TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NİHAT DURMUŞ VE DURMUŞ OFSET GAZ. BAS. YAY. MAT. KÜL. VE SPOR ETK. VE TİC. LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5761)
Karar Tarihi: 10/5/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 29/5/2018-30435
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
YusufŞevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Derya ATAKUL
Başvurucular
:
1. Nihat DURMUŞ
2. Durmuş Ofset Gaz. Bas. Yay. Mat. Kül. ve Spor Etk. ve
Tic. Ltd. Şti.
Vekili
:
Av. Bülent AKBAY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yerel bir gazetede yayımlanan yazı dizisi nedeniylealeyhe tazminata hükmedilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/4/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvurucular tarafından yapılan 2014/5761 ve 2014/13859numaralı başvurular, aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunduğuanlaşıldığından birleştirilmiş; incelemeye 2014/5761 numaralı bireysel başvurudosyası üzerinden devam edilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
A. Arka Plan Bilgisi
10. Başvuruculardan Nihat Durmuş olayların meydana geldiğitarihte İskenderun’da yayın yapan Olay gazetesinin genel yayın yönetmenidir;Durmuş Ofset Gaz. Bas. Yay. Mat. Kül. ve Spor Etk. ve Tic. Ltd. Şti. ise sözkonusu gazetenin sahibidir. Başvurucu Nihat Durmuş aynı zamanda Durmuş OfsetGaz. Bas. Yay. Mat. Kül. ve Spor Etk. ve Tic. Ltd. Şti.nin iki kurucusundanbiridir.
11. Başvurucu Nihat Durmuş, elektronik posta hesabınagönderildiğini iddia ettiği bazı yazıları “BoncuğunMaceraları- 1, 2 ve 3” başlıkları altında gazetenin 10/8/2011,11/8/2011 ve 12/8/2011 tarihli nüshalarında ve internet sitesindeyayımlamıştır. Söz konusu yazıların içerikleri şöyledir:
"Boncuğun maceraları -1
İSKENDERUN belediyesi çok vahim ve bir o kadar da namussuzluklarladolup taşıyor.
Şu anda başkan yardımcılığı ve özel kalem müdürlüğünü yürüten E.D.denen şahsın icraatlarını yazmak ve anlatmakla bitiremem. Fakat dilimin döndüğüve aklımın yettiği kadarıyla anlatmaya çalışayım. Aslında yaptıkları akla,mantığa ve ahlaka aykırıda neyse... Bu aşağılık adam ilk geldiği andan itibarenİskenderun Belediyesi kimliğini tamamen değiştirdi ve şu anda İskenderunbelediyesinde İskenderun doğumlu olan personel sayısı parmakla dahisayılamayacak kadar az. Maalesef ki belediyemiz Altınözü, doğu kökenlikardeşlerimizle dolu. Haa onları da yadırgamış veya hor görmüş değiliz, yanlışanlaşılmasın! Ama bu kadar ihtiyacı olan memleket insanı var iken bu Allah’tanrevamı? Ve üzülerek söylüyorum ki bu adamın yaptığı bütün bu işlerden başkanbeyin haberi dahi yok... Mesela örneklendirelim, havada kalmasın iddialarımız;E.D. beyin halazade oğlu olan ve Sakarya spor tesislerinde görev yapan şahıs,değil memleket evladı olmak, İskenderun içine bir kez dahi gelmiş değil iken buadamcağızı “Antalya’dan gel sana süper bir iş ayarladım halaoğlu, ne işin varsabırak, arkanda ben varım” deyip çağırmadı mı? Aslen Trabzonlu olan ve kokasıK... fotoğrafçılığın sahibi gayet maddi durumları iyi bir bayanı hangi ahlakkuralları içinde işe aldı... Size ve tüm kamuoyunun vicdanına soruyorum, gelinve belediyenin iş çıkışını Allah rızası için izleyin zannedersiniz ki defilegelmiş... Bunların hangisi ihtiyaç sahibi Allah için biri bana açıklasın...Ayakkabısı ve çantası 500 TL olan her gün kuaföre gidip saç yaptırıp işegelenler mi? Yoksa asgari ücretle güvenlik görevlisi olarak çalışan aslındadükkânları olan ve sadece sigortam burada gözüksün, zaten işlerin başında ailemvar diyip sıfır kilometre araçlarla işe gelen personeller mi? Bunlar vicdanmeselesi kardeşim vicdan... Hani nerde kaldı doğmamış çocuğun hakkı??? Gelelimbu herifin ahlak dışı hareketlerine; belediyede geldiği ilk günden beridamızlık aygır gibi ortalarda dolaştı ve kendine aciz bayanlar baktı... Venitekim de buldu... Öncelikle kendine sekreter yaptığı ve şu anda halklailişkilerde çalışan E... hanımla ilişki yaşadı. Sonra eski halkla ilişkilerpersoneli ve şimdi başkan yardımcısı sekreteri S... hanımla ilişkisine devametti... Ve bu ahlaksız bayanların da bir birbirlerinden haberleri olduğu ve buadamın evli olduğunu ve kendilerinden büyük kızları olduğunu bildikleri haldeilişkilerine devam etmiş olmaları da cabası... Bu iğrençlik Ankara’daki HatayGünlerinde hat safhaya ulaştı... Malum yerdeki otel odasında bu iki bayan E.D.bey ve şu andaki mezarlık müdürü, alkol alıp şişe çevirmece oynadılar... İ.beyle E. Hanım, E. Beyle de S. hanım çıktı... Sabahın ilk saatlerine kadarsürdükten sonra tekrar ayrı odalara girdiler ve bu günlerce sürdü... Sonrasındaişte o