TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NESİL DİNÇELMAS BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/14441)
Karar Tarihi: 1/2/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Elif KARAKAŞ
Başvurucu
:
Nesil DİNÇELMAS
Vekili
:
Av. Korhan Ata UŞKAY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundanbahisle Yükseköğretim Kurumu ile ilişiğin kesilmesine ilişkin işlem nedeniyleeğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine İzmir Bölgeİdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engelteşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 17/3/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından herhangi bir görüşbildirilmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla elde edilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetleşöyledir:
6. Başvurucu, özel yetenek sınavı ile öğrenci alan Ege ÜniversitesiBeden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun (BESYO) 2011-2012 eğitim-öğretim yılı içinaçmış olduğu sınava girmiştir.
7. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)tarafındanyayımlanan "2011 ÖğrenciSeçme ve Yerleştirme Sistemi Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu"nda sözkonusu Üniversitenin BedenEğitimi ve Spor Öğretmenliği Programı için yirmisi bayan, otuzu erkek olmaküzere toplam elli kontenjan bulunduğu ilan edilmiştir.
8. Başvurucu, sınav sonucunda bayan adaylar arasında 5. yedeksırada yer alarak asıl listeye girememiştir.
9. Üniversitenin resmî İnternet sayfasında 2011-2012eğitim-öğretim yılı kesin kayıt işlemleri ve kayıt tarihlerine ilişkin duyurudaasıl kayıt tarihinin 12/9/2011, yedek kayıt tarihinin ise 13/9/2011 olduğuaçıklanmış; asıl ve yedek öğrencilerin kayıtlarının yapılmasından sonra boşkontenjan olması durumunda 21/9/2011 tarihinde İnternet'ten boş kontenjanlarınilan edileceği ve kayıtların 23/9/2011 tarihinde yapılacağı belirtilmiştir.
10. Ege Üniversitesi BESYO Müdürlüğü tarafından sınavı asılolarak kazananların yer aldığı elli kişilik öğrenci listesi Öğrenci İşleriDaire Başkanlığına gönderilmiştir.
11. Anılan Bölümün Öğrenci İşlerince sınavı kazanan ve asıllistede yer alan on bir bayan ve on beş erkek adayın son kayıt tarihi olan12/9/2011 tarihi itibarıyla kayıt yaptırmadığının tespit edilmesi üzerinebaşarı sıralamasına göre hazırlanan yedek liste, Üniversitenin resmî İnternetsitesinden ilan edilmiş ve listede yer alan adaylardan başvuranların kaydı13/9/2011 tarihinde yapılmıştır. Başvurucu da anılan yedek listesinde adınınyer alması üzerine Celal Bayar Üniversitesinde aynı bölümü asıl olarak kazanmışve kaydını da yaptırmış olmasına rağmen bu programdaki kaydını sildirerek EgeÜniversitesi BESYO'ya anılan tarihte kaydınıyaptırmıştır.
12. Aynı gün kayıt işlemlerinin kontrolü sırasında asıl listedeolan on kız ile on iki erkek öğrencinin kaydını yaptırdığı hâlde belgelerininpersonel hatası nedeniyle dikkate alınmadığı fark edilmiş ve aslındaasıl listeden sadece bir kız ve üç erkek öğrencininkayıt yaptırmadığı anlaşılmıştır.
13. Hatanın fark edilmesi üzerine yedek listelerden kaydıyapılan on sekiz öğrenci için 14/9/2011 tarihli ve 6122 sayılı yazı ileYükseköğretim Kurulundan (YÖK) 2011-2012 eğitim-öğretim yılına mahsus olmaküzere kontenjan sayısının altmış sekize çıkarılması talebinde bulunulmuştur.
14. Öte yandan 21/9/2011 tarihli duyuru ile ikinci yedek listeilan edilerek üç erkek ve bir kız öğrenci için daha kontenjan açıldığıduyurulmuştur.
15. Bu arada kontenjan artırım talebinin YÖK tarafından22/9/2011 tarihli karar ile reddedildiği 27/9/2011 tarihinde idareye tebliğedilmiştir.
16. Bu gelişme üzerine,Ege Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığının 19/10/2011 tarihli ve 7894sayılı işlemiyle YÖK'ün kontenjan artırımı talebini reddettiğinden bahisleyedek liste üzerinden kaydı yapılan 22 öğrencinin üniversite ile ilişiklerikesilmiştir. Başvurucu söz konusu işlem üzerine dava açma süresi içerisindeİzmir 3. İdare Mahkemesinde işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyledava açmıştır.
