TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NEVZAT ALBAYRAK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9822)
Karar Tarihi: 22/6/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Aliye YILDIZ VARSIN
Başvurucular
:
1. Nevzat ALBAYRAK
:
2. Şenol ALBAYRAK
:
3. Turgay ALBAYRAK
:
4. Nuray POLAT
Vekilleri
:
Av. Adil AKTAY
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1.Başvurucular, maliki oldukları arazinin kamulaştırılması nedeniyle açılan bedeltespiti ve tescil davasında araziye gerçek değerinden düşük bir bedel tayinedilmesi, faize hükmedilmemesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmamasınedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet hakları ile eşitlik ilkesinin ihlaledildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 26/12/2013tarihinde Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasınaengel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca 30/5/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. BölümBaşkanı tarafından 24/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5.Adalet Bakanlığınca, 25/11/2014 tarihli yazı ile Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuruformu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilenilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucularaait taşınmazın da bulunduğu Ermenek İlçesinde, Enerji ve Tabii KaynaklarBakanlığının 10/4/2002 tarih ve 1572 sayılı tasdikli projesi kapsamında ErmenekBarajı ve HES tesisleri projesi ve göl sahası inşaatı yapılması planlanmış ve13/7/2006 tarihinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce (İdare) kamu yararı vekamulaştırma kararı alınmıştır. Bakanlar Kurulu'nun baraj ve HES projesineilişkin 2009/14599 sayılı acele kamulaştırma kararı 31/1/2009 tarih ve 27127sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
8.İdare, başvuruculara ait taşınmaza acele kamulaştırma yoluyla el konulması vekamulaştırma bedelinin tespiti talebiyle dava açmıştır. Ermenek Asliye HukukMahkemesi, 25/5/2009 tarih ve E.2009/69, K.2009/404 sayılı kararı ile bilirkişiraporuna dayanarak el koyma bedelini 5.045,35 TL olarak belirleyerek bedelinbaşvurucuya ödenmesine ve bahsedilen taşınmaza acele el konulmasına kararvermiştir.
9.İdare tarafından 5/5/2010 tarihinde açılan kamulaştırma bedelinin tespiti vetaşınmazın tescili davasında Mahkeme, bilirkişiler eşliğinde kamulaştırmakonusu taşınmaz üzerinde keşif yapmış, bilirkişiler, taşınmazın özelliklerinigözeterek ve 2010 yılı fiyat, masraf ve verim verilerini kullanarak taşınmazıntoplam değerini 30.576,35 TL olarak belirlemiştir.
10.Mahkeme, 12/10/2012 tarih ve E.2010/409, K.2012/1120 sayılı kararı ile,Yargıtay 18. Hukuk Dairesi içtihadı doğrultusunda yapılan keşif ve bilirkişiraporunda yer alan hususlara göre, taşınmazın değerini 30.576,35 TL olaraktespit etmiş ve acele el koyma kararı sonrası ödenen bedeli mahsup ile bakiye25.531,00 TL’nin başvuruculara ödenmesine, taşınmazın tapu kaydının iptali ileidare adına tapuya kayıt ve tesciline karar vermiştir.
11.Temyiz üzerine karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2/4/2013 tarih veE.2013/3100, K.2013/5394 sayılı ilamı ile onanmıştır.
12.Başvurucuların karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 10/10/2013 tarih veE.2013/12627, K.2013/13461 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
13. Anılankarar, başvuruculara 28/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14.Başvurucular 26/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
B. İlgiliHukuk
15. 4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmazmalın idare adına tescili” kenar başlıklı 10. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halindeidare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırmabedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuzgün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine …bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.
…
Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedeldeanlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içindekeşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddedesayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malındeğerini tespit için mahallinde keşif yapar…
Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını dadikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerinibelirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeyeverirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder.Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerinive bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsaitirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.
Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içindesonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim,tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarındanyararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkınınkamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adınayatırıldığına … dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idareadına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilirve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescilhükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.
(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./6. md) Kamulaştırmabedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamamasıhâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faizişletilir.
…
14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırmaişlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması veidari yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halindemahkemece, idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bununsonucuna göre işlem yapılır.
…”
16. 2942 sayılı Kanun’un24/4/2001 tarih ve 4650 sayılı Kanunla değişik 11. maddesinin üçüncü fıkrasışöyledir:
“Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayıgerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ileilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkatealınmaz.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
17. Mahkemenin 22/6/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 26/12/2013 tarih ve2013/9822 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
18.Başvurucular, maliki oldukları taşınmazın idarece kamulaştırılması işlemlerisırasında idarenin taşınmaza hemen ihtiyacı olduğunu belirterek 2942 sayılıKanun'un 27. maddesi uyarınca değer tespiti yapılması ve el konulması talebiyleaçtıkları davada taşınmazın değerinin tespit edildiğini, buna karşın idarenin,yasal süresi içerisinde 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca kamulaştırmadavasını açmadığını, AİHM kriterlerine göre bedel tespiti ile kamulaştırmaişlemi arasında geçmesi gerekli makul sürenin aşıldığını, bilirkişicekamulaştırma bedeli tespit edilirken yalnızca taşınmazın bulunduğu ilçeninverileri dikkate alınarak hesap yapılması gerekli olduğu halde, komşu ilçelerintarım müdürlüğü verileri de dikkate alınarak hesap yapıldığını, kamulaştırmaişlemi nedeniyle mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin ve tespit edilenbedelin orantılı olmadığını, uygulanması gerekli faizin düşük hesaplandığını,aynı mahkemenin benzer kararlarında yerleşik Yargıtay uygulamasını da dikkatealarak bedel tespiti yaptığı halde, kendilerine ait taşınmazın değerini eksikhesap ettiğini, acele kamulaştırma sonrasında taşınmaz su altında kaldığındandelillerin yok edildiğini belirterek, Anayasa’nın 35., 36. ve 46. maddelerindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve maddi tazminat talebindebulunmuşlardır.
