇ
8. Adnan Remzi TOVAÇ
9. Ahmet Hilmi TOVAÇ
10. Hayri TOVAÇ
11. Murat TOVAÇ
12. Saim AYDOĞAN
13. Osman Naim AYDOĞAN
14. Zehra TATLAR
15. Fatma Sevgi BALTAN
Vekilleri
:
Av. Mehmet Rıfat İNAL
Av. Hayrettin KAYA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma ve haksız işgal tazminatıdavalarında hükmedilen tazminat bedellerinin ödenmemesi ve Mahkeme kararlarınınkesinleşme tarihinden itibaren hükmedilen tazminatlara kamu alacakları içinöngörülen en yüksek faiz oranının uygulanmaması nedeniyle mülkiyet hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 12/2/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgularbildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.Bakanlığın 22/6/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarınave bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağıbildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve ekleri ile dava dosyasında yer aldığışekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucular, 9/9/2009 tarihinde Ankara 17. Asliye HukukMahkemesinde Ankara Valiliği aleyhine açtıkları kamulaştırmasız el atmatazminatı davasında Ankara ili Çankaya ilçesi Topraklık mevkiinde bulunan vekendilerine miras yolu ile intikal eden taşınmazları üzerine davalı idaretarafından ilköğretim okulu yapıldığını belirterek taşınmazlarının idare adınatesciline karar verilmesini ve dava tarihinden itibaren yasal faizi ilebirlikte lehlerine toplam 75.000 TL tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.Başvurucuların bir kısmı davanın ilerleyen aşamalarında istem miktarlarınıyükselterek ıslah talebinde bulunmuştur.
7. Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi 8/2/2011 tarihli veE.2009/303, K.2011/39 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, söz konusutaşınmazın idare adına tapuya tesciline, toplam 128.539,92 TL'nin davatarihinden itibaren değişik oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıidareden tahsil edilerek başvuruculara ödenmesine hükmetmiştir.
8. Temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin2/4/2012 tarihli ve E.2012/1528, K.2012/6514 sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesikararı onanmış ve karar düzeltme yoluna başvurulmaması üzerine kesinleşmiştir.
9. Başvurucular, Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi kararınadayanarak 27/6/2012 tarihinde Ankara 17. İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibibaşlatmış; borçlu idareye 6/7/2012 tarihinde icra emri tebliğ edilmiş ve icratakibi kesinleşmiştir.
10. Borçlu idare Ankara 17. İcra Müdürlüğüne gönderdiği3/12/2013 tarihli yazı ile kamulaştırma faslında yeterli ödenek bulunmadığındanyeterli ödenek temin edildiğinde ilgili dosyaya ödemenin yapılacağınıbildirmiştir.
11. Başvurucular ayrıca 9/9/2009 tarihinde Ankara 15. AsliyeHukuk Mahkemesinde aynı taşınmaz ile ilgili olarak açtıkları haksız işgaltazminatı davasında söz konusu taşınmazları üzerinde yirmi yıldır ilköğretimokulu bulunduğunu, tüm başvurularına rağmen taşınmazın kamulaştırılmadığınıayrıca kendilerine herhangi bir kira da ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkinhakları saklı kalmak kaydıyla toplam 7.500 TL haksız işgal tazminatına el atmatarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte hükmedilmesini istemişlerdir.
12. Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi 13/10/2011 tarihli veE.2009/317, K.2011/321 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, başvurucularatoplam 4.442,62 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziile birlikte ödenmesine hükmetmiştir.
13. Başvurucular, Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi kararınadayanarak 27/12/2011 tarihinde Ankara 3. İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibibaşlatmış; borçlu idareye 29/12/2011 tarihinde icra emri tebliğ edilmiş ve icratakibi kesinleşmiştir.
14. Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının temyiz edilmesisonucu Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11/6/2012 tarihli ve E.2012/10123,K.2012/14694 sayılı ilamı ile karar onanmış ve karar düzeltme yolunabaşvurulmaması üzerine kesinleşmiştir.
