TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NEZİR DEPREN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/6547)
Karar Tarihi: 9/10/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 5/11/2019-30939
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucu
:
Nezir DEPREN
Vekili
:
Av. Mahmut KAÇAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, güvenlik güçlerinin silahlı güç kullanmak suretiylesebep olduğu hayati tehlike ve sonrasında bu olay hakkında etkili bir cezasoruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/4/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerine, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere ve başvuruya konu olaya ilişkinsoruşturma evrakına göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Çaldıran 1'inci Hudut Taburu 2'nci Hudut Bölük Komutanlığınabağlı Yavuz Selim Hudut Karakolunda görevli askerlerce 15/9/2011 günü saat03.00 sıralarında termal kamera ile yapılan gözetlemede, birinci derecedeaskerî yasak bölge içinde bir kamyonet ile bir minibüse kaçak olduğudeğerlendirilen eşya yüklendiği tespit edilmiştir.
9. Piyade Üsteğmen B.P.nin talimatıile Piyade Uzman Çavuş A.A.; içinde Piyade Çavuş E.K. ve Piyade Onbaşı Ü.T. ilePiyade Er H.A., D.V. ve E.C.nin de yer aldığı birhudut mangası kadar kuvveti de yanına alarak eşya yüklenen yere intikaletmiştir.
10. Yaklaşan askerleri fark etmeleri nedeniyle kaçışan ve sayısıtespit edilemeyen kişilerden biri, av tüfeği olduğu düşünülen bir silahla birel ateş etmiştir. Bu esnada askerlerin mevzi almasından yararlanan kamyonetdevriye yolundan Sarıçimen köyüne doğru kaçmayabaşlamış, minibüsün şoförü ise aracı bulunduğu yerde bırakıp kayıplarakarışmıştır.
11. A.A., E.K., Ü.T., H.A., D.V. ve E.C. ile Alparslan HudutKarakolunda görevli olup olaydaki rolleri daha sonra anlatılacak Piyade UzmanÇavuş A.G. ve emrindeki askerlerden Piyade Çavuş V.T. ile Piyade Onbaşı E.T.tarafından düzenlenen Olay Yeri Tespit Tutanağı'nagöre dur ihtarına uymayan kamyonetin içinden kaçış esnasında ateş edilmiştir.Atış sayısı tutanakta belirtilmemiştir.
12. B.P.nin kaçan kamyonetin devriyeyolundan Sarıçimen köyüne doğru gittiğini telefonlahaber vermesi üzerine A.G., emrindeki askerler V.T., E.T., Ah.D.,V.O., M.A., T.O., M.N.K., İ.S. ve E.Y. ile birlikte devriye yoluna çıkıpkamyoneti durdurmak amacıyla yola taş dizmiştir.
13. Başvurucu, aracın ön yolcu koltuğunda oturan on yaşındakiyeğeni A.D. ile birlikte kendi adına tescilli beyaz renkli bir kamyonetle saat04.00 sıralarında Sarıçimen köyüne gitmekte iken A.G.ve emrindeki askerlerce durdurulmak istenmiştir. Durmaması üzerine kamyoneteA.G. tarafından keskin nişancı tüfeği ile ateş edilmiştir. Olay esnasındaatılan bir taş nedeniyle ön camı da kırılan kamyonet Sarıçimenköyüne doğru yoluna devam etmiştir.
14. Olay Yeri Tespit Tutanağı'na göreyüklemenin yapıldığı yerde bırakılan minibüsün içinde menşei belirsiz akaryakıtolduğu değerlendirilen, her biri 18 litre kapasiteli kırk bidon elegeçirilmiştir. Ayrıca çevrede yapılan geniş çaplı arama-tarama faaliyetinde,içinde menşei belirsiz akaryakıt olduğu değerlendirilen 18 litrelik 450 bidon,bir av tüfeği, otuz altı eşek, bir inek, bir gömlek ve iki çift ayakkabıbulunmuştur.
15. Olaydan saat 05.00 sıralarında haberdar olması üzerinederhâl soruşturma başlatan Çaldıran Cumhuriyet Başsavcılığı (CumhuriyetBaşsavcılığı), altında Cumhuriyet savcısının imzası bulunmayan CumhuriyetSavcısı ile Yapılan Görüşme Tutanağı'na göre ÇaldıranJandarma Komutanlığı (Jandarma Komutanlığı) görevlilerinden muhafaza altınaalınan olay yerinin Olay Yeri İnceleme Birimi görevlilerince incelenmesini, elegeçirilen eşyaların muhafaza altına alınmasını, olaya karışan kişilerinifadelerinin alınmasını, yaşı küçük A.D.ninifadesinin müdafi nezaretinde alınmasını ve kaçan sürücünün tespit edilmesiniistemiştir.
16. 15/9/2011 tarihinde şikâyetini ifade etmek üzere müracaatettiği Cumhuriyet Başsavcılığınca müşteki olarak beyanı tespit edilenbaşvurucu, komşuları T.Y.nin hayvanlarının kaybolmasınedeniyle ağabeyi S.D.nin sabah saatlerinde kendisiniuyandırdığını, hayvanları bulmak amacıyla kamyonetiyle 2 km kadar gittiğini,hayvanları göremeyince köye dönmeye karar verdiğini, köye 200 metre kalakamyonetinin ön camına bir taş isabet ettiğini, nereden geldiğini anlamadığıtaşın minibüsün ön yolcu koltuğunda oturan A.D.ningöğsüne geldiğini, olay sebebiyle A.D.ninbayıldığını, daha sonra kamyonetine beş altı merminin isabet ettiğini,kamyonetinin sağ arka lastiğinin patladığını, kamyoneti durdurup A.D. ilebirlikte eve doğru yürüdüğünü, peşlerinden askerlerin de evlerine geldiğinibelirterek kamyonetine ateş eden askerlerden şikâyetçi olduğunu ifade etmiştir.
17. Müşteki sıfatıyla aynı gün Cumhuriyet Başsavcılığıncaifadesi alınan başvurucunun kardeşi S.D., fahri imamlık yaptığını, saat 04.00sıralarında ezan okumak için camiye giderken yol üzerinde karşılaştığı T.Y.nin hayvanlarının kaybolduğundan bahsettiğini, camiminaresinden durumu anons edince köy halkının toplandığını, hayvanları aramayabaşladıklarını, başvurucunun da kamyoneti ile hayvanları aramaya çıktığını,başvurucudan duyduğuna göre askerlerin başvurucunun kamyonetine taş atıp ateşettiğini söylemiştir.
18. Cumhuriyet Başsavcılığının 16/9/2011 tarihinde A.D. hakkındaadli rapor düzenlenmesini istediği Çaldıran Devlet Hastanesi,A.D.ninbaşının sol tarafında hafif ödem tespit edildiğini ve raporun beyin cerrahiuzmanı tarafından verilmesinin uygun olduğunu açıklamıştır.
19. Başvurucunun kamyonetine ateş edilmesi olayının meydanageldiği yer, Olay Yeri İnceleme Birimi görevlilerince 16/9/2011 günü saat 09.00sıralarında incelenmiştir. Yapılan incelemeye ilişkin raporda; Sarıçimen köyünün çıkışında bulunan Dere Mahallesi'ndekiköprünün 17 metre doğusunda, önü batıya bakan beyaz renkli, mavi şeritliplakasız bir kamyonetin durduğu, yol üzerinde çiziklerin bulunduğu, ruhsatbilgilerine göre aracın başvurucuya ait olduğu, aracın ön camının tamamen kırıkolup aracın kabin bölümünde kırık cam parçalarının bulunduğu, aracın içindeherhangi bir mermi izine rastlanmadığı, aracın sağ arka tekerinin olmasıgereken yerde tekerlek olmayıp sadece jantın bulunduğu, bahse konu tekerleğinkamyonetin kasasında olduğu, yoldaki çiziklerin jant tarafından meydanagetirildiğinin değerlendirildiği, aracın sağ tarafında gözle görülür biçimdedört mermi izinin bulunduğu belirtilmiştir. Rapora göre birinci mermi aracınsağ ön tekerleğinin hemen üstünde bulunan çamurluğun 6 cm üzerinde kapı ileçamurluk arasından girip kabin içindeki yolcu koltuğunun altından çıkmıştır.İkinci mermi, kamyonetin kasasının sağ ön köşesinin 14 cm üstünden girip kasaaltındaki hava filtresini delip gitmiştir. Üçüncü ve dördüncü mermiler ise sağarka tekere ait çamurluğunun üzerinden girip çıkmıştır. Kamyonet kasasındabulunan tekerde ve bu tekere ait iç lastikte birer mermi giriş ve çıkış deliğitespit edilmiştir. Mermi giriş deliklerinden ilk ikisinin yukarıdan aşağıyadoğru 20-30 derecelik bir açıyla, son ikisinin ise arkadan öne doğru 30-40derecelik bir açıyla ateş edilmesi sonucu meydana gelmiştir.