.B. Değerlendirme
19.Başvurucular, somut başvuruya konu bedel tespiti ve tescil davasıyla ilgiliyukarıda sıralanan şikâyetleri nedeniyle Anayasa’nın 35., 36. ve 46.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. AnayasaMahkemesi, başvurucuların ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlıolmayıp, somut dava ve buna bağlı olayların özelliklerine göre olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder.
20. Başvurucular, diğerilçelerde kamulaştırma bedelinin tespitinde sadece ilçe tarım müdürlüğüverileri dikkate alınıp bedel tespiti yapılırken Ermenek ilçesindeki taşınmazlardaErmenek ilçesiyle birlikte çevre ilçeler ile Karaman ili tarım müdürlükleriverilerinin ortalamasının “mevki” olarak değerlendirilip bedel tespitindekullanılmasının mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ilerisürmüşlerse de başvurucuların bahse konu şikâyetinin özünün mülkiyet hakkınayapılan müdahalenin kanunilik şartını ihlal ettiği iddiası olduğuanlaşıldığından bu konuda ayrıca adil yargılanma (hakkaniyete uygun yargılanma)hakkı yönünden inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
21. Başvurucuların kamulaştırmabedeline faiz uygulanmadığı yönündeki şikâyetleri mülkiyet hakkında ölçülülükilkesi yönünden, yargılamanın olması gerekenden uzun sürmesine dair şikâyetlerimakul sürede yargılanma hakkı yönünden incelenecektir. Başvurucuların özelhayatın gizliliği ve delillerin yok edilmesine yönelik şikâyetleri ise ayrıca incelenecektir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. YargılamanınMakul Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiası
22. Başvurucular, 2942 sayılıKanun’un 10. maddesine göre 105 günde tamamlanması gereken kamulaştırmabedelinin tespiti davasının daha uzun sürede tamamlandığını belirterek makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
23. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
24. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
25. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanmahakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
26. Makul sürede yargılanmahakkı adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, davaların makul süredesonuçlandırılması da yargının görevidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).
27. Makul süre incelemesinde;yargılamaya intikal eden maddi vakıalar ve ispat araçlarından oluşan davamalzemesinin veya uygulanacak hukuk kurallarının karmaşık olması; taraflarıngenel olarak yargılama sürecindeki tutumları; yargılama sürecinin uzamasındakietkileri ve usuli haklarını kullanırken gerekendikkat ve özeni gösterip göstermedikleri; yargı makamları yanında davasüreciyle ilgili kamu gücü kullanan tüm devlet organlarına atfedilebilir yapısalsorunlar ve organizasyon eksikliğinden kaynaklanan bir gecikme olup olmadığı veyargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilipgösterilmediği; başvurucu için hukuki korumanın bir an öncegerçekleştirilmesindeki yararının ne olduğu gibi davanın niteliği ve niceliğineilişkin birçok hususun birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 58).
28. Taraflar için 2942 sayılıKanun’un 10. maddesinde kamulaştırma bedelinin tespiti davalarınınsonuçlandırılması için öngörülen süreler mahkemelere yönelik süreler olduğundandüzenleyici nitelikte olup, mahkemeler bu sürede davayı sonuçlandıramasalar dadaha sonra verdikleri kararların geçerli olduğunda şüphe yoktur. 2942 sayılıKanun’un gereği yapılması gereken duruşmalar ve duruşma aralıkları, bilirkişiraporlarının beklenmesi ve tebligat işlemleri göz önünde bulundurulduğunda, busürelerin aşılabileceği görülmektedir (B. No: 2013/817, 19/12/2013, §§ 47- 48).
29. Nitekim AİHM de, benzer şekildeki düzenleyici sürelerin yargılamasüresini kısaltma amacı taşıdığını vurgulamaktadır. AİHM, ulusal mahkemelerinyasal süreye riayetlerine ilişkin yerel mevzuatı nasıl yorumladıklarını veuyguladıklarını denetlemenin görevi olmadığını belirterek davaların “makul süre” içerisinde sonuçlanıpsonuçlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününü ele almaktave bu sürenin Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasına uygun olupolmadığıyla sınırlı bir inceleme yapmaktadır. (Bkz., Çalık/Türkiye, B. No: 3675/07, 31/8/2010; Dildirim ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 42927/10,12/3/2013).