15. Borçlu idare Ankara 3. İcra Müdürlüğüne gönderdiği 6/12/2013tarihli yazı ile kamulaştırma faslında yeterli ödenek bulunmadığından ödenektemin edildiğinde ilgili dosyaya ödemenin yapılacağını bildirmiştir.
16. Başvurucular ayrıca 19/7/2012 tarihinde Ankara 4. AsliyeHukuk Mahkemesinde açtıkları haksız işgal tazminatı davasında aynı taşınmaziçin Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2009/317 sayılı dosyasında geriyedönük beş yıllık süre için haksız işgal tazminatı davası açtıklarını, budavanın kabulüne karar verildiğini belirterek söz konusu dava tarihindensonraki otuz iki aylık dönem için 2.799,20 TL haksız işgal tazminatınahükmedilmesini talep etmişlerdir.
17. Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 25/3/2013 tarihli veE.2012/420, K.2013/81 sayılı kararı ile davanın kabulüne, başvuruculara toplam2.799,20 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ilebirlikte ödenmesine hükmetmiştir.
18. Başvurucular, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi kararınadayanarak 29/4/2013 tarihinde Ankara 8. İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibibaşlatmış; borçlu idareye 30/4/2013 tarihinde icra emri tebliğ edilmiş ve icratakibi kesinleşmiştir.
19. Borçlu idare Ankara 8. İcra Müdürlüğüne gönderdiği 7/6/2013tarihli yazı ile kamulaştırma faslında yeterli ödenek bulunmadığından ödenektemin edildiğinde ilgili dosyaya ödemenin yapılacağını bildirmiştir.
20. Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının temyiz edilmesisonucu Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16/12/2013 tarihli ve E.2013/15359,K.2013/18097 sayılı ilamı ile karar onanmış ve karar düzeltme yolunabaşvurulmaması üzerine kesinleşmiştir.
21. Başvurucular hâlen söz konusu tazminatların ödenmediğinibildirerek 20/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
22. Başvurucular 6/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesinesundukları dilekçeyle Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ankara 15. AsliyeHukuk Mahkemesince lehlerine hükmedilen tazminatların 20/1/2014 tarihindeyapılan ödemeler ile Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedilen tazminatınise 24/9/2014 tarihinde yapılan ödeme ile tahsil edildiğini ancak alacaklarınınödenmesindeki gecikmeler nedeniyle mağduriyetlerinin söz konusu olduğunu ifadeetmişlerdir.
B. İlgili Hukuk
23. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nungeçici 6. maddesinin 1., 8., 11. ve Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, 2014/176 sayılı kararı ile iptal edilmedenönceki 13. fıkraları şöyledir:
“Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veyakamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin birihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklarakısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızasıolmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğantalepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu maddehükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikleuzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.
…
Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bumadde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkeziyönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri içinöngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı veSahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal vehizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediyeve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçegelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleritoplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşenalacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde,ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garametenve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ilealacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılıKanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararıgereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yollarıda teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlemyapılabilir.
…
Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelintahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.
…
4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğegirdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırmasıhiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararınailişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idaretarafından kamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelercemalikleri lehine hükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icravekalet ücretleri de, idarelerce bu maddenin sekizinci fıkrasına görebütçelerden ayrılacak paydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir veişlem yapılır. Bu alacaklar için de bu maddenin on birinci fıkrası, bu fıkrakapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedincifıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalantaşınmazlar hakkında açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır…”
24. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi veKontrol Kanunu'nun “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş borçlar” kenar başlıklı 34.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
“Ödemeemri belgesine bağlandığı halde ödenemeyen tutarlar, bütçeye gider yazılarakemanet hesaplarına alınır ve buradan ödenir. Ancak, malın alındığı veyahizmetin yapıldığı malî yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar talep edilmeyenemanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Gelir kaydedilentutarlar, mahkeme kararı üzerine ödenir.
Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tümödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınmasırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamuidarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay vebenzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesihalinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesitalep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir.”