20. Ayrıca raporda; olayın başvurucuya ait aracın 300 metrekadar doğusunda bulunan virajlı asfalt yolda meydana geldiği, virajı inmedenönce yolda küçük cam parçalarının bulunduğu, virajı döndükten sona Sarıçimen köyüne 30 metrelik mesafede yol üzerinde dörtmermi sekme izinin bulunduğu, bu izlerin yukarıdan aşağıya doğru yaklaşık 30derecelik bir açıyla ateş edilmesi sonucu meydana gelebileceği, mermi sekmeizlerinin sekiz metre kadar doğusundaki yamaçta yan yana üç adet boş kovanbulunduğu ve bu kovanların K... keskin nişancı tüfeği veya B... makineli tüfeğiolarak bilinen silahlarda kullanılan silahlara ait boş kovanlar olduğubelirtilmiştir. Raporda belirtilen araçtaki mermi giriş ve çıkış delikleri,aracın kasası, olayın meydana geldiği yol ve yoldaki mermi sekme izlerifotoğraflanmıştır. Ayrıca olay yerinin krokisi çizilmiştir.
21. Jandarma Komutanlığı 17/9/2011 tarihinde, A.G., Ah.D., V.T., V.O., M.A., T.O., M.N.K, İ.S., E.Y., A.A.,E.K. ve Ü.T.nin şüpheli sıfatıyla ifadelerinialmıştır.
i. A.G., olay günü saat 04.00 sıralarında gözetleme kulesindenöbet tutarken kendisiyle iletişim kuran Piyade Üst. B.P.nindevriye yolundan köye doğru markası belli olmayan bir kamyonetin gittiğinisöylediğini, bunun üzerine emrindeki askerlerle birlikte bölgeye intikalettiğini, aracın farları sönük bir şekilde yaklaştığını görünce aracı durdurmakamacıyla yola taş dizdiğini, V.T. ile birlikte aracın durması için araca elkaldırıp el fenerini yakıp söndürdüğünü, kendilerini görmesine rağmen sürücününaracı hızla üzerilerine doğru sürdüğünü, yolunkenarına kaçtıklarını, bu esnada araçtan dört beş el ateş edildiğini, aracıdurdurmak maksadıyla keskin nişancı tüfeğiyle önce havaya, daha sonra isearacın tekerleklerine ateş ettiğini ve durdurmayı başaramadığı aracın köyedoğru gittiğini beyan etmiştir.
ii. A.G.nin emrindeki askerler Ah.D., V.T., V.O., M.A., T.O., M.N.K., İ.S. ve E.Y. de A.G.ile aynı yönde ifadede bulunmuşlardır.
iii. A.A., olay günü saat 03.00 sıralarında termal kameradandevriye yolunda yükleme yapan biri minibüs, diğeri kamyonet iki araç tespitettiklerini, Komutan B.P.nin talimatı ile araçlarınbulunduğu bölgeye doğru yola çıktıklarını, B.P.nintermal kamera ile gözetlemeye devam edip kendilerini yönlendirdiğini, bölgeyeyakın bir yerde araçtan inip yürümeye başladıklarını, kendilerini fark edenkişilerin "Askerler geliyor!"diyerek bağırdıklarını, bu esnada av tüfeği olduğunu tahmin ettiği bir silahlaateş edildiğini, mevzi almalarını fırsat bilen kamyonet sürücüsünün süratlekaçmaya başladığını, gördüğü kadarıyla kamyonetin beyaz olduğunu, kamyonetiyakalayamamaları üzerine B.P.nin A.G.yiarayıp kamyonetin kaçış yönünü bildirdiğini, A.G.ninnasıl müdahalede bulunduğunu bilmediğini, minibüsün bulunduğu yere gittiklerini,minibüsün içinde kaçak akaryakıtla dolu olduklarını tahmin ettikleri her biri18 litrelik 35-40 bidon gördüklerini, kamyonetin kaçtığı bölgede atılıvaziyette, her biri 18 litrelik 250 bidon bulduklarını, bidonların arasında birav tüfeği ve bir çift ayakkabı ile bir gömlek gördüklerini, ayrıca olaybölgesinde otuz altı eşek ile bir inek bulduklarını, eşeklerin üzerinde toplam200 bidon bulunduğunu, olay yerine vardıklarında kaçan kamyonetin kasasınabidonların bir kısmının yüklendiğini gördüklerini, uyarı maksadıyla da olsaateş etmediklerini söylemiştir.
iv. A.A.nın emrindeki askerler E.K.ile Ü.T., A.A. ile aynı yönde beyanda bulunmuşlardır.
22. Yaşının küçüklüğü nedeniyle kendisine tayin edilen bir vekilnezaretinde 19/9/2011 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesi alınan A.D.,komşuları T.Y.nin hayvanlarını aramak için köyün üstkısmında bulunan su deposuna başvurucunun kamyonetiyle gittiklerini, T.Y.nin telefonla hayvanların bulunduğunu başvurucuya habervermesi üzerine köye döndüklerini, köye girmek üzereyken bir askerin attığıtaşın kamyonetin ön camını kırıp kafasına isabet ettiğini, daha sonra silahsesleri duyduğunu ve kafasına isabet eden taşın etkisiyle bayıldığını beyanetmiştir.
23. Jandarma Komutanlığınca 20/9/2011 tarihinde bir vekilnezaretinde ifadesi alınan A.D., amcası olan başvurucunun komşularının kaybolanhayvanlarını aramak için kendisini uyandırdığını, amcasına ait kamyonetle köyünüst taraflarına gittiklerini, 15 dakika kadar sonra komşuları T.Y.nin telefonla amcasını arayıp hayvanların bulunduğunuhaber verdiğini, köye dönmek için yola çıktıklarını, köye giderken önlerineçıkan askerlerin aracın camına taş atmaya başladıklarını, bu taşlardan birininkafasına, diğerinin ise göğsüne isabet ettiğini, atılan taşlar nedeniyle aracınön camının kırıldığını, bu esnada askerlerin araca ateş ettiğini ve kendisininbayıldığını söylemiştir.
24. Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 20/9/2011 tarihlikesin adli raporundan, A.D.nin başının soltarafındaki yaranın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafifolduğu anlaşılmıştır.
25. Cumhuriyet Başsavcılığı 21/2/2012 tarihinde, başvurucunun veA.D.nin şikâyetlerine konu eylemlerle ilgilisoruşturmayı kaçakçılık suçu nedeniyle yürütülen soruşturmadan ayırmış; askerîsuçlardan olduğu gerekçesiyle başvurucuya ve A.D.ye yönelik suçlar yönündengörevsizlik kararı vererek soruşturma evrakını Van Jandarma Asayiş KolorduKomutanlığı Askerî Savcılığına (Askerî Savcılık) göndermiştir.
26. Cumhuriyet Başsavcılığı, kaçakçılık suçu nedeniyle yürüttüğüsoruşturmayı daha sonra 2011/6 Sor. sayılı soruşturmayla birleştirmiştir.Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen belgelerden söz konusu soruşturmanınfaili tespit edilemeyen kaçakçılık suçlarıyla ilgili olduğu, soruşturma kapsamındabaşvurucunun ifadesinin alınmadığı ve farklı bir tarihte meydana gelenkaçakçılık suçu yönünden 5/3/2011 tarihinde daimî arama kararı verildiği tespitedilmiştir.
27. Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığının soruşturma emriüzerine Askerî Savcılık 26/4/2012 tarihinde A.G., İ.S., Ah.D.ve T.O.nun tanık sıfatıyla ifadelerini almıştır. Adıgeçenler, daha önceki ifadeleriyle aynı yönde beyanda bulunmuşlardır. Daha önceverdiği ifadesinde kamyonetin neresinden ateş edildiği yönünde beyandabulunmayan T.O., kamyonetin ön yolcu koltuğundan oturan kişinin kamyonetincamından havaya dört beş el ateş ettiğini söylemiştir.
28. Askerî Savcılığın talebi üzerine olay yerinde bulunan üç boşkovanı inceleyen Van Jandarma Kriminal LaboratuvarAmirliği (Kriminal Laboratuvar) 19/6/2012 tarihliraporunda söz konusu boş kovanların tek bir silahtan atıldığını belirtmiştir.
29. Askerî Savcılık ne maksatla olay yerinde bulundukları,kendilerine dur ihtarında bulunup bulunulmadığı, aracın farlarının açık olupolmadığı, araç plakasının araca takılı olup olmadığı, aracın sağ arka tekerininneden söküldüğü, olay esnasında kendilerinde ateşli silah bulunup bulunmadığı,olay esnasında aracın kasasında ne olduğu ve aynı gece kaçakçılık şüphesi ile takibealınan minibüsün sahibi B.M.yi tanıyıp tanımadıklarıkonularında başvurucunun, S.D.nin ve A.D.nin ifadelerini istinabe suretiyle almıştır.
i. Başvurucu ve A.D. ifadelerinde; birlikte komşularının kayıphayvanlarını kamyonetle aradıkları için olay mahallinde bulunduklarını, aracınfarlarının yandığını ve plakalarının takılı olduğunu, dur ihtarında bulunanbiri olmadığını, bilmedikleri bir nedenle kamyonetin taşlandığını,korkularından durmayıp devam ettiklerini, daha sonra kamyonetin kurşunlandığını,kamyonetin sağ arka tekerini kendilerinin sökmediğini, olay esnasındakamyonetin kasasında bir şey bulunmadığını, olay nedeniyle tekerinkendiliğinden çıktığını, olay esnasında kendilerinde silah olmadığını,minibüsün sahibi B.M.yi tanımadıklarınısöylemişlerdir.
ii. S.D. ise önceki ifadesiyle benzer mahiyette beyanda bulunuphayvanların bulunduğunu başvurucuya kendisinin haber verdiğini, tam olarakneler yaşandığını bilmediğini, sabah namazını kılarken silah sesleri duyduğunu,namazdan sonra köylüler ile askerlerin birbirine girdiğini gördüğünü ifadeetmiştir.
30. Askerî Savcılık, başvurucunun kamyonetine ateş edilmesiolayına karışan askerlere teslim edilen silahlara ait taşınır malteslim-tesellüm belgelerini ve olaydan yaklaşık 15 ay sonra kendi isteği ileaskerlik görevinden ayrılan A.G.nin terhis belgesiile daha önce ifadeleri alınan veya Olay Yeri Tespit Tutanağı'ndaimzası bulunan A.A. dışındaki diğer askerlerin terhis belgelerini soruşturmadosyasına getirtmiştir.
31. Askerî Savcılığın talebi üzerine KriminalLaboratuvar 29/11/2012 tarihinde, daha önce incelediği üç kovan ile A.G.ye5/8/2011 tarihinde teslim edilen 53507 seri numaralı, 7.62 mm çaplı, Rusyayapımı D... marka tüfeği incelemiş ve üç kovanın da sözü edilen tüfektenatıldığını saptamıştır.
32. Askerî Savcılık, A.G.nin şüphelisıfatıyla, olay tespit tutanağında imzaları bulunan A.A., H.A., E.K., D.V.,E.C., E.T., Ü.T. ve V.T. ile Olay Yeri Tespit Tutanağı'ndaimzaları bulunmasa da başvurucunun kamyonetine müdahale eden mangada görevliM.A., E.Y., V.O. ile M.N.K.nın tanık sıfatıylaifadelerinin alınması için başka yer askerî savcılıklarından ya da Cumhuriyetbaşsavcılıklarından istinabe talep etmiştir. İstinabe talebi üzerine A.G.,D.V., M.A., E.T. E.Y. ve V.O.nun ifadeleri kollukgörevlilerince, diğerlerinin ifadeleri ise askerî savcı veya Cumhuriyetsavcısınca alınmıştır.
i. E.K., olay yerine vardıklarında bir minibüs, bir kamyonet veçok sayıda eşek gördüklerini, kendilerini fark eden sivil kişilerin ateş etmeyebaşlamaları üzerine siper aldıklarını, kamyonetin kaçmaya başladığını,kamyonetin farlarının açık olup olmadığını hatırlamadığını, kamyonete veyabaşka bir araca taş atmadıklarını, kaçan kamyonetin kasasında akaryakıt veyabaşka bir malzeme olup olmadığını bilmediğini, havanın karanlık olması vekamyonetin kasasının kapalı olması nedeniyle kasanın içini göremediklerini, A.G.nin Alparslan Hudut Karakolunda görevli olduğunu, bunedenle A.G.nin yanlarında olmadığını söylemiştir.
ii. H.A., hudut taşında kırk beş eşek tespit ettiklerini, elegeçirilen eşekler ile kaçak eşyaları Jandarma Komutanlığına teslim ettiklerini,olay yerinde kamyonet veya başka bir araç görmediğini beyan etmiştir.
iii.M.A., daha önceki ifadesinden farklıolarak 15/9/2011 günü saat 20.00 sıralarında sınıra giden dağlık bir yolüzerinde görev yaptıklarını, sınır tarafından farları açık bir kamyonetin hızlabulundukları yere doğru geldiğini, A.G. ile arkadaşlarının sesle ve elfenerleri ile aracı durması konusunda uyardıklarını, kamyonete taşatılmadığını, kamyonetten kendilerine birkaç el ateş edildiğini, A.G.nin havaya birkaç el uyarı atışı yaptığını, kaçankamyonetin kasasındaki bidonların görüldüğünü ifade etmiştir.
iv. E.C. ifadesinde, olay yerindeki eşekler ile bir inekten sözetmiştir.
v. Ü.T., başvuruya konu olay hakkında herhangi bir bilgiverememiştir.
vi. A.A., olay tarihinde biri kamyonet olmak üzere üç araçtanoluşan kaçakçı grubuna müdahale ettiklerini, o esnada eşekler ile getirilenkaçak akaryakıtların araçlara yüklendiğini, kendilerini fark eden kaçakçılarınbir el ateş edip kaçmaya başladıklarını, en arkada bulunan aracın kaçamadığını,kamyonetin farları sönük bir şekilde kaçtığını, kamyonete başka bir tim tarafındanmüdahale edildiğini ileri sürmüş; kendisine gösterilen resimdeki başvurucuyaait minibüsün kaçan kamyonet olduğunu beyan etmiştir.
vii. D.V., termal kamera ile kaçakçı olduğu tahmin edilenkişilerin tespit edilmesi üzerine içinde yer aldığı manganın sınır bölgesinegittiğini, oraya nasıl gittiklerini hatırlamadığını zira ona benzer pek çokolayla karşılaştıklarını, emniyetçi olduğu için 20 metre kadar geride ağırsilahıyla tedbir aldığını, duyduğu kadarıyla A.G.niniki üç kez dur ihtarında bulunduğunu, uyarıların ardından bir iki kez silahsesi duyduğunu, sesin av tüfeği sesine benzediğini, kamyonet olduğunu tespitedebildiği aracın durmadığını, kamyonete taş atılıp atılmadığını bilmediğini,kamyonetin boş olması hâlinde dur ihtarına uyacağını, farları kapalı olankamyonetin kendilerine yaklaşınca farlarını açıp hızlandığını ve kamyonetkaçarken başka silah sesi duymadığını söylemiştir.
viii. V.O., olayın yaşandığı gün dokuz kişilik manga ile pusuyayattıklarını, başlarında rütbeli olarak sadece A.G.ninbulunduğunu, kamyonetin dur ihtarına uymayıp üzerilerinedoğru geldiğini, şoförün bulunduğu taraftan bir iki el ateş edildiğini, A.G.nin bir yandan bağırarak dur ihtarında bulunduğunu, biryandan da kamyonetten yapılan atışa ateş ederek cevap verdiğini, araç üzerinedoğru geldiği esnada aracın sağ tarafına bir taş atıldığını, taşı atanıgörmediğini, elinde silah bulunduğu için taşı A.G.ninatmış olamayacağını, kamyonetin kasasının bidonlarla dolu olduğunu, farlarıkapalı olan kamyonetin kendilerini fark edince farlarını açtığını ifadeetmiştir.
