TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NERİMAN POLAT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/1223)
Karar Tarihi: 5/11/2014
R.G. Tarih-Sayı: 30/1/2015-29252
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucu
:
Neriman POLAT
Vekili
:
Av. Abdullah KAYA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, süresi içerisinde, havale yoluyla gönderdiğitemyiz posta masrafının kalemde teslim edilmediği gerekçesiyle temyizdilekçesinin reddedildiğini, bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 14/12/2012 tarihindeİstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksikliklertamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 30/9/2013tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Birinci Bölüm tarafından 3/2/2014tarihinde yapılan toplantıda başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 3/2/2014tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlığın yazılı görüşü 5/3/2014tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulmuştur.
6. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 19/3/2014tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne beyanlarını 3/4/2014 tarihinde sunmuştur.
III. OLAYLAR VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Çanakkale ili, Ayvacık ilçesi, Küçükçetmi Köyü’nde yer alan taşınmazların kadastro tahdit ve tespitleri sırasında yanlışlıklar yapıldığıiddiası ile Ayvacık Kadastro Mahkemesinde (Mahkeme) 13/1/2005 tarihindekadastro tespitlerinin iptali ve pay hakkının tapuya tesciline karar verilmesitalebiyle dava açmıştır.
9. Mahkemenin 30/4/2010 tarih veE.2005/3, K.2010/22 sayılı kararı ile bazı taşınmazlar hakkında kararverilmesine yer olmadığına ve bazı taşınmazlar hakkında da davanın reddinehükmedilmiştir. Bu karar başvurucuya 10/6/2010tarihinde tebliğ edilmiştir.
10. Başvurucu, temyiz karar harcını ve temyiz yoluna başvurmaharcını da yatırarak anılan karara karşı temyiz dilekçesini 24/6/2010tarihinde Şişli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla Mahkemeye göndermiştir.Başvurucu, temyiz posta masraflarına ilişkin olarak kendisine bildirimde(muhtıra) bulunulabilmesi için posta masrafı karşılığı pulu da temyizdilekçesine eklemiştir.
11. Mahkemenin 9/7/2010 tarihliyazısı ile başvurucunun 8/7/2010 tarihinde mahkeme ilâmını temyiz ettiğibelirtilerek, posta ve tebligat giderlerinin, yazının tebliğinden itibaren yedigünlük kesin süre içerisinde dava dosyasına yatırılması gerektiği, aksitakdirde temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılacağı uyarıları yapılmıştır. Bubildirim başvurucuya 2/9/2010 tarihinde tebliğedilmiştir.
12. Başvurucunun avukatı, 7/9/2010tarihinde PTT (Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi) İstanbul AdaletSarayı Şubesi aracılığıyla, Mahkemeye 50,00 TL havale yapmıştır. Ancak bu para,Mahkeme görevlilerince PTT Şubesinden teslim alınmamıştır.
13. Mahkemenin 5/11/2010 tarihli ekkararı ile başvurucunun mahkeme ilâmını 24/6/2010 tarihinde temyiz ettiği,posta masraflarının muhtırada belirtilen yedi günlük kesin süre içerisindeyatırılmadığı gerekçeleriyle temyiz dilekçesinin reddine karar (ek karar)verilmiştir. Bu karar başvurucuya 22/11/2010 tarihindetebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu, 29/11/2010 tarihindetemyiz dilekçesini ve temyiz harç makbuzunu Şişli 2. Asliye Hukuk Mahkemesiaracılığıyla sunarak, temyiz dilekçesinin reddine dair Mahkeme kararını temyizetmiştir.
15. Mahkemenin 20/1/2012 tarihliyazısı ile başvurucudan 7/9/2010 tarihli PTT ödeme belgesi alındısı, Yargıtaya gönderilmek üzere istenmiştir. Başvurucu, istenenbu belgeyi, İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla 31/1/2012tarihinde göndermiştir.
16. Ek kararın temyizi istemine ilişkin temyiz postamasraflarının ödenmesi gerektiği başvurucuya telefonla bildirilmiş olup,başvurucu 1/2/2012 tarihinde PTT İstanbul GayrettepeŞubesi aracılığıyla Mahkemeye 50,00 TL havale yapmıştır.
17. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 14/3/2012tarih ve E.2012/1506, K.2012/1743 sayılı kararı ile posta masraflarının “kalemde teslim şeklinde gönderilmediği” bunedenle “süresi içerisinde dosyaya yatırılmış masraftan sözedilemeyeceği” gerekçesiyle Mahkemenin temyiz dilekçesinin reddinedair kararının onanmasına karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya 24/4/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu Yargıtayın onamakararına karşı karar düzeltme yoluna başvurmuş ve aynı Dairenin 27/9/2012 tarih ve E.2012/5717, K.2012/6441 sayılı kararıile karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir. Başvurucu, bu şekildebaşvuru yollarının tüketildiğini, davanın vekalet ücretine ilişkin icra emrininve ekinde bulunan kesinleşmiş karar örneğinin kendisine 16/11/2012tarihinde tebliği ile öğrenmiştir.
19. Başvurucu, 14/12/2012 tarihinde,Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
20. 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesi şöyledir:
“(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk DereceMahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve YetkileriHakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devamolunur.
(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamatarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında,kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncümadde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
…”
21. 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga HukukUsulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26/9/2004 tarih ve 5236 sayılı Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla yapılandeğişiklikten önceki 432. maddesi şöyledir:
“(Değişik madde: 26/02/1985- 3156/20 md.)
…
Temyiz dilekçesi, kararı veren mahkemeye veyabaşka bir yer mahkemesine verilebilir.
Temyiz dilekçesi, kararı veren mahkemedenbaşka bir mahkemeye verilmişse, 434 üncü maddeye göre işlem yapıldıktan sonrakararı veren mahkemeye örnekleriyle birlikte gönderilir.
Temyiz, kanuni süre geçtikten sonra yapılırveya temyizi kabil olmayan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkemetemyiz isteminin reddine karar verir ve Yargıtayagönderme için yatırılan parayı kullanarak ret kararını kendiliğinden ilgiliyetebliğ eder.
Bu ret kararı tebliğinden itibaren yedi güniçinde temyiz edilebilir, temyiz edildiği ve gerekli giderler de yatırıldığıtakdirde dosya kararı veren mahkemece Yargıtayayollanır. Yargıtayın ilgili dairesi temyiz istemininreddine ilişkin kararı bozarsa, ilk temyiz dilekçesine göre temyiz isteminiinceler.”
22. 1086 sayılı mülga Kanun’un 5236 sayılı Kanunla yapılandeğişiklikten önceki 434. maddesi şöyledir:
“(Değişik madde: 16/07/1981- 2494/27 md.)
Temyiz dilekçesi hangi mahkemeye verilmişse omahkemece temyiz defterine kaydolunur ve temyiz edeneücretsiz bir alındı kağıdı verilir.
Temyiz isteği, harca tabi değilse dilekçenintemyiz defterine kaydedildiği, harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihteyapılmış sayılır.
Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç vegiderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa,kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafındanverilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizdenvazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süreiçinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın temyizedilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432 nci maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.”
23. 3/4/2012 tarih ve 28253 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hukuk MuhakemeleriKanunu Yönetmeliği’nin 65. ve 66. maddeleri şöyledir:
“Yürürlükten kaldırılan yönetmelik
Madde 65 - (1) Hukuk ve Ticaret MahkemelerininYazı İşleri Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük
Madde 66 - (1) Bu Yönetmeliğin, elektronikortamda yapılması öngörülmüş olup henüz UYAP uygulamalarında bulunmayanişlemlere ilişkin hükümleri, gerekli yazılım çalışması tamamlanıp uygulamagüncelleme duyuruları yapıldıktan sonra, diğer hükümleri ise yayımı tarihindeyürürlüğe girer.”
24. Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri mülga Yönetmeliği’nin “Harç ve masraf için tutulacak defterler”kenar başlıklı 12. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“… Dosyaların temyize sevki için alakalılarıtarafından mahkeme yazı işleri müdürüne veya yardımcılarına tevdi olunanparalar da tahsilat makbuzu karşılığında kasaya alınır. Dosyanın temyize sevkisırasında da alınan bu paranın sarfedilen kısmı reddiyat makbuzunda ve defterdeki reddiyatıgösteren kısımda gösterilir ve artan para varsa alakalısına makbuzla iadeolunur.”
25. Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri mülgaYönetmeliği’nin “Davanın açılma tarihi iletemyiz tarihinin tesbiti” kenar başlıklı18. maddesi şöyledir:
“Dava dilekçeleri, yetkili ve görevli hâkimlerveya bunların bulunmaması halinde mahkeme yazı işleri müdürü tarafından,dilekçe üzerine başvuru tarihi yazılarak doğrudan kaleme verilir.
Harca tabi olmayan davalara ait dilekçeler,esas, muhabere ya da tevzi defterlerine kaydedilir.
Harca tabi olan davalarda dilekçenin kalemeverilmesi üzerine, gerekli harç tahakkuk ettirilerek ilgilisinden tahsil edilirve ondan sonra esas, muhabere ya da tevzi defterine kaydedilir. Harcın Maliyecetahsili gerektiği hallerde ilgilisine tahakkuk belgesi verilerek, harcın tahsiledildiğine dair belgenin yazı işleri müdürüne ibraz edilmesi üzerine yukarıdasözü edilen defterlere kayıt işlemi yapılır.
Vezne teşkilatı bulunan yerlerde davadilekçesinin kabulü ile harcın yatırılmasında yukarıdaki fıkra hükümleriuygulanır.
Dava dilekçesinin esas veya muhabere ya datevzi defterine kayıt tarihi davanın açıldığı tarihtir.
Dava dilekçesinin esas, muhabere ya da tevzidefterine kaydedilmesi üzerine ilgilisine kayıt gün ve sayısını gösterirücretsiz bir alındı belgesi verilir. Alındı belgesinin verildiği tarih davadilekçesine de kaydedilir.
Temyiz dilekçesi, verildiği mahkeme temyizdefterine kaydolunur ve temyiz edene bir alındıbelgesi verilir. Temyiz isteği, harca tabi değilse dilekçenin temyiz defterinekaydedildiği, harca tabi ise yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır. Alındıbelgesinin verildiği tarih temyiz dilekçesine de yazılır.”
26. 1/12/2008 tarih ve 27071 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren PTT Yurtiçi Havaleve Posta Çeki Yönetmeliği’nin “Tanımlar”kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:
“(1) Bu Yönetmelikte geçen,
…
r) Serbestçe girilemeyen yer: Serbestçegirilip alıcısına ulaşılamayacak resmi veya özel kurum ve kuruluşları,
…
ifade eder.”
27. PTT Yurtiçi Havale ve Posta Çeki Yönetmeliği’nin “Havale paralarının ödeneceği kişiler”kenar başlıklı 7. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Serbestçe girilemeyen yerlerdeki kişileradına gelen havale paraları, PTT işyerine başvuran alıcının kendisine, tayinetmek kaydıyla mutemet veya vekiline yahut kuruluşun mutemedine ödenir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
28. Mahkemenin 5/11/2014 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 14/12/2012 tarih ve 2012/1223 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
29. Başvurucu, hakkında verilen Mahkemekararına karşı temyiz yoluna başvurmak için karşılaması gereken posta masrafınailişkin parayı verilen süre içerisinde ve PTT kanalıyla Mahkemeye havale etmişolmasına rağmen, paranın Mahkeme personelince PTT şubesinden alınmadığını, buşekilde temyiz için gerekli bütün harç ve masrafları süresinde ödemiş olmasınarağmen, posta masrafının süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle Mahkemetarafından temyiz dilekçesinin reddine karar verildiğini ve bu karara karşıtemyiz talebinin Yargıtay tarafından posta masraflarının kalemde teslimşeklinde gönderilmediği, bu nedenle süresi içerisinde dosyaya yatırılmışmasraftan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, temyiz dilekçesinin reddine dairkararının onanmasına karar verdiğini, bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını talepetmiştir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
30. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmayan başvurunun, kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
31. Bakanlık görüş yazısında, AİHMkararlarına atıf yapılarak, usul kurallarına uygunluk denetiminin derecemahkemelerinin yetkisinde olduğu, kuralın uygulanması neticesinde kişininadalete erişim hakkının ihlal edilip edilmediğinin denetlenebileceği, Sözleşmeile güvence altına alınan hak ve yükümlülüklere halel getirmedikçe, içhukuktaki maddi ve hukuki hataları incelemenin bireysel başvuru incelemesikapsamında olmadığı, dava açma sürelerinin, hukuki güvenlik ilkesi vemahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan ve eksik olankanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydana gelmiş olaylar hakkında kararvermelerini istemekle oluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçmek gibi meşruamaçlara hizmet ettiği, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandandavanın hakkaniyetine halel getirecek kadar katı şekilcilikten, öte yandan,kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadaraşırı gevşeklikten kaçınmaları gerektiği, somut olayda temyiz harcının mahkemeyazı işlerine ulaştırılmasının, görevli personelin değil ilgilisininsorumluluğunda olduğu, başvurucunun itirazlarının temyiz ve karar düzeltme aşamalarındanda geçtiği, kaldı ki başvurucunun davasının bir hukukçu olan avukat tarafındantakip edildiği, devletin ihlal konusundaki sorumluluğunun, usul kuralları ileilgili düzenlemelerin bir avukat tarafından bilindiği varsayılarak yorumlanmasıgerektiği bildirilmiştir.