30. Başvuru konusu olayda,davacı idare tarafından 5/5/2010 tarihinde açılan kamulaştırma bedelinintespiti ve tescil davasında Mahkeme, yaklaşık 29 ay sonra 12/10/2012 tarihindedavanın kabulüne karar vermiş, taraflarca temyiz edilen karar Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 2/4/2013 tarihli ilamı ile onanmış, karar düzeltme talebi aynıDairenin 10/10/2013 tarihli ilamıyla reddedilmiştir. Başvuruya konu kamulaştırmabedelinin tespiti davasında ilk derece mahkemesi ve temyiz mahkemesinin ihtilafkonusu olayla ilgili tutumunun özel bir karmaşıklık göstermediği, yargılamanıniki dereceli yargılama prosedüründe toplam 41 ay sürdüğü, ilk derecemahkemesinin bu süre zarfında, başvurucuların ve idarenin iddialarına ilişkinkarar vermek için davanın esasını incelediği, bedel tespitine esas verileritopladığı, bilirkişi raporuna başvurduğu, taraflara itiraz için süre verdiği,tarafların itirazlarını dikkate aldığı, davanın temyiz ve karar düzeltmeincelemesinin 12 ayda tamamlandığı görülmüş ve yargılama süresinin bütünüdikkate alındığında mahkemeler nezdinde başvurucuların haklarını ihlal edecekşekilde gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
31. Açıklanan nedenlerle, başvurucularınmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun olması"nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Mahkemeye ErişimHakkının İhlali İddiası
32. Başvurucular yargılamagiderlerinin bir kısmının kendilerine yükletildiğini, bu nedenle alacaklarıtazminat miktarının azaldığını, ayrıca karar düzeltme taleplerinin reddedilmesinedeniyle ceza ödediklerini belirterek adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
33. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
34. 6216 sayılı Kanun'un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlaliddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesigereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir.
35. Mahkemeye erişim hakkı, biruyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekildekarara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeyebaşvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başkaifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeyeerişim hakkını ihlal edebilir (B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52). Hukukikonularda mahkemelerde dava açma hakkı anlamına gelen mahkemeye erişim hakkı"mahkemeye gitme hakkı"nı da kapsamaktadır (Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 34; Ülger/Türkiye, B. No: 25321/02, 26/6/2007,§ 38).
36. Mahkemeye erişim hakkı,kural olarak mutlak bir hak olmayıp, sınırlandırılabilen bir haktır. Bununlabirlikte getirilecek sınırlandırmaların, hakkın özünü zedeleyecek şekilde kısıtlamaması,meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır biryük oluşturmaması gerekir (B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38). Ulaşılmakistenen kamu yararının gerekleri ile bireylerin temel hakları arasındagözetilmesi gereken adil dengeyi bozan ve başvuranlara çok yüksek bir külfetyükleyen düzenlemeler mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.
37. Hukuk yargılamalarındauygulanan ve AİHM kararlarında da geçen "kaybedenöder" ilkesi; tarafların yargılamadaki başarı oranına görekazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkememasraflarının hükmedilmesine ilişkin düzenlemeleri ifade eder (B. No:2013/1793, 18/9/2014, § 50).
38. AİHM, bu ilke gereğimuhtemel davacıları mahkeme önüne abartılı talepler getirmekten vazgeçirdiğiiçin mahkemeye erişim hakkını engelleyici bir sonuç doğurabilecek niteliktekidüzenlemelerin tek başına adil yargılanma hakkıyla çelişmeyeceğini, bununlabirlikte davanın koşulları çerçevesinde hesaplanan masrafın miktarının buhakkın engellenip engellenmediğini tespitte önemli bir faktör olduğunu (Stankov/Bulgaristan, 68490/01, 12/7/2007, § 52)kabul etmektedir.
39. Öte yandan gereksizbaşvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerinfuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkların makul sürede bitirebilmesiamacıyla karar düzeltme istemlerinin reddi halinde uygulanan ve yüksek miktarlıolmayan cezalar, başvurucular üzerinde aşırı bir yük oluşturmadığı gibi, buyola başvurulmasını imkânsız hale getirmediği veya aşırı derecedezorlaştırmadığından mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde kabul edilemez(B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 36).
40. Başvurucuların somutbaşvuruya konu ettikleri acele kamulaştırma ve kamulaştırma bedelinin tespitive tescil davalarının her ikisi de idare tarafından açılmıştır. Başvurucularvekilleri vasıtasıyla davaya katılmışlar ve başvuru dilekçesinde de ifadeedildiği gibi itirazlarını Mahkemeye sunmuşlardır. Dolayısıyla başvurucular heriki davada da dava sürecine tam olarak katılmışlardır. Somut başvuruya konuacele kamulaştırma davasında Mahkeme, yargılama giderlerini davacı idareyeyüklemiş, başvurucular aleyhine vekâlet ücreti veya başka yargılama giderine dairbir hüküm kurmamıştır. Bedel tespiti ve tescil davasında ise Mahkeme yargılamagiderlerini davacı idare üzerine bırakmış, ancak başvurucular ve davacıidarenin vekille temsil edilmeleri nedeniyle karşılıklı olarak 1.200,00 TLvekâlet ücreti ödemelerine karar vermiştir. Öte yandan, başvurucularınyaptıkları karar düzeltme talebini reddeden Yargıtay 18. Hukuk Dairesi,başvurucuların 219,00 TL para cezası ödemesine karar vermiştir.