ix. M.N.K., olay tarihinde termal kamera ile gözetleme yapanManga Komutanı A.A.nın sınırdan geçiş yapıldığınısöylediğini, bunun üzerine sınırdan geçiş yapılan yere doğru hareketlendiklerini,bir süre sonra telsizle araçların kendilerine yaklaştığının bildirildiğini, A.A.nın kendisi de dâhil üç kişiyi güvenlik sağlaması içintepe bölgesine gönderdiğini, yola inen diğer askerlerin barikat kurduğunu,barikatta durmayan iki aracın hızla köye doğru gittiğini, bu esnada Uzman Çvş. A.nın (A.A.yı mı yoksa A.G.yi kastettiği anlaşılamamıştır.) havaya bir el ateşettiğini, A. ile manganın köye kadar kaçan araçları takip ettiğini, kaçanaraçlara taş atıldığını görmediğini, araçlara ateş edilmediğini, bulunduğu yeritibarıyla araçların içinde herhangi bir malzeme olup olmadığını göremediğinibeyan etmiştir.
x. A.G., olay tarihinde gözetleme kulesinde bulunduğu esnadakendisini mobil telefondan arayan B.P.nin termalkamera ile tespit ettikleri iki araçtan birinin yüklü olarak bölgelerine doğrugeldiğini haber verdiğini, durumu bildirdiği Karakol Komutanı'nın aracıyakalamaya çalışmalarını emrettiğini, sekiz dokuz kadar askerle devriye yolunaçıktığını, yanlarında bariyer veya kapan benzeri bir şey olmadığından farkedilebilecek büyüklükte taşları yola koyduklarını, bir müddet sonra farlarıyanmayan bir araç gördüklerini, şoförün görebileceği şekilde el feneri ileselektör yaptığını, ışığı fark eden şoförün daha da hızlandığını ve üzerilerine doğru gelmeye başladığını, bu esnada aracıniçinden, sağ taraftan ateş edilmeye başlandığını, atılan mermilerin nereyegittiğini göremediğini, önce havaya iki üç el ateş ettiğini, aracın durmamasıüzerine de aracın lastiklerine doğru birkaç el ateş ettiğini, yoluna devam edenaracın camına taş atılmadığını beyan etmiştir.
xi. Adresinin tespiti için çeşitli kurum ve şirketlerleyazışmalar yapılan E.Y., gözetleme kulesinde görevli askerlerin İran sınırındabir grup kaçakçı tespit etmesi üzerine A.G. komutasında olay mahalline hareketettiklerini, su deposu yakınlarında yolu kapattıklarını, askerlerin kendilerinedoğru gelen, plakasını hatırlamadığı bir kamyonetin durması için el fenerleriniyakıp söndürdüklerini, bu esnada kamyonetin farlarının sönük olduğunu, durihtarına uyulmaması üzerine A.G.nin havaya bir elateş ettiğini, kamyonetin hızla yola devam ettiği esnada kamyonetin içindenrastgele ateş edildiğini, kasası dolu olan ve içinde üç kişi bulunan kamyonetinköye girdiğini, kamyonete taş atılıp atılmadığını görmediğini beyan etmiştir.
xii. Adresinin tespiti için çeşitli kurum ve şirketlerleyazışmalar yapılan V.T., olay tarihinde termal kameralar ile bir kamyonet veçok sayıda atlı kaçakçı tespit edildiğini, A.G.ninkomutasında pusu görevine çıktıklarını, bulundukları yere projektör tutanköylülerin kendilerini fark ettiğini, bunun üzerine atlıların daha dahızlandığını, onların bulunduğu taraftan bir el ateş edildiğini, A.G.nin, ismini hatırlamadığı bir askerin ve kendisininmüdahale için yaklaştığını, diğer askerlerin ise güvenlik için geridedurduklarını, Dereköy'de yaşayan elli kadar atlının üzerilerine geldiğini, sadece havaya ateş edebildiklerini,atlar geçtikten sonra beyaz bir kamyonetin üzerilerinedoğru geldiğini, sürücünün dur ihtarına uymadığını, kamyonetin sağa solagiderek hızını artırdığını, A.G.nin kamyonetintekerlerine bir iki el ateş ettiğini, kamyonete taş atılmadığını, aksinekendilerine taş atıldığını, atlarda ve kamyonette akaryakıt kaçakçılığındakullanılan bidonlar bulunduğunu, A.G.nin olayyerinden boş kovan toplamadığını, olay yerindeki boş kovanları toplayanköylülerin şikâyetçi olduğunu, olay esnasında kamyonetinin farlarının açık olupolmadığını hatırlamadığını beyan etmiştir.
xiii. Adresinin tespiti için çeşitli kurum ve şirketlerleyazışmalar yapılan E.T., olay tarihinde sınır kaçakçılığını önlemek amacıyladevriyeye çıktıklarını, bulunduğu tim ile A.G.niniçinde yer aldığı timin farklı karakollara bağlı olduğunu beyan etmiştir.Ayrıca ifadesinde E.T., devriye esnasında kendi timi ile A.G.nintimi arasında belli bir mesafe bulunduğunu, birkaç el ateş edildiğiniduyduklarını, kısa bir süre sonra diğer timin kamyoneti ve içindeki şahıslarıalıp yanlarına geldiğini, kamyonetin kasasının boş olduğunu ve farlarınınyandığını, ateş edilmeden önce uyarı yapılıp yapılmadığını duymadıklarını,kamyonetin camına taş atılmadığını ve kamyonettekilerin ateş edip etmediğinigörmediğini söylemiştir.
33. Kolluk görevlilerine silah kullanma yetkisi veren tümmevzuatı bir bütün olarak değerlendiren Askerî Savcılık; soruşturmaya konuolayın yasal olmayan yollarla Türkiye'ye kaçak akaryakıt getiren başvurucu,S.D. ve A.D.nin yakalanması amacıyla yürütülenfaaliyet kapsamında meydana geldiği, hudut birliği askerlerinin başvurucununkamyonetini durdurmak amacıyla el işareti yapıp el fenerlerini yakıpsöndürdükleri, başvurucunun kamyoneti durdurmadığı, bunun üzerine havaya uyarıatışı yapıldığı, kamyonetin içinden dört beş el ateş edilmesi üzerine durdurmakmaksadıyla A.G. tarafından kamyonetin tekerlerine ateş edildiği, eyleminaskerlerin silah kullanma yetkileri kapsamında kaldığı, ayrıca olayda meşrusavunma durumunun bulunduğu, bu nedenle suç izafe edilebilecek herhangi birkimsenin bulunmadığı gerekçesiyle 30/12/2014 tarihinde olay hakkındakovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararda herhangi bir şüpheliismine yer verilmemiş ve olay, "başvurucununkamyonetinde hasar meydana gelmesi ve A.D.ninyaralanmasına neden olunması" olarak belirtilmiştir.
34. Başvurucu; Askerî Savcılıkça ifadesinin alınmadığını,kararda şüpheli ismine ve suç vasfına yer verilmediğini, şüphelilerinifadelerinin sadece kollukça alındığını, olaya dâhil olan askerlerin tanıksıfatıyla ifadelerinin alındığını, olayın köye yakın bir alanda meydanagelmesine rağmen tanık tespiti yapılmadığını, dinlenen tanıkların beyanlarınındikkate alınmadığını, zor kullanmayı gerektiren bir durumun bulunmadığını,adil, tarafsız ve etkin bir soruşturma yürütülmediğini, yaşam hakkının ihlaledildiğini belirterek Askerî Savcılıkça verilen karara vekili aracılığıylaitiraz etmiştir.