17. İzmir 3. İdare Mahkemesi 9/12/2011 tarihli ve E.2011/2226sayılı kararıyla yürütmenin durdurulması istemini reddetmiş, anılan kararaitiraz edilmesi üzerine İzmir Bölge İdare Mahkemesi tarafından 11/1/2012tarihli ve Y.D. İtiraz No: 2012/47 sayılı karar ile itirazın kabulüne ve Idare Mahkemesince yürütmenin durdurulması isteminin reddiyolunda verilen kararın kaldırılmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir.
18. Anılan karar üzerine başvurucu, söz konusu okulda öğrenciolarak eğitim almaya devam etmiştir.
19. İzmir 3. İdare Mahkemesi 30/5/2012 tarihli ve E.2011/2226,K.2012/977 sayılı kararıyla dava konusu işlemi iptal etmiştir. Karargerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
"...
Doktrinde kazanılmış hak; objektif bir hukuk kuralının kişi hakkındauygulanması veya kendiliğinden uygulanacak hale gelmesi, böylece objektif vegenel hukuki durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönmesi, hukukaaykırı işlemlerde ise; bir süre yararlanılması sonucunda Anayasa ve yasalarcakorunmaya değer hak haline gelmesi olarak tanımlanmaktadır. Özellikle, hukukauygun olarak elde edilen meşru hakların korunması, anılan kazanılmış hak ilkesinedeniyle geniş uygulama alanı bulmaktadır.
Öte yandan idare hukukunun önemli bir ilkesi de, idari işlemlerdekidoğruluk karinesidir. İdarenin tek taraflı kararlarına vatandaşın uymamecburiyetini getiren bu ilkenin doğal sonucu olarak da, idari işlemlerdedevamlılık ve istikrar sağlanmaktadır. Buna karşılık idarelerin de yokluk, açıkhata ve ilgilinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile tesis edilen idariişlemler ayrık tutulmak kaydıyla kişiler lehine sonuç doğuran diğer hatalıişlemleri dava açma süresinin geçmesinden sonra geri alamayacakları hususu yargıkararlarıyla istikrar kazanmıştır. (Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun E:1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararı) idari istikrar ilkesinin uzantısı olan builkeler bir yandan devamlı olan idarede istikrarı sağlarken, aynı zamandailgililer açısından da hukuki güvenlik ortamı yaratmaktadır.
Hukuk güvenliği ilkesi, ilgili kimsenin etkin bir şekilde korunması,her bir uyuşmazlığa uygun olacak şekilde somut mekanizmalar aracılığıylasağlanır. Bu mekanizmalar, geriye yürümezlik ilkesi, usuliönlemler, yetki ve sorumluluk gibi denetim ölçütleri yanında, kazanılmışhaklara saygı ve haklı beklentilerin korunmasıdır. Kazanılmış hak, her neşekilde olursa olsun, kişilerin Devlet ve hukuka güvenerek gelecekleriniplanlamalarına imkan tanınması,yine bu güvenedayanarak kurdukları ilişkilerin tanınması ve korunması gereğinin bir ürünüdür.
Kazanılmış haklar, hukuka uygun işlemler sonucunda doğarlar. Halbukibazen, hukuka aykırı da olsa, üzerinden belirli bir süre geçmesi, iyi niyetinkorunması ve idari istikrar kaygılarıyla kişilerin lehine doğan hukukidurumların korunması gereklidir.
Öte yandan, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı sonuçlarına göre özelyetenek sınavı ile alınacak öğrenci sayılarının her yıl üniversitelerinteklifleri üzerine Yükseköğretim Kurulunca karara bağlandığı, 2011-2012 eğitimöğretim yılında Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu tarafındanprograma alınacak öğrenci kontenjanları belirlenerek Üniversite Senatosuncakarara bağlandıktan sonra Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına sunulduğu vebölümlere ait sunulan tekliflerin kabul edilerek 2011 ÖSYS Kılavuzundayayınlandığı, 2011-2012 eğitim öğretim yılı YökseköğretimKurulunun kararı ile Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu BedenEğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümünün 20 bayan + 30 erkek olmak üzere toplamilan edilen kontenjan sayısı 50 olarak belirlenmiştir.
...
