TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NİHAT SEFER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/4443)
Karar Tarihi: 25/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Hüseyin MECEK
Başvurucu
:
Nihat SEFER
Vekili
:
Av. Hasan Hüseyin EVİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kolluk görevlilerinin bir gösteriye müdahalesisırasında gerçekleşen yaralama olayıyla ilgili olarak soruşturma izniverilmemesi nedeniyle kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/3/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi’nden (UYAP) elde edilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. 1957 doğumlu ve emekli öğretmen olan başvurucu, Gezi Parkıolayları sırasında yaralandıktan sonra vefat eden B.E.nincenazesinin İstanbul’da defnedileceği 12/3/2014 tarihinde İzmir KonakMeydanı’nda yapılan gösteriye katılmıştır.
10. Başvurucu, toplumsal olaylara müdahale aracıyla (TOMA)yaklaşık bir metre mesafeden sıkılan gaz ve basınçlı suyla yapılan müdahaledekolunun kırıldığı ve gözlerinde yanma oluştuğu iddiasıyla araçta görevlipolisler hakkında Kemeraltı Polis Merkezi Amirliği’nemüracaat etmiştir.
11. İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 12/4/2014 tarihliraporunda, vücut fonksiyonlarına etkisi ağır olan ve sağ üst kolda humerus (kolun omuzdan dirseğe kadar uzanankısmı) parça kırığına neden olan yaranın basit tıbbi müdahaleylegiderilemeyeceği kaydedilmiştir.
12. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) 4/7/2014 tarihli ve2014/28474 Sor. sayılı yazısıyla, şikâyete konu eylemin 2/12/1999 tarihli ve4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunkapsamında olduğu kanaatine vararak İzmir Valiliğinden soruşturma izniistemiştir.
13. İzmir Valiliği İl İdare Kurulu 5/9/2014 tarihinde, iddialarailişkin olarak hazırlanan ön inceleme raporunda yer verilen tespitleredayanarak soruşturma izni verilmemesine karar vermiştir. Kararın gerekçesininilgili kısmı şöyledir:
“12.03.2014 tarihinde saat 12.00 sıralarında Konak Meydanı saat kulesi önündeİstanbul'da ölen [B.E.] için KESK İzmir Şubeler Platformu, DİSK Ege BölgeTemsilciliği, TMMOB İl Koordinasyon Kurulu ile İzmir Emek ve Demokrasi güçleritarafından basın açıklaması yapılmak istenilmesi ve Valilik binasına yürümekistemesiyle olay yerinde bulunan rütbeli personel tarafından gruba hitabenyapılan yürüyüşün kanunlara aykırı olduğunu bildirmelerine, Valilik önüneyürümelerine izin verilmeyeceğini megafonlarla uyarmalarına rağmen olay yerindebulunan TOMA araçlarına ve görevli polislere yerden söktükleri kilit taşları,sopa, soda şişesi ve çevreden söktükleri çöp kovaları, trafik dubalarınısürekli olarak atmaya başlamaları, atılan taşlar neticesi bazı görevli polis memurlarınınyaralanması, çevrede bulunan işyerlerinin zarar görmesi, grubun 2911 SayılıToplantı ve Gösteri Yürüyüşü Kanununa aykırı davranıp ihlal etmesiyle grubungörevli personele ve çevreye daha fazla zarar vermesini engellemek amacıylagruba Kanunların verdiği yetki çerçevesinde müdahale edildiği, şikayetçilerinalmış oldukları darp-cebir raporlarına rağmen olayla ilgili tanıkgöstermedikleri, müdahale yerinde görev yazısına göre sadece TOMA-2 aracınınolduğunun yazıldığı ancak toplumsal olayın büyümesi sebebiyle çeşitlinoktalardaki TOMA araçlarının da Konak Meydanına sevk edildikleri, o tarihteÇevik Kuvvet Şubesi bünyesinde 7 (yedi) toma ve 2(iki) panzer aracının olduğu, bu haliyle şikayetçilerin iddiaları doğru kabuledilse bile suyun hangi araçtan sıkıldığının tespitinin teknik olarak mümkünolmadığı anlaşılmıştır.”
14. Bu karara başvurucunun yaptığı itiraz, İzmir Bölge İdareMahkemesi 1. Kurulunca 30/10/2014 tarihinde reddedilmiştir. Kararıngerekçesinde ön inceleme raporu ve ekindeki belgelerin Savcılıkça soruşturmayapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlilikte olmadığına işaret edilmiştir.