32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyan dilekçesinde,temyiz harcının tam olarak yatırıldığını, Mahkeme kalemi tarafından teslimalınmayan parasal değerin temyiz harcı değil “Yargıtaya gidiş dönüş ve tebligat masrafı” olduğunu, bu hususun İlkDerece Mahkemesinin 9/7/2010 tarihli yazısınınaltındaki notta açıkça ifade edildiğini, bu nedenle Bakanlık görüşünde yapılanaçıklamaların maddi olayla örtüşmediğini bildirmiştir.
33. Anayasa Mahkemesinin bireyselbaşvurular için benimsediği temel yaklaşım doğrultusunda kural olarak, bireyselbaşvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanmasıve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği vedeğerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafındangetirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuruincelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasa’da yer alan hak veözgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça keyfilik içermedikçe, derecemahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuruincelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delillerideğerlendirmesinde açık ve bariz takdir hatası bulunmadıkça AnayasaMahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26). Somut başvuruda da Anayasa Mahkemesiningörevi, usul kurallarının uygulanması konusunda derece mahkemelerinin takdir vedeğerlendirmelerini denetlemek olmayıp, usule ilişkin uygulamanın başvurucununmahkemeye erişim hakkını, Anayasa ve Sözleşme’yeaykırı olarak kısıtlayıp kısıtlamadığını denetlemektir.
34. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer almaktadır (B. No:2012/144, 2/10/2013, § 28; B. No: 2012/791, 7/11/2013,§ 51; B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).
35. Mahkemeye erişim hakkı adil yargılanma hakkının en temelunsurlarından biridir. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya daimkânsız hale getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerinöngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkçahukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılıkoluşturmaz. Ne var ki, öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarakyanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya dakanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğinin kabulü gerekir (B. No: 2013/1718, 2/10/2013,§ 27).
36. Mahkemeye etkili erişim hakkı, mahkemeye başvurukonusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerinmahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasınıgerektirmektedir. Özellikle hukuki belirsizlikler ya da uygulamadakibelirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlâl edebilmektedir (Aynıyöndeki AİHM kararı için bkz. Geffre/Fransa,B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34). Bu nedenle,mahkemeler usul kurallarını uygularken bir yandan âdil yargılanma hakkını ihlâledebilecek aşırı şekilcilikten, diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenenusul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırıgevşeklikten kaçınmalıdırlar (Aynı yöndeki AİHM kararı için bkz. Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29; Eşim/Türkiye,B.No: 59601/09, 17/9/2013, § 21).
37. Usul kurallarının, hukukigüvenliğin sağlanması ve yargılamanın düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucuadaletin tecelli etmesine hizmet etmek yerine kişilerin davalarının yetkili birmahkeme tarafından görülmesi bakımından bir çeşit engel haline gelmeleridurumunda, mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiş olacaktır (Benzer yöndeki AİHMkararı için bkz.Efstathiou ve Others/Yunanistan,B. No: 36998/02, § 24).