41. Bu durumda yargılamasürecinde başvurucular ile davacı idarenin karşılıklı olarak birbirlerine1.200,00 TL vekâlet ücreti ödenmesine karar verildiği, dava sonundabaşvuruculara toplam 31.340,40 TL kamulaştırma bedeli ödendiği, elde ettiklerikamulaştırma bedeli ile kıyaslandığında ödedikleri vekâlet ücretinin makul birmiktar olduğu, ayrıca karşılıklı ödenmesine karar verildiğinden başvurucularada aynı miktarda vekâlet ücreti ödendiği göz önünde bulundurulduğunda,başvurucular aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin başvurucuların mahkemeyeerişimini engelleyecek mahiyette ve oranda olmadığı, bunun yanında temyizdensonra yapılan karar düzeltme taleplerinin reddi nedeniyle ödenmesine hükmedilen219,00 TL para cezasının da dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerinfuzuli yere meşgul edilmeksizin, uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesiamacı taşıdığı ve yine karar düzeltme incelemesine ulaşmayı engelleyecekşekilde yüksek bir miktara hükmedildiği anlaşıldığından, mahkemeye erişimhakkına yönelik açık ve görünür bir ihlalin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerlebaşvurucunun mahkemeye erişim hakkına ilişkin iddiası yönünden açık ve görünürbir ihlalin olmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Delillerin Yok Edilmesine ve TaşınmazınKullanımına Yönelik Şikâyetler
43. Başvurucular, taşınmazınbaraj gölü altında kalması nedeniyle tarımsal faaliyetlerini sürdüremediklerinive taşınmaz üzerinde bulunan konutlarını kullanamadıklarını, ayrıca acelekamulaştırma kararı sonrasında bedel tespiti davasının geç açıldığını vetaşınmaz sular altında kaldığından delillerin yok edildiğini ileri sürerek,özel hayatın gizliliği ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
44. 6216 sayılı Kanun'un, 'Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartlarıve incelenmesi' kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
45. 6216 sayılı Kanun'un 47.maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ileİçtüzüğün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurukonusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındakiiddialarını ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğinedair açıklamalarda bulunarak iddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer (B. No:2013/276, 9/1/2014, § 19).
46. Başvurucunun, kamu gücünün işlem,eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük iledayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ileihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvurudilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale nedenolduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasınagöre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerdenhangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delilleraçıklanmalıdır (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 20).
47. Yukarıda belirtilen koşullaryerine getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktanyoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktanyoksun olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna edilmesi, başvurucutarafından ileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucununbaşlangıçta, başvuru hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek içinbaşvuru formu ve eklerinde iddialarını destekleyici belgeleri sunması, kamugücünün ihlale neden olduğunu iddia ettiği hak ve özgürlüklere ilişkin gerekliaçıklamaları yapması zorunludur (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 23).
48. Somut başvuruda acelekamulaştırma kararı ile başvuruculara ait taşınmazda baraj yapımına başlanmışve taşınmaz baraj gölü altında kalmıştır. Mahkeme acele kamulaştırma davasındataşınmazda bilirkişiler eşliğinde keşif yapmış ve hazırlanan bilirkişi raporudoğrultusunda acele kamulaştırma bedelini tayin etmiştir. Aynı Mahkeme bedeltespiti davasında da keşif yapmış, ancak taşınmazın baraj gölü altında kaldığıtespit edilmiştir. Her iki davayı da aynı Mahkeme karara bağladığından veMahkeme acele kamulaştırma davasında keşif yaparak delilleri (taşınmazınözelliklerini) tespit ettiğinden delillerin Mahkemece değerlendirilememesi sözkonusu değildir. Ayrıca bedel tespiti davalarında dava tarihine göre taşınmazınözellikleri göz önünde bulundurularak taşınmazın bulunduğu bölgenin (mevkinin) tarımsal getiri verilerine göre bedel tespitiyapıldığından delil olarak kabul edilen verilerin yok edilmesi mümkün dedeğildir. Başvurucular delillerin yok edildiği iddialarını taşınmazın sualtında kalmasına bağlamakta, ancak bedel tespiti davasında davanın sonucunuetkileyecek hangi delilin yok edildiğini açıklamamaktadırlar.
49. Bunun yanında başvuruculararazinin baraj gölü altında kalması nedeniyle tarımsal faaliyetlerinisürdüremediklerini ve taşınmaz üzerinde bulunan konutlarını kullanamadıklarınıiddia etseler de davaya konu keşif ve bilirkişi raporlarında taşınmaz üzerindebir konut bulunduğuna dair bilgi bulunmamaktadır. Bunun yanında başvurucularbahse konu iddialarının ne şekilde özel ve aile yaşamına saygı haklarını ihlalettiğini de açıklamamaktadırlar.
