TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NİGAR ERDEM BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9313)
Karar Tarihi: 16/7/2014
R.G. Tarih-Sayı: 16/10/2014-29147
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Şebnem NEBİOĞLU ÖNER
Başvurucu
:
Nigar ERDEM
Vekili
:
Av. Fatma Gülay GÜNER
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu boşanma davasısonrası açtığı nafakanın artırılması davasının makul sürede sonuçlandırılmamasıve dava neticesinde lehine takdir edilmiş olan nafakanın kaldırılmasına kararverilmesi nedeniyle, Anayasa’nın 10., 13., 36. ve 41. maddelerinde tanımlananhaklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle yoksun kaldığı nafakaalacaklarının kendisine ödenmesine ve uğradığı manevi zararın tazminine kararverilmesini talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 18/12/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan önincelemede başvuruların Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzeredosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 19/3/2014tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 7/4/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu 25/1/2008tarihinde Ankara 5. Aile Mahkemesinin E.2008/99 sırası üzerinde açtığı davada,davalı ile aralarındaki boşanma davası neticesinde lehine hükmedilen yoksulluknafakası ve velayetleri kendisine bırakılmış olan çocuklar için takdir edileniştirak nafakasının artırılmasını talep etmiştir.
8. Davalı eski eş tarafındanaynı esas sayılı dosya üzerinde açılan karşı dava ile yoksulluk nafakasınınkaldırılması talep edilmiştir.
9. Yargılama sırasında Ankara1. Aile Mahkemesinin E.2008/378 sırası üzerinde görülen ayrı bir davaneticesinde, müşterek çocukların velayetinin davalı babaya verilmesinehükmedilmiştir.
10. Mahkemece yapılan yargılamaneticesinde, 25/3/2009 tarih ve E2008/99, K.2009/390 sayılı karar ile, müşterekçocuklarının annede olan velayetlerinin babaya verilmiş olması ve başvurucunundosya kapsamındaki delillerden evlenme olmaksızın evli imiş gibi bir başkaşahısla birlikte yaşadığının tespit edilmesi gerekçelerine istinaden,başvurucunun davasının reddi ve davalı-karşı davacının davasının kabulüne veyoksulluk nafakasının karşı dava tarihi olan 14/2/2008 tarihinden geçerli olmaküzere kaldırılmasına hükmedilmiştir.
11. İlk derece mahkemesi kararıtemyiz edilmekle, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10/6/2013 tarih ve E.2013/8280,K.2013/9823 sayılı kararı ile onanmıştır.
12. Karar düzeltme talebi aynıDairenin 8/10/2013 tarih ve E.2013/5625, K.2013/14137 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
13. Ret kararı başvurucuvekiline 20/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve 18/12/2013 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunulmuştur.
B. İlgiliHukuk
14. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesişöyledir:
“Hâkim, yargılamanınmakul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gideryapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 16/7/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 18/12/2013 ve 2013/9313numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu, boşanma davasıneticesinde kendi lehine yoksulluk nafakası ve velayetleri kendisine verilençocuklar lehine iştirak nafakasına hükmedildiğini, belirtilen nafakalarınartırılması talebi ile açtığı davanın yargılamasının çok uzun sürdüğünü, busüreçte tedbiren ödemelerinin durdurulmasınahükmedilen nafaka alacaklarının akıbetinin yargılama süresince belirsizkaldığını ve yargılama neticesinde davasının reddedildiğini belirterek,Anayasa’nın 10., 13., 36. ve 41. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
17. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, başvurucununiddialarının incelenmesi neticesinde, iddialarının özünün makul süredeyargılanma hakkının ihlali ile yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığıiddialarına ilişkin olduğu anlaşılmakla, söz konusu iddiaların belirtilenkapsamda değerlendirilmesi uygun görülmüştür.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı iddiası
18. Başvurucu, açtığı nafakanınartırılması talepli davada, nafakanın tedbirendurdurulması ve yargılama neticesinde verilen nafakanın kaldırılması kararınınyanlış hukuki değerlendirme sonucunda verildiğini beyan ederek, adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
19. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları veincelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, … açıkçadayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
20. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bölümlerin, birmahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, birtemel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadankaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolundagözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
21. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralıfıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolundagözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılıKanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceğibelirtilmiştir.
22. Bir anayasal hakkın ihlaliiddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yenidenincelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa veKanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkinolduğu açıktır. Bu kapsamda, bireysel başvuruya konu davadaki olaylarınkanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılamasırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel biruyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adilolup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz.Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve bariz takdirhatası içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalarbireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derecemahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir takdir hatası bulunmadıkça AnayasaMahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B. No: 2012/1027,12/2/2013, §§ 25-26).
23. Başvurucu tarafından, yanlışhukuki değerlendirme yapılarak nafakanın tedbirendurdurulmasına ve yargılama sonucunda nafakanın kaldırılmasına karar verildiği,bu kapsamda hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğu belirtilmekte olup,başvurucunun belirtilen iddiasının özünün derece mahkemelerince delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına veesas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
24. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun belirtilen iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarailişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz bir takdir hatası daiçermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası
25. Başvuru dosyası kapsamından,açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun, kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
26. Başvurucu açtığı nafakanınartırılması talepli davanın beş yıldan uzun bir süre sonra sonuçlandığını veyargılamanın uzun sürmesi nedeniyle nafaka alacaklarının akıbetinin uzun sürebelirsiz kaldığını belirterek, makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
27. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasıhükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilenhakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına dagirmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanıdışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
28. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
29. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en azgiderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”
30. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsızbir mahkeme tarafından davasının makul birsüre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemehakkına sahiptir.”
31. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).
32. Makul sürede yargılanmahakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruzkalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletingerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukukiuyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılamafaaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olupolmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 40).
33. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
34. Ancak, belirtilenkriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyicideğildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespitiile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurunyargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 46).
35. Yargılama faaliyetinin makulsürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığıntürüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesigereklidir.
36. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolayda, nafakanın artırılması talebi hakkında yürütülen bir yargılamafaaliyetinin söz konusu olduğu görülmekle, 6100 sayılı Kanun’da yer alan usulhükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülüklerikonu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §49).
37. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, bu tarih somut başvuru açısından, başvuruya konu davanın açılmışolduğu 25/1/2008 tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 45). Sürenin bitiştarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sonaerme tarihi olup, davanın reddi hükmüyle sonuçlanan başvuru konusu yargılamaaçısından bu tarih Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E.2013/5625, K.2013/14137sayılı, karar düzeltme talebinin reddine dair ilam tarihi olan 8/10/2013tarihidir.
38. Davanın ikame edildiği tarihile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zamanbakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacaksüre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıçtarihinden itibaren geçen süredir.(B. No: 2012/13,2/7/2013, § 51).
39. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun boşanma davası sonucundabaşvurucu lehine takdir edilen yoksulluk nafakası ile velayetleri başvurucuyaverilen müşterek çocuklar için takdir edilen iştirak nafakalarının artırılmasıtalebi olduğu, 25/1/2008 tarihli dilekçe ile yargılamasına başlanılan süreçte,davalı tarafından karşı dava açıldığı, yargılamanın 18/7/2008 tarihlicelsesinde verilen ara karar uyarınca başvurucu için tayin edilmiş olanyoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren tedbirendurdurulmasına karar verildiği, yapılan yargılama neticesinde Mahkemece verilen25/3/2009 tarihli kararın başvurucu tarafından 13/5/2009 tarihinde temyizedilmesi üzerine dosyanın yaklaşık bir yıl sonra 12/4/2010 tarihinde temyizincelemesine gönderildiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 15/9/2009 tarihlikararı ile, müşterek çocukların velayetlerinin değiştirilmesi talebini içerenAnkara 1. Aile Mahkemesinin E.2008/378 sayılı dosyasının evraka eklenmesitalebiyle dosyanın mahalline geri çevrildiği, ilk derece mahkemesince tekrartemyiz incelemesine gönderilen dosyanın Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 24/5/2010tarihli kararı ile, müşterek çocukların velayetlerinin değiştirilmesi talebiniiçeren Ankara 1. Aile Mahkemesinin E.2008/378 sayılı dosyasına ait kararınkesinleşmesi akabinde gönderilmesi talebiyle dosyanın geri çevrildiği,velayetin değiştirilmesine ilişkin belirtilen dosyada verilen kararın 13/9/2012tarihinde kesinleştiğine dair 29/4/2013 tarihinde şerh verilmesi üzerine,başvuruya konu yargılama dosyasının temyiz incelemesi yapılmak üzere 7/5/2013tarihinde Yargıtaya gönderildiği, Yargıtay 2. HukukDairesinin 10/6/2013 tarihli onama kararı üzerine başvurucu tarafından yapılankarar düzeltme talebinin aynı Dairenin 8/10/2013 tarihli kararı ilereddedildiği ve belirtilen süreç nazara alındığında toplam beş yıl sekiz aylıkyargılama sürecinin üç yıl sekiz aylık bölümünün başka bir yargılama dosyasınailişkin kararın kesinleşmesinin beklenilmesi amacıyla geçirildiğianlaşılmaktadır.
40. Yargılama faaliyetininsüresine ilişkin değerlendirmede göz önünde bulundurulması gereken ilgilimakamların tutumu kapsamında sadece ilgili yargı makamlarının tutumu dikkatealınmayıp, Devletin kamu gücü kullanan tüm organlarına atfedilebilir birgecikme olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Yetkili makamlara atfedilecekgecikmeler, yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özeningösterilmemesinden kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyoneksikliğinden de ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin6. maddesi, hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içindekarara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarınıyerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir. Somutyargılama açısından 1. Aile Mahkemesinin E.2008/378 sayılı dosyasınınakıbetinin beklenilmesi noktasındaki takdir ilgili usul hükümleri uyarıncaderece mahkemelerine ait olmakla beraber, belirtilen dava akıbetinin üç yılsekiz aylık bir süre boyunca beklenilmesinin somut yargılamanın süresi üzerindeetkili olduğu anlaşılmaktadır.
41. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden,başvuruya konu yargılama sürecinin asliye hukuk mahkemesi nezdinde sürdüğügörülmekle, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alanyargılama faaliyetleri için geçerli genel usulihükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusuolduğu ve 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul süredeçözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.
42. 6100 sayılı Kanun’unöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati teminetmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularakmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiş olup (B.No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64), davanın mahiyetinedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanınkarmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında,somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yönbulunmadığı ve özellikle nafakanın artırılması talebine ilişkin olmasınedeniyle yargılama konusunun başvurucu açısından taşıdığı değer nazaraalındığında, söz konusu yaklaşık altı yıllık yargılama sürecinde makul olmayanbir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
43. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
44. Başvurucu, yoksun kaldığınafaka alacaklarının kendisine ödenmesini ve 10.000,00 TL manevi tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
45. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
46. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin yaklaşık altı yıllık yargılama süresi nazara alındığında,başvurucunun yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında, başvurucuya takdiren 5.400,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
47. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddiaedilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucununmaddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
48. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya 5.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucununtazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
16/7/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.