Bu durumda, yapılan hatalı kayıt işleminin davalı idare tarafından dakabul edildiği, bu hatanın telafisi amacıyla Yükseköğretim KuruluBaşkanlığından kontenjan artırımı talebinde bulunulduğu, idarece kontenjanartırımı talebinde bulunulmakla kontenjan dışı alınan öğrencilere de aynıkalitede eğitim ve öğretimin verilebileceğinin kabulünün zorunlu olduğu da gözönüne alındığında, idari istikrar ilkesi ile idari güven ve tutarlılık ilkesigereğince davacının okuldan kaydının silinmesine ilişkin dava konusu işlemdehukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
..."
20. Davalı Ege Üniversitesi Rektörlüğü tarafından temyiz edilenİdare Mahkemesi kararı, Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/12/2013 tarihli veE.2012/7736, K.2013/10497 sayılı kararıyla bozulmuştur. Kararın ilgili kısmışöyledir:
"...
Her ne kadar davacı, kontenjan fazlası olarak öğrencilik kaydınınyapıldığı süreçte idarece hukuka aykırı olarak tesis edildiği görülenişlemlerin tarafı olmadığı ve bu nedenle işlemlerin tesis edilmesinde kişiselolarak idareyi yanıltması olanağı bulunmadığını ileri sürmekte ise de, Anayasaldüzeyde koruma gören eğitim hakkının kullanılmasında, olanakların kısıtlılığınedeniyle fırsat eşitliğini de sağlamak üzere getirilmiş olan kurallarıngetirdiği sınırlamalar karşısında; bu kurallara aykırı olarak idarece"açık hataya" düşülerek yapıldığı görülen öğrenci kaydının iptaledilmesinde, hukuk güvenliği ve idari istikrar ilkelerine aykırılıkbulunmamaktadır.
..."
21. Bu karara karşı başvurucu tarafından yapılan karar düzeltmetalebi yine aynı Dairenin 24/6/2014 tarihli ve E.2014/3767, K.2014/5664 sayılıkararıyla reddedilmiştir.
22. Anılan karar, başvurucuya 1/8/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
23. Başvurucu 29/8/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
24. Danıştay Sekizinci Dairesinin yukarıda anılan bozma kararıüzerine dosyayı yeniden inceleyen İzmir 3. İdare Mahkemesi 2/1/2014 tarihli veE.2014/1115, K.2014/1242 sayılı kararıyla bozma kararına uymak suretiyle davayıreddetmiştir. Başvurucuya 15/12/2014 tarihinde tebliğ edilen bu karar başvurucutarafından temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
25. Öte yandan başvurucu, iptal davasını müteakiben maddi vemanevi zararlarının tazmini talebiyle İzmir 4. İdare Mahkemesinde tam yargıdavası açmıştır. Mahkeme 11/9/2015 tarihli ve E.2014/1690, K.2015/1236 sayılıkararıyla davanın kısmen kabulüne hükmederek başvurucuya 643,48 TL maddi,30.000 TL manevi olmak üzere toplam 30.643,48 TL ödenmesine karar vermiştir.
26. Hem başvurucu hem de davalı idare tarafından temyiz edilenkarar, Danıştay Sekizinci Dairesinin 21/3/2016 tarihli ve E.2015/14534,K.2016/2804 sayılı kararıyla maddi tazminata ilişkin kısım yönünden onanmış;manevi tazminata ilişkin kısım yönünden ise "mahkemecetakdir edilen miktarın yetersiz bulunduğu, amaç ve niteliği de dikkate alınarakkararda belirtilen ölçütlere göre tutarın yeniden belirlenmesi gerektiği"gerekçesiyle bozulmuştur.
27. Bu karara karşı davalı idare tarafından karar düzeltme talebindebulunulmuş olup talep hakkında henüz bir karar verilmemiştir.
B. İlgili Hukuk
28. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun2880 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değişik "YükseköğretimKurulunun görevleri" kenar başlıklı7. maddesinin (h) bendi şöyledir:
"Üniversitelerinher eğitim - öğretim programına kabul edeceği öğrenci sayısı önerileriniinceleyerek kapasitelerini tespit etmek; insan gücü planlaması, kurumlarınkapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda ortaöğretimdekiyönlendirme esaslarını da dikkate alarak öğrencilerin seçilmesi ve kabuledilmesi ile ilgili esasları tespit etmek"
29. Aynı Kanun'un "Yükseköğretimegiriş ve yerleştirme" kenar başlıklı ve 30/3/2012 tarihli ve6287 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile değişik 45. maddesinin (a) bendi şöyledir:
"Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân vefırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulutarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır."