25. 16/5/1956 tarihli ve 1956/1-6 sayılı Yargıtay İçtihadıBirleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı şöyledir:
“Taşınmazınakamulaştırmasız el konulan malik, el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi,bu eylemli duruma razı olduğu takdirde taşınmaz bedelini isteme hakkı dabulunmaktadır. Taşınmaz sahibinin el konulan taşınmazın bedelini talep ederekdava açması halinde, taşınmazın el koyma tarihindeki bedeli değil, mülkiyethakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki değerinin belirlenerektahsiline karar verilir.”
26. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 15/11/2011 tarihli veE.2011/5396, K.2011/22096 sayılı kararında şöyle denilmektedir:
"… Kamulaştırmasız el atma davalarıuygulamada sıklıkla karşılaşılan davalardan olmakla birlikte, yasa iledüzenlenmiş değildir. Bu konuya ilişkin tek yasal düzenleme olan 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi de 10.04.2003 tarih ve2002/112 E. 2003/33 K. sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiştir.Uygulamada kamulaştırmasız el atma davaları; İBK, HGK ve Hukuk Dairelerininiçtihatlarıyla yön bulmaktadır. Konunun Dairemizi ilgilendiren yönü ise, bunevi davalarda hükmedilen tazminatların zamanında ödenmemesi halindeuygulanacak faizin ne tür ve oranda olması gerektiği noktasındadır. Zirakamulaştırma yasası gecikme faizini öngörmemektedir. Bu cümleden olmak üzere,HGK kararları ve Dairemizin istikrar bulmuş içtihatlarında; "Kamulaştırmabedelinin arttırılması ilamlarında uygulanan T.C Anayasasının 4709 SayılıYasanın 18.maddesi ile değişik 46/son maddesinde yer alan kamulaştırma bedelleriile mahkemece kesin hükme bağlanan arttırma bedellerine, son fıkraya göre kamualacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanacağı" hükmündenfarklı olarak, "Kamulaştırmasız el atmanın hukuksal niteliği itibariylebir haksız eylem olduğu, haksız eylemden doğan borçların, tazmini nitelikteolmaları nedeniyle uygulanacak faizin 3095 Sayılı Yasada belirlenen yasal faizolduğu belirtilerek, uygulama bu güne kadar yasal faizin uygulanması şeklindesürdürüle gelmiştir. Ancak, Anayasa'nın 35. maddesi ile koruma altına alınmışolan mülkiyet hakkının, hak sahibinin rızasına bakılmaksızın kamulaştırmasız elatma nedeniyle ihlali halinde, toplumun genel menfaatleri ile bireyin temelhaklarının korunması arasında adil bir denge gözetilmesi gerektiği düşüncesindenhareketle, mülkün gerçek değeriyle orantılı makul bir tazminat ödenmediğisürece, bir mülkten mahrum bırakılmanın genelde aşırı bir ihlal teşkil edeceği,yasal faiz oranında gecikme faizi ödenmesinin yeterli olmadığı görüşü gereköğretide gerekse uygulamada ağırlık kazanmaya başlamıştır.