35. Başvurucunun itirazı; önce havaya uyarı atışı yapıldıktansonra aracın tekerlerine doğru ateş edildiği, olayda kanun hükmünün yerinegetirilmesi ile meşru savunma hâlinin olduğu, saldırı ile savunma arasındaorantı bulunduğu, aracın camına ateş eden kimse tespit edilememiş olsa daaracın görevli askerlerin üzerine doğru geldiği, bu nedenle taş atma eylemininde meşru savunma kapsamında olduğu, gerekli tüm delilerin toplandığı gerekçesiyle23'üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askerî Mahkemesince (Askerî Mahkeme)2/3/2015 tarihinde reddedilmiştir.
36. Askerî Mahkemenin kararı 14/3/2015 tarihinde başvurucuvekiline tebliğ edilmiş olup bireysel başvuru 10/4/2015 tarihinde yapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
37. 10/11/1988 tarihli ve 3497 sayılı Kara SınırlarınınKorunması ve Güvenliği Hakkında Kanun'un "Görev,yetki ve görev ilişkileri" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Kara sınırlarını korumak ve güvenliğinisağlamak görevi Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait olup bu görev sınırbirliklerince;
1. Kendi sorumluluğunda olan bölgede sınırıkorumak ve güvenliğini sağlamak,
2. Gümrük hattındaki giriş ve çıkış kaçakçılığıile kara sınırları boyunca tesis edilen birinci derece askeri yasak bölgeiçerisinde suç teşkil eden eylemleri önlemek, suçluları yakalamak, bu bölgedeişlenen meşhut suç faillerini ikinci derece askeri yasak bölgede de takip etmekve yakalamak, failler hakkında zorunlu yasal işlemleri yapmak, yakalanan kişive suç delillerini ilgisine göre mahalli güvenlik kuvvetlerine teslim etmek,
...
Şeklinde yerine getirilir.
...
Sınır birlikleri mensupları kendilerine buKanun ile verilen görevlerin yapılmasında; diğer kanunların, silah kullanmayetkisi dahil, güvenlik kuvvetlerine tanıdığı bütün hak ve yetkileresahiptirler.
..."
38. 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İçHizmet Kanunu'nun askerlerin silah kullanma yetkilerini düzenleyen 87., 88.,89. ve 90. maddeleri şöyledir:
"Madde 87 - (Değişik madde: 25/04/1972 -1582/1 md.)
Askerler karakol, karakol nöbetçisi, devriye,nakliyat muhafazası hizmetlerinde veya asayişi temin içingörevlendirildiklerinde aşağıda gösterilen hallerde silah kullanmayayetkilidirler.
I - Silah kullanmasını gerektiren haller
a) Bu hizmetlerden birini yaparken müessir birfiil ile taarruza uğranıldığı veya müeesir bir fiilveya tehlikeli bir tehdit ile bu hizmetlerle yapılmasına mukavemet edildiğitakdirde bu taarruz ve mukavemetleri gidermek için,
b) Bir taarruz veya mukavemete hazırlanan vesilahını veya mukavemete elverişli bir aleti bırakmaya davet edildiği halde, budavete derhal itaat etmiyen veyahut bıraktığı silahıveya aleti tekrar eline almaya davranan veya alan kimseyi itaate zorlamak için,
c) Bu kanunun 80 ve 81 inci maddelerigereğince muvakkaten yakalanan bir şahsın veyahut muhafaza ve sevki kendisinetevdi edilmiş olan bir tutuklunun veya hükümlünün kaçması veya kaçmaya teşebbüsetmesi ve verilecek dur emrini dinlemediği görüldüğünde başka türlü elegeçirilmesi kabil olmadığı takdirde yakalanması için,
d) Kendi muhafazasına tevdi edilmiş olan insanve her türlü eşyaya karşı vukubulan taarruzu defetmekiçin,
e) Bu maddede sayılan görevleri yapanaskerlere karşı, sözle yapılan sataşma veya hareketlerin bertaraf edilmesisırasında mukavemet, taarruz, müessir fiil veya tehlikeli bir tehditlekarşılaşıldığında bu halleri gidermek için.
II - Silah kullanma derecesi
Bu maddede yazılı hizmetlerin yapılmasısırasında silah kullanılması için başkaca bir çare kalmaması veya zaruretolması şarttır.
1. Şahıs veya topluluk silahsız ise;mukavemet, taarruz, müessir fiil veya tehdidin derecesine göre asayiş hizmetiile görevli birlik komutanı gerekli uyarmayı yaparak silah kullanılacağınıihtar eder. Bu ihtara itaat edilmezse bunu sağlıyacakdereceden başlamak üzere silah kullanılır.
2. Şahıs veya topluluk silahlı veya taarruzunönemli derecede etkili kılacak şekilde aletleri taşıyorsa, silah veya aletlerinbırakılması ihtar olunur. Tecavüz taarruz veya mukavemet buna rağmen devamederse itaati sağlıyacak dereceden başlamak üzeresilah kullanılır.
III - Silah kullanma tarzı
1.Silah çeşitlerine göre etkili olabilecek şekilde kullanılır. Önce kesici vedürtücü silahlar ile ateşli silahlar hedefe tevcih edilir, sonra ateşlisilahların dipçik ve kabzaları kullanılır, daha sonra kesici ve dürtücü veateşli silahlar bilfiil kullanılır.
2. Silah kullanmak mutlaka ateş etmekdeğildir. Ateş etmek son çaredir. Önce havaya ihtar ateşi yapılır. Sonra ayağadoğru ateş edilir, mukavemet veya taarruza veyahut tehlikeli bir tehdide varanmukavemet hali devam ederse, hedef gözetilmeksizin ateş edilir.
IV - Ateş emri ve kendiliğinden ateş etmek
1. Ateş etmek bilhassa bunun için emirverilmiş olmasına bağlıdır.
2. Ateş emri verilmemiş olsa dahi her askersilahını kullanabilir. Ancak silahını kullanılacağı zamanın ve kullanma dereceve tarzının tayini her olayın cereyan ettiği haller ve şartlar göz önündetutularak silahını kullanacak asker tarafından bizzat takdir olunur.
V - Ateş emri vermeye yetkili makamlar
1. Bu maddede yazılı görevleri yapmak içinbirliğe görev veren üst komutan olay yerinde bulunuyorsa sözle ateş emrivermeye yetkilidir. Komutan, bu emri yazı ile teyit eder.
2. Asayişe memur edilen kuvvetlerin olayyerinde bulunan birlik komutanı veya asayişe memur edilen birliğin parçalarınakomuta eden en küçük komutan ve amirler dahi önceden emir verilmemiş olsa bilesözle ateş emri vermeye yetkilidir.
VI - Sorumluluk
Her olayın cereyan ettiği haller ve şartlargöz önünde tutulmak kaydiyle bu madde hükümlerinegöre silahını kullanan askere ve silah kullanma emrini veren birlik komutanınasorumluluk yüklenemez.
VII - Soruşturma usulü ve adli yardım
(Ek fıkra: 22/11/1990 - 3683/5 md.) Silah kullanmak zorunda kalan asker kişiler hakkında,hazırlık soruşturması Askeri Savcı, Cumhuriyet Savcısı veya yardımcılarıtarafından yapılır. Haklarında dava açılan sanık asker kişiler duruşmadanvareste tutulabilir. Olayın mahiyetine ve kusurun derecesine göre sanığınmensup olduğu Bakanlıkça durumu uygun görülenlerin vekalet verdiği avukatınücreti, bu bakanlıkların bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. Avukat tutmave avukatlık ücretinin ödeme usul ve esasları, Milli Savunma ve İçişleribakanlıklarınca bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içindeçıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Madde 88 - (Değişik madde: 25/04/1972 - 1582/1md.)
Silah kullanma yetkisini haiz bulunan herasker veya silah kullanma emrini vermeye yetkili her komutan kanunun tayinetmiş olduğu müsaadeleri yerinde ve zamanında kullanmaz veya silahlarından tamamiyle istifade etmezse fiilin mahiyetine görecezalandırılır.
Madde 89 - 87 ncimaddede gösterilen hallerden başka hizmete ait bir vazifeyi yaparken maruzkaldığı bir mukavemeti bertaraf etmek veyahut askere veya askeri eşyaya karşıyapılan bir tecavüze karşı koymak için silah kullanmak zarureti hasıl olursa,her asker silah kullanmaya salahiyetli ve vazifelidir.
Madde 90 - 87 ve 89 uncu maddelerde gösterilenhallerden başka her asker meşru müdafaa halinde silah kullanmayasalahiyettardır."
39. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve SalâhiyetKanunu'nun "Zor ve silah kullanma"kenar başlıklı 16.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(Değişik: 2/6/2007-5681/4 md.) Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşmasıhalinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmayayetkilidir.
Zor kullanma yetkisi kapsamında ... kanunîşartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.
...
Polis, kendisine veya başkasına yönelik birsaldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesindesavunmada bulunur.
Polis;
a) Meşru savunma hakkının kullanılmasıkapsamında,
...
c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorlagetirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halindeşüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde
...
silah kullanmaya yetkilidir.
Polis, yedinci fıkranın (c) bendi kapsamındasilah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde 'dur' çağrısında bulunur.Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıylasilahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla elegeçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamakamacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.
Polis, direnişi kırmak ya da yakalamakamacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahlasaldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiyekarşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateşedebilir."
40. 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla MücadeleKanunu'nun "Silah kullanma yetkisi" kenar başlıklı 22.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Gümrük Kanunu gereğince belirlenen kapıve yollardan başka yerlerden gümrük bölgesine girmek, çıkmak veya geçmekisteyen kişiye 'dur' uyarısında bulunulmasına rağmen bu uyarıya uymamasıhalinde, havaya ateş edilmek suretiyle uyarı yinelenir. Ancak silâhla karşılığayeltenilmesi ve sair surette meşru müdafaa durumunadüşülmesi halinde, yetkili memurlar saldırıyı etkisiz kılacak oranda doğrudanhedefe ateş edebilir..."
41. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Kanun hükmü ve amirin emri" kenarbaşlıklı 24. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Kanunun hükmünü yerine getiren kimseyeceza verilmez."
42. 5237 sayılı Kanun'un "Meşrusavunma ve zorunluluk hâli" kenar başlıklı 25. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Gerek kendisine ve gerek başkasına ait birhakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksızbir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimdedefetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.”
B. Uluslararası Hukuk
1. Dayanak Sözleşme HükmüYönünden
43. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"1. Herkesin yaşam hakkı yasaylakorunur...
2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlakzorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonucunda meydana gelmişse, bumaddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz:
a) Bir kimsenin yasa dışı şiddete karşıkorunmasının sağlanması;
b) Bir kimsenin usulüne uygun olarakyakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan birkişinin kaçmasını önleme;
..."
2. Silahlı Güç KullanımıYönünden
44. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre yaşama hakkınıkoruyan 2. madde, Sözleşme'nin en temel hükümlerinden biridir ve AvrupaKonseyini oluşturan demokratik toplumların ana değerlerinden birinikorumaktadır. AİHM, bu maddenin ihlal edildiği iddiasını en dikkatli incelemeyetabi tutmalıdır. Devlet görevlileri tarafından güç kullanımına ilişkindavalarda, yalnızca güç kullanan devlet görevlisinin eylemleri değil aynızamanda mevcut ilgili hukuksal veya düzenleyici sistem ile eylemin planlanmasıve kontrolü gibi bu olayı çevreleyen tüm faktörlerin gözönündebulundurulması gerekmektedir. Sözleşme'nin 2. maddesinin 2. fıkrasında dagörülebileceği üzere polis memurları tarafından ölümcül bir gücün kullanılmasıbelirli durumlarda haklı görülebilir. Ancak kullanılan güç, kesinlikle gerekli olandan daha fazla olmamalıdıryani olayın gerçekleştiği şartlarda kullanılan güç kesinlikle orantılıolmalıdır. Yaşama hakkının temel hak olduğu gözönündebulundurulduğunda can kaybının haklı görülebileceği durumlar daryorumlanmalıdır (Nachova ve Diğerleri/Bulgaristan [BD], B. No:43577/98, 43579/98, 6/7/2005, §§ 93, 94, 97; Makaratzis/Yunanistan [BD], B. No: 50385/99,20/12/2004, §§ 56-59; Atiman/Türkiye, B. No:62279/09, 23/9/2014, § 29;Ataykaya/Türkiye, B. No: 50275/08, 22/7/2014, §46). Ayrıca silahla ateş açılırken mümkünse başlangıcın uyarı ateşleriyleyapılması gerekir (Aydan/Türkiye,B. No: 16281/10, 12/3/2013, § 66).
45. Öte yandan AİHM'e göreSözleşme'nin 2. maddesi, yaşamdan mahrum bırakmanın haklı kabul edilebileceğidurumlara ek olarak devletin kolluk kuvvetlerinin güç ve ateşli silahkullanabileceği sınırlı koşulları tanımlayan, ilgili uluslararası standartlarauygun yasal ve idari sistemleri uygulamaya koymaya yönelik asli bir göreviolduğunu ima etmektedir (Atiman/Türkiye, § 30; Makaratzis, §§ 57-59).
46. AİHM, Sözleşme'nin 2. maddesinin ikinci paragrafındaaçıklanan amaçlardan birine ulaşılması amacıyla devlet görevlileri tarafındangüç kullanılmasının olayların meydana geldiği dönemde görevlinin davranışınınmakul ancak daha sonra hatalı olduğunun kabul edilmesi gibi geçerli sebeplerleiyi niyete dayandırıldığında bu hüküm bakımından haklı gösterilebileceğikanısındadır. Aksini ifade etmek devlete ve yasaları uygulamakla görevlimemurlarına, görevlerini yerine getirirken kendilerinin ve başkalarının hayatlarınazarar verecek şekilde gerçekçi olmayan bir sorumluluk yüklemek olacaktır (McCann ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B.No: 18984/91, 27/9/1995, § 200; Kalkan/Türkiye,B. No: 37158/09, 10/5/2016, § 57).
47. AİHM, ölümün güvenlik güçlerinin silah kullanımı sonucugerçekleştiğinin tartışmasız olduğu olaylarda, bu konudaki ispat yükünün tarafdevlete ait olduğunu belirtmekte ve mutlakzorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı gerçekleştiğininkanıtlanamaması hâlinde yaşam hakkının usul ve esas yönünün ihlal edildiğinekarar vermektedir (Bektaş ve Özalp/Türkiye,B. No: 10036/03, 20/4/2010, § 57).
48. AİHM'e göre yakalamaya ilişkin biroperasyonun planlanmasında elzem unsurlardan biri de yakalanacak kişininişlediği iddia edilen suçun niteliği ile bu kişinin neden olduğu -şayet nedenolmuşsa- tehlikenin derecesi de dâhil olmak üzere yakalamayı çevreleyenkoşullarla ilgili mevcut bilgilerin analiz edilmesidir. Ayrıca yakalanacak kişikaçmaya teşebbüs ettiğinde ateşli silah kullanılıp kullanılmayacağı ve hangikoşullarda kullanılmasının öngörülebileceği açık yasal hükümlere ve ateşlisilah kullanacak kişilerin uygun bir eğitimine dayandırılmalıdır (Nachova ve diğerleri/Bulgaristan, § 103; Makbule Kaymaz ve diğerleri/Türkiye, B.No: 651/10, 25/2/2014, § 101; Atiman/Türkiye,§ 30).
3. Yaşam Hakkının EtkiliSoruşturma Yükümlülüğüne İlişkin Usul Boyutu Yönünden
49. Bu konudaki AİHM uygulaması, şimdiye kadar yapılan pek çokbireysel başvuru hakkında verilen kararda yer almaktadır (birçok karararasından bkz. İrfan Durmuş ve diğerleri, B.No: 2014/4153, 11/5/2017, §§ 51-55; AhmetŞenol ve diğerleri, B. No: 2014/16947, 22/2/2018, §§ 55-57; Sultani Acar, B. No: 2014/16344,22/3/2018, §§ 40-42).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
50. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
51. Başvurucu, yaşam hakkının hem maddi hem de usul boyutununihlal edildiğini iddia etmiştir.
52. Yaşam hakkının maddi boyutu bağlamında başvurucu, öncelikle AİHM'in yukarıda bahsi geçen Atiman/Türkiye başvurusu hakkında verdiği karara dikkat çekereksilah kullanma yetkisinin dayanağını oluşturan mevzuatın bizatihi kendisininyaşam hakkını ihlal ettiğini öne sürmüştür. Öte yandan başvurucu, olaytarihinde komşusunun kaybolan hayvanlarını aramak amacıyla olay mahallindebulunduğunu ve yanında silah bulunmadığı gibi herhangi bir suça konu olabilecekeşya da olmadığını belirterek kamyonetinde kovan veya fişek araştırmasıyapılmadığına, kendisinin veya yeğeninin ellerinde, yüzlerinde ve elbiselerindeatış artığı aranmadığına, olayı bildiren kolluk görevlilerinin silahla ateşedildiğinden Cumhuriyet savcısına söz etmediğine değinmiştir. Son olarakbaşvurucu; olayın askerî operasyonun kötü bir şekilde koordine edilmesindenkaynaklandığını, yakalama işleminin basit tedbirlerle de yapılabileceğini,isnat edilen eylem ile öncesinde taşatılması sonrasında uyarı atışı yapılmadan ateş edilmesi şeklindegerçekleşen silahlı güç kullanımı arasında orantı bulunmadığını ve silahkullanılmasının mutlak suretle gerekli olmadığını iddia etmiştir.