30. Danıştay Sekizinci Dairesinin17/10/2014 tarihli ve E.2013/4561, K.2014/7192 sayılı kararı şöyledir:
"Dava, davacıların çocuğunun 14.06.2009tarihinde girmiş olduğu ÖSS cevap anahtarının kaybolmuş olması nedeniyleuğradıklarını öne sürdükleri toplam 25.000,00 TL maddi, 45.000,00 TL manevizararın sınav tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminiistemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; baba tarafından çocuğuneğitim ve öğretim giderleri için harcamalar yapılacağı açık olduğundan; son yıleğitim masrafı olan 1.000,00 TL ile yiyecek, giyecek, ulaşım vb. masraflar içintalep edilen ve koşullara uygun olduğu kanaat getirilen 3.600,00 TL zararındavacılara ödenmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin olarak da tazminatisteminin kısmen kabulü ile takdir olunan toplam 6.500,00 TL'nin ödenmesinekarar verilmiştir.
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilenkararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerinbulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince maddi tazminat istemininkısmen kabulü, kısmen de reddi yönünde verilen karar ve dayandığı gerekçe usulve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, kararınbu kısımlarının onanması gerekmektedir.
Davacıların, İdare Mahkemesi kararının manevitazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden temyiz isteminegelince;
Manevi tazminat, mal varlığında (patrimuanda) meydana gelen bir eksilmeyi karşılamayayönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulanelem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar.Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın yaşanan manevi acı ile orantılıolması gerekmektedir.
Ayrıca manevi zararın tazminine hükmedilirkenilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğuelem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek,idarenin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecekbir miktarın belirlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu olayda olduğu gibi, özellikleüniversitelere giriş sınavlarının gelecek kaygısıyla gerek çocuk üzerindegerekse de veliler üzerinde çok ciddi bir stres ve endişe kaynağı olduğutartışmasızdır. Bu yönüyle kamu hizmeti gören idarelerin azami dikkatlidavranmaları önem arz etmektedir. Buna göre çocuğun en azından bir yıl üniversiteyegeç girmesine neden olan idarenin kusuru, olayın oluş şekli ve zararın niteliğidikkate alındığında, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının,duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecekdüzeyde olmadığı görülmektedir.
Bu durumda, anne-baba ve öğrenci içinmahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevitazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göreMahkemece yeniden belirlenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Ankara 3. İdareMahkemesi kararının; maddi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, manevitazminata ilişkin kısmının ise bozulmasına, bozulan kısım hakkında yenidenkarar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,... kararverildi"
31. Yine Danıştayın anılan Dairesinin18/7/2005 tarihli ve E.2005/410, K.2005/3559 sayılı karar düzeltme talebininreddine ilişkin kararı da şöyledir:
"Davacının mezun olduğu alanın ÖSYM'yeyanlış bildirilmesi nedeniyle ÖSS puanının düşük hesaplanması sonucu uğradığınıöne sürdüğü 16.218.965.972 lira maddi, 5.000.000.000 lira manevi zararın yasalfaiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; davacının mezun olduğualanın okul idaresince ÖSYM'ye yanlış bildirilmesi nedeniyle puanın düşükolarak hesaplandığı ve bu sebeple İstanbul Bilgi Üniversitesinde okumak zorundakaldığının anlaşıldığı, hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile tespit edilenişlemler nedeniyle davacının İstanbul Bilgi Üniversitesine yatırdığı dövizkarşılığı Türk lirasının tazmini gerekeceği, olayda ÖSYM' ninherhangi bir kusuru bulunmadığı, kusur okul idaresinden kaynaklandığından buparanın Milli Eğitim Bakanlığınca maddi tazminat olarak davacıya ödenmesigerektiği, davacının manevi tazminat istemine gelince; idarenin açık hatasısonucu davacının yanlış olarak yerleştirildiği okulda 1 yıl okumak zorundakaldığı ve öğrenim hayatının gereksiz yere bir yıl uzadığı için olaydan duyulanelem ve ızdırabını kısmen de olsa hafifletmekamacıyla 3.000.000.000.-lira manevi tazminatın olayda kusuru bulunan Milli EğitimBakanlığınca davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle madditazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 6.056.479.062 lira maddi tazminatınolayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara 10. İdare Mahkemesindekiiptal davasının açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktedavacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, ÖSYM'nindava konusu olayda hizmet kusuru bulunmaması nedeniyle anılan idare yönündendavacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı Milli Eğitim Bakanlığınca davacıyaödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatayasal faiz yürütülmemesine karar veren Ankara 6. İdare Mahkemesinin 18.09.2003gün ve E:2002/1060, K:2003/1204 sayılı kararını temyizeninceleyerek; maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 6.056.479.062lira maddi tazminatın olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara10. İdare Mahkemesindeki iptal davasının açılma tarihinden itibaren işleyecekyasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemininreddine,ÖSYM' nin davakonusu olayda hizmet kusuru bulunmaması nedeniyle anılan idare yönündendavacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı Milli Eğitim Bakanlığınca davacıyaödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmınınonanmasına, manevi tazminata yasal faiz uygulanması isteminin reddine ilişkinkısmının bozulmasına karar veren Dairemizin 21.9.2004 gün ve E:2004/1068,K:2004/3367 sayılı kararının; 2577 sayılı Yasanın 54. maddesi uyarıncadüzeltilmesi istemi,
...