Bu bağlamda mülkiyete saygı hakkınınihlalinin, mahkemelerin, kamulaştırmasız el atmaya maruz kalan kişiler lehinehükmettikleri tazminat tutarının tayininde, yargılama süresi ile enflasyon arasındakietkileşim sonucu ortaya çıkan değer kaybını dikkate almalarına imkân sağlayanyasal bir düzenlemenin olmayışından da kaynaklandığı, bu nedenle adil tatmintaleplerinin karşılanması gerektiği hususu benimsenmeye başlanmıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında idare, kendisineAnayasa tarafından tanınan olanak ve yetkileri yasaya uygun bir biçimdekullanmaksızın taşınmaza el atarak kamulaştırma ilkelerine aykırı davranamaz.Anayasa'nın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırma, Anayasa'nın 35. maddesinde güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkına getirilmiş anayasal bir sınırlama olmakla,Dairemizce içtihat değişikliğine gidilerek, özü ve vardığı hukuki sonuçitibariyle aynı nitelikler taşıyan kamulaştırmasız el atmaya ilişkin ilamlardahüküm altına alınan tazminatlara da Anayasanın 46/son maddesinde düzenlenmişolan kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanmasıgerektiği sonucuna varılmıştır." (Aynı yönde diğer bir karar için bkz.Yargıtay 12. HD., 26/10/2011, E.2011/5698, K.2011/20397)
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 18/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucuların 20/12/2013 tarihli ve 2013/9404 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
28. Başvurucular, Ankara ili Çankaya ilçesi Topraklık mevkiindebulunan taşınmazları üzerine ilköğretim okulu yapılması nedeniyle açtıklarıkamulaştırmasız el atma tazminatı davasında ve uyuşmazlık konusu aynı taşınmazolan haksız işgal tazminatı davalarında hükmedilen tazminat bedellerinin hâlenödenmediğini ayrıca Mahkeme kararlarının kesinleşmesinden itibaren söz konusutazminat bedeline kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranınınuygulanması gerektiğini belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşler ve maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
29. Başvuru formu ve ekleriincelendiğinde başvurucuların tarafı oldukları kamulaştırmasız el atma ve haksızişgal tazminatı davalarında lehlerine hükmedilentazminat miktarlarının ödenmemesi ve Mahkeme kararlarınınkesinleşmesinden itibaren söz konusu tazminat bedeline kamu alacakları içinöngörülen en yüksek faiz oranının uygulanmaması nedeniyle mülkiyet haklarınınihlal edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmıştır. Fakat başvurucular, AnayasaMahkemesine sundukları 6/7/2015 tarihli dilekçe ile borçlu idarenin 20/1/2014ve 24/9/2014 tarihlerinde yaptığı ödemeler sonucu alacaklarının ödendiğinibeyan etmişlerdir. Bu nedenle başvurucuların lehlerinehükmedilen tazminat miktarlarının ödenmediği şikâyetlerinin değerlendirilmesinegerek görülmemiş, bununla birlikte Mahkeme kararlarının kesinleşmesindenitibaren söz konusu tazminat bedeline kamu alacakları için öngörülen en yüksekfaiz oranının uygulanmadığı yönündeki şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlaliiddiası başlığı altında incelenmiştir. Ayrıca başvurucuların lehlerinehükmedilen tazminat bedellerinin geç ödenmesi nedeniyle mağduriyetlerinin sözkonusu olduğu şikâyetleri ise adil yargılanma hakkının ihlali iddiası başlığıaltında değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası
30. Başvurucular, lehlerine tazminata hükmedilen Mahkeme kararlarının kesinleşmesinden itibarensöz konusu tazminat bedellerine kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizoranının uygulanmaması nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
31. Anayasa'nın 46. maddesindekidüzenlemeye göre kamulaştırma bedeli nakden ve peşin olarak ödenmelidir. Ancaktarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskânprojelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyılarınkorunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenmesitaksitlendirilebilmektedir. Kanun’un taksitle ödemeyi öngörebileceği buhâllerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde, devletalacaklarına uygulanan en yüksek faiz işletilebilir. Yargıtayınistikrar kazanan içtihatlarına göre de Anayasa'nın 46. maddesinde öngörülenfaiz oranı ancak kesinleşip de ödenmeyen kamulaştırma bedelleri içinişletilebilir (Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E.2002/7971, K.2002/9752,15/10/2002).
32. Kamulaştırmasız el atmanedeniyle açılan tazminat davaları ise niteliği itibarıyla haksız fiildenkaynaklanan davalar olduğundan dava tarihi ile kararın kesinleşme tarihiarasında mahkemelerce hükmolunan tazminata yasal faiz uygulanmaktadır. Yargıtayın 2011 yılına kadar içtihadı da Anayasa'nın 46.maddesinde düzenlenen devlet alacaklarına uygulanan en yüksek faizin sadecekesinleşmiş kamulaştırma alacaklarında uygulanacağı yönündedir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No:2013/2511, 22/1/2015, § 61).