15. İzmir Bölge İdare Mahkemesinin kararı 10/2/2015 tarihindeİzmir Valiliğince başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 10/3/2015 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
16. Öte yandan Savcılık tarafından 20/11/2014 tarihinde, Bölgeİdare Mahkemesinin itirazın reddine ilişkin kararının kesinleştiği, yetkilimerci tarafından usulüne uygun olarak verilmiş soruşturma izni bulunmadığı,buna göre soruşturma şartının gerçekleşmediği gerekçeleriyle hakkında öninceleme talebi bulunanlarla ilgili olarak inceleme yapılmasına gerekolmadığına karar verilmiştir. Kararda ayrıca Danıştay 1. Dairesinin 3/3/2005tarihli ve E.2004/794, K.2005/301 sayılı kararı ile Bakanlık Ceza İşleri GenelMüdürlüğünün 16/5/2003 tarihli görüş yazılarına atfen kararın tebliğ edilmesinegerek bulunmadığı ve itiraza tabi olmadığı belirtilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Selçuk Yıldız, B. No: 2014/10382,15/2/2017, §§ 21-29.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
19. Başvurucu; idari soruşturmada İzmir Emniyet Müdürlüğününpersonelini nerede, hangi araçta görevlendirdiğinin tespit edilememesininmümkün olmadığını, delillerin toplanması vazifesinin idari soruşturmayı yapanmuhakkike ait olmasına karşın kendisinden tanık ismi gösterilmesininbeklendiğini, olay mahallinde yedi TOMA ve iki panzer aracı bulunduğunu,yaralamanın hangi araçtaki polis ya da polisler tarafındangerçekleştirildiğinin tespitinin mümkün olmadığı gerekçesiyle soruşturma izniverilmemesinin suç işleyen polislere yargısal bağışıklık sağladığını belirterekkötü muamele yasağı, adil yargılanma hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlaledildiğini öne sürmüştür.
20. Bakanlık görüşünde Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin (AİHM) kararlarına atıf yapılarak bu kararların dikkate alınmasıgerektiği belirtilmiştir.
21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuruformundaki iddialarını tekrar etmiştir.
2. Değerlendirme
22. Anayasa’nın 17. maddesinin ilgili kısmı ile 5. maddesişöyledir:
“Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı
Madde 17- Herkes, yaşama, maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
…
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
…''
''Devletin temel amaç ve görevleri
Madde 5- Devletin temel amaç ve görevleri,Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini,Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
23. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu başlık altındakiiddialarının tümü kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötümuamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
25. Güç kullanılması sırasında kötü muamele yasağının usulyükümlülüğüne ilişkin ilkeler Özge Özgürengin kararında açıklanmıştır (B. No:2014/5218, 19/4/2018, §§70-74).
26. Başvurunun özü, toplantı ve gösteri sırasında yapılanmüdahale üzerine başvurucuyu yaraladığı öne sürülen kolluk görevlileri hakkında4483 sayılı Kanun uyarınca Savcılığın soruşturma izni istemesine rağmensoruşturma izni verilmemesinin kötü muamele yasağını ihlal ettiği iddiasıdır.
27. Anayasa Mahkemesi HidayetEnmek ve Eyüpsabri Tinaş (B. No: 2013/7907, 21/4/2016) ve Selçuk Yıldız başvurularında, gösteriyürüyüşünde yaralanan kişiler hakkında soruşturma izni verilmemesini etkilisoruşturma yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilmiştir. Bu sonuç özetle şugerekçelerle temellendirilmiştir: Kamu görevlilerinin görevlerini devlet adınaifa etmesi sırasında ortaya çıkan bazı durumlarda sık şikâyet edilme vesoruşturma tehdidi altında bulunmaları, adli soruşturmaların belli makamlarıniznine bağlanmasını gerektirebilir. Bununla birlikte soruşturma izni şartınabağlı olmayan suçlarda izin mekanizmasının işletilmesi soruşturmanın etkililiğibakımından sorun oluşturmaktadır.
28. Nitekim somut olayda Savcılığın, atılı suçların 4483 sayılıKanun'un izin şartına bağlı olmaksızın resen kovuşturulması gereken suçlarındüzenlendiği 2. maddesinin beşinci fıkrası kapsamında olup olmadığınıtartışmadan İzmir Valiliğinden soruşturma izni istediği görülmektedir. Öteyandan başvuru konusu edilmemekle beraber -başvuru konusu Bölge İdare Mahkemesikararına dayanarak verilen- kovuşturmaya yer olmadığı kararında da 4483 sayılıKanun hükümleri çerçevesinde kolluk görevlileri hakkında yürütülen vesoruşturma izni verilmemesi ile sonuçlanan ön inceleme aşamasına atıfyapılırken bu yönde bir tartışma yapılmamıştır. Bu nedenle yukarıdakiparagrafta zikredilen kararlardaki sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir yönbulunmadığı anlaşılmıştır.
29. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan kötü muamele yasağının etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Toplantı ve GösteriYürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
30 Başvurucu, katıldığı toplantı ve gösteri yürüyüşüne polisinbiber gazı ve basınçlı suyla yaptığı müdahalede kolunun kırılarak toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
31. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarınaatıf yapılmış; toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bakımından olaytarihi olan 12/3/2014 tarihinden yaklaşık bir yıl sonra 10/3/2015’te yapılanbireysel başvurunun süresinde olmadığı bildirilmiştir. Başvurucu hakkındayapılmış bir ceza soruşturmasının bulunmaması bu görüşe dayanak oluşturmuştur.