38. Somut olayda başvurucu, temyiz karar harcını ve temyiz yoluna başvurmaharcını da yatırarak anılan karara karşı temyiz dilekçesini başka mahkeme vasıtasıyla24/6/2010 tarihinde esas Mahkemesine göndermiştir.Başvurucu, temyiz posta masraflarına ilişkin olarak kendisine bildirimde(muhtıra) bulunulabilmesi için posta masrafı karşılığı pulu da temyizdilekçesine eklenmiştir. Mahkemenin 9/7/2010 tarihliyazısı ile başvurucunun 8/7/2010 tarihinde mahkeme ilâmını temyiz ettiği, postave tebligat masraflarının, yazının tebliğinden itibaren yedi günlük kesin süreiçerisinde yatırılması, aksi takdirde temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılacağıuyarıları yapılmıştır. Bu bildirim başvurucuya 2/9/2010tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucunun avukatı, 7/9/2010tarihinde posta giderlerinin ve eksik harcın tamamlanması amacıyla bulunduğuyerdeki PTT Şubesi aracılığıyla, Ayvacık Kadastro Mahkemesine 50,00 TL havaleyapmışsa da, belirtilen meblağın, Mahkeme görevlilerince ilgili PTT Şubesindenteslim alınmadığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesinin 5/11/2010tarihli ek kararı ile başvurucunun mahkeme ilâmını 24/6/2010 tarihinde temyizettiği, temyiz posta masrafı ve eksik harcın muhtırada belirtilen yedi günlükkesin süre içerisinde yatırılmadığı gerekçeleriyle temyiz dilekçesinin reddinekarar verilmiştir. Başvurucunun bu kararı temyizi üzerine, Yargıtay 7. HukukDairesinin 14/3/2012 tarihli kararı ile posta masraflarının“kalemde teslim şeklinde gönderilmediği”bu nedenle “süresi içerisinde dosyaya yatırılmış masraftan sözedilemeyeceği” gerekçesiyle Mahkemenin temyiz dilekçesinin reddinedair kararının onanmasına karar verilmiş ve başvurucunun karar düzeltme talebi dereddedilmiştir.
39. Temyiz yoluna başvurulmasına ilişkin kısıtlamalar da davaaçılması konusundaki kısıtlamalar gibi, kural olarak, mahkemeye erişim hakkınamüdahale teşkil eder. Bu kısıtlamalar, süre, harç ve benzeri bir takım usuli şartlar öngörülmesi şeklinde de olabilir.
40. Başvurucunun temyiz talebinin reddedilmesi, eksiktebligat ve posta masrafının süresi içerisinde ilgili Mahkeme kalemineulaşmamış olmasına dayanmakta olup, başvurucunun temyiz kanun yoluna erişimhakkını engelleyen bu durum, mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahaleoluşturmuştur.
41. Anayasa’nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü içinherhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte, bunun hiçbirşekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özelsınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazısınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddedeherhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da, Anayasa’nın başkamaddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu hakların sınırlandırılması damümkün olabilir. Dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkinbir kısım düzenlemelerin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanansınırları ortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğuaçıktır. Ancak bu sınırlamalar Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan güvencelereaykırı olamaz (AYM, E.2010/83, K.2012/169, K.T. 1/11/2012).
42. Anayasa’nın “Temel hakve hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesine göretemel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Ayrıca bu sınırlamalar, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplumdüzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
43. AİHM de mahkemeye erişim hakkınındayanağı olan Sözleşme’nin 6. maddesinde adil yargılanma hakkınınsınırlandırılması rejimi düzenlenmemiş olmasına rağmen, bunun hiçbir surettemahkemeye erişim hakkının sınırlandırılamayacağı anlamını taşımadığını, hakkınniteliği gereği, mahkemeye erişim konusunda devletin bir takım sınırlama vedüzenlemeler yapmasının kaçınılmaz olduğunu ve bu nedenle sözleşmecidevletlerin bu konuda bir takdir alanına sahip olduklarını kabul etmektedir. Ancak, bu sınırlamaların hakkınözüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı ve kullanılan aracınsınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararının gerekleri ile bireyinhakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde bireyaleyhine katlanılması zor külfetler yüklenmemiş olması gerekir (bkz. Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78, 28/5/1985, § 57; García Manibardo/İspanya, B. No:38695/97, 15/2/2000, § 36; SabriGüneş/Türkiye, B. No: 27396/06, 24/5/2011, § 56).