Ankara dönüşü malum kaza oldu... E.D. beyin şahsi aracı olan mavi renkaraçla Konya yolunda ilerlerken S. hanım uygunsuz bir harekette bulundu ve E.D.bey şehvete gelmiş olacak ki aracın hâkimiyetini kaybedip şarampole uçtu... Vebu olay herkesten saklandı... Sonra belediyede S. hanımın odasına sadece E.D.beyin odasından aranabilen ve numarasını kimsenin bilmediği direkt hatçekildi... Ve bu hatla ne yaptıkları malum... Başkan makamdan çıktıktan hemensonraları bu hattan S. hanım çağırıldı ve elinde dosya ile kapılar kilitlenipgüvenlik görevlisi koyuldu kapının önüne ve kim sorarsa sorsun E.D. bey özelgörüşmede içeri girmek yasak denildi... Sonrasında belediye imar müdürlüğündegörevli T. hanım belediye personel müdürü tarafından taciz iddialarına konu olduğuiçin dış birime sürüldü... Ve E.D. beyle sıkı pazarlıklar yapıldıktan sonraE.D. beyin üstün gayretleri doğrultusunda aynı birime göreve geldi... Burayakadar her şey normal değil mi?... Fakat bu geliş öyle bir geliş ki bu T.hanımın erkek arkadaşının belediyemiz yükseltme istasyonlarının birininkarşısında bir evi var... Bir de ne görelim E.D. bey ve S. hanım oradabuluşuyor ve hasret gideriyormuş... Öyle akıllı olduğunu sanıyor ki bu adamsiyah renk makam aracı ile hallediyor bu işlerini... Önce makam aracı bayanlarıalıyor kuaföre götürüyor, sonrada malum mekâna, sonrasında E.D. bey geliyorastsolis olarak... Bu bayanların kılık kıyafetlerini başkanlık özel kalemgiderlerinden karşılamakta ve yerine muhtelif faturalar ayarlamaktadır... Bütünbunlarda yetmezmiş gibi emrinde bulunan ve canının çektiği bayanlara veözellikle dul olanlar tercih edilir bu arada... Ahlaksız teklifler size kadrovericem ev açıcam hayatınız kurtulacak deyip cezbetme çalışmaları yapmakta...Ve hatta bir bayana sen iste eşimden boşanır seni alırım, yeter ki he de banademektedir... Bu bayanlar karşı geldiklerinde ise ayağını denk al, benimolmazsan sana burada ekmek yok demekte... Velhasıl kelam daha anlatmakla bitmezdemiştim ya bitmiyor işte... Ağzımı daha fazla bu iğrenç adamla kirletmekistemiyorum. Not: boncuğun serüvenleri 14 bölümden oluşuyor”
"Boncuğun Maceraları (2)
Belediyede Cinsel Taciz Yaygın Ama DileGetirilmiyor!
Doğru, tacizin çok değişik, dar ve geniştanımları var. Çok basite indirgeyebiliriz aslında. Tacizde önemli olan unsurrızanın varlığıdır. Eğer kadın açısından istenen bir davranışsa, yani kadınınrızası varsa taciz oluşturmuyor zaten. Gerçi bana göre hiyerarşik ilişkilerderıza aranmamalı diyorum. Çünkü iş yerindeki hiyerarşik ilişkilerde kadın hayırdiyebilecek konumda değil. Cinsel taciz amirden geliyorsa, kadın dışarıdakiilişkilerinde olduğu kadar kolay hayır diyemiyor. Çoğumuz, büyük bir arenadadövüşen gladyatörleri kendilerinden geçerek izleyen eski Romalılar gibiseyrediyoruz bu olayları. Bir süre önce üç bayanın çırpınış sesleri de oarenanın tribünlerinden yükselen vahşi bağırışlar içinde kaybolup gittineticede. Herkes boncuğun sapıklıklarını ve tacizcilerinin çoğaldığındanbahsediyorlar.Gazetelerde köşe yazarları da Tacizci boncuk ve müdavimlerininhaberlerini köşelerinde büyük bir hınçla veriyor..ama düşünmedenedemiyorum,bütün kabahat ve suç tacizcilerin midir.!Boncuğu saptıranların veonun tacizine maruz kalanların hiç mi suçu yok diye de düşünmüyor değilizhani..! Kadın için istediği gibi giyinmek serbest.İstediği gibi soyunmaktaserbest.İstediği gibi açmakta özgür.Onlar istediği gibi edep yerlerini açsa dahakkı yok ki boncuğun ve boncuk gibilerin sapıtmaya.Sapıtırsa Türk Ceza kanunuve yerel medya onu en ağır şekilde cezalandıracaktır.Yedi yıla kadar hapiscezası alacaktır.Çünkü kadının bedenine koruma kanunları var.Çünkü kadınınsoyunma ve hayasızlaşma hakkı var.Ama erkeğin sapıtma şehvetlenme ve bakma vedokunma hakkı yok.Bunları yaparsa tacizci olur,sapık olur, manyak olur.Kadınistediği gibi açacak saçacak ve dağıtacak ama boncuklar,uçkuruna şehvetine veeline hakim olacak.Yani boncuk ya gidip hadım olacak,boncukluğunu kaldıracak.Hormonlarını bozacak ve kadınlara karşı şehvet durmayacak.Yada cezasınıçekecek.alışkanlık yapan boncuk, kadınları taciz etmesin diye hadım edilse ozaman belediye boncuksuz ne yapar...? Boncuğun sapıtması evet hem kusur ve hemhata ama acaba kadının zafiyeti ile soyunmasını ve boncuğun ve yandaşlarınıniştahlarını açmasını neden normal görüyorlar. Sadece kadının hakkını gözetipboncuk gibi boncukları itham edip hapse mahkum ediyorlar. Neden açık açıkkadınlara yapılan taciz ve tecavüzler örtülü bayanlara karşı icra edilmiyor.Neden örtülü bayanlara karşı böyle şeylere cesaret edilmiyor. Neden sadeceçıplak ve hayasız kadınlar tacize uğruyor.Hiç mi bu çıplakların suçu yok.Bütünkabahat boncuk ve dostlarının mı? Saptıranların hiç mi suçu yok. Yok öyleyağma.Rüzgar varsa yaprak kımıldayacak.bataklık varsa sinek olacak.