İstemde bulunanlar tarafından öne sürülendüzeltme nedenleri ise sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisineuymadığından, yasal dayanağı olmayan düzeltme istemlerinin reddine,... kararverildi."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 1/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu; Ege Üniversitesi BESYO'yayedek listeden kayıt yaptırmaya hak kazandığını, bunun üzerine başka birüniversitede kaydını yaptırmış olmasına rağmen resmî duyuruya itibar ederek diğerprogramdaki kaydını sildirdiğini ve ilgili programa kaydolduğunu belirtmiştir.Başvurucu; kayıt sonrası derslere girmeye başladığını, daha sonra tarafınaRektörlükçe 19/10/2011 tarihi itibarıyla okulla ilişiğinin kesildiğininbildirildiğini, bu işlemin iptali istemiyle açtığı davanın reddedildiğini ifadeetmektedir. Başvurucu ayrıca asıl olarak kazandığı ve kaydolduğu üniversitedeeğitim görme hakkını idarenin hatası yüzünden kaybettiğini, bu süreçte üç yılkaybettiğini, hayata geç başlamak durumunda kaldığını, dershanelere ücretödeyerek üniversite sınavlarına yeniden hazırlanmak zorunda kaldığınıbelirterek Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenimhakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile Ege Üniversitesi nezdindeöğrenci statüsününtarafına iade edilmesini, butalebin uygun görülmemesi hâlinde ötelenen yaşam ve çalışma süresi gözetilerekmaddi ve sebep olunan manevi zarar karşılığı da manevi tazminata hükmedilmesinitalep etmiştir.
B. Değerlendirme
34. Anayasa’nın “Eğitim veöğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
.
“Kimse, eğitim veöğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilirve düzenlenir.”
35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) Ek Türkiye’nintaraf olduğu 1 No.lu ek Protokol’ün “Eğitimhakkı” kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:
“Hiç kimse eğitim hakkından yoksunbırakılamaz...”
36. Anayasa’nın “Eğitim veöğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinde kimsenineğitim ve öğrenim haklarından yoksun bırakılamayacağı, öğretim hakkınınkapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
37. Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün2. maddesinde ise hiç kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı, birbaşka anlatımla herkesin eğitim hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.Eğitim hakkını düzenleyen bu Ek Protokol iki cümleden oluşmaktadır. Bucümlelerden birincisinde eğitim hakkına ilişkin temel kural, ikincisinde isetamamlayıcı kural düzenlenmiştir. Birinci cümledeki temel kuralın “eğitim hakkından yoksun bırakılmama”hakkını içerdiği kuşkusuzdur.
38. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının, eğitim veöğrenim hakkını güvence altına aldığı, dolayısıyla yükseköğrenim de dâhileğitim ve öğrenim hakkının, bireysel başvuru incelemesi bakımından AnayasaMahkemesinin konu bakımından yetki alanı içinde kaldığı konusunda tereddütbulunmamaktadır (Selçuk Taşdemir[GK], B. No: 2013/7860, 3/3/2016, § 53).
39. Anayasa’nın 42. maddesinde yer alan eğitim ve öğrenim hakkı,kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatifödevini yüklemekle birlikte ilköğretim dışında devletin tüm bireylere eğitim veöğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev de yüklememektedir. Bununlabirlikte kamu otoriteleri, koşulları sağlayan herkesin eğitim ve öğretime etkinbir şekilde katılabilmesini sağlamakla yükümlüdür. Başka bir ifade ile eğitimve öğrenim hakkı belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin sağlanmasınıgüvence altına almaktadır (Selçuk Taşdemir,§ 66).
