TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NETİCE HÜSUNET VE HASAN HÜSUNET BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/15852)
Karar Tarihi: 23/3/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Leyla Nur ODUNCU
Başvurucular
:
1. Netice HÜSUNET
2. Hasan HÜSUNET
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; içindeki eşyaları ile birlikte evlerinin 1994yılında yakılması nedeniyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yaptıklarıtalebin, birinci başvurucunun adına kayıtlı gayrimenkul kaydının bulunmadığı,ikinci başvurucunun terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan mahkûm olduğugerekçesiyle reddedilmesi, bu işleme karşı açılmış olan davaya ilişkinyargılamada ve Zarar Tespit Komisyonu incelemesi aşamasında tanık delilinebaşvurulmaması, yeterli inceleme ve araştırma yapılmaması nedenleriyle mülkiyethakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 30/9/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyonlara sunulmuştur.
4. Komisyonlarca 25/5/2015 ve 29/5/2015 tarihlerindebaşvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasınakarar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Anayasa Mahkemesi tarafından 01/07/2015 tarihinde konuyönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/15869 numaralı bireysel başvurudosyasının 2014/15852 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine,2014/15869 numaralı bireysel başvuru dosyasının kapatılmasına, incelemenin2014/15852 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine kararverilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Eş olan başvurucular Diyarbakır ili Silvan ilçesi Heybelikonak köyünde bulunan evlerinin, içindeki eşyalarlabirlikte güvenlik güçleri tarafından 1994 yılında yakıldığını iddiaetmişlerdir.
10. Diyarbakır 4 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 17/12/1996tarihli ve E.1994/524, K.1996/483 sayılı kararı ile başvurucu Hasan Hüsunet, PKK terör örgütünün hâl ve sıfatını bilerek örgüteyardım ve yataklık yapması nedeniyle 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga TürkCeza Kanunu'nun 169. maddesi ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı TerörleMücadele Kanunu'nun 5. maddesi gereğince 3 yıl 9 ay hapis cezası ilecezalandırılmıştır.
11. Başvurucular 26/7/2005 tarihinde, 5233 sayılı Kanunkapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Diyarbakır Valiliği ZararTespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.
12. Başvuru kapsamında 6/3/2006 tarihinde gerçekleştirilen keşifişleminde başvurucuların 15.443 TL bina zararının bulunduğu tespit edilmiş,başvurucu Hasan Hüsunet'in terör örgütüne yardım veyataklık suçundan almış olduğu cezanın infaz edildiği ancak şahsın sabıkakaydında ya da jandarmanın göndermiş olduğu belgeler arasında bu hususa dairbilginin yer almadığı tutanağa bağlanmıştır.
13. Komisyon 7/9/2007 tarihli ve 2007/3-3991 sayılı kararında,başvurucu Hasan Hüsunet'in terör örgütüne yardım veyataklık suçundan mahkûm edildiğinin tespit edilmesi nedeniyle başvurunun 5233sayılı Kanun kapsamına girmediğinden bahisle talebin reddine karar vermiştir.
14. Başvurucular tarafından belirtilen ret işlemi aleyhineaçılan iptal davasında Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 25/12/2008 tarihli veE.2008/1286, K.2008/2369 sayılı kararında dava konusu işlemin iptaline kararverilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:
"...5233 sayılı Kanun uyarınca yapılanbaşvurunun davacılar Hasan Hüsunet ve Netice Hüsunet (karı-koca) adına yapıldığı, ancak yapılan keşiftekarı adına herhangi bir tespit ve araştırma yapılmadığı, sadece koca yönündenaraştırma ve tespit yapılıp kocanın terör örgütüne yardım ve yataklık etmeksuçundan mahkûmiyeti nedeniyle başvurunun tamamen reddedildiği görülmüştür.
Öte yandan, davacılara ait evin güvenlikgüçleri tarafından yakıldığı iddiasıyla ilgili köylülerden alınacak ifadeler veolay tutanağı gibi belgelerle somut olarak evin kim tarafından ve nasılyakıldığını ortaya koyacak araştırma yapılması da gerekmektedir..."
15. İlk Derece Mahkemesinin iptal kararı akabinde Komisyontarafından yapılan yeniden inceleme üzerine 10/9/2009 tarihli ve 2009/3-8122sayılı Komisyon kararında, Silvan Kaymakamlığı Tapu Sicil Müdürlüğünün 2/9/2009tarihli yazıları ile başvurucu Netice Hüsunet adınatapulu gayrimenkul kaydına rastlanmadığı tespit edildiğinden talebin reddinekarar verilmiştir.