çıplaklıkvarsa şehvet olacak ve arzular kabaracak.Çünkü kadın ile erkek arasındaki enmühim şeylerden birisi cinselliktir. Boncuk ve muridleri kadınların hallerindenetkilenirler. Onların giyim tavır hareketleri ve edaları etkiler. Etkilemesindiyenler o zaman bütün milleti hadım etsinler kadınlarda istediği gibi anadanüryan gezsinler. Hayalarını yırtsınlar. Bakın, bizde çıplaklara ve hayasızkadınlara saldırıp ve tecavüz edenlere sapık diyorlar ve hapislerdesüründürüyorlarken, başka ülkelerde ise çıplaklık yasaklanıyor. Düşük beller yasaklanıyor.Bizde ise teşvik edilmeye milleti sapıttırmaya çalışılıyor. Şu gerçekunutulmamalıdır ki ; Kendisini çıplaklıkla ucuza satmak kadına kargetirmez.İnsanların uçkurlarına hizmet edecek bir tarz giyim ve davranışkendine saygısı olan bir kadını alçaltır.. ÇIPLAK BİR KADIN YA DA FOTOĞRAFINIGÖREN BONCUĞUN AKLI TAVAN YAPIYOR, hemen il dışı iş gezisi proğramı yapıyor..Hooop otel odasına.... Kadınları haklı bulup boncuğu suçlamak ve hapse mahkumetmek zulümdür. Adaletsizliktir. Boncuğu mahkum ettiğiniz gibi saptıranları damahkum edin. Siz kadınları haklı görürken o kadınları o taciz günü giydiklerielbiselere göre yargılayın bakalım suçun ne kadarı onlarda olacaktır.Bu adaletiİtalya da icra etmişler.Tacize uğrayan bayana demişler.Tacize uğradığın günnasıl elbise giymişsen o elbiselerle gel mahkemeye.. Kadın mahkeme günü geldiğizaman giydiği elbiseler yüksek oranda tahrik unsuru taşıdığı için erkeğincezası hafifletilmiştir. Onlar görmüşler ki, sadece kusur ve kabahat boncuğundeğildir. Kadının da suçu vardır. Kadın öyle istediği gibi giyemez. Düşününerkekler anadan üryan sokaklarda gezseler sapık olurlar. Ama kadınlar iseanadan üryan gezince çağdaş oluyorlar. Böyle bir çarpık anlayış var iştedünyada. Erkeğe haram ama kadına helal çıplak gezmek! Unutmayalım ki, evet buhatunlar, unsuru kendileri yaratmış olabilir ancak biz, boncuğun tacizlerine vetecavüzlerine sessiz kalmakta haksız taraf olmaktır...diyoruz. Bir Padişahsahneye çıkıp soytarılık yapsa, yarım dakika beceremez, foyası ortaya çıkar. Amabir soytarı, kimseye hissettirmeden yıllarca padişahlık koltuğundaoturabilir... Not: boncuğun maceraları 14 bölümden oluşuyor"
"Boncuğun maceraları (3)
Belediyede Taciz Manzaraları...
İskenderun’un namusunu temizledik.”Şşşt başkan, sen önce belediyeninnamusunu temizle tacizler, odalara tek hat özel telefon çekmeler, saatler sürenözel oda görüşmeleri (üstelikte kapıya garibimin birini kimse girmesin özelgörüşme var diye verilen bir emirle kapıya dikip) kapalı kapılar ardındabelediyenin namusunu temizlediğinizden hiç şüphemiz yok. Belediyede rezalet dizboyu, kimin eli kimin cebinde belli değil... Birde gururla göğsünüzü şişirerekbelediyenin borcunu temizledik diye açıklama yapıyorsunuz.. İyi ya borcunuznamus borcu, namusunuzu da AKLINIZIN YETTİĞİNCE temizlemişsiniz, borç yokmuşaman ne güzel...Ahh ne alaa mualla...laleler, laleler.... TEHDİT KORKUSU...Belediyedeki cinsel taciz olaylarını araştırmak için aylarımızı verdik ve debaşardık belediyede kapalı kapılar arkasında dönen olaylar bu güne kadarrüyamda dahi görsem inanamayacağım tarzdan olaylardır, gördüklerimiz veduyduklarımız karşısında şaşkına döndüğümüzü de itiraf edelim. E.D.ninyaptıkları yetmezmiş gibi birde başkanın özel koruması ve E. hanım özel kalemmüdürü E.D.nin odasında basılıyorlar ama personel korktuğu için kimseye bir şeydiyemiyor ve sus-pus oluyorlar ve yine bu zorba takımın yaptıkları yanlarınakar kalıyor. E. hanım dul bir çocuk annesi ve mütevazi, fakir tek odalı birevde ailesi (anne ve babası) ile güçlükler içerisinde yaşamını idame ettirenkendi ekmeği peşinde mücadelesini sürdüren bir bayandır. karşı çıksa işindenolacak çıkmasa namus elden gidiyor anlayacağınız iki ucu b...klu değnek.. Netarafından tutarsa tutsun eli illaki kirlenecek... Benzeri daha bir çok E.hanımgibi çaresiz ve yalnız hayat mücadelesi veren insanlar var ama sesleriniçıkartamıyorlar çünkü işsizlik almış başını gidiyor... Marabaların tek korkusukalem efendileri tarafından ya işten atılırlarsa..!!!! (Ki bizlerde çoğukereler sözelde olsa şahit olduk..) Bakın arkadaşlar, yalnız değilsiniz...Bizler sizlerin yaşadığı birçok olayların yakinen takipçisiyiz.. ‘ARTIK BALTUTAN PARMAĞINI YALAYAMAYACAK.....!!!’ Belediyede bu devir bitmeli ve bitecek..Aloo Yanmayan Bilmez..mişş diyorlar... Üç tane köstebek bir gün bir ateşgörmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci köstebekateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanınagelmiş ve: -Bu ateş aydınlatıcı bir şey!, demiş.. İkinci köstebek bununlayetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış veısındığını hissetmiş; Demiş ki: -Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey! Sonuncuköstebek(E.D.)daha da çok şey öğrenmek, arkadaşlarının yaşadıklarına rağmen hiçgözü doymamış daha da çok şey yaşamak istiyormuş. Biraz yaklaşmış,aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz dahayaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamenyanan köstebek "poff !" diye ortadan kayboluvermiş. Ateşin gerçektenne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geriye dönüp öğrendiklerini kimseleresöyleyememiş;Çünkü, “O” ateşin içinde kaybolmuş ve bir şeyi, ancak içindekaybolan bilebilirmiş!... "
B. Birinci Dava
12. Olayların meydana geldiği tarihte İskenderun Belediye BaşkanYardımcısı M.E.D.; başvuruya konu yazılarda geçen E.D. isimli şahsın kendisiolduğu, kendisine gerçek dışı beyanlara dayanılarak ve tahkir içeren sözlerlehakaret edildiği iddiasıyla başvurucular aleyhine tazminat davası açmıştır.
13. İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılamadaMahkeme 21/9/2012 tarihli 3. celsede davanın geldiği aşama ve delillerigözönünde bulundurarak davalı tarafın tanık dinlenmesine ilişkin talebininreddine karar vermiştir.
14. Mahkeme 21/9/2012 tarihinde davanın kısmen kabulüne kararvermiştir. Mahkeme, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile manevi tazminatınzenginleşmeye neden olmayacak şekilde belirlenmesi kriterini de gözönündebulundurarak başvurucular aleyhine müştereken 10.000 TL manevi tazminatahükmetmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde"Boncuğun Maceraları" yazı dizisi içeriğinde "Şu anda başkan yardımcılığı ve özel kalemmüdürlüğünü yürüten E.D." sözü ile hakkında haber yapılankişinin haberin yayımlandığı tarihte İskenderun belediye başkan yardımcılığı görevindebulunan davacı olduğunun anlaşıldığı ifade edilmiştir. Mahkeme kararında;yayımlanan haberlerdeki "damızlıkaygır", "ahlaksız","iğrenç adam" gibiifadelerin ölçüsüz şekilde karalayıcı, kışkırtıcı ve suçlayıcı olduğu, ağıreleştiri sınırını aştığı, kişiyi halk arasında küçük düşürdüğü ve bu ifadelerinkişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
15. Karar, başvurucular tarafından temyiz edilmiştir.Başvurucular temyiz dilekçesinde; haberlerin güncel, görünür gerçekliğe uygunve toplumsal meselelere ilişkin olduğunu savunmuşlardır. Dilekçe ile ekibelgelerin incelenmesinden haberlerde yer alan isnatların doğruluğu ile ilgilibir kanıt sunulmadığı gibi ilk derece mahkemesi tarafından tanık dinletmetaleplerinin reddine ilişkin bir şikâyette de bulunulmadığı tespit edilmiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 5/6/2014 tarihli ilamıyla hükmün onanmasına kararvermiştir.
16. Yargıtay ilamı başvuruculara 25/7/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
17. Başvurucular 19/8/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
C. İkinci Dava
18. Diğer taraftan "BoncuğunMaceraları (3)" başlıklı yazıda "başkanın özel koruması" sıfatıylakendisinden bahsedildiğini iddia eden İ.B., hakkında kullanılan ifadelernedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek başvuruculardanNihat Durmuş aleyhine manevi tazminat davası açmıştır.
19. İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 18/1/2013 tarihindedavanın kısmen kabulü ile başvurucu Nihat Durmuş aleyhine 6.000 TL manevitazminata hükmetmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde; davacının BelediyeBaşkanı'nın özel koruması olarak görev yaptığının, Başkan'ın başkaca birkorumasının bulunmadığının, dolayısıyla yazıda Başkan'ın özel koruması olarakbahsedilen kişinin davacı olduğunun tespit edildiği ifade edilmiştir. Kararda;davacı hakkında kullanılan ifadelerin ölçüsüz şekilde karalayıcı, kışkırtıcı vesuçlayıcı olduğu, ağır eleştiri sınırını aştığı ve kişilik haklarına saldırıniteliğinde olduğu belirtilmiştir.
20. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 20/2/2014tarihli ilamıyla hükmün onanmasına karar vermiştir.
21. Yargıtay ilamı başvurucuya 27/3/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
22. Başvurucu 25/4/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
23. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” kenar başlıklı 49. maddesişöyledir:
“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasınazarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlakaaykırı bir fiillebaşkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekleyükümlüdür.”