50. Anayasa Mahkemesine yapılanbireysel başvurularda başvurucuların, ihlal edildiğini iddia ettikleri Anayasahükmü ile somut başvuruya konu olaylar arasında ilişki kurarak açıklamalardabulunmaları ve iddialarını delillendirerekkanıtlamaları gerekmektedir. Somut başvuruda başvurucuların, yukarıda sayılankoşulları yerine getirmedikleri ve iddialarını temellendirmediklerianlaşılmaktadır.
51. Açıklanan nedenlerle,başvurucular tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının başvurucular tarafındankanıtlanamamış olması nedeniyle, başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "açıkça dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir..
d. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası
i. Bedel Tespitiyleİlgili Şikâyetler Yönünden
52. Başvurucular, kamulaştırmabedelinin tespiti ve tescili davasında taşınmazın rayiç değerinin, 2942 sayılıKanun’un 11. maddesinin (f) bendine aykırı şekilde taşınmazın bulunduğu Ermenekilçesi yanında komşu ilçeler ile Karaman ili tarım müdürlükleri verilerininortalaması kullanılarak olması gerekenden düşük belirlendiğini, başka ilçelerdeyapılan kamulaştırmalarda ilçe verileri kullanılırken Ermenek ilçesinde çevreilçelerin ve bağlı olunan ilin verilerinin de kullanılması nedeniyle eşitlikilkesine aykırı hüküm tesis edildiğini belirterek, mülkiyet hakkının ve hakarama hürriyetlerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Başvurucular,kendilerine Anayasa’nın 10. maddesinin ilk fıkrasında sayılan hangi nedenedayalı olarak veya hangi sebeple ayrı muamele yapıldığından bahsetmemişlerdir.Başvurucular esas olarak diğer ilçelerde kamulaştırma bedelinin tespitindesadece ilçe tarım müdürlüğü verileri dikkate alınıp bedel tespiti yapılırkenErmenek ilçesindeki taşınmazlarda Ermenek ilçesiyle birlikte çevre ilçeler ileKaraman ili tarım müdürlükleri verilerinin ortalamasının “mevki” olarak değerlendirilip bedeltespitinde kullanılmasından şikâyetçi olmaktadır. Bu durumda başvurucularınşikâyetinin özünün mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik şartını ihlalettiği iddiası olduğu anlaşıldığından konu mülkiyet hakkı kapsamında incelenmişve hak arama hürriyeti ile eşitlik ilkesi ve özel hayata saygı gösterilmesiniisteme hakkı yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
53. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
54. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan kamulaştırılan taşınmazın gerçek değerinin ödenmesi talebi,Anayasa’nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir.Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının mutlak bir hak olmadığı ve kamuyararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 13. maddesitemel hak ve hürriyetleri sınırlandırmada genel ilkeleri tespit ederken Devletve kamu tüzel kişilerine özel mülkiyette bulunan taşınmazları kamulaştırmayetkisi veren ve kamulaştırma ilkelerini belirleyen Anayasa’nın 46. maddesimülkiyet hakkının sınırlandırılmasına ilişkin özel hükümler içermektedir.Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, başvurucuların bahsedilen talebinindeğerlendirilmesinde Anayasa’nın 35. maddesiyle birlikte 13. ve 46.maddelerinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir (B. No: 2013/817,19/12/2013, § 28).
55. 2942 sayılı Kanunun 11.maddesinin (f) bendinde “mevki”kelimesi kullanılmıştır. Mevki kelimesinin benzer iklim koşulları ve araziyapısı nedeniyle benzer özelliklere sahip geniş toprak parçaları anlamındakullanıldığı anlaşılmaktadır. Mevki veya diğer adıyla mahal kelimesi her zamanilçe düzeyinde bir alan anlamına gelmeyebilmektedir. Bazı toprak, iklim vecoğrafi koşullarda bulunan bölgelerde mevkii veya mahal, ilçe düzeyinden deküçük bir arazi alanı olabileceği gibi bazı durumlarda da daha geniş toprakparçaları bir mevki veya mahal olarak tanımlanabilir. Bunun yanında mevki veşartlar sadece değerlendirmeye alınacak alanın il veya ilçe düzeyinde olmasıylabağlantılı olmayıp, toprağın yapısı, arazinin sulanıp sulanmadığı, arazinineğimi gibi pek çok faktör, mevkii ve şartlar kavramı çerçevesindedeğerlendirmeye tabi tutulmaktadır (B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § §64, 65-70).
56. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi,25/5/2006 tarih ve E.2006/3897, K.2006/4360 sayılı kararıyla, Ermenek ilçesindeEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 10/4/2002 tarihinde onaylanan projekapsamında Ermenek’te baraj, HES tesisleri ve göl sahası inşaatı yapılması ilanedildikten sonraki dönemde tarım ilçe müdürlüğünün önceki yıllarda sabit birseyir izleyen tarımsal getiri verilerinin günlük hayatın olağan akışıylabağdaşmayacak şekilde ve anlaşılamayacak derecede arttırıldığını dile getirerek2003 yılı sonrasında kamulaştırmalarda bu ilçe verileri yanında çevre ilçelerile Karaman İlinin kullanıma uygun verilerinin ortalamasının bedel tespitindekullanılmasını içtihat olarak benimsemiştir.