16. Davalı idarenin temyizi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 13/3/2012 tarihli ve E.2011/6309, K.2012/1036 sayılı ilamı ileKomisyonca 6/3/2006 tarihinde mahallînde yapılan keşifte başvuruda belirtilenmal varlığının Heybelikonak köyü Kuruçayırmezrasında olduğunun ve Hasan Hüsunet'e ait olaraktespit edildiği, Kuruçayır mezrası terör nedeniyletamamen boşaltılan yerlerden olmakla birlikte başvurucu Hasan Hüsunet'in terör örgütüne yardım ve yataklık etmek suçundanmahkûmiyetinin olması nedeniyle 5233 sayılı Kanun'dan yararlanma imkânınınbulunmadığı, eşi Netice Hüsunet'e ait ayrı bir malvarlığının ise tespit edilemediği gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararınınbozulmasına karar verilmiştir.
17. Başvurucuların karar düzeltme istemi aynı Dairenin 5/3/2013tarihli ve E.2012/9539, K.2013/1753 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
18. Danıştay bozma kararı doğrultusunda değerlendirme yapılarakdava dosyasının yeniden incelenmesi suretiyle Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin13/9/2013 tarihli ve E.2013/2576, K.2013/976 sayılı kararı ile dava konusuişlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine kararverilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...davacıların 5233 sayılı Kanunkapsamında Heybelikonak Köyü'nde bulunan malvarlığınaulaşamamalarından kaynaklanan zararlarının tazmini amacıyla başvurudabulundukları, bunun üzerine, Zarar Tespit Komisyonunca 06.03.2006 tarihindemahallinde yapılan keşifte, başvuruda belirtilen malvarlığının Heybelikonak Köyü, KuruçayırMezrası'nda olduğu ve Hasan Hüsunet'e ait olduğununtespit edildiği, Kuruçayır Mezrası terör nedeniyletamamen boşaltılan yerleşim yerlerinden olmakla birlikte Hasan Hüsunet'in terör örgütüne yardım ve yataklık etmek suçundanmahkûmiyetinin olması nedeniyle 5233 sayılı Kanundan faydalanma imkanınınolmadığı, Netice Hüsunet'e ait ayrı bir malvarlığınınise tespit edilmediği gerekçesiyle talebin 07.09.2007 tarih ve 2007/3-3991sayılı kararla reddedildiği ve bu kararın iptali istemiyle bakılan davanınaçıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda davalı idarece de tespit altınaalındığı üzere davacılardan Hasan Hüsunet'in terörörgütüne yardım ve yataklık etmek suçundan mahkûmiyetinin olması nedeniyle 5233sayılı Kanundan faydalanma imkanının olmadığı, diğer davacı Netice Hüsunet yönünden ise ayrı bir malvarlığının tespitedilemediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 5233 sayılı Kanun hükümleriuyarınca, davacıların uğradıklarını ileri sürdükleri zararların tazminininmümkün olmaması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka aykırılıkbulunmamaktadır..."
19. Başvurucuların temyizi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 24/6/2014 tarihli ve E.2014/892, K.2014/5673 sayılı ilamı ile hükmünonanmasına karar verilmiştir. Onama kararı 2/9/2014 tarihinde başvurucularatebliğ edilmiştir.
20. Başvurucular 30/9/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
B. İlgili Hukuk
21. 5233 sayılı Kanun’un 1., 4., 6. ve geçici 1. maddeleri.
22. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu Kanun,3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamındayürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzelkişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanmasıhakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.
Aşağıda belirtilen zararlar bu Kanunun kapsamı dışındadır:
...
f) 3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamındakisuçlar ile terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bufiillerinden dolayı uğradığı zararlar..."
23. 5233 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluylakarşılanabilecek zararlar şunlardır:
a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlaraverilen her türlü zararlar. ...”
