TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NEVZAT TEKEL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/13863)
Karar Tarihi: 20/11/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
Nevzat TEKEL
Vekili
:
Av. Kadir AKGÜNEŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunaneylemlerinin terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyetinde delil olarakkullanılmasının başvurucunun örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıcayargılamayı yapan özel yetkili mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığı ve busebeple de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iler sürülmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/8/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesindensonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
6. Başvurucu, olayların meydana geldiği tarihte İnönüÜniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü öğrencisidir.
7. Başvurucu; PKK terör örgütüne üye olduğu gerekçesiyle üç güngözaltında tutulduktan sonra 12/5/2011 tarihinde tutuklanmıştır. Cumhuriyetsavcısı 13/7/2011 tarihli iddianamesi ile başvurucunun terör örgütüne üye olmakve terör örgütünün propagandasını yapmak suçlarından cezalandırılmasını talepetmiştir. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 17/10/2012 tarihindebaşvurucunun terör örgütüne üye olmak ve terör örgütünün propagandasını yapmaksuçlarından mahkûmiyetine hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca başvurucunun hükümlebirlikte tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.
8. Mahkemenin başvurucunun terör örgütüne üye olmak ve terörörgütünün propagandasını yapmak suçlarından mahkûmiyetinde dikkate aldığıdelillerin bazıları şu şekildedir:
i. Mahkeme, başvurucunun PKK'nın gençlik örgütlenmesi olduğunubelirttiği Demokratik Yurtsever Gençlik Meclisi (DYG-M) içinde sorumlu düzeydegörev yaptığını belirtmiştir. Mahkemeye göre PKK terör örgütünün yasal olmayangençlik faaliyetleri DYG-M çatısı altında gerçekleştirilmektedir. Bundan başkaMahkeme, DYG-M'nin faaliyet gösterdiği illerde hücre tipi komiteler oluşturarakkomitelerde yer alan kişilere örgütsel eğitim verdiğini, örgütün silahlıeylemlerde bulunan kısmına eleman temin ettiğini, birçok basın açıklaması vegösteri düzenlediğini, bazı etkinliklerde şiddet olaylarının yaşanmasınısağladığını ve örgütsel nitelikteki yayınların satımını sağlayıp örgüte gelirtemin ettiğini ileri sürmüştür.
ii. Başvurucunun Demokratik Öğrenci Derneğinde (DÖDER) saymanolarak görev yaptığı belirtilmiştir. Mahkemeye göre DÖDER, PKK terör örgütününMalatya'daki birçok faaliyetinin organize edildiği yerdir.
iii. Ayrıca başvurucunun PKK terör örgütünün propagandasınınyapıldığı yayınları gerçek ismini gizleyip başka bir isimle temin ettiği ilerisürülmüştür.
iv. Mahkeme, başvurucunun örgütsel nitelikli bir toplantıya örgütüntalimatı üzerine katıldığını ifade etmiştir.
v. Mahkeme, başvurucunun Diyarbakır'da düzenlenen nevruzetkinliğine katılmasını da delil olarak değerlendirmeye almıştır. Mahkemeyegöre adı geçen etkinlik PKK terör örgütünce sahiplenilen bir toplantıdır.
vi. Bazı öğrencilerin okuldan uzaklaştırılmasını protesto etmekamacıyla üniversite kampüsünde yapılan basın açıklaması metnini başvurucununokuduğu ileri sürülmüştür. Mahkemeye göre okuldan uzaklaştırma cezası alanöğrencilerin cezalarının bittiği tarihte üniversite kampüsü içinde iki kavgaolayı meydana gelmiş, kavga olayını başlattığı ve yönlendirdiği belirtilenM.Ç., başvurucununacil olarak Malatya'ya gelmesi içintalimat vermiş ve başvurucu da talimat üzerine bir gün sonra Malatya'yagelmiştir. Malatya'ya gelen başvurucunun kavga olayları hakkında DYG-M Malatyail sorumlusuna rapor verdiği, kavga olayı ile ilgili gözaltına alınıp adliyeyegötürülen kişilere destek amacıyla adliye önüne gittiği ve serbest bırakılankişilere yakın ilgi gösterdiği belirtilmiştir.
vii. Başvurucunun terör örgütünün kırsal alanına gittiklerideğerlendirilen M.D. ve M.Ç. hakkında yapmış olduğu bir telefon görüşmesinedayanılmıştır. İletişim kayıtlarından yola çıkan Mahkeme, başvurucunun adı geçenkişilerle irtibatlı olduğu ve görüşme yaptığı kişiyle bahse konu kişilerinkırsal alana gitmeleri konusunda bir değerlendirmede bulunduğu sonucunavarmıştır.
viii. Mahkeme, başvurucunun örgüt tarafından verilen talimatlaraistinaden PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın (A.Ö.) doğum gününedeniyle Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinde düzenlenecek olan etkinliğeMalatya'dan katılımı organize ettiğini ve adı geçen etkinliğe katıldığını ifadeetmiştir.