B. Uluslararası Hukuk
1. İfade Özgürlüğünün Demokratik ToplumdakiÖnemi
24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ifade özgürlüğü,demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardandır. AİHM ifadeözgürlüğüne ilişkin kararlarında, ifade özgürlüğünün toplumun ilerlemesi vebireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini teşkil ettiğiniyinelemektedir. AİHM'e göre 10. maddenin ikinci paragrafı saklı tutulmak üzereifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisizkabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil incitici,şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Bu,yokluğu hâlinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimizçoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. AİHM, 10. maddedegüvence altına alınan bu hakkın bazı istisnalara tabi olduğunu ancak buistisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasının ikna ediciolması gerektiğini vurgulamıştır (Handyside/BirleşikKrallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49; Von Hannover/Almanya (No. 2) [BD], B. No: 40660/08 ve60641/08, 7/2/2012, § 101).
25. AİHM, demokratik bir toplumda basının oynadığı temel rolünaltını birçok kez çizmiştir. AİHM'e göre basının görev ve sorumluluklarınınbilincinde olarak kamu yararını ilgilendiren her konuyu iletme görevi vardır.AİHM, basının böyle konularda bilgi ve fikir yaymadan ibaret olan görevine kamununbu fikir ve bilgileri alma hakkı eklendiğini hatırlatmıştır. AİHM’e göre bugörevi olmasa basın, vazgeçilmez kamusal “gözetleyici” (watchdog) rolünü oynayamaz (Bladet Tromsø ve Stensaas/Norveç [BD], B. No: 21980/93, 20/5/1999,§§ 59, 62;Pedersen ve Baadsgaard/Danimarka[BD], B. No: 49017/99, 17/12/2004, § 71; VonHannover/Almanya (No. 2), § 102).
26. AİHM, Radio France/Fransa (B. No: 53984/00,30/3/2004, § 37) kararında basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakınilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve hattakışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini belirtmiştir:
"Mahkeme "görev vesorumluluklar"ın, ifade özgürlüğünün doğasından kaynaklandığını yineler.10. madde tarafından kamusal yararlara ilişkin meselelerin aktarılmasıiçingazetecilere sağlanan güvencenin şartı, gazetecilik etiğine uygunolarakonların kesin ve güvenilir bilgi sağlamak konusunda iyi niyet sahibiolmalarıdır (örneğin bkz.Bladet Tromsø and Stensaas/Norveç, § 65;Colombani vediğerleri/FransaB. No: 51279/99,25/06/2002, §65).Ne var ki basın özgürlüğü belli dereceye kadar abartmaya hatta kışkırtmaya(provocation) izin verir (bkz. özellikle, Bladet Tromsø and Stensaas/Norveç, §59)..."
2. İfade Özgürlüğü ve İtibarın Korunmasınıİsteme Hakkı Arasındaki İlişki
27. AİHM, kamuya mal olmuş kişilerin şöhret ve itibarı ile ifadeözgürlüğünün çatışması hâlinde 10. maddenin (2) numaralı fıkrasında yer alan"başkalarının... haklarınınkorunması" ifadesine müracaat etmektedir. AİHM Büyük Dairesi7/2/2012 tarihinde verdiği iki kararda -VonHannover/Almanya (2) ve AxelSpringer AG/Almanya [BD], B. No:39954/08, 7/2/2012- ifade hürriyeti ve özel hayata saygıhakkının dengelenmesinde kullanılan ilkeleri sistematik olarak açıklamış veuygulamıştır. Bunlar ifade özgürlüğüne konu açıklamanın kamu yararına ilişkinbir tartışmaya sağladığı katkı (VonHannover/Almanya (2), § 109) ilgili kişinin tanınırlığı, toplumdakirolü ve işlevi ile yazıya konu olan faaliyetin niteliği, haber veya makaleninkonusu (Von Hannover/Almanya (2), §110; Von Hannover/Almanya, B.No:59320/00, 24/9/2004, §§ 63-66; kamu tarafından tanınan kişiler içinkorumanın daha esnek olacağına ilişkin bir karar için bkz. Minelli/İsviçre (k.k.), B. No: 14991/02,24/6/2005), ilgili kişinin daha önceki davranışları (Von Hannover/Almanya (2), § 111), yayının içeriği, şekli veetkileri (Von Hannover/Almanya (2), §112), bilgilerin elde edilme koşulları ve gerçekliği (Axel Springer AG/Almanya, § 93; Von Hannover/Almanya (2), § 113) ve uygulanan yaptırımın niteliğidir(Axel Springer AG/Almanya, § 95).
3. Kamu Görevlilerininİtibar Hakkının Korunması
28. AİHM yakın tarihli Jalbă/Romanya(B. No: 43912/10, 18/2/2014) kararında bir kamu görevlisinin itibarınınyeterince korunmamış olması nedeniyle ihlal kararı vermiştir.
i. Başvurucu, Galati Belediye Başkanlığında teknik biriminbaşkanı olarak görev yapmaktadır. 11/4/2008 tarihinde yerel online bir gazeteolan Antidotul’da gazeteci I.G. “BelediyeBaşkanlığında iki kurnaz Galati’deki maxi-taxi mafyasını koruyor”başlıklı bir makale yayımlamıştır. Bu başlığın altında başvurucunun fotoğrafınaşu ifadelerle birlikte yer verilmiştir:“Enayiler Jalba’yı boşuna şikâyet ediyorlar.” Makale, başvurucunundaha önce Belediyede ulaştırma müdürü olduğu bilgisinin verilmesiylebaşlamıştır. Daha sonra gazeteci, gerçek olduğunu iddia ederek bir dizi olayaktarmıştır. Gazeteciye göre başvurucunun halefinin oğlu bölgede bulunanmaxi-taxi ulaşım sağlayıcılarının en büyük şirketlerinden biri olan S.Şirketinde müdür olarak istihdam edilmiştir ve bu, tesadüf değildir. Bununamacı Şirketin yoldaki güvenliğini ve kârlılığını garanti altına almaktır.Ayrıca başvurucunun bu tür sinsi işlerde yer alan eski bir tilki olduğu vemaxi-taxi güzergâhında faaliyet yapan birçok aracın sahibi olduğubelirtilmiştir. Son olarak başvurucunun ulaşım hizmetlerinin gelişimiyle değilbanka hesaplarını doldurmakla meşgul olduğu gibi kimi iddialarda bulunulmuştur.