33. Ülkemizdeki kamulaştırmasızel atma davalarında devlet alacaklarına uygulanan en yüksek faizinuygulanmaması Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından eleştirilmeklebirlikte (Sarıca ve Dilaver/Türkiye,B. No: 11765/05, 27/5/2010, § 49; Ergen vediğerleri/Türkiye, B. No: 35364/05, 7/12/2010) Yargıtay da bukonudaki içtihadını 2011 yılından itibaren değiştirmiştir. Yargıtay 12. HukukDairesi, kamulaştırmasız el atma davası sonunda hükmedilen tazminatın icratakibine konu edildiği ve ilamın kesinleşmesinden itibaren alacağa hangi faizoranının uygulanacağı hususunda İcra Hukuk Mahkemesinden temyiz yolu ile önünegelen bir uyuşmazlıkta, alacaklının icra takibi sürecinde tazminata hükmedilenmahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren alacağa, kamu alacaklarınaöngörülen en yüksek faizin uygulanması talebinin yerinde olduğunu kabuletmiştir (bkz. § 26).
34. Bireysel başvuruya konu somutolayda da Mahkeme tarafından hükmolunan kamulaştırmasız el atma tazminatı ve haksızişgale dayalı tazminatlara dava tarihlerindenitibaren yasal faiz uygulanmıştır. Başvurucularınşikâyet ettiği husus ise dava tarihinden itibaren uygulanan faiz değil, Mahkemekararının kesinleşmesinden itibaren uygulanacak faizdir.
35. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"... Başvuruda bulunabilmek için olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenarbaşlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
37. Anayasa'nın 148.maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlaleneden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için idari ve yargısal başvuruyollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir.
38. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınuyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortayaçıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerinebaşvurulmalıdır (Bayram Gök, B.No: 2012/946, 26/3/2013, § 17).
39. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte birkanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının önceliklegenel yargı mercilerinde olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulması esastır.Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetimmekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, § 18).
40. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukuk sistemindedüzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarıncabaşvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle vesüresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bukonuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynızamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermişolması gerekir (Bayram Gök, §19).
41. Somut başvuruya konu olaydabaşvurucular, lehlerine tazminata hükmedilen Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi,Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesikararlarının ardından Ankara 17., 3. ve 8. İcra Müdürlükleri nezdinde27/12/2011, 27/6/2012 ve 29/4/2013 tarihlerinde icra takibi başlatmışlar;alacaklarını ise 20/1/2014 ve 24/9/2014 tarihlerinde tahsil edebilmişlerdir.Ancak başvurucular, icra takibi sürecinde alacaklarına Mahkeme kararlarınınkesinleşmesinden itibaren kamu alacaklarına öngörülen en yüksek faizinuygulanması yönünde talepte bulunduklarına, taleplerinin reddedildiğine ya dabu konuda bir uyuşmazlık çıkartıp bunu mahkemeler önüne taşıdıklarına dairAnayasa Mahkemesine herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Oysabaşvurucuların, Yargıtayın 2011 yılından itibarendeğişen içtihadı göz önüne alındığında bireysel başvuruya konu ettikleri sözkonusu şikâyetlerini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve adlimercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip oldukları bilgi vekanıtlarını zamanında bu makamlara sunmaları gerekmektedir.
42. Açıklanannedenlerle bireysel başvurunun bu kısmına ilişkin ihlal iddialarının, başvuru yolları usulüne uygun şekildetüketilmeden başvuru yapıldığı anlaşıldığından diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası
43. Başvurucularınyargı kararları ile lehlerine hükmedilen tazminat bedellerinin geç ödendiğişikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun bu kısmının kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
44. Başvurucuların yargı kararlarının geç icra edilmesineilişkin şikâyetleri ayrı yargılama süreçlerinden oluştuğundan esasa yönelikinceleme bu kapsamda yapılmıştır.
2. Esas Yönünden
a. Ankara 17. Asliye HukukMahkemesinde ve Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde Yürütülen YargılamalarBakımından
45. Başvurucular, açtıkları tazminat davalarında lehlerinehükmedilen tazminatları icra yoluyla takip ettiklerini ancak ödemelerin geçyapıldığını belirterek (bkz. § 22) adil yargılanma haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüşlerdir.
46. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
47. Anayasa’nın 138. maddesinin 4. fıkrası şöyledir:
“Yasama ve yürütmeorganları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar veidare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerinegetirilmesini geciktiremez.”
48. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:
“İdare, kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”
49. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsızbir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun veaçık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
50. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında,ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamaksuretiyle gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıylaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın36. maddesi kapsamında yer vermektedir (GüherErgun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
51. Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü,diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamandatoplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme,haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanmahakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmadabulunma hakkını değil; yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayanbir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).
52. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargıorganlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarakda iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Anılanmaddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı; kendisi bir temel hakniteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekildeyararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerdenbiridir. Bu bağlamda Anayasa’nın, yasama ve yürütme organları ile idareninmahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu ve mahkeme kararlarınındeğiştirilemeyeceği ile uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138.maddesinin de adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesigerektiği açıktır (Mustafa Demirtaş,B. No: 2013/2002, 30/12/2014, § 51).
53. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) adilyargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde kararların icrasından açıkçabahsedilmediği için AİHM, mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargıkararlarının yerine getirilmesi hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarındanbiri olarak kabul etmektedir. AİHM’e göre mahkemeyeerişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemeceverilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarınınuygulanması, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasınısağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamıolmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997, §40). Bu çerçevede AİHM, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının, lehinekarar verilen tarafın zarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumundamahkemeye erişim hakkının bir anlam ifade etmeyeceğini, yargı kararının veyahükmünün infaz edilmesinin 6. madde anlamında “dava”nıntamamlayıcı unsuru olduğunu vurgulamaktadır (Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 34).
54. Zira davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukukauygunluğun sağlanması, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargıkararlarına uymasını gerektirmektedir. İdareler yargı kararını uygulamayıreddediyor veya ihmal ediyor, onu uygulamayı geciktiriyorsa bu durumda davadataraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı Sözleşme’nin 6.maddesinde öngörülen teminatlar, her türlü varlık nedenini kaybedecektir. AİHM,bu yorumuyla bir yargı yerine ulaşma hakkının teorik olarak bu hakkıntanınmasını değil; aynı zamanda o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasınayönelik meşru bir beklentiyi de koruduğunu kabul etmektedir (Arman Mazman, B.No: 2013/1752, 26/6/2014, § 60).
55. Anayasa’nın 138. maddesinde mahkeme kararlarına uyma, bu kararlarıdeğiştirmeksizin yerine getirme hususunda yasama ve yürütme organları ile idaremakamları lehine herhangi bir istisna kuralına yer verilmemiştir. Yargıkararlarının ilgili kamu otoritelerince zamanında yerine getirilmediği birdevlette, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hak ve özgürlükleritam anlamıyla kullanabilmeleri mümkün olmaz. Dolayısıyla devlet, yargıkararlarının zamanında yerine getirilmesini sağlayarak bireyler aleyhineoluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve bu yolla bireylerin kamuotoritelerine, hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumakla yükümlüdür.Bu sebeple hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir devlette, bireylerin kamuotoritesi ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını koruma adınavazgeçilemez bir görev ifa eden yargı kararlarının zamanında yerinegetirilmeyerek sonuçsuz bırakılması kabul edilemez (Arman Mazman, § 61).
56. 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. maddenin on birincifıkrası, 9/10/1956 ile 4/11/1983 tarihleri arasındaki kamulaştırmasız elatmalar nedeniyle mahkemelerce hükmedilen tazminatların tahsili amacıylaidarelerin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceği hükmünü içermektedir.Kanun’da bu amaçla idarelerin bütçelerinden belli bir pay ayrılması veödemelerin bu paylar üzerinden yapılması, ayrılan payın hükmedilen tazminatmiktarını karşılamaması hâlinde ödemelerin gelecek yıllara aktarılarak taksitleve eşit yapılması öngörülmüştür. Taksitlendirme hâlinde kanuni faiz ödenmesi dekurala bağlanmıştır (AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012). Ancak bireyinmülkiyet hakkına hukuka aykırı olarak müdahale eden idarenin, kesinleşenmahkeme kararlarıyla hükmedilen alacakları veya tazminatları ödememekte ısraretmesi hâlinde yargı kararlarının yerine getirilmesi hakkı adil yargılanma hakkıkapsamında ihlal edilmiş olur. Bu nedenle 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 6.maddenin on birinci fıkrası, kesinleşen mahkeme kararlarıyla hükmedilen alacakveya tazminatları ödememe sebebi olamaz (ArmanMazman, § 68).