ix. Mahkemeye göre PKK terör örgütü tarafından verilen talimatdoğrultusunda çeşitli illerde Demokratik Çözüm Çadırı adı verilen çadırlarkurulmuştur. Başvurucunun da Malatya'da kurulan, terör örgütünün talimatlarınınokunduğu, örgüt faaliyetlerinin düzenlendiği ve terör örgütü mensuplarınınfotoğraflarının asıldığı bu çadırı sahiplendiği; çadır eylemi olarak ifadeedilen bazı etkinliklerin organizasyonunda görev aldığı ve yapılan bir basınaçıklamasına katıldığı belirtilmiştir. Malatya'da kurulu bulanan demokratikçözüm çadırında 26/3/2011 tarihinde Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıile arama yapıldığı,ölen terör örgütü mensuplarınaait fotoğraflar ve örgütsel dokümanların arama neticesinde ele geçirildiğiileri sürülmüştür. Bundan başka Batman, İstanbul ve Diyarbakır’da açılançadırlarda yapılan aramalarda da bol miktarda örgütsel doküman ile molotof kokteyli, havai fişek ve el yapımı bomba yapmayamüsait malzemeler ele geçirildiği ifade edilmiştir.
x. Başvurucunun telefonuna,örgütsel faaliyetlerini bilen şahıslar tarafından terör örgütü propagandasıiçeren ve örgütsel bilinci artırmaya yönelik mesaj gönderildiği kabuledilmiştir. Ayrıca başvurucunun yapmış olduğu bir telefon görüşmesinde örgüteyakın bir kişiden yurtsever olarak bahsetmesi ve adı geçen kişiye yardım etmeyeçalışması da delil olarak dikkate alınmıştır.
xi. Mahkeme, başvurucunun silahlıçatışmada öldürülen örgüt mensupları H.A. ve Z.D.nintaziye ziyaretine örgüt talimatı doğrultusunda gittiğini belirtmiştir. İlavetenMahkeme, başvurucunun örgüt talimatları doğrultusunda E.D. isimli örgütmensubunun mezarını ziyaret ettiğini ifade etmiştir. Mahkeme ayrıcabaşvurucunun ziyaret esnasında tanınmamak amacıyla yüzünü kapadığını, E.D.nin resminin yer aldığı pankartı ve "şehit namırın (şehitler ölmez)"yazısı olan posteri taşıdığını, "Eyşehit senin yolun bizim yolumuzdur." şeklinde slogan attığınıve güvenlik güçlerine yüzü kapalı bir şekilde taş attığını ileri sürmüştür.
xii. Mahkeme, örgüt talimatı doğrultusunda düzenlendiği ifadeedilen basın açıklamasına başvurucunun katılmasını ve burada Kürtçe olarak basın açıklaması metniniokumasını mahkûmiyet hükmüne gerekçe yapmıştır. Mahkeme ayrıca örgüt talimatıdoğrultusunda düzenlendiğini ileri sürdüğü bir etkinliğe başvurucununkatılmasını da mahkûmiyette delil olarak kullanmıştır.
xiii. Bundan başka Mahkeme, aramalar sonucunda ele geçirilenbaşvurucuya ait dokümanlarda birçok örgütsel veri bulunduğunu belirtmiştir. Bukapsamda Mahkeme, PKK'nın gençlik örgütlenmesi olduğunu belirttiği DYG-M'yeeleman temini amacıyla düzenlenen etkinliklerde satılan biletlere ilişkin bazıbilgilerin ve bir harddiskte yapılan incelemede PKKterör örgütünü simgeleyen marş, fotoğraf ve müziklerin ele geçirilmiş olmasınıbaşvurucunun örgüt üyeliğini açıklayan deliller olarak kullanmıştır.
9. Mahkûmiyete ilişkin kararı başvurucunun temyiz etmesi üzerinekarar, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından 22/4/2014 tarihinde onanmıştır.
10. Başvurucu, karardan 22/7/2014 tarihinde haberdar olduğunubelirtmiştir.
11. Başvurucu 14/8/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur. Ancak başvurucu, terör örgütüne üye olmak suçundan verilenmahkûmiyeti bireysel başvuruya konu etmiştir. Başvurucu, terör örgütününpropagandasını yapmak suçu yönünden ise herhangi bir şikâyette bulunmamıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
12. İlgili ulusal ve uluslararası için bkz. Metin Birdal ([GK] B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39)başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
13. Mahkemenin 20/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
14. Başvurucu; bağımsız ve tarafsız olmayan özel yetkili birmahkemede yargılandığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi HikmetKopar ve diğerleri ([GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, § 109, 110,114) kararında benzer nitelikteki şikâyetlerin açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mevcut başvuruda, bahsigeçen karardaki ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.