ii. Başvurucunun açtığı tazminat davası ilk derece mahkemesincekabul edilmesine rağmen Bölge Mahkemesi tarafından bu karar, gazetede yer alanifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında yer aldığı gerekçesiyle bozulmuştur.Ayrıca başvurucunun iftira dolayısıyla ceza davası açılması gerektiği yönündekişikâyeti de iftiranın ceza hukuku kapsamında suç olmaktan çıkarıldığıgerekçesiyle yerel Savcılık tarafından kabul edilmemiştir.
iii. AİHM, olgu isnadı ve değer yargılarının ifade edilmesiarasında ayrım yapılması gerektiğini ifade etmiştir. AİHM, Galati BölgeMahkemesinden farklı olarak bu davadaki iddiaları değer yargısı olarakgörmemiştir. AİHM, kamu görevlilerinin katlanmaları gereken eleştiri marjınınsıradan vatandaşlara göre daha geniş olduğunu ancak bu olayda başvurucuyayönelik yolsuzluk ve hukuksuzluk iddialarının onun performansını etkileyebileceğinibelirtmiştir. Yargılamalar esnasında iddiaların doğruluğuna ilişkin bir kanıtsunulmamış, mahkemelerin de bu yönde bir tespiti olmamıştır. AİHM'e göremakaledeki ifadeler kabul edilebilir sınırları aşmıştır. AİHM,gazetecinin ifadeözgürlüğünün başvurucunun itibarının korunmasına nazaran ağır bastığıyla ilgiliolarak Bölge Mahkemesinin ileri sürdüğü gerekçelerin yetersiz olduğuna veAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesinin ihlal edildiğinekarar vermiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 10/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
30. Başvurucular; güncel, kamu yararını ilgilendiren, belirlibir şahsa yönelik olarak kaleme alınmayan, isim ve makam bildirilmeksizinyayımlamış oldukları haberlerden dolayı tazminata mahkûm edilmelerininAnayasa’nın 26., 27. ve 28. maddelerinde korunan basın özgürlüğünü ihlalettiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, Belediye Başkan Yardımcısıtarafından aleyhlerine açılan davada ayrıca yerel mahkemece delillertoplanmadan, husumet itirazları dikkate alınmadan, tarafların sosyal veekonomik durum araştırmasının sonucu beklenmeden ve olaya ilişkin tanıklardinlenilmeden esasa yönelik karar verilmesinin ise Anayasa’nın 36. maddesindekoruma altına alınan adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini iddia etmişlerdir.
31. Bakanlık görüşünde, başvurucuların basın özgürlüğünün ihlaledildiği iddialarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi ile AİHM'in ifade vebasın özgürlükleri ile itibar hakkının dengelendiği bir dizi kararızikredilmiştir. Bakanlık; başvurucuların diğer şikâyetlerinin delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının uygulanması ve derece mahkemelerininuyuşmazlığa getirdiği çözümün adil olmamasına yönelik olduğunu, bu şikâyetlerleilgili görüş sunulmayacağını bildirmiştir.
32. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında esasitibarıyla başvuru dilekçelerindeki iddialarını yinelemişlerdir.
B. Değerlendirme
33. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26.maddesinin ve “Basın hürriyeti” kenarbaşlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“(26) Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yaymahakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veyafikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, ...başkalarının şöhret veya haklarının, ... korunması ... amaçlarıylasınırlanabilir.
…
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.
(28) “Basın hürdür, sansür edilemez…
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerinisağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır…”
34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının Anayasa'nın 26. ve28 maddeleri kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
36. Gazetede yayımlanan yazı dizisi nedeniyle Belediye BaşkanYardımcısı tarafından açılan davada başvurucuların müştereken 10.000 TL manevitazminat ödemelerine karar verilmiştir. Yine Belediye Başkanı'nın özel korumasıtarafından açılan davada başvurucu Nihat Durmuş'un 6.000 TL manevi tazminat ödemesinekarar verilmiştir. Söz konusu mahkeme kararları ile başvurucuların ifade vebasın özgürlüklerine yönelik bir müdahalede bulunulduğu belirlenmiştir.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
37. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak vehürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratiktoplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
38. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme,Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden birveya daha fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
39. Yapılan değerlendirmeler neticesinde 6098 sayılı Kanun’un49. maddesinin “kanunla sınırlama” ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
40. Başvurucuların davacılara manevi tazminat ödemelerine kararverilmesinin "başkalarının şöhret veya haklarının korunması"nayönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucunavarılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
(a) Demokratik ToplumDüzeninin Gerekleri Kavramı
41. Anayasa Mahkemesi daha önce pek çok kez "demokratiktoplum düzeninin gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğiniaçıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, birtoplumsal ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğindeolmalıdır (Bekir Coşkun [GK], B.No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet AliAydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerinin böyle bir ihtiyacın bulunupbulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancakbu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir.
(b) Ölçülülük
42. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi birsınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğindeolup olmadığının da incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No:2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir Coşkun §§53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Tansel Çölaşan, §§ 54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72).
(c) İfade ÖzgürlüğününDemokratik Toplumdaki Önemi
43. Anayasa Mahkemesi; daha önce pek çok kez Anayasa'nın 26.maddesinde yer alan ifade özgürlüğü ile Anayasa'nın 28. maddesinde yer alanbasın özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olduğunu,toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardanbirini oluşturduğunu ifade etmiştir (MehmetAli Aydın, § 69; Bekir Coşkun,§§ 34-36).