57. 2006 yılından beriistikrarlı olarak uygulanan bu yöntem bireyler için erişilebilir ve bilinebilirolup, başvuru konusu olayda 2010 yılında açılan kamulaştırma bedelinin tespitidavasında başvurucu açısından bahsedilen yerleşik içtihat öngörülebilirdurumdadır.
58. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların bedel tespitiyle ilgili şikâyetler yönünden mülkiyet haklarınınihlal edildiği iddialarının açık ve görünür bir ihlalin bulunmaması nedeniyle “açıkça dayanaktan yoksun” olduğuna kararverilmesi gerekir
ii. Kamulaştırma Bedeline Faiz Ödenmemesi Şikâyeti Yönünden
59. Başvurucuların kamulaştırmabedeline faiz ödenmemesi nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altınaalınan mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarının, açıkça dayanaktanyoksun olmadığına, başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas İnceleme
60. Başvurucular, dava tarihinegöre belirlenen bedele faiz ödenmemesi nedeniyle almaları gereken bedelindeğerinde azalma olduğundan şikâyet etmekte ve geç ödenen kamulaştırma bedelineAnayasa’nın 46. maddesinde yer alan kamu alacaklarına uygulanan en yüksekfaizin (gecikme faizinin) uygulanması gerektiğini iddia etmektedirler.
61. Anayasa’nın “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35.maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamuyararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkınınkullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”
62. Anayasa'nın “Kamulaştırma” kenar başlıklı 46. maddesişöyledir:
“Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiğihallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunantaşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas veusullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmayayetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedelinakden ve peşin olarak ödenir. … Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği buhallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşitolarak ödenir.
…
İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi birsebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen enyüksek faiz uygulanır.”
63. Anayasa'nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” kenarbaşlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz.”
64. Anayasa’nın 46. maddesindekidüzenlemeye göre; kamulaştırma bedeli nakden ve peşin olarak ödenmelidir. Ancaktarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskânprojelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyılarınkorunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenmesitaksitlendirilebilmektedir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerdeve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde devlet alacaklarınauygulanan en yüksek faiz işletilebilir. Yargıtayınistikrar kazanan içtihatlarına göre de Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülenfaiz oranı ancak kesinleşip de ödenmeyen kamulaştırma bedelleri içinişletilebilir (Bkz. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E.2002/7971, K.2002/9752,15/10/2002). Dolayısıyla dava sonunda tespit edilen kamulaştırma bedelinin davatarihinden itibaren devlet alacaklarına uygulanan en yüksek faizle ödenmesitalebinin yasal bir dayanağı veya yargı kararlarıyla oluşmuş ve istikrarkazanmış bir uygulaması bulunmamaktadır (B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 50).
65. 2942 sayılı Kanun’un 10. ve11. maddeleri gereğince tarafların kamulaştırma kararı sonrasında bedelhususunda anlaşamamaları halinde taşınmazın bedeli adil ve hakkaniyete uygunbir şekilde mahkemece dava tarihi itibariyle tespit edilmelidir. Değertespitinin dava tarihine göre yapılması, Kanun gereği olduğu gibi davasürecinde taşınmazın değerinde meydana gelecek artış veya azalışların bedeleetki etmemesi ve bu şekilde bedel tespitine belirlilik kazandırmanın dagereğidir. Aksi hâlde taşınmazın değeri uzun süren davalarda artabileceği gibi azalabileceğinden,idare veya vatandaşlara olumsuz etkide bulunabilir. Ancak bu durum taşınmazıngerçek değerinin enflasyon karşısında korunması için dava tarihine görebelirlenen bedele faiz işletilmesine mani değildir (B.No: 2013/817, 19/12/2013, § 52).
66. Nitekim kanun koyucubahsedilen husustaki yasal eksikliği gidermek ve kamulaştırma bedelinin tespitidavalarında davanın zamanında sonuçlandırılamaması halinde yargılama sürecindekamulaştırma bedelinin enflasyon etkisiyle uğrayacağı değer kaybını telafiederek benzer mağduriyetlerin önlenmesi maksadıyla 6459 sayılı Kanun’un 6.maddesiyle 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesine ek fıkra ekleyerek “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanındört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu süreninbitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.” hükmünü getirmiş vezamanında tamamlanamayan kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında ödemeninyapıldığı tarihe kadar kamulaştırma bedeline faiz ödenmesi imkânını tanımıştır(B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 53).
67. Somut başvuruya konukamulaştırma işleminde ise dava, bahsedilen kanun hükmünün yürürlüğe giriştarihinden önce sonuçlandığından yasal faiz ödemesi yapılmamıştır. Bu durumdakamulaştırma sürecinde kamu yararına ulaşmak için kullanılan yöntemler ileizlenen amaç arasında makul bir orantılılığın ve mülkünden mahrum bırakılanbaşvurucuların üzerine orantısız ve aşırı bir yük yüklenip yüklenmediğininaraştırılması gerekmektedir.