44. Sonuç itibarıyla mutlak olmayan ve sınırlandırılabilenmahkemeye erişim hakkına ilişkin sınırlandırmaların, kanuni olması, hakkınözünü zedeleyecek şekilde kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık veölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (B. No:2013/1613, 2/10/2013, § 38).
45. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temelilkelerinden biri “belirlilik”tir.Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangibir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır veuygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşıkoruyucu bir takım güvenceler içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksalgüvenlikle bağlantılı olup; birey, belirli bir kesinlik içinde, hangi somuteylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunlarınkamu otoritesine hangi müdahale yetkisini doğurduğunu, kanundan öğrenebilmeimkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumda kendisine düşenyükümlülükleri öngörüp, davranışlarını düzenleyebilir. Hukuk güvenliği,kuralların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devletegüven duyabilmesini, devletin de kanuni düzenlemelerde bu güven duygusunuzedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2009/51, K.2010/73,K.T. 20/5/2010; AYM, E.2009/21, K.2011/16, K.T.13/1/2011; AYM, E.2010/69, K.2011/116, K.T. 7/7/2011; AYM, E.2011/18,K.2012/53, K.T. 11/4/2012).
46. Kanunilik şartı, hak ve özgürlüklere yöneliksınırlamaların yalnızca şekli olarak kanunla düzenlenmesi ile sınırlı olmayıp,bunların içerik olarak da belirli bir amacı gerçekleştirmeye elverişliolmalarına ilişkin gerekliliği de ifade etmektedir. Bu açıdan kanun metni,bireylerin, gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle, hangi somut eylem veolguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belli bir açıklık vekesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır.Dolayısıyla, uygulanması öncesinde kanun, muhtemel etki ve sonuçlarına dairyeterli derecede öngörülebilir olmalıdır. Bununla birlikte, kanun metninin tümsonuç ve etkileri göstermesi her zaman beklenemeyeceğinden, aranan açıklığınölçüsü, söz konusu metnin içeriği, düzenlemeyi hedeflediği alan ile hitapettiği kitlenin statü ve büyüklüğü gibi faktörler dikkate alınarakbelirlenebilir. Bu özelliklere sahip kanunun, aynı zamanda kolaylıklaerişilebilir nitelikte olması gerekir (AYM, E.2011/62, K.2012/2, K.T. 12/1/2012).
47. AİHM içtihatlarına göre de bir kanuni düzenlemeninbireylerin davranışını ona göre düzenleyebileceği kadar kesinlik içermesi,kişinin gerektiği takdirde hukuki yardım almak suretiyle, bu kanunundüzenlediği alanda belli bir eylem nedeniyle ortaya çıkacak sonuçları makul birdüzeyde öngörebilmesi gerekmektedir. Öngörülebilirliğin mutlak ölçüde olmasıgerekmez. Kanunun açıklığı, arzu edilir bir durum olmakla birlikte; bazen aşırıbir katılığı da beraberinde getirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkan değişikliklereuyarlanabilmesi gerekmektedir. Birçok kanun, işin doğası gereği, yorumlanmasıve uygulanması pratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açık formüller içermektedir(bkz. Kayasu/Türkiye, B. No: 64119/00, 76292/01, 13/11/2008, § 83).
48. 1086 sayılı mülga Kanun’un 432. maddesinde temyizdilekçesinin, kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesineverilebileceği; temyiz dilekçesi, kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeyeverilmişse, 434. maddeye göre işlem yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeye örnekleriylebirlikte gönderileceği; aynı Kanun’un 434. maddesinde ise temyiz isteğinin,harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılacağı, temyiz dilekçesiverilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödeneceği, bunların eksiködenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hâkim veya mahkeme başkanıtarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması gerektiği, aksihalde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususunun temyiz edene yazılı olarakbildirileceği, verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkemenin,kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar vereceği düzenlemelerine yerverilmiştir.