32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuruformundaki iddialarını tekrar etmiştir.
2. Değerlendirme
33. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın34. maddesi şöyledir:
"Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkı
Madde 34- Herkes, önceden izin almadan,silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın vegenel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla vekanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınınkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir."
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
34. Başvuruda öncelikle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkı yönünden başvurucu hakkında açılmış bir ceza davasının bulunmamasınedeniyle gösterinin yapıldığı andan itibaren otuz günlük süre içinde bireyselbaşvuruda bulunmamasına dayanılarak kabul edilemezlik kararı verilmesidoğrultusundaki Bakanlık görüşünün ele alınması gerekmektedir.
35. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik iddialaraçısından toplantıya yapılan müdahaleler ve müdahale sonucundaki yaralanmalarailişin olarak adli makamlara yapılacak şikâyetler, bir bütün hâlinde toplantıve gösteri yürüyüşü hakkı ile kötü muamele yasağına ilişkin başvuru olarakkabul edilmelidir (benzer yöndeki karar için bkz. Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015,§ 62). Nitekim bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne polisin müdahalesi ilemeydana gelen sonuçlar açısından kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkının aynı anda ihlal edilmesi mümkündür. Mevcut başvurugibi şikâyetlerde kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkını birbirinden ayırmanın zorluğu, bireysel başvurudabulunabilmek için her iki hak bakımından ayrı ayrı başvuru yolu gösterilmesinianlamsız kılmaktadır. Nitekim başvurucunun kötü muamele yasağı ile toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik müdahalelere dair şikâyetinde ikiiddia birlikte ileri sürüldüğünden Cumhuriyet Başsavcılığı da soruşturmayı aynıtemelde incelemiştir. Bu nedenle her iki hak için ayrı yargılama mercilerinebaşvurulmasını beklemek hak ihlali iddiasına konu olayların aydınlatılmasındave hakların özünün korunmasında yetersiz ve gereksiz bir sonuca yolaçabilecektir (Onur Cingil, B.No: 2013/7836, 16/4/2015, § 61).
36. Bu nedenle incelenen başvuru gibi toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkı ile kötü muamele yasağının aynı müdahale kapsamındaihlal edildiğine ilişkin başvurularda kötü muamele yasağına neden olduğu iddiaedilen müdahaleyi gerçekleştirenlere karşı savcılığa yapılan şikâyet,tüketilmesi gereken başvuru yolu olarak yeterli kabul edilmektedir (Onur Cingil, § 62).
37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılantoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
38. Kolluğun kuvvet kullanması neticesinde toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddialarında uygulanacak ilkeler Özge Özgürengin(§§ 88-95) başvurusunda açıklanmıştır.
39. Kabul edilebilirlik incelemesinde yapılandeğerlendirmelerden anlaşılacağı üzere kötü muamele soruşturmasının dayanağıolan fiziksel saldırı, aynı zamanda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkını etkileyen bir unsurdur.
40. Toplantı ve gösteriye kolluğun güç kullanarak yaptığımüdahalelerden kaynaklanan iddialarda kullanılan gücün orantılı olduğunu kanıtlamakkamu makamlarına aittir (Ali Ulvi Altunelli, B. No: 2014/11172, 12/6/2018, § 63).Kötü muamele yasağının incelendiği bölümde belirtilen nedenlerle devletin buyükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemeyeceğinden Anayasa’nın 34. maddesindegüvence altına toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracakşekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
42. Başvurucu 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
43. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususundagenel ilkeler belirlenmiştir.
44. Mehmet Doğan kararında özetle uygun giderim yolununbelirlenebilmesi açısından öncelikle ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiğivurgulanmıştır. Buna göre ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak içinyeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeyegönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan,§§ 57, 58).
45. Başvuruda, Anayasa'nın 17. ve 34. maddelerinde düzenlenenkötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının,olaydaki suçun izin şartına bağlı olup olmadığının tartışılmamasından ve bunadair ilgili ve yeterli gerekçe ortaya konulmamasından dolayı ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
46. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinkararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere İzmir Bölge İdareMahkemesi 1. Kuruluna (E.2014/304, K.2015/10) gönderilmesine karar verilmesigerekir.
47. Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesi, ihlale yol açan yargılama sürecine muhatap olanbaşvurucunun bu sürede uğradığı bütün zararları gidermemektedir. Üstelikihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasınakarar verilmekle birlikte başvurucunun muhatap olduğu yargısal süreç devametmektedir. Dolayısıyla eski hâle getirmekuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi içinyalnız ihlal tespitiyle ve yeniden yargılama suretiyle giderilemeyecek olanmanevi zararları karşılığında başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen toplam 226,90 TL harç ve2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir Bölge İdare Mahkemesi1. Kuruluna (E.2014/304, K.2015/10) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
E. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için İçişleri BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE25/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.