57. Yargı kararlarının yerine getirilmesindeki gecikmeninbaşvurucuların adil yargılanma haklarına bir müdahale olduğu kabul edilmekleberaber kararların icrasında yaşanan gecikmenin hangi sürelere ulaştığında hakihlali sayılacağının; davanın konusu, konu bir alacağın veya tazminatınödenmesiyse alacak veya tazminatın mahiyeti, başvurucunun kararın icrasındakimenfaati, yargı kararının icrasının başvurucu için önemi, ödeme ile sorumluidarenin bütçe imkânları ve ödeme konusundaki tutumu, alacak veya tazminatınödemenin gecikmesi nedeniyle değer kaybedip kaybetmediği, davanın kararın icrasafhasıyla beraber toplam süresi ile kararın icrasında geçen süre gibikoşullara göre incelenmesi gerekir (Arman Mazman, § 66).
58. Başvurucular da yapılanödemenin maddi kayıplarını telafi etmediği yönünde bir iddiada bulunmamaklabirlikte kararın icrasından sonra şikâyetlerini, kararın geç icra edilmesinedeniyle mağduriyetlerinin oluştuğu şeklinde sürdürerek maddi tazminattalebinde bulunmuşlardır.
59. Başvuru konusu olayda idare, okul yapmak üzere başvurucularaait taşınmaza kamulaştırmasız el atmış olduğundan kamulaştırmasız el atma vehaksız işgal tazminatı ödemek durumunda kalacağını bilecek durumdadır. Ayrıcaidarenin Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Ankara 15. Asliye HukukMahkemesinin kesinleşmiş kararları sonucu ödemek zorunda olduğu borcu konusundaise başvuruculara bir ödeme planı ve takvim de vermediği anlaşılmaktadır.Ödenmesi gereken miktar, ödenmesini aşırı derecede zorlaştıracak bir miktardeğildir. Buna karşın idare, ödemeyi Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesikararının 2/4/2012 tarihinde kesinleşmesinden itibaren yaklaşık 22 ay sonraAnkara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının 11/6/2012 tarihindekesinleşmesinden itibaren 19 ay sonra 20/1/2014 tarihinde yapmıştır.
60. Sonuç olarak yukarıda sayılan hususlar göz önündebulundurulduğunda başvuruya konu olayda, kamulaştırmasız olarak el atılantaşınmaz nedeniyle tazminat ve aynı taşınmaz için haksız işgal tazminatıödenmesi yönünde kesinleşmiş yargı kararlarının üzerinden yaklaşık 22 ay ve 19ay geçtikten sonra tazminat bedellerinin ödenmiş olmasının başvurucuların,yargı kararlarının yerine getirilmesi haklarını ihlal ettiği kanaatineulaşılmıştır.
61. Açıklanan nedenlerle Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinde veAnkara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde yürütülen yargılamalar bakımındanbaşvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
b. Ankara 4. Asliye Hukuk MahkemesindeYürütülen Yargılama Bakımından
62. Başvurucular, açtıkları haksız işgal tazminatı davasındalehlerine hükmedilen tazminatları icra yoluyla takip ettiklerini ancak ödemeningeç yapıldığını belirterek (bkz. § 22) adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
63. Başvurucuların, Mahkeme kararı ile lehlerine hükmedilentazminatların geç ödenmesi nedeniyle yaptıkları şikâyet Anayasanın 36. maddesibağlamında hak arama hürriyetinin kapsamı içinde değerlendirilmekle birlikteyine Anayasanın 138. maddesinin dördüncü fıkrası hükmü ve 125. maddesinin sonfıkrası hükmü dikkate alındığında söz konusu şikâyetin, başvurucularınkorunmaya değer bir menfaatini ortaya koyduğu açıktır. Bununla birlikte AİHM demahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının yerine getirilmesiniadil yargılanma hakkı kapsamına değerlendirmektedir (bkz. §§ 50-56).