53. Yaşam hakkının usul boyutu bağlamında başvurucu,soruşturmanın tüm esaslı safhasının Jandarma Komutanlığı ile olaya dâhil olanaskerî birliğin katılımı ile yürütüldüğü, askerî makamlardan bağımsız herhangibir kişinin olay yerine gitmediği ve Askerî Savcılığın bağımsız ve tarafsız birsoruşturma makamı olmadığı savında bulunarak soruşturmanın bağımsız olmadığınıöne sürmüştür. Ayrıca Askerî Savcılığın tüm şüphelilerin ifadesini tanıksıfatıyla aldığını, kamyonetinden ateş edildiği iddiasıyla ilgili olarakherhangi bir kovan araştırması yapılmadığı gibi atış artığının tespitineyönelik inceleme de yapılmadığını, kovuşturmaya yer olmadığına dair karardaoperasyonun planlanmasının tartışılmadığını, kullanılan gücün orantısızoluşunun ve ifadesi alınan askerlerin ifadeleri arasındaki çelişkilerin dikkatealınmadığını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda şüpheli bulunmadığı gibiolayın hukuki nitelendirilmesinin de bulunmadığını, soruşturmanın makul birsüratle yürütülmediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Uygulanabilirlik veİncelemenin Kapsamı Yönünden
54. Bir olayda yaşam hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesiiçin gerekli şartlardan biri doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesi olmaklabirlikte ölümle sonuçlanmayan bir olaya ilişkin başvuru da mağdura karşıgerçekleştirilen eylemin niteliği ve failin amacı gibi somut olayın koşullarıdikkate alınarak yaşam hakkı kapsamında incelenebilir. Bu değerlendirmeyapılırken eylemin potansiyel olarak öldürücü niteliği olup olmadığı ile maruzkalınan eylemin mağdurun fiziki bütünlüğü üzerindeki sonuçları önem taşımaktadır(Yasin Ağca, B. No: 2014/13163,11/5/2017, §§ 109, 110; Mustafa Çelik ve Siyahmet Şeran, B. No: 2014/7227, 12/1/2017, §69).
55. Somut olayda başvurucunun maruz kaldığını ileri sürdüğüsilahlı gücün öldürücü bir niteliği olması ve başvurucunun kamyonetine isabeteden mermilerden birinin kamyonetin sağ ön tekerleğinin hemen üstünde bulunançamurluk ile kapının arasından girip kabin içindeki yolcu koltuğunun altındançıkması başvurudaki diğer faktörlerle birlikte değerlendirildiğinde başvurunun yaşamhakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
56. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak"Kişinin dokunulmazlığı, maddi vemanevi varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci vedördüncü fıkralarının ilgili kısımları şöyledir:
"Herkes, yaşama... hakkına sahiptir.
...
Meşru müdafaa hali, ... yakalama ve tutuklamakararlarının yerine getirilmesi, ... sırasında silah kullanılmasına kanununcevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkrahükmü dışındadır."
57. Anayasa'nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
"Devletin temel amaç vegörevleri, … kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti veadalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmaktır."
58. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkı, dokunulmaz ve vazgeçilmez temel bir hak olup Anayasa'nın 5. maddesiylebirlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 50).
59. Devletin yaşam hakkına ilişkin negatif yükümlülüğükapsamında kamusal bir yetkiyle güç kullanan görevlilerin kasıtlı ve hukukaaykırı bir şekilde hiçbir bireyin yaşamına son vermeme ödevi bulunmaktadır.Pozitif yükümlülükler kapsamında ise devletin yetki alanında bulunan tümbireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin diğer bireylerin hatta kişininkendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi vardır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 51).
60. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerininkorumaya ilişkin maddi boyutu yanında etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkinbir de usul boyutu bulunmaktadır.
61. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkının ihlal edildiği iddia edildiği zaman Anayasa Mahkemesi, bu konu hakkındatam bir inceleme yapmalıdır (Hamdiye Aslan,B. No: 2013/2015, 4/11/2015, § 93).
62. Bununla birlikte tam bir inceleme yapılarak iddia edilenolayların gerçekliğinin tespit edilebilmesi için her türlü şüpheden uzak, makulkanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık vetutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden deoluşabilir (Hıdır Öztürk ve Dilif Öztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2016, §107).
63. Somut olayda başvuru formu ve eklerinde sunulan belgeler ilebaşvuruya konu ceza soruşturmasında yer alan bilgi ve belgeler, yaşam hakkınınusul boyutu incelenirken değinilecek nedenlerle yaşam hakkının maddi boyutununihlal edilip edilmediği konusunda bir değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacaknitelikte bilgi içermemektedir. Ölümü çevreleyen koşullar, bir başka ifadeyleaskerin hangi koşullarda ateş ettiği bir değerlendirme yapılmasına imkânsağlayacak nitelikte belirlenebilmiş değildir. Bu nedenle inceleme, yaşamhakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutuna hasredilecekolup başvurucunun silahlı güç kullanımına ilişkin şikâyetleri ile başvuruyakonu olayda askerlerin silah kullanma yetkilerinin dayanağını oluşturanmevzuatın bizatihi kendisinin yaşam hakkını ihlal ettiğine ilişkin iddiasıyönünden bir değerlendirme yapılmayacaktır.
2. Kabul EdilebilirlikYönünden
64. Başvuru açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi başvurununkabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden debulunmamaktadır. O hâlde yaşam hakkının usul boyutlarının ihlal edildiğinemüteallik iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
65. Devlet, yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüneilişkin usul boyutu kapsamında doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularınınbelirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmîbir soruşturma yürütmek durumundadır (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 54).
66. Kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucu gerçekleşen ya dagerçekleştirildiği iddia edilen ölümlere ilişkin soruşturmaların etkiliolabilmesi için soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecek kişilerdenbağımsız olması gerekir. Soruşturma makamlarının sadece hiyerarşik ve kurumsalbağımsızlığı yeterli olmayıp aynı zamanda soruşturmanın da fiilen bağımsızolarak yürütülmesi gerekir (Cemil Danışman, B.No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).
67. Ceza soruşturmasının etkililiği için soruşturma makamlarınınresen ve derhâl harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumlularınbelirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri gerekir.Soruşturmada ölüm olayının nedeninin veya sorumlu kişilerin belirlenmesiimkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturma yükümlülüğüne aykırılıkoluşturabilir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri,§ 57).
68. Bununla birlikte soruşturmanın etkililiğini sağlayan en altseviyedeki inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göredeğişir. Buradaki etkililik, ilgili tüm olaylar temelinde ve soruşturmanınpratik gerçekleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu nedenlesoruşturmanın etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgarisoruşturma işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkündeğildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B.No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68).
69. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardanbiri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamudenetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşrumenfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarısağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu vediğerleri,§ 58).
70. Etkili olduğunun kabul edilebilmesi için ceza soruşturmasınınmakul bir özen ve süratle de yürütülmesi gerekir (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30). Bu husus,hukuk devletine bağlılığın sağlanması, hukuka aykırı eylemlere hoşgörü veteşvik gösterildiği görünümü verilmesinin engellenmesi yönünden birgerekliliktir.
71. Son olarak etkili bir soruşturmadan söz edilebilmesi içinsoruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm bulgularınkapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması, bunun yanı sıra sözkonusu kararın yaşam hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’nın aradığı zorunlubir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına yönelik birdeğerlendirme içermesi gerekmektedir (CemilDanışman, § 99).