49. Belirtilen kanuni düzenlemelerden anlaşıldığı üzere,temyiz başvuru harcının yanında, temyiz aşamasına ilişkin posta ve tebligatmasraflarının da temyiz edene yapılan ihtar ile verilen süre içerisinde ilgilimahkeme kalemine ulaştırılması gerekmekte olup, bu gerekliliğin yerinegetirilmesi, kanun gereği temyiz edenin sorumluluğundadır. Hak kaybına uğramakistemeyen temyiz eden taraf, belirtilen masraflara ilişkin paranın mahkemekalemine ulaşmasını sağlamalıdır. Ancak ilgili mevzuatta, temyiz eden tarafın,bu sorumluluğu nasıl yerine getireceği, belirtilen paranın dosyasına ulaşmasınınasıl temin edebileceği, bunun yanında diğer görevlilerin sorumluluklarınınhangi aşamaları kapsadığı, öngörülebilir bir şekilde ve ilgililer açısındanherhangi bir tereddüde yer bırakmayacak bir açıklıkta düzenlenmemiştir.
50. Bunun yanında, İlk Derece Mahkemesinin, posta ve tebligatgiderlerinin, yedi günlük kesin süre içerisinde dava dosyasına yatırılmasıgerektiği uyarısını içeren 9/7/2010 tarihli yazısındada başvurucunun belirtilen giderleri, bulunduğu yerden nasıl iletebileceğikonusunda aydınlatıcı bir bilgi verilmemiştir.
51. Başvurucunun havale hizmetinden yararlandığı PTT’nin 28/11/2014 tarih ve 12986674-301.01-46638 sayılı, “Resmi Kurum ve Kuruluşlar ile Tüzel KişiliklereKonutta Teslim Havale Kabulü” konulu tebliği gereğince, PTT YurtiçiHavale ve Posta Çeki Yönetmeliği’nin 3. maddesinin (r) bendinde yer alan “Serbestçe girilemeyen yer” kavramının,serbestçe girilip alıcısına ulaşılamayacak resmî veya özel kurum ve kuruluşlarıifade ettiği; bu yerlerdeki kişiler adına gelen havale paralarının, PTTişyerine başvuran alıcının kendisine ya da ilgilisine ödeneceği; neticeten tümresmî kurumlara yapılan havalelerde, ödeme yerinin PTT işyeri olduğugözetildiğinde, başvurucu tarafından gönderilen havalenin ilgili PTT şubesindenteslim alınmasının, İlk Derece Mahkemesinin sorumluluğunda olduğuanlaşılmaktadır.
52. Öte yandan, başvurucunun temyizbaşvurusunun reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının temyizine ilişkinmasrafları, esas kararın temyizinde yaptığı gibi PTT aracılığıyla Mahkemehesabına havale yaparak ödemiş olmasına rağmen; anılan masrafların ilgili kalempersoneli tarafından PTT şubesinde teslim alınarak, temyiz başvurusununbaşarılı kabul edilmesi, İlk Derece Mahkemesi kaleminin dahi bu konuda yeknesakbir uygulama sergilemediğini ve müdahalenin öngörülebilir olmadığınıgöstermektedir.
53. Kaldı ki başvurucu, kendisinden talep edilen masraftutarını İlk Derece Mahkemesi hesabına süresinde yatırmış olup, bu şartlaraltında başvurucunun davasını takip etmekte özensiz davrandığının ve üzerinedüşen masraf yükümlülüğünü yerine getirmediğinin kabul edilmesi mümkündeğildir.
54. Sonuç olarak başvurucunun mahkemeye erişim hakkınayönelik müdahalenin kanuni olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
55. Somut başvuruya konu yargılamada, temyiz yoluna müracaathakkı, aşırı şekilci ve öngörülebilir nitelikte olmayan uygulama ile kısıtlananbaşvurucu, bu müdahale sonucunda İlk Derece Mahkemesinin nihai kararınınhukukiliğini denetletme imkanından mahrum kalmış olup,bu müdahalenin başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucunaulaşılmıştır.
56. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden
57. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
58. Başvurucu, bir mahkeme kararından kaynaklanmasınedeniyle, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın temyizbaşvurusu süresinde yapılmış kabul edilerek incelenmek üzere Yargıtay ilgiliHukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
59. Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmaktaolup, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından hukuki yararbulunduğundan, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeyegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
60. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıbakımından yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili MahkemeyeGÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 172,50 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
5/11/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.