40. İdarenin hatası ile de olsa Yükseköğretim Kurumuna resmîkaydı yapılan ve burada eğitim görme hakkı elde eden başvurucunun söz konusukaydının silinerek yükseköğretim kurumundan ilişiğinin kesilmesindenkaynaklanan ihlal iddiasının eğitim ve öğrenim hakkı kapsamındadeğerlendirilmesi gerekmektedir (Ayrıca üniversiteye giriş için gereklikoşulları taşımayan engelli bir kişinin şikâyetinin eğitim hakkı kapsamındaincelenmesine ilişkin AİHM kararı için bkz. Lukach/Rusya, B. No: 48041/99, 16/11/1999).
41. Öte yandan başvurucunun belli bir dönemde eriştiği eğitimkurumundan kaydının silinmesi, anılan Kurumdaki eğitimine son verilmesisonucunu doğurduğundan eğitim hakkına yönelik bir müdahaledir.
42. Bu değerlendirmelerden sonra başvurunun kabul edilebilirlikhususunun incelenmesi gerekmektedir.
43. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"... Başvuruda bulunabilmek için olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
45. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadanönce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanundaöngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiğibelirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece mahkemeleriningidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar(Necati Gündüz ve Recep Gündüz,B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; GüherErgun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).
46. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte birhukuk yoludur. Bu nedenle kanunlarda yer alan idari ve yargısal başvuruyollarının bireysel başvurudan önce tüketilmiş olması gerekir. Temel hak veözgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemelerinde olağankanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddiaedilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması çerçevesindegiderilememesi durumunda başvurulabilir. Bireysel başvurunun ikincillikniteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemelerönünde dile getirilmeyen iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusuedilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler deAnayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,26/3/2013, B. No: 2012/946, §§ 16-20).
47. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuruyolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansısunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkilibaşvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarınıtüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kuralauyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınmasıesastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarınınvarlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucununkişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bunedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasındabeklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleridikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A.,B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).
48. Başvuru konusu olayda, özel yetenek sınavı sonucunda ellikişilik asıl listeye girerek 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Ege Üniversitesi BESYO'ya kaydolmaya hak kazanan öğrencilere tanınan kayıtsüresinin dolmasının ardından elli kişilik asıl listede olup da kaydınısüresinde yaptıran bazı öğrencilerin kayıt belgelerinin sehven değerlendirmeyealınmaması nedeniyle gerçekte olandan daha fazla bir kontenjan açığı saptanmışve söz konusu kontenjan açığı yedek listeler ile doldurulmaya çalışılmıştır.İdare daha sonra yaptığı hatayı fark ederek olması gerekenden çok sayıdaöğrenci kaydı yapıldığını ve kontenjanın bu şekilde aşıldığını belirlemiş veyedek listeden hatalı olarak kaydı yapılan öğrencilerin mağdur edilmemesiamacıyla YÖK'e yazı yazarak kontenjan artırılması talebinde bulunmuştur. YÖK'ünbu talebi reddetmesi üzerine yedek listelerden yanlışlıkla kaydı yapılanöğrencilerin kayıtları 19/10/2011 tarihli işlemle idarece silinmiştir.Başvurucu da bu kapsamda kaydı silinen öğrencilerden biridir.
49. Somut olayda idarece hata yapılmasaydı söz konusu okula başvurucununkaydının yapılmasının hukuken mümkün olmadığı hususunda bir ihtilafbulunmamaktadır. Başvurucu da aksi yönde bir iddia ileri sürmemektedir.Başvurucu, idarenin yanlış yönlendirmesi neticesinde kaydolduğu okulun kayıtharçlarını yatırdığından, bir ay boyunca her şeyden habersiz öğrenim hayatınadevam ettiğinden, asıl olarak girmeye hak kazandığı Celal Bayar Üniversitesindeöğrenim görme hakkını kaybettiğinden bahisle kayıt silme işleminin hukukaaykırılığından ziyade bu işlemin doğurduğu sonuçlardan şikâyet etmektedir.
50. Somut uyuşmazlık ve benzeri uyuşmazlıkları temyiz merciiolarak inceleyen Danıştay Sekizinci Dairesinin istikrar bulmuş kararlarında,hatalı işlemlerin geri alınmasının, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararı uyarınca hatalı işleminyapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde mümkün olduğu, davaaçma süresi geçtikten sonra geri almanın mümkün olamayacağı kabul edilmektedir(Danıştay 8. Dairesi, 28/12/2007, E.2007/8916, K.2007/7436; 30/10/2008,E.2008/6282, K.2008/6591; 28/6/2010, E.2010/2490, K.2010/3867; 23/11/2011,E.2011/6161, K.2011/5928; 24/4/2012, E.2011/8585, K.2012/1862).