72. Anılan ilkeler, hiç şüphesiz somut başvurudaki gibi ölümlesonuçlanmayan ancak yaşam hakkı kapmasında incelenmesi gereken olaylar hakkındayürütülen soruşturmalar için de geçerlidir.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
73. Olaya ilişkin soruşturmada, yukarıda Genel ilkeler bölümünde ifade edilen yaşamhakkının ihlal edildiği iddiasından haberdar olan soruşturma makamlarınınderhâl harekete geçmesi ve başvurucuların meşru menfaatlerini korumak için busürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanması konularında bireksikliğin de bulunmadığı görülmektedir. Gerçekten de başvuruya konu olaydanhaberdar olan Cumhuriyet Başsavcılığı derhâl soruşturma başlatmıştır.Soruşturma sürecinde ifadesine başvurulan başvurucu soruşturmaya katılımhususunda herhangi bir engelle karşılaşmamıştır.
74. Bununla birlikte soruşturma makamlarının bağımsızlığı,olayın tüm yönlerinin aydınlatılması ve varsa sorumluların tespit edilebilmesiiçin bütün delillerin toplanması, soruşturma makul bir özen ve süratleyürütülmesi, soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tümbulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayanması konularıyönlerinden de soruşturmanın etkililiğinin incelenmesi gerekmektedir.
75. Öncelikle kamu görevlilerinin karıştığı ölüm olaylarıylailgili soruşturmaların etkililiği için soruşturmadan sorumlu kişiler iletetkikleri yapan kişilerin olaylara karışan kişilerden yalnızca hiyerarşik yada kurumsal olarak bağımsız olması yeterli değildir. Aynı zamanda soruşturmanınuygulamadaki bağımsız ve tarafsızlığının da sağlanması gerekir. Başka birsöyleyişle anılan ilke, soruşturmanın hem hukuki hem de fiilî olarak tarafsızve bağımsızlığının sağlanmış olmasını gerektirir. Somut olayda Askerî Savcılık,olayın şüphelisi S.A.nın da dâhil olduğu sınırıkorumakla görevli askerlerin düzenlediği tutanak ile bahsedilen kişilerinbeyanlarını, doğruluğunu araştırmadan kovuşturmasızlık kararına esas almıştır.Bu nedenle başvuruya konu soruşturmanın fiilî olarak tarafsız ve bağımsızyürütülmediği sonucuna varılmıştır (benzer değerlendirme için bkz. Süleyman Göksel Yerdut[GK], B. No: 2014/788, 16/11/2017, § 61).
76. İkinci olarak başvurucu ve A.D., T.Y.ninkaybolan hayvanlarını aramak için kamyonetle yola çıktıklarını beyan etmelerinerağmen T.Y.nin ifadesi alınmamış; S.D. başvurucununkamyonetine ateş edilmesinden sonra köylüler ile askerlerin birbirine girdiğinisöylemesine (bkz. § 29) rağmen bahse konuköylülerin kim olduğu araştırılarak beyanları tespit edilmemiştir. Ayrıca olayakarışan güvenlik güçlerince başvurucunun sürücülüğünü yaptığı kamyonettensilahla ateş edildiği iddia edilmesine karşın söz konusu silahın bulunması,başvurucu ile yeğeni A.D.nin ellerinde ve yüzündeatış artığı bulunup bulunmadığının tespiti için hiçbir çaba gösterilmemiştir.Oysa anılan hususların olayın gerçekleşme koşullarının saptanması bakımındantaşıdığı önem ortadadır. Bu bakımdan olayı aydınlatabilecek ve sorumlularıntespitine yarayabilecek bütün delillerin toplandığı söylenemez.
77. Üçüncü olarak terhis olan askerlerin ifadelerinin alınmasıiçin farklı Askerî Savcılık ve Cumhuriyet Başsavcılıklarından istinabe talepedilmesi ve bazı askerlerin adreslerinin tespiti için yapılan yazışmalarnedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı ve Askerî Savcılık tarafından yürütülensoruşturmanın yaklaşık 3 yıl 3 ay 15 günlük süresi makul kabul edilebilir isede olay 15/9/2011 günü saat 04.00 sıralarında meydana gelmesine rağmen olayyeri ancak 16/9/2011 günü saat 09.00 sıralarında incelenmiş, delillerinkaybolması veya karartılması tehlikesi yaratılmıştır. Olaya karışan askerlerinilk beyanları ise olaydan iki gün sonra 17/9/2011 tarihinde alınmıştır. Buşartlar altında soruşturmanın makul bir özenle yürütülmediği sonucunavarılmıştır.
78. Son olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirkenbaşvurucudan veya olay esnasında başvurucunun yanında olan A.D.denherhangi bir ateşli silah ele geçirilemediği, başvurucunun kaçakçılık suçunedeniyle ifadesinin alınmadığı, başvurucunun kamyonetinden ateş edildiğinedair somut herhangi bir kanıtın bulunmadığı, başvurucunun kamyonete taşatılmasını gerektirir bir durumun olup olmadığı, başvurucunun işlediğidüşünülen kaçakçılık suçunun başkalarının hayatı veya vücut bütünlükleriyönünden tehlike doğurmadığı dikkate alındığında dur ihtarına uymasa bileyaşadığı köye doğru giden başvurucunun yaşamını tehlikeye düşürmeyen başkatedbirlerle de yakalanmasının mümkün olup olmadığı hususlarıdeğerlendirilmemiş; yalnızca olaya karışan askerlerce tutulan tutanaklar ve bututanaklar doğrultusunda verilen beyanlar nazara alınmıştır. Bu itibarlasoruşturmada varılan sonucun elde edilen tüm delillerin kapsamlı, nesnel vetarafsız bir analize dayandığını söylemek de mümkün değildir.
79. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvencealtına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
4. 6216 Sayılı Kanun’un50. Maddesi Yönünden
80. 30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancakyerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemez.
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
81. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancakyerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemez.
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.
...”
82. Başvurucu 10.000 TL maddi ve 80.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
83. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususundagenel ilkeler belirlenmiştir.
84. Mehmet Doğan kararında özetle uygun giderim yolunun tespitedilebilmesi için öncelikle ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiğivurgulanmıştır. Buna göre ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak içinyeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeyegönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
85. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususlarında derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
86. Mevcut başvuruda soruşturmanın fiilî olarak tarafsız vebağımsız yürütülmemesi, ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların tespitineyarayabilecek bütün delillerin toplanmaması, soruşturmanın makul bir özenleyürütülmemesi ve soruşturmada varılan sonucun elde edilen tüm delillerinkapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayanmaması nedenleriyle yaşamhakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmiştir. Buna göre ihlalinsoruşturma makamlarının işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
87. Bu durumda yaşam hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.İhlal kararının uygulanması bağlamında yapılması gereken iş, öncekikovuşturmasızlık kararının kaldırılarak ihlal kararında tespit edileneksiklikleri giderecek şekilde yeni bir soruşturma yapılmasından ibarettir.Ancak bundan, yeniden yapılacak soruşturma sonunda mutlaka kamu davası açılmasıgerektiği anlamı çıkarılmamalıdır. Yürütülecek yeni soruşturma kapsamındatoplanacak delilleri değerlendirme yetkisi şüphesiz ilgili Cumhuriyetbaşsavcılığına aittir.
88. Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden soruşturmayapılmasına karar verilmesi başvurucunun uğradığı bütün zararlarıgidermemektedir. Dolayısıyla ihlalinbütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için yaşam hakkının usul boyutununihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle ve yeniden soruşturma yapılmasısuretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net36.600 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
89. Başvurucu uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile ilgiliolarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmamıştır. Maddi tazminatahükmedilebilmesi için uğranıldığı iddia edilen maddi zarar ile tazminat talebi arasındailliyet bağı kurulması gerekir. Bu nedenle herhangi bir belge sunulmayan madditazminat talebinin reddedilmesi gerekir.
90. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL başvuru harcıve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.732,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığıkapatılması nedeniyle kararın bir örneğinin yaşam hakkı ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Çaldıran CumhuriyetBaşsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 36.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
E. 257,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.732,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.