68. Somut olayda, başvurucularıntaşınmazının Ermenek Barajı ve HES yapılması amacıyla DSİ kararıylakamulaştırıldığı ve kamulaştırma sürecinin 2942 sayılı Kanun’a göresürdürülerek tamamlandığı görülmektedir. Bu durumda mülkiyetten yoksunbırakmanın meşru amacının bulunduğu ve kanuna uygun olarak yapıldığıanlaşıldığından başvurucunun faiz ödenmemesine yönelik şikâyeti Anayasa’nın 35.maddesi kapsamında ölçülülük ilkesi yönünden incelenecektir. Başvurucununmülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantılı olabilmesi için ödenen tutarlarınenflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi, yani kamulaştırmatarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafiedecek biçimde faiz uygulanması gerekir. (Scordino/İtalya (no:1), B. No: 36813/97, 29/3/2006, § 258).
69. Başvuru konusu davadaMahkeme tarafından belirlenen kamulaştırma bedeli başvurucu adına bankahesabına peşin olarak yatırılmıştır. Bu durumda başvurucunun kamulaştırmabedeline devletin alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanmasıtalebinin Anayasa’nın 46. maddesi kapsamında yasal dayanağı bulunmamaktadır.(Benzer yönde AİHM kararı için bkz., Yetiş/Türkiye,B. No: 40349/05, 6/7/2010, § 44).
70. Bununla birlikte kamukurumları uzun süren kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında faiz ödemeyerekbireylerin almaları gereken bedelin enflasyon karşısında aşınmasına nedenolmaktadırlar. Bu durumda taşınmazı kamulaştırılan kişilere ödenen kamulaştırmabedelinin kişinin uğradığı zararı telafi edebilmesi için taşınmazın gerçekkarşılığı olması yanında ayrıca ödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ileödeme tarihi arasında geçen dönemde gerçekleşen enflasyona nispetle hissedilirderecede değer kaybetmemiş olması gerekir (B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59).
71. Bir eşyanın devirtarihindeki bedelinin daha sonra ödenmesi durumunda arada geçen süredeenflasyon nedeni ile paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetingerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarakgetirisinden yararlanmak imkânı da bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyethaklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58,K.2011/37, 10/2/2011).
72. Bu çerçevede AİHM,Türkiye’de kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi ve enflasyon sonucu bedelindeğerinde aşınma olması ile arada geçen sürede bedele faiz ödenerek durumuntelafi edilmemesi veya ödenen faizin enflasyonun oldukça altında olması sonucutespit edilen bedelin değerini koruyucu nitelikte olmaması nedenleriyle birçokdavada başvuranların üzerinde meşru kamu yararıyla haklı gösterilemeyecekorantısız ve aşırı bir yük bindiği ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğisonucuna varmıştır (Aka/Türkiye,B. No: 19639/92, 23/12/1998, § 48-50; Akkuş/Türkiye,B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 28-31; Yetiş/Türkiye,B. No: 40349/05, 6/7/2010, § 57-60).
73. Devlet tarafından ödenecekbir bedelin enflasyon karşısındaki değer kayıplarında AİHM, ikili bir ayrımagitmektedir. Mahkemelerce belirlenmiş bir para alacağının ödenmemesi halindedaha katı bir tutum sergileyerek %5’e kadar değer kayıplarını hesaplamafaktörlerindeki değişkenlerle ilgili kabul etmektedir (bkz., Arabacı/Türkiye, B. No: 65714/01,7/3/2002). Çünkü burada ödemelerin geç yapılması, mahkeme kararlarının icraedilmesi ile ilgili bir sorundur. Bunun yanında mahkemelerde geçen yargılamasüresindeki enflasyon nedeniyle kamulaştırma bedelinin değer kaybında isemeydana gelen farkın tazminatın belirlenmesi yönteminden kaynaklandığı ve bukonuda ulusal yargıcın belirli bir takdir imkânı olduğu gerekçesiyle daha esnekyorumlamakta bu farkın başvurucular açısından aşırı bir yük getiripgetirmediğini inceleyerek karar vermektedir. Örneğin bahsedilen şekildeincelediği bir davada AİHM, %10,74’lük bir değer kaybının aşırı bir yükgetirmediğine karar vermiştir (bkz. Güleç veArmut/Türkiye, B. No: 25/969/09, 16/11/2010).
74. Başvuru konusu davada5/5/2010 tarihi değerlerine göre tespit edilen 30.576,35 TL kamulaştırmabedeli, iki aşamada ödenmiştir. İlk aşamada 10/2/2009 tarihinde açılan acele elkoyma davasında Mahkeme tarafından 25/5/2009 tarihinde taşınmaza davacı idareadına acele el konulmasına ve 5.045,35 TL’nin başvuruculara ödenmesine kararverilmiştir. İkinci aşamada ise 5/5/2010 tarihinde açılan bedel tespiti vetescil davası sonunda aynı Mahkeme tarafından 12/10/2012 tarihli kararla davatarihine göre tespit edilen 30.576,35 TL kamulaştırma bedelinin, daha önce elatma kararı sonrasında ödenen kısmının mahsup edilerek kalan 25.531,00 TL’ninbaşvuruculara ödenmesine karar verilmiştir.