51. Somut olayda, başvurucu hakkında idarenin hatası nedeniyleyapılan kayıt işlemi yaklaşık bir aylık bir süreden sonra yani altmış günlükdava açma süresi içinde idarece geri alınmıştır.
52. İdare Mahkemesi, bozmaya uymak suretiyle verdiği kararında,olanakların kısıtlılığı nedeniyle eğitim hakkının kullanılmasında getirilenkurallara aykırı şekilde idarece açık hataya düşülerek yapıldığı görülenöğrenci kaydının idari istikrar süreleri içerisinde geri alınmasında hukukgüvenliği ve idari istikrar ilkelerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyledavayı reddetmiştir.
53. Eğitim, niteliği gereği devlet tarafından düzenlemeyapılmasını gerektirdiğinden bazı kısıtlamalara tabi tutulması doğaldır.Devletler bu konuda yapacakları düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdiralanına sahiptirler. Devletin bu takdir alanı, eğitim kurumunun seviyesi yükseldikçeartmakta, buna karşılık bu eğitimin birey ve toplum bakımından önemine bağlıolarak azalmaktadır (Yüksel Baran, B.No: 2012/782, 26/6/2014, § 37).
54. Sınırlı sayıda yükseköğretim kurumuna ulaşılabilir olduğudurumlarda devletin, bunlara erişimi akademik bir bakış açısıyla, sunulanhizmetlerden en fazla yararlanabilecek öğrencilerle sınırlandırma yetkisivardır (İngrid Jordebo Foundation of Christian Schools and İngrid Jordebo/İsveç[Komisyon], B. No: 11533/856/03/1987). Bu kapsamda AİHM, uygun koşullardaasgari seviyede yeterli eğitim vermek suretiyle yüksek seviyede uzmanlaşmayısağlamak için üniversiteye kabulün, buna ilişkin giriş sınavını kazanıpkurallara uyarak kaydolanlarla ve belli bir kontenjanla sınırlandırılmasına 1numaralı Protokol'ün ikinci maddesinin izin verdiğini belirtmektedir. (Tarantino ve diğerleri/İtalya, B. No: 25851/09,29284/09, 64090/09, 2/4/2013, § 46).
55. Bu bağlamda üniversiteye giriş için kontenjan sınırlaması vesınavda başarılı olma koşulu getirilmesine izin veren eğitim hakkının bukoşullar yerine getirilmeksizin hatalı olarak elde edilen öğrencilik statüsününgeri alınmamasını talep etme hakkını verdiği söylenemez.
56. Somut olayda başvurucu, Ege Üniversitesi BESYO'yagiriş hakkı elde etmek için yapılan özel yetenek sınavı sonucunda ÖSYMtarafından belirlenen kontenjan içerisine girememiş ve dolayısıyla anılan okulakayıt hakkı kazanamamıştır. Ancak idarece yapılan bir hata üzerine başvurucu,okula kaydedilmiş; durumun anlaşılmasından yaklaşık bir ay sonra da kayıtişlemi geri alınmıştır.
57. Buna göre somut olayın koşulları, başvurucunun şikâyetleri,özellikle de kurallara uygun şekilde giriş hakkı kazandığı diğer okuldakikaydını sildirmek durumunda kalmış olması ve eğitim hakkının kapsamı dikkatealındığında idarenin hatası nedeniyle elde edilen bir statünün hukuka uygunlukdenetiminin yapılacağı bir iptal davasının iddia edilen ihlalin giderimi içinelverişli bir başvuru yolu olmadığı sonucuna varılmıştır.
58. Diğer taraftan başvurucuya atfedilebilir bir kusurunbulunmadığı somut olayda, eğitim hakkının ihlal edildiği iddiası yönündenidarenin sorumluluğundan hareketle zararların tazminine yönelik olarak açılacakbir tam yargı davasının tüketilmesi gereken bir yol olup olmadığınınincelenmesi gerekir.
59. İdare, Anayasa'nın 125. maddesi gereğince kural olarakyürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminleyükümlü olup idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukukukuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğitazmin edilmektedir.
60. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 12. maddesinde "İlgililerhaklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergimahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargıdavalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanınkarara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulmasıhalinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğanzararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davasıaçabilirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurmahakları saklıdır." hükmü yer almaktadır.