44. Anayasa’nın “Düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesine göreherkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başınaveya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmîmakamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermekserbestliğini de kapsar. Anılan maddede ifade özgürlüğünün kullanımındabaşvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim veya başka yollar” olarak ifadeedilmiş ve “başka yollar” ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal korumaaltında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın,B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 43).
45. İfade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerli vedemokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (BekirCoşkun, §§ 34-36). Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir vetutumların iletilmesi ve bunlara ilişkin bir kanaat oluşturması için en iyiaraçlardan birini sağladığı açıktır (İlhanCihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63).
(d) Başkalarının Şöhretveya Haklarının Korunması
46. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifadeözgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünükullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de başkalarınınşöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişiselkimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17.maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), § 44). Devlet, bireyinşeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerinsaldırılarını önlemekle yükümlüdür (NilgünHalloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; Adnan Oktar (3), B.No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; BekirCoşkun, § 45; Önder Balıkçı,B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 44).
47. Buna ilave olarak Anayasa Mahkemesi; siyasetçilerin,kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleriişlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını vebunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zamanvurgulamıştır(Siyasetçilerle ilgili bir karar için bkz. Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503,27/10/2015, § 58; kamusal yetki kullanan görevlilerle ilgili bir karar için bkz.Nilgün Halloran, § 45; tanınanbir Cumhuriyet başsavcısı ile ilgili bir karar için bkz. İlhan Cihaner (2), § 82; tanınan vesiyasete hazırlanan bir kamu görevlisi ile ilgili bir karar için bkz. Önder Balıkçı, § 42).
(e) Basının Ödev veSorumlulukları
48. Demokratik bir toplumda basına, siyasetçileri ve kamugörevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmaklabirlikte Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri tamamen sınırsız bir ifadeözgürlüğünü garanti etmemiştir. Anayasa'nın 12. maddesinin "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesineve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder."biçimindeki ikinci fıkrası, kişilerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetlerikullanırken ödev ve sorumluluklarına da gönderme yapmaktadır. 26. maddeninikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğününkullanımına basın için de geçerli olan bazı "görev ve sorumluluklar"getirmektedir (Basının görev ve sorumluluklarına ilişkin bir karar için bkz. Orhan Pala, B. No: 2014/2983, 15/2/2017, §46; Erdem Gül ve Can Dündar [GK],B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 89; R.V.Y.A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67; Önder Balıkçı, § 43).
49. Bu görev ve sorumluluklar "başkalarının şöhret vehaklarına" zarar gelme ihtimalinin bulunduğu ve özellikle adı verilen birşahsın itibarının söz konusu olduğu durumlarda özel önem arz eder. Medyanınözel şahıslar hakkında hakaret nitelikli olgusal beyanların doğruluğunusoruşturma yükümlülüğünün derecesi tespit edilirken gözönüne alınması gerekenkoşullar şu şekilde sıralanabilir: Söz konusu hakaretin niteliği ve derecesi,haber kaynaklarının söz konusu iddialar bakımından makul olarak güvenilir olupolmadığı ve gazetecilerin doğru ve güvenilir bilgiler sunmak için iyi niyetçerçevesinde hareket edip etmedikleridir (OrhanPala, § 47).
50. Basın özgürlüğü ilgililerin meslek ahlakına saygıgöstermelerini, doğru ve güvenilir bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarakhareket etmelerini zorunlu kılmaktadır. Kötü niyetli olarak gerçeğinçarpıtılması bazen kabul edilebilir eleştiri sınırlarını aşabilir. Dolayısıylahaber verme görevi zorunlu olarak ödev ve sorumluluklar ile basınkuruluşlarının kendiliğinden uymaları gereken sınırlar içermektedir (Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş.[GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 42, 43; KadirSağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 53, 54; İlhan Cihaner (2), §§ 60, 61). Bu itibarlaözel kişilere kara çalma niteliğindeki olgusal iddialar araştırılmamışsa ifadehürriyetinin izin verilen sınırlarının aşılmış olduğundan bahsedilebilir (Orhan Pala, § 48).
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
51. Eldeki başvurunun çözümlenmesinde gözönünde tutulmasıgereken ilk hususdavacıların toplumsal konumlarıdır. Kişilik haklarınasaldırıda bulunulduğu gerekçesiyle başvurucular aleyhine tazminat davasıaçanlar, yazı dizisinde hakkında oldukça fazla sayıda itham bulunan BelediyeBaşkan Yardımcısı ile Belediye Başkanı'nın özel korumasıdır. Belediye BaşkanYardımcısı kamusal yetki kullanan üst düzey kamu görevlisi iken BelediyeBaşkanı'nın özel koruması bir polis memurudur. Her iki davacı için de kabuledilebilir eleştiri sınırları, sıradan bir kimse ile karşılaştırıldığında dahageniş olmakla birlikte üst düzey bir kamu görevi icra etmeyen polis memurununitibara yönelik daha geniş bir korumadan yararlanacağı ortadadır.
52. Gözönüne alınması gereken ikinci husus ise yazı dizisininkonusudur. Yazı dizisi, başta Belediye Başkan Yardımcısı olmak üzere İskenderunBelediyesinde çalışan bazı personel arasında ve bir kısmı Belediye çatısıaltında yaşandığı iddia edilen mahrem ilişkilere yönelik ayrıntılıanlatımlardan oluşmaktadır. Yazılarda cinsel tacizin Belediyede yaygın olduğuileri sürülerek olaylara karıştığı iddia edilen kişiler, kimlikleri tespitedilebilecek şekilde anlatılmaktadır. Bundan başka Belediye BaşkanYardımcısı'nın Belediyede işe alımlarda taraflı tutum sergilediği vetanıdıklarına öncelik verdiği ileri sürülmektedir. Gerek dile getirileniddialar gerek gerçekleştiği iddia edilen olayların meydana geldiği yerinçoğunlukla kamusal alan olması dikkate alındığında şikâyet konusu yazıların birölçüde genel yarar nitelikli bir tartışmaya katkı sunduğu kabul edilebilir.