75. Yapılan incelemedebaşvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığıhususunda bir sonuca varmak için mahkemece tespit edilen gerçek değer ilebaşvuruculara yapılan ödemelerin enflasyon etkisi arındırılmış sonuçlarınınkarşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenen kamu yararı ilebaşvurucuların mülkünden mahrum kalması arasında makul dengenin sağlanıpsağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmede önemli olan,yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerinden başvurucunun maruzkaldığı yükü belirlemektir. Bunun yerine değer kaybını her bir ödeme için ayrıayrı hesaplamak yanıltıcı sonuçlara neden olabilmektedir.
76. Bedel tespiti sonrası, elkoyma kararıyla ödenmiş olan bedel mahsup edilerek ödenen 25.531,00 TL’nin davatarihi ile ödeme tarihi arasındaki enflasyon nedeniyle değer kaybı %18,86olmakla birlikte bu değer kaybının gerçek bedel olan toplam kamulaştırmabedeline oranı ise % 15,7’dir. Başvuruculara davatarihine göre belirlenerek ödenen 25.531,00 TL kamulaştırma bedelinin ödemetarihinde Merkez Bankası verileri kullanılarak enflasyon karşısında değer kaybıgiderilmiş karşılığı 30.346,00 TL’dir. Bir diğer ifadeyle kamulaştırmabedelinin uğradığı değer kaybını telafi edecek fark 4.815,00 TL’dir.
77. Yukarıdaki unsurlarabakarak, kamulaştırma bedelinin dava açıldığı tarihteki değeri ile ödendiğitarihteki değeri arasında gözlemlenen farkın kamulaştırma bedeline faizeklenmemesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Ödenmeyen bu fark, bireyinmülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında olması gereken adildengeyi bozarak, Anayasa’da yer alan ölçülülük ilkesine aykırı bir şekildebaşvurucu üzerine orantısız ve aşırı bir yük binmesine sebep olarakbaşvurucuların mülkiyet hakkını ihlal etmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararıiçin bkz. Yetiş/Türkiye, B. No:40349/05, 6/7/2010, § 56).
78. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, başvuruya konu kamulaştırma bedelinin tespiti davasının 5/5/2010tarihli dilekçeyle açıldığı ve Mahkeme tarafından bu tarih esas alınarakbelirlenen bedelin 29 ay sonra Mahkemenin 12/10/2012 tarihli kararıylabaşvurucuya faiz işletilmeksizin ödendiği, bu süre zarfında Merkez Bankasıverilerine göre enflasyonda meydana gelen artışın toplam bedele oranla uğradığıdeğer kaybının % 18,86 olduğu, bahsedilen değer kaybı oranı dikkatealındığında, başvurucuların üzerine idarenin ulaşmak istediği meşru kamu yararıile haklı gösterilemeyecek şekilde orantısız ve aşırı yük yüklediği sonucunaulaşılmıştır.
79. Belirtilen nedenlerle,kamulaştırma bedeline faiz ödenmemesi nedeniylebaşvurucuların Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethaklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
80. Başvurucular, kamulaştırılantaşınmazlarının bedelinin dava tarihi esas alınarak belirlenmesi ve faizehükmedilmemesi nedenleriyle 614.742,68 TL ve bu bedele 12/10/2012 tarihindenitibaren en yüksek banka mevduat faizi üzerinden hesaplanacak bedelin madditazminat olarak ödenmesini talep etmişlerdir.
81. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
82. Başvurucular tarafındanmaddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş olup, başvuruda Anayasa’nın 35.maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiştir.
83. Başvuruculara davadilekçesinin verildiği tarihe göre belirlenen kamulaştırma bedelinin 29 aysüren dava sonunda faiz işletilmeden ödenmesi sonucu kamulaştırma bedelinde busürede toplam bedele oranla %18,86 oranında enflasyon nedeniyle ciddi bir değerkaybı oluştuğu, bu durumun başvurucular üzerine idarenin ulaşmak istediği meşrukamu yararı ile haklı gösterilemeyecek şekilde orantısız ve aşırı yük binmesineneden olduğu dikkate alınarak bahsedilen maddi değer kaybını telafi edebilmekiçin kamulaştırma bedeline enflasyon oranında faiz işletilerek başvuruculara4.815,00 TL maddi tazminatın müştereken ödenmesine karar verilmesigerekmektedir.
84. Başvurucular tarafındanyapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucularaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurucuların,
1.Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanmahaklarının ihlal edildiği iddiasının "açıkçadayanaktan yoksun olması"
2.Mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiği iddiasının“açıkça dayanaktan yoksun olması”,
3.Delillerin yok edilmesine ve taşınmazın kullanımına yönelik şikâyetlerinin “açıkçadayanaktan yoksun olması”
4.Bedel tespitiyle ilgili şikâyetler yönünden mülkiyet haklarının ihlal edildiğiiddiasının "açıkça dayanaktan yoksunolması"
NedenleriyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Kamulaştırma bedeline faiz ödenmemesi nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesindegüvence altına alınan mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Kamulaştırma bedeline faiz ödenmemesi nedeniyle Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Net 4.815,00 TL maddi tazminatın başvuruculara müştereken ÖDENMESİNE,
D. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
E. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
G. Kararın bir örneğinin Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesinegönderilmesine,
22/6/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.