24. 5233 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“7 nci maddedebelirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdekibilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar göreninaldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önündebulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygunbiçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ilebelirlenir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 23/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
26. Başvurucular; Diyarbakır ili Silvan ilçesi Heybelikonak köyünde bulunan evlerinin -içindeki eşyalarıile- güvenlik güçleri tarafından 1994 yılında yakıldığını, başvurucu Netice Hüsunet'in ev eşyalarını kurtarmaya çalışırken düşükyaparak yedi aylık bebeğini kaybettiğini, 5233 sayılı Kanun kapsamındayaptıkları müracaatlarının başvurucu Hasan Hüsunet'interör örgütüne yardım ve yataklık etmek suçundan mahkûm edilmesi, başvurucuNetice Hüsunet'in ise adına kayıtlı gayrimenkulbulunmadığı gerekçeleriyle reddedildiğini, Komisyonca yapılan incelemeaşamasında ve ret işlemine karşı açtıkları davada yargılama aşamasında tanıkdeliline ve diğer delillere başvurulmadığını, yeterli araştırma yapılmadığınıbelirterek adil yargılanma hakları ile zararlarının karşılanmadığını belirterekmülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
B. Değerlendirme
27. Başvuru formları ve ekleri incelendiğinde başvurucularınaçtıkları davaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. AnayasaMahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ilebağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvurucular, Mahkemece verilen ret kararları neticesinde evlerinineşyaları ile birlikte yakılması sonucu oluşan zararlarının karşılanmadığınıbelirterek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet haklarının ihlaledildiğini iddia etmişlerdir. Anılan ihlal iddiaları, hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucu verilen karara bağlıolarak değerlendirileceğinden bu bağlamda inceleme yapılmıştır. Başvurucularınihlal iddiaları aşağıda başlıklar altında incelenmiştir:
1. Çelişmeli Yargılama veSilahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
28. Başvurucular, tanık deliline ve diğer delillerebaşvurulmaksızın Komisyon ve Derece Mahkemelerince taleplerinin reddine kararverildiğini iddia etmişlerdir. Başvurucuların anılan iddialarının çelişmeliyargılama ve silahların eşitliği ilkeleri kapsamında incelenmesi uygungörülmüştür.
29. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınuyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortayaçıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerinebaşvurulmalıdır (Selvi Ağgülve diğerleri, B. No: 2013/6201, 21/4/2016, § 33) .
30. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek,B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
31. Başvuru konusu olayda başvurucuların Diyarbakır Valiliğineverdikleri başvuru dilekçesi, dava dilekçesi, temyiz ve karar düzeltmetalepleri incelendiğinde 5233 sayılı Kanun'da yer alan açık hükme rağmen (bkz.§ 24) başvurucuların talep ve davaları değerlendirilirken tanık dinletmetaleplerine ya da tanıklarının dinlenmediğine ilişkin herhangi bir iddia ilerisürmedikleri, hangi delili hangi amaçlarla sunmak istediklerine dair herhangibir beyanda bulunmadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca 6/3/2006 tarihli keşiftutanağının (bkz. § 12) incelenmesinde ilgili tutanakta köy muhtarı S.B.nin, aza A.K.nın ve mahallîbilirkişi N.B.nin imzalarının da yer aldığı,değerlendirmelerin hiçbir aşamasında başvurucuların bu tutanağa ya da imzalarailişkin herhangi bir ihtirazı kayıt koymadıkları, itirazda bulunmadıklarıanlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların iddialarının Anayasa Mahkemesinceincelenmesi bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün değildir.
32. Açıklanan nedenlerle çelişmeli yargılama ve silahlarıneşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının başvuru yolları usulüne uygunşekilde tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Başvurucu Hasan Hüsunet'in Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
33. Başvurucu, başvuru ve davasının terör örgütüne yardım veyataklık suçundan mahkûmiyetinin bulunması gerekçe gösterilerek reddedilmesisonucunda evinin -eşyaları ile - güvenlik güçleri tarafından yakılması sonucuoluşan zararlarının karşılanmaması neticesinde mülkiyet hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
34. Başvurucunun yakma eyleminin güvenlik güçleri tarafındangerçekleştirildiğine ilişkin iddiası kendisinin soyut beyanına dayalıolduğundan başvurucu bu konuda herhangi bir belge sunmadığı, adli yahut idariherhangi bir soruşturma başlatılmasına ilişkin şikâyette bulunduğuna ilişkinherhangi bir beyanda da bulunmadığından bu iddia yönünden ayrıca incelemeyapılmasına gerek görülmemiştir.
35. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda benzernitelikteki ihlal iddiaları daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve AnayasaMahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, kanun koyucunun hukuki ve teknikizaha girmeksizin genel olarak yardım ve yataklık suçu işleyen kişiler ileterör suçundan mahkûm olan kişileri bu Kanun hükümlerinden faydalandırmamayıamaçladığı, 5233 sayılı Kanun'un özellikle Doğu ve Güneydoğu AnadoluBölgelerinde gerçekleşen terör olayları nedeniyle zarar gören kişilerin hemgünümüz hem de geçmiş itibarıyla uğradıkları zararların karşılanmasınıamaçladığı, Kanun'un sadece mağdur olan kişilerin bu mağduriyetleriningiderilmesi yolunda uygulanması gerektiği, terör örgütüne yardım ve yataklıktanhüküm giymiş kişilerin bu şekilde terör örgütünün gelişmesine ve büyümesinesebebiyet verdiklerinin tartışmasız olduğu, aynı kişilerin büyümesine yardımdabulundukları, terör ve terör örgütü sempatizanı olduğu ortaya çıkan kişileredevlet tarafından tazminat ödenmesinin Kanun'un amacına aykırılık teşkil ettiğigerekçesi ile 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin Kanun'un kapsamını belirttiği,aynı maddenin (f) bendinde de 3713 sayılı Kanun'un 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamındakisuçlar ile terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bufiillerinden dolayı uğradığı zararların 5233 sayılı Kanun'un kapsamı dışındakaldığının kurala bağlandığı gerekçesi ile verilen İlk Derece Mahkemesikararlarında bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlikbulunmadığı sonucuna ulaşılmış; başvurucuların iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (AbdulkadirGüneş, B. No: 2013/4347, 30/3/2016, §§ 29-35; Abdurrahman Ete, B. No: 2013/5489,30/3/2016, §§ 24-30; Hamit Yıldız ve HalitYıldız; B. No: 2013/7720, 30/30/2016, §§ 19-26).
36. Somut başvuruda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılanincelemelerde Derece Mahkemesinin kararı (bkz. § 18) değerlendirildiğindekararda bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlikbulunmadığı kanaatine ulaşılmış ve başvurucu açısından farklı karar verilmesinigerektiren bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
37. Açıklanan nedenlerle başvurucu Hasan Hüsunettarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğuanlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
38. Başvurucu, müracaat ve davasının reddedilmesi nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Başvuru dilekçesininAnayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü bölümündebaşvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında tanzim edilen belge içeriklerinde ilerisürdüğü ve ayrıca kendisinin beyan ettiği birtakım maddi zararlarınınbulunduğunu iddia ettiğini; fakat, idari yargı makamlarının kararları sonucundabu zararları tazmin edilmeyerek Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
39. Başvurucuların mülkiyet haklarının ihlal edildiğine ilişkinşikâyetlerinden hangi iddiaların 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğu,komisyonlar ve yargılama makamlarınca değerlendirilebilecek bir husustur.Yargılama sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesindebaşvurucunun delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına veyargılamaya etkin olarak katılma imkânlarının ellerinden alındığına dair birbulgu da saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetlerinin Derece Mahkemelerinceadil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespitedilmiş olduğundan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların ayrıcadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
3. Başvurucu Netice Hüsunet'in Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
40. Başvurucu; Diyarbakır ili Silvan ilçesi Heybelikonakköyünde bulunan evinin -içindeki eşyaları ile- 1994 yılında güvenlik güçleritarafından yakıldığını, başvurucunun ev eşyalarını kurtarmaya çalışırken yediaylık bebeğini düşük yaparak kaybettiğini, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığıbaşvurunun ve akabinde açtığı davanın adına kayıtlı gayrimenkul bulunmadığıgerekçesi ile reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlananmülkiyet hakkının ve 36. maddesinde tanımlanan hak arama hürriyetinin ihlaledildiğini iddia etmiştir. Anılan iddialar Anayasa'nın 36. maddesindetanımlanan adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan hakkaniyete uygunyargılanma hakkı açısından incelenmiştir.
41. Başvurucunun yakma eyleminin güvenlik güçleri tarafındanyapıldığına, ev eşyalarını kurtarmaya çalışırken yedi aylık bebeğini düşükyaparak kaybettiğine ilişkin iddiası sadece kendisinin soyut beyanınadayandırılmıştır. Bu iddialar hakkında herhangi bir belge sunulmadığı, adliyahut idari herhangi bir soruşturma başlatılmasına ilişkin şikâyettebulunulduğuna dair herhangi bir beyanda da bulunulmadığından başvurucununanılan iddiaları yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
42. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında bireysel başvurularailişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeyetabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların mahkemece kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,§ 24).
43. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yoluşikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdirhatası veya açık keyfîlik içermedikçe AnayasaMahkemesince esas yönünden incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, § 26).
44. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerinbelirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu veKanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ilebu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somutolayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derecemahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak AnayasaMahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde belirtilen hususlarailişkin iddiaların, maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması veuygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gerekenhususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucunavarılmıştır (Sabri Çetin, B. No:2013/3007, 6/2/2014, §§ 45-50).
45. Başvuru konusu olayda başvurucunun, evinin içindekieşyalarla birlikte 1994 yılında yandığını, bu çerçevede oluşan zararlarının5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, 5233sayılı Kanun kapsamında olduğunu iddia ettiği zararlarının karşılanmasını talepettiği anlaşılmaktadır.
46. 5233 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un amacınınterör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlernedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasınailişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu, Kanun’un 2. maddesinde bu Kanun’un,3713 sayılı Kanun’un 1., 3. ve 4. maddelerindeki suçlar ile terör olaylarındayardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden dolayı uğradığızararlar hariç olmak üzere terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlernedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddizararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas veusullere ilişkin hükümleri kapsadığı (bkz. § 22) ifade edilmiş; Komisyoncadikkate alınacak deliller kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde zararın5233 sayılı Kanun kapsamında olduğunun tespitinin yapılması akabinde Kanun’un7. maddesinde belirtilen zarar kalemleri (bkz. § 23) üzerinden yapılacakhesaplama ile tespit edilen tazminat miktarının başvurucuya ödenmesine kararverileceği hükme bağlanmıştır.
47. Komisyon kararında, önce başvurucunun başvurusu hakkındakarar verilmemekle (bkz. § 13) birlikte daha sonra başvurucu Netice Hüsunet adına tapulu gayrimenkul kaydına rastlanmadığıgerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir (bkz. § 15).
48. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 13/9/2013 tarihli kararındabaşvurucunun ayrı bir mal varlığı tespit edilemediği gerekçesi ile davanınreddine karar verildiği anlaşılmaktadır (bkz. § 18). Bu karar kanun yoluaşamasını tamamlayarak kesinleşmiştir(bkz. § 19).
49. Başvurucu, tazmini gereken zararlarının mevcut olduğunuiddia etmiş ise de 5233 sayılı Kanun kapsamında talep edilen maddi tazminat ileilgili dava sürecindebaşvurucunun iddialarınıdeğerlendiren Derece Mahkemelerinin kararlarında herhangi bir keyfîlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucununayrı bir mal varlığı tespit edilemediği gerekçesi ile davasının reddedilmesi(bkz. § 18) dikkate alındığında dosya kapsamına göre bu tespitten ayrılmayıgerektiren bir neden bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
50. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Engin YILDIRIM bu görüşekatılmamıştır.
51. Başvurucu, davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Başvuru dilekçesinin Anayasa’nın35. maddesinin ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü bölümünde başvurucu, 5233sayılı Kanun kapsamında tanzim edilen belge içeriklerinde ileri sürdüğü veayrıca kendisinin beyan ettiği birtakım maddi zararlarının bulunduğunu iddiaettiğini fakat idari yargı makamlarının kararları sonucunda bu zararları tazminedilmeyerek Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
52. Başvurucuların mülkiyet haklarının ihlal edildiğine ilişkinşikâyetlerinden hangi iddiaların 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğu,komisyonlar ve yargılama makamlarınca değerlendirilebilecek bir husustur.Yargılama sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesindebaşvurucunun delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına veyargılamaya etkin olarak katılma imkânlarının ellerinden alındığına dair birbulgu da saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetlerinin DereceMahkemelerince adil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerinegetirildiği tespit edilmiş olduğundan mülkiyet hakkının ihlal edildiğiyönündeki iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerininihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNAOYBİRLİĞİYLE,
2. Başvurucu Hasan Hüsunet'inhakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
3. Başvurucu Netice Hüsunet'inhakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Engin YILDIRIM'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Başvurucuların tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNEOYBİRLİĞİYLE,
C. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucu Hasan Hüsunet üzerinde bırakılmasına OYBİRLİĞİYLE,
D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucu NeticeHüsunet üzerinde bırakılmasına Engin YILDIRIM'ın karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA 23/3/2017tarihinde karar verildi.