53. Bununla birlikte başvurucuların iddialarının kamusal yetkikullanan görevlilere yönelik olduğu ve iddiaların yoğunluğu ile önem derecesidikkate alındığında bu iddiaların Belediye yönetimine olan kamu güvenine zararverme ihtimali oldukça yüksektir. Toplumsal sorunların çözümünde özelliklekamusal yetki kullanan üst düzey görevliler, bulundukları bölgede kamunungüvenine sahip olmalıdırlar. Bu sebeple anılan kişileri ve özel alanlarınıasılsız suçlamalardan korumak devletin görevlerindendir (A.H.Ö. ve L.D., B. No: 2013/3496,6/1/2016, § 43). Basının da özellikle kişilerin mahrem alanını da ilgilendirenkonularda sorumluluk bilinci ile hareket etmesi şarttır. Bu bağlamda geniş halkkitlelerinin düşünce ve kanaatleri üzerinde etki yapan ve onları hareketegeçirebilen basının basın etik kurallarına uyması, bireylerin hak veözgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınması gerekir (Emin Aydın, § 47).
54. Somut başvuruda yazı dizisinde yer alan iddiaların birkısmının değer yargısı içerdiği görülmekle birlikte yazıların bütünüincelendiğinde şeref ve itibara yönelik saldırı bakımından esaslı sorunuolgusal ve kanıta duyarlı iddiaların oluşturduğu görülmektedir. Değer yargısıifade eden görüş ve yorumlar kanıtlanmaya elverişli değilken kişilik haklarınasaldırı niteliği taşıyan olgulara dayanan iddiaların desteklenmesi içingüvenilir delil sunulması gerekir.
55. Başvurucular, kendilerine elektronik posta ilegönderildiğini ileri sürdükleri ve İskenderun Belediyesinin bazı çalışanlarıhakkında ciddi ithamlar içeren iddiaları yazı dizisi olarak üç gün boyuncagazetede yayımlamışlardır. Yazı dizisi ile ilgili olarak aleyhlerine açılandavalarda başvurucuların Mahkemeye sundukları cevap ve delil dilekçelerininincelenmesinden yazı dizisinde yer alan ithamların dayanağı olarak buiddiaların ilçede konuşuluyor olması ile başka bazı yayın organlarında da yeralmasının gösterildiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte başvurucular, derecemahkemeleri önündeki yargılamalarda yazı dizisinin yayımlandığı tarihten önce benzeriddiaların haber yapıldığı başka bir yayın organı gösteremedikleri gibiiddiaların ilçede konuşulduğuna ilişkin bir somutlaştırma da yapamamışlardır.Başvurucular, yazı dizisini yayımlamadan önce iddiaların doğruluğunuaraştırdıklarını ileri sürmüşlerse de bu konudaki çabalarına yönelik de somutbir delil ortaya koyamamışlardır.
56. Elbette başvurucuların ispat yükünü yerine getirirkenkendilerinden bir beyanın doğruluğunu kanıtlayan savcı gibi hareket etmeleribeklenmemektedir. Başvurucuların haber kaynaklarının söz konusu iddialarbakımından makul olarak güvenilir olup olmadığı ile doğru ve güvenilir bilgilersunmak için iyi niyet çerçevesinde hareket edip etmediklerini ortaya koymalarıyeterlidir.
57. Başvurucular, ilk derece mahkemesi tarafından tanıklarınındinlenmediğinden şikâyet etmişlerdir. Bununla birlikte ne tanık ifadelerinindavanın esasına yapacağı katkı hakkında Mahkemeyi ikna edebilecek bir verisunmuşlar ne de temyiz yolunda tanıklarının dinlenmemesi ile ilgili bir şikâyetdile getirmişlerdir. Dolayısıyla derece mahkemeleri önündeki yargılamalardabaşvurucuların ileri sürdükleri olgusal iddialar hususunda gerçeği ispatetmelerine ve iyi niyetlerini ortaya koymalarına izin verilmediği desöylenemez.
58. Diğer taraftan yazı dizisini gazetede yayımlamalarınedeniyle başvurucular hakkında ceza yargılaması yapılmamış, yalnızca tazminatdavaları açılmıştır. İlk derece mahkemesi, tarafların ekonomik ve sosyaldurumunu araştırarak manevi tazminatı zenginleşmeye neden olmayacak şekildetakdir ettiğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesince de her bir dava içinhükmedilen tazminat miktarının -bu tür davalarda genellikle verilen tutarlar vesöz konusu yazıların ağırlığıyla karşılaştırıldığında- ulaşılmak istenen amaçile orantısız olduğu değerlendirilmemiştir.
59. Derece mahkemeleri, başvurucuların ifade özgürlüğünükullanırlarken görev ve sorumluluklara uygun davranmadıkları sonucunavarmışlardır. Yukarıda anlatılanlar ile birlikte ilk elden davaya bakan derecemahkemelerinin taktir payı da dikkate alındığında başvurucular aleyhinetazminata hükmedilmesinin toplumsal ihtiyacı karşıladığı ve dolayısıyla"demokratik bir toplumda gerekli" ve "ölçülü" olduğusonucuna varılmıştır.
60. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerindegüvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınanifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE10/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.