64. O hâlde yargı kararlarının yerine getirilmesindekigecikmenin, başvurucuların adil yargılanma haklarına bir müdahale olduğu kabuledilirken söz konusu gecikmenin başvurucuların haklarını ihlal eder boyutavarmasında ödeme zamanının ve yargılama sürecinin somut koşullarının da dikkatealınması gerekmektedir (bkz. § 57).
65. Başvurucular yapılan ödemeninmaddi kayıplarını telafi etmediği yönünde bir iddiada bulunmamakla birliktekararın icrasından sonra şikâyetlerini, kararın geç icra edilmesi nedeniylemağduriyetlerinin oluştuğu şeklinde sürdürerek maddi tazminat talebindebulunmuşlardır.
66. Başvuru konusu olayda idare, okul yapmak üzere başvurucularaait taşınmaza kamulaştırmasız el atmış; başvurucular da buna karşılık 19/7/2012tarihinde Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları haksız işgal tazminatıdavasında idare aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir. Yapılanyargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi 25/3/2013 tarihli kararı ile toplam2.799,20 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktebaşvuruculara ödenmesine hükmetmiştir. Anılan karar Yargıtay 1. HukukDairesinin 16/12/2013 tarihli ilamı ile onanmış, karar düzeltme yolunabaşvurulmaması üzerine de aynı tarihte kesinleşmiştir. Başvuruculara söz konusutazminatın ödenmesi ise kesinleşme tarihinden 9 ay sonra, 24/9/2014 tarihindegerçekleştirilmiştir.
67. Sonuç olarak somut olayda haksız işgal tazminatı ödenmesiyönünde kesinleşmiş yargı kararlarının üzerinden 9 ay geçtikten sonra tazminatbedellerinin ödenmiş olması, söz konusu ödemenin faiz ve yargılama giderlerinide kapsadığı göz önünde bulundurulduğunda başvurucuların adil yargılanmahaklarının ihlal edilmediği kanaatine ulaşılmıştır.
68. Açıklanan nedenlerle Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesindegörülen yargılama bakımından başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan adil yargılanma haklarının ihlal edilmediğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
69. Başvurucular, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlaledildiğinin tespit edilmesi ile toplam 232.666,89 TL maddi tazminatahükmedilmesini ve bu tazminata bireysel başvuru tarihinden itibaren kamualacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanmasını talepetmişlerdir.
70. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem veişlem niteliğinde karar verilemez.
Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
71. 6216 sayılı Kanun’un 50.maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esasinceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş ancakyerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
72. Başvurukonusu olayda başvurucuların adil yargılanma haklarının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır. Bununla birlikte başvuruya konu olan Mahkeme kararları ilekesinleşmiş tazminat miktarının başvuruculara ödendiği dikkate alındığındabaşvurucuların da manevi tazminat talebi bulunmaması nedeniyle ihlalin tespitidışında sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gereken bir hususbulunmadığı anlaşılmıştır.
V. HÜKÜM
Açıklanan nedenlerle;
A. Başvurucuların,
1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği şikâyetlerinin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yargı kararının yerine getirilmemesi nedeniyle adilyargılanma haklarının ihlal edildiği şikâyetlerinin KABUL EDİLEBİLİR olduğuna,
B. Başvurucuların,
1. Ankara 17. Asliye HukukMahkemesinde ve Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde yürütülen yargılamalarbakımından Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahaklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. 4. Ankara 4. Asliye HukukMahkemesinde yürütülen yargılama bakımından Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan adil yargılanma haklarının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Başvurucuların maddi tazminatailişkin taleplerinin REDDİNE,
D. 198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâletücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,
18/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.