15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Örgütlenme Özgürlüğüile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1. Başvurucunun İddiaları
16. Başvurucu; yasal bir dernek olan DÖDER'degörev almasının ve katılmış olduğu bazı etkinliklerin mahkûmiyetinde delilolarak değerlendirildiğini, dinî inancının gereği olarak gerçekleştirdiğitaziye ziyaretlerinin de mahkûmiyetinde dikkate alındığını belirtmiştir.Başvurucu, herhangi bir suç unsuru oluşturmayan bahsi geçen eylemlerinin mahkûmiyetindedelil olarak değerlendirmeye alınmış olması nedeniyle örgütlenme özgürlüğü iletoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
17. Katıldığı veya organize ettiği toplantılar ile toplantılardaaçıklanan bazı düşüncelerin ve bir dernekte görev almanın terör örgütüne üyeolmak suçundan verilen mahkûmiyet kararının delili olarak kullanılmasıbaşvurucunun örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkı üzerinde caydırıcı etki doğurabilir. Dolayısıyla başvurucunun Anayasa'nın33. ve 34. maddesinde koruma altına alınan haklarına müdahalede bulunulduğukabul edilmelidir (Metin Birdal,§ 48).
18. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesindeöngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve Anayasa'nın 33. ve 34.maddelerinde yer alan millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru amaçlarıkapsamında kaldığı anlaşılmıştır (MetinBirdal, §§ 52, 53). Bunedenle başvuru konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun olup olmadığı değerlendirilecektir.
a. Müdahalenin DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
19. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bireylemin terör örgütüne üye olmak suçunun mahkûmiyetinde delil olarakkullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlubir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan birmüdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir(zorunlu toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68;Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§ 45, 46; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,7/7/2015, § 51).
b. Somut OlayınDeğerlendirilmesi
20. Terör örgütüne üye olmak suçu, üye ve hatta örgüt henüz birsuç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran vebu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesiniengelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (MetinBirdal, §§ 60, 61).
21. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi, biryargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.Dolayısıyla başvurucu hakkında isnat edilen terör örgütü üyesi olmak suçununsübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olupolmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. YılmazÇelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, § 65). Bundan başka birceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceği meselesi de esasitibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanının dışındadır (Türk ceza hukukuuygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).
22. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terörörgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarınıno kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz cezakanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecekkuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin,bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarınınanlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin dedeğerlendirilmesini gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üyeolmak, toplantılara katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerinanayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı durumlardabaşta ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir baskıoluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63,64).
23. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalanfaaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyetkararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağıcaydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerinekarşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanlarınterörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olaraketkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).
24. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi içinderece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalanfaaliyetlerini terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyetkararlarında delil olarak kullanılmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığınıgöstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardakidenetimi, temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacıkarşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilip gösterilemediği ilesınırlı olacaktır(Metin Birdal, §72).
25. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda başvurucununtoplantı ve örgütlenme özgürlüklerine yapılan müdahalelerin gerçekten toplumsal bir ihtiyaca cevap veripvermediği sorusuna cevap bulacaktır.
26. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi; süreklilik,çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddetive demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucunun PKK terör örgütününüyesi olduğu kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucu tarafındansunulan bilgi ve belgeler ile derece mahkemelerince başvurucunun mahkûmedilmesi için benimsenen gerekçeleri yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca birbütün olarak ve dikkatle incelemiştir.
27. Somut olayın koşullarında ilk derece mahkemesininbaşvurucuyu suç oluşturmadığı ve anayasal hakların kullanımından ibaret olduğuileri sürülen eylemleri nedeniyle mahkûm ettiği kabul edilmemiştir. İlk derecemahkemesi diğer bazı deliller yanında terör örgütünün talimatına istinaden icraedilen ve terör örgütünün propagandasına dönüştürülen gösterileri organizeetmesini, söz konusu gösterilere katılmış olmasını, bahsi geçen gösterilerinbirinde şiddete başvurmasını, terör örgütünün gençlik yapılanması olduğu kabuledilen DYG-M içinde sorumlu düzeyde görev almasını ve çatısı altında örgütselfaaliyetlerin yapıldığı kabul edilen DÖDER'de saymanolarak görev yapmasını başvurucunun örgüt üyeliğini açıklayan ve eylemlerininsürekliliğini gösteren deliller olarak kullanmıştır (krş. Metin Birdal, § 76).
28. İlk derece mahkemesi, başvurucunun söz konusu toplantı vegösterileri organize etmek veya katılmak biçimindeki rolünün, DYG-M yapılanmasıiçinde yer almasının, DÖDER'de sayman olarak görevicra etmesinin ve diğer davranışlarının onun PKK terör örgütünün hiyerarşikyapılanmasına kendi isteğiyle ve bilerek dâhil olduğuna dair bilgileri doğrularve tamamlar nitelikte olduğunu ikna edici biçimde ortaya koymuştur. Bu bağlamdailk derece mahkemesi, başvurucunun şikâyete konu eylemlerinin delil olarakkullanılmasının bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli birgerekçe ile göstermiştir.
29. Sonuç olarak başvurucunun örgütlenme özgürlüğü ile toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahale demokratik toplumdüzeninin gereklerine aykırı bir müdahale olarak değerlendirilemez.
30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahaleninmeşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
31. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun örgütlenme özgürlüğü iletoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine dairbaşvurusunun bir ihlal bulunmadığı açık olduğundan açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabuledilemezliğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılama yapılmamasıdolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA20/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.