61. Bu düzenleme ile ilgililere, haklarını ihlal eden bir idariişlem nedeniyle doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargıdavasını birlikte açabilmelerinin yanı sıra üçüncü bir yol olarak ilk önceiptal davası açarak bunun karara bağlanması üzerine tam yargı davasıaçabilmeleri olanağı tanınmıştır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere iptaldavasının karara bağlanmasından sonra tam yargı davası açabilmek için iptaldavasının ne şekilde sonuçlandığı önem arz etmemektedir. Dolayısıyla iptaldavasının reddedilmiş olması tam yargı davası açılmasına engel teşkil etmez.
62. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında dadeğinildiği üzere temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla öngörülenmekanizmaların sadece teoride mevcut olması yeterli olmayıp bu mekanizmalarınözellikle pratikte de ulaşılabilir ve etkin olması gerekmektedir (Tanrıkulu/Türkiye, B. No: 23763/94,8/7/1999, § 76).
63. İdarelerin hizmet kusurundan kaynaklanan zararlarıntazminine yönelik olarak 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında açılmıştam yargı davalarına ilişkin çok sayıda Danıştay kararı mevcut olup bunlardanbaşvuru konusu uyuşmazlığın temyiz mercii olan Danıştay Sekizinci Dairesikararlarının, ilgililerin eğitim hakkına yönelik idarenin kusurundankaynaklanan zararların tazminini sağladığı anlaşılmaktadır (bkz. § 30-31).
64. Görüldüğü üzere 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesindedüzenlenen tam yargı davası yolu, başvuruya benzer uyuşmazlıklar yönündenidarenin kendi kusurundan kaynaklanan zararların tazmini imkânınısağlamaktadır. Bu nedenle anılan hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri açısındanerişilebilir, elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânısunmaktadır.
65. Somut olayda, başvurucunun İdare Mahkemesi nezdinde iptaldavasını müteakiben açmış olduğu ve bakılan uyuşmazlık açısından etkili giderimyolu olduğu değerlendirilen tam yargı davasının karar düzeltme aşamasındaolduğu ve henüz kesinleşmediği dikkate alındığında söz konusu tam yargıdavasının sonucu beklenmeden ikincil nitelikteki bireysel başvuru yolunabaşvurulduğu görülmüştür.
66. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA1/2/2017 tarihinde Engin YILDIRIM'ın karşı oyu veOYÇOKLUĞUYLA karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
Başvurucu, Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor ÖğretmenliğiBölümüne yedek listeden kaydolabilmek için başka bir üniversitedeki kaydınısildirdiğini, ancak daha sonra Ege Üniversite’sinin personelden kaynaklı hatalıbir işlem yapıldığı gerekçesiyle kaydını sildiğini ve sonuçta eğitim ve öğrenimhakkından mahrum bırakıldığını iddia etmektedir. Anayasa’nın 42.maddesindekieğitim ve öğrenim hakkı ilköğretim dışında devletin herkese eğitim ve öğrenimsağlaması şeklinde pozitif bir yükümlülük getirmemekle birlikte kamuotoritelerinin kişinin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatifyükümlülüğünü getirmektedir.
Somut olayda, başvurucu asıl listeden kazanıp kaydolduğu başkabir üniversitedeki kaydını idarenin hatalı olduğu sonradan ortaya çıkan birişlemini güvenip, sildirmesi sonucunda mağdur olmuştur. Başvurucu kendikusurundan kaynaklanmayan bir işlemden dolayı eğitim ve öğrenim hakkından birsüreliğine de olsa yararlanamamıştır. Elbette, başvurucunun bir eğitim kurumunasehven kaydolması onu otomatikman eğitim ve öğrenim hakkının öznesi yapmaz.Burada sorun idarenin doğru işlem tesis ettiğine güvenen ve inanan başvurucununkaydolduğu diğer yükseköğrenim kurumundaki kaydını silmesindenkaynaklanmaktadır. Bu işlemden dolayı başvurucuya herhangi bir kusuratfedilmemelidir. Başvurucunun mağduriyetini tam yargı davası açarak kısmen deolsa giderebilmesi mümkünse de başvurucu, eğitim ve öğrenim hakkına yapılanmüdahalenin ve bundan kaynaklanan bir ihlalin tespitini talep etmektedir.
Başvurucunun herhangi bir kişisel kusuru olmadan, idareninkusurlu bir tasarrufundan dolayı eğitim ve öğrenim hakkından mahrum bırakılmasıAnayasa’nın 42. maddesinin ihlali anlamına gelmektedir.
Başkan
